GeriAhmet HAKAN Başkanlığı savundum diye yandaş mı oldum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başkanlığı savundum diye yandaş mı oldum

“BAŞKANLIK sistemini savunuyorum” diye yazı yazdım ya...

Her taraftan bin türlü yumruk geldi.

 

Resmen serseme döndüm vallaha.


*


Lafı çakan çakana:


“Vay! Sen de mi yandaş oldun” diyenler.


“Senin gibi muhalif olmaz olsun” diyenler...


“Dümeni kırdın” diyenler...


Hatta “Dayağı yiyince başladın kıvırmaya” diyenler...


Falan.


*


Bakın, aslan parçaları!


*


Ben eğer gerçekten de iddia ettiğiniz gibi...


Tayyip Erdoğan’a tam yandaş olmak için dümeni kıvırmaya karar verseydim...


Başkanlık sistemini asla ve kat’a savunmazdım.


*


Eğer “dümeni kırıyorum arkadaş, artık tam yandaş olacağım” diye karar verseydim...


“Yaşasın başkanlık sistemi” diye haykırmazdım.


*


Eğer tam yandaş olmaya karar verseydim.


Tayyip Erdoğan’a şunları söylerdim:


Yav ne yapıyorsun Reis’im?


Ne başkanlık sistemi? Elini ayağını öpeyim bırak bu işleri!


Mevcut durumdan daha keka bir durum mu olur?


Sorumluluğun yok, Meclis sende, kabine sende, parti sende, ülke sende...


Ne diye “başkanlık sistemi” falan diyerek... Başına iş açıyorsun ki?


Yok dengeydi, yok frendi, yok mekanizmaydı, yok kuvvetler ayrılığıydı falan. Ne gerek var ki?


Mevcut sistemle muhalefet partileri, sittin sene iktidara gelemez.


Ama başkanlık sisteminde... Ahaliyi senden daha iyi tavlayacak azıcık uyanık birini buldular mı, yandı gülüm keten helva!


7 Haziran’ı hatırla! Eğer başkanlık seçimi yapılıyor olsaydı, resmen gittiydi elden iktidar.


Bizim ahaliye güven olmaz Reis’im.


O yüzden bırak başkanlığı, sistemi falan da... Sen şu muhteşem sistemsizliğin keyfini çıkar kurban olduğum...


*


Yani demem o ki...


Fiili durum göz önünde bulundurulduğunda...


Başkanlık sistemini savunuyor olmak...


Tayyip Erdoğan’a kıyak yapmak değil, önüne taş koymak anlamına gelir.


*


Ama gelin görün ki...


Ne bana laf çakanlar bunun farkında, ne Tayyip Erdoğan bunun farkında, ne Tayyip Erdoğan’ın muhalifleri bunun farkında, ne de Tayyip Erdoğan’ın yandaşları bunun farkında...

 


Özüm Sünni,köküm İslamcı

 


AZICIK aykırı laf ettik ya...


Aldığım yığınla tepki arasında en can sıkıcı tepki şu oldu:


Özün Sünni.


Kökün İslamcı.


Senden demokrat aydın olmaz.


*


Doğrudur. Özüm Sünni’dir. Doğrudur. İslamcı çizgiden geliyorum.


Aydın olmak gibi bir iddiam yok. Sadece demokrat olmaya gayret etmek gibi bir çabam var.


*


Belki benden demokrat da, aydın da olmaz ama sırf birazcık aykırı fikir serdettiğim için bana “Senin özün şu, kökenin bu... Senden demokrat aydın olmaz” diyen birinden hiçbir şey olmaz.


*


“Senin özün Alevi’dir, senden hiçbir şey olmaz” diyen kafa ne kadar mezhepçi, ayrımcı bir kafaysa...


“Senin özün Sünni’dir, senden hiçbir şey olmaz” diyen kafa da o kadar mezhepçi, ayrımcı bir kafadır.


Bu iki kafa da ne kadar da bedbaht kafadır! Bu iki kafa ne kadar da akraba kafadır!

 


Başkanlık sistemini istemeyenlere 5 soru

 


EZBERİNİZİ bozarak...


Elinizi vicdanınıza koyarak...


Bu zamana kadar size söylenenleri unutarak...


Yeni bir sayfa açarak...


Değişik bir bakış açısı geliştirmeye çalışarak...


İşin mantığını kavramaya gayret ederek...


“Acaba” diyerek...


“Neden olmasın yahu” diyerek...


Şu beş soruya cevap verin lütfen:


*


SORU BİR: Eğer Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkan seçilmesi yüzde yüz garanti olsa... Başkanlık sistemini yine de istemeyecek misiniz?


*


SORU İKİ: Bugün statüko değişmiştir. Artık parlamenter sistem, fiili olarak rafa kaldırılmıştır. İstediğin kadar isyan et, sonuç budur. Bu durumda sanki ülkede parlamenter sistem varmış gibi yapmanın ne anlamı var? Ne yani? Bu saatten sonra olmayan bir parlamenter sistemin muhafızlığını mı yapacaksınız?


*


SORU ÜÇ: Demokrasiyi önceleyen, kuvvetler ayrılığını esas alan, denetimi öne çıkaran bir başkanlık sistemi, fiili olarak “tek adam yönetimi”ne dönüştürülmüş olan şu anki sistemden bin kat daha iyi değil mi?


*


SORU DÖRT: Şu anda “başkan gibi” davranan biri tarafından yönetiliyorsun. Buna karşı var mı yapabildiğin bir şey? Yok. Etkisiz elemanlar gibi seyirci kalmak yerine “Getir demokratik bir başkanlık sistemini, biz de evet diyelim” şeklinde ezber bozan bir çıkış yapsan... Çok daha makul bir tutum izlemiş olmaz mısın?


*


SORU BEŞ: Hem sen niye bu kadar özgüvensizsin ki? Nereden biliyorsun ille de Tayyip Erdoğan’ın başkan seçileceğini... Belki de Anadolu’da yiğidin harman olduğu bin yerden birinden bir yiğit çıkar ve o başkan seçilir. Kim bilir?

 

Başkanlığı savundum diye yandaş mı oldum

 

 

Putin hakkında 10 tuhaf bilgi

 


BİR: 35 yaşına kadar azıcık kilolu, fazla pısırık ve sonsuz başarısız bir adam olarak yaşamış.


*


İKİ: İkisi de birbirinden tuhaf, ikisi de birbirinden kötü iki kitap okumuş son on yılda.


*


ÜÇ: Bazı şakrak arkadaşlarının kendisine gösterdikleri komik videolara göz atmasını saymazsak internetle arası iyi değilmiş.


*


DÖRT: Rus Çarı ünlü “Deli Petro” var ya... En çok işte ona imrenirmiş.


*


BEŞ: Geç uyanırmış. Ezanlar okunurken asla kalkmaz, güneşi mutlaka uykuda üstüne doğururmuş.


*


ALTI: Ankara gibi olan Moskova’yı sevmez, İstanbul gibi olan St. Petersburg’a bayılırmış.


*


YEDİ: Kahvaltıda bıldırcın yumurtası yemeye bayılırmış. (Hiç yemedim. Tadı nasıl acaba?)


*


SEKİZ: Buz hokeyi... En sevdiği spormuş. Haftada bir gün halı sahada futbol oynar gibi buz pistinde buz hokeyi maçı yaparmış.


*


DOKUZ: En büyük korkusu zehirlenmekmiş. Çeşnicibaşısı sayısı bilinmiyor.


*


ON: Yakın arkadaşları kendisine eskiden “PATRON”, bugünlerde ise “ÇAR” dermiş.

 

Kaynak: Hürriyet
Pazar Eki.

 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku