Milas tarih yazdı tamam da kim bunun farkında?

2020 tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin gölgesinde kabus gibi geçti.


Her sektör gibi zeytin ve zeytinyağı da bu olumsuzluktan payına düşeni aldı.
Ama yılın son çeyreğinde ardı ardına gelen haberler yüz güldürdü.
Bunlar arasında hiç kuşkusuz en öne çıkanı, Milas zeytinyağının AB’den coğrafi işaret alan ilk ve tek Türk zeytinyağı olmasıydı.
Daha düne kadar hor görülen ‘Memecik’ türü zeytinle Milas, adeta bir tarih yazdı.
Zeytinyağı sektöründe eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı.
Bazı köşe yazarları bu müthiş gelişmeyi birkaç üreticiye mal etse de bence en büyük pay Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın.
13 Kasım 2017 tarihinde AB’ye başvuru yapan ve işin peşini bir an için dahi olsa bırakmayan Başkan Reşit Özer, yönetim kurulu ve meclis üyelerinin.
Bugün Milas’ta 63’ü coğrafi işaret tescil belgeli onlarca marka varsa bu hiç kuşkusuz onların ve ondan önceki yöneticilerin eseri.
Bakın, AB’den alınan bu onay sıradan bir olay değil.
Öyle ki, Başkan Özer’in...
“Milas zeytinyağına coğrafi işaret almak için yola çıktığımızda başlangıçta kimse bize inanmadı. Ama biz Milas zeytinyağının kalitesine ve kendi azmimize güvendik. Sonuçta da bir imkansızı başardık” sözleri bunu özetliyor.
Şahsen, bu gelişmenin hak ettiğinden az yankı bulduğunu düşünüyorum.
Bence medyada (özellikle yazılı basında) daha çok ses getirmeliydi.
Hele hele adları zeytinyağı ile özdeşleşen Ayvalık ve Edremit Körfezi’nden önce bu belgeyi Milas’ın almış olması ayrıntılarıyla irdelenmeliydi.
İnanın bu onay ilk Ayvalık’a verilmiş olsaydı, yer yerinden oynar, sağır sultan bile duyardı.
Tabii bunda Milas’ın da eksiği var.
Yeterince lobileri, Ayvalık ve Edremit Körfezi’ndeki büyüklükte marka ve firmaları yok.
Olanların büyük bir kısmı da seslerini duyuramıyor.
Gücü yetenler, ulusal medyada sektör üzerine yazan kimi kalemlere ürünlerini ulaştırarak adından söz ettirmeye çabalıyor.
Gönder(e)meyip tattıramayanlar ise o köşelerde hiçbir zaman adlarını göremiyor.
Dolayısıyla Milas ya da bir başka bölge üzerine kaleme alınan yazıların çoğunluğu birkaç marka üzerinde dönüp duruyor.


Adları ‘zeytinin başkenti’ ama listede yoklar

MİLAS’ın elde ettiği başarı aslında sadece ne MİTSO’nun, ne de birkaç üreticinin.
Tüm zeytinyağı sektörünün.
Milas’takiler başta olmak üzere Türkiye’deki bütün üreticilerin.
Dolayısıyla bu onur ve gurur hepimizin.
Gelelim sektörün esas unsuru zeytine...
Şu an AB’de tescil süreci devam eden 18 coğrafi işaretli ürünümüz var.
Bunlardan 3’ü bu mucize meyveye ait:
Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini, Gemlik Zeytini, Milas Yağlı Zeytini.
Dikkatinizi çekerim, aralarında bir başka zeytinyağı başvurusu da yok.
Hani, “Zeytin Diyarı xxx’e, Zeytinin Başkenti xxx’e hoşgeldiniz” yazan ilçe(leri)miz de yok.
Bakalım, ipi ilk hangisi ya da hangileri göğüsleyecek?


Dünya 4’üncüsüyüz ve ilk 10’da artık bir Türk de var

KABUS yılının bir başka sevindirici olayı zeytinyağı üreticilerimizin uluslararası arenada katıldıkları yarışmalarda yine fırtına gibi esmeleri oldu.
Türkiye, katıldığı 15 yarışmada kazandığı 361 ödül ve topladığı 17329.39 puanla dünyanın en iyi zeytinyağları sıralamasında 4’üncülüğe yükseldi.
Bir önceki yıl 8’inci olduğumuzu düşünürsek, salgının gölgesinde geçen süreçte katettiğimiz mesafeyi göstermesi açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.
Ülke olarak listenin 4’üncü sırasına otururken, bir başka şey daha gerçekleşti.
İlk kez bir Türk markası, ilk 10’a girmeyi başardı.
Nova Vera, 12 yarışmada kazandığı 56 madalya ve 2569 puanla 6’ncılığa yerleşti.
İlk 100’e Hermus 17’nci (7 yarışma, 29 ödül), Öz-Em 47’nci (9 yarışma, 18 ödül), Oleamea 48’inci (7 yarışma, 15 ödül), Granpa 50’nci (6 yarışma, 12 ödül), Palamidas 67’nci (5 yarışma, 10 ödül) ve Mavras da 84’üncü (5 yarışma, 9 ödül) sıradan girdi.
Tabii, liste bunlarla sınırlı değil...
Hilmi Yıldırım, Sydma, Büyükkarcı, Bozelli, Cumbalı, Purio, Olidya, Anafortis, Nermin Hanım, Edremit Ticaret Odası, Gizem ve Tayga da yüzümüzü güldüren diğer markalar oldu.
Hepsini kutluyorum ve “İyi ki varsınız” diyorum.


Bu bir reklam yazısı değildir!

BURADA, Nova Vera’ya ayrı bir parantez açmak istiyorum.
Çünkü 2020’de uluslararası yarışmalarda 56 madalya ile en çok ödül alan Türk zeytinyağı olmakla kalmadı, EVOO Dünya Sıralaması’nda 6’ncılığa yerleşerek ilk 10’a giren ilk Türk markası da oldu.
42 ülkeden 13 binden fazla örneğin değerlendirilmesiyle elde edilen sonuçlara göre Türkiye’den 32 zeytinyağı ilk 200’e girmeye hak kazanırken bunların 7’sini Nova Vera’nın ürettiği yağlar oluşturdu.
Markanın kurucusu Bahar Alan, “Türkiye’de güzel zeytin çeşitleri bulunuyor ve zeytinlerimiz iyi işlendiğinde çok güzel zeytinyağları üretilebiliyor. Bunu tüm dünyaya gösterebilmenin yolu da bu yarışmalardan geçiyor. Geçtiğimiz yıllarda ülkeler sıralamasında Türkiye maalesef ilk 10’a giremiyordu. Bugün ise hem markamızı, hem ülkemizi ilk 10’da görmek heyecan verici” diyor.
Bahar Hanım’a sonuna kadar katılıyorum.
Zira, bu tür başarılar aslında dünyada kaliteli zeytinyağları ligine girebilmemiz açısından çok büyük önem taşıyor.
Bu noktada Nova Vera’nın farklı yerel zeytin çeşitlerimizin her birinin ayrı ayrı kıymetli olduğunu gösterip az bilinen türlerimizin tüm dünyada bilinirliğini sağlamasını alkışlıyorum.
İnanıyorum ki, bu işi layıkıyla yapan tüm markalarımız, Türk zeytinyağını dünyada hak ettiği noktaya taşımak ve sağlık bileşenleri en yüksek düzeyde zeytinyağı üretebilmek amacıyla var güçleriyle çalışmaya devam edecek.
Ve her zaman olduğu gibi niteliğe, kaliteye odaklanacak.
Bana da bunları kalemimin yettiğince sizlerle paylaşmak düşecek.

***

164 dakikalık bir serüven

GEÇEN yıl özetle şöyle yazmışım:
“Geçtiğimiz günlerde hem çok şık, hem de çok lezzetli bir hediye aldım.
Bu vesileyle Gömeç’te kurulu Güven Asa Zeytinyağları’nın yeni markası ‘Asiltane’ ile tanıştım.
Kutunun içinden çıkan nottan öğrendiğim kadarıyla Asiltane, kendi bahçelerinden zeytinlerin toplanmasıyla başlayan ve üretimin hemen ardından şişelenmesi ile tam 2 saat 47 dakikada tamamlanan bir serüveninin eseri.”
Asiltane’den bu yılbaşı öncesi benzer bir paket (Limited Özel Hasat) daha geldi.
Bu kez serüven 2 saat 44 dakika sürmüş.
Yani bir önceki yıla göre süreç 3 dakika daha kısa sürede tamamlanmış.
Kutudan çıkan notta, toplama+üretilme+şişelenme safhasının noter huzurunda gerçekleştirildiği belirtiliyor.
164 dakikanın en uzun süre olduğu kaydedilirken, “En kısası ise 128 dakika sürdü” deniliyor.
Köklerde başlayıp, dallarda yeşeren bu dostluğun nice lezzet hikayelerine sağlıkla eşlik etmesi dileğiyle...


İklim değişikliğinin faturası

UZZK’nın raporuna göre, Türkiye zeytin üretiminde iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle 2020-2021 sezonunda geçen yıla göre zeytin tane miktarında yüzde 11, zeytinyağında ise yüzde 20 azalma olacak.
Kayıp miktarları zeytinde 145 bin, zeytinyağında 35 bin 562 ton olarak öngörülüyor.
Yani zeytinde son 11, zeytinyağında ise 7 yılın en düşük üretimi söz konusu.
Bakalım bu durum fiyatlara nasıl yansıyacak?

X