Paylaş
Bundan tam bin 700 yıl sonra, Katolik dünyasının ruhani lideri Papa XIV. Leo’nun bu kadim topraklara yaptığı ziyaret, tüm dünyanın gözünü yeniden buraya, yani İznik’e çevirdi.
Ziyareti olumlu bulanlar kadar karşı çıkanlar da oldu.
Eminim ki, bunları ya okumuş ya da izlemişsinizdir.
Bu yazının konusu bunlardan bağımsız, sunulan bir hediye, İznik’in topraklarından fışkıran bereketin evrensel dili üzerine.
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, Papa XIV. Leo’ya sunulan üç özel hediye sepetinden birinde Bursa’nın coğrafi işaretli simge ürünlerinden zeytin ve zeytinyağı vardı.
-Diğerlerinde ise kestane ve armut bulunuyordu.-
Bence, İznik çinisi ve müşküle üzümü yerine zeytin-zeytinyağının hediye edilmesi sadece bir yöresel ürün sunumu değil, aynı zamanda üç semavi din (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam) için ortak bir kutsal sembolün takdimiydi.
Kutsal kitaplarda barışın, bereketin ve sonsuz yaşamın sembolü olarak anılan zeytin, hiç kuşkusuz İznik’in kültürel ve ekonomik kimliğinin en kadim göstergelerinden biri.
İşte, ben de bu sembolik sepetten ve kutsal mirasın izinden hareketle, İznik’te zeytinciliğin geçmişten bugüne uzanan hikayesini merak edip araştırdım.
Gördüm ki, İznik’te zeytincilik sadece bir tarım faaliyeti değil, bir yaşam felsefesi.
Bizans surlarının gölgesinde ve Osmanlı’nın ilk fidanlarıyla kök salan zeytin ağaçları bugün milyonları aşan sayısıyla İznik’in çevresini yeşil bir denize dönüştürmüş.
İznik Gölü’nün ılıman mikrokliması ve özel toprak yapısı buradaki zeytinin kalitesini benzersiz kılmış.
İznik’in zeytin dünyasındaki hâkim çeşit hem sofralık hem de yağlık olarak kullanılan ‘Gemlik’ (Trilye).
Ancak bölge tek bir çeşitle sınırlı değil.
Özellikle İznik'e özgü diğer lokal çeşitler zeytincilikteki zenginliği gözler önüne seriyor.
Bunlar arasında ‘İznik Çelebi’ (Yağ Çelebi) en dikkat çekeni.
Orijini doğrudan İznik olan bu çeşidin meyveleri iri, uzun ve silindirik.
‘Karamürsel Su’ ve ‘Samanlı’ da yaygın olan diğer iki çeşit.
Son yıllarda İznik’te butik üretime ve kaliteye odaklanan bir dönüşüm yaşanıyor.
Kendi zeytinliklerinden elde ettikleri ürünü işleyerek markalaşan yerel girişimler öne çıkıyor.
Ve bu markalar (İznik Zeytin Evi, Kırmaz, Nicaea, Nihat Efendi, Zeytin Cenneti, ZeytinliYar) İznik zeytinyağının sadece bir kapasite değil, aynı zamanda uluslararası arenada rekabet edebilecek ürün olduğunu kanıtlıyor.
Sözün özü:
İznik artık sadece tarihiyle değil, zeytinyağıyla da konuşulacak bir geleceğe emin adımlarla ilerliyor.
Ve İznik zeytinciliğinin geleceği sürdürülebilir tarım ve katma değerli üretimde gizli.
///
Bu başarı alkışlanır
NOVA Vera ile 2018 yılında tanıştım.
Kurucusu Bahar Alan daha yolun başındaydı.
İlk röportajlarından (belki de ilkini) birini yapmıştım.
Hem kendi öyküsünü hem Nova Vera’yı neden kurduğunu kurulduğunu hem de geleceğe dönük hedeflerini konuşmuştuk.
Yazımın başlığını da, “Onun bahçelerinde şefkat var, şiddet yok” şeklinde atmıştım.
Aradan geçen 7 yıllık süreçte Nova Vera aldı başını gitti.
Katıldığı ulusal ve uluslararası yarışmalarda alınmadık ödül bırakmadı.
Geçtiğimiz sene ise adını zirveye yazdırdı.
Dünyanın en prestijli değerlendirme sistemi kabul edilen Evoo World Ranking’te birinci oldu.
Yetmedi, aynı başarıyı bu yıl da tekrarladı.
Yetmedi, her ikisinde de tüm zamanların en yüksek puanını aldı.
Bu sektörde söz sahibi İspanya, İtalya, Yunanistan ve Portekiz’den yüzlerce markayı üst üste iki kez geride bıraktı.
Evoo World Ranking, dünya genelinde yapılan 35 yarışmanın ve 22 bin değerlendirmenin sonucunda oluşturulan bir sıralama.
Yani, bir anlamda bu sektörün Oscar’ı.
Herkesin hayalini kurduğu ama sadece birinin alabildiği bir ödül.
Çünkü arkasında çok büyük emek var, uykusuz geceler var, titiz çalışma var, sabır var, kalite var.
Dilerim, başka markalarımız da benzer başarılara imza atar ve bizleri gururlandırır.
///
Benden önermesi
GELİN, bu yıl sıradanlığa veda edin.
Sevdiklerinize yılbaşında ezber bozan bir hediye verin.
Onlara birer şişe zeytinyağı armağan edin.
Unutmayın, o şişenin içinde bir yağdan çok daha fazlası var.
Emek var, alın teri var, binlerce yıllık kadim geleneğin mirası var, toprağın ruhu var, doğanın cömertliği var, bolluk-bereket var, yaşam felsefesi var, her şeyden önemlisi sağlık var.
Paylaş