GeriAbdulkadir SELVİ Suikastçı, Cumhurbaşkanı'nın katıldığı programda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Suikastçı, Cumhurbaşkanı'nın katıldığı programda

RUSYA’nın Ankara Büyükelçisi Karlov’a suikast düzenleyen Mevlüt Mert Altıntaş’ın ilginç bağlantıları ortaya çıkıyor.

Suikastçı polis, 15 Temmuz’dan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’da katıldığı 8 programda görev üstlenmiş. Cumhurbaşkanlığı korumalarından hemen sonra iç güvenliği sağlayan ekip arasında. Allah korusun orada da harekete geçebilirdi.

15 Temmuz darbe sabahı saat 07.45’te görev yaptığı Ankara Çevik Kuvvet Müdürlüğü’ne gelip, 1 günlük sağlık raporunu teslim edip giden FETÖ’cü polisin, darbe gecesi ne yaptığı henüz bilinmiyor.

Ancak Körfez Dershaneleri’ne gittiği, eğitim masraflarının Sökeli firari işadamı Şahin İlgi tarafından karşılandığı biliniyor.

Elbette ki bunlar, onun bir suikastçı olduğunu izah etmeye yetmiyor. Bağlantılarının ortaya çıkarılması gerekiyor. Suikast talimatını kimden aldı, kendisine kimler yardım etti?

Daha da önemlisi, neden Rusya Büyükelçisi hedef seçildi? Bu suikastla Rusya ve Türkiye’ye verilmek istenen mesaj neydi?

Türkiye ile Rusya ilişkilerinin en iyi olduğu bir dönemde, Rus uçağının düşürülmesiyle, bu ilişkiye büyük bir darbe vurulmuştu. Büyük çabalar sonucunda iki ülke ilişkileri tekrar düzeltildi, bu kez Karlov suikastı geldi.

Öyle ki iki ülke arasında kurulan “Kırmızı hat”tı kullanmaya ihtiyaç duyulmamıştı. Ta ki suikastın işlendiği geceye kadar. Kırmızı hat o gece kullanıldı. Hem de Türkiye-Rusya ve İran’ın Suriye’de ateşkesin kalıcı hale gelmesi yönünde masaya oturacakları bir zamanda.

Bir güç ısrarla iki ülke ilişkilerinin düzelmesine izin vermiyor. Bir güç ısrarla Türkiye ile Rusya’nın arasının açık olmasını istiyor. Bunun için çok ağır provokasyonlarda bulunuyor.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, FETÖ’cülerin başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere stratejik hedeflere yönelik suikast girişimlerinde bulunacağı söyleniyordu.

Rus Büyükelçisi Karlov’a, “Made in FETÖ” patentli suikast düzenlenmesi, bunun yeni konsept olduğunu ortaya koydu.

Fetullah Gülen’in suikast iddialarını gülünç bulduğu söyleniyor. 17 Aralık’ta iddiaları gülünç bulmuştu. Sulhname gönderdiği gün 25 Aralık operasyonu başlamıştı. 15 Temmuz darbe girişimini de gülünç bulmuştu. Darbeci generaller talimatın Gülen’den geldiğini itiraf ettiler. Gülen neyi gülünç buluyorsa, bilin ki o işin içinde demektir.

FETÖ’nün diğer kardeşi PKK da geçen hafta benzer bir tehditte bulunmuştu. Murat Karayılan 19 Aralık tarihinde, “uyuyan hücrelerin” harekete geçeceğini söyledi. Karayılan, “Meydanda konuşan ya da konvoyda yol giden bir lidere 4 fedai aynı anda saldırırsa” diye eylemin kodlarını da verdi. FETÖ’cü suikastçı, PKK’lı Karayılan’ın tehditlerini hayata geçirdi. Çünkü FETÖ ile PKK arasında eylem kardeşliği var.

Bu suikastın Türkiye ve Rusya’ya bakan yüzleri var. Suikast üzerinden iki ülkeye mesaj veriliyor. Bu mesaj FETÖ’yü de aşan bir mesaj. Bu mesajın bir köşesinde Suriye’de kurulmak istenen düzen var. Suriye hesaplaşması bu kez Ankara’nın ortasında yapıldı.

17 Şubat 2017 Merasim Sokak, 18 Ağustos Elazığ Emniyet Müdürlüğü, 10 Aralık Beşiktaş, 17 Aralık Kayseri saldırılarında aynı tip bomba kullanıldı. Batılı bir ülkeye ait olduğu tespit edilen fabrikasyon bombanın Suriye’de PYD-YPG’ye verilen bombalar olduğu ortaya çıktı.

Hedef ne?

PKK’yı da FETÖ’yü de aşan uluslararası bir operasyonla karşı karşıyayız. Türkiye’yi yönetilemez bir ülke haline getirmek istiyorlar. Türkiye’yi 12 Eylül öncesinde olduğu gibi bir kaosa sürüklemek peşindeler. Rus Büyükelçi’nin vurulduğu Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin hemen yanında, her tarafın polis kaynadığı bir yerde, suikasttan 7 saat sonra bu kez Amerikan Büyükelçiliği’nin önünde bir şahıs ateş açıyor. Beyler, biz bu filmi seyrettik. Hem de 12 Eylül’den önce.

İş, AK Parti ve Erdoğan meselesi olmaktan çıktı.

İş, Türkiye meselesi oldu.

Devlet çökerse hepimiz altında kalırız.

X

Erdoğan, AK Parti’ye yeni bir perspektif verdi

Dün AK Parti açısından farklı bir grup toplantısıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri öncesinde AK Parti’ye bir perspektif verdi. 2023’e giderken çetin bir süreç yaşanacağı anlaşılıyor. O nedenle Erdoğan yeni şartlara göre AK Parti’ye format atmaya devam edecek.

İSTİŞARE SÜRECİ

Erdoğan bir dönemin AK Parti mekanizmasını yeniden harekete geçirmeye çalışıyor. Gömleğin ilk düğmesi doğru iliklendi. Pandemi nedeniyle ara verilen istişare süreci yeniden başladı. Erdoğan geçen hafta bir grup milletvekili ile toplanmıştı. Konuşmalar kameraya kaydedilmiş, toplantı boyunda not alan Erdoğan, “Benim gözümden kaçan bir şey olursa yardımcılarım bu videoları izleyip not alacaklar” demişti. Cumhurbaşkanı bugün de bir grup milletvekili ile buluşacak. Meclis’in yeni yasama döneminde de bu istişare süreci devam edecek.

Erdoğan, istişare toplantılarının önemine dikkat çekerek, “AK Parti’nin malum en önemli vasıflarından biri olan istişare kültürünün örneği olarak gördüğüm bu toplantılarda söz alan her milletvekilimiz özgürce düşüncesini ifade ediyor” dedi.

2023 İÇİN NE DEDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grubundaki konuşmasında 2023 seçimleri öncesinde önemli bir uyarıda bulundu. “Türkiye 2023 yılına yaklaştıkça partimize, hükümetimize ve ülkemize yönelik saldırıların giderek artacağı anlaşılıyor” diye konuştu.

Bizde cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bir mekanizma harekete geçiyor, darbelerden muhtıralara, 367 garabetinden Cumhuriyet mitinglerine kadar her şey yaşanıyor.

FOTOĞRAF

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu Atatürkçü mü, İnönücü mü?

"Senin adın Erdoğan, benim adım Kılıçdaroğlu” dedi CHP lideri. Bunu elbetteki bir tanışma vesilesiyle söylemedi.

Kanal İstanbul’la ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Yatırımcıları tehdit ediyorlar. ‘Geldiğimizde bilesiniz ki ödeme yapmayacağız, elinizden alacağız’ diyorlar. Bankaları, projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla alırlar” sözlerine yanıt olarak verdi.

KILIÇDAROĞLU’NUN TEHDİTLERİ

Kılıçdaroğlu ise tehditlerini sürdürdü. “Alacağım, alacağım, söke söke alacağım. Buradan bir daha söyleyeyim; bu işe giren müteahhit unutsun kendisini. Bu işe kredi veren banka unutsun kendisini. Buna imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim” dedi.

DAVUTOĞLU’NUN TUTARLILIĞI

AK Parti’de olduğu sırada “Kanal İstanbul projesiyle sadece İstanbul için değil, Türkiye için yeni bir dönem başlamış olacaktır” diyen, “Havalimanını da yapacağız, Kanal İstanbul’u da yapacağız” diye söz veren dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, şimdi Kanal İstanbul’u ihanet projesi olarak gösteriyor.

BABACAN, VİZYONDAN RANTA DÖNDÜ

Ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olduğu zaman, Kanal İstanbul’u, “Vizyon projesi” olarak tanımlayan Babacan, “Biz, bunun gerçekçi bir proje olduğuna inanıyoruz. Türkiye için, hatta dünya için çok konuşulacak bir proje olduğuna da inanıyoruz” demişti. Babacan şimdi ise Kanal İstanbul’u bir rant projesi olarak tanımlıyor.

Muhalefet liderliğine hızlı bir giriş yapan Davutoğlu ve Babacan, kısa sürede CHP zihniyetine teslim oldular.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin önündeki kritik eşik

27 Nisan e-muhtırası verildiğinde AK Partililerin bir kısmı Abdullah Gül’le birlikte Dışişleri konutunda, başka bir grup da Erdoğan’la birlikte Başbakanlık konutunda toplanmıştı.

AK Partililerin ne yapacağı merak ediliyordu. “İstifa mı edecekler yoksa görmezden mi gelecekler” tartışması yapılıyordu. Kimse direneceklerini düşünmüyordu.

Abdullah Gül, “Şimdi kritik bir karar eşiğindeyiz. Şu anda alacağımız kararla Türkiye’nin geleceğinde ya biz olacağız ya da onlar” dedi.

Gül’ün onlar dediği darbeciler, muhtıracılardı.

ERDOĞAN DİRENME KARARI ALMIŞTI

Erdoğan ise bir an bile tereddüt etmemiş, muhtıraya karşı direnme kararını almıştı. Kesinlikle istifa etmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun mücadele edeceğiz, diyordu. Ülkeyi darbeci zihniyete teslim edemeyiz, diye konuşuyordu.

Muhtıraya karşı ne yapılacağı konusunda çok fazla bir tereddüt yaşanmadı.

Teslim olmak, istifa etmek bir an bile düşünülmedi.

Direndiler kazandılar.

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun stratejisi

Üniversite sınavlarından 24 saat önce CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Katarlı öğrencilerin üniversitelere sınavsız olarak alınacağı yönündeki tweet’leri, sınav stresini yaşayan öğrencilerin psikolojisini çok olumsuz yönde etkiledi.

Pandemi nedeniyle okullarına gidemeyen öğrenciler zaten burnundan soluyordu, bir de bu adaletsizlik karşısında isyanları oynadılar. Ama haber asılsız çıktı. T24 sitesi erdemli bir iş yaptı, özür diledi. Bunun üzerine gözler Kılıçdaroğlu’na döndü. Hem yanlış haberden dolayı özür diler hem de sınav öncesi psikolojisini olumsuz yönde etkilediği gençlerin gönüllerini almış olur, diye düşünüldü. CHP lideri tam aksini yaptı. Üste çıkmaya çalıştı. Trollerden girdi, Katarlılardan çıktı. Tam bir bombardıman yaptı.

CHP ZAMANINDA YAPILMIŞ

Kemal Bey de bilir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sadece Katar’la değil, 40 ülkeyle askeri işbirliği anlaşması var. Bir kısmı da CHP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde imzalanmış. Bir örnek olması için 15.9.1994 tarihinde DYP-SHP hükümeti döneminde Kazakistan’la yapılan Askeri İşbirliği Anlaşması’nı dikkatinize sunuyorum.



MUHALEFET STRATEJİSİ

Yazının Devamını Oku

AK Parti fabrika ayarlarına mı dönüyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün bir grup milletvekili ile bir araya geldi.

Haftaya da ayrı bir grup milletvekili ile görüşecek. AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, bunu bir istişare serisi olarak tanımladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının başında kısa bir konuşma yapmış. Pandemi nedeniyle ara verdikleri istişare sürecinin tekrar başladığını ifade etmiş. Belediye başkanlarıyla bir araya geldiklerini, önümüzdeki hafta yeni bir grup milletvekili ile toplantı yapacaklarını belirtmiş. Erdoğan yeni grupla 1 Temmuz’da bir araya gelecek. Erdoğan, “Ekim ayından itibaren istişare toplantılarına devam edeceğiz” demiş. 57 milletvekilinin katıldığı toplantıda 17-18 milletvekili konuşmuş.

ERDOĞAN NOT ALMIŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasını kısa tuttuğunu ifade etmiştim. Daha çok milletvekillerinin sorularına yanıt vermiş. Erdoğan, konuşulanları tek tek not almış.

VİDEO İLE KAYDEDİLMİŞ

Ama ilk kez bir uygulama yapılmış. Konuşmalar video ile kaydedilmiş. Cumhurbaşkanı, “Atladığımız bir şey olursa yardımcılarım kontrol eder” demiş. Liderlik bu işte. Erdoğan’ın liderlik sırrı burada yatıyor. Erdoğan’ın 19 yılda girdiği her seçimi kazanmasının altında yatan en önemli nedenlerden biri burada yatıyor. Tabanın sesine kulak veriyor.

FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ

Son dönemlerde yapılan toplantılara ilişkin olarak,

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, İmamoğlu ve Yavaş’ı neden eleştirdi

Son dönemlerde AK Parti’den kiminle konuşsam bir değerlendirme ön plana çıkıyor. AK Parti’nin ilk dönemlerindeki samimi havayı hissettiklerini vurguluyorlar.

Kimileri bunu “fabrika ayarlarına dönme” olarak değerlendirebilir. Ama ben kuruluş değerlerine dönüş, gönül diliyle konuşma olarak değerlendiriyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Partili belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda da aynı hava hissediliyor.

Belediye başkanlarıyla toplantıda sadece hissedilen samimi havayı vurgularsam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın manifesto değerindeki uyarılarına haksızlık etmiş olurum.

Erdoğan, samimi bir dille uyarılarda bulunuyor, AK Parti belediyeciliğinin temelini oluşturan hizmet belediyeciliğini, “Gönül Belediyeciliği” ile tamamlıyor. Ama bir de uyarılar bölümü var ki, onun altının da özellikle çizilmesi gerekiyor.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ’A HANGİ GÖNDERMEDE BULUNDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Partili belediye başkanlarına hizmet belediyeciliği yapmaları ve gönüllere girmeleri gerektiği yönünde uyarılarda bulunurken, “Sosyal medya belediyeciliği, hizmet belediyeciliğinin yerini almaz, alamaz” diyor. Ama asıl önemli cümleler ondan sonra geliyor. Erdoğan, “İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri” demiyor. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinden söz etmiyor. Ama, “iki belediye” deyince herkes İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlıklarının kastedildiğini anlıyor. Zaten Erdoğan da İmamoğlu ve Yavaş’ı kastediyor.

ERDOĞAN’IN AÇIKLADIĞI RAKAM

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Üçüncü ittifak mı doğuyor

Siyasi kulisleri hareketlendiren yazıyı Milliyet Gazetesi’nin köşe yazarı Zafer Şahin yazdı.

Zafer Şahin büyük umutlarla kurulan DEVA ve Gelecek Partileri bekleneni veremeyince “DEVA Gelecek” ismi altında birleştirileceği kulisini paylaştı.

Ama bunun ikinci bir aşaması daha var. O da birleştirilen Deva ve Gelecek Partisi ile Saadet Partisi’nin üçlü ittifak yapacağı yönünde.

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu partilerinin bekleneni veremediği bir sır değil. SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da AK Parti’den yüzde 30 oranında oy koparmalarını beklediklerini ama umulanı veremediklerini itiraf etti.

DAVUTOĞLU’NUN ÖNERİSİ

Başarısız oldukları bir gerçek ama Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu kendilerini birer dükalık olarak gördükleri için birleşmelerini zor görüyorum. Aslında Ali Babacan partisini kurmadan önce Davutoğlu, “Sen genel başkan ol. Yeter ki birlikte parti kuralım” teklifini götürmüş ama Abdullah Gül ve Ali Babacan istememişlerdi. Hatta Ahmet Davutoğlu’nun “Hani birlikte hareket edecektik” sitemi üzerine Ali Babacan, “Söz mü verdim” diye çıkış yapmıştı.

Zor görünüyor ama eğer birleşmeyi başarırlarsa önerim başa Abdullah Gül’ü geçirmeleri. Böylece Erdoğan’ı sırtından hançerleyen Troyka’nın toplumdaki karşılığını görmüş oluruz. Hem de onlar AK Parti’yi kurduğu günden bu yana her seçimi kazanıp, iktidardan iktidara koşan Erdoğan’ın büyüklüğünü anlamış olurlar.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAKIN AYAK SESLERİ

Birleşmeden ziyade üçüncü bir ittifakın ayak sesleri işitiliyor.

Yazının Devamını Oku

Meclis Başkanı Soylu’nun istifasını istemiş mi?

Ne olursunuz yazının başlığına bakıp, bu kadar cehalet ancak tahsille olur, demeyin. Bunca yıl siyaset kulisi yazıyorsun, Meclis başkanının bir bakanın istifasını istemek gibi bir yetkisinin olmadığından haberin yok mu, diye eleştirmeyin. Anayasaya göre bakanların istifasını ancak cumhurbaşkanı ister diye beni suçlamayın.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun görüşmesi hakkında yazılıp konuşulanları bir haftadır ağzım açık bir şekilde izliyorum. Yazılanları okuyunca kendime “Bir de siyaset kulisi yazıyorum diyorsun ama dünyadan haberin yok” diye kızdığım da olmuyor değil. Sadece ben değil tüm Ankara temsilcilerinin, siyaset yazarlarının hiçbirinin de bu işten haberi olmamış.

Nasıl atlamışız... Öyle böyle değil. Uzun atlama...

Maksat algı operasyonu olunca bilgiye gerek yok. Anayasa şöyle yazıyormuş, perde arkasında şunlar konuşulmuş, siyasi gelenek böyleymiş demenin de anlamı yok.

ÖRNEĞİ YOK

Parlamenter sistemle yönetildiğimizde hükümeti başbakan kurar, kabineyi cumhurbaşkanı onaylardı. Bakanların azli ise başbakanın talebi üzerine Cumhurbaşkanı’nın onayıyla gerçekleşirdi.

AK Parti hükümetlerini geçtim, darbe dönemleri dahil Türk devlet geleneğinde Meclis başkanlarının bakanların istifasını talep etmesi gibi bir uygulama yok. Meclis Başkanı Şentop, Türkiye’nin en önemli hukukçularından biri. Şentop hangi yetkiye göre Soylu’nun istifasını isteyecekti? Zaten görüşmenin hiçbir yerinde de böyle bir talep yok. Tam aksine sıcak havada geçen ve “Sık sık görüşelim” diye bitirilen bir görüşme.

ANAYASAYA GÖRE

Başkanlık sisteminde ise bu yetki yine Cumhurbaşkanı’nda. Zaten Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kuruluyor. Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerinin sıralandığı Anayasa’nın 104. maddesinde, “Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir” deniyor.

Yazının Devamını Oku

HDP’ye kapatma davası açılacak mı?

HDP davasında kritik gün geldi çattı. Anayasa Mahkemesi üyeleri bugün toplanarak HDP hakkında kapatma davası açılıp açılmamasına karar verecek.

Anayasa Mahkemesi üyeleri iki konuda daha karar alacaklar.

1- HDP’nin banka hesaplarına tedbir konulması konusunda karar verecekler.

2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi yasak konulmasını talep ettiği 451 kişi hakkında karar verecekler.

Anayasa Mahkemesi raportörü kapatma davası açılması yönünde rapor verdi. Anayasa Mahkemesi üyeleri bu karara uymak zorunda değil. HDP hakkında kapatma davası açılması kararı çıkabileceği gibi ikinci kez geri çevirme de mümkün olabilir.

Ama ilkine rağmen iddianamenin özenli hazırlandığı ifade ediliyor. O nedenle bugün Anayasa Mahkemesi’nden HDP hakkında kapatma davası açılması kararının çıkması bekleniyor. Ancak HDP’nin hesaplarına tedbir konulması talebinin reddedilmesi ve siyasi yasakların son karar duruşmasına bırakılması söz konusu.

HDP hakkında kapatma davasının açılmasına karar verilirse 2023 seçimlerine damga vuracak olan bir süreç başlayacak.

Ama önemli olan konu şu: Kapatma davası oybirliğiyle mi yoksa oy çokluğuyla mı alınacak?

HDP BASKININDA KARANLIK NOKTALAR

Yazının Devamını Oku

HDP'ye saldırı aydınlatılmalı

HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan saldırı kınanmakla, geçmiş olsun demekle geçiştirilecek bir olay değil. Öncelikle yaşamını yitiren Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Ortada büyük bir siyasi provokasyonun olduğu açık. Bu saldırı sadece HDP’ye değil, demokrasiye ve iç barışımıza yönelik yapılmış bir saldırıdır. Arkasında organize bir yapı olup olmadığı ortaya çıkarılmalı. Onur Gencer, HDP binasında 40 kişinin katılacağı toplantı yapılacağı istihbaratını alarak bu saldırıyı gerçekleştirdiyse büyük bir katliamın planlandığı açık.                                         

BU FİLMİ GÖRDÜK                             

Geçmişte sağ-sol çatışması, Alevi-Sünni olaylarını yaşadık. İzmir gibi duyarlı bir kentimizde yapılan saldırı ile bir Türk-Kürt çatışması, HDP’li MHP’li kavgası planlandığı açık. İlk andan itibaren parmakların gösterdiği hedefler işin arkasındaki gerçek mahfilleri gizlemek için yapılmış olabilir. Kitlelere sokağa çıkmaları yönünde yapılan çağrılar tehlikeli olabilir. Bizim ülkede sokaklar tekin değildir. Aman ha bu provokasyona gelmeyelim. Biz geçmişte bu filmi çok gördük. Hepsi büyük bir felaketle sonuçlandı.                                         

Bildirilerle, video operasyonlarıyla nihayet HDP’ye yapılan kanlı saldırı ile Türkiye alacakaranlık kuşağına sokulmak isteniyor. Belli ki birileri düğmeye bastı. Bu olayların devamı gelecek. Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemek isteyecekler. Bu tuzağa düşmemeliyiz. Bu oyuna gelmemeliyiz. Çünkü çatı çökerse hepimiz altında kalırız.                         

ARKASINDAKİ YAPI                                   

HDP’yi basarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in eylemi PKK nefreti ile yaptığı yönündeki beyanı ikna edici değil. Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın da milliyetçi duygularla hareket ettiği söylenmişti. Arkasından örgütlü bir yapı çıktı. Onur Gencer’in sağ olarak yakalanması önemli. Arkasındaki bağlantılarını ortaya çıkarırsak bu bize daha sonra yapılacak olan eylemleri önleme fırsatı verir.                         

SAĞDUYU ZAMANI                                                   

Gün birbirimizi suçlama günü değil. Gün kitleleri tahrik edip sokağı harekete geçirme günü değil. Gün elele verip bir provokasyonu önleme ve HDP’ye yapılan saldırıyı aydınlatma günü. Gün her zamankinden daha çok sağduyuya sahip olma günü.

Yazının Devamını Oku

Erken seçimin anahtarı Bahçeli’nin elinde

Muhalefetin her gün erken seçim istemesiyle erken seçim gelmez. Ancak bir kişi isterse erken seçim olur. Hemen Erdoğan dediğinizi duyar gibiyim ama değil.

Bu ülkede MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli istediği takdirde erken seçime gidilir. Türkiye 3 Kasım 2002 seçimlerine ve 18 Haziran 2018 seçimlerine Bahçeli tarafından götürüldü.

‘ERKEN SEÇİM YOK’ DEDİ

Bahçeli de “Erken seçim talebi beyhude bir hevestir. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının haziran ayında yapılacaktır” dediğine göre erken seçim yok demektir.

ERKEN SEÇİM CEPHESİ

Bahçeli sadece erken seçim yok demiyor. Erken seçim isteyenleri ihanet cephesine yerleştiriyor.

“Bu şahıs (Kılıçdaroğlu) hemen seçim diyor.

PKK da seçim istiyor.

FETÖ, yarın seçim olsun diye bekliyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne için ‘Hamdolsun’ dedi

Erdoğan ile Biden görüşmesi olumlu sonuçlandı. Biden görüşmeye ilişkin olarak, “Verimli geçti. Güzel geçti” yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son derece yararlı ve samimi bir görüşme oldu” dedi.

Tersi olsaydı bugün başta piyasalar olmak üzere birçok alanda sarsıntılar yaşanabilirdi.

Erdoğan-Biden görüşmesi için sorunlar sıralanırken, Türkiye ile ABD arasında sorunlara ve krizlere değil, çözümlere ve işbirliğine odaklı bir sürecin başlamasını temenni etmiştim. İstediğim gibi oldu.

ABD’de ülkeyi 4 yıl yönetecek olan Biden ve ekibi işbaşında. Türkiye ile ABD arasında birçoğu hayati derecede önemli olan dosyalar bulunuyor. Bu nedenle diyalog kanallarının açık olması lazım. Ayrıca Erdoğan’ın Batı dünyasının önemli liderleri Biden, Macron, Johnson ve Merkel ile yapıcı görüşmeler yapması beni heyecanlandırdı.

Türkiye’nin Batı dünyası ile ilişkileri açısından yeni bir sayfa açılabileceği yönündeki umutlarımı arttırdı.

O FOTOĞRAF KARESİ

Erdoğan ile Biden görüşmesi ne kadar başarılı geçtiyse, kriz tellalları da o denli rahatsız oldu. Öyle ki, bir fotoğraf karesinden dahi medet umar hale geldiler.

NATO zirvesi başlarken, Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına geliyor. ABD Başkanı’nın yaptığı önemli bir jest. Erdoğan da bu jeste karşılık veriyor, ayağa kalkıyor. Biden iyice yanına yaklaştığı için ilginç bir fotoğraf karesi oluşuyor.

Vay efendim neymiş

Yazının Devamını Oku

HDP’de Akşener rahatsızlığı büyüyor

2023 seçimlerine 2 yıl var ama muhalefet cephesinde Cumhurbaşkanlığı mücadelesi kızıştı.

Üç ciddi sorun yaşanıyor.

1- Ortak cumhurbaşkanı adayı mı çıkarılacak?

2- Yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak?

3- HDP ortay aday projesinde yer alacak mı?

ORTAK ADAY DİYENLER

Millet ittifakı liderleri Kılıçdaroğlu ve Akşener’in eğilimi ortak aday çıkarılması yönünde. Ancak bu konuda henüz bir karar alınamadığı için, her parti kendi adayını çıkarsın tezi de geçerliliğini sürdürüyor.

ADAY ÇOKLUĞU

Millet ittifakının bir handikapını da cumhurbaşkanlığına aday olacak isimlerin çokluğu oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni model önerisi

Bugün gözler Erdoğan-Biden görüşmesine çevrilmiş durumda.

Bu görüşme Biden başkan seçildikten sonra iki liderin ilk yüz yüze görüşmesi olması açısından önemli. Dış politikadan ekonomiye kadar birçok alanı etkileyecek. Görüşmeye ne kadar zaman ayrılacağı, görüşme sırasında liderlerin yüzlerindeki ifade, mimikleri, jestleri hatta taktıkları kravatın rengine kadar her şey önemlidir. Çünkü her şey bir mesajdır, her şey bir anlam ifade eder.

KRİZ ÖNCELİKLİ Mİ OLMALI

Dış politika alanım değil ama iki liderin görüşmesinin formatının önceden belirlendiğini bilecek kadar mesleki deneyime sahibim. Hangimiz otursak, iki ülke arasındaki kriz konularına ilişkin ilk dört maddeyi ezberden sayabiliriz. S-400’lerden girer, Suriye’de YPG’ye verilen destekten çıkar, F-35’leri bir köşeye yerleştirir, FETÖ’nün iadesinden çıkarız.

FIRSAT ÖNCELİKLİ

 Ama ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. Bu çok geç kalmış bir öneri de olabilir. Ama ABD başkanları ile görüşmelerin formatını değiştirmeliyiz. ABD başkanları ile hep kriz konularını görüşüyoruz. Elbette ki ülkeler arasında sorunlar varsa devlet başkanları bunları ele alacak. Ancak bu tür durumlarda enerjimizi kriz konuları üzerinde harcıyoruz. İlişkilerin geliştirilmesi konusu ise birkaç iyi niyet cümlesi olarak geçiyor.

ÖZAL BAŞARMIŞTI

Ben krizlere endeksli değil, fırsat öncelikli yeni bir ilişki biçimi kurulması gerektiğini öneriyorum.

Özal

Yazının Devamını Oku

Muhalefet cephesinde hesaplar karıştı

Muhalefet cephesinde cumhurbaşkanı adayını belirleme işinin o kadar kolay olmayacağı anlaşılıyor. Çünkü henüz yöntem belirlenemedi.

Meral Akşener’in, “HDP Cumhurbaşkanı adayı çıkarmalı” çıkışı HDP’yi rahatsız etti. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Akşener’e “Şimdiden uyarıyoruz. Kimse HDP’yi siyasi olarak yok sayma gibi bir gaflete kapılmasın” diye karşılık verdi.

AKŞENER’İN HDP PLANI

Akşener, HDP’yi millet ittifakının dışında tutmak istiyor. Çünkü HDP’yi “PKK’nın uzantısı olarak gördüklerini” söylemişti. HDP’yi “PKK terör örgütünün yanına konumlandırdıklarını” ifade etmişti. Hem PKK’nın siyasi uzantısı olarak gör, hem ittifak yap. Akşener böyle bir çelişkiye düşmemek için HDP’yi ittifakın dışında tutmak istiyor. Ama Kılıçdaroğlu’nun aynı kanaatte olduğunu düşünmüyorum. Eğer Akşener’in kırmızı çizgisi olmasa HDP’yi millet ittifakının resmi ortağı haline getirebilir.

HDP’Yİ NEDEN İSTEMİYOR

Meral Akşener‘in sadece siyasi geçmişi ve beyanları ile tutarlılık adına HDP’yi ittifak dışında tutmak istediğini zannetmiyorum.

1- Akşener, HDP ile resmi olarak ittifak yaptığı takdirde İYİ Parti’nin milliyetçi tabanının ve CHP’nin ulusalcılarının oy vermeyeceğini düşünüyor.

2- HDP’den dolayı hem millet ittifakının hem de HDP’nin fire vereceğini hesap ediyor.

2- Siyasi hayatında sırtında PKK ile ittifak yaptı damgasını taşımak istemiyor.

Yazının Devamını Oku

Sisli ortamda Erdoğan’ın mesajları

Son dönemde Türkiye yine bir kaos ortamına sokulmak isteniyor. Ortalığın sis ve pusla kaplanması hedefleniyor. Bunun 2 yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi olmadığı söylenemez. Bizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde her zaman sancılı bir süreç başlatılmak istenir. Darbelere, muhtıralara varan, kıran kırana bir mücadele sergilenir. Eski dönemin yeni oyuncuları bir kez daha kriz ve kaos senaryosunu devreye soktular.

Böylesine kritik süreçlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajları dikkatle takip etmekte yarar var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün AK Parti grubunda yaptığı konuşma da onlardan biriydi.

PİYONLARA

Cumhurbaşkanı hitabeti güçlü bir lider. Konuşmalarının da bir fikir örgüsü var. Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, 15 Temmuz’da bombalanan Gazi Meclis vurgusu üzerinden bir misyon ortaya koydu.

“Milletimizin başını yere eğdirmedik. Bunu yaparken asla Türkiye’nin gündemini karanlık mahfillerde kurgulanan senaryolara teslim etmedik. Ülkemize ne şu veya bu dış gücün ne onların piyon olarak kullandığı örgütlerin ne de içeride bu kirli senaryoya gönüllü figüran yazılanların istikamet çizmesine izin verdik” dedi.

PUSULA

Türkiye’yi kriz ve kaos ortamına sürüklemek isteyenlerin kirli planlarını sahneye sürdükleri bir dönemde pusulanızın ne olduğu çok önemli. Erdoğan, o pusulanın adresini verdi.

“Yolumuzu karanlık mahfillerin kirli senaryolarına göre de belirlemedik. Bizim tek pusulamız aziz milletimizdir” diye konuştu.

KİRLİ SENARYOLAR

Yazının Devamını Oku

HDP'ye kapatma davası siyaseti nasıl etkileyecek

Meslek hayatımda ilk olarak DYP hakkında açılan kapatma davasını izledim.

DYP kapatılmadı. Refah Partisi’nin kapatılması ise 28 Şubat sürecinde siyaseti derinden etkilemişti.

AK Parti hakkında açılan kapatma davası ise Türk siyasetinin tanık olmadığı demokrasi mücadelesine sahne olmuştu.

Bu ülkeyi 10 yıl yöneten Demokrat Parti 27 Mayıs darbesinden sonra Ankara’da bir yerel mahkeme kararıyla kapatıldı.

Türkiye siyasi parti mezarlığına döndü.

Aslında ikinci kez açılan kapatma davası demek daha doğru olur. Çünkü ilk iddianame oybirliğiyle reddedilmişti.

Bu kez daha derli toplu bir iddianame hazırlandığı söyleniyor.

1 İlk iddianamede ölmüş ya da HDP’den istifa etmiş kişiler hakkında siyaset yasağı talep edilmişti.

2

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki belirsizlikler

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken cumhur ittifakının cumhurbaşkanı adayı belli.

AK Parti ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Erdoğan. Bunu niçin belirtme ihtiyacı hissettim? Çünkü cumhur ittifakında bir cumhurbaşkanı adayı tartışması yaşanmayacak.

2023’e giderken muhalefetin önünde önemli belirsizlikler duruyor. Elbette ki seçim sathı mailine girildiğinde bunlar birer birer ortadan kaldırılacak. Ama çok kolay olacağı sanılmasın.

MUHALEFETİN HANDİKAPLARI

Muhalefeti sancılı bir süreç bekliyor. Hemen aklınıza muhalefet ortak aday belirleyecek mi, yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak sorusu gelecek. Ama bence ondan daha önemli bir soru var. O da millet ittifakı devam edecek mi, etmeyecek mi konusu.

1- BARAJ YÜZDE 5’E DÜŞERSE

2018 seçimlerinde kurulan ittifaklar yerini korudu. Muhalefetin kurduğu millet ittifakı aradan geçen süre zarfında dağılmadı. Hatta yerel seçimlerde başarılı sonuç almayı bildiler.

Muhalefette ittifakın en önemli tutkalının yüzde 10 seçim barajı olduğu biliniyor. Seçim barajı yüzde 5’e düşürülürse millet ittifakı devam edebilecek mi? Böyle bir risk olmasına rağmen, yerel seçimlerdeki  başarının, millet ittifakının 2023 seçimlerinde de devam etmesini sağlayacağını düşünüyorum.

2- ORTAK ADAY

Yazının Devamını Oku

Akşener’in HDP itirazı ve muhalefetin ortak aday planı

2023 seçimlerine 2 yıl gibi bir süre var ama muhalefet cephesine bakınca cumhurbaşkanı adaylığı konusunun kolay aşılmayacağı anlaşılıyor. Çünkü öncelikle yöntem konusunu netleştirmiş değiller.

Muhalefet cephesindeki tartışma iki model üzerinde yürüyor:

1- İlk turda partiler adaylarını çıkarsın. Böylece partiler seçmenlerini bloke etsin, Erdoğan’a oy kayması önlensin. İkinci turda ise Erdoğan karşısındaki aday üzerinde ittifak sağlansın.

2- Erdoğan’a karşı muhalefet ortak aday çıkarsın.

MİTHAT SANCAR, ORTAK ADAY ÖNERDİ

Erdoğan’a karşı muhalefetin ortak aday belirlemesi tezini savunanlar cephesinde en önemli hamlelerden biri HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan geldi. Mithat Sancar, “Cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefet ortak aday çıkarmak isterse biz bunun iyi bir seçenek olacağını da düşünüyoruz. Ortak aday üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir seçenektir” dedi. Diğer Eş Genel Başkan Pervin Buldan da “Bizim bir araya gelmemiz kaçınılmaz bir mesele haline geldi. Yeter ki bu meselelerde herkes hemfikir olsun, kararlı ve cesur olsun. Böylesi cesur adımlara ihtiyaç var. Cumhur ittifakına karşı bunu bir güçbirliğine çevirebilirsek, seçimlerde de başarılı olabiliriz” diye çağrı yaptı.

HDP’NİN ŞARTI

Hem Sancar’ın hem Buldan’ın açıklamalarında altı çizilmesi gereken bir nokta yer alıyor. HDP artık gizli müttefik olmak istemiyor. Açık bir ortak olmayı ve cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi sürecinde söz sahibi olmayı istiyor. HDP bu önerisinin karşılığı olarak masaya yüzde 10’un üzerindeki oy oranını koyuyor. Yani benim Meclis’e girmek gibi bir sorunum yok ama sizin cumhurbaşkanlığını kazanmak gibi bir yükümlülüğünüz var, diyor. İstanbul seçimlerindeki HDP katkısını örnek veriyor.

AKŞENER, 

Yazının Devamını Oku

Perinçek’le Dervişoğlu’nun suikast tartışması

Doğu Perinçek, Özel Harekât eski Daire Başkanı İbrahim Şahin’in kendisine suikast düzenlemek isteyen şahsın ismini verdiğini belirtip, o kişinin şu anda İYİ Parti milletvekili olduğunu açıklamıştı.

Ancak Perinçek’in açıklamasına rağmen devam eden sessizliğe tepki göstermiştim.

Çünkü Doğu Perinçek dediğimiz isim sıradan biri değil. Türk siyasetinin en önemli siyasi figürlerinden biri. Diğer yanda ise suikastla suçlanan bir İYİ Parti milletvekili var.

Aydınlatılması gereken ciddi bir durum. Hem Doğu Perinçek’in açıklamalarını takip ettim hem de Müsavat Dervişoğlu’yla konuştum.

PERİNÇEK’İN AÇIKLAMASI

Doğu Perinçek olayı şöyle açıkladı:

“Bana suikast düzenlemek isteyen isim, İYİ Parti yöneticisi Müsavat Dervişoğlu. Nereden biliyorum? 2006 yılının sonunda bir gün Muzaffer Tekin komutanımız, Sayın İbrahim Şahin ile birlikte geldi. İbrahim Şahin, biliyorsunuz Özel Harekât komutanı. İbrahim Şahin Bey, ‘Size suikast hazırlayanlar kimdir biliyor musunuz?’ dedi. ‘İsmen bir takım ihbarlar oldu ama kesin bir bilgimiz yok’ dedim. Benden bir kâğıt istedi. O kâğıda elyazısıyla ‘İzmir MHP, Müsavat Dervişoğlu, MİT’in kadrolu elemanı, 2000, Dere Döviz’ yazdı. Ben bu kâğıdı aldım eve götürdüm, arşivime koydum. Sonra 21 Mart 2008’de tutuklandığımız zaman Ankara’da gözaltına alındım. İstanbul’a bizim eve 20-30 tane polis geliyor. Aramada bu kâğıdı da buluyorlar ve bu kâğıt Ergenekon Davası’nın arşivine girdi. Sordular, ‘Bu yazı nedir?’ diye. Ben de ‘İbrahim Şahin bana yapılacak suikastı kimin örgütlediği konusunda böyle bir yazı verdi’ dedim.”

MÜSAVAT DERVİŞOĞLU NE DEDİ?

Perinçek’in iddiaları hakkında İYİ Parti Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu ile konuştum.

Yazının Devamını Oku