Aykut Erdoğdu'ya tane tane anlatıyorum

CHP’li Aykut Erdoğdu şunu dedi:

“Erdoğan gazetelerin yöneticilerini, özellikle Aydın Doğan’ı çağırıp ‘Adalet Yürüyüşü’nü vermemelerini emretti.”

*

Bu cümleyi okuyan ne anlar?

- Erdoğan’ın gazete yöneticilerine “Adalet Yürüyüşü haber yapılmayacak” diye emir verdiğini anlamaz mı?

- Erdoğan’ın bilhassa Aydın Doğan’a gizli kapaklı bir şekilde “Verilmeyecek o haber, o yürüyüş haber yapılmayacak” dediğini anlamaz mı?

*

İyi ama bu bir yalan...

İyi ama bu bir iftira...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o iftarda “Adalet Yürüyüşü”nü en ağır şekilde eleştirdi ama “Haber yapılmayacak” falan demedi.

Yani ortada kabak gibi bir yalan, kabak gibi bir iftira var.

Aykut Erdoğduya tane tane anlatıyorumCumhurbaşkanı Erdoğan’ın iftar davetinden önce de sonra da Hürriyet, CHP’nin Adelet Yürüyüşü’nü işte böyle haber yaptı.

Aykut Erdoğduya tane tane anlatıyorumÜstelik çoğu manşet olmak üzere 1’inci sayfadan... Çünkü bizim tek amacımız halkı bilgilendirmek.

*

Ben “yalan” deyince...

Ben “iftira” deyince...

Ne yaptı Aykut Erdoğdu?

Ne yapacak?

Klasik siyasetçi kıvırmasına başladı.

“Ben emretti derken açık bir emirden söz etmemiştim ki... Erdoğan’ın o iftarda Adalet Yürüyüşü’nü terör olarak nitelendirmesi, bu anlama gelir” falan diye durumu toparlamaya kalkıştı.

*

İyi de Aykut Erdoğdu!

Madem muradın, madem maksadın buydu...

O zaman öyle söyleseydin.

Deseydin ki...

“Erdoğan’ın medya iftarında Adalet Yürüyüşü’nü terör olarak nitelendirmesi, medyaya bir talimat gibi algılanır.”

*

Ama sen öyle demiyorsun ki...

- Sen sanki gizli bir görüşmeye tanıklık etmiş gibi “emretti” falan diyerek açıkça yalan söylüyorsun.

- Sen sanki Aydın Doğan’a özel olarak bir şeyler söylenmiş imasında bulunarak resmen yalan söylüyorsun.

- Sen sanki ortada gizli kapaklı bir talimat varmış algısı yaratarak alenen yalan söylüyorsun.

Kısacası...

Sen apaçık bir palavra sıkıyorsun.

*

Ben senin palavranı teşhir edince de...

Tipik bir palavrası teşhir edilen siyasetçi kıvamına girip...

Kıvır babam kıvır yapıyorsun.

*

Aykut Erdoğdu!

Kendini “ben farklı bir siyasetçiyim, ben başkalarına benzemem” falan diye pazarlamaya kalkışma!

Son tahlilde yok senin de diğerlerinden farkın.

Sen de yalanın teşhir edildiğinde “pardon, ben öyle demek istememiştim” falan deme erdemini göstermek yerine kıvırmayı tercih edenlerdensin.

*

Bu arada son bir not:

Biz Adalet Yürüyüşü’nün haberini en düzgün, en doğru şekilde vermeye devam edeceğiz.

Bunu da Aykut Erdoğdu’nun gül hatırı için falan yapmayacağız.

İşimiz böyle gerektirdiği için yapacağız.

İşimizi, sadece ama sadece işimizi yapacağız yani...

 

Aykut Erdoğduya tane tane anlatıyorum

AYDIN DOĞAN NE DİYOR?

CHP’li Aykut Erdoğdu’nun yalanını sürdüren açıklamalarının ardından...

Aydın Doğan’a “Ne diyorsunuz” diye sordum.

İşte Aydın Bey’in söyledikleri:

*

- Ahmet, güzel kardeşim, sen bana sordun, “Cumhurbaşkanı sizi çağırmış, Adalet Yürüyüşü’nü vermeyin diye emretmiş, doğru mu bu” dedin.

- Ben de sana “Kesinlikle yalan, iftira” dedim. “Bu iddia hem Sayın Cumhurbaşkanı’nı hem de beni zan altında bırakmaktadır, koca bir yalan ve ayıptır” dedim.

- Meğer bu zat ucuz kahramanlık peşindeymiş. “Celp etti”, “Emretti”, “Süklüm püklüm oturdular” gibi nezaket dışı cümlelerle kahramanlık yapıyor.

- Şu kadarını söyleyeyim: Ben siyasetçi değilim ve siyasi kimlik taşıyan insanlarla mecbur bırakılmadıkça polemikten hep uzak durdum. 40 yıldır ülkemde bağımsız yayıncılık yapıyorum. Türk basın tarihinin en uzun süre yayın sahipliği yapan tek kişiyim.

- Emir ve talimatla yayıncılık, bizim fıtratımıza uymaz.

- Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu şekilde suçlanmasını haksız ve etikdışı bir davranış olarak görürüm.

- Esasen gazetelerimizi okuyanlar ve televizyon kanallarımızı izleyen tüm vatandaşlarımız, bizim Adalet Yürüyüşü hakkında toplumu bilgilendirdiğimizi göreceklerdir.

- Üzüldüm. Yazık... Çok yazık.

Aykut Erdoğduya tane tane anlatıyorum

 

ŞORTLU KADINLARA SALDIRILAR NASIL BİTER?

 

ALÇAĞIN teki...

Sırf şort giydi diye bir kadına saldırdığında...

Bütün yetkililerimiz...

Sanki başörtülü bir kadına saldırılmış gibi davranırlarsa...

- Mesela ortalığı ayağa kaldırırlarsa...

- Mesela isyan ederlerse...

- Mesela çok görkemli bir tepki gösterirlerse...

- Mesela anında saldırıya maruz kalan şortlu kadınla dayanışma içine girerlerse...

Bu ülkede...

Alçakların kıyafetlerinden dolayı kadınlara saldırması olaylarında...

En azından yüzde 98 oranında bir azalma meydana gelir.

 

Aykut Erdoğduya tane tane anlatıyorum

HÜSEYİN AVNİ COŞ’U UNUTMAYACAĞIZ

- “KAVAT demedim kavas dedim” şeklindeki açıklamasını...

*

- Sempatiklikle antipatiklik arasında gidip gelen imajını...

*

- 15 Temmuz’da eline aldığı silahla darbecilere çektiği nutku...

*

- Güldürü sanatına sunduğu eşsiz katkıları...

*

- Dönemimizin en popüler valisi olabilme başarısını...

*

Unutmayacağız.

 

Aykut Erdoğduya tane tane anlatıyorum

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR



Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku