GeriAbdulkadir SELVİ Yeniden kuruluş anayasası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeniden kuruluş anayasası

Yazımın başlığıyla ilgili çarpıcı bilgiyi yazımın sonunda vereceğim. Çünkü yeni Anayasa önerisiyle ilgili mantık silsilesini vermezsem, “yeniden kuruluş anayasası”nı bir cümleyle anlatmaya kalkışmam doğru olmaz.

Yeni anayasa tartışmaları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine başlamıştı. Erdoğan dün de AK Parti grubundaki konuşmasına yeni anayasa ile başladı. “Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir Anayasa ile karşılayalım” dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül reformları sunarken, yeni anayasayı reformların anası olarak isimlendirmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da yeni anayasayı reform paketinin çatısı olarak tarif etti. “Türkiye, tarihinde ilk defa sivil bir anayasa hazırlama ve gerçek özgürlük ortamında milletin takdirine sunma şansına sahip olmuştur” diye konuştu.

AK Parti grubunda Erdoğan’ı dinlerken dikkatimi çekti. Her defasında cumhur ittifakına ve MHP’nin yeni anayasaya verdiği desteğe vurgu yaptı. Zaten Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısı yaptığı Bakanlar Kurulu toplantısının perde arkasına bakarken, MHP ile ortaklığa ve cumhur ittifakına özel bir önem verildiği dikkatimi çekmişti.

İÇ KONJONKTÜR

Erdoğan dünkü AK Parti grubunda yeni anayasayla ilgili bazı sorulara yanıt verdi.

Bunların başında da “Neden şimdi” sorusu geliyordu. Erdoğan, buna iç ve dış faktörler olmak üzere iki ayaklı bir yanıt verdi.

Önce, “Bugün artık hem vesayetin gücünü kırmış, hem darbe niyetlilerine mesajını açıkça vermiş, hem de uluslararası alanda özgürce hareket etme iradesini ortaya koymuş bir Türkiye var. Yani yeni anayasayı konuşmak ve hazırlamak için şartlar gayet uygun” dedi.

DIŞ KONJONKTÜR

Ardından dış konjonktüre işaret etti. “Üstelik küresel siyasi ve ekonomik güç dengelerindeki değişimde hak ettiğimiz yeri alma fırsatını kâmil manada değerlendirebilmek için de daha sağlam bir çatıya ihtiyacımız bulunuyor” diye konuştu.

ANAYASA ÇAĞRISI

Erdoğan yeni anayasa konusunda bir yol haritası da verdi. Zaten başından beri yeni anayasayı en geniş katılımla yapmayı planlıyor. Erdoğan o nedenle tüm kesimlere yönelik bir çağrı yaptı.

“Buradan siyasi partilerimize, akademisyenlerimize, üniversitelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, medya mensuplarımıza, velhasıl tüm fikir ve aksiyon insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, hep birlikte yeni anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya başlayalım” dedi.

NASIL BİR TAKVİM ÖNGÖRÜLÜYOR?

AK Parti reformlarla büyüyen bir parti. Reformlarla hem Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken vesayet odaklarını temizlemiş, hem de oy oranını yüzde 50’lere taşımayı başarmıştı. Ama bir süredir kitleleri heyecanlandıracak yeni bir hikâye yazamıyordu. Yeni anayasa ve reformlarla birlikte buna kavuştu.

İKİ AŞAMALI

İki aşamalı bir takvim öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanacak olan İnsan Hakları Eylem Planı’nın içine yeni anayasayla ilgili özet bir çerçeve konulacak. Orada, sivil bir anayasa vurgusu yapılacağı ifade ediliyor.

Adalet Bakanı Gül’e “Ne zaman olur” diye sordum. Üzerinde çalışmaların sürdüğünü söyledi. Reform paketinin açıklanması sanıyorum şubat sonu ya da mart başını bulacak.

KIRMIZI ÇİZGİLER

Yeni anayasada iki kırmızı çizgi söz konusu:

1)Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi korunacak.

2)Anayasa’nın ilk dört maddesi yer alacak.

YENİ ANAYASA NE ZAMAN?

Erdoğan, “Acele etmeden, her kesimle gereken istişareleri yaparak önümüzdeki asrın ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasa metni ortaya çıkarmalıyız” dedi. Erdoğan yeni anayasa önerisi ile siyaseti yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. İlk hamlesiyle muhalefetin parlamenter sisteme dönüşle ilgili kurgusunu bozdu.

Yeni anayasanın bir süre tartışılması ve bir “anayasa siyaseti”nin oluşmasını amaçlıyor. Özellikle de muhalefet partilerini bir tavır almaya zorluyor. İlk altı ayın anayasa tartışmalarıyla geçirilmesi, ardından ise anayasa çalışmalarını yapmak üzere Meclis zemininde bir çağrı yapılması planlanıyor.

YENİDEN KURULUŞ ANAYASASI

Bir yazıda bir başlık iki kez kullanılmaz. Ama ben kullandım. Hem de bunu sehven yapmadım. Bilerek tercih ettim.

Size önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Acele etmeden, her kesimle gereken istişareleri yaparak önümüzdeki asrın ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasa metni ortaya çıkarmalıyız. Hatta bu öyle bir metin olsun ki Türkiye Cumhuriyeti’nin 150’nci, 200’üncü yılları kutlanırken bu anayasa çalışması tarihi dönüm noktalarından biri olarak gösterilsin. Bu öyle bir metin olsun ki anayasa hukuku literatüründe tüm dünyada örnek gösterilsin, diğer toplumlara da ilham versin” sözlerini aktarmak istiyorum.

Erdoğan bu sözlerinin devamında, “Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir anayasa ile karşılayalım” dedi.

YENİ ANAYASANIN ADI

1923’ten 2023’e, yani Cumhuriyet’in 100’üncü yılı. Neden Cumhuriyet’in 100’üncü  yılı? Çünkü Erdoğan, Cumhuriyet’in yüzüncü yılında, “yeniden kuruluş anayasası” hazırlamayı öneriyor. O nedenle yeni anayasa, ruhu felsefesi ve adıyla, “yeniden kuruluş anayasası” olarak tanımlanıyor.

ADALET BAKANI NEYİ KASTETTİ?

Reform paketi ve yeni anayasa gündemde olduğu için Adalet Bakanı Abdulhamit Gül nereye gitse etrafı hemen gazeteciler tarafından çevrilip soru yağmuruna tutuluyor. Gül gazetecilerin sorularını geri çevirmiyor, onlara karşı özenli davranıyor.

Adalet Bakanı Gül, Meclis’e adım atınca yine etrafını çevirdik. Ama bu kez ne reform paketini ne de Anayasa’yı sorduk. Peki neyi sorduk?

Gaziantep’e gazilik unvanının verilişinin yüzüncü yılında eski Meclis binasında bir toplantı yapıldı. Meclis Başkanı Mustafa Şentop da toplantıya katılarak Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluş günlerine ilişkin önemli bir konuşma yaptı. Kendisi de Gaziantepli olan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de programın ev sahiplerindendi. Gül, “Tam da Gaziantep’e gazilik unvanının verildiği kanunun çıktığı günden birkaç gün önce, 10 gün öncesinde bu Anayasa, bu ulvi çatı altında kabul edilmiştir” demişti.

O RUH

Bakan Gül’ün, 1921 Anayasası’na işaret etmesi üzerine yeni bir tartışma başladı.

1921 Anayasası’ndaki “kuvvetler birliği” ilkesinin getirileceği, “Türkiye devletinin dini, İslamdır” ibaresinin yeni anayasaya gireceği konuşulmaya başlandı.

Adalet Bakanı’na neyi kastettiğini sorduk. Abdulhamit Gül, “Töreni yaptığımız salonda 1921 Anayasası hazırlanmıştı. Yine aynı salonda Gaziantep’e gazilik unvanı verilmişti. Ben de konuşmamda o zamanın ruhuna vurgu yaptım. Yoksa yeni anayasa konusu ayrı bir konu. Onu kastetmedim” dedi.

X

Erdoğan hangi konuda ‘Çıkın, anlatın, konuşun’ dedi?

Meclis’te dün grup toplantıları vardı. Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve Mithat Sancar’ın gündeminde de 128 milyar dolar konusu vardı.

BAHÇELİ’NİN ÇIKIŞI

Bahçeli, “Bre utanmazlar, 128 milyar doları bırakın da, 104 emekli amiralin 4 Nisan bildirisinin hesabını verin. Çünkü alayınız işin içindesiniz. Aradığınız para devletin kasasında, peki siz neredesiniz?” çıkışını yaptı.

KILIÇDAROĞLU’NUN İDDİASI

Kılıçdaroğlu ise 128 milyar dolar üzerinden iktidara yüklenmeye devam etti. “128 milyar doları arka kapıdan kodamanlara sattılar” dedi.

Muhalefet, bu işi sürdürme kararında.

ERDOĞAN: MUHALEFETİN YALANLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce bu konuya değinmişti. Kılıçdaroğlu’nun, “128 milyar dolar nerede” sorusuna, “Bir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu’nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır. Bu sayede, kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyunlarını da bozduk” yanıtını vermişti.

95 MİLYAR DOLAR KASADA

Yazının Devamını Oku

Akdeniz’de yaşananların perde arkası

Türkiye, Yunanistan ile sorunlarını iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözmeye çalışırken, Yunanistan her defasında diyalog sürecini sabote etmekten kaçınmıyor. Bunun bir örneği geçen hafta hem karada hem denizde yaşandı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ortak basın toplantısı sırasında süreci sabote ederken aynı gün Yunanistan’ın Fransız araştırma gemisini Akdeniz’de Türk kıta sahanlığı içine sokma girişimine tanık olduk. Bunun adı tek kelime ile çifte sabotaj.

DUVARA ÇARPTI

Ancak bu oyun Türkiye’nin kararlılığı sayesinde bozuldu. Türkiye hem masada hem sahada gücünü ortaya koyarak, Yunanistan’ın hamlesini boşa çıkarmayı başardı. Yunanistan bir kez daha Türkiye duvarına çarpıp geri döndü. Yunanistan, Türkiye ile diyalog yolunu seçmediği sürece daha çok başını bu tür kayalara çarpmak zorunda kalacak. Oysa Ege ve Akdeniz’de iki ülke önemli işbirliği alanları geliştirebilir.

ERDOĞAN’IN ÖNERİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan da kabul ettiği Yunan Dışişleri Bakanı’na, “üçüncü ülkeleri araya sokmadan işbirliği” öneriyor. Ama Yunanistan uzatılan bu çiçeği almak yerine, Macron’un dikenine sarılıyor. Tabii eli kanıyor.

Şimdi maddeler halinde Akdeniz’de yaşanan gerilimin perde arkasını aktaracağım.

YUNAN BAKAN’IN ZİYARETİ

1)

Yazının Devamını Oku

Yunanistan’ın çifte provokasyonu

Türkiye’nin diyalog çabalarına rağmen Yunanistan’ın provokasyonları bitmiyor. Hatırlarsanız Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, 15 Nisan günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile basın toplantısında kışkırtıcı açıklamalar yapmıştı. Yunanistan’ın eşzamanlı olarak Fransız bayraklı bir araştırma gemisini Akdeniz’de bizim kıta sahanlığımızda olan bir alana soktuğu ortaya çıktı. Türkiye’nin kararlılığı sonucunda Yunanistan’ın araştırma gemisi Deniz Kuvvetleri’mize bağlı unsurların yakın takibi altında kıta sahanlığımızdan çıkarıldı.

Fransız bayraklı Yunan araştırma gemisi kıta sahanlığımızı terk edip Girit’in doğusuna çekilene kadar gemilerimiz tarafından yakından takip edildi. Böylece Yunanistan’ın bir oldu bitti yapmasına izin verilmedi. Yunanistan ve Fransa’nın Ankara büyükelçilerinin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması bekleniyor.

DENDIAS’IN TAVRI

Yunan bakan Dendias densizlik yaptı. Aslında onun adı Dendias yazılır ama densiz diye okunur. Çünkü Yunanistan’ın yaptığı kışkırtmalara rağmen Dendias’a, Ankara’da hak ettiğinden öte ev sahipliği yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi. Erdoğan görüşmede Dendias’a, “Aramıza başkalarını sokmayalım, Avrupa Birliği, şu, bu, bunlar girmesin. Biz iki komşu ülke ve tarihi itibarıyla da çok farklı yaklaşımları olan, sıcak ilişkileri olan iki ülkeyiz” dediğini ifade etti.

MİÇOTAKİS İLE BİRLİKTE Mİ PLANLADILAR

Ankara üst düzeyde kabul ettiği Yunanistan’a diyalog zeminlerini sonuna kadar açtı. Buna rağmen Dendias krizi tercih etti. Gerçi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hak ettiği yanıtı verdi. Üstelik, basına kapalı toplantıda Yunan heyetinin “Medya önünde tartışma yaratacak ifadeler kullanmayalım” önerisine rağmen. Bu durum akıllara şu soru işaretini getirdi. Bu kriz planlı bir strateji miydi, Türkiye’ye gelmeden önce Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile Dendias bunu birlikte planlamışlar mıydı?

EŞZAMANLI KRİZ

Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın gerilimi tırmandırıcı tavrının spontane gelişen bir durum olmadığı ortaya çıktı. Dışişleri Bakanı Dendias’ı Ankara’ya gönderen Yunanistan’ın, aynı gün Fransız bayraklı araştırma gemisini Akdeniz’de bizim kıta sahanlığımıza sokmak için harekete geçtiği ortaya çıktı. Belli ki Atina eşzamanlı bir kriz planlamış. Türkiye’nin kararlılığı üzerine Yunanistan’ın Fransız bayraklı araştırma gemisi geldiği gibi gitti. Girit Adası’nın doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Ama bu durum Atina’nın diyalog değil, kriz yanlısı olduğunu ortaya koydu. Hem de çifte kriz. Hem de eşzamanlı kriz.

15 NİSAN’DA BİLDİRDİ

Yazının Devamını Oku

Gece yarısı bildirisine nasıl karar verdiler?

104 emekli amiralin yayınladığı bildiri konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan tam bir devlet adamı tavrı sergiliyor. Her değerlendirmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe imalı bildiri yayınlanmasını birbirinden ayrı tutuyor. İlk değerlendirmesinde bunu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir “bühtan” olarak gördüğünü söylemişti.

UYUYAN HÜCRELER UYARISI

Erdoğan gençlerle buluşmasında ise, “Askerin emeklisi veya emekli olmayanı olmaz. Asker askerdir. Ben de şu anda Cumhurbaşkanı olarak bu ordunun başkomutanıyım. Siz 104 emekli olarak böyle bir açıklamayı nasıl yapıyorsunuz?” diye tepki gösterdi. Erdoğan, AK Parti MYK toplantısında, bu işin 104 emekli amirali aşan bir iş olduğuna işaret edip, “Uyuyan hücrelere karşı uyanık olmak durumundayız” demişti.

CİDDİ BİR SORUŞTURMA

Emekli amiraller elektronik kelepçe takılarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz tarafından yürütülen soruşturmada usul hükümleri eksiksiz olarak yerine getirildiği gibi vicdanlarda tortu bırakacak bir iş yapılmadı Bunun altını özenle çizmek istiyorum. Ciddi bir soruşturma yapılması önemli. Çünkü herkes aynı çuvalın içine doldurulmaz. Bildirinin yayınlanmasında kimin hangi rolü oynadığı, tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılır. Eğer titiz bir soruşturma yürütülmeseydi, Ergun Mengi’nin, Ali Yüksel Önel’e gönderdiği “Montrö’yü araç olarak kullandık” mesajından haberimiz olacak mıydı?

NE ZAMAN KARAR VERMİŞLER

Emekli amiraller bildiriyle ilgili süreci ADMEK-2 isimli WhatsApp grubu üzerinden şekillendirdikleri için iz sürmek mümkün oluyor. Bildirinin yayınlanmasını 26 Mart tarihinde tartışmaya açmışlar. ‘Sarıklı Amiral’ haberi, 25 Mart’ta Veryansın TV’de yayınlanmıştı. Emekli amirallerin bildirisi de ilk olarak Veryansın TV’de yayınlandı.

İŞTE O KONUŞMA

Emekli amiral

Yazının Devamını Oku

Hoşgörülü Başbakan

Yıldırım Akbulut denilince gözlerimin önünden gitmeyen bir fotoğraf karesi var.

Özal cumhurbaşkanı seçilmişti. Yemin etmek için kalabalık bir heyetle Meclis’in Şeref Kapısı’ndan giriş yaptı. Özal’ın seçimi çok sancılı olmuştu. Özal’ı protesto eden DYP ve SHP yemin töreninde Meclis’i terk etme kararı almışlardı.

Cumhurbaşkanı Özal’a, Meclis’e gelişinde bir Meclis Başkanvekili eşlik ediyordu ama Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut hemen Özal’ın bir adım gerisinden yürüyordu. Alışık olmadığımız bir tabloydu.

ÖZAL’IN ARKASINDAN YÜRÜMÜŞTÜ

Özal yemin töreni için salona girdiği anda biz Akbulut’un etrafını sardık. Biraz da sorgular bir tarzda Meclis Başkanı olarak Özal’ın neden arkasından yürüdüğünü sorduk. Tam Anadolu insanına özgü bir yanıt verdi.

“Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının arkasında dururum. O benim bir görevimdir, o benim için bir şereftir. O beni seçen ve seçtiren birisiydi” dedi.

HÜKÜMETİ KURMAKLA GÖREVLENDİRİLDİ

Özal yemin etmek üzere kürsüye çıkarken, Akbulut bir anda ortadan kayboldu. Özal’ın yemin törenini izledik. Önce Meclis Başkanı Akbulut Köşk’e çıkıyor diye bir haber geldi. Ardından ikinci bir haber geldi. Akbulut, hükümeti kurmakla görevlendirilmiş diye. Hemen Meclis Başkanlığı’na koştuk. Özal tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen Akbulut, makam aracından inerken çok keyifli gözüküyordu.

ÖZAL KULAĞINA SÖYLEMİŞ

Yazının Devamını Oku

Bildirideki kritik isimler belli oldu

Saygın bir hukukçu olan Av. Celal Ülgen, emekli amirallere, “Bu duyurunun TSK’da görev yapan başka kişilere bir ima anlamı taşıyıp taşımadığı sorulmuş” dedi.

104 emekli amiralin yayınladığı bildiri hakkında oluşan hassasiyetin en önemli nedenlerinden biri bu soruda yatıyor.

Yoksa kimse emekli amirallerin Montrö hakkında görüş açıklamasından rahatsız değil. Zaten Montrö konusunda ekranlarda 100 saat tartışma yaşandıysa bunun 80 saatinde emekli oramiraller konuştu. ‘Sarıklı amiral’ hakkında ise hem Milli Savunma Bakanlığı tarafından soruşturma açıldı hem de bu emekli amirallerin tepki göstermesine bir engel yoktu. Zaten bir kısmı sosyal medyadan rahatsızlıklarını dile getirdiler.

SORUŞTURMA ÖNEMLİ

Gözaltındaki emekli amirallerin denetimli serbestlik kapsamında tutuksuz yargılanması yerinde bir karar oldu. Balyoz sürecinde de isimler yurtdışında oldukları halde gelip, teslim oldular. Kaçma ya da delilleri yok etme tehlikesi yok. Tutuksuz yargılama esas olmalı. Tutuklama bir infaza dönüşmemeli.

Ama soruşturmanın titiz bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor. Çünkü eğer bu bildiri konusunda gereken hassasiyet gösterilmese bugün yol olmuştu. Durumdan vazife çıkaranların bildirileri art arda geliyordu. Yeni bir Samet Kuşçu olayına meydan vermemek gerekiyor. Çünkü onun bedeli ağır oluyor.

‘AÇIKLAMA YAPMALIYIZ’ DİYEN EMEKLİ AMİRAL

Emekli amirallerin bildirisiyle ilgili önemli haberlere imza atan Hürriyet muhabiri Mesut Hasan Benli’nin haberinde Ergun Mengi, ilk olarak sarıklı amiralle ilgili haberler üzerine bir bildiri fikrinin oluştuğunu söylüyor. “Büyüklerimizden emekli bir amiralin, ‘Bu konuda rahatsızlığımızı giderici bir açıklama yapmalıyız’” dediğini ifade ediyor.

ÖDLEKLER OLMAMAK İÇİN

Yazının Devamını Oku

Bildirinin perde arkası

104 emekli amiralin darbe tehdidi içeren bildirisiyle ilgili soruşturma sürüyor.

Gözaltında ifadesi tamamlanan 10 emekli amiralin bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

Darbeler ve muhtıralara ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak elbette ki bildiriyi tartışacağız. Ama ekranlardan, sosyal medyadan hüküm inşa edip, yargılayıp, karar vermek doğru olmaz.

İKİ ÖNEMLİ İLKE

1- Masumiyet ilkesi esastır.

2- Suçun şahsiliği prensibi unutulmamalıdır.

BAKAN İSMİ VERİLDİ Mİ?

Gözaltındaki emekli amirallerin ifadesi büyük ölçüde tamamlandı. İfadelerde bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiği şeklinde bir beyan olmadığı söyleniyor. Bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiğini doğrulamıyorlar. Ama onların bilgisi dışında bir şey olduysa o ayrı.

HTS KAYITLARINDA 

Yazının Devamını Oku

Soruşturmada 5 kritik soru

104 emekli amiralin yayınladığı darbe tehditli bildiriyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı titiz bir soruşturma yürütüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyallerin çokluğu, bunlar üzerindeki incelemenin sürdüğü, şüpheli sayısının fazlalığı, henüz bunların ifadesinin alınmadığı, üzerlerine atılı suçun Anayasal düzene karşı suç işlemek üzere anlaşma gibi önemli bir iddia olması nedeniyle gözaltı süresinin uzatılmasını talep etmişti. Gözaltı süresi uzatıldı.

HTS KAYITLARI GELMİŞ

Gözaltındaki emekli amirallerin HTS kayıtları gelmiş ancak onların analizleri tamamlanmamış.

Ne üzerinde duruluyor?

1- Emekli amirallerin muvazzaflarla bir irtibatı var mı?

2- Bildiri kimlere gönderildi, kendisine bildiri geldiği halde imzalamayan oldu mu? 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriye 86 emekli amiralin katılmadığı ifade ediliyor.

3- Bildirinin hazırlanması ve yayınlanması sürecinde yönetici konumunda olanların dış irtibatları var mı?

4- Bildirinin hazırlanıp yayınlanma sürecinde siyasilerle irtibat kuruldu mu?

5-

Yazının Devamını Oku

CHP, bildirinin neresinde?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emekli amirallerin darbe tehdidi içeren bildirileri hakkındaki yaklaşımını sanıyorum şu cümle çok net bir şekilde özetliyor. Erdoğan, AK Parti MYK toplantısında, “Bunlar sadece 104 emekli amiralden ibaret değil” diyor. CHP’nin bu işin tam göbeğinde olduğunu söylüyor.

CHP ETKİSİ

Erdoğan, AK Parti grubundaki konuşmasında da bildiriyi yayınlayan amirallerle CHP arasındaki ilişkiye özel bir yer ayırdı. “Çok açık net olarak söylüyorum. Bu emekli generallerin merkezinde CHP’nin kendisi vardır” diye konuştu.

FAHRETTİN ALTUN ADINI KOYDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile konuştum. Neyi konuştun diyeceksiniz. AK Parti grubunda başka bir gündem yoktu ki? Emekli amirallerin bildirisi tartışılıyordu. Bildiriye dikkati çeken ilk çıkışı yapan İletişim Başkanı Prof.Dr. Fahrettin Altun’la da sıcağı sıcağına verdiği tepkiyi değerlendirdik. Fahrettin Altun, ilk andan itibaren gece yarısı bildirisinin adını koydu. Darbe tehdidini deşifre etti.

AMİRALLERLE CHP İLİŞKİSİ

Soylu da amirallerle CHP ilişkisine dikkat çekmiş, “CHP’ye üye olan 4 kişi var. Aileleriyle, yakınlarıyla üye olanlar da olduğu biliniyor. O gece biz sabaha kadar uyumadık, çalıştık ve tüm irtibatlarını ortaya çıkardık. Son 30 günde kimlerle irtibat kurdukları, hangi siyasi partiyle yoğunluklu irtibat kurdukları çok açık ve net” demişti.

CHP’NİN YAPTIĞI ARKASI YARIN

Soylu

Yazının Devamını Oku

Hulusi Akar: 'Bedeli neyse ödeyecekler'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la, Kara Havacılık Komutanlığı’nda kurulan bir üs bölgesini gezdik. Ancak emekli amirallerin bildirisinin muhtıra tartışmalarına neden olduğu, “sarıklı amiral” hakkında soruşturmanın sürdüğü bir sırada Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la bir araya gelince soruları birbiri ardına sıraladım. Hulusi Akar darbe imalı bildiri yayınlayanlar hakkında sert konuştu. “Bedeli neyse ödeyecekler” dedi.

HADDİNİ AŞAN BİR BİLDİRİ

Milli Savunma Bakanı Akar, 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriyle ilgili soruma kapsamlı bir yanıt verdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullanıyorlar. Bunu görüyorsunuz değil mi? Bu arkadaşların Silahlı Kuvvetler’de bir görevi, sorumluluğu var mı? Yok. Dolayısıyla bunlar kendi içlerinde, kendi egoları doğrultusunda, ben bilirim, ben ederim anlayışı içinde. Devletin Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma bakanlıkları var, MİT var, Genelkurmay var, Kuvvet Komutanlıkları var, burada onlarca insan çeşitli konularda görev ve sorumluluklarının bilinci içinde kendi konularına çalışıyor. Üniversiteler var. Sorumlu ve görevli olan herkes her şeyi çalışıyor. 104 kişiyi bir şekilde manipüle ediyorsun, bir araya getiriyorsun. Haddini aşan bir bildiri bu. Neye hizmet ediyor? Moral motivasyon bozuyor, düşmanı sevindiriyor, birliği beraberliği bozuyor” dedi.

DÜŞMANI SEVİNDİRMEK

Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada da önemli vurgular vardı. Hulusi Akar, “Bu açıklama için çalıştık, kelimeleri özenle seçtik” dedi. Bildiriyi, “problemli bir durum” olarak değerlendirdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri Cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Operasyon da eğitim de dahil. Böyle bir durumda bu insanların moral ve motivasyonunu bozmak ne demektir, onun adını siz koyun. Bu düşmanı sevindirmekten başka neye yarar? Bunun ne manası var?” diye tepki gösterdi.

TÜRKİYE’NİN İMAJINA ZARAR VERİYOR

Milli Savunma Bakanı Akar, bildirinin Türkiye’nin imajına zarar verdiğinin altını çizdi. “Çık televizyonlar serbest, orada konuş, gazeteye yaz, konferans ver. Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz” dedi.

İÇERİDE BAĞLANTILARI VAR MI?

Yazının Devamını Oku

Cunta bağlantıları araştırılmalı

Kenan Evren’in anılarını yeniden okuyorum. Sadece Evren’i değil, darbecilerin anılarını okudukça görüyorum ki, darbeler bir günde olmuyor.

Darbe zemini bir günde hazırlanmıyor. Darbeler bir süreç. Bildirilerle, manşetlerle, açıklamalarla asker kışkırtılıyor. TSK içinde cuntalar oluşturuluyor. Darbe bir saplantı haline getiriliyor. Bakınız 12 Mart’a.

28 ŞUBAT’TA DA DENİZCİLER

104 emekli amiralin darbe imalı bildirisi sizi şaşırtmasın, 28 Şubat’ın fitilini de önce denizciler ateşlemişti. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Erbakan’ın YAŞ üyelerine verdiği yemekte içki içerek 28 Şubat’ın ilk işaretini vermişti.

EMEKLİ ASKER DARBELERİ

28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İsmail Karadayı, Sincan’da tankların yürütüldüğünü televizyonlardan öğrenmişti. Cuntacılık budur işte. 27 Mayısçılar ellerini TSK’nın içinden hiç çekmediler. Talat Aydemir ikinci darbe girişimi sırasında emekliydi. 9 Martçılar ise MBK üyesi emekli askerlerdi. Ama darbecilik ruhlarına sindiği için askerin içindekilerle işbirliği yapıp, darbe girişiminde bulunmuşlardı. Emekli amirallerin bir hedefinin de bu olduğu anlaşılıyor.

ÖNCEDEN İRTİCAYDI ŞİMDİ MONTRÖ OLDU

Geçmişte irticayı kılıf yapıyorlardı. Laiklik tehlikede diyorlardı. Emekli amiraller ise Montrö’yü kılıf yapmışlar. Emekli amiraller, Kanal İstanbul gündeme geldiği günden bu yana ekranlarda Montrö’yü savunuyorlar. Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un olmayan bir sözü üzerinden tekrar Montrö gündeme geldiğinden beri de emekli oramiraller, ekranlarda Montrö’yü savunuyorlar. Kimse onlara engel oldu mu? Ne söyleyemiyorlardı da darbe tehdidinde bulunma gereği duydular?

DARBE İMASI

Yazının Devamını Oku

Meclis’te güvenlik soruşturması krizi

Güvenlik soruşturmasıyla ilgili yasa teklifinin oylanması hakkında muhalefet partileri, “İktidara gol attık” sevinci içindeydi. Hatta İYİ Parti’li Müsavat Dervişoğlu, “Öyle bir gol yediniz ki, Rüştü’yü kaleye geçirseniz o golü çıkaramazdı” dedi. İktidar ise VAR’a gidip, hakemin hatalı kararını düzeltme havasındaydı.

Bakmayın böyle futbol deyimiyle anlattığıma. Güvenlik soruşturmasıyla ilgili yasa teklifinin görüşmeleri nedeniyle Meclis’te ciddi bir gerilim yaşandı.

CHP’li Meclis Başkanvekili Haydar Akar, güvenlik soruşturmasıyla ilgili kanun teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlandığını belirterek, maddelere geçilmesini oylamaya sunuyor.

TUTANAKLAR

Devamını Meclis tutanaklarından aktarıyorum.

CHP Grup Başkanvekili ÖZGÜR ÖZEL – Biz çoğuz... Başkanım, burada artık hiç şüpheye... Kesinlikle çoğuz Başkan. Siz de sayabilirsiniz, hiç şeye gerek yok. Reddedildi, reddedildi Sayın Başkan.

CHP Adana Milletvekili ORHAN SÜMER  Başkan, bak, içeriye çağırıyorlar.

CHP Grup Başkanvekili ÖZGÜR ÖZEL– Uyuşmazlık değil, siz kendiniz görüyorsunuz Sayın Başkan.

CHP Adana Milletvekili

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi’nin HDP kararı ne anlama geliyor

İsterseniz öncelikli olarak yazımın başlığındaki sorunun yanıtını vereyim.

Anayasa Mahkemesi HDP’yle ilgili iddianameyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etmeye karar verdi. Ama bu HDP hakkındaki kapatma davasının reddedildiği anlamına gelmiyor. Anayasa Mahkemesi bu yönde de karar verebilirdi. Ama tespit edilen usul eksikliklerinin giderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade edilmesine karar verdi.

İade kararıyla birlikte HDP hakkında kapatma davası düştü. Eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamedeki eksiklikleri tamamlayıp, yeniden göndermezse, HDP hakkında bir kapatma davası gündemde olmayacak.

Ama ben buna ihtimal vermiyorum. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın usul eksiklerini tamamlayıp, HDP hakkında yeniden kapatma davası açmasını bekliyorum.

BAHÇELİ’NİN TEPKİSİ

Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, “Beklentimiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, iddianameyi yeni baştan düzenleyip tekraren HDP’yi kapatma davasını açmasıdır” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararına Bahçeli’nin tepkisi sert oldu. Bahçeli, Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını yeni bir hedef olarak gösterdi. “HDP’nin kapatılması kadar Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır” dedi.

Görünen o ki HDP’yle ilgili kapatma davası siyaseti yeniden şekillendirecek. Parti kapatma davaları ve Anayasa Mahkemesi başkanlarının kritik süreçlerdeki çıkışları, siyaseti etkilemişti. Ahmet Necdet Sezer böyle bir çıkışın sonucunda cumhurbaşkanlığına uzandı. HDP kapatma davası üzerinden 2023 seçimlerini etkileyecek bir süreç bizi bekliyor.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN DURUŞU

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun seçim stratejisi ve helalleşme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset stratejisinde önemli değişiklikler yaptığı haberleri geliyordu. CHP liderinin kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, çatışma yerine diyaloğu esas alan bir siyaset tarzını belirlediği söyleniyordu. Zaten bazı meslektaşlarımızı heyecanlandıran helalleşme vurgusu da bu stratejinin bir sonucuydu. Aslında olumlu bir adımdı. Az sonra o “ama”yı anlatacağım.

Bir de CHP lideri sokağa çıkacak, esnafın derdini dinleyecekti. Kırıkkale ve Aksaray’da da sokağa çıkmadı değil. Bunda biraz Meral Akşener’i kıskanma durumu vardı. Ama olsun.

ERKEN SEÇİM OLACAK MI?

CHP liderinin bir de erken seçim iddiası var. Kılıçdaroğlu, iktidarın bu sonbaharda erken seçime gideceğini düşünüyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde erken seçim kararı alınmasının iki yolu var. Ya Meclis erken seçim kararı alacak ya da Cumhurbaşkanı seçime gidecek. Her iki durumda da hem Meclis’in hem Cumhurbaşkanlığı’nın ömrü kısalıyor. Seçimlere 2 yıl varken, Erdoğan pandemi şartlarında neden seçime gitsin?

BAHÇELİ’NİN YANITI

Ayrıca Türkiye’yi erken seçimlere taşıyan Devlet Bahçeli daha dünkü grup toplantısında Kılıçdaroğlu’na, ”Sonbaharda seçim görenler, rüyalarında darı ambarı düşünüyorlar. Boşuna heveslenmesinler, seçim zamanında yapılacak” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu da biliyor sonbaharda seçim olmayacağını. Çünkü muhalefetin erken seçim kararı almaya sayısı yetmiyor. Kılıçdaroğlu, erken seçim kozuyla hem muhalefeti diri tutuyor hem de CHP’deki muhalifleri susturuyor.

HELALLEŞME BÖYLE Mİ OLACAK?

Yazının Devamını Oku

Kucaklayıcı kadro kucaklayıcı siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimlerini “Türkiye için tarihi bir dönüm noktası” olarak görüyor. Kongre sürecinde AK Parti’yi de 2023 seçimlerine göre yapılandırdı. AK Parti’nin taşıyıcı kolonları olan Kadın ve Gençlik Kolları yenilendi. AK Parti siyasetinin üretildiği MKYK’da ise önemli değişiklikler yapıldı. Genel Başkan yardımcılıklarında değişiklik sınırlı tutulunca MKYK’daki değişim yeterince anlaşılamadı. O nedenle AK Parti MKYK’ya biraz daha eğilme ihtiyacı hissettim.

GENİŞ TEMSİL

Yeni MKYK’nın dikkat çekici taraflarından birini temsil oranının geniş tutulması oluşturuyor. Kadınların, hukukçuların, Kürtlerin, Alevilerin, gayri müslim vatandaşlarımızın temsiline önem verilmesi yeni dönemde bu kesimlere yönelik söyleyecek yeni sözler olduğunu gösteriyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti kongresindeki en güçlü mesajı yeni anayasa olmuştu. Erdoğan, “Yeni anayasa çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz” demişti. AK Parti, yeni anayasa için 2022 yılının başında harekete geçiyor.

Erdoğan, AK Parti’nin yeni MKYK’sını da ağırlıklı olarak hukukçulardan oluşturarak yeni anayasa çalışmasını yapacak kadroyu hazırlamış.

HUKUKÇULAR AĞIRLIKLI

AK Parti’nin 75 kişilik MKYK’sının 26’sı hukukçulardan oluşuyor. MKYK’nın üçte biri hukukçu. İsim sırasına göre yazacağım:

Abdurrahim Fırat, Ali İhsan Yavuz, Behiye Eker, Bekir Bozdağ, Belgin Uygur, Bülent Tüfenkçi, Cem Şahin, Cüneyt Yüksel, Derya Yanık, Emine Zeybek, Fatih Şahin, Haluk İpek, Hamza Dağ, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, İsa Sinan Göktaş, İsmail Cenk Dilberoğlu, Mehmet Ali Dilberoğlu, Mehmet Ali Zengin, Mehmet Özhaseki, Metin Tarhan, Mustafa Köse, Mücahit Birinci, Özlem Zengin, Tahir Akyürek ve Türk İslam Karakoç.

Yazının Devamını Oku

'İrtica' düzenlemesi TSK’da FETÖ’yü önlemedi, güçlendirdi

Harp okullarına girişte “irtica” şartı kaldırıldı diye kıyamet koparılıyor.

Yok 15 Temmuz’dan ders alınmamış da, yok Harp Okulları tarikatlara teslim edilecekmiş de....

FETÖ, Harp Okulları’na “irtica” düzenlemesinin olduğu tarihlerde yerleşti. Ahmet Zeki Üçok’un tespitlerine göre FETÖ’cüler tarafından atılan öğrenci sayısı 4 bin civarında.

Demek ki yönetmelikte irtica maddesinin olması FETÖ’cülerin TSK’ya sızmasına engel olamamış. Ayrıca FETÖ bu maddeye rağmen 4 bin öğrenciyi atabilmiş.

86’DA TESPİT EDİLENLER, 15 TEMMUZ’DA DARBEYE KALKIŞTI

FETÖ’nün askeri okullara giriş sınav sorularını çaldığı ilk olarak 1986’da tespit edildi. Tabii tespit edilmeden önce ne yaptılar, bilinmiyor. O zaman buram buram 12 Eylül havası esiyordu. Laiklik ve Atatürkçülük adına darbe yapan Evren işbaşındaydı. Peki askeri okullara giriş sınav sorularının çalındığı tespit edildikten sonra ne oldu? FETÖ’cüler atıldı mı? Yok. Ne gezer... Göstermelik 40-50 öğrencinin okulla ilişiği kesildi. O öğrenciler FETÖ’nün altın nesil olarak tanımladığı 1994 mezunları oldular. Gidip teğmenlik yıldızlarını Fetullah Gülen’e taktıran nesil... Biz onları başka nerede gördük? 15 Temmuz darbesinin generalleri olarak çıktılar karşımıza. İrtica adı altında post modern darbe girişimini yaşatanların, Erbakan’ı devirip kendi onay verdikleri hükümeti kurduranların devirleri yaşandı. O zaman FETÖ’yü Harp Okulları’ndan, askeri liselerden, TSK’dan niye temizlemediniz? Elinizi tutan mı vardı?

28 ŞUBAT FETÖ’YÜ, FETÖ 28 ŞUBAT’I DESTEKLİYORDU

FETÖ, TSK’ya Atatürkçülük adına darbenin yapıldığı 12 Eylül döneminde sızdı. İrtica adına hükümetlerin devrildiği 28 Şubat sürecinde kökleşti. Çünkü FETÖ, 28 Şubat’ı destekliyordu. Gülen, TV’lere çıkıp Erbakan’a çekilmesi yönünde çağrılar yapıyordu. 28 Şubat FETÖ’yü, FETÖ de 28 Şubat’ı kullandı.

27 Nisan e-muhtırasının verildiği, Cumhuriyet Mitingleri’nin düzenlendiği, 367 kararlarına imza atıldığı dönemlerde ise kritik noktalara yerleşmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan: ‘Masa başında değil, sahada olacağız’

Kongreden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni MKYK üyeleri ile AK Parti Genel Merkezi’nde ilk toplantısını yapmıştı. Yeni yönetimin belirlendiği toplantıda Erdoğan, yeni yönetime ilk talimatını veriyor. “Artık masa başında değil, sahada olacağız. AK Parti sahada olacak” diyor.

2023 SEÇİMLERİ

AK Parti’nin yeni yönetimi aynı zamanda partiyi 2023 seçimlerine taşımak gibi çok önemli bir misyona sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzde 2023 seçimleri var. 2023 seçimleri ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasında yaşanacaktır” demişti. Erdoğan, MKYK toplantısının açılışında da 2023 seçimlerine değiniyor. “2023 bir dönüm noktası olacak” diyor. Ardından da “Artık masa başında değil, sahada olacağız” diye konuşuyor.

2023 PERSPEKTİFİNE GÖRE

Erdoğan, gençlik ve kadın kolları yönetimini 2023 perspektifine göre şekillendirmiş, “Yeni bir anlayış getiriyoruz” diye şifreyi vermişti. AK Parti MKYK’sını ise önce 50’den 75’e çıkardı. Yeni başkanlıklar oluşturdu. İlk MKYK toplantısını asıl ve yedek üyelerle birlikte yapıyor.

BOSTANCI’DAN MAMAK CEZAEVİ

İlk toplantıda MKYK üyelerini kendilerini tanıtıyorlar.

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı ile Orhan Miroğlu, kendilerini tanıtırken, cezaevi vurgusu yapıyorlar. Naci Bostancı çok birikimli bir isim. Kendini tanıtırken, 12 Eylül döneminde 1 yıl Mamak Cezaevi’nde yattığından söz ediyor. 12 Eylül darbesi Türkiye’nin tüm birikimlerini cezaevlerine doldurmuş; kimi işkencede, kimi ağır cezaevi şartlarında bedel ödemek zorunda kalmıştı. Avrupa’dan gelen bir heyet cezaevlerindeki işkence iddialarını araştırırken, Mamak Cezaevi’nde onlarla görüşenlerden birisi de Naci Bostancı’ydı. Bostancı ağır cezaevi koşullarına rağmen yabancılara Türkiye’yi şikâyet etmemişti. Bostancı’nın milliyetçiliği oralarda sınandı.

MİROĞLU’NDAN DİYARBAKIR CEZAEVİ

Yazının Devamını Oku

Parti tamam sıra kabinede

Ankara’da kar yağışı geceden başlamıştı. Sabaha beyaz bir kar örtüsüyle uyandık.

Hem kar yağışı, hem AK Parti kongresi üst üste gelince Atatürk Spor Salonu’na ulaşmak biraz zaman aldı.

Kongre salonuna ulaşmak için araçlarımızdan inip kar yağışı altında bir müddet yürüdük. Yani anlayacağınız “Beraber yürüdük biz bu yollarda” durumu oluştu.

Kongre salonuna ulaştığımızda ise pandemiye rağmen salon doluydu. Salondaki afişlerde, kongrenin teması olan istikrar ve güven vurgusu hâkimdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salona girişiyle tribünler dalgalandı. Ancak pandemi nedeniyle Erdoğan her zaman yaptığı salon turunu bu kez yapmadı.

AK Parti demek Erdoğan demek, Erdoğan demek AK Parti demek.

Erdoğan kürsüye çıktığı andan itibaren salonu bir orkestra şefi gibi yönetti.

TRİBÜNLERLE DİYALOĞU

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku