GeriAhmet HAKAN ‘Ajan’ dedikleri tahliye edilirken suspus oldular
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Ajan’ dedikleri tahliye edilirken suspus oldular

BÜYÜKADA davasıyla ilgili olarak...

Öyle korkunç manşetler attılar ki...

Manşetlerden her gün haykırdılar da haykırdılar:

- Büyükada’da bir otelde kan donduran darbe toplantısı!

‘Ajan’ dedikleri tahliye edilirken suspus oldular

- Sokakları karıştıracaklardı, Gezi benzeri kalkışma planlıyorlardı!

‘Ajan’ dedikleri tahliye edilirken suspus oldular

- Arkalarında CIA var, arkalarında İngiliz istihbaratı var!

‘Ajan’ dedikleri tahliye edilirken suspus oldular

- Belgeler hainliği kanıtlıyor, işte masadaki ihanet haritası!

Sonuç?

Alayına tahliye!

*

Fakat enteresan bir durum çıktı ortaya!

Manşetleri atanlar...

“Kaos plancıları”, “yeni Gezi tezgâhçıları”, “ajanlar”, “casuslar”, “ihanet haritasını masaya koyanlar” falan dedikleri kişiler hapisten ellerini kollarını sallayarak çıkarlarken...

Suspus oldular.

Hiçbir şey demiyorlar.

*

Neden acaba?

Utançtan mı?

Yoksa diyecek bir şey bulamamaktan mı?

 

OSMAN KAVALA DA TAHLİYE OLACAK

BÜYÜKADA tutuklularının serbest kalmasının ardından şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Hakkında demediklerini bırakmadıkları Osman Kavala da en kısa zamanda serbest kalır.

 

BEN DİYORUM Kİ: İYİ PARTİ TUTACAK!

SALLAMIYORUM.

Elimde sağlam bir veri var.

İyi Parti tutmayacak olsaydı...

- “Logolarını bizden çaldılar” diyen çıkmazdı.

- “Proje parti bu” diyen çıkmazdı.

- Aşağılama, küçültme çabaları alıp başını gitmezdi.

Bunun yerine...

“Hayırlı olsun” falan denilir geçilirdi.

*

Bilhassa iktidar cephesinde gizlenemeyen öfkeyi ve dizginlenemeyen laf çakma çabasını görüyorum.

Ve bu nedenle “İyi Parti tutacak” diyorum.

 

MELİH GÖKÇEK: VALLAHİ, BİLLAHİ, TALLAHİ SEVİNMEM

TELEFONUM acı acı çaldı.

Baktım:

Melih Gökçek arıyor!

*

Açmasam mı acaba? Şimdi bir sürü laf işiteceğim” falan diye birazcık tereddüdün ardından “Açayım da kurtulayım bari” dedim ve açtım.

*

Selamünaleyküm!

Aleykümselam!

Tatlı sert girdi olaya Melih Gökçek:

“Günlerdir televizyonda, gazetede benimle kafa buluyorsun.”

*

Anında azıcık övüyor gibi yapıp yumuşatma çabası içine girdim:

“Ne yapalım! Senin reytingin çok.”

*

Yumuşadı tabii...

Sonra şöyle dedi:

“AK Parti, Ankara’yı kaybederse Melih Gökçek sevinir mi, sevinmez mi diye soruyorsun... Yaz bunu: Vallahi de sevinmem, billahi de sevinmem, tallahi de sevinmem... Aksine çok ama çok üzülürüm.”

*

Bu kısa telefon görüşmesinden benim çıkardığım sonuç:

Melih Gökçek ilk şoku atlatmış, yüzüne kan gelmiş!

 

KİM DERDİ Kİ

‘Ajan’ dedikleri tahliye edilirken suspus oldular

ŞU minik çocuk büyüyecek...

- Ankara’yı “Melihland” haline getirecek.

- 23.5 yıl belediye başkanlığı yapacak.

- KK diyerek, CE-HA-PE diyerek taarruza geçecek.

- Sanatın içine tükürecek.

- Dinozorlara merak salacak.

- Aylin Nazlıaka’ya “Aylin” diyecek.

- İstifası istenerek morali bozulacak.

Falan...

Babacan edalı babasının, şefkatli annesinin arasında öyle masum bakıyor ki...

Kim derdi ki...

Bu çocuk büyüyünce Melih Gökçek olacak!

Gerçi minik Melih’in gözlerinde büyüyünce de yaramazlık yapacakmış gibi bir eda var ama neyse artık.

 

O POLEMİK BÖYLE Mİ YAPILIR KEMAL BEY?

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, “İstanbul’a ihanet ettik, hâlâ da ediyoruz” dedi.

*

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bunun üzerine...

Konuya hiç girilmeyecek bir yerden girdi.

Ve çıktı, “Erdoğan hain olduğunu itiraf etti, hainler devlet yönetemez” dedi.

*

Kılıçdaroğlu böyle deyince de...

Olay çığırından çıktı.

Olay, “Sen Erdoğan’a hain diyemezsin” ile “Derim arkadaş derim” noktasından ilerledi, ilerliyor.

*

Oysa Kemal Kılıçdaroğlu...

“İhanet ettiğini söyleyerek bir özeleştiri yapıyorsun, güzel... Bu özeleştirini takdirle karşılıyorum. Ama hâlâ ihanet ettiğini söylemek de neyin nesi? Niye hâlâ ihanet etmeye devam ediyorsun ki? Kessene İstanbul’a ihaneti... Neden kesmiyorsun? Elini kolunu tutan mı var” deseydi...

Muhatapları edecek tek bir kelime bile bulamayacaklardı.

*

Keşke Kemal Kılıçdaroğlu, acilen “Matematiksel polemik nasıl yapılır” kursuna yazılsa.

 

NİŞANTAŞI MİŞANTAŞI

20 yıl oldu Nişantaşı’na taşınalı...

Hâlâ bana laf sokmak isteyenlerin ilk aklına gelen şey “Sonradan Nişantaşılı” demek oluyor.

*

Üstelik Nişantaşı da bir şeye benzese gam yemeyeceğim hani!

Bitmeyen inşaat sesleri, bitmeyen park yeri çilesi, susmayan şehir uğultusu ve gerekçesiz kalabalık.

Of ki of!

*

Benimki de iş değil arkadaş!

Hem onca lafı ye hem de şu çileyi çek.

Taşınacağım vallahi, billahi ve tallahi bu semtten!

X

Vurun kardaşlar vurun

Barolar seçimini kazanan delegeler, zafer coşkusu içinde marş söylediler.

 

Söyledikleri marşın sözleri şöyleydi:

*

“Yolumuz devrim yoludur / Gelin kardaşlar gelin / Yurdumuza faşist dolmuş / Vurun kardaşlar vurun”

*

Barolar Birliği’nin yolu...

Yazının Devamını Oku

E ama Erdoğan haksız mı birader?

Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı en önemli kazanımlardan biridir Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşması...

Taaa 87 yıl önce verilmiş bu hak.

Üstelik Avrupa’nın birçok ülkesinde henüz bu hak tanınmamışken.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 87 yıl önce tanınan bu hakla ilgili olarak yayınladığı mesajda şöyle demiş:

*

“Her ne kadar kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de, haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır.”

*

Bu cümleden yola çıkarak...

Yazının Devamını Oku

İki köşe yazısının satır aralarına sıkışan bilgi

Dün gazetelerde köşe yazılarını okurken...

İki köşe yazısının cümleleri arasına sıkışmış şu iki bilgiye rastladım:

*

- BİR: Meğer Dünya Bankası’nın istatistik açısından bir Performans Endeksi varmış. Türkiye bu endekste 128 ülke arasında en iyi ilk 20’deymiş.

*

- İKİ: Meğer TÜİK’in istisnasız tüm verileri, aralıksız olarak uluslararası denetime tabi tutularak denetleniyormuş.

*

Bunlar gerçek mi abi?

Hakikaten de böyle mi?

Yazının Devamını Oku

Şahap Kavcıoğlu TÜİK'e iletişim dersi vermeye gitsin

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kısa bir süre önce... Meydan okuyan ve herkesi çok şaşırtan bir hamle yapmıştı.

“Birazdan Merkez Bankası’na gidiyorum” demiş ve bütün gözlerin kendisine çevrilmesini sağlamıştı.

*

Taraftarları coşmuştu.



“Yaşa Kılıçdaroğlu! Var ol Kılıçdaroğlu! Şimdi Merkez Bankası düşünsün! Müthiş hamle! İşte budur!”

Yazının Devamını Oku

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku