Allah hepimize Arda Turan lakaytlığı versin

- Dolar yükselirken...

- Euro rekor kırarken...

- Askerimiz İdlib’e girerken...

- Vergiler artarken...

- Barzani gerilimi sürerken...

- Enflasyon büyürken...

- Havalar soğurken...

Allah hepimize Arda Turan lakaytlığı versin

Allah bütün bir milletimize...

Takımı üç sıfır mağlup olmuş Arda Turan lakaytlığı versin...

Amin.

 

MELİH GÖKÇEK’E TWİTTER YASAĞI
YER: Beştepe.

Saat: Akşam saatleri...

Taraflar: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Melih Gökçek.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Melih Gökçek’e şunları söylemiş:

- Bundan sonra Twitter’da boş işlerle uğraşmak yok.

- Varsa yoksa Ankara için uğraşacaksın.

- Polemikti, şuydu, buydu... İstemem.

- Önümüzdeki iki yılı sadece Ankara’nın sorunlarına ayıracaksın.

*

Sonuç?

Ben artık Twitter’da Melih Gökçek’le mavra yapamayacağım.

 

YA BORÇLANACAĞIZ, YA VERGİLERİ ARTTIRACAĞIZ
BAŞBAKAN Yardımcısı Mehmet Şimşek’in şu sözü, herkesin dilinde:

“Ya borçlanacağız, ya vergileri arttıracağız”.

*

Rahmetli Erbakan Hocamız yaşasaydı...

Mehmet Şimşek’in üzerine şimşek gibi yürürdü.

*

Çünkü “vergi” ve “borçlanma” kıskacı dışında millete herhangi bir alternatif sunmamak...

Erbakan Hocamızı en çıldırtan yaklaşımdı.  

 

KENDİME NOTLAR
ÖNÜMÜZDEKİ günlerde yapılacaklar

- Aamir Khan filmlerinin tümü izlenecek.

*

- Yağmurda uzun bir yürüyüş yapılacak.

*

- Birkaç hanut gezi peşine düşülecek.

*

- Kadim dostum Taylan Bilgel’le İstanbul gecelerine akılacak.

*

- Lenin’in “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı” adlı eseri okunacak.

*

- Kadir Mısıroğlu’nun tam teşekküllü bir devlet hastanesinden akli muvazene raporu alması teşvik edilecek.

*

- “Tuvana” adının manası öğrenilecek.

*

- Canlı yayında trollenen Abdulkadir Selvi’ye geçmiş olsun telefonu açılacak.

*

- Arda Turan’a “adamım ben adam” diye açıklama yapması tavsiye edilecek.

 

DELİKANLILIĞI ÇÖKERTTİN BE ALİ AĞAOĞLU!
KADİR Topbaş görevinin başındayken...

Hakkında tek bir kelime bile edemeyen Ali Ağaoğlu...

Kadir Topbaş görevi bırakınca...

Başladı saydırmaya...

*

“Delikanlılık dersi No 1”e göre...

Ali Ağaoğlu’nun bu yaptığı delikanlılığın resmen ve alenen iğfal edilmesidir.

 

Allah hepimize Arda Turan lakaytlığı versinİYİ Kİ İSLAM’DA RESİM GÜNAH, BİR DE OLMASAYDI!
ADNAN Hoca ressam olmuş.

Almış eline fırçayı, yağlıboya bir tablo yapmış.

*

Tabloya günaha girmemeye çalışarak şöyle bir bakınca...

Dedim ki:

İyi ki İslam’da resmin günah olduğuna dair bir algı var. Böyle bir algı olmasaydı... Adnan Hoca’nın işi nelere kadar vardıracağını düşünmek bile istemiyorum.

 

Allah hepimize Arda Turan lakaytlığı versin

SORUN PLAKAYLA ÇÖZÜLSEYDİ
ADANA’nın MHP’li Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Kerkük için “82”, Musul için de “83” plakaları hazırlamış.

*

Eli değmişken...

“84 İdlip”, “85 Şam”, “86 Berlin”, “87 Londra”, “88 Pensilvanya” diye gitseydi keşke Hüseyin başkan...

*

Nasıl olsa plaka yapmaya bir şey diyen yok.

 

YENİ BAŞLAYAN BEKİR BOZDAĞ İÇİN DEMOKRASİ
HÜKÜMET Sözcüsü Bekir Bozdağ demiş ki:

“Parti bir kişiyi aday gösteriyorsa... O kişiyi çekme hakkı da vardır”.

*

Bekir Bozdağ’a göre durum bu.

Ama demokrasiye göre durum hiç de öyle değil.

*

Demokrasiye göre...

- Sen parti olarak bir kişiyi aday gösterirsin.

- O kişi, milletten oyu alır ve başkan olur.

- Artık o kişiyi o makamdan indirmek, sadece ve sadece milletin işidir.

*

Bekir Bey’e bir de soru sormak istiyorum:

Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken...

Refah Partisi kendisini çekseydi...

Siz yine “Parti bir kişiyi aday gösteriyorsa... O kişiyi çekme hakkı da vardır” der miydiniz?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bülent Arınç yüzünden reformlar baltalanmasın

Bülent Arınç için şunları yazdım önceki gün:

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Diyeceksiniz ki:

*

E ama

Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku