GeriAbdulkadir SELVİ VIP’i kimler kullanmış, seçim nereye gidiyor?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

VIP’i kimler kullanmış, seçim nereye gidiyor?

İstanbul seçimlerine sosyal medya damgasını vurdu. Top bir Ekrem İmamoğlu’nun kalesinde, bir Binali Yıldırım’ın. Sosyal medyada ağırlıklı olarak negatif bir kampanya yürütülüyor. İlk başlardaki “Her şey çok güzel olacak” kampanyası hariç. Onun dışında enformatik rezalet yaşanıyor.

Seçim kampanyasına iki olay damgasını vurdu.

1- Pontus tartışması.

2- VİP olayı.

Pontus iması, Binali Yıldırım’dan ya da parti sözcülerinden gelmedi ama en başında etkili bir tavır konulmadığı için Pontus iddiası üzerlerine kaldı. İletişimde altın kuraldır: Her zaman algı, olgunun önüne geçer.

HAMSİ KAVAĞA ÇIKTI

1991 seçimlerinde Demirel, Mesut Yılmaz’ın memleketi olan Rize’de “Hamsi kavağa çıkar mı?” diye konuşmuştu. Karadenizliler bundan incindi. Seçimde DYP, Karadeniz’de ağır bir yenilgiye uğradı. Rize’de ANAP yüzde 47, DYP yüzde 19 aldı. Demirel, “Hamsi bana Karadeniz’de 15-20 milletvekili kaybettirdi” dedi. Bunların mutlaka bir siyasi sonucu olur.

Karadenizlilerle çalıştım. Türkiye sevdalısı insanlardır. Pontus imasında bulunmak onlardan önce beni yaraladı. Pontus imasını çok çirkin bulurum. Çünkü Karadenizli kardeşlerimize yapılabilecek en büyük hakarettir. O topraklardaki Pontus hesapları yapanların önündeki en büyük engel, vatanperver Karadeniz halkıdır. Kimse Karadenizlilerin vatan sevgisini test etmeye kalkışmasın.

Karadenizlilerle konuşuyorum. Kendisi de Karadeniz’in bir evladı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gönül kırıklığını giderecek bir açıklama yapmasını bekliyorlar.

31 Mart seçimlerinde hemşerilik nedeniyle İstanbul’daki Karadeniz oylarının bir kısmı Ekrem İmamoğlu’na kaymıştı. Pontus olayı bu işe ivme kazandırdı. Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon, Giresun ve Ordu ziyaretlerindeki coşkulu hava bunu gösterdi. Talihsiz Pontus tartışması da buna uygun konjonktürü hazırladı.

VİP TARTIŞMASI

Ancak Ordu-Giresun Havalimanı’ndaki VİP tartışması, Karadeniz’deki coşkulu karşılamayı gölgeledi.

Bir grup Ekrem İmamoğlu’nun “Vali it” dediğini iddia ediyor. Şu ana kadar inceleme imkânı bulduğum görüntülerde Ekrem İmamoğlu’nun valiye it dediğine dair bir kayda rastlamadım. CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’la konuştum. İmamoğlu’nun o sırada ortamı sakinleştirmeye ve yatıştırmaya çalıştığını, kendisine “Başkanım kurban olayım gel şuradan vatandaş gibi gidelim” dediğini anlattı. Ama İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamasında yer aldığına ve Ordu Valiliği’nin resmi açıklamasında dile getirildiğine göre ortada izah edilmesi gereken bir durum var. Bu tartışmalara son verecek kişi olan Ekrem İmamoğlu ise gecikmeli olarak dün konuştu. Süreçte yatıştırıcı konuşmalar yaptığını söyledi. “Bize yaptığı tuzaktan dolayı Vali bey bizden özür dileyebilir. Bekliyoruz” dedi. Ama küfür konusuna tam açıklık getirmedi. Tabi eğer valiye it dediyse bunun kabul edilebilir tarafı yok,özür dilemesi gerekir.

Geçmişte Erdoğan’ı da VİP’e almamışlardı ama o bunu sorun etmemişti. Erdoğan’ı VİP’e sokmayanlar gün geldi VİP kapısında onun elini sıkmak için sıraya girdi. Bülent Ecevit başbakanlığı döneminde dahi VİP’i kullanmazdı. VİP salonlarına değil, bizim VİP siyasete ihtiyacımız var. Tamam, İmamoğlu VİP listesinde yok. Ama siyaset liste işi değil, duruş meselesidir. Eğer liste işi olsa VİP listelerini tutanlar parti kurar, iktidar olurdu. Bunlar her zaman sandığa yansır. Ayrıca CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun tarafından önceden bilgi verilerek ve onun refakatinde VİP’e girilmiş. Siyaset aynı zamanda centilmenlik işidir. Eğer İmamoğlu VİP’ten geçmek istiyorsa, müsaade edilseydi ne olurdu? Türkiye’yi ABD’de mahkeme huzurunda zor durumda bırakan Reza Zarrab’ın eşi şarkıcı Ebru Gündeş bile VİP’i kullanıyorsa, Ekrem İmamoğlu’nun yaşlı annesinin hürmetine VİP’i kullanmasına izin verilemez miydi? Yoksa Zarrab’dan daha mı tehlikeli? Ordu-Giresun Havalimanı’nda görev yapanlardan CHP yönetimine “Ne işadamlarının sevgililerini uğurladık buradan” diye bilgiler akmaya başlamış. İşadamının sevgilisini merak etmiş olabilirsiniz ama ben işadamını merak ettim. Yakında bir liste çıkabilir...

İstanbul seçimlerinde son 12 güne girildi. Ekrem İmamoğlu Karadeniz oylarını, Binali Yıldırım ise Kürt oylarını elde etmek için yoğun bir çaba içinde. Binali Yıldırım, Diyarbakır ve Şanlıurfa gezilerinin, “Kürdistan” söyleminin İstanbul’daki Kürt seçmene olumlu yansımasını bekliyor. Ama diğer grupları ürkütmemek için Kürt söylemi üzerinde fazla ısrarlı olunmayacak. AK Partililer, “Yukarıya doğru bir tırmanış başladı” diyorlar. Ama nefesleri yetecek mi belli değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise sahaya inmesi düşünülmüyormuş.

X

Meclis Başkanı Soylu’nun istifasını istemiş mi?

Ne olursunuz yazının başlığına bakıp, bu kadar cehalet ancak tahsille olur, demeyin. Bunca yıl siyaset kulisi yazıyorsun, Meclis başkanının bir bakanın istifasını istemek gibi bir yetkisinin olmadığından haberin yok mu, diye eleştirmeyin. Anayasaya göre bakanların istifasını ancak cumhurbaşkanı ister diye beni suçlamayın.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun görüşmesi hakkında yazılıp konuşulanları bir haftadır ağzım açık bir şekilde izliyorum. Yazılanları okuyunca kendime “Bir de siyaset kulisi yazıyorum diyorsun ama dünyadan haberin yok” diye kızdığım da olmuyor değil. Sadece ben değil tüm Ankara temsilcilerinin, siyaset yazarlarının hiçbirinin de bu işten haberi olmamış.

Nasıl atlamışız... Öyle böyle değil. Uzun atlama...

Maksat algı operasyonu olunca bilgiye gerek yok. Anayasa şöyle yazıyormuş, perde arkasında şunlar konuşulmuş, siyasi gelenek böyleymiş demenin de anlamı yok.

ÖRNEĞİ YOK

Parlamenter sistemle yönetildiğimizde hükümeti başbakan kurar, kabineyi cumhurbaşkanı onaylardı. Bakanların azli ise başbakanın talebi üzerine Cumhurbaşkanı’nın onayıyla gerçekleşirdi.

AK Parti hükümetlerini geçtim, darbe dönemleri dahil Türk devlet geleneğinde Meclis başkanlarının bakanların istifasını talep etmesi gibi bir uygulama yok. Meclis Başkanı Şentop, Türkiye’nin en önemli hukukçularından biri. Şentop hangi yetkiye göre Soylu’nun istifasını isteyecekti? Zaten görüşmenin hiçbir yerinde de böyle bir talep yok. Tam aksine sıcak havada geçen ve “Sık sık görüşelim” diye bitirilen bir görüşme.

ANAYASAYA GÖRE

Başkanlık sisteminde ise bu yetki yine Cumhurbaşkanı’nda. Zaten Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kuruluyor. Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerinin sıralandığı Anayasa’nın 104. maddesinde, “Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir” deniyor.

Yazının Devamını Oku

HDP’ye kapatma davası açılacak mı?

HDP davasında kritik gün geldi çattı. Anayasa Mahkemesi üyeleri bugün toplanarak HDP hakkında kapatma davası açılıp açılmamasına karar verecek.

Anayasa Mahkemesi üyeleri iki konuda daha karar alacaklar.

1- HDP’nin banka hesaplarına tedbir konulması konusunda karar verecekler.

2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi yasak konulmasını talep ettiği 451 kişi hakkında karar verecekler.

Anayasa Mahkemesi raportörü kapatma davası açılması yönünde rapor verdi. Anayasa Mahkemesi üyeleri bu karara uymak zorunda değil. HDP hakkında kapatma davası açılması kararı çıkabileceği gibi ikinci kez geri çevirme de mümkün olabilir.

Ama ilkine rağmen iddianamenin özenli hazırlandığı ifade ediliyor. O nedenle bugün Anayasa Mahkemesi’nden HDP hakkında kapatma davası açılması kararının çıkması bekleniyor. Ancak HDP’nin hesaplarına tedbir konulması talebinin reddedilmesi ve siyasi yasakların son karar duruşmasına bırakılması söz konusu.

HDP hakkında kapatma davasının açılmasına karar verilirse 2023 seçimlerine damga vuracak olan bir süreç başlayacak.

Ama önemli olan konu şu: Kapatma davası oybirliğiyle mi yoksa oy çokluğuyla mı alınacak?

HDP BASKININDA KARANLIK NOKTALAR

Yazının Devamını Oku

HDP'ye saldırı aydınlatılmalı

HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan saldırı kınanmakla, geçmiş olsun demekle geçiştirilecek bir olay değil. Öncelikle yaşamını yitiren Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Ortada büyük bir siyasi provokasyonun olduğu açık. Bu saldırı sadece HDP’ye değil, demokrasiye ve iç barışımıza yönelik yapılmış bir saldırıdır. Arkasında organize bir yapı olup olmadığı ortaya çıkarılmalı. Onur Gencer, HDP binasında 40 kişinin katılacağı toplantı yapılacağı istihbaratını alarak bu saldırıyı gerçekleştirdiyse büyük bir katliamın planlandığı açık.                                         

BU FİLMİ GÖRDÜK                             

Geçmişte sağ-sol çatışması, Alevi-Sünni olaylarını yaşadık. İzmir gibi duyarlı bir kentimizde yapılan saldırı ile bir Türk-Kürt çatışması, HDP’li MHP’li kavgası planlandığı açık. İlk andan itibaren parmakların gösterdiği hedefler işin arkasındaki gerçek mahfilleri gizlemek için yapılmış olabilir. Kitlelere sokağa çıkmaları yönünde yapılan çağrılar tehlikeli olabilir. Bizim ülkede sokaklar tekin değildir. Aman ha bu provokasyona gelmeyelim. Biz geçmişte bu filmi çok gördük. Hepsi büyük bir felaketle sonuçlandı.                                         

Bildirilerle, video operasyonlarıyla nihayet HDP’ye yapılan kanlı saldırı ile Türkiye alacakaranlık kuşağına sokulmak isteniyor. Belli ki birileri düğmeye bastı. Bu olayların devamı gelecek. Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemek isteyecekler. Bu tuzağa düşmemeliyiz. Bu oyuna gelmemeliyiz. Çünkü çatı çökerse hepimiz altında kalırız.                         

ARKASINDAKİ YAPI                                   

HDP’yi basarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in eylemi PKK nefreti ile yaptığı yönündeki beyanı ikna edici değil. Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın da milliyetçi duygularla hareket ettiği söylenmişti. Arkasından örgütlü bir yapı çıktı. Onur Gencer’in sağ olarak yakalanması önemli. Arkasındaki bağlantılarını ortaya çıkarırsak bu bize daha sonra yapılacak olan eylemleri önleme fırsatı verir.                         

SAĞDUYU ZAMANI                                                   

Gün birbirimizi suçlama günü değil. Gün kitleleri tahrik edip sokağı harekete geçirme günü değil. Gün elele verip bir provokasyonu önleme ve HDP’ye yapılan saldırıyı aydınlatma günü. Gün her zamankinden daha çok sağduyuya sahip olma günü.

Yazının Devamını Oku

Erken seçimin anahtarı Bahçeli’nin elinde

Muhalefetin her gün erken seçim istemesiyle erken seçim gelmez. Ancak bir kişi isterse erken seçim olur. Hemen Erdoğan dediğinizi duyar gibiyim ama değil.

Bu ülkede MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli istediği takdirde erken seçime gidilir. Türkiye 3 Kasım 2002 seçimlerine ve 18 Haziran 2018 seçimlerine Bahçeli tarafından götürüldü.

‘ERKEN SEÇİM YOK’ DEDİ

Bahçeli de “Erken seçim talebi beyhude bir hevestir. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının haziran ayında yapılacaktır” dediğine göre erken seçim yok demektir.

ERKEN SEÇİM CEPHESİ

Bahçeli sadece erken seçim yok demiyor. Erken seçim isteyenleri ihanet cephesine yerleştiriyor.

“Bu şahıs (Kılıçdaroğlu) hemen seçim diyor.

PKK da seçim istiyor.

FETÖ, yarın seçim olsun diye bekliyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne için ‘Hamdolsun’ dedi

Erdoğan ile Biden görüşmesi olumlu sonuçlandı. Biden görüşmeye ilişkin olarak, “Verimli geçti. Güzel geçti” yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son derece yararlı ve samimi bir görüşme oldu” dedi.

Tersi olsaydı bugün başta piyasalar olmak üzere birçok alanda sarsıntılar yaşanabilirdi.

Erdoğan-Biden görüşmesi için sorunlar sıralanırken, Türkiye ile ABD arasında sorunlara ve krizlere değil, çözümlere ve işbirliğine odaklı bir sürecin başlamasını temenni etmiştim. İstediğim gibi oldu.

ABD’de ülkeyi 4 yıl yönetecek olan Biden ve ekibi işbaşında. Türkiye ile ABD arasında birçoğu hayati derecede önemli olan dosyalar bulunuyor. Bu nedenle diyalog kanallarının açık olması lazım. Ayrıca Erdoğan’ın Batı dünyasının önemli liderleri Biden, Macron, Johnson ve Merkel ile yapıcı görüşmeler yapması beni heyecanlandırdı.

Türkiye’nin Batı dünyası ile ilişkileri açısından yeni bir sayfa açılabileceği yönündeki umutlarımı arttırdı.

O FOTOĞRAF KARESİ

Erdoğan ile Biden görüşmesi ne kadar başarılı geçtiyse, kriz tellalları da o denli rahatsız oldu. Öyle ki, bir fotoğraf karesinden dahi medet umar hale geldiler.

NATO zirvesi başlarken, Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına geliyor. ABD Başkanı’nın yaptığı önemli bir jest. Erdoğan da bu jeste karşılık veriyor, ayağa kalkıyor. Biden iyice yanına yaklaştığı için ilginç bir fotoğraf karesi oluşuyor.

Vay efendim neymiş

Yazının Devamını Oku

HDP’de Akşener rahatsızlığı büyüyor

2023 seçimlerine 2 yıl var ama muhalefet cephesinde Cumhurbaşkanlığı mücadelesi kızıştı.

Üç ciddi sorun yaşanıyor.

1- Ortak cumhurbaşkanı adayı mı çıkarılacak?

2- Yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak?

3- HDP ortay aday projesinde yer alacak mı?

ORTAK ADAY DİYENLER

Millet ittifakı liderleri Kılıçdaroğlu ve Akşener’in eğilimi ortak aday çıkarılması yönünde. Ancak bu konuda henüz bir karar alınamadığı için, her parti kendi adayını çıkarsın tezi de geçerliliğini sürdürüyor.

ADAY ÇOKLUĞU

Millet ittifakının bir handikapını da cumhurbaşkanlığına aday olacak isimlerin çokluğu oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni model önerisi

Bugün gözler Erdoğan-Biden görüşmesine çevrilmiş durumda.

Bu görüşme Biden başkan seçildikten sonra iki liderin ilk yüz yüze görüşmesi olması açısından önemli. Dış politikadan ekonomiye kadar birçok alanı etkileyecek. Görüşmeye ne kadar zaman ayrılacağı, görüşme sırasında liderlerin yüzlerindeki ifade, mimikleri, jestleri hatta taktıkları kravatın rengine kadar her şey önemlidir. Çünkü her şey bir mesajdır, her şey bir anlam ifade eder.

KRİZ ÖNCELİKLİ Mİ OLMALI

Dış politika alanım değil ama iki liderin görüşmesinin formatının önceden belirlendiğini bilecek kadar mesleki deneyime sahibim. Hangimiz otursak, iki ülke arasındaki kriz konularına ilişkin ilk dört maddeyi ezberden sayabiliriz. S-400’lerden girer, Suriye’de YPG’ye verilen destekten çıkar, F-35’leri bir köşeye yerleştirir, FETÖ’nün iadesinden çıkarız.

FIRSAT ÖNCELİKLİ

 Ama ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. Bu çok geç kalmış bir öneri de olabilir. Ama ABD başkanları ile görüşmelerin formatını değiştirmeliyiz. ABD başkanları ile hep kriz konularını görüşüyoruz. Elbette ki ülkeler arasında sorunlar varsa devlet başkanları bunları ele alacak. Ancak bu tür durumlarda enerjimizi kriz konuları üzerinde harcıyoruz. İlişkilerin geliştirilmesi konusu ise birkaç iyi niyet cümlesi olarak geçiyor.

ÖZAL BAŞARMIŞTI

Ben krizlere endeksli değil, fırsat öncelikli yeni bir ilişki biçimi kurulması gerektiğini öneriyorum.

Özal

Yazının Devamını Oku

Muhalefet cephesinde hesaplar karıştı

Muhalefet cephesinde cumhurbaşkanı adayını belirleme işinin o kadar kolay olmayacağı anlaşılıyor. Çünkü henüz yöntem belirlenemedi.

Meral Akşener’in, “HDP Cumhurbaşkanı adayı çıkarmalı” çıkışı HDP’yi rahatsız etti. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Akşener’e “Şimdiden uyarıyoruz. Kimse HDP’yi siyasi olarak yok sayma gibi bir gaflete kapılmasın” diye karşılık verdi.

AKŞENER’İN HDP PLANI

Akşener, HDP’yi millet ittifakının dışında tutmak istiyor. Çünkü HDP’yi “PKK’nın uzantısı olarak gördüklerini” söylemişti. HDP’yi “PKK terör örgütünün yanına konumlandırdıklarını” ifade etmişti. Hem PKK’nın siyasi uzantısı olarak gör, hem ittifak yap. Akşener böyle bir çelişkiye düşmemek için HDP’yi ittifakın dışında tutmak istiyor. Ama Kılıçdaroğlu’nun aynı kanaatte olduğunu düşünmüyorum. Eğer Akşener’in kırmızı çizgisi olmasa HDP’yi millet ittifakının resmi ortağı haline getirebilir.

HDP’Yİ NEDEN İSTEMİYOR

Meral Akşener‘in sadece siyasi geçmişi ve beyanları ile tutarlılık adına HDP’yi ittifak dışında tutmak istediğini zannetmiyorum.

1- Akşener, HDP ile resmi olarak ittifak yaptığı takdirde İYİ Parti’nin milliyetçi tabanının ve CHP’nin ulusalcılarının oy vermeyeceğini düşünüyor.

2- HDP’den dolayı hem millet ittifakının hem de HDP’nin fire vereceğini hesap ediyor.

2- Siyasi hayatında sırtında PKK ile ittifak yaptı damgasını taşımak istemiyor.

Yazının Devamını Oku

Sisli ortamda Erdoğan’ın mesajları

Son dönemde Türkiye yine bir kaos ortamına sokulmak isteniyor. Ortalığın sis ve pusla kaplanması hedefleniyor. Bunun 2 yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi olmadığı söylenemez. Bizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde her zaman sancılı bir süreç başlatılmak istenir. Darbelere, muhtıralara varan, kıran kırana bir mücadele sergilenir. Eski dönemin yeni oyuncuları bir kez daha kriz ve kaos senaryosunu devreye soktular.

Böylesine kritik süreçlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajları dikkatle takip etmekte yarar var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün AK Parti grubunda yaptığı konuşma da onlardan biriydi.

PİYONLARA

Cumhurbaşkanı hitabeti güçlü bir lider. Konuşmalarının da bir fikir örgüsü var. Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, 15 Temmuz’da bombalanan Gazi Meclis vurgusu üzerinden bir misyon ortaya koydu.

“Milletimizin başını yere eğdirmedik. Bunu yaparken asla Türkiye’nin gündemini karanlık mahfillerde kurgulanan senaryolara teslim etmedik. Ülkemize ne şu veya bu dış gücün ne onların piyon olarak kullandığı örgütlerin ne de içeride bu kirli senaryoya gönüllü figüran yazılanların istikamet çizmesine izin verdik” dedi.

PUSULA

Türkiye’yi kriz ve kaos ortamına sürüklemek isteyenlerin kirli planlarını sahneye sürdükleri bir dönemde pusulanızın ne olduğu çok önemli. Erdoğan, o pusulanın adresini verdi.

“Yolumuzu karanlık mahfillerin kirli senaryolarına göre de belirlemedik. Bizim tek pusulamız aziz milletimizdir” diye konuştu.

KİRLİ SENARYOLAR

Yazının Devamını Oku

HDP'ye kapatma davası siyaseti nasıl etkileyecek

Meslek hayatımda ilk olarak DYP hakkında açılan kapatma davasını izledim.

DYP kapatılmadı. Refah Partisi’nin kapatılması ise 28 Şubat sürecinde siyaseti derinden etkilemişti.

AK Parti hakkında açılan kapatma davası ise Türk siyasetinin tanık olmadığı demokrasi mücadelesine sahne olmuştu.

Bu ülkeyi 10 yıl yöneten Demokrat Parti 27 Mayıs darbesinden sonra Ankara’da bir yerel mahkeme kararıyla kapatıldı.

Türkiye siyasi parti mezarlığına döndü.

Aslında ikinci kez açılan kapatma davası demek daha doğru olur. Çünkü ilk iddianame oybirliğiyle reddedilmişti.

Bu kez daha derli toplu bir iddianame hazırlandığı söyleniyor.

1 İlk iddianamede ölmüş ya da HDP’den istifa etmiş kişiler hakkında siyaset yasağı talep edilmişti.

2

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki belirsizlikler

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken cumhur ittifakının cumhurbaşkanı adayı belli.

AK Parti ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Erdoğan. Bunu niçin belirtme ihtiyacı hissettim? Çünkü cumhur ittifakında bir cumhurbaşkanı adayı tartışması yaşanmayacak.

2023’e giderken muhalefetin önünde önemli belirsizlikler duruyor. Elbette ki seçim sathı mailine girildiğinde bunlar birer birer ortadan kaldırılacak. Ama çok kolay olacağı sanılmasın.

MUHALEFETİN HANDİKAPLARI

Muhalefeti sancılı bir süreç bekliyor. Hemen aklınıza muhalefet ortak aday belirleyecek mi, yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak sorusu gelecek. Ama bence ondan daha önemli bir soru var. O da millet ittifakı devam edecek mi, etmeyecek mi konusu.

1- BARAJ YÜZDE 5’E DÜŞERSE

2018 seçimlerinde kurulan ittifaklar yerini korudu. Muhalefetin kurduğu millet ittifakı aradan geçen süre zarfında dağılmadı. Hatta yerel seçimlerde başarılı sonuç almayı bildiler.

Muhalefette ittifakın en önemli tutkalının yüzde 10 seçim barajı olduğu biliniyor. Seçim barajı yüzde 5’e düşürülürse millet ittifakı devam edebilecek mi? Böyle bir risk olmasına rağmen, yerel seçimlerdeki  başarının, millet ittifakının 2023 seçimlerinde de devam etmesini sağlayacağını düşünüyorum.

2- ORTAK ADAY

Yazının Devamını Oku

Akşener’in HDP itirazı ve muhalefetin ortak aday planı

2023 seçimlerine 2 yıl gibi bir süre var ama muhalefet cephesine bakınca cumhurbaşkanı adaylığı konusunun kolay aşılmayacağı anlaşılıyor. Çünkü öncelikle yöntem konusunu netleştirmiş değiller.

Muhalefet cephesindeki tartışma iki model üzerinde yürüyor:

1- İlk turda partiler adaylarını çıkarsın. Böylece partiler seçmenlerini bloke etsin, Erdoğan’a oy kayması önlensin. İkinci turda ise Erdoğan karşısındaki aday üzerinde ittifak sağlansın.

2- Erdoğan’a karşı muhalefet ortak aday çıkarsın.

MİTHAT SANCAR, ORTAK ADAY ÖNERDİ

Erdoğan’a karşı muhalefetin ortak aday belirlemesi tezini savunanlar cephesinde en önemli hamlelerden biri HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan geldi. Mithat Sancar, “Cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefet ortak aday çıkarmak isterse biz bunun iyi bir seçenek olacağını da düşünüyoruz. Ortak aday üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir seçenektir” dedi. Diğer Eş Genel Başkan Pervin Buldan da “Bizim bir araya gelmemiz kaçınılmaz bir mesele haline geldi. Yeter ki bu meselelerde herkes hemfikir olsun, kararlı ve cesur olsun. Böylesi cesur adımlara ihtiyaç var. Cumhur ittifakına karşı bunu bir güçbirliğine çevirebilirsek, seçimlerde de başarılı olabiliriz” diye çağrı yaptı.

HDP’NİN ŞARTI

Hem Sancar’ın hem Buldan’ın açıklamalarında altı çizilmesi gereken bir nokta yer alıyor. HDP artık gizli müttefik olmak istemiyor. Açık bir ortak olmayı ve cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi sürecinde söz sahibi olmayı istiyor. HDP bu önerisinin karşılığı olarak masaya yüzde 10’un üzerindeki oy oranını koyuyor. Yani benim Meclis’e girmek gibi bir sorunum yok ama sizin cumhurbaşkanlığını kazanmak gibi bir yükümlülüğünüz var, diyor. İstanbul seçimlerindeki HDP katkısını örnek veriyor.

AKŞENER, 

Yazının Devamını Oku

Perinçek’le Dervişoğlu’nun suikast tartışması

Doğu Perinçek, Özel Harekât eski Daire Başkanı İbrahim Şahin’in kendisine suikast düzenlemek isteyen şahsın ismini verdiğini belirtip, o kişinin şu anda İYİ Parti milletvekili olduğunu açıklamıştı.

Ancak Perinçek’in açıklamasına rağmen devam eden sessizliğe tepki göstermiştim.

Çünkü Doğu Perinçek dediğimiz isim sıradan biri değil. Türk siyasetinin en önemli siyasi figürlerinden biri. Diğer yanda ise suikastla suçlanan bir İYİ Parti milletvekili var.

Aydınlatılması gereken ciddi bir durum. Hem Doğu Perinçek’in açıklamalarını takip ettim hem de Müsavat Dervişoğlu’yla konuştum.

PERİNÇEK’İN AÇIKLAMASI

Doğu Perinçek olayı şöyle açıkladı:

“Bana suikast düzenlemek isteyen isim, İYİ Parti yöneticisi Müsavat Dervişoğlu. Nereden biliyorum? 2006 yılının sonunda bir gün Muzaffer Tekin komutanımız, Sayın İbrahim Şahin ile birlikte geldi. İbrahim Şahin, biliyorsunuz Özel Harekât komutanı. İbrahim Şahin Bey, ‘Size suikast hazırlayanlar kimdir biliyor musunuz?’ dedi. ‘İsmen bir takım ihbarlar oldu ama kesin bir bilgimiz yok’ dedim. Benden bir kâğıt istedi. O kâğıda elyazısıyla ‘İzmir MHP, Müsavat Dervişoğlu, MİT’in kadrolu elemanı, 2000, Dere Döviz’ yazdı. Ben bu kâğıdı aldım eve götürdüm, arşivime koydum. Sonra 21 Mart 2008’de tutuklandığımız zaman Ankara’da gözaltına alındım. İstanbul’a bizim eve 20-30 tane polis geliyor. Aramada bu kâğıdı da buluyorlar ve bu kâğıt Ergenekon Davası’nın arşivine girdi. Sordular, ‘Bu yazı nedir?’ diye. Ben de ‘İbrahim Şahin bana yapılacak suikastı kimin örgütlediği konusunda böyle bir yazı verdi’ dedim.”

MÜSAVAT DERVİŞOĞLU NE DEDİ?

Perinçek’in iddiaları hakkında İYİ Parti Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu ile konuştum.

Yazının Devamını Oku

Muhalefet erken seçimi bir daha düşünmeli

Muhalefet, pandeminin getirdiği kısıtlamalar ve ekonomik zorlukları siyasi başarıya dönüştürmek adına erken seçim için bastırıyor ama anketler hiç de muhalefeti şanslı göstermiyor.

Halkın iktidara yönelik eleştirileri olabilir ama seçmenler muhalefeti çare olarak görmüyor.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 22-24 Mayıs tarihleri arasında 1836 kişi üzerinde yüzyüze görüşme yöntemiyle yaptığı ankette kararsızlar dağıtıldığında AK Parti’nin oy oranı 39.1 çıkıyor.

CHP YÜZDE 25

CHP ise yüzde 25’i aşamıyor. CHP’nin oy oranı yüzde 24.8 çıkıyor. MHP’nin oy oranı yüzde 10.4 olurken HDP’nin oy oranı yüzde 10.3 olarak çıkıyor. Son dönemlerde yükselişte olan İYİ Parti’nin oy oranı ise yüzde 9.5. Optimar’ın anketlerinde İYİ Parti’nin oy oranı beklentilerin altında çıkıyor.

YENİ PARTİLERİN OY ORANI

Optimar’ın anketinde yeni kurulan partilerin oy oranları da yer alıyor.

Muharrem İnce’nin Memleket Partisi yüzde 1.4 olurken Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Partisi 1.1. Ali Babacan’ın Deva Partisi yüzde 1 olurken, Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi 0.1 olarak çıkıyor. Fetih Erbakan’ın Yeniden Refah Partisi 0.2 olurken Saadet Partisi 0.5 olarak çıkıyor.

SEÇMEN SADAKATİ

Yazının Devamını Oku

Erken seçim var mı?

Erken seçim var mı? Hemen başta erken seçim yok desem bu yazıyı okumazsınız ama görünürde erken seçim yok.

Ama muhalefetin erken seçim baskısı iyice artmaya başladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, haziran ayında erken seçime gidileceğini iddia ediyordu ama haziran geldi seçim yok. Akşener yanıldığını söyledi. “Yeni bir öngörüm yok” dedi. Yeni bir tarih önermedi ama erken seçim ısrarını sürdürdü.

KILIÇDAROĞLU, ‘SONBAHARDA SEÇİM’ DİYOR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise sonbaharda seçimlere gidileceği görüşünde. Sonbahara şunun şurasında üç ay kaldı ama Kılıçdaroğlu, “Erken seçimi yapmak zorundalar” diyor. Sonbaharda seçim yapılabilmesi için Meclis’in bugün toplanıp erken seçim kararı alması gerekiyor. Öyle bir hava yok.

ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

Kılıçdaroğlu’nun ağzını açıp da erken seçim çağrısı yapmadığı bir konuşması yok. Dünkü grup toplantısında yine erken seçim çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Bir an önce seçime gitmeliyiz. Kimden kaçıyorsunuz? Milletten kaçılır mı? Sandığı koyacaksın, vatandaş seni istiyorsa yine koltuğa gelirsin” diye seslendi.

BAHÇELİ’DEN ‘ERKEN SEÇİM YOK’ ÇIKIŞI

Türkiye yakın dönemde iki kez erken seçime gitti. Biri 3 Kasım 2002 seçimleri, diğeri 24 Haziran 2018 seçimleri. Her ikisinde de erken seçim sandığını milletin önüne Bahçeli getirdi.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne için ‘Ciddiye almayın, önemsemeyin’ dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde gündemde olan video operasyonları hakkında, “Ciddiye almayın, önemsemeyin” dediğini duyunca önce şaşırdım.

Ama daha sonra 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi dahil şimdiye kadar birçok uluslararası operasyonu başarısızlığa uğratan Erdoğan’ın, “video operasyonları” için “Ciddiye almayın, önemsemeyin” demesine şaşırmadım.

Darbeleri, muhtıraları, parti kapatma davalarını, Gezi’yi, 17-25 Aralık operasyonlarını püskürten Erdoğan için, videoların ne ehemmiyeti olacak ki?

Erdoğan başta, “Ciddiye almayın, önemsemeyin” dediği için MYK toplantısında videolar üzerinden yapılmak istenen operasyonu tartışmaya bile açmıyor. Ama toplantının başında yaptığı konuşmada bu konuya değiniyor.

Bu arada MYK toplantısının 26 Mayıs Çarşamba günü AK Parti grubundan hemen sonra yapıldığını belirtmeliyim.

BİNALİ YILDIRIM’IN TEPKİSİ

Toplantının başında Binali Yıldırım, oğlu hakkındaki iddialara yanıt veriyor: “Oğlum Venezuela’ya gitmiştir. Orada bahsedildiği gibi ocakta, şubatta değil; geçen sene aralık ayında gitmiştir. Beraberinde de COVID ile mücadele amacıyla orada ihtiyaç sahiplerine test kiti, maske gibi birtakım malzemeler götürüp dağıtmıştır” diyor. Binali Yıldırım, uyuşturucu iddialarına da sert tepki göstererek, “Bizimle uyuşturucuyu yan yana getirmek bize yapılabilecek en büyük hakarettir, yanlıştır” demişti. Erkam Yıldırım da iddialar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Yıldırım’ın oğluyla iş yaptığı iddia edilen Kıbrıslı Halil Falyalı ise “Ne Binali Bey’i ne de oğlunu tanıyorum” diye açıklama yapmıştı.

GÜMRÜK KONUSU

Bu kez de 1 Ekim-31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki gümrük kayıtlarında Venezuela’ya maske sevkıyatı yapılmadığı gündeme getirildi.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın suç duyurusu

PKK’nın Hendek operasyonlarındaki hedefi Türkiye’yi Suriye’ye çevirmekti.

Suriye ile Türkiye sınırı boyunca oluşturulan PKK koridorunu, Türkiye içindeki Hendek savaşlarıyla birleştirip, “özyönetim ilan etmeyi amaçlıyorlardı.

Türkiye şehitler verme pahasına bu planı bozdu. PKK’lıları kazdıkları hendeklere gömdü. Tam o dönemde ‘Barış Akademisyenleri’ adına yayınlanan bildiride ise PKK’ya tek bir laf edilmezken Türkiye’ye yönelik ağır suçlamalarda bulunuldu.

Ancak buradaki amacım Barış Akademisyenleri adına yayınlanan bildiriyi yeniden tartışmaya açmak değil.

Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı bir suç duyurusundan söz edeceğim.



Yazının Devamını Oku

Demirtaş, HDP’li bakan için ne demiş?

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, millet ittifakı ile ortak cumhurbaşkanlığı karşılığında HDP’ye bir cumhurbaşkanı yardımcılığı ve üç bakanlık önerisini gündeme getirmiştim.

Ben yazınca HDP tekzip etti, beni özür dilemeye davet etti. Üst bir dille esip gürlediler. Ben yazdığımın arkasında durdum.

SOYLU DOĞRULADI

Sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TRT’deki yayında, “Fikrim yok, bilgim var. Peki kim pişiriyor bu işi, nerede pişiyor? Bilgim var diyorum değil mi? Mesele sadece bakanlık değil, başka işler de var. İki bakanlık. Yaklaşık 6-7 aydır pişiyor. Birisi başkan yardımcılığı. Direkt Kandil, buradaki iş tutanlarıyla. Öteki Kültür ve Turizm Bakanlığı” dedi.

‘BELGE VAR’ DEDİ

Soylu, TRT’de elinde belge olduğunu, yayında birlikte olduğu meslektaşlarımıza, bakanlığa gelmeleri takdirde bu işin belgesini göstereceğini söyledi.

YAZDIĞIMIN ARKASINDA DURDUM

Ben de bu kez, “Ne oldu HDP, cevap ver” diye yazdım. Çünkü yazdığım kulise güveniyordum. İçişleri Bakanı Soylu doğrulamadan önce de güveniyordum, “Bu işin belgesi var” demeden önce de.

Ondan sonra ne oldu?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne yapacak?

Türkiye’nin Körfez’den yürütülen video operasyonları nedeniyle gerildiği, siyasetin diken üzerinde oturduğu bir ortamda tüm gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği mesajlara çevrilmişti.

Siyaset gergindi o nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da gergin olmasını bekliyordum.

Ama yanıldığımı Cumhurbaşkanı Meclis’e gelince anladım. Morali yerindeydi. En ufak bir tereddüt göstermiyordu. Güçlü liderlere has bir duruşu vardı.

KRİZLERDEN DOĞAN LİDER

Erdoğan, “Türkiye’yi bilmeyiz ama Erdoğan bitti” yorumlarının yapıldığı “One minute” krizinden dünya lideri olarak çıkmayı başardı. Darbelerin götürdüğü Demirel, 6 kez gidip 7 kez geldiği için küllerinden doğan efsane kuş, Phoenix’e benzetilmişti. Krizler liderleri ya büyütür ya küçültür. Erdoğan için de krizlerden doğan lider yorumunu yapmak mümkün.

ERDOĞAN’IN KRİZ YÖNETME KAPASİTESİ

Erdoğan kriz yönetme kapasitesi çok yüksek bir lider. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik birçok saldırıyı, birçok kriz anını izleme imkânım oldu. 27 Nisan e-muhtırasından 367 krizine, AK Parti’ye açılan kapatma davasından Gezi olaylarına; 17-25 Aralık’a ve nihayet 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kadar. Erdoğan hiçbir zaman teslim olmadı. Her zaman mücadeleyi seçti. Sonunda kazanan Erdoğan oldu. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli video operasyonunun sonunda da kazanan yine Erdoğan olacak. Bundan kuşkum yoktur.

Meclis’ten bir izlenimi aktardıktan sonra Erdoğan’ın konuşmasındaki mesajlara değinmek istiyorum.

SOYLU, ERDOĞAN’LA BİRLİKTE YÜRÜDÜ

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hangi mesajı verecek

Türkiye’ye yönelik operasyonun adını MHP Lideri Devlet Bahçeli koydu.

“Herkesi uyarıyorum, hedef Türkiye’mizdir” dedi.

Geçmişte FETÖ’nün kaset operasyonlarına maruz kalmış bir partinin lideri olarak Bahçeli, operasyonların hedefinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.

“Milletin hür iradesiyle ve tertemiz oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek, Türkiye’yi deforme etmek için faal halde olanlara alimallah, bedeli ne kadar ağır olsa bile izin verilmeyecektir” diye konuştu.

ZEHİRLİ YILAN

Bugün de AK Parti grubunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, video operasyonlarının hedefi konusunda bir perspektif vermesi bekleniyor. Erdoğan daha önce, “Terör örgütleri gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir. Onlarla aynı çuvala girerseniz daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz” uyarısında bulunmuştu.

İKİ LİDER

Yeni süreçte herkes eteklerindeki taşı döktü. Ama henüz Erdoğan konuşmadı. Kimse merak etmesin. Erdoğan bitti demeden bu iş bitmez. Yeni sürecin sonucunu Erdoğan ve Bahçeli’nin tavrı belirleyecek. Bir de milletin feraseti.

HEDEF KİM?

Yazının Devamını Oku