Artık Prag denilince...

Aklımıza...

- Romantizm gelmeyecek.

- Köprü üstü âşıkları gelmeyecek.

- Kafka gelmeyecek.

- Dar sokaklar gelmeyecek.

- Mistik kuleler gelmeyecek.

- Görkemli karanlıklar gelmeyecek.

- Milan Kundera gelmeyecek.

- “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” gelmeyecek.

- Eskinin büyülü kokusu gelmeyecek.

- Huzurlu kasvet gelmeyecek.

- Namlı masal kahramanları gelmeyecek.

- Yağmurlardan sonra efsunlanan sokaklar gelmeyecek.

*

Peki ya ne gelecek?

Prag’a büyükelçi olarak atanması nedeniyle...

Sadece ve sadece...

Egemen Bağış gelecek.

*

Bunu bize yapmayacaktın.

Yaktın bizi Reis!

 

NURETTİN YILDIZ’A ÖFKEMİN 7 NEDENİ

- BİR: Sürekli “Gerçek İslam bu değil, gerçek İslam bu değil” demek zorunda bırakıyor beni.

*

- İKİ: İslam’ı asrın idrakine söyletmekten en az 9 milyon kilometre uzakta.

*

- ÜÇ: Dinden imandan öyle bir soğutuyor ki milleti... Sanki deizm, üstümüze bomba yağdırmış gibi bir şey!

*

- DÖRT: “Ne kadar meşakkat varsa, ne kadar zorluk varsa, ne kadar mantıksızlık varsa... O kadar din vardır” gibi bir anlayışa sahip.

*

- BEŞ: Adamın kadınlarla bir derdi var, benim anlayamadığım ama öfkem buna değil, dini buna göre yorumlamasına!

*

- ALTI: Fıkıh hükümlerinin “hikmet” boyutunu öyle bir ıskalıyor ki... Her daim süper arkaik kalıyor.

*

- YEDİ: Müjdelemiyor, nefret ettiriyor... Kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor...

 

BUNLAR DA AYNI

MİLLET CHP’ye biraz da...

Artık atamalar parti teşkilatlarından geçmesin, artık liyakat esas alınsın, artık partiliye imtiyaz ortadan kalksın diye oy verdi.
Peki ya CHP ne yaptı?

CHP İstanbul İl Başkanlığı, resmi yazıyla ilçe örgütlerine, “referans olacağınız kişileri bize bildirin” diye çağrı yaptı.

*

E bunlar da aynıysa... Ne yapacak benim mazlum milletim?

 

TEKNOFEST NOTLARI... GİTTİM, GÖRDÜM, YAZDIM

Artık Prag denilince...

- TEKNOLOJİ VE SEMPATİ: Bizim Adem Metan, “Hadi Teknofest’e gidelim” deyince... Atladım gittim. Festival alanına girdiğimde ilk izlenimim şu oldu: Teknolojinin soğuk, yabansı, uzak ve mekanik havasına öyle insani bir boyut katılmış ki... Oluşan havanın adını hemen koydum: Teknoloji ve sempati!

*

- İHA’YLA İLK TEMAS: “İnsansız hava aracı” deyip duruyorlardı. “Neymiş bakalım” diye yaklaştım İHA’lara... Önce ilk örneğini inceledim, ardından daha gelişmiş modelini, en sonunda da yeni geliştirilen modelini... Sonuç? Üzerinde “Türk Malı” yazan bir ürünün gururunu, ilk kez bütün benliğimle duyumsadım.

*

Artık Prag denilince...

- UÇAN ARABA: “Yakında uçan arabalarla seyahat edeceğiz abi” diyerek elin oğlunun yaptığı tasarımlara hayranlıkla bakardık. Ve işte ilk kez bizimkilerin tasarımı! Kapısını açtım, içini inceledim. Çok sevimli ve cana yakın buldum. “Gerçekten uçuyor mu bu” diye sordum. İlk denemeleri yapılmış, uçuyormuş! Bu arada benimle birlikte uçan arabayı inceleyen bir hanımefendiye “90 kilometre... Sonrası size günah” dedim.

*

- HAYAL DEĞİL GERÇEK: Bayraktar Ailesi’nin bu işle ilgili tüm macerasını adım adım anlatan bir öykü vardı duvarların birinde... “Hayal et, yılma, çalış, üret, geliştir, daha da geliştir” diye özetleyebileceğim bir öykü bu... Bize çok uzak olduğunu düşündüğümüz bir dünyanın, bize ait bir dünya haline gelebileceğini anlatan bir öykü! En büyük özelliği: Tüm komplekslerimizi yerle bir etmesi!

 

BİR YAĞMURCUNUN DRAMI

İFLAH olmaz bir yağmursever olarak... Şöyle doya doya yağmuru yaşayayım dedim. Hay demez olaydım!

Arkadaşım arayıp “Tuzla’daki fabrika yangını nedeniyle gökten kimyasal yağacakmış” diye uyardı... WhatsApp’tan ayrı, BİP’ten ayrı toplu uyarı mesajlarına maruz kaldım... Annem en az sekiz kez “Aman oğlum, yağmurdan uzak dur, Allah korusun” dedi...

*

En sonunda sıkılmış yumruklarımı gökyüzüne kaldırarak başladım haykırmaya:

“Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar!”

 

SAĞLIK BAKANI GİBİ OLUN

- İSTANBUL BELEDİYESİ: Dakika bir, gol bir! Necip Fazıl’ın, Mustafa Kutlu’nun, İskender Pala’nın oyunlarını tiyatronun repertuvarından çıkarıvermişler.

*

- ANKARA VALİLİĞİ: Büyük sanatçımız Sabahat Akkiraz’ın Ankara’da vereceği konseri havadan sudan nedenlerle yasaklayıvermişler.

*

- SAĞLIK BAKANI: Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavi gören sanatçımız Fatma Girik’i ziyaret edip sohbet etmiş.

*

- KISSADAN HİSSE: İstanbul Belediyesi, Ankara Valiliği gibi olmayın... Sağlık Bakanı gibi olun!

 

TARANTİNO’NUN SON FİLMİNDEN ÇIKARKEN MIRILDANDIKLARIM

- Bu filme gitmek, hayatımda yaptığım en büyük 100 hata listesine girer.

- Öyle sıkıcı ki film... Patlamış mısırı yedikten sonra resmen uyku bastırdı.

- Leonardo, Brad, Al Pacino... Nasıl kıydınız kendinize!

- Öyle sıkıldım ki izlerken... Instagram’da 1267 fotoğrafa like verdim.

- 2 saat 21 dakika... Hiç insafın yokmuş be Tarantino!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sevim Gözay’la bir anı: Birand’ın aykırı imam hatip programına çıkmıştık

İmam-hatipler, bir zamanlar bu ülkenin en önemli tartışma konusuydu.

Önleri kesilir, tartışılırdı.

Sayıları artar, tartışılırdı.

Mağdur edilirler, tartışılırdı.

Mağduriyetleri giderilir, tartışılırdı.

Tartışılır babam tartışılırdı yani.

*

Bu nedenle de...

İmam-hatipler, bir zamanlar tartışma programlarının

Yazının Devamını Oku

Sözde

Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde çok sert.

İyi ama...

- İktidar yumuşak mı?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan yumuşak mı?

- AK Parti sözcüleri yumuşak mı?

Hayır! Asla!

*

Normal şartlar altında baktığımızda söylemem gereken şudur:

*

Yazının Devamını Oku

WhatsApp’tan neden kolay kolay çıkamam

Dadanmacı bir kişilik olduğum için tiryakisi olduğum bir şeyi hemen terk edemediğimden...

- Sanki ben orayı terk edince... Herkes orada kalacak ve arkamdan konuşacakmış gibi düşündüğümden...

*

- Yeni yerlere ısınma sürecinin üzerimde yarattığı ağır tedirginlik ve yoğun stresten korkuyor olmamdan...

*

- İçinde bulunduğum grupların “Çıkalım mı, çıkmayalım mı” konusunda yaptıkları tartışmadan fena halde sıkıldığımdan...


Yazının Devamını Oku

Maklubeci tosun marulcu olmuş

Fetullah’ın manevi oğlu olarak bilinen, hatta soyadını “Gülen” olarak değiştiren basketbolcu Enes var ya...

İşte o Enes, bir vegan dergisine pozlar vermiş.

*

Maruldan kıyafetler giyerek fotoğraflar çektirmiş.

Ve şu mesajları vermiş:

- Et olumsuz etki yaratıyor.

- İnekler ve tavuklar vahşice öldürülüyor.

Yazının Devamını Oku

Milli Mücadele yedi düvel falan

Metin Hülagü adlı tarih profesörü, sosyal medyada şöyle bir paylaşım yapmış:

“Milli Mücadele’de biz 7 düvelle falan savaşmadık. Bu tür masalları çocukken dinlemiştik ama anladık, yalanmış. Tek savaştığımız devlet Yunanistan ve kısmen Fransa’dır.”

*

Tarih profesörü titrim yok ama aklım ve izanım var.

Akıl ve izan çerçevesinde...



Yazının Devamını Oku

Bizim çocuklar yapmadı

12 Eylül darbesinin haberi ABD’ye ulaştığında...

Bir ABD yetkilisi...

“Our boys have done it” demişti.

Yani...

“Bizim çocuklar başardı.”

ABD’deki son olayların başladığı andan itibaren öylece bekledim.

Bir yetkilimiz çıksa da...

“Kongreyi basanlar bizim çocuklar değil” diye bir demeç patlatsa diye...

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi protestoları kimin işine yarayacak?

Eğer bu protestolar...

Amacından saparsa...

Tadında bırakılmazsa...

Bir büyük kargaşaya dönüşürse...

İllegal örgütlerin katılımına açık hale gelirse...

Üniversitenin dışına taşarsa...

Barışçıl yönünü kaybederse...

Polisle çatışma noktasına varırsa...

Yazının Devamını Oku

Hasip, Emine Fatma, Sırrı Selahattin Ahmet

İYİ Parti’nin önemli isimlerinden Yavuz Ağıralioğlu, HDP’ye karşı bugüne kadar yapılmış en sert açıklamalardan birini yapmış.

 

Söyledikleri, HDP açısından gerçekten yenilir yutulur cinsten şeyler değil.

*

Tam olarak söylediği şu Ağıralioğlu’nun:



Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan önemli mesajlar

Dünyada hiçbir ordu bunu başaramazdı

- 15 Temmuz badiresinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumu nedir? Toparlanma oldu mu?

*

- HULUSİ AKAR: 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ordudan uzaklaştırılanlar oldu. Generallerin yüzde 50’si, kurmay subayların yüzde 73’ü görevden uzaklaştırıldı. Bunun ardından bir ay sonra Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleşti. Sonra da 4 büyük başarılı operasyon. Dünyada başka hiçbir ordu bunun altından kalkamazdı.

*

SÖZDE DEVLET TEHDİDİNİ PARÇALAYIP ATTIK

- Harekâtların amacı, sizin “terör koridoru” diye nitelediğiniz yapıyı bozmaktı. Bunda başarılı olundu mu?

*

Yazının Devamını Oku

2021 duası

2021 yılı...

Maskelerin fora olduğu...

Mesafelerin aradan kalktığı...

Hepimizin aşılandığı...

“Ben de korona oldum” cümlesinin hiç işitilmediği...

Vaka sayısı, ölüm sayısı tartışmalarının yerle yeksan olduğu...

Kucaklaşma döneminin başladığı...

“Entübe” kelimesinin unutulduğu...

65 yaş üstünün rahat bırakıldığı...

Yazının Devamını Oku

‘Sen’ denilmez ‘siz’ denilecek

Bu “sen/siz” meselesine kafayı fena halde takmış bulunmaktayım.

Bunun iki türlüsü var:

*

BİRİNCİ TÜR

Postanede, emniyette, devlet dairesinde görevli olanlar, toplumsal statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri tiplere...

“Siz” diye hitap ediyorlar.

Toplumsal statüsünü düşük gördüklerine ise kolaylıkla “sen” diyorlar.

Her önüne gelene “sen” dense...

Genel bir kabalık deyip geçeceğim.

Yazının Devamını Oku

Şu ‘sen’ diye hitap etme sorununu da bir aşsak

Antalya’da şöyle bir olay olmuştu:

 

Polis, “Kalacak yerim yok” diyen bir vatandaşımıza...

Sokağa çıkma kısıtlamasına uymadığı gerekçesiyle...

3 bin 150 lira ceza kesmişti.

*

Bu olay nedeniyle Türk Polis Teşkilatı’ndan bir özür açıklaması geldi.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı? Hangisi denk gelirse şanslıyım?

Şöyle bir durum var:

 

Hem Çin aşısı geliyor Türkiye’ye... Hem de bizim Uğur-Özlem hocaların Alman aşısı...

*

Bu aşılar, belli bir planlama dahilinde yapılacak vatandaşa...

Yani artık hangisi denk gelirse.

*

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

Yazının Devamını Oku

Deizm, yılbaşı, içki, Diyanet falan

Haftada bir kez muhakkak muhafazakâr bir yazar, şöyle bir iddiada bulunuyor:

Deizm çığ gibi artıyor!

Hiçbir ölçülmüş veriye dayanmayan bu türden cümlelerle sürekli ortalığın telaşa verilmesi...

Deizm propagandası yapmaktan başka bir şey değildir.

*

Nihat Hatipoğlu’nu seversiniz, sevmezsiniz.


Yazının Devamını Oku

Türkçe Kuran konusunda aklı karışıklar için bir kılavuz

NEDEN ARAPÇA?

Müslümanlar, Kuran’ın “Allah kelamı” olduğuna inanıyorlar. Bu inanış nedeniyle de orijinale sadakat gösteriyorlar. Arapçaya yönelik bir saygı duruşu değildir bu! “Allah kelamı” kabul edilen metne yönelik saygı duruşudur. İbadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinal halinin okunması konusundaki duyarlılığın temel nedeni budur.

*

TÜRKÇE OLMAZ MI?

Türkçe Kuran olmaz mı? Tabii ki olur. Nitekim çok miktarda Kuran meali var. Sadece Türkçe değil. Çince Kuran da olur, İngilizce Kuran da olur, Almanca Kuran da olur, Japonca Kuran da olur. Fakat bütün bunlar, orijinalin yerini tutmaz. Çünkü orijinalin Allah kelamı olduğuna inanılır.

NASIL ANLAYACAĞIZ?

Ritüellerde, dualarda, ibadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinali okunur. Ama bilmek için, öğrenmek için, anlamak için... Tabii ki orijinal metnin çevirisi okunur. Türkçe meal işte bunun için vardır. Kuran’ın daha ayrıntılı yorumu olan Türkçe tefsirler bunun için vardır.

*

Yazının Devamını Oku