GeriAhmet HAKAN Akit tarzı, mahallenin yeni tarzı mı oldu?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Akit tarzı, mahallenin yeni tarzı mı oldu?

“AKİT tarzı” dediğimiz şöyle bir şeydir:

Eskiden derinlikten ve incelikten nasip almamış bir muhaliflik.

 

Bugün derinlikten ve incelikten nasip almamış bir iktidar yandaşlığı.

 

Karşıtına sövme, sıvama, geçirme.

 

Kendisinden olmayana her türlü iftira ve bel altı vuruş.

 

Sevdirmeme, nefret ettirme.

 

Bütünleştirmeme, cepheleştirme.

 

Başkalarının kutsallarına resmen ve alenen saygısızlık...

 

*

 

Muhafazakâr mahallede eskiden Akit tarzı için..

 

“Bu tarz benim tarzım değil” denirdi.

 

“Bu Akitçiler bizim delilerimiz” denirdi.

 

“Bu tarz, bütün bir muhafazakâr camiayı bağlamaz” denirdi.

 

*

 

Gazetenin bir yönetici ve köşe yazarının ani ve trajik vefatının ardından Akit gazetesine düzülen övgülere bakınca...

 

“Vay be” dememek ne mümkün!Mahallenin en aklı başındakileri bile Hasan Karakaya’nın sövgü dolu yazılarına alkış tutuyorlar, “Ne güzel sövüyordun sen Hasan Abi” diye yazılar döşeniyorlar.

 

*

 

Bir vefat hadisesi karşısında sergilenmesi gereken insani ve medeni tutumu çok aşan bir tutum bu...

 

Akit tarzına öykünen, o tarzı baş tacı eden, o tarzın en geçerli ve en güzel tarz olduğunu söyleyen bir topyekûn övgü ve göklere çıkarma durumuyla karşı karşıyayız.

 

*

 

Kısa bir süre öncesine kadar tali yol olan Akit yolu, resmen ve alenen ana yol olmuş durumda.Vay babam vay!

 


Yılın kişisi kim, yılın duygusu ne?

 

HABERTÜRK, ANDY-AR’a bir araştırma yaptırmış.

 

Araştırmanın sonuçlarına göre...

 

2015’e damgasını vuran kişi: 

 

Recep Tayyip Erdoğan...

 

*

 

Tayyip Erdoğan...Hem “Yılın Kazananı” hem “Yılın Siyasetçisi” hem de “Yılın Kişisi” kategorilerinde bir numara.

 

*

 

Peki ama Tayyip Erdoğan’ın her kategoride birinci çıktığı 2015 yılında halkımız en çok hangi duyguları tatmış olabilir?

 

*

 

ANDY-AR, “2015’in sizde yarattığı duygu nedir” diye sormuş.

 

Cevaplar şöyle gelmiş:m Yüzde 16.2: Hüzün.

 

Yüzde 10.3: Üzüntü.

 

Yüzde 7.1: Acı.m Yüzde 5.8: Endişe.m Yüzde 4.6: Stres.

 

Yüzde 4.2: Korku.“Aşk” ve “sevinç” de var ama ikisinin toplamı bir “korku” etmiyor.

 

*

 

İster misiniz bu anketi yapanlara ve yaptıranlara, “Siz ne hakla Cumhurbaşkanımızın her alanda birinci çıktığı bir yılı, halkımızın hüzün, üzüntü, acı, endişe, stres ve korku içinde geçirdiğini iddia edersiniz” diye haykırılsın!

 

Ve yine ister misiniz bu anketi yapanlar ve yaptıranlar, sırf bu anketten dolayı 2016 yılını hüzün, üzüntü, acı, endişe, stres ve korku içinde geçirmek durumunda kalsınlar!

 

*

 

Olur mu olur vallaha...

 

Ne de olsa burası Türkiye...

 

 

 

 

Şii din adamı için Suudi’ye bir şey denmeyecek mi?

 

 

NİMR, Şii bir din adamıydı. 

 

Ayetullah idi.

 

Konuşmasından başka silahı yoktu. 

 

Şiddete başvurulmasına kesinlikle karşıydı.Esad’ı Tiran olarak görür, desteklemez idi.

 

*

 

Suudi Arabistan, işte bu Nimr’i idam etti.

 

Tek suçu vardı Nimr’in: Suudi rejimine eleştirel yaklaşmak.

 

*

 

Ey İslam dünyası!

 

Ey Türkiye! Ey Türkiye’nin “ey” diye seslenmeye meraklı isimleri!

 

Ey Diyanet İşleri Başkanı!

 

Ey Müslüman aydınlar!

 

Bu idama karşı hiçbir şey demeyecek misiniz? 

 

Susacak mısınız?

 

 


Diyanet İşleri Başkanı mezhepçilik mi yapıyor?

 


SUUDİ Arabistan’a gitmiş Diyanet İşleri Başkanı.

 

Orada yaptığı açıklamada şunları söylemiş:

 

Ehlisünnet ana yoldur. m Bir mezhep değildir.

 

Bu ana yolun tali yollar tarafından işgal edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

 

*

 

Pardon ama İslam dünyasının mezhepçilik batağına saplandığı bir dönemde Şiiler için “onlar tali yol, biz ana yol” demeye getiren sözler etmek de neyin nesidir?

 

Bu tür sözler “mezhepçiyiz biz mezhepçi” anlamına çekilmez mi?

 

*

 

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İran’a her gittiğinde şöyle diyordu:

 

“Ne Sünni...Ne Şii...İslam İslam.”

Şimdi bu sözün Diyanet İşleri Başkanı’nın yüzüne karşı da haykırılması gerekmiyor mu? 

 

Akit tarzı, mahallenin yeni tarzı mı oldu

 

 

İki gazetecinin iki dev eşi, Çarşamba Sohbetleri’nde

 

DİLEK Dündar ve Aslı Işık Gül.

 

*

 

Bu zamana kadar hep perdenin gerisinde kaldılar, bu zamana kadar hep eşlerinin arkasında dimdik durdular, bu zamana kadar hep evi ve çocukları idare ettiler, bu zamana kadar hep sessiz, sakin ve köşelerindeydiler.

 

Ancak eşleri Can Dündar ve Erdem Gül tutuklanınca...

 

Onlar için de mecburi hizmet dönemi başladı.

 

Şimdi hem bu zamana kadar yaptıkları işleri sürdürüyorlar hem de eşlerinin özgürlüğü için canla başla çalışıyorlar.

 

*

 

DİLEK DÜNDAR ve ASLI IŞIK GÜL, her şeyi ÇARŞAMBA SOHBETLERİ’nde anlattı.

 

Kaçmasın.

X

Neden en başta “Evet, balıkçıdaydım” demedi

İstanbul’un kara teslim olduğu dakikalarda...

Ekrem İmamoğlu’nun balıkçıda olduğu iddiaları havada uçuşmaya başladı.

*

İddialar havada uçuşmaya başladığı andan itibaren...

Ekrem İmamoğlu, sırasıyla şu üç şeyi yaptı:

*

BİR: Önce olayı sakladı. Ortaya çıkan fotoğraflara rağmen olayı görmezden geldi. Sustu. Konuya açıklık getirmedi. Konunun kapanmasını bekledi. Geçsin gitsin istedi. Hiçbir açıklama yapmadı.

*

Yazının Devamını Oku

Umuttan mı? Umutsuzluktan mı?

Muhalif kesimlerde bir üslup sertleşmesi gözlemleniyor.

Bazen işin aleni hakaretlere vardırıldığı görülüyor.

Hakaretleri kınamaktan kaçınıldığına dair izlenimler ortaya çıkıyor.

*

İyi ama neden böyle oluyor?

*

Cevap:

Ya umuttan böyle oluyor ya da umutsuzluktan.

*

Yazının Devamını Oku

Sedef Kabaş olayında Kılıçdaroğlu ve Akşener iki şey söyleyebilirdi

Hem CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem de İYİ Parti Lideri Meral Akşener...

Sedef Kabaş’a tam destek verdiler.

*

“Ne var canım? Ne demiş ki? Atasözü söylemiş?” falan diyerek verdiler bu desteği.

“Sedef Kabaş Yalnız Değildir” sloganını paylaşmayı da ihmal etmediler.

*

Oysa... Oysa...

Yazının Devamını Oku

Dört başı mamur bir seviyesizlik

Sedef Kabaş ne dedi?

Tele1 adlı televizyon kanalında konuşan Sedef Kabaş’ın söyledikleri tam olarak şu: 

*

“Şuna inanıyorum ki Recep Tayyip Erdoğan dönüp şöyle siyasi hayatına baksa... Kendisine bu toplum, bu halk, bu ülke çok şans verdi. Çok iyi makamlara getirdi, çok destek verdi, çok oy verdi, çok paye verdi. Çok meşhur bir söz vardır, taçlanan baş akıllanır diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. Hadi onu söylemeyeyim, büyükbaş hayvan diyeyim. Büyükbaş hayvan, bir saraya girdiği zaman o kral olmaz, o saray ahır olur.”

*

Görüyorsunuz değil mi ülkenin Cumhurbaşkanı’na televizyon ekranında edilen hakaretleri.

*

Bağlamına bakıyoruz sözlerinin... Gördüğümüz şu:

Yazının Devamını Oku

Küçük felaket: Davutoğlu ile müttefik olmak

Ahmet Davutoğlu’nun şu türden ontolojik özellikleri vardır:

- Kendisine verileni, kendisinin aldığını zanneder.

*

- Yüzde 0.5 ile yüzde 25’in eşit olduğunu düşünür.



*

Yazının Devamını Oku

Yemişim Swap’ını

Televizyon yayınlarını denetleyen kurumsal yapımızın...

Muhalif bir kanalın haberlerine yönelik...

Denetim iştahını sürekli kabarık tutmasını, hep zinde bir tutum almasını, devamlı kontrol altında tutmasını normal karşılamak...

Tabii ki mümkün değil.

*

Ama ağalar, beyler...

Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin:

*

Böyle bir anormallik var diye...

Yazının Devamını Oku

Aşk eski bir yalan

Son günlerde dilimde çok eski bir şarkı var.

Sürekli o şarkıyı mırıldanıyorum.

*

Bir suç işler gibi mırıldanıyorum.

Yasadışı bir iş yapar gibi mırıldanıyorum.

*

Mırıldandığım şarkı, Kâmuran Akkor’un çok eski bir şarkısıdır:

*

“Aşk eski bir yalan / Adem’le Havva’dan kalan.”

Yazının Devamını Oku

Engelliyorlar o yüzden hizmet yapamıyorum

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeni mottosu bu.

Son günlerde İstanbul’un dört bir yanına afişler asıp şu mesajları veriyor:

*

- Otobüs almak istiyorum, aldırmıyorlar.

- Metro yapmak istiyorum, yaptırmıyorlar.

- Bütün işlerim tek imzaya kaldı.

- Cumhurbaşkanı imza atmıyor.

- Bana iş yaptırmıyorlar.

-

Yazının Devamını Oku

Kısa çöpü çeken en sona otursun

Muhalefet partilerinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” çalışması tamamlanmış.

Parti liderleri, yakında bu sistemle ilgili ortak açıklama yapacaklarmış.

*

Fakat şöyle bir sorun söz konusuymuş:



Ortak açıklama yapılırken, liderler hangi düzene göre oturacaklar?

Yazının Devamını Oku

Peygamber soyundan gelir, kimseye söylemez

Yıldırım Kaya, CHP’nin önde gelen isimlerinden.

 

Yıldırım Kaya’nın yakın geçmişinde...

Bir solcu sendika, bir solcu parti var.



Eğitim-Sen

Yazının Devamını Oku

Kapkara bir cehalet: Cin çıkarma vakası

Aşırı dindar bir ailenin içine doğdum.

Babam ilahiyat mezunu bir müftüydü.

Din konusunda iyi bir öğretim gördüm.

Vaazlar, sohbetler dinledim.

Kitaplar karıştırdım.

*

İşte çok net biçimde söylüyorum:

*

“Cin çıkarma”

Yazının Devamını Oku

Tutar mı tutmaz mı

İşittiğime göre CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili olarak halkın huzuruna şöyle bir tabloyla çıkmayı planlıyorlarmış:

CUMHURBAŞKANI ADAYI: Kemal Kılıçdaroğlu.

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Meral Akşener (Başbakan)

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Ali Babacan (Ekonomi)

*

CUMHURBAŞKANI YARDIMCI ADAYI: Ahmet Davutoğlu (Dış İşleri)

*

Yazının Devamını Oku

Cemaat yurtlarına dair önyargısız yedi hüküm

ENES KARA ADLI BİR TIP ÖĞRENCİSİ, KALDIĞI ÖĞRENCİ YURDUNDA YAŞADIKLARI YÜZÜNDEN CANINA KIYDI. ÜÇ GÜNDÜR BU ÇOK ÜZÜCÜ OLAYI KONUŞUYORUZ. NASIL OLUYOR DA BİR ÖĞRENCİ YURDUNUN KOŞULLARI, BÖYLE BİR TRAJEDİYE YOL AÇABİLİYOR? SERİNKANLI VE ÖNYARGISIZ BİÇİMDE BUNU İRDELEMEK ŞART. BEN BÖYLE BİR İRDELEMEYİ 7 HÜKÜMLE YAPMAYA ÇALIŞTIM.

HÜKÜM BİR

ZORLA, ZORLAYARAK

TARİKAT ve cemaat yurtlarının varoluş amaçları, üniversite öğrencilerine barınma imkânı sağlayıp hayır dua kazanmak olmalı. Ama maalesef durum hiç de böyle değil. Bu tür yurtlar, barınma imkânının karşılığı olarak öğrencilere tarikat ve cemaatin doktrinlerini öğretir. Üstelik zorla ve zorlayarak. FETÖ’den beri bu böyledir.

*

HÜKÜM İKİ

ARZ VE TALEP

BİR öğrenci yurdunda tarikat ve cemaat öğretileri öğretilemez mi? Tabii ki öğretilebilir. Ama bu, bir askeri disiplin içinde zorla ve zorlayarak yapılmaz, yapılamaz. Yurt, eğer talep eden öğrenci varsa bunu arz eder. Budur, bu kadardır. Ancak çok az cemaat ve tarikat yurdu, böyle yapmakta.

*

Yazının Devamını Oku

Kabataş Lisesi’ne selam olsun

Sosyal medyada izledim videoyu.

“Çirkin olay”, tam olarak şöyle bir şey:

*

Kabataş Lisesi’nin yatakhanesinde üç öğrenci müsveddesi, Atatürk posterini bıçakla delik deşik ediyor.

Bu sırada kahkahalar yükseliyor. Tabii küfürler ve hakaretler eşliğinde.

*

Bakıyorum:

Bazıları, bu çirkin olaydan yola çıkarak...

Büyük büyük analizler yapıyorlar, Türkiye’nin en köklü lisesini bir kalemde silip atıyorlar, ideolojik ve siyasi sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Lider televizyonda konuşurken telefon bağlantısı yapılır mı?

Ben lider olsam...

“Bırakın, bağlansınlar” derim.

*

Ama tabii eğer şu üç şey söz konusuysa:

*

- BİR: Söylediklerimden eminsem.

*

- İKİ: Elimde kapı gibi belgeler varsa...

*

Yazının Devamını Oku

Bir Hürriyet yazarına şiddetle itirazım var

Fuat Bol’un dün Hürriyet’te yayınlanan yazısının başlığı şuydu: “CHP’liler demokrat olabilir mi?”

Yazıyı baştan sona dikkatlice okudum.

Yazıda bir zihniyet analizi yapılıyordu.

Ve CHP’lilerin demokrat olamayacağı sonucuna varılıyordu.

*

Hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın...


Yazının Devamını Oku

Allah milletvekilinin iftirasından korusun

Ali Mahir Başarır diye bir milletvekili var.

 

CHP’li bu milletvekili, CHP’nin televizyon kanalına çıktı ve desteksiz salladı.

“Demirören o gece şu kadar dolar aldı” falan diye ipe sapa gelmez bir palavra.

*

Belgesi var mı bunun?


Yazının Devamını Oku

Şevki Yılmaz olayını çözmüş bulunmaktayım

Yaşı yetmeyenler pek bilmez.

1980’ler, 1990’lar Şevki Yılmaz’ın fırtına gibi estiği dönemlerdi.

*

Kimdi Şevki Yılmaz?

Yedi maddede özetleyeyim:

*

BİR: Refah Partisi’nin en ünlü hatibiydi.

*

Yazının Devamını Oku

‘Bil / Bul’ ekine dokunmamalıydık

Dolardaki dalgalanma, kâğıt fiyatlarındaki fahiş artış falan derken...

“Tasarruf şart” dedik ve tuttuk gazetenin “Bil / Bul” ekini biraz kuşa çevirerek Kelebek’in içine aldık.

*

Bir anda çarşı karıştı.

Bitmek tükenmek bilmeyen tepkiler.

Mailler, mesajlar, telefonlar...

Protesto üstüne protesto.

*

Mesela

Yazının Devamını Oku

20 Aralık’takine benzer bir hamleye ihtiyaç var

20 Aralık’ta ne oldu?

18’lere tırmanan dolar, bir gecede 12’lere indirildi.

Ve bugün 13’lerde seyrediyor.

*

20 Aralık hamlesi o kadar tuttu ki...

“Enflasyon rakamı açıklanınca dolar uçacak” diyenler, bir kez daha yanıldılar.

Bir uçuş söz konusu olmadı.

*

20 Aralık, siyasette AK Parti iktidarının

Yazının Devamını Oku