Ali Ağaoğlu ile mektuplaşma

Bu onun mektubu

“Hey Ahmet Hakan!

 

Anlaşılıyor ki yine sosyal medyadaki feraset yoksunlarının gazına gelip aynı kervana sen de katılmışsın. Köşe yazısı yazdığın gazetedeki haberimi bir daha oku! Orada sadece şehit aileleri için inşa edeceğim konutlara yetecek kadar arsa önerisinde bulunduğumu, adres gösterdiğim yerin konum itibariyle ‘15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü görmesi nedeniyle anlamlı olması yanında burada inşa edilecek anıtsal özellikler taşıyan konutların şehit ailelerine kalıcı ve gelecek garantisi sağlayacağını... Söz konusu girişimimle şehit ailelerinin acılarını bir nebze de olsun hafifletmeye katkı sağlamak dışında bir beklentim olmadığını, olamayacağını anlayacaksın...”

 

Ali Ağaoğlu ile mektuplaşma

 

Bu da benim mektubum

 

- Ne zaman bir yeşil alan imkânı doğsa, oraya bir beton kondurmak zorunda mısın be hey Ali Ağaoğlu!

 

*

 

- Bırak o güzelim alanı da yeşil kalsın yahu... Beton, beton, beton... Yeter! Yeter artık!

 

*

 

- Şehit ailelerine için yanıyorsa... Tek derdin şehit ailelerine yardımcı olmaksa... Çıkar beklentin yoksa... Binlerce konutun var. İçlerinden üç yüz tanesini bağışla şehit ailelerine... Biz de sana “Helal olsun” diyelim.

 

*

 

- Allah’a şükür paran var, zenginsin, her şeyin var. Bağışla üç yüz konutçuk. Ne olur ki?

 

*

 

- Söz konusu “şehitler” olduğunda... “Veresiniz arsacığı/Kondurayım konutları” diye pazarlık yapılır mı? Böyle bir pazarlık, en azından ayıp kaçmaz mı?

 

İTİRAFÇILAR MESELESİ

 

EĞER devlet FETÖ’nün gerçekten de eli kanlı bir terör örgütü olduğuna inanıyorsa...

 

Yıllarını bu örgütün içinde, üstelik karar alma mekanizmalarında geçirmiş bu örgütün itirafçılarına da...

 

Hukuken ve ahlaken...

 

Terör örgütü itirafçısı muamelesi yapmalı.

 

DÖRT KİŞİSEL TUHAFLIK

 

- BİR: Övülünce değil yerilince mutlu olmak...

 

*

 

- İKİ: Gerginlikten beslenmek...

 

 

*

 

- ÜÇ: Bilinen bir konuyu açıklamaya üşenmek...

 

*

 

- DÖRT: Yazamadığım bir şeyi konuşmaktan hoşlanmamak...

 

BUNDAN BÖYLE

 

- BUNDAN böyle benim için tek cemaat, cami cemaatidir.

 

*

 

- Bundan böyle her kim “Hocaefendi diyeceksin, o senin asker arkadaşın mı, terbiyeni takın” falan derse... Ona “Yemişim senin hocaefendini, yürü git” diyeceğim.

 

*

 

- Bundan böyle aklını, cüzdanını ve vicdanını herhangi bir cemaatin emrine amade kılan herkese “gönüllü meczup” muamelesi çekeceğim.

 

PARANOYA SEVGİLİM

 

- KİM Fetullah’ın aleyhinde herkesten fazla atıp tutuyorsa... Dikkat edilmeliymiş... O kişi en azılı KRİPTO olabilirmiş.

 

*

 

- Fetullah’ın son görüntülerinde takkesini elleme biçimini iyi gözlemek gerekirmiş. GİZLİ MESAJ veriyor olabilirmiş.

 

- Demokrasi nöbetine ön safta katılıp bayrak sallayan FETÖ’cülere kuşkuyla yaklaşmak gerekirmiş. Herifler ARAZİYE UYUM sağlamaya çalışıyor olabilirmiş.

 

*

 

Kıvılcımlara gelesin ey Pensilvanya! Hepimizi paranoyak ettin!

 

ELLER, ELLER, ELLER

 

HABERE göre...

 

Yamanlar Koleji’nde bulunan alçıdan yapılma bu eller, Fetullah Gülen’in ellerini sembolize ediyormuş, Harbiyeli FETÖ’cüler, bu elleri öpüyorlarmış.

 Ali Ağaoğlu ile mektuplaşma

*

 

Oysa söz konusu ellere bakınca benim aklıma gelenler şunlar:

 

*

 

- Ecinniler hakkında yapılacak bir korku filminde kullanılmak üzere yapılmış gibi...

 

*

 

- “Hiç kimsenin yağmurun bile” şarkısına atıfta bulunmak üzere yapılmış gibi...

 

*

 

- Beddua seansında ayinsel bir unsur olarak kullanılmak üzere yapılmış gibi...

 

HASAN DOĞAN’DAN ESAT KABAKLI AÇIKLAMASI

 

CUMHURBAŞKANI’nın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a hitaben yazdığım yazıda...

 

“Sanatçı Esat Kabaklı’nın söylediği ‘Bil Oğlum’ türküsünü Cumhurbaşkanı’na dinletin lütfen” demiştim.

 

*

 

Hasan Doğan’ın, ortak bir dostumuz aracılığıyla bana ilettiği bilgiye göre:

 

- Esat Kabaklı’nın “Bil Oğlum” adlı türküsü Yenikapı’daki mitingde tam üç kez çalınmış...

 

- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esat Kabaklı’yı sıklıkla Saray’a davet eder ve sohbet edermiş...

 

Bilginize sunuyorum.

 

15 TEMMUZ TRENDLERİ

 

-MAVİYE çalan kareli ceket... Özellikle iş dünyasında 15 Temmuz’dan sonra hayli popüler...

 

*

 

- “FETÖ’cüler beni davet etti ama ben gitmedim” türü açıklamalar... Bir tür kahramanlık destanı gibi yansıtılıyor.

 

*

 

- Putin’e hakaret eden sosyal medya mesajlarını büyük bir hızla silme çabası... Birinciliği Burhan Kuzu’ya verdiler.

 

BİR AHMET ÖZAL KOMEDYASI: DÜŞMAN DEĞİŞTİKÇE KATİLİ DE DEĞİŞTİRİYOR

 

- DÜŞMAN Sovyetler Birliği iken... Ahmet Özal, “Babamı Sovyetler Birliği öldürttü” dedi. 

 

*

 

- Düşman “derin devlet” iken... Ahmet Özal, “Babamı ‘derin devlet’ öldürdü” dedi. 

 

*

 

- Düşman “Ergenekon” iken... Ahmet Özal, “Babama suikast girişiminin arkasında Ergenekon var” dedi. 

 

*

 

- Düşman “FETÖ” olunca... Ahmet Özal bu kez, “Babamın zehirlenmesinde FETÖ’yle ilgili kuşkularım var” dedi. 

 

 

*

 

Yanlışlıkla Ahmet Özal’ı tutuklarlarsa... Bu sefer de “Yoksa babamın katili ben miyim” der mi acaba?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Bülent Arınç yüzünden reformlar baltalanmasın

Bülent Arınç için şunları yazdım önceki gün:

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Diyeceksiniz ki:

*

E ama

Yazının Devamını Oku

Reformdan sonra şimdi de Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform bombasının ardından şimdi de Avrupa bombasını patlattı.

 Söylediği en net şekilde şu:

*

“Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz”.

*

Erdoğan’ın sözleri, bununla sınırlı değil.

Çekincelerini de sıralıyor:

*

“Avrupa’nın bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz”.

Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku