GeriAdnan KAYA Yeniden merhaba
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeniden merhaba

KENDİME verdiğim mola bitti, yeniden sizlerleyim.

Yine doğru bildiğimi yazmaya, doğruya ‘doğru’, yanlışa ‘yanlış’ demeye devam edeceğim.
Yeri geldiğinde (sınırları aşmayarak) eleştireceğim ki, daha iyisi yapılabilsin.
Tabii kalemim yettiğince ve sizler teveccüh gösterdikçe...
Heybede yazacak çok şey birikti, sırayla başlıyorum izninizle...

 

İçi boş bültenlere hayır

HER gün onlarca, hatta yüzlerce mail düşüyor e-posta kutularımıza...
Ama ne yazık ki, bunların büyük çoğunluğu aslında birer çöp.
Çünkü ne doğru dürüst içerik var, ne de albeni yaratacak görsel.
Yazım tekniği açısından da haberciliğin ana ilkesi 5N1K’nın neredeyse hiçbir unsuru yok.
Bol bol goygoy, mış miş...
Bazen gözden kaçarak, bazen de şu ya da bu nedenle kullanıldığı için gönderen taraf memnun ve talepkar.
Son örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık.
Söz konusu haber biz de dahil neredeyse tüm gazetelerde ‘müjde’ diye çıktı.
Ancak projenin ne adı, ne yeri, ne büyüklüğü, ne maliyeti, ne başlama-bitiş zamanı vs. vardı.
Mesleğe ve okura saygı gereği bundan sonra içi boş bültenlere hayır!

 

Acil KBB hekimine

“ADAM işin kolayını buldu. Eski yazıları copy-paste yapıp köşesini dolduruyor” diyebilirsiniz.
İyi de ben ne yapayım?
Onca yazıp çizmemize rağmen sorunlar değişmiyorsa benim günahım ne?
İşte bunlardan biri de Meles Deresi’nden yayılan koku...
Bugüne kadar aklına gelen her yöntemi deneyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz 4 Mayıs’ta derede 15 gün süren periyodik bakım yapmıştı.
Yetkililer, çalışmanın kokunun önüne geçeceğini söylemişti.
İyi de yine olmadı.
Bu dere yine kokuyor.
Haliç’te, Porsuk’ta oluyor da Meles’te niye olmuyor?
Yok, “Kokmuyor” diyorsanız...
Ya sizin ya da benim acil olarak bir KBB hekimine görünmemiz şart.

 

Güldürmeyin beni

BÜYÜKŞEHİR Belediyesi, 2019’un ağustos ayında, “İzmir’e toz kondurmuyoruz” sloganıyla metropol ilçelerde temizlik kampanyası başlatmıştı.
Her cumartesi günü başkanlar, muhtarlar ve vatandaşların katılımıyla çöpler toplanıyor, yerler süpürülüp yıkanıyor, her yer pırıl pırıl yapılıyordu.
O zaman bir yazı kaleme almış, “Ama bakıyorum değişen pek de bir şey yok” demiştim.
Yine kendimi tekrarlama riskini göze alarak yazıyorum:
“Dünyanın ilk cittaslow metropol pilot kenti ilan edilen İzmir yine pis, yine pis.”
Evet; bu unvan sadece kentin fiziksel yapısını değiştirmeyi değil, topluma da dokunmayı içeren uzun bir yolculuk.
Ama biz daha alfabenin A’sına takılıyorsak bu unvanın altında ezilir kalırız.

X

Haydi Ege, birleşelim!

SÖZÜN bittiği yerdeyiz...

Bir haftayı aşkın süredir Ege ve Akdeniz alev alev...
Yangınların biri bitiyor, biri başlıyor...
Yanan sadece ormanlar değil...
9 canımızı kaybettik...
Hayvanlar, bitki örtüsü, toprak, börtü böcek, mahalleler, evler, tesisler, arabalar, anılar vs. de kızıl kabusun pençesinde...
O cennetten farksız yerler şimdi kapkara...
Adeta külden bir örtünün altında...

Yazının Devamını Oku

Yasa çıkmış kime ne?

YASA çıktı da bir şey değişti mi?

Ne yazık ki hayır!
Sevimli dostlara eziyet hız kesmeden sürüyor.
Bu hafta başında iki olay birden yaşandı.
Kaçıranlar için özetleyeyim:
Muğla Menteşe’de yaşayan F.O., güvercinlerine saldırdığı gerekçesiyle kendisine ait ‘Foks’ isimli av köpeğine pompalı tüfekle ateş etti.
Ön bacaklarından yaralanan can dost, hemen ameliyata alındı ama kurtarılamadı.
Operasyonu yapan veteriner hekimin, “Aşırı kan kaybı vardı. Sağ ön bacak kopma aşamasındaydı. Sol bacağında parçalı kırık mevcuttu. Ameliyat sırasında kalbi bir kez durdu. Yaşama tekrar döndürdük. Ancak kanamasının fazla olması nedeniyle yaptığımız işlemlerden sonuç alamadık” sözleri bir kez daha yüreklerimizi dağladı.

Yazının Devamını Oku

Biri cevap versin

BU köşeyi takip edenler hatırlayacaklardır.

TEİAŞ, İzmir Bayraklı’da 24.5 metre yüksekliğinde bir trafo yapmak istemişti.
Tam da son depremde yıkılan apartmanların yanı başında...
Mahalleli isyan etmiş, bölgedeki tek yeşil alanın bu şekilde değerlendirilmesine karşı çıkmıştı.
Sivil inisiyatif sesini öyle güçlü duyurmuştu ki, iktidar ve muhalefet milletvekilleri devreye girmek durumunda kalmıştı.
Sonuçta TEİAŞ başka bir yer verilmesi karşılığında tesisin yapımından vazgeçeceğini açıklamıştı.
Doğrusu ya, o gün bu gündür tek çivi de çakmadı.
Ancak, alelacele yapılan ve cezaevini andıran, üstü dikenli tel örgülerle çevrili Çin Seddi görünümlü devasa koruma duvarları ise hala duruyor.

Yazının Devamını Oku

Cevap hakkına saygım sonsuz/3

GELELİM, Ayvalık Zeytin Hasat Festivali’ne...

 

14’üncüsünde sanırım sıkıntı yok.
İşin mali süreci ATOLAB üzerinde yürüyor ve kasaya 94 milyon 907 bin 17 TL giriyor.
Belki de ipleri koparma noktasına getiren 15’inci festivalle ilgili gelişmeler ise 9 Temmuz 2019’da ATO Yönetim Kurulu’nda ‘Çeşitli Konular’ başlığında alınan 437 nolu kararla başlıyor.
O gün yapılan toplantıda Ayvalık Uluslararası Hasat Günleri’nde zeytin, zeytinyağı ve turizm komitelerinin birlikte çalışmasına, bunların en kısa zamanda toplanıp bir yol haritası çıkarmasına ve organizasyon komitesi oluşturulmasına karar veriliyor.
Ve bu oybirliğiyle alınıyor.
31 Temmuz 2019’daki ATO Meclisi’nde söz konusu komitede yer alacak 14 isim (ki, bunlara Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık Ziraat Odası’nın bildireceği isimlerin de ekleneceği belirtiliyor) belirleniyor.

Yazının Devamını Oku

Cevap hakkına saygım sonsuz/2

AYVALIK dosyamıza bugün de kaldığımız yerden devam ediyoruz.

ATOLAB A.Ş.’den gelen yazıda şöyle diyordu:
“ATOLAB A.Ş.’nin ana gelir kalemi hologram satışından elde edilmektedir. Bu kalemin gelirlerinde zaman içinde gerileme olduğu doğrudur. Bunun sebebi de Ayvalık zeytinyağı coğrafi işareti yönetiminin ve denetiminin, tescil sahibi kuruluşun tek yetkilisi ve hukuki sorumlusu olduğunu söyleyen kişi tarafından düzgün olarak yapılmamasıdır.”
“Sebebi” bölümünden önce ana gelir kalemine bir parantez açmakta fayda var sanırım.

‘GELİR’ KONUSUNA BAKARSAK
Ayvalık’ta yıllardır bu işi yapan üreticilerden öğrendiğim kadarıyla, ilçe sınırlarında 2 milyon zeytin ağacından her yıl ortalama 4 bin 500 ton yağ elde ediliyor. Ki, bunun 3 bin tonu natürel sızma.
Fiyat bugün 27 TL (litrede değil, kilogramda).
Litresi ortalama 45 TL’den satılıyor.

Yazının Devamını Oku

Cevap hakkına saygım sonsuz/1

ATOLAB A.Ş. Yönetim Kurulu adıyla, imzasız ve şahsi bir mail hesabından bilgilendirme notu aldım.

Objektif ve tarafsız yayıncılık gereği bu görüşlere yer verirken birer parantez açarak düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum.
“Sayın Adnan Kaya, 16 Ocak’ta ‘Ayvalık’ta neler oluyor?’ başlığıyla yapmış olduğunuz haberi incelemiş bulunmaktayız. Öncelikle belirtmek isteriz ki, Ayvalık Ticaret Odası kayıtlı 11 yönetim kurulu üyemizin 7’si zeytinyağı marka sahibi sektör üyesinden, 4’ü de ticari faaliyette bulunan iş adamlarından oluşmaktadır. Yapmış olduğunuz haberde tarafınıza ulaştırılan birçok hatalı bilgi bulunmaktadır” deniliyor.
Ve şu örnekler veriliyor:
* Ayvalık Ticaret Odası’nın marka tescili hakkında bilgilendirilmediği: ATOLAB A.Ş. yönetim kurulunun, yönetim kurulu başkanı dahil 3 üyesi, Ayvalık Ticaret Odas’nın 7 kişilik yönetim kurulunun üyesidir. ATOLAB A.Ş. yönetim kurulunda alınan kararlar Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu’nda görüşülmüş, kendilerine konu hakkında sözlü ve yazılı bilgi verilmiştir. Ekte bulunan karar fotokopileri de bunun ispatıdır.
(Bana gönderilen iki karar metni var. Biri 12 Kasım 2019 tarihli. 4’üncü maddede, (aynen) “Ayvalık Sızma Zeytinyağı ATOLAB marka tescilinin alınmasına karar verilmesi. Ayvalık Zeytinyağı ATOLAB marka tescil başvurusunun yapılmasına” diye yazıyor. 20 Mart 2020 tarihli olanın 9’uncu maddesinde ise, (aynen) “Türk Patent Enstitüsü’ne ATOLAB adı ile zeytinyağı marka tescili için yapılan başvuru hakkında bilgi verildi” cümlesi yer alıyor. İlkinin en üstünde, (aynen) “ATO Laboratuvar Hizmetleri Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Toplantısı”, ikincisinin en üstünde de, (aynen) “ATO Laboratuvar A.Ş. Yönetim Kurulu Toplantı Tutanağı” ibareleri mevcut. Yani bilgilendirme ATO Yönetim Kurulu’na veya ATO Meclisi’ne değil, ATOLAB Yönetim Kurulu’na yapılmış. ATOLAB Yönetim Kurulu’nun aldığı kararın zaten imzaları ve bilgileri olması gereken ATOLAB Yönetim Kurulu üyelerine yapılmasını pek anlayamadım. Acaba alınan kararlar ve yapılan işlerden üyelerin de mi sonradan haberi oldu?)
* Zeytinyağı marka tescili yapıldığı: ATOLAB A.Ş. ekte yer alan TÜRK Patent Kurumu’nun tescil beyanında görüldüğü üzere kendi şirket adını ve logosunu tescil ettirmiştir.
(Buna dair gönderilen belgede başvuru tarihinin 13 Mayıs 2020, tescil tarihinin 11 Aralık 2020, tescil yayın bülten tarihinin 29 Ocak 2021, marka adının ATO Zeytinyağı Analiz Laboratuvarı olduğu görülüyor. Eğer yazım bir kez daha dikkatlice okunursa ATOLAB’ın zeytinyağı marka tescili yaptırdığı yönünde bir ibare olmadığı açık.)

Yazının Devamını Oku

Kaldığımız yerden devam

AYVALIK’TA neler oluyor, diye sordum.Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın’ın kişisel Facebook hesabından yaptığı paylaşımla başlayan, Oda’ya bağlı Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Kimyasal Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kurumun resmi Instagram hesabından yayımladığı yanıt niteliğindeki duyuru ile devam eden gelişmeleri sizlerle paylaştım.


Her iki yazımda da aynı çatı altında yaşananların Ayvalık’a ve sektöre olumsuz yansıyacağını düşündüğümü ifade ettim.
Konunun bir an önce çözüme kavuşmasını, sağduyunun galip gelmesini dilediğimi aktardım.
“Ama görünen o ki, sosyal medya üzerinden yürüyen bu soğuk savaş kolay kolay bitmeyecek.
Eskilerin deyimiyle bu pilav daha çok su kaldıracak” diye de ekledim.
Nitekim, öyle de oldu.
Haliyle bana da yine yazmak düştü.

Yazının Devamını Oku

Bu pilav daha çok zeytinyağı kaldırır!

HATIRLAYACAKSINIZ, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın’ın Oda’ya bağlı Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Kimyasal Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından ‘ATOLAB Ayvalık Natürel Sızma Zeytinyağı’ markasıyla filtresiz 750 ml zeytinyağı üretilip 75 TL’den satışa sunulmasını şahsi Facebook hesabından paylaşıp...


“Ticaret odalarının amacı üyelerine rakip olmak değil, ticari faaliyetlerinin önünü açmaktır. Bu yetkisiz ve hukuksuz uygulamadan ATO Başkanlığı’nın ve üyelerinin bilgisi yoktur. Uygun bulmuyorum. Yanlışlarından dönmezlerse konuyu vergi mahkemesine taşıyacağım” sözlerini aktarıp, sormuştum:
“Ayvalık’ta neler oluyor?”
Peşi sıra da, “Belki yanıtlanır” düşüncesiyle akla gelen birkaç soruyu paylaşmıştım.
Geçtiğimiz cuma akşamı, ATOLAB’ın Instagram hesabından, somut bir isim yerine, ‘ATOLAB A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri’ imzalı, kamuoyuna bir duyuru yayımlandı.
Özetle deniyor ki:
***

Yazının Devamını Oku

Ayvalık’ta neler oluyor?

SAHİ, neler oluyor?Herkesin ilk o unvana sahip olacağı konusunda neredeyse hemfikir olduğu Türkiye’nin AB coğrafi işaretli zeytinyağı sıfatını Milas’a kaptıran Ayvalık’ta sular durulmuyor.


Şimdi de Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın ile Oda’ya bağlı Zeytinyağı Analiz Laboratuvarı yönetimi arasında yeni bir kriz patlak verdi.
Ayvalık Ticaret Odası Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Kimyasal Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından ‘ATO LAB Ayvalık Natürel Sızma Zeytinyağı’ markasıyla filtresiz 750 ml zeytinyağı üretilip 75 TL’den satışa sunulması adeta bardağı taşıran son damla oldu.
Başkan Büyükçıvgın, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu markayla ilgili Ayvalık Ticaret Odası’nın herhangi bir bilgisi ve dahli olmadığını duyurdu.
Ayvalık’ta yaklaşık 5 bin ailenin zeytinyağı ticaretiyle geçindiğini, ayrıca bu işi yapan 100’den fazla ulusal ve uluslararası markanın Ayvalık Ticaret Odası üyesi olduğuna dikkat çeken Büyükçıvgın, isyanını şöyle dile getirdi:
***
“Ticaret odalarının amacı üyelerine rakip olmak değil, ticari faaliyetlerinin önünü açmaktır.

Yazının Devamını Oku

Evet; bu bir bölge yarışı değil, ülkemizin yarışı

“Milas tarih yazdı peki kim bunun farkında?” diye sordum.


Milas zeytinyağının AB’den coğrafi işaret alan ilk ve tek Türk zeytinyağı olarak eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza attığını, adeta bir tarih yazdığını düşündüğümü paylaştım.
Adları Milas’a kıyasla zeytinyağı ile daha çok özdeşleşmiş yörelerimizin bu konuda hangi aşamada olduklarını merak ettiğimi dile getirmeye çalıştım.
Sağolsun, Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Büyükçıvgın, Whatsapp’tan uzun uzun yazdı.
Öncelikle, “Geçen hafta Bloomberg’te katıldığım canlı yayında Milas’ı ve MİTSO Başkanı Reşit Özer’i kutlayıp teşekkür ettim” diyerek, bir anlamda bu konuda Ayvalık olarak kıskançlık yapmadıklarını paylaştı.
Ayvalık’ın dosyasını Dr. Fahri Yemişçioğlu’nun hazırladığını ve önümüzdeki aylarda başvuruyu eksiksiz tamamlamış olacaklarını aktardı.
Bu arada, dosyalarını tamamlayıp AB tescil başvurusu yapan tüm yörelere ve ürünlere de başarı dileğini iletti.

Yazının Devamını Oku

Milas tarih yazdı tamam da kim bunun farkında?

2020 tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin gölgesinde kabus gibi geçti.


Her sektör gibi zeytin ve zeytinyağı da bu olumsuzluktan payına düşeni aldı.
Ama yılın son çeyreğinde ardı ardına gelen haberler yüz güldürdü.
Bunlar arasında hiç kuşkusuz en öne çıkanı, Milas zeytinyağının AB’den coğrafi işaret alan ilk ve tek Türk zeytinyağı olmasıydı.
Daha düne kadar hor görülen ‘Memecik’ türü zeytinle Milas, adeta bir tarih yazdı.
Zeytinyağı sektöründe eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı.
Bazı köşe yazarları bu müthiş gelişmeyi birkaç üreticiye mal etse de bence en büyük pay Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın.

Yazının Devamını Oku

Kim tutar sizi!

ZEYTİNYAĞI sektöründe uluslararası arenadaki yarışmaların en prestijlilerinden biri de hiç kuşkusuz İsrail’de düzenlenen Terra Olivo...

 

Bu yıl 3 kategoride toplam 345 ödül dağıtıldı, 34’ü ülkemize geldi.
Ülkemizin değişik bölgelerinden toplayarak Ayvalık’taki fabrikasında erken hasat ve soğuk sıkım yaparak işleyen Nova Vera, İtalya’dan yine ‘beşibiryerde’ yaptı.
‘Trilye’ çeşidiyle, organizasyonun en büyük ödülü olan ‘Top Ten’ (En İyi 10) arasına girmeyi başaran firma, Türkiye’den katılan yağların en iyisi seçilerek ‘Best of Turkey’ ödülüne de layık görüldü.
‘Trilye’ ve ‘Beylik’le büyük prestij altın ödülüyle taçlanan firma, ‘Hayat’, ‘Yamalak Sarısı’ ve ‘Memecik’le de prestij altının sahibi oldu.
Kuruluşunun 3’üncü yılında 107’nci madalyasını alan Nova Vera’yı kutluyorum.
Ve inanıyorum ki, bunlar daha başlangıç.

Yazının Devamını Oku

Tümden yasaklanmalı

BU köşeyi takip edenler hatırlayacaklardır.

 
Havai fişek üzerine bir değil, iki değil, üç değil, onlarca kez yazı yazdım.
“Yeter artık! Fişeğiniz batsın” dedim.
“Vara yoğa patır patır patlattığınız havai fişek işkencenizden bıktık artık” dedim.
Etkili, yetkili isimlere seslendim.
“5 dakikalık bir gösterinin vereceği keyif yüzünden canlıların ölmesine, insanların zehir solumasına, havamızın, suyumuzun ve toprağımızın kirlenmesine müsaade etmeyin” dedim.
Ama bir Allah’ın kulundan tık çıkmadı.

Yazının Devamını Oku

Piyango bu kez bize vurdu belki de yarın sıra sizdedir

GEÇEN hafta ailece İzmir dışındaydık.



Pandemi sürecinde yaklaşık 3 ay eve hapsolan kızımızı alıp tatile çıktık.
Bir de köpeğimiz olduğu için denize sıfır sayılabilecek bir bungalovda kaldık.
Marmaris Orhaniye’de, doğanın içinde, sessiz, sakin, dingin bir 7 gün geçirdik.
Bu arada -merkez üssü dinlendiğimiz bölge olan- iki de ciddi büyüklükte deprem atlattık.

Yazının Devamını Oku

Bizim çılgın zeytinyağcılar

 SİZLERLE ayrı kaldığımız süreçte önce Japonya’dan, ardından da İtalya’dan güzel haberler geldi.


Türk zeytinyağı markaları uluslararası arenada bir kez daha yüzümüzü güldürdü.
Olive Japan 2020’de 9 altın, 16 gümüş madalya kazandık.
(Alfabetik sırayla) Hermus, Kisthene02, Nermin Hanım, Nova Vera, Oleamea, Purio ve Zeytinel birincilik kürsüsüne çıkarak hepimize büyük gurur yaşattı.
Aynı zamanda ‘ülkenin en iyisi’ ödülüne layık görülen Nova Vera yine fark yarattı ve bu 9 altın madalyanın 3’üne birden imza attı.
Alhatoğlu, Anafortis, Eget Vakfı, Hermus, Kisthene02, Kristal, Nova Vera, Oleamea, Olizzi, Troy, Tuay ve Zethoveen da ikinci olarak ülkemize gümüş ve puan kazandırdı.
Hermus ve Nova Vera 3’er gümüş madalyayla öne çıkarken, beni en çok mutlu eden şeylerden biri de, ilk günden beri dış pazarda Türkiye’nin ancak ‘özellikli’ ürünlerle başarı kazanabileceğini savunan ve buna örnek olarak da yıllar önce Rusya için üretmeye başladıkları çocuklara özel ‘Kidsolio’yu gösteren Alhatoğlu’nun bu markasıyla ödül alması oldu.

Yazının Devamını Oku

Kadının gücü ve bereketi bu pastanede hayat buldu

ASLINDA açılalı yaklaşık dokuz ay olmuş.

 


Ama uzun zamandır Bornova Küçükpark’a yolum düşmediğinden görmemişim.
Onlardan, eşimin instagram hesabından yaptığı paylaşım sonrası haberim oldu.
Bir de tüm çalışanlarının tamamının kadın ve işletme ortağı olduğunu öğrenince daha da ilgimi çekti.
Dilek Çetmen, Zehra Yenilmez, Senem Aslantaş, Fatma Soyer, Gökçe Özmay, Vahide Güllü, Nesrin Azizoğlu, Narin Cömert, Makbule Demirçivi, Ceren Çanlı, Merve Erim, Aslı Aydın, Aysu Saydam, Süreyya Aydoğdu ve Seren Yılmaz adlı bu 15 kadının yolu, Pastacılar Fırıncılar Derneği’nin açtığı pastacılık kursunda kesişmiş.


Yazının Devamını Oku

Güzel şeyler de oluyor

SON sözümü en baştan söyleyeyim ki, sonradan bir yanlış anlaşılma olmasın.

 


Bu, bir firmayı öne çıkarma ya da reklamını yapma yazısı değildir.
Yaşadığımız zorlu günlerde güzel şeyler de olabildiğini paylaşma amaçlıdır.
***
Doğal olarak şu günlerde hepimiz koronavirüsle yatıp, koronavirüsle kalkıyoruz.
Tüm algılarımız bu konu üzerine yoğunlaşmış durumda.

Yazının Devamını Oku

Bir virüs yazısı da benden

İZMİR’de en sevdiğim mekanlardan biri de Red Dragon’dur.

 

Bana sorarsanız, yerli malzemelerle Uzakdoğu lezzetlerini en iyi sentezleyen restoranlardan biridir.
1993 yılından bu yana kalitesinden, tatlarından, hijyenden ödün vermeden işini aşkla yaparken...
Çoğu ilk günden beri çalışan 20’den fazla kişiye de istihdam sağlar.
Ancak geçen hafta yine ailecek gittiğimiz mekanda, her zaman dolu görmeye alıştığımız masaların bazılarının boş oluşu dikkatimizi çekti.
Nedeni ise malum!

Yazının Devamını Oku

Bana bunlarla gelin!

BU köşeyi takip edenler hatırlayacaklardır.

 


Dönem dönem, “STK’lar ne iş yapar?” diye sorarım.
Zira, -istisnalar hariç- çoğunun ne üyelerine, ne bulundukları kente, ne topluma, ne de insanlığa bir yararı olduğuna inanırım.
Gereksiz kahvaltılar, yemekler, suya yazılan ziyaretler, bir elin verdiğini öbür elin görmemesi gereken iyiliklerin çeşitli turnuvalar adı altında köpürtülerek servis yapıldığı bültenler bana itici gelir.
Ama geçen hafta Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin (EGİAD) bir etkinliği dikkatimi çekti.
Dünyada liseli gençler arasında en üst düzey girişimcilik yarışmalarından biri olarak gösterilen, ABD’nin Delaware Üniversitesi’nin düzenlediği ‘Diamond Challenge’, ülkemizde ilk kez EGİAD’ın partnerliğinde İzmir’de yapıldı.

Yazının Devamını Oku