Paylaş
Suyu, en az petrol kadar değerli.
Beslenmenin yanı sıra sağlığa yararları saymakla bitmiyor.
İşte, bunu keşfeden bazı ülkeler son zamanlarda zeytin-zeytinyağı sektörüne hatırı sayılır yatırımlar yaptı.
Bugüne kadar daha çok Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde (İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Tunus, Suriye, Fas, Portekiz vs.) yetişen zeytin artık dünyanın radarında.
Bunda artan küresel talebin yanında yaşanan iklim değişikliği, gıda güvenliği endişesi, ekonomik çeşitlendirme, kırsal kalkınma, teknolojik gelişmeler gibi birçok neden var.
Piyasaya giren yeni oyuncular, büyük ölçekli yatırımları, modern teknolojileri ve stratejik hedefleriyle küresel pazarda geleneksel üreticilere karşı ciddi rekabet oluşturuyor.
***
Bu yükselişin en dikkat çekici örnekleri arasında Suudi Arabistan ve Çin var.
Suudi Arabistan, ‘Vizyon 2030’ projesi çerçevesinde hem ekonomiyi çeşitlendirme hem de gıda güvenliğini sağlama amacıyla çöl koşullarına rağmen ülkenin kuzeybatısındaki El Cevf bölgesinde birbiri ardına modern sulama teknikleriyle devasa zeytinlikler kuruyor.
Öyle ki, geçtiğimiz yıl ‘dünyanın en büyük zeytin plantasyonu’ unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardılar.
Hedefleri net; 20 milyon, hatta daha fazla zeytin ağacına ulaşmak.
Benzer şekilde Çin de gerek artan iç talebi karşılamak gerek ithalata bağımlılığı azaltmak için Sichuan gibi eyaletlerde zeytin yetiştiriciliğini bir kırsal kalkınma stratejisi olarak destekliyor.
Bu ülkeler için zeytinyağı bir tarım ürününden öte, ulusal bir stratejik varlık anlamına geliyor.
***
Yeni dünyanın önde gelen oyuncularından ABD, zeytinyağı tüketiminde lider olmasına karşın, üretimde büyük ölçüde Kaliforniya civarına odaklanmış bulunuyor.
Öte yandan, Güney Yarımküre’deki Arjantin, Şili, Uruguay, Peru ve Meksika coğrafi konumlarının benzersiz bir avantajını kullanıyorlar: ‘Karşı-sezon üretimi.’
Kuzey Yarımküre’nin hasat mevsimi dışında üretim yapabilme yetenekleri sayesinde küresel tedarik zincirindeki kesintileri önlemede ve pazar istikrarını sağlamada kritik rol oynuyorlar.
***
İlk zeytin ağaçlarının 1800’lerin başında geldiği Avustralya’nın zeytin ağacı varlığı günümüzde milyonlarla ifade ediliyor.
Ve bu sayı yeni yatırımlarla artmaya devam ediyor.
Avustralya zeytinyağı üretiminde ise geleneksel Akdeniz devleriyle kıyaslandığında daha küçük bir oyuncu ama kaliteye verdiği önemle dünya çapında adını çoktan duyurdu.
***
Özetle; geleneksel Akdeniz ülkeleri zeytinyağı kültürünün ve pazarının temeli olmaya devam etse de Suudi Arabistan’ın stratejik yatırımları, Çin’in devasa pazar potansiyeli ve Güney Amerika’nın tedarik avantajı küresel zeytinyağı ticaretinin haritasını yeniden çiziyor.
Bu yeni aktörler, modern teknolojiyi benimseyerek ve kaliteyi önceliklendirerek sadece pazardaki rekabeti artırmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekte iklim değişikliğinin neden olabileceği arz risklerine karşı küresel dayanıklılığı da güçlendiriyor.
Gün gelir boynuz kulağı geçerse şaşırmayalım.
Paylaş