Paylaş
Geçmişteki süreçler bu tür provokasyonlara kurban edildiği için yüreğimiz ağzımıza geldi.
Eğer bu süreç iyi yönetilemezse Terörsüz Türkiye süreci ağır hasar görebilirdi.
Bu gelişmeler Terörsüz Türkiye sürecine dayanıklılık testi gibi oldu.
Süreç darbe aldı ama yıkılmadı.
Tam aksine sürecin önündeki en büyük engeller ortadan kalkmaya başladı.
SÜRECİN ÖNÜNDEKİ ENGELDİ
Sürecin önünde en büyük engel Suriye’deki SDG varlığıydı. Suriye’de uzatılan diyalog elini itti, savaşı tercih etti. Kandil, 2013-2014 sürecini “ABD bize Suriye’de devlet kurduruyor” hevesine kapıldığı için yıkmıştı. Bu kez de SDG’yi Terörsüz Türkiye sürecinin dışında tutmaya çalışıyorlardı. PKK yöneticilerinin “Kandil’de dükkânı kapatır Rojova’da açarız” diye bir planları vardı.
Kandil süreci sabote etmek için elinden geleni yaptı. SDG’ye yönelik operasyonlar üzerinden ikinci Kobani ayaklanmasını tezgâhlamaya çalıştı. Kitleleri harekete geçirmeye çalıştı. Maalesef DEM Parti de Kandil’in planına hizmet etti.
Ama Kandil’in planı Suriye’de iflas etti.
Kandil hem sahada hem masada yenildi.
DEVLET AKLI
Terörsüz Türkiye sürecinin önündeki en büyük engel olan SDG varlığı ortadan kalktı. Devlet aklı Terörsüz Türkiye sürecinin sabote edilmesine izin vermedi.
Terörsüz Türkiye süreci kaldığı yerden yoluna devam edecek. Hem de önündeki mayınlar temizlenmiş bir şekilde.
Artık yeni bir gerçeklik söz konusu.
Kandil’in hayal aleminden çıkıp yeni gerçekliğe göre hareket etmesi gerekiyor.
1- ABD bu süreçte başından beri Türkiye ile birlikte hareket ediyor.
2- Türkiye-ABD ve Suriye’nin perspektifi uyuşuyor.
3- SDG, Made in ABD projesiydi. ABD’nin desteğini çekmesiyle birlikte SDG parantezi kapanmış oldu. SDG ne ABD’den ne Avrupa’dan beklediği desteği görebildi.
4- Kandil’de Öcalan’a karşı darbe mekaniği işledi demiştim. Öcalan ile Kandil ters düştü.
5- Halkımız Terörsüz Türkiye’yi satın aldı. Kandil’in kışkırtmalarına rağmen kitlesel eylemler olamadı.
6- Hem iç konjonktür hem dış konjonktür Kandil’in aleyhine gelişti.
YENİ GERÇEKLİK
Kandil’in yeni gerçekliği kabul etmesi ve kararlarını buna göre alması gerekiyor. Kandil, Türkiye’ye rağmen bir şey yapamayacağını anlamalı. Artık Türkiyesiz bir denklem kurulamayacağını görmeli. Suriye’de ilan edilen 4 günlük ateşkes aslında Kandil’in değerlendirme yapması için sunulan bir fırsat. Kandil süreçleri okuma konusunda başarısız. Savaşı biliyorlar. Ama eğer Suriye’ye entegrasyonu değil, yine savaşı tercih ederlerse 48 saat içerisinde Suriye’deki varlıkları sona erer.
Burada Suriye haritasındaki değişimin Terörsüz Türkiye’ye katkısına ayrı bir parantez açmak istiyorum.
HARİTADAKİ DEĞİŞİKLİK
Suriye’de 12 gün içinde SDG’nin kontrol ettiği toprakların üçte ikisinden sökülüp atılması. SDG’nin kâğıttan kaplan olduğunun ortaya çıkması, Terörsüz Türkiye’ye olan güveni artırdı. Artık bir takım kaygı ve endişelerle değil daha yüksek özgüvenle bakabileceğiz. Bu durum Meclis Komisyonu’nun hazırlayacağı raporu ve yapılacak olan yasal düzenlemeleri de olumlu yönde etkileyecek. Daha önemlisi halkımızda eğer Terörsüz Türkiye süreci başarısız olursa operasyonlar devam eder, terör örgütünün ömrü 48 saat sürer duygusunun oluşmasına neden oldu.
BARZANİ RAHATSIZLIĞI BÜYÜYOR
Mesut Barzani’yi bu süreçte dikkatli bir şekilde izlemekte yarar var. Barzani, Suriye’deki gelişmeler üzerinden kendine Kürtlerin doğal lideri payesini çıkarmaya çalışıyor. Bunu yaparken de Türkiye’nin karşısında yer alıyor. Bu tutumuyla ikinci kez rahatsızlık veriyor.
Biliyorsunuz bağımsız referandumunda Türkiye’den veto yemişti. Türkiye’nin uyarılarına rağmen bağımsızlık referandumu yaptı. Ama uygulayamadı.
SDG’YE SİLAH BIRAKMA TELKİNİ
SDG’nin, Suriye ordusuna entegrasyon süreci gündeme gelince Barzani tekrar ön plana çıktı. Ankara’nın makul bir aktör olarak gördüğü Neçirvan Barzani, Mazlum Abdi’ye “Silahları bırakmayın” diye telkinde bulunmuştu. Mesut Barzani ise ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile Mazlum Abdi’yi bir araya getirdi. Masada Mesut Barzani’nin bir yanında oğlu Mesrur Barzani diğer yanında ise Mazlum Abdi vardı. Ankara, Barzani’ye bu fotoğrafın ne anlama geldiğini sordu. Bu fotoğraftan duyduğu rahatsızlığı iletti. 4 günlük ateşkes sürecinde Tom Barrack’la Mazlum Abdi, Erbil’de görüştü. Bu kez Barzani yoktu. Barzani ve Öcalan, Kürt dünyasında iki zıt tezi temsil ediyor. Öcalan, Barzani’yi Kürtleri geri bırakan feodal bir kafa yapısı olarak görüyor. Mesut Barzani ise Öcalan’dan nefret ediyor.
PAPA’DAN MEDET UMUYOR
Kandil’in yetersiz kalması nedeniyle Mesut Barzani yeniden sahneye çıktı. Ancak Türkiye’nin yanında değil karşısında yer alıyor. Babası Molla Mustafa Barzani, Amerikalıların kışkırtmasıyla Irak devletine karşı ayaklanmıştı. 1975’te ABD ile İran ve Irak anlaşınca Barzani ortada kalmıştı. Barzani, Carter’a yazdığı mektupta “Size inandım, beni savaş uçaklarının karşısında sahipsiz bıraktınız, halkımı felakete sürüklediniz” diye ağlamıştı.
Şivan Perver’in gözyaşları içinde efendisi olan Amerika’ya yalvarması gibi.
Mesut Barzani de Papa’ya gidip yardım dilenmiş. Onun yerine Ankara’ya gelip akıl dilenseydi böyle olmazdı. Mesut Barzani, Ankara’nın radarına tekrar girdi.
Paylaş