Bakü seyahatinden dönerken uçakta gözlemlediğim Tayyip Erdoğan

Gemileri yakmış gibi değildi.

Tam tersine...

Tüm adımlarını kılı kırk yaran bir hesap kitap içinde atıyor gibiydi.

*

Bir maceraya atılmış gibi değildi.

Tam tersine...

Bütün hamlelerini esneme paylarını gözeterek planlamış gibiydi.

*

Kapıları kapatmış gibi değildi.

Tam tersine...

Sonuna kadar müzakereye açık gibiydi.

*

Kafasına göre takılıyor gibi değildi.

Tam tersine...

Attığı her adımı uluslararası hukuka dayandırmaya azami önem veriyor gibiydi.

*

Öfkeli gibi değildi.

Tam tersine...

Haklılığına güvenenlere özgü bir rahatlık içinde gibiydi.

*

Dünyaya kulaklarını kapatmış gibi değildi.

Tam tersine...

Yapılan bütün açıklamaları büyük bir dikkatle takip ediyor gibiydi.

*

Belirsizlikler içinde yüzer gibi değildi.

Tam tersine...

Hedefini ve amacını belirlemiş, ne istediğini tam olarak biliyor gibiydi.

*

İçerideki birliği ihmal ediyor gibi değildi.

Tam tersine...

CHP’yi, MHP’yi, İYİ Parti’yi içerideki birliğin ana unsurları olarak görüyor gibiydi.

*

Tepkilere şaşırmış gibi değildi.

Tam tersine...

Hepsini ve daha fazlasını öngörmüş gibiydi.

*

Sahayı diplomasiye tercih ediyor gibi değildi.

Tam tersine...

Hem sahayı hem diplomasiyi aynı anda büyük bir dikkatle izleyip yönetiyor gibiydi.

Bakü seyahatinden dönerken uçakta gözlemlediğim Tayyip Erdoğan

KÜRTÇE KONUŞANA SALDIRMAK TÜRKİYE’YE SALDIRMAKTIR

ÇANAKKALE’de 74 yaşındaki bir adama, karısıyla Kürtçe konuştu diye soda şişesiyle saldırmışlar... Adamın kafası kanlar içinde!

*

Bu konuda söyleyeceklerim şunlardır:

*

Kürtçe konuşan birine saldırmak ile Türkiye’ye saldırmak arasında... Zerre kadar fark yoktur.

*

Her kim Kürtçe konuşan birine saldırıyorsa... Türkiye’ye saldırıyordur.

*

Her kim Kürtçe konuşan birine saldırıyorsa... Türkiye’nin iddialarına saldırıyordur.

*

Kürtçe konuşan birine saldırmak... Türkiye’nin düşmanlarına eşsiz bir katkı sağlamaktır.

Bakü seyahatinden dönerken uçakta gözlemlediğim Tayyip Erdoğan

SAKALIN BAHÇELİ’YE KATTIĞI ÜÇ ŞEY

UZUN bir nekahet döneminden sonra yeniden görevinin başına dönen MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye geçmiş olsun diyorum.

Ve sakal bırakmasıyla ilgili olarak... Sakal konusunda kendi çapında deneyim sahibi olan biri olarak şu yorumu yapıyorum:

*

Sakal, Devlet Bahçeli’nin çehresine şu üç şeyi katmış:

BİR: Bilgece bir yumuşaklık...

İKİ: Hikmetli bir dinginlik...

ÜÇ: Derinlikli bir eda...

GÜNDOĞDU MARŞI

SOL bir kültürden gelmediğim halde...

Nedense sol popüler kültürün her unsuruna hâkimiyetim tamdır.

Solun marşlarını, sloganları falan... Çok iyi bilirim.

*

Kaldı ki dün AK Parti grubunda bir grup gencin söylediği Gündoğdu Marşı’nın, sol cenahın en bilinen marşı olduğunu bilmek için sol popüler kültürün her unsuruna hâkim olmaya falan da gerek yok.

Gözü, kulağı azıcık açık herhangi biri de pekâlâ bilir ki Gündoğdu Marşı, solun marşıdır.

*

Durum böyle olduğu halde...

“Bakın bakın... Biz yeni bir marş türettik” edasıyla...
Solun en bilinen marşını ufak tefek değişikliklerle kopya etmek, “Biz marş üretemedik, başkalarının marşının üzerine konduk” demekten başka bir şey değildir.

KAYBETTİĞİMİZ İKİ DEĞER: ORHAN BİRGİT, ALİ TOPUZ

ORHAN BİRGİT: İslami kesime yönelik ayrımcılığın tavan yaptığı bir dönemde o kesimin tam göbeğinde gazetecilik yapıyordum. Herkesin benden ve benim gibilerden köşe bucak uzak durduğu dönemde... Orhan Birgit’in dışlamaya zerre kadar yüz vermeyen kapsayıcı tutumunun birinci dereceden şahidiyim. CHP çizgisinin önde gelen isimlerinden Orhan Birgit’in vefat ettiği bir günde bu şahitliğimi yapmayı borç bilirim. Allah kendisine rahmet eylesin.

*

ALİ TOPUZ: Aktif siyasetin içindeyken de aktif siyasetin dışındayken de... En çok diyalog kurduğum, kurabildiğim CHP’li siyasetçilerin başında geliyordu Ali Topuz... Hiç üşenmeyip uzun uzun izah etmek... En önemli özelliğiydi. Dava adamıydı ama objektifliğini de korumayı başarırdı. Partisine, çizgisine sadakati tamdı ama bu sadakat partisine, çizgisine mesafeli bir şekilde bakmasına engel olmuyordu. Türk siyasetinin önemli ismi Ali Topuz’a da rahmet diliyorum.

BAKÜ İZLENİMLERİ

Küçümseyerek gitmiştim, küçümseyerek gittiğim için feci şekilde utanarak döndüm.

*

“Kafkasların Paris’i” diyeceğim ama Paris’e iltifat olur diye endişe ediyorum.

*

Bizim Nişantaşı var ya... Onu 40’la çarpın... Bakü’de işte öyle bir Nişantaşı var.

*

“Rüzgârların şehri” deniyormuş Bakü’ye... Vallahi hak ediyor.

*

Her şey nasıl da yeniydi ve her şey nasıl da eskiye hürmetliydi... Pes doğrusu!

*

Simide gevrek demiyorlar ama çayı reçelle içiyorlar Bakü’de... Öyle benimsedim ki ben de artık çayı reçelle içiyorum.

*

Semaver var ya semaver... İşte onun ana vatanı Bakü imiş.

*

Birbirinden güzel ve etkileyici binalar için “Hepsi makyaj, hepsi giydirme” falan dediler. Böyle makyaja can kurban!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sözde

Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde çok sert.

İyi ama...

- İktidar yumuşak mı?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan yumuşak mı?

- AK Parti sözcüleri yumuşak mı?

Hayır! Asla!

*

Normal şartlar altında baktığımızda söylemem gereken şudur:

*

Yazının Devamını Oku

WhatsApp’tan neden kolay kolay çıkamam

Dadanmacı bir kişilik olduğum için tiryakisi olduğum bir şeyi hemen terk edemediğimden...

- Sanki ben orayı terk edince... Herkes orada kalacak ve arkamdan konuşacakmış gibi düşündüğümden...

*

- Yeni yerlere ısınma sürecinin üzerimde yarattığı ağır tedirginlik ve yoğun stresten korkuyor olmamdan...

*

- İçinde bulunduğum grupların “Çıkalım mı, çıkmayalım mı” konusunda yaptıkları tartışmadan fena halde sıkıldığımdan...


Yazının Devamını Oku

Maklubeci tosun marulcu olmuş

Fetullah’ın manevi oğlu olarak bilinen, hatta soyadını “Gülen” olarak değiştiren basketbolcu Enes var ya...

İşte o Enes, bir vegan dergisine pozlar vermiş.

*

Maruldan kıyafetler giyerek fotoğraflar çektirmiş.

Ve şu mesajları vermiş:

- Et olumsuz etki yaratıyor.

- İnekler ve tavuklar vahşice öldürülüyor.

Yazının Devamını Oku

Milli Mücadele yedi düvel falan

Metin Hülagü adlı tarih profesörü, sosyal medyada şöyle bir paylaşım yapmış:

“Milli Mücadele’de biz 7 düvelle falan savaşmadık. Bu tür masalları çocukken dinlemiştik ama anladık, yalanmış. Tek savaştığımız devlet Yunanistan ve kısmen Fransa’dır.”

*

Tarih profesörü titrim yok ama aklım ve izanım var.

Akıl ve izan çerçevesinde...



Yazının Devamını Oku

Bizim çocuklar yapmadı

12 Eylül darbesinin haberi ABD’ye ulaştığında...

Bir ABD yetkilisi...

“Our boys have done it” demişti.

Yani...

“Bizim çocuklar başardı.”

ABD’deki son olayların başladığı andan itibaren öylece bekledim.

Bir yetkilimiz çıksa da...

“Kongreyi basanlar bizim çocuklar değil” diye bir demeç patlatsa diye...

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi protestoları kimin işine yarayacak?

Eğer bu protestolar...

Amacından saparsa...

Tadında bırakılmazsa...

Bir büyük kargaşaya dönüşürse...

İllegal örgütlerin katılımına açık hale gelirse...

Üniversitenin dışına taşarsa...

Barışçıl yönünü kaybederse...

Polisle çatışma noktasına varırsa...

Yazının Devamını Oku

Hasip, Emine Fatma, Sırrı Selahattin Ahmet

İYİ Parti’nin önemli isimlerinden Yavuz Ağıralioğlu, HDP’ye karşı bugüne kadar yapılmış en sert açıklamalardan birini yapmış.

 

Söyledikleri, HDP açısından gerçekten yenilir yutulur cinsten şeyler değil.

*

Tam olarak söylediği şu Ağıralioğlu’nun:



Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan önemli mesajlar

Dünyada hiçbir ordu bunu başaramazdı

- 15 Temmuz badiresinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumu nedir? Toparlanma oldu mu?

*

- HULUSİ AKAR: 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ordudan uzaklaştırılanlar oldu. Generallerin yüzde 50’si, kurmay subayların yüzde 73’ü görevden uzaklaştırıldı. Bunun ardından bir ay sonra Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleşti. Sonra da 4 büyük başarılı operasyon. Dünyada başka hiçbir ordu bunun altından kalkamazdı.

*

SÖZDE DEVLET TEHDİDİNİ PARÇALAYIP ATTIK

- Harekâtların amacı, sizin “terör koridoru” diye nitelediğiniz yapıyı bozmaktı. Bunda başarılı olundu mu?

*

Yazının Devamını Oku

Vitrin mankeni, başörtüsü, CHP ve Sevgi Kılıç

CHP’de başörtülü bir Parti Meclisi üyesi var.

Adı: Sevgi Kılıç.

*

Sevgi Kılıç’ın CHP’nin Parti Meclisi’ne seçilmesini başından beri hep şöyle karşıladım:



“Ne güzel! Ne şahane! Ne hoş!”

Yazının Devamını Oku

Osman Hoca’nın iyi hayat tavsiyelerinden 10’unu seçtim

Dünkü Hürriyet’te uzun, upuzun bir liste yayınladı Osman Müftüoğlu... Listenin adı: “İYİ HAYAT TAVSİYELERİ”. Yüz maddelik bir liste... “Çok çok iyi bir hayat” olmasa da “Eh işte... İdare eder bir hayat” için listeden 10 madde seçtim kendime...

1. STRESE UYUM SAĞLA

Uyum sağla demek kolay... Nasıl yapacağız bu işi Osman Hocam? Huyunu suyunu bilmiyoruz ki bu meretin.



*

2. AZ KONUŞ ÇOK DİNLE

Yazının Devamını Oku

2021 duası

2021 yılı...

Maskelerin fora olduğu...

Mesafelerin aradan kalktığı...

Hepimizin aşılandığı...

“Ben de korona oldum” cümlesinin hiç işitilmediği...

Vaka sayısı, ölüm sayısı tartışmalarının yerle yeksan olduğu...

Kucaklaşma döneminin başladığı...

“Entübe” kelimesinin unutulduğu...

65 yaş üstünün rahat bırakıldığı...

Yazının Devamını Oku

‘Sen’ denilmez ‘siz’ denilecek

Bu “sen/siz” meselesine kafayı fena halde takmış bulunmaktayım.

Bunun iki türlüsü var:

*

BİRİNCİ TÜR

Postanede, emniyette, devlet dairesinde görevli olanlar, toplumsal statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri tiplere...

“Siz” diye hitap ediyorlar.

Toplumsal statüsünü düşük gördüklerine ise kolaylıkla “sen” diyorlar.

Her önüne gelene “sen” dense...

Genel bir kabalık deyip geçeceğim.

Yazının Devamını Oku

Şu ‘sen’ diye hitap etme sorununu da bir aşsak

Antalya’da şöyle bir olay olmuştu:

 

Polis, “Kalacak yerim yok” diyen bir vatandaşımıza...

Sokağa çıkma kısıtlamasına uymadığı gerekçesiyle...

3 bin 150 lira ceza kesmişti.

*

Bu olay nedeniyle Türk Polis Teşkilatı’ndan bir özür açıklaması geldi.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı? Hangisi denk gelirse şanslıyım?

Şöyle bir durum var:

 

Hem Çin aşısı geliyor Türkiye’ye... Hem de bizim Uğur-Özlem hocaların Alman aşısı...

*

Bu aşılar, belli bir planlama dahilinde yapılacak vatandaşa...

Yani artık hangisi denk gelirse.

*

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

Yazının Devamını Oku

Deizm, yılbaşı, içki, Diyanet falan

Haftada bir kez muhakkak muhafazakâr bir yazar, şöyle bir iddiada bulunuyor:

Deizm çığ gibi artıyor!

Hiçbir ölçülmüş veriye dayanmayan bu türden cümlelerle sürekli ortalığın telaşa verilmesi...

Deizm propagandası yapmaktan başka bir şey değildir.

*

Nihat Hatipoğlu’nu seversiniz, sevmezsiniz.


Yazının Devamını Oku

Türkçe Kuran konusunda aklı karışıklar için bir kılavuz

NEDEN ARAPÇA?

Müslümanlar, Kuran’ın “Allah kelamı” olduğuna inanıyorlar. Bu inanış nedeniyle de orijinale sadakat gösteriyorlar. Arapçaya yönelik bir saygı duruşu değildir bu! “Allah kelamı” kabul edilen metne yönelik saygı duruşudur. İbadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinal halinin okunması konusundaki duyarlılığın temel nedeni budur.

*

TÜRKÇE OLMAZ MI?

Türkçe Kuran olmaz mı? Tabii ki olur. Nitekim çok miktarda Kuran meali var. Sadece Türkçe değil. Çince Kuran da olur, İngilizce Kuran da olur, Almanca Kuran da olur, Japonca Kuran da olur. Fakat bütün bunlar, orijinalin yerini tutmaz. Çünkü orijinalin Allah kelamı olduğuna inanılır.

NASIL ANLAYACAĞIZ?

Ritüellerde, dualarda, ibadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinali okunur. Ama bilmek için, öğrenmek için, anlamak için... Tabii ki orijinal metnin çevirisi okunur. Türkçe meal işte bunun için vardır. Kuran’ın daha ayrıntılı yorumu olan Türkçe tefsirler bunun için vardır.

*

Yazının Devamını Oku

Rakı sofrasında genç bir kadına sarkıntılık eden Mevlevi dedesi kimdir?

17 Aralık’ta Şeb-i Arûs nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Türkçe Mevlevi ayini”, büyük tepki çekti.

Dünyaca ünlü neyzenimiz Kudsi Erguner, bu ayinle ilgili şu hükmü veriyor:

*

“Türkçe Kuran, naat ve ayinin okunduğu bu gösteri, dini, tasavvufi ve Mevlevi geleneklere tamamen aykırıdır.”

*

Peki kimdir İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde düzenlenen ayinin arkasındaki isim?

*

“EMAV–Evrensel Mevlânâ Âşıkları Vakfı” adlı bir vakıf.

Vakfın kurucusu ve onursal başkanı, kendisini

Yazının Devamını Oku

FETÖ’cülerin çıplak arama iddiaları neden etkili olamıyor?

Bütün bir Türkiye, artık şunları çok iyi anladı:

 

- FETÖ’cülük, bir aldatma ve kandırma hareketidir.

- Başı, ortası ve sonu sinsilik üzerine bina edilmiştir.

- Gerçek amacı gizlemek, adamların milli sporudur.

- Örgütün en temel şiarı şudur: Olduğun gibi görünme!

- Dava adına gözlerini kırpmadan yalanları patlatırlar.

- Solcu olurlar, liberal olurlar, Atatürkçü olurlar.

-

Yazının Devamını Oku

Yılbaşı kutlamaları... Evde yasak, otelde serbest

Evlerde kalabalıklar halinde yılbaşı kutlaması yapılmasını istemiyor yetkililerimiz.

Bunu “yasak” kapsamına almış durumdalar.

*

- Yaptırımı nedir? Pek belli değil.

- Yasağın delindiği nasıl belirlenecek? Sanırım komşunun komşuyu ihbarıyla...

Neresinden bakarsan bak tatsız bir uygulama...

*

Ama halkın sağlığını göz önünde bulundurduğumda...

Yazının Devamını Oku

Densizlik günleri lüzumsuzluk çağı

Ceset ve cami

Ebubekir Sifil isimli bir ilahiyatçı, kızdığı gazeteciler için “Bunların cesetleri camiye sokulmasın” falan diye bir açıklama yapmış. Lüzumsuz, gereksiz bir yaklaşım. Ali Ekber Çiçek, bir türküsünde “Kılma cenazemi / Lazım değilsen” der... Sen de en fazla “Kılmam cenazeni / Lazım değilsen” der geçersin. Nedir bu cesetli mesetli camiye sokmama çağrısı...




- İZMİR VE DİYARBAKIR: Coşkun Sabah’a da bir haller oldu. Gün aşırı dikkat çekmek için lüzumsuz açıklamalar yapıyor. En son söyledikleri, tam densizlik... Kızının bikinili fotoğraflarının herkes tarafından görülmesini istemezmiş, çünkü İzmirli değilmiş Diyarbakırlıymış falan... Bize ne kardeşim senin kızından, bikiniden? Ne diye şehirlere yönelik bu tür ayrımcılıklar yapıyorsun. Nedir derdin senin?

Yazının Devamını Oku