Bakan Pakdemirli: Ben pilotum bana yutturamazlar

BAKAN ARADI: Telefonum çaldı... “Alo... Ben Bekir Pakdemirli” deyince bir an durdum... Sert bir şekilde eleştirmiştim ya... Duraksamam o yüzdendi. Hemen gardımı aldım ve başladım dinlemeye... Baktım, gayet kibar, gayet medeni şekilde eleştirilerime cevap veriyor, ben de başladım sorularla konuyu açmaya.

HELİKOPTER YETERLİ: Orman Bakanlığı’nın elinde yangınlara müdahale edecek 23 helikopter varmış, yeni dönemde bu sayı 30’a çıkmış. Bakan Pakdemirli, bunun yeterli olduğunu söyledi... Peki ya uçak? Bakan Pakdemirli, helikopterle müdahalenin uçakla müdahaleden daha etkili olduğunu belirtti, ancak uçak alternatifinin de gündemlerinde olduğunu vurgulamadan geçmedi.

Bakan Pakdemirli: Ben pilotum bana yutturamazlar

THK İLE POLEMİK: Türk Hava Kurumu’yla tartışma nereden çıktı peki? Bakan Pakdemirli, bu tartışmayı başlatan tarafın THK olduğu görüşünde... “Biz yangına en iyi, en etkili şekilde müdahale ederken Türk Hava Kurumu, sırf kendi çıkarları için bizim yaptığımız bu çalışmayı baltalamaya çalıştı. CHP ile el ele verip yalan yanlış bilgiler yaydı. Milletin kafasını karıştırdılar. Mesele bu” diyor.

*

THK’NIN UÇAKLARI: “Türk Hava Kurumu’nun elindeki uçakların berbat durumda olduğunu söylediniz. Bu konu biraz da sizin sorumluluğunuzda değil mi?” diye sordum. Türk Hava Kurumu’nun bir dernek olduğunu, uçaklarla ilgili görevini hakkıyla yapmadığını söyledi ve ardından ekledi: “Bunun sorumluluğu neden bende olsun”.

*

PİLOTUM, İŞTEN ANLARIM: Bakan Pakdemirli, uçaktan ve uçuştan anladığını söyledi. “Nasıl anlıyorsunuz” sorusuna ise şu cevabı verdi: “Pilotluk sertifikam var. 17 yaşımda iken Avrupa’nın en genç pilotu oldum. THK’da da uçtum, havacılık kulüplerinde de... Şu anda bir jeti uçurabilirim... Yani bana yutturamazlar”.

*

İZMİR YANGINI: İzmir’de çıkan yangın için “48 saatte söndürdük” diyor Pakdemirli... “Yapılabileceğin en iyisi yapıldı mı?” diye sordum. Cevabı netti: “Evet, yapıldı”. Bu çapta bir yangın için bunun başarı olduğunu söylüyor Bakan... Yanan alan 5 yüz hektarmış... Türkiye’de en büyük orman yangınında 47 bin hektar alan yanmış.

*

İYİ DURUMDAYIZ: Orman Bakanı’na göre... Türkiye, orman yangınlarıyla mücadelede Portekiz’den, Fransa’dan, Yunanistan’dan daha iyi durumdaymış. Bu yıl yangın çıkış sayısında artış olsa da ortalama yanan alanda şu an itibariyle düşüş varmış.

CESUR OL THK

TÜRK Hava Kurumu’ndan adını açıklamayan bir yetkili, bir gazeteye konuşmuş.

Niye adını açıklamıyorsun yetkili? Niye saklanıyorsun? Niye “Adım şudur, görevim budur” demiyorsun? Niye korkuyorsun? Niye fısıldıyorsun? Niye söylediklerinin arkasında kapı gibi durmuyorsun? Niye kendine güvenmiyorsun? Niye gözünü karartamıyorsun? Hiçbirini yapamıyorsan niye pısmayı tercih etmiyorsun? Niye? Niye? Niye?

AHMET TÜRK YUMRUK YİYİNCE, AHMET TÜRK KAYYIM YİYİNCE

AHMET Türk’e faşistin teki saldırmıştı 2010’da.

Bir köşe yazarı, o gün şunları yazmıştı.

“Yumruğunu adaletin tokmağı yerine koyup Ahmet Türk’ün burnuna indiren kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu”.

Ahmet Türk’e kayyım atandı.

Aynı köşe yazarı, bu sefer şöyle yazdı:

“Teee 1973 yılından beri altı defa milletvekili seçilerek TBMM’de bulunan, iki defa belediye başkanı seçilen, yarım asırdır demokratik yollarla siyaset yapan Ahmet Türk...”

Başka sözüm yok, tanık sizin.

KAHRAMANLIK DA HAİNLİK DE BU KADAR KOLAY OLMAMALI

TÜRKİYE Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu düşünün.

*

 “Saray’a asla gitmem, adımımı bile atmam” deseydi. “İstemiyorum yargıda reform falan kardeşim” deseydi. “Diyalog yok, direniş var” deseydi... Ohooo! Şimdiye çoktan “kahraman” ilan edilmişti.

*

Ama o ne yaptı? “Gideceğim ve sözümü söyleyeceğim” dedi. “Sorunların çözümü yargı reformundan geçiyor” dedi. “Tuzu kuruların direnişi yerine diyaloğu seçtim” dedi. Ve sırf bu yüzden “hain” ilan edildi, ediliyor.

*

Kıssadan hisse:

Bu memleketin kurtuluşu “kahraman” ilan edilmenin de “hain” ilan edilmenin de bu kadar kolay olmamasından geçmektedir.

VAN’DA POLİSİN ORANTISIZ ŞİDDETİ

VİDEOYU izlemeden olayı anlamak mümkün değil ama ben yine de anlatmayı deneyeyim:

*

Van’da kayyım atamasını protesto edenlerden biri, bir kahvehaneye sığınıyor. Polis de peşinde... Yakalıyorlar adamı... Yakaladıkları anda da başlıyorlar darp etmeye... Ama ne darp etme! Yakalayıp adalet önüne çıkarmakla görevli polisler, adama oracıkta cezasını veriyorlar sanki... Öyle bir şiddet, öyle bir celal ki... Sanırsın 90’lardayız. Valilik de açıklama yapmış... “Bu adam polise saldırdı, bu adam PKK’lı, bu adam şizofren” falan diye... Sanki bütün bunlar, orantısız şiddete meşruiyet kazandırabilirmiş gibi...

ALLAH HİÇ KİMSEYİ...

KAYYIM operasyonları hakkında görüş açıklamak zorunda kalan bir İYİ Parti yetkilisi durumuna düşürmesin.

Bakan Pakdemirli: Ben pilotum bana yutturamazlar

TÜRK-İŞ BAŞKANI ERGÜN ATALAY HAKKINDA

GEÇEN baktım: Tank Palet Fabrikası’nın önünde eylem yapan CHP milletvekillerinin tam ortasındaydı Ergün Atalay... Tank Palet Fabrikası’yla ilgili sorunda CHP’lilerle aynı görüşte yani Atalay... Ve onlarla birlikte eyleme katılmaktan hiç gocunmamış. CHP’liler de kendisini mütebessim bir çehreyle bağırlarına basmış.

Görüntüleri izleyince şöyle düşündüm: Acaba adam harcama konusunda biraz fazla mı aceleciyiz? Acaba bir hatanın üstünde biraz fazla mı tepiniyoruz? Acaba vur deyince öldürüyor muyuz? Atalay’ın “17 sendika başkanı anlaştı, işçinin yüzde 90’ı durumdan memnun, ben niye işçiyi satmış olayım” demesine kulaklarımızı kapatmamızın nedeni bu mu?

Tamam, Ergün Atalay o basın toplantısında gerçekten de lüzumsuz bir laf etti. Tamam, Ergün Atalay o basın toplantısında bakanla gerçekten de nezakete sığmayacak şekilde konuştu. Hepsine tamam ama ömrünü işçi haklarını savunmaya adamış, hakkında akçalı işlerle ilgili tek bir şaibe bulunmayan Ergün Atalay’ın üzerine orantısız bir şekilde gitmeye de tamam mı?

Tank Palet Fabrikası’nın önünde CHP milletvekillerinin arasında direnişe destek veren Ergün Atalay’ı görünce...

Bunları yazmadan edemedim.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Her oyuna yeni iskambil destesi kahvehaneleri üç günde iflasa sürükler

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi yönetenlerin salgınla mücadele edemediklerini söyledi.

 

Bu başarısızlığı da bir örnekle açıkladı.

Söylediği kelimesi kelimesine aynen şuydu:

*



Yazının Devamını Oku

Halil Sezai’ler, Emrah Serbes’ler falan...

Halil Sezai’ler, Emrah Serbes’ler, Ozan Güven’ler, Sermiyan Midyat’lar falan...

Hepsi aynı familyanın mensupları.

*

Nedir bu familyanın özellikleri?

Sayalım:

*

- Yaptıklarının yanlış olduğunu ifade ederken bile kuyruğu dik tutarlar.

*

- Yaptıkları düpedüz magandalıktır ama magandalıklarını bile şık bir pakete sarıp satarlar.

Yazının Devamını Oku

Sağlık Bakanı Koca’yla İzmir buluşması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan, “Diyarbakır ve Van’dan sonra şimdi de İzmir’de bölge toplantısı yapıyoruz. İzmir’deki toplantımıza katılır mısınız” mesajını alınca...

Atladım arabaya...

Yeni otoyoldan İzmir’e gittim.

*

İzmir’de Bakan Koca’yla buluşmamızın ilk adresi İzmir Valiliği oldu.

Ben valiliğe gittiğimde Bakan Koca, basın toplantısı yapıyordu.

*

Biraz izledim kendisini.

Yazının Devamını Oku

Bittin sen Halil Sezai

Sen artık hepimiz tarafından...

“İncir Reçeli” diye oynadığın filmlerle değil, yaşlı bir adama yönelik uyguladığın şiddet görüntüleriyle hatırlanacaksın Halil Sezai.

Sen artık bizim gözümüzde...

“Romantik şarkılar söyleyen, ıssızlığın ortasındaki kentli adam” olmaktan çıkıp “mağara adamının teki” durumuna düştün Halil Sezai.

*

Sen artık hepimiz için...

Sorunlarını kaba kuvvetle çözmeye çalışan, kendine hâkim olamayan, öfkesini kontrol altına alamayan magandanın en önde gidenisin Halil Sezai.

*

Sen artık şu saatten sonra...

Yazının Devamını Oku

CHP’deki tartışmayla ilgili kapı gibi beş saptama

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Atatürk” demiyormuş, “Mustafa Kemal” diyormuş.

 

Bunun üzerinden bir cayırtı koptu CHP’de. Öyle böyle değil ama...  Büyük... Çok büyük bir cayırtı.

*

CHP’de kopan bu cayırtı üzerine tam beş adet saptamam var:



Yazının Devamını Oku

Can Dündar, çakma Napolyon’a asker yazıldı

Macron’u övmüş Can Dündar.

 

“Şu üniversiteyi bitirdi”, “Şu okulda okudu”, “Felsefe tahsili yaptı”, “Şurada staj yaptı” falan diye...

Ballandırmış da ballandırmış Macron’u.

*

O Macron ki...


Yazının Devamını Oku

Bu kadarını Napolyon bile başaramazdı

Macron, “Biz Türk halkına karşı değiliz Erdoğan’a karşıyız” demişti.

Niye böyle demişti?

Çünkü Erdoğan’ı kafasında “tavizsiz” olarak kodluyordu.



*

Ben de bunun muhalefete verilmiş enfes bir pas olduğunu yazmış, ardından da eklemiştim:

Yazının Devamını Oku

Macron’dan muhalefete gollük bir pas geldi

Macron şöyle demiş:

 

“Türkiye başka, Erdoğan başka... Biz Avrupalılar, Türk halkına değil Erdoğan’a karşı sert olmalıyız. Erdoğan hükümeti, kabul edilemez davranışlarda bulunuyor.”

*

Macron, Erdoğan’a niye karşı?



Yazının Devamını Oku

Didim’deki tecavüz iddiası yenilir yutulur iddia değil

Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay ile ilgili bir iddia yayınlandı dünkü Sabah gazetesinde.

Başkan Atabay’ın beş yıl önce bir kadına tecavüz ettiği öne sürülüyor.

*

İddia sahibi bir kadın...

“Başkan Atabay’dan iş istemeye gittim” diyor. “Atabay bana ‘Daha rahat bir ortamda konuşalım’ dedi” diyor. Kendisini bir çiftliğe götürdüklerini söylüyor. “İşin içinde belediye meclis üyeleri de var” diyor. “Bana alkol içirdiler, uyuşturucu verdiler” diyor.

*

Sonrası?

Korkunç!

Yazının Devamını Oku

Heybeliada’daki o bahtsız hastane

Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi Heybeliada’daydı.

Şaşaalı günleri de oldu ama bahtı kara çıktı bu hastanenin.

Adı her geçtiğinde Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” romanındaki etkileyici hüzün gelir aklıma.

Zaten hikâyesi de romandaki gencin acıklı hikâyesine çok benzer.



*

Yazının Devamını Oku