Paylaş
Sanki sıradan bir iş yapılıyormuş gibi bir hava var. Sanki kentsel dönüşümü seyrediyor gibi bakıyoruz. O heyecanı görmüyorum.
IRA sürecini yürütürken İngilizler 2 yıl gizli, 2 yıl açıktan görüşmeler yürütmüşlerdi.
IRA’nın silah bırakma sürecini 2 yıl takip ettiler, sonra işi Kanadalılara devrettiler.
ETA’nın Madrid İstasyonu’na yönelik bombalı eyleminden sonra 5 milyon İspanyol sokaklarda ETA karşıtı eylem yapmıştı. ETA, silah bıraktığını ilan etmesine rağmen tasfiye süreci uzun sürdü. Kolombiya’da FARC olayı ise bitmeyen bir senfoni gibiydi.
Bizim tasfiye etmeye çalıştığımız örgüt bunların hepsinden daha çok dış desteğe sahip, daha uzun ömürlü, daha çok ülkeye yayılmış durumda.
İç savaşların, işgallerin yaşandığı, sınırların kanla çizilmeye devam ettiği Ortadoğu’da yeni bir model inşa ediyoruz. Geçmiş yüzyılın prangalarını söküp atıp, gelecek yüzyılın aydınlık Türkiye’sini inşa etmeye çalışıyoruz.
MASA DURUYOR
CHP’nin ve DEM Parti’nin kendi gündemlerini dayatma pahasına süreç devam ediyor. Masa yıkılmadı. Sürecin arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Lideri Bahçeli’nin iradesi devam ediyor. CHP, İmralı’ya gitmedi ama masadan da kalkmadı. Masa duruyor. İç ve dış konjonktür lehimize. Öcalan’ın çağrısı üzerine silah bırakma kararı alan PKK, Türkiye’den çekildiğini açıkladı. Bunlar önemli kazanımlar, ama sürecin daha fazla uzamaması gerekiyor. Çünkü süreç uzadıkça enfekte olma ihtimali bulunuyor. Süreci sabote etmek isteyenlere fırsat doğuyor.
MECLİS’TEN BEKLENEN
Bunun için sürecin hızlanması ve yeni bir aşamaya geçilmesi gerekiyor. Irak ve Suriye sahasında önemli gelişmeler yaşanıyor. Bunları paylaşacağım. Ama önce işin Meclis boyutuna değinmek istiyorum. Çünkü silah bırakacaklar, Meclis’te yapılacak düzenlemeleri bekliyor. Silah bırakma süreci ivme kazandıkça kamuoyunun sürece olan inancı artacak. Bunlar birbirini besleyen adımlar olarak gelişecek. Meclis komisyonu çalışmalarını tamamladıktan sonra şimdi rapor yazma ve çıkarılacak yasalar konusunda Meclis’e öneri sunma aşamasına gelindi.
SIRA SİYASETTE
Artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerekiyor. Bu aşamada artık sıra siyasete geldi. Siyasetin daha fazla yük alması gerekiyor. Çünkü silah bırakmak için yapılacak yasal düzenlemeleri görmek istiyorlar. Bu çok normal bir beklenti. Bu aşamada iş siyasete düşüyor. Siyasetin elini biraz daha taşın altına koyması ve inisiyatif alması gerekiyor.
İNFAZ YASASI BEKLENİYOR
1-Bunun için Ceza İnfaz Yasası’yla ilgili düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un da vurguladığı gibi cezasızlık algısı olmayacak. Ama örgüt üyeliği, örgüte katılmak, silahlı eylemlere iştirak etmek gibi suçların kategorize edilmesi gerekiyor. Bunun için siyasi partilerin artık mikro düzeyde, her ayrıntıyı düzenleyen ve ince işçilik gerektiren çalışmaları yapması gerekiyor. Bu düzenleme cezaevindeki mahkûmları da yakından ilgilendiriyor.
EVE DÖNÜŞ YASASI
2-‘Eve Dönüş Yasası’ diyeceğimiz ikinci bir yasal düzenleme yapılması gerekiyor. Geçmişte ‘Eve Dönüş Yasası’ ya da ‘Topluma Kazandırma Yasası’ adı altında düzenlemeler yapıldı. Uygulamada kimi eksiklikler görüldü. Bunlar da dikkate alınarak yeni bir ‘Eve Dönüş Yasası’nın çıkarılması gerekiyor.
Yasal düzenlelerin yapılmasından sonra Kuzey Irak’ta yeni adımların atılması sürpriz olmamalı. Örgüt silahlarını yakıp sürece destek verdiğini açıklamıştı. Ardından Türkiye’den çekilme kararı ve Zap Kampı’nın boşaltıldığı açıklaması geldi. Yasal düzenlemelerden sonra sürecin yeni bir ivme kazanması ve Kuzey Irak’ta boşaltılan yeni kamplarla ilgili açıklama yapılması bekleniyor.
SDG NE OLACAK
Bu süreci SDG’ye odaklamak doğru değil. Ama SDG’siz de bu süreç anlam kazanmıyor. SDG, Türkiye açısından beka meselesi. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı operasyonlarını boşuna yapmadık. Esed, boşuna devrilmedi. 8 Aralık’ta Suriye devrimi boşuna gerçekleştirilmedi. SDG’nin Şam yönetimi ile 10 Mart Mutabakatı olmasına rağmen şimdiye kadar adım atmadığını biliyoruz. Ancak SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusunda ABD, Şam yönetimi ve Türkiye arasındaki ortak perspektif devam ediyor. SDG demek bir anlamda ABD demek. ABD şimdiye kadar SDG’ye telkinlerde bulunuyordu. Ama gelen haberler SDG’nin entegrasyonu konusunda bir takvim dahilinde çalışmaya başladıkları yönünde. Bunların ne olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu yıl sonuna kadar denildi, ama belki biraz sarkma olabilir. Önemli olan bu sorunun çözülmesi. Çünkü SDG işi, Terörsüz Türkiye sürecini enfekte etme ihtimalini içinde barındırıyor.
İmralı’ya giden Meclis Heyeti’nde yer alan DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Öcalan’ın SDG-YPG’nin silah sırakması yönünde bir çağrısı olmadığını söyledi ama bu doğrulanmadı. Hatta süreci sabote etme girişimi olarak görüldü. Önümüzdeki günlerde Öcalan’ın bu konuda daha çok rol üstlenmesi bekleniyor. Bunların ne olduğunu zamanla göreceğiz.
PEDAL ÇEVİRMEYE DEVAM
Bu tür süreçlere özgü bir metafor vardır; IRA sürecini yönetenlerden Jonathan Powell bunu çok sık kullanır. “Bisikletin üstündeyseniz düşmemek için pedal çevirmeye devam etmelisiniz” der. Meclis Heyeti’nin İmralı’ya gitmesi sürecinde yaşanan tartışmalar, CHP’nin İmralı’ya gitmemesi, Barzani olayı nedeniyle süreç kısa bir süreliğine darboğaza girdi. Ama ben bunu bankaların stres testi gibi görüyorum. Stres testini geçen banka, ilerideki şoklara hazırlıklı demektir. Stres testinden başarıyla çıkan banka batmaz.
Bu süreçte bir stres testi yaşandı ama masa devrilmedi. Sürecin arkasında Erdoğan ve Bahçeli’nin iradesi güçlü bir şekilde devam ediyor. Öcalan verdiği sözlerin arkasında duruyor. Meclis’in yapacağı yasal düzenlemeler ile onunla eşzamanlı olarak Irak ve Suriye sahasında yaşanacak gelişmelerle süreç yeni bir güç kazanacak. Yeni bir ivme kazanacak. Onun için bisikletin pedalını çevirmeye devam diyorum.
Paylaş