GeriAhmet HAKAN Bari sırf bunun için Atatürk’e saygı duy
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bari sırf bunun için Atatürk’e saygı duy

Hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete geçmesinin üzerinden yüz yıl geçti.

Şunu net bir şekilde söyleyebilirim:

*

Demirel... Ecevit... Özal... Erbakan...

Bu ülkeyi yönetme fırsatı elde ettilerse...

Bunu hâkimiyet hakkının millete verilmesi sayesinde elde ettiler.

Bari sırf bunun için Atatürk’e saygı duy

Şu da nettir:

*

Hâkimiyet hakkı, yüz yıl önce millete verildiği için...

Tayyip Erdoğan, milletten aldığı destekle 17 yıldır ülkeyi yönetebiliyor.

*

Yüz yıl önce hâkimiyet hakkı millete verilmeseydi...

15 Temmuz kepazeliğini bastırdığımız anda dağa-taşa “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” yazamayacaktık.

*

Hiçbir şey için olmasa da...

Sırf bunlar için bile Atatürk’ün hakkı ödenmez.

Sırf bunlar için bile Atatürk’e derin bir saygı duymak şart.

*

Fakat öyle olmuyor işte!

*

Mesela Atatürk’le kafayı bozmuş tipin teki...

Hâkimiyet hakkının millete verilişinin yüzüncü yıldönümünde sosyal medyadan yazdığı mesajlarda...

Atatürk’e “ajan majan” diyerek hakaret ediyor.

Ve işin daha fenası...

Bu yazdığıyla AK Parti’ye destek veren çok küçük bir kesimi etkileyebiliyor.

*

Yapmayın beyler! Etmeyin efendiler!

Bir “ilgi budalası”nın peşine takılıp da...

Hâkimiyeti millete teslim eden, “milli irade” diye bir kavramın bayraklaştırılmasına vesile olan, son sözün millet tarafından söylenmesi sürecini başlatan Atatürk gibi bir lidere saygısızlık etmekten derhal vazgeçin!

YÜZÜMÜZ İLK KEZ GÜLÜYOR

KAYIPLARIMIZA tabii ki üzülüyoruz. Tabii ki gönlümüz hiç kaybımız olmasın istiyor. Tabii ki tek bir kayıp bile hepimiz için büyük kayıp! Hasta olanlarımızın tabii ki bir an önce iyileşmelerini temenni ediyoruz.

*

Ama bir yandan da küresel çapta bir büyük salgının ülkemizde çok daha büyük bir felakete yol açmadan kontrol altına alınmış olmasından memnun oluyoruz.

Yüzümüz bunun için gülüyor.

*

Nereden mi çıkarıyorum salgının kontrol altına alındığını?

Sağlık Bakanı’nın açıklamalarından mı?

Hükümet yetkililerinin sözlerinden mi?

Hayır! Hayır!

*

Mehmet Ceyhan Hoca’nın sözlerinden...

*

O Mehmet Ceyhan Hoca ki...

Temeli Atatürk döneminde çok sağlam bir şekilde atılmış olan Türkiye enfeksiyonla mücadele geleneğinin son temsilcilerinden... Kafasını kessen bilim dışı tek bir kelime çıkmaz ağzından... Hükümetin işine yarıyormuş, muhalefetin işine yarıyormuş falan... Hiç bakmaz. Gerçeği, sadece gerçeği ama bütün gerçeği söyler.

*

Mehmet Ceyhan Hoca diyor ki:

Evet, salgın kontrol altına alınmış gözükmektedir.

Evet, mayıs sonu haziran başı itibarıyla normale dönüşün planları yapılabilir.

*

Kayıplarımız için içimiz kan ağlarken...

Felaket senaryolarının hiçbiri ülkemiz için gerçekleşmedi diye...

Yüzümüz gülüyor.

*

SOSYAL MEDYA MAYMUNUNA NOT: Anladın mı niye yüzümüz gülüyormuş sevimsiz maymun?

SAÇMA SAPAN İŞLER

SAÇMALIK NO BİR: CHP Üsküdar İlçe Başkanı’nın, eline fotoğraf makinesini alıp İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un evini taciz etmesi... Ne kadar saçma bir şey! Yahu varsa yasaya aykırı bir durum, gidersin ilgili makamlara şikâyet edersin. Sen zabıta mısın kardeşim? Kim verdi sana teftiş hakkını? Canan Kaftancıoğlu mu? Peki Canan Kaftancıoğlu, zabıta komiseri mi? Bu ne saçma sapan bir iştir?

*

SAÇMALIK NO İKİ: Salgın var. Her gün en az yüz bin kere “Temas yok, izolasyon var” deniyor. Çocuklar evlerden çıkamıyorlar ve bu nedenle kendilerine armağan edilen bayramı evlerinde kutlamak zorunda kalıyorlar. Yahu böyle bir ortamda, Meclis’te yapılacak tören için “Kim geldi, kim gelmedi” tartışması çıkarmak saçmalık değil de nedir? Konuşulacak, muhalefet edilecek konu mu kalmadı da bunu üzerinde bunca duruldu? Nedir? Ne iştir?

ÇOK FENA OLUYORUM

“İKİNCİ dalga, üçüncü dalga gelebilir” cümlesi ile  “Virüs mutasyona uğrayacak, daha beter olacak” cümlesini işittiğimde...

Bende şunlar oluyor:

*

Tadım kaçıyor, nevrim dönüyor, tansiyonum fırlıyor, kafamın tası atıyor, ateşim çıkıyor, yüreğim daralıyor, sinirlerim zıplıyor.

HER ŞEY ESKİSİ GİBİ OLACAK

Yine kavuşacağız birbirimize ve sımsıkı sarılacağız.

*

Yine kalabalık akşam sofralarından kahkahalarımız yükselecek.

*

Yine korkusuzca dalacağız kalabalıklara.

*

Yine Akdenizlilere özgü özelliğimiz öne çıkacak ve dokunarak ifade edeceğiz kendimizi.

*

Yine kafe önlerine sandalye atıp gelene geçene bakacağız.

*

Yine yaklaşacağız birbirimize maskelerimizden sıyrılarak.

*

Yine ruhsuz AVM koridorlarında canlarımız sıkılacak.

*

Yine “Evim evim güzel evim” diyerek döneceğiz evlerimize.

*

Yine “Ne güzeldir yollarda olmak şimdi” şarkısı eşliğinde atlayıp arabaya Trakya üzerinden Ege’ye doğru açılacağız.

*

Yine Ortaköy’den Bebek’e kırk beş dakikada zor gideceğiz.

*

Yine iple çekeceğiz Açıkhava konserlerini.

*

Yine dizi izlemeye pek zaman bulamayacağız.

*

Yine başlayacak “Yahu özledik! Bir kahve içelim, bir yemek yiyelim” demelerimiz.

*

Yine sokaklardan bin türlü ses yükselecek.

*

Yine “Roma mı? Paris mi? Londra mı?” falan diye hiç gerçekleşmeyecek seyahat planları yapacağız uzun uzun.

*

Yine Şeyma’nın dünyanın öbür ucundaki bilmem ne plajında dans ederken çektirdiği fotoğraflara maruz kalacağız.

*

Velhasıl tasalanmayın kardeşler ve de kız kardeşler... Her şey eskisi gibi olacak.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku