GeriAbdulkadir SELVİ Sosyal medya düzenlemesinin püf noktası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sosyal medya düzenlemesinin püf noktası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sosyal medya düzenlemesinde ne kadar kararlı olduğu biliniyor. Sosyal medyayı“yalan terörü” olarak tanımlıyor. En son ciğerlerimizi yakan orman yangınları sırasında gördük. Ormanlarımız yanarken sosyal medya hesaplarında içsavaş çağrıları yapıldı. İnsanların mahremlerine girilip şeref ve haysiyetlerine saldırılar yapılıyor. Ve insanlarımız kendilerini sosyal medya linçleri karşısında sahipsiz hissediyor. Erdoğan en son yurtdışı gezisinin dönüşünde, “Bedelini ödeyecekler” dedi.

Sosyal medya PKK’lıların, FETÖ’cülerin, mafyanın, ülkemize karşı beşinci kol faaliyeti yürüten yabancı istihbarat servislerinin cirit attığı bir alana dönüştü.

Sosyal medya artık bizim için bir “milli güvenlik” sorununa dönüştü. Mutlaka bir düzenleme yapılması gerekiyor. Ama burada hassas birkaç nokta var. Bu düzenlemenin özgürlükleri kısıtlayan bir düzenleme olmaması gerekiyor.

Erdoğan, “Meclis açılınca çıkaracağız” dedi. AK Parti bir sosyal medya düzenlemesi üzerinde çalışıyor. Edindiğim bilgilere göre bir taslak ortaya çıkmış. Daha çok Almanların yaptığı düzenleme esas alınıyor.

ÖNEMLİ TOPLANTI

Sosyal medya düzenlemesinin ana omurgası ortaya çıktı. Yarın bu konuda önemli bir toplantı yapılacak. İçişleri, Adalet ve Ulaştırma Bakanlıkları ile İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yılmaz Tunç ve Meclis Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman’ın katılımıyla bir toplantı yapılacak.

İKİ NOKTA

Düzenlemenin iki püf noktası var.

1- Öncelikli olarak sosyal medya platformlarının Türkiye’de temsilcilik açarak mali ve hukuki muhataplık sorununun çözülmesinin üzerinde duruluyor.

2- Bir de bir haberin yalan haber olduğuna kim ve nasıl karar verecek? Yalan haberin kriterleri belirlenip, ilgili birimin görev ve yetkileri tanımlanacak.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞINDA MANSUR YAVAŞ’IN MESAJI

MANSUR Yavaş, muhalefetin cumhurbaşkanı adayları arasında sayılan ilk üç isimden biri. Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Kemal Kılıçdaroğlu deniliyor. Yavaş, son anketlerde de Erdoğan karşısında en fazla oyu alan isim olarak görünüyor. Ancak Mansur Yavaş’ın isminin cumhurbaşkanı adayları arasında geçmesinden memnun olmadığı ifade ediliyor. Hatta Kılıçdaroğlu’nun, belediye başkanlarının ikinci dönem devam etmesini istediği yönündeki açıklaması üzerine, “Üstümden büyük bir stres kalktı” dediği söyleniyor. Yavaş’ın, Kılıçdaroğlu’na cumhurbaşkanı adayı olmadığını bir dönem daha belediye başkanlığına devam etmeyi istediğini bildirdiği söylenmişti.

Mansur Yavaş son olarak Mamak’taki temel atma töreninde Kılıçdaroğlu ve Akşener’in huzurunda, “Kim neyi yakıştırırsa yakıştırsın. Görev sürem bittiğinde benim başı dik ve alnı açık bir şekilde Ankara’nın caddelerinde korumasız ve halkla birlikte gezmek en büyük makamım olacaktır” dedi.

Ama ilginç olan, Mansur Yavaş ben aday değilim dedikçe oyları artıyor. İmamoğlu adaylık için bastırdıkça oyları geriliyor.

Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adaylığına ne kadar çok asılıyorsa, Mansur Yavaş tam aksine hareket ediyor.

Benden söylemesi bu köprülerin altından daha çok sular akar...

CUMHURBAŞKANININ İKİNCİ KEZ ADAYLIĞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci dönemi olduğu için 2023 seçimleri zamanında yapılırsa aday olamayacağı ancak erken seçim kararı alınırsa aday olabileceği iddiası tartışmaya açılmaya çalışılıyor.

Erdoğan’ın zamanında yapılacak olan 2023 seçimlerinde aday olmasının önünde hiçbir hukuki engel yok. Hatta Anayasa’nın 101. maddesi Erdoğan’ın ikinci kez adaylığını güvence altına almış durumda. Erdoğan’ın ancak erken seçim olduğu takdirde cumhurbaşkanı adayı olabileceğini savunanlar yanlış bir teze sarılıyorlar.

O İDDİA NE?

O görüşü savunanlar diyor ki, Erdoğan 10 Ağustos 2014 seçimlerinde cumhurbaşkanı seçildi. 24 Haziran 2018 seçimlerinde de ikinci kez seçildi. Anayasa’nın 101. maddesinde de iki dönem kuralı yer alıyor. Bu durumda erken seçim olmadığı takdirde zamanında yapılacak olan bir seçimde aday olamaz diyorlar.

367 KARARININ SONUCU

Siyaset mühendisliği her zaman ters tepiyor, bazen şer gibi gözüken şeylerden hayır çıkabiliyor. AK Parti 367 kararı ile Meclis kilitlenip, cumhurbaşkanı seçilmesi engellenince düğümü çözmek için erken seçime gitti. Bu arada cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aynı krizin tekrarlanmaması için cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesini sağlayan sistemi getirdi.

PARLAMENTER SİSTEM VARDI

Erdoğan, 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan halkın doğrudan cumhurbaşkanını seçtiği sistem sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı oldu. “Erdoğan iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptı, yeniden aday olamaz” tezini savunanlar ise “Hah işte bak Erdoğan o zaman cumhurbaşkanı seçilmişti” diyorlar. İyi de o zaman parlamenter sistem vardı. Sadece cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. 5678 sayılı yasa ile Erdoğan doğrudan halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı oldu. Ama milletvekilliği düştü, partisiyle ilişiği kesildi. Parlamenter sisteme göre icranın başında Meclis’ten güveni oyu alan başbakan ve hükümet vardı. Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım başbakan oldu.

BAŞKANLIK SİSTEMİ’NE GEÇİLDİ

15 Temmuz’dan sonra ise Bahçeli’nin desteğiyle sistem değişti. Parlamenter sistemden Başkanlık Sistemi’ne geçildi. 17 Nisan referandumu ile 5678 sayılı kanun lağvedildi. 6771 sayılı kanunla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Yeni dönemde parlamenter sistem yok. Meclis’ten güvenoyu alan hükümet ve başbakan da yok. Cumhurbaşkanlığı kabinesi var. Ayrıca cumhurbaşkanının yetkileri, sorumlulukları yeniden düzenlendi.

GEÇİCİ MADDE KONULMADI

1- Kanunlar geçmişe yürümez. Bu durum sadece 27 Mayıs sürecinde darbeciler tarafından Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın aleyhine işletildi. Cumhurbaşkanları sadece vatana ihanetten yargılanabilirken Bayar, köpek davasından mahkûm edildi.

2- 17 Nisan referandumu ile kabul edilen Anayasa değişikliğinde eğer eski hükümlerden istifade eden cumhurbaşkanı hakkında 2 dönem şartı devam eder diye bir geçici madde konulmadığı için 2017 öncesi düzenleme geçerli olmaz.

3- Parlamenter sistemde cumhurbaşkanının, seçildiğinde milletvekilliği düşüyor, partisiyle ilişiği kesiliyordu. Yeni sistemde cumhurbaşkanı adayı milletvekili adayı olamıyor ama seçildiğinde partisiyle ilişiği kesilmiyor. Yeni sistemde cumhurbaşkanlığı kabinesi var.

4- Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilirken ilk dönemde olduğu gibi “Cumhurbaşkanı 7 yıl süreyle ve bir kez seçilir” denilseydi o zaman Erdoğan aday olamayacak mıydı?

5- Erdoğan’ın sürecini mülga olmuş eski yasayla değil, geçerli olan yeni yasaya göre değerlendirmek gerekiyor. Erdoğan’ın normal yapılacak olan seçimde ikinci kez aday olması anayasal hakkı.

Bu görüşü savunanlara tavsiyem, hukuk dışı formüllerle uğraşmak yerine asıl Anayasa’nın 116. maddesindeki düzenlemeye odaklanın.

X

Erdoğan ikinci dilekçeyi verdi sıra Kılıçdaroğlu’nda

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı doğru olanı yaptı. Soruşturma açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasının araştırılmasını istemişti.

Yani herkes Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasını ciddiye aldı. Çünkü bizde siyasi cinayetler üzerinden kaos planları oluşturuldu, ara rejime giden süreçler başlatıldı. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin olarak elindeki bilgileri varsa istihbaratı, duyumu yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN İFADE VERSİN DEDİ

Ama Kılıçdaroğlu ne yaptı? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunarak önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesine başvurulmasını talep etti. Avukatı Celal Çelik aracılığıyla verdiği dilekçede, “AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturma konusu, siyasi cinayetler ve tehditler özelinde ifadesine başvurulmasını” istedi.

Hukukun genel kaidesidir. Müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir. Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddialarını yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN, SAVCILIĞA BAŞVURUDA BULUNDU

Ancak

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu cumhurbaşkanı, Akşener başbakan modeli

Meral AKŞENER daha önce Ekrem İmamoğlu’nu İkinci Fatih’e benzetmişti. Şimdi de, “Benim ablam 75 yaşında dindar bir kadın. Ablam AKP bünyesindeki dindar kadınlarla da beraber olan biri. Ablam bana ‘Ekrem kardeşimin yüzünde rabbi yessir gördüm’ dedi. Arkadaşlarını sordum, onlar da sempati duymuşlar” dedi.

“Rabbi yessir” duası, “Rabbim kolaylaştır. Zorlaştırma. Rabbim (İşlerimi) hayırla sonuçlandır” anlamına geliyor. Ama “Ekrem kardeşimin yüzünde rabbi yessir gördüm” demek onun yüzünde kazanacağının işaretini gördüm anlamına geliyor.

Bu arada Meral Hanım’ın ablası, daha önce Tayyip Bey’in başarısı için Fetih suresinin okunduğu dua halkasında yer alan birisiymiş.

Cumhurbaşkanı adaylığı işi duaya kaldı demezseniz, Meral Akşener en etkili mesajını “Rabbi yessir” üzerinden verdi. Akşener daha ne desin? Bir tek benim cumhurbaşkanı adayım Ekrem İmamoğlu demedi. Ama cumhurbaşkanı adayının belirleneceği masa kurulduğunda da onu söyleyeceğe benziyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN ÖNÜNÜ KESME HAMLESİ

Meral Akşener, İmamoğlu konusunda verdiği bu güçlü mesajların hiçbirini Kılıçdaroğlu için kullanmadı. Sadece Tunceli’de cumhurbaşkanı olmak Kılıçdaroğlu’nun da hakkıdır dedi. Ama Ekrem İmamoğlu ile tarihten örnek getirdi. Yetmedi maneviyatı devreye soktu. “Rabbi yessir” dedi. Bunun anlamı Kılıçdaroğlu’na sen cumhurbaşkanı adayı olma demektir. Bunun başka bir anlamı da ‘İmamoğlu aday olursa kazanır, Kılıçdaroğlu sen aday olup Millet İttifakı’na seçimleri kaybettirme’dir.

Akşener en önemli hamlelerinden birini yaptı. Kılıçdaroğlu’nun önünü önce tarihle sonra maneviyatla kesmeye çalıştı. Ama asıl bundan sonra Kılıçdaroğlu’nun hamlesi ne olacak? Muhalefette 2023 seçimlerini kazanma umudu doğduğu için cumhurbaşkanı adaylığı konusunda kıran kırana bir mücadele yaşanıyor.

İMAMOĞLU VE AKŞENER ALTERNATİFİ

CHP Genel Merkezi’nin baskısıyla

Yazının Devamını Oku

Büyükelçilerin sınır dışı krizi nasıl aşıldı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 büyükelçinin sınır dışı edilmesiyle ilgili çıkışı etkili oldu. Mesaj yerine ulaştı. Ama Türkiye, Batı dünyası ile ilişkilerin kopmasına yol açacak sınır dışı kararını almayarak, büyük bir krizin yaşanmasına fırsat vermedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler” sözünün adrese teslim bir mesaj olduğunu ifade etmiştim. 10 ülkenin büyükelçisi bu mesajı almışlar ki dün çok yoğun bir temas trafiği yaşandı. Dışişleri Bakanlığı da Cumhurbaşkanı’nın mesajının, Türkiye’nin tavrının iyi anlaşılmasını sağladı.

Süreç ilerledikçe aslında bildirinin 10 büyükelçiyle sınırlı kalmaması ve daha fazla sayıda büyükelçinin bildiriye destek vermesi için özel bir çaba gösterildiği ortaya çıkıyor. Bir mekanizma diğer ülkelerin büyükelçilerini ikna etmek için devreye girmiş. Bildiriye destek vermeyen ülkelerden, “Bize de böyle teklifler geldi. Ama biz reddettik. Uygun bulmadık. Siz de yapmayın dedik” mesajları alındı.

BİRKAÇ METİN GİTTİ GELDİ

10 büyükelçinin açıklaması ABD’nin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından yayınlanmıştı. Dünkü açıklama da önce ABD’nin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert çıkışı üzerine pabucun pahalı olduğunu anlayan bazı büyükelçilikler yoğun bir çabanın içine girdi. Birkaç metin üzerinde çalışıldı. İlk metinler tatmin edici bulunmadı. “Sade suya tirit” metinler gidip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “olumlu karşıladığı” açıklama ortaya çıktı. Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması”nı isteyen büyükelçiler, yaptıklarının Viyana Sözleşmesinin 41. Maddesi’ne aykırı olduğunu görüp geri adım attılar. ABD’nin Ankara büyükelçiliği diğer büyükelçilikleri harekete geçirerek açıklama yapmalarını sağladı. Türkiye, 10 büyükelçiyi sınır dışı etme kararı alsa biz bugün başka bir şeyi konuşuyor olurduk. Etkileri onlarca yıl sürecek olan bir krizin fitili ateşlenmiş olurdu. Türkiye farklı bir lige geçmiş olurdu. Sınır dışı kararının tetikleyeceği krizler nedeniyle Türkiye, ekonomide ağır bir fatura ödemek zorunda kalırdı.

ERDOĞAN DİK DURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dün Kabine toplantısından sonra yaptığı konuşmalar önemlidir. Ama 10 büyükelçinin sınır dışı edilmeleriyle ilgili konuşmasından sonra dün ne diyeceği çok daha önemliydi. O nedenle nefesler tutuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması beklendi. Erdoğan’ın “Ülkem ve milletim adına koyduğumuz tavır bu sorumlu ve samimi duruşun temahülüdür. Bizim amacımız kriz çıkarmak değil, Türkiye’nin onurunu, gururunu, haysiyetini korumaktır. Bugün büyükelçiliklerden yapılan açıklamayla yanlışlıklarından geri dönülmüştür” sözleri sadece bir değerlendirme değildi. Bir krize fırsat verilmeyeceğinin ilanıydı. Erdoğan bir kez daha dik durdu ve sonuç aldı.

NE OLDU?

Yazının Devamını Oku

Büyükelçiler krizinde bir ihtimal daha var

Ankara son 48 saatte büyük bir çabaya sahne oldu. Bu çabalar henüz sonuçlanmış değil, devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eskişehir’de, Osman Kavala hakkında toplu olarak bildiri yayınlayan 10 büyükelçiyle ilgili olarak istenmeyen adam ilan edilmeleri için Dışişleri Bakanı’na talimat verdiğini söylediği andan itibaren Batı dünyasıyla ilişkiler açısından yeni bir sürece girildi.

Bu yazı yazıldığı saate kadar Dışişleri Bakanlığı’na, 10 büyükelçinin sınır dışı edilmesiyle ilgili işlemlerin başlatılması talimatı verilmemişti. Dilerim verilmez. Dışişleri Bakanlığı da henüz bu on ülkeyle temas kurup biz sınır dışı etmeden siz büyükelçinizi çekin dememişti. Sınır dışı işlemleriyle ilgili herhangi bir mekanizma işlemeye başlamamıştı.

Ama kritik gün, bugün. Bugün Türkiye ile Batı dünyası arasındaki ilişkilerin sınandığı bir gün olabilir. Çünkü olay, Osman Kavala olayını aştı. Türkiye ile Batı dünyası arasında bir krize dönüşme aşamasına geldi.

VİYANA SÖZLEŞMESİ’Nİ İHLAL ETTİLER

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçileri, Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması”nı istedikleri toplu açıklamalarıyla Viyana Sözleşmesi’ni ihlal ettiler. Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesi diplomatların bulundukları ülkelerin içişlerine karışmamasını düzenliyor. Dokuzuncu maddesi ile Türkiye’ye sınır dışı etme yetkisini tanıyor.

KAVALA’YA DESTEK DEĞİL, KÖSTEK

Büyükelçiler toplu açıklamaları ile Osman Kavala’ya destek değil tam aksine köstek oldular. İktidarı ve muhalefeti ile Türkiye’yi karşılarına aldılar. Türkiye gibi bağımsız mücadelesinden doğan bir ülke, 10 büyükelçinin parmak sallamasına boyun eğer mi? Burası müstemleke ülkesi değil, 10 büyükelçi de müstemleke valisi değil. Bu büyükelçilerin Osman Kavala’nın serbest bırakılmasına samimi olarak inandıklarını da zannetmiyorum. 24 Kasım’daki duruşmada böyle bir ihtimal vardı. En azından Kavala için çabalar sürüyordu. Bu bildiri ile en büyük zararı Kavala’ya verdiler. Çünkü onların derdi Osman Kavala değil, Türkiye’ye had bildirmek.

Had bildirene haddi bildirilir.

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler soruşturması ne durumda?

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlerle ilgili iddiasını galiba kendisi haricinde herkes ciddiye aldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı, Cumhurbaşkanı Erdoğan suç duyurusunda bulundu. AK Parti kurmayları sert tepki gösterdi.

Kaos ortamları siyasi cinayetler üzerinden başlatıldığı, darbe süreçlerinin başlama vuruşu siyasi cinayetlerin üzerinden verildiği için bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun tanıklığı önemliydi. İYİ Partili Koray Aydın savcılığı bilgilendirdi ama Kılıçdaroğlu iddiasının arkasında durmadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurup önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep etti. Anayasa’nın 105. maddesinde cumhurbaşkanının nasıl ifade vereceği yer alıyor. Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı, vatana ihanet suçu haricinde yargılanamıyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilince, bu madde değiştirildi, icrai sorumluluğu da olduğu için cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu genişletildi. Ancak bunun bir mekanizması var. 301 milletvekilinin imzasıyla soruşturma talep edebiliyorsunuz. 360 milletvekilinin oyuyla soruşturma açılmasına karar veriliyor, 400 milletvekilinin oyuyla Yüce Divan’a sevk edilebiliyor.

Bu durumda cumhurbaşkanı nasıl ifade verecek? Kılıçdaroğlu bu düzenlemeyi benden daha iyi biliyor.

ERDOĞAN’IN TEPKİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Afrika dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Her şeyden önce ana muhalefetin başındaki zatın bu açıklamaları tamamen deli saçması. Ya siyaseti öğrenecek ya siyaseti öğrenecek. Bunun başka çıkışı yok. Siyasi cinayet dediğin zaman senin yapman gereken bir şey var. Nedir o? İspat edeceksin. Böyle bir ispat söz konusu değil. Adeta bir deli bir kuyuya bir taş attı, 40 akıllı çıkaramadı. Bu da böyle. Bunu neye göre söylüyorsun? Çünkü hukuktaki kaide çok açık net ortada: ‘Müddei iddiasını ispatla yükümlüdür.’ Senin bunu ispat etmen lazım. İspat etmediğin sürece sana yapışıp kalır” dedi.

SORUŞTURMAYI TIKADI

Kılıçdaroğlu ifade vermeye yanaşmadığı gibi soruşturmanın derinleşmesini engellemeyi amaçladığı gözleniyor. Ama savcılığın güvenlik ve istihbarat birimleri nezdinde gereken araştırmayı yaptığı anlaşılıyor. Oysa Kılıçdaroğlu’nda kendisine gelen bir istihbarat varsa ya da bir takım kuşkular taşıyorsa vereceği bilgiler ışığında savcılık emniyeti, Jandarma’yı ve MİT’i harekete geçirebilir. Bu ülkede ara rejimlere giden yollar siyasi suikastler üzerinden döşendi. Kaos ortamları siyasi cinayetler üzerinden tertip edildi.

NE OLACAK?

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Akşener ile Kılıçdaroğlu ne konuştu?

Cumhurbaşkanı adayının belirlendiği, Millet İttifakı’nın kaderinin tayin edildiği kritik bir görüşme değildi ama Meral Akşener ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki görüşme siyasi gündemi hareketlendirdi.

Meral Akşener, ‘İyileştirilmiş Parlamenter Sistem’le ilgili çalışmalarını Kılıçdaroğlu’na bizzat sunmak istediğini daha önce kurmaylarıyla paylaşmıştı. O nedenle sürpriz de değildi ama önemliydi.

Çünkü Millet İttifakının iki büyük ortağı arasında görüşülmesi gereken gündem maddeleri birikmişti.

Kılıçdaroğlu’nun son olarak yaptığı, siyasi cinayetler ve bürokratları tehdit çıkışı dahi başlı başına görüşmeyi hak ediyor ama ondan önce cumhurbaşkanı adaylığı konusu geliyor.

Bu görüşmenin Meral Akşener’in “Cumhurbaşkanı adayı değilim, başbakanlığa talibim” açıklamasından sonra geldiğini hatırlatmak isterim. Bu görüşmenin İYİ Parti’nin etkili isimlerinden Cihan Paçacı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik “Tekli konuşuyor” uyarısından sonra geldiğini hatırlatmak isterim.

Yine bu görüşmenin Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na belediye başkanlığında devam etmek istedikleri yönünde açıklama yaptırılmasından sonraya denk geldiğini hatırlatmak isterim. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığına kesin gözle bakıldığı ama Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz turundan sonra Diyarbakır çıkarması yaptığı bir döneme denk geldiğinin de altını çizmek isterim.

AKŞENER DURGUN, KILIÇDAROĞLU MEMNUNDU

İki saate yakın süren görüşmeden çıkınca Akşener’in durgunluğu, Kılıçdaroğlu’nun ise tebessüm etmeye özen gösteren tavrı dikkatimi çekti.

Grup konuşmasından sonra üstüne bir de iki saatlik görüşme nedeniyle

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nda özgüven zehirlenmesi

Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adaylığına hazırlayan iki ekip var. Biri başarılı bulduğum videoları hazırlayanlar. Diğeri ise daha üstte bir strateji ekibi.

Cumhurbaşkanı adaylığında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın önüne geçmesi için taktikler veriyorlar. Başarılı da oldular. Anketlerde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan 7-8 basamak aşağıda çıkan Kılıçdaroğlu, hızlı bir tırmanışa geçti.

Liderleri hazırlayan ekiplerinin olması, onların akil insanlardan oluşması kadar güzel bir şey yok. Ecevit’i ortaya çıkaran “Mülkiyeliler” olarak bilinen ekipti. Buraya kadar bir sorun yok.

Bir süredir Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti, yürüyüşü değişti. Daha çok emir kipiyle konuşmaya başladı. Ama bir noktadan sonra özgüven zehirlenmesi işaretleri vermeye başladı. Son haftada iki büyük hata yaptı.

SİYASİ CİNAYETLER

Siyasi cinayetler iddiasını ortaya attı. Ancak savcılık bilgi vermeye davet edince gitmedi. Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını istedi. Madem siyasi cinayetler gibi bir tehlikeye işaret ediyorsun, savcılar harekete geçmeden önce sizin harekete geçmeniz gerekiyordu. Şartlı olur mu? Elinizdeki istihbarat neyse savcılarla paylaşırsınız. Yok eğer Erdoğan’ın konuşmalarını kaynak gösterecekseniz bunu söylersiniz. Bu ülkede başbakanlara suikast düzenlendi. Siyasi cinayetler dediğiniz çocuk oyuncağı mı?

MEMURLARA TEHDİT

Memurları tehdit etti. Dün CHP grubunu izledim. Aynı tehditlerini sürdürdü.

Belli oldu

Yazının Devamını Oku

Hadi Kemal Bey, sıra sende

Kılıçdaroğlu, siyasi cinayetler iddiasını ortaya attı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunun üzerine soruşturma başlattı.

Öğrendik ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kılıçdaroğlu’nun iddialarının soruşturulması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaatta bulunmuş. Bu pek rastlanılan bir durum değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’a sordum. “Sayın cumhurbaşkanımız, ülkeyi yönetme sorumluluğunu uhdesinde bulunduran kişi olarak bu iddialara kayıtsız kalmadı. Elinizde ne tür bilgi, belge, istihbarat varsa paylaşın. Devlet bunu araştırsın dedi. Bu Kılıçdaroğlu açısından bir samimiyet testi” dedi.

Bu ülkede siyasi cinayetler üzerinden rejim dizayn edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu başvurusuyla birlikte hem Kılıçdaroğlu’nu elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmaya davet ediyor hem de siyasi cinayetler konusundaki tavrını bir kez daha ortaya koyuyor.

Koray Aydın savcıya bilgi verdi. Kemal Bey, hadi sıra sizde.

İMAMOĞLU’NDAN DİYARBAKIR’DA HDP’Lİ MESAJ

MİZAHIN gücü çok yüksek. Siyasi mizahın tadı ise bir başka. Ama yerinde ve dozunda olunca. CHP Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da karşılanması ve Dağ Kapı Meydanı’nda halkla buluşma programı ilan edilip sonra genel merkezden gelen baskı üzerine apar topar iptal edilmişti ya, Ekrem İmamoğlu’yla ilgili sosyal medyada bir içerik üretilmiş. Ona çok güldüm. “Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a geliyor” deniliyor. Altına da karşılama için İstanbulluların davetli olduğu notu düşülmüş.

Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da halkla buluşmasının CHP Genel Merkezi’nin müdahalesiyle son anda iptal edilmesi Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yaşanan gerilimi ortaya koydu.

İmamoğlu, Karadeniz gezisinde de gittiği her ilde halkla buluşmaya özel bir önem verdi. Kalabalıkların arasındaki görüntüsü özellikle servis edildi. O nedenle ‘Diyarbakır’a sadece Ahmet Güneştekin’in sergisinin açılışı için gidecekti’ demek ikna edici değil. O zaman CHP Diyarbakır İl Başkanlığı o daveti kafasına göre mi yaptı? İmamoğlu’nun ekibiyle Diyarbakır programı planlanmadı mı?

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmiyor

“İki belediye başkanından cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını beyan etmeleri istendi” diye söze başladı. “Önce Mansur Yavaş sonra Ekrem İmamoğlu beklenen açıklamayı yaptılar” diye ilave etti.

Çok gizemli bir hava vermeye gerek yok. Zaten önce Yavaş sonra İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını açıklamak zorunda bırakıldılar. Ben sadece perde arkasında yaşananlara dair bir anekdotu aktarmak istedim.

Mansur Yavaş ilk açıklamayı yaptığı zaman Ekrem İmamoğlu’nu ofsayta düşürdüğü söylenmişti. İmamoğlu da istemeyerek de olsa, hedefinin belediye başkanlığı olduğuna dair açıklamayı yapmak zorunda kaldı. Ama seçildiği günden bu yana cumhurbaşkanı adayı değilim demediği gibi ‘Politik Yol’a yaptığı açıklamada da o sözü söylemedi. Kendini bağlamadı.

ÖNCE KARADENİZ GEZİSİ

Çünkü Ekrem İmamoğlu kolay kolay pes etmeyecek. Karadeniz gezisine çıkıp “Halk beni istiyor” mesajını verdi. Gittiği yerlerde cumhurbaşkanı adayı havasında konuştu.

DİYARBAKIR ANNELERİ

İmamoğlu’nun Diyarbakır programı belli olunca bir meslektaşım aradı. “İmamoğlu, Diyarbakır annelerini ziyaret ederek şaşırtabilir” dedi. Belediye başkan adaylığı döneminde Eyüp Sultan’da Yasin-i Şerif okuyarak farklı bir CHP’li profili çizdiğini hatırlattı. Ben “Diyarbakır annelerini ziyaret etmez diye itiraz ettim. Çünkü HDP’yi küstürmez” dedim. Yanılmadım. Seçildikten sonra ikinci kez Diyarbakır’a gitti ama HDP’yi rahatsız etmemek için Diyarbakır annelerini ziyaret etmedi.

CHP GENEL MERKEZİ’NDEN MÜDAHALE

İmamoğlu

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na çağrı çıkarılacak

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddiası üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açmıştı.

Nasıl bir prosedür uygulanacak diye baktım. Kılıçdaroğlu hakkında bir fezleke düzenlenmesi söz konusu değil. Görevli başsavcı yardımcısı, Kılıçdaroğlu’nun bilgisine başvurmak üzere bir çağrı çıkaracak. Kılıçdaroğlu, tanıklık etmeyi kabul ederse bilgisine başvurulacak. Şimdi sıra Kılıçdaroğlu’nda. Elindeki bilgileri ‘Cumhuriyet Savcıları’ ile paylaşırsa
siyasi cinayetlerle ilgili soruşturmada mesafe alınmasını sağlayacak. Yok, eğer bilgi vermekten kaçınırsa çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalacak.

90’LI YILLARIN KAOS PLANI

Kabinenin etkin bir ismiyle gelişmeleri değerlendiriyorduk. “Bakan olana kadar Gayri Nizami Kuvvetleri’nin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum” demişti. 90’lı yıllar konseptini devreye soktular, tespitini doğrulayacak gelişmeler yaşanıyor. Gayri Nizami unsurlar devrede. Özal’ın tasfiye edilmesiyle birlikte Türkiye’nin ipleri değişimcilerden statükocuların eline geçmişti.

SİYASİ CİNAYETLER

90’lı yılların perdesi siyasi suikastlarla açıldı. 28 Şubat’la devam etmişti. Erdoğan’ın tasfiye edilmesi için kaos planı devreye sokuldu. Organize suç örgütü liderinden, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler tartışmasını açmasına kadar. Bu kez hesap etmedikleri bir şey var. Bu millet 90’lı yılları yaşadı. Faili meçhulleriyle, başörtüsü yasağıyla, siyasi suikastlarla, 28 Şubat postmodern darbe süreciyle ağır bedeller ödedi. Millet, her şeyi izliyor. Sonunda milletin derin feraseti harekete geçince kimse onun önünde duramaz. İkincisi ise Erdoğan, bu planlara teslim olacak lider değil. Erdoğan savaşır ve kazanır.

MAHİR KAYNAK FORMÜLÜŞu günlerde Mahir Kaynak’ı sıkça hatırlıyorum. 90’lı yıllarda siyasi suikastlarla oluşturulan kaos ortamında elimize muazzam bir ölçü vermişti. Mahir Kaynak “Kime yarar?” diye sorardı. Kılıçdaroğlu’nu siyasi cinayetler iddiası üzerine Mahir Kaynak formülüyle “Kime yarar?” diye soruyorum. Kendi döneminde işlenen siyasi cinayetler iktidara yarar mı?

KİME YARAMAZ?

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu tanıklık yapacak mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açtı.

Doğru olanı yaptı. Şimdi CHP liderine düşen, kendisine ulaşan istihbaratı ya da duyumu her neyse yargı ile paylaşması.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma açtığının açıklandığı sıralarda Meclis’teydim. İşin hukuki boyutunu araştırdım. Kılıçdaroğlu, milletvekili olduğu için yasama dokunulmazlığı var. O nedenle ifade vermesi için dokunulmazlığının kaldırılması gerekir mi gerekmez mi, sorusuna yanıt aradım.

ANAYASA NE DİYOR?

Milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen Anayasa’nın 83. maddesi’nde, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis’te ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” deniliyor.

DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILACAK MI?

Kılıçdaroğlu, bu soruşturmada sanık değil. Şüpheli olmadığı için dokunulmazlığının kaldırılmasının talep edilmesi söz konusu değil. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak ifade vermesinin önünde bir engel bulunmuyor. Ama bunu Kılıçdaroğlu’nun kabul etmesi gerekiyor. İfade vermek istemediği takdirde zorla getirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kendisini dinleyebilir ya da ifadesine başvurabilir.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi 27 Kasım 2017 tarihinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Nuriye Gülmen davasında tanıklık yapmıştı. Tanıklık yapmaya engel yok.

KILIÇDAROĞLU 

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler iddiası, soruşturma konusu yapılmalı

Meclise girdiğimde HDP grubu bitmiş, CHP grubu ise toplanmak üzereydi.

Pervin Buldan ile Mithat Sancar çıkıyorlar, Kılıçdaroğlu da gruba doğru geliyordu.

Karşılaştılar, tokalaştılar. Zaten etrafları kalabalıktı, sadece ayaküstü bir selamlaşma yaşandı.

“Dostlar buluştu” dedim. Güldük.

CHP liderini bir süre grupta izledim. Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti. Bir süredir “Ben yapacağım, ben çözeceğim” diyordu. İYİ Partili Cihan Paçacı’nın uyarısından sonra “Dostlar” söylemine tekrar döndü.

“Bize yetki vereceksiniz, dostlarımızla beraber bu ülkede nasıl bir bahar havası estireceğiz” diye konuştu. Neden, “Gerçekten de bahar havası estireceğiz. Kimseye kötülük yapmayacağız” deme gereği duydu anlamadım. Herhalde CHP gelirse kötülük yapacak diye bir kaygı var diye kulağına gelmiş.

Kılıçdaroğlu her şeye değindi ama bir tek siyasi cinayetler konusuna girmedi. Oysa Meclis kürsüsünden siyasi cinayetlerle ilgili kaygısını paylaşmasını beklerdim.

ATEŞLE OYNAMAK

Bunlar çok tehlikeli söylemler. İlk olarak karışık dönemlerin aktörlerinden olan

Yazının Devamını Oku

İlk kez yapılan hesaba göre, muhalefet ne kadar oy almalı?

Muhalefet, 2023 stratejisini parlamenter sisteme dönüş üzerine kuruyor.

Muhalefetin hem parlamenter sistemin çok iyi olduğuna dair milleti inandırması gerekecek hem de bunu nasıl gerçekleştireceğini iyi anlatması gerekecek. Yoksa boş hayal satma ithamıyla karşı karşıya kalacak. Biz seçimi kazanırsak 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçeceğiz demekle bu iş olmaz.

Sistem değişikliğinin gerçekleşebilmesi için Anayasa gereği belli bir sayıya ulaşılması gerekiyor. Ayrıca bu hiç de kolay bir oran değil.

Çünkü Anayasa değişikliğinin bir matematiği var. Öyle basit çoğunlukla olmuyor. Siyasetin sonuç alabilmesi için o sayıyı bulması gerekiyor ama şimdilik o noktaya kafa yoran yok. Seçim konusunda uzmanlığına güvendiğim isimlerle çalıştım. Elbette ki millet iradesi ne yönde tecelli eder, bilinmez. YSK’nın resmi verilerini esas alarak ama 2018 seçimlerine katılım oranlarını da dikkate alarak ortaya bir tablo çıkardım. 2023 seçimlerine ilişkin bir perspektif vermeye çalışacağım. Rakamlara boğacağım ama zaten bu çalışmanın rakamlar boyutu önemli.

2018 SEÇİMLERİNDEKİ KATILIM ORANI

2018 seçimlerinde seçmen sayısı 59 milyon 367 bin 469’du. Seçimlere katılım oranı ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 86.24, milletvekili seçiminde ise yüzde 86.22 olarak gerçekleşmişti. Türkiye’de diğer ülkelere göre seçimlere katılım oranı yüksek. Bu da demokrasimiz açısından sevindirici bir durum.

2023 SEÇİMLERİ

2023 seçimlerinde ise yurtiçi ve yurtdışı dahil olmak üzere seçmen sayısı 63 milyon 965 bin olarak tahmin ediliyor. 2018 seçimlerine katılım oranı baz alındığında Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 54 milyon 301 bin 16, milletvekili seçimlerinde ise 54 milyon 288 bin 423 kişinin oy kullanması öngörülüyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın gençlerle buluşmasının öteki yüzü

Müslüm filminde dikkat çekmişti, Şahin Kendirci. Müslüm Gürses’in çocukluğunu canlandırdığı bölümde olağanüstü sahiciydi.

Timuçin Esen gibi bir ustanın yanında çok başarılı bir iş çıkarmıştı.Şahin Kendirci’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da gençlerle buluşmasında birbiri ardına güzel türküleri söylerken görünce hemen AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan’ı aradım.

“Adana’da gençlerle buluşmamız çok dinamik geçti. Cumhurbaşkanımız çok keyif aldı. Şahin Kendirci ayrı bir güzellik kattı” dedi. Ben sadece Âşık Veysel’in, “Uzun ince bir yoldayım” parçasına eşlik ettiğini zannediyordum ama Cumhurbaşkanı birçok şarkıya eşlik etmiş.

ERZURUM’DA EL FİDA

Erdoğan’ın gençlerle buluşmalarında, hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Her şehrin dokusuna uygun bir konsept hazırlanıyor. Mekânlar ona göre seçiliyor. Ama bazı şeyler de çok doğal olarak gelişiyor. Kahramanmaraş’ta yıllar önce annesi Tenzile Erdoğan için okuduğu şiir kendi sesinden dinletilince Erdoğan gözyaşlarını tutamamıştı. Erzurum’da gençler, hep bir ağızdan “Elfida”yı söylemişlerdi.

Haluk Levent çok güzel söyler Elfida’yı.

GÖNÜL DAĞI

Diyarbakır zaten bir kültür şehri. Yöresel sanatçıların eşliğinde Neşet Ertaş’tan “Gönül Dağı” türküsünü söylemişti. Gönül Dağı türküsüne dikkat ediyorum, müzik platformlarında milyonlarca kez izleniyor. Yeni kuşaklar geldikçe Neşet Ertaş ve Gönül Dağı yeniden keşfediliyor. Ama Neşet Ertaş’ın, “Zahidem”i de, “Leylam” türküsü de öyle değil mi?

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında taktik savaşı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenmedik bir hamle yaptı. Boksta buna ters kroşe diyorlar.

Anayasa’nın ilk dört maddesi konusunda hassas olan CHP’yi Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerinden vurdu. HDP konusunda hassas olan İYİ Parti’yi ise hem HDP üzerinden hem de Akşener’in en büyük siyasi sermayesi olan 28 Şubat’ın yiğit kadını imajı üzerinden hedef aldı.

Şimdi CHP ve İYİ Parti’de Erdoğan’ın bu taktiği anlaşılmaya, arkasından gelecek hamle tahmin edilmeye çalışılıyor. O nedenle hem Erdoğan’ın hamlesini hem de CHP ve İYİ Parti’deki değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum. Ayrıca yeni anayasa konusunda Erdoğan’ın AK parti kurmaylarına son talimatını aktaracağım.

KILIÇDAROĞLU’NU ANAYASA ÜZERİNDEN VURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin kırmızı çizgisi olan Anayasa’nın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk dört maddesi üzerinden hedef aldı. TV’deki programda şu diyalog yaşanıyor.

Kılıçdaroğlu: Anayasa’yı değiştirelim diyoruz.

Araya giren şahıs: İkinci, üçüncü maddeleri mesela.

Kılıçdaroğlu: Tabii. Söyledik bütün bunların tamamını. Buyurun gelin, yapalım bunların hepsini.

O MADDELER NE DİYOR?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Akşener’i neden hedef aldı?

Yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlemek üzere Meclis’teydik. Erdoğan, bir anlamda yeni dönemde.

Erdoğan, kimi zaman, “Sen yerli ve millisin. Senin ne işin var orada? Gel bizimle ol” diye seslendi. Netanyahu benzetmesinde olduğu gibi kimi zaman mahkemeye verdi ama Meral Akşener’i ilk kez hedef aldı.

“Hanımefendi” dedi. İsmini vermedi. Kırıcı olmadı. Ama hedef aldı. Şu anda siyasi rakipler ama Türk siyasetinde birbirlerini en yakından tanıyan iki lider kim derseniz, Erdoğan ile Akşener derim. Ailece tanışırlar.

AKŞENER’E ÇAĞRI

Erdoğan’ın, Akşener’i neden hedef aldığını sorduğumda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, “Siyasi hakikate çağırdı” dedi. Bir başka AK Parti yöneticisi ise, Erdoğan’ın, grup konuşmasında yer alan “HDP tarafı, hanımefendinin cumhurbaşkanlığı adaylığını asla kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştır. Yani bir anlamda HDP Milet İttifakı’ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir” sözlerinin altını çizdikten sonra, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Kılıçdaroğlu’nun, HDP ile işbirliği yaparak Meral Akşener’i harcadığını düşünüyor” yorumunu yaptı.

ERDOĞAN’IN 2023 STRATEJİSİ

ERDOĞAN, 2023 seçimlerine dönük bir strateji çerçevesinde konuştu.

1- Kılıçdaroğlu’nu HDP’nin vesayeti altına girmekle suçladı.

2-

Yazının Devamını Oku

Sıcağı sıcağına çöken sosyal medya anketi

Sosyal medya çöktü. Bu vesile ile sosyal medya diyeti yaptığımızı düşünenler de var, aman iyi ki gece yarısı oldu, eğer gündüz olsaydı bunalıma girerdik, diye şükredenler de...

Sosyal medya çökünce Facebook’un sahibi Zuckerberg 7 saat içinde 7 milyar dolar kaybetti. Zuckerberg’in kaybettiği paraya üzülecek değilim. Sadece işin ciddiyetine dikkat çekmek istedim.

Ama şurası bir gerçek ki sosyal medya her geçen hayatımızda daha çok yer alıyor. Artık sosyal medyasız bir hayat yok. Sosyal medyasız siyaset de yok.

Büyük usta Levent Kırca’nın, “Tam yerine rast geldi manzara koyduk” dediği gibi, tam da sosyal medya kesintisinin üzerine denk geldiği için Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın sosyal medya eğilimleri konulu araştırmasını paylaşmak istedim.

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Ankete katılanların yüzde 46.2’si haberleri sosyal medyadan takip ettiğini söylüyor. En sık kullanılan sosyal medya hesabında ise Instagram uzun süredir ilk sırada geliyor. Twitter’ın çöplüğe dönmesi ve fotoğraf kullanımı Instagram’ın öne çıkmasını sağlamış. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna cevap verenlerin yüzde 30.8’i Instagram diyor ama Facebook’un nefesi ensesinde. Facebook yüzde 28.5’le ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Onu yüzde 13.5’le Twitter takip ediyor. Devlet başkanlarının dahi kararlarını Twitter’dan duyurduğu dikkate alınırsa etkinliği yüksek. YouTube’un yüzde 03.6 çıktığı araştırmada TikTok 0.2’yle burnunu göstermiş durumda.

HABERLER HANGİ SOSYAL MEDYADAN

Ankete katılanların yüzde 29.3’ü haberleri Facebook’tan alıyorum diyor. Onu yüzde 20.3’le Instagram takip ediyor. İlginç anlık haber ağı daha çok yaygın olmasına rağmen haberleri Twitter’dan alıyorum diyenlerin oranı yüzde 19.1’le üçüncü sırada geliyor. YouTube ise yüzde 2.5’le son sırada. YouTube’u daha çok müzik platformu olarak kullanıyoruz.

KADINLAR VE ERKEKLER

Yazının Devamını Oku

Seçim anketleri neyi gösteriyor, sürpriz var mı?

CHP, hafta sonu iktidar kampı yaptı.

Meral Akşener, sistem değişmiş gibi başbakanlığa talip oldu. Muhalefet sanki seçimi kazandı, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu da, şimdiden kabine konuşulmaya başlandı. Ha bir de, Anayasayı değiştirip parlamenter sisteme dönüş var.

Tabii faturayı CHP’ye gönderen kamuoyu araştırma kuruluşlarının yayınladığı sonuçlara inanırsanız Erdoğan gidici, AK Parti yakında yüzde 10 barajının altına düşüyor. Muhalefeti iktidarlı günler bekliyor.

Muhalefet de buna inanmış durumda. Sonrası, seçim gecesi yaşanacak olan hayal kırıklığı olacak.

Çünkü bağımsız araştırma kuruluşlarının anketlerinde durum hiç de öyle görünmüyor. Erdoğan önde. Bu millet Erdoğan’ı seviyor.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 19-22 Eylül tarihleri arasında 1938 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle yaptığı anket, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük önemli sonuçlar veriyor. İktidar da muhalefet de kendilerini kandıran ve algı operasyonlarına hizmet eden anketlere inanmak yerine bu iki yılı iyi değerlendirsinler.

ERDOĞAN AÇIK ARA ÖNDE

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sonuçları paylaşacağım. Ancak dikkatimi çeken bir noktanın altını çizmek istedim. O da hem kararsızların hem de oy kullanmayacağım diyenlerin oranının çok düşük olması. Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın kararını verdiğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

İktidardan erken seçimi engelleyecek hamle

Kılıçdaroğlu, “Hemen seçim” istiyor. Akşener, “Erken seçim” diye bastırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli ise seçimlerin zamanında yapılacağını belirterek sürekli olarak 2023’ü işaret ediyorlar. İktidar erken seçim tartışmalarının önünü kesmek için bir hazırlık yapıyor.

Anayasa gereği bütçenin yılbaşından en az 75 gün önce Meclis’e sunulması ve mali yılbaşından önce çıkarılması gerekiyor. O nedenle ekim ayının ortasında Meclis’e sunulacak olan bütçe, aralık ayının üçüncü haftası da kabul edilerek Meclis’ten geçecek.

Bunu bütçe takvimi vermek için yazmadım. Tam aksine erken seçim tartışmalarına ışık tutması için aktardım. Anayasa’nın 76. maddesinde, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” deniliyor. Bunun konumuzla ne alakası var, demeyin.

AK Parti ve MHP seçim yasası ve siyasi partiler yasası üzerinde çalışmalar yapıyorlar. AK Parti’de Hayati Yazıcı, MHP’de ise Feti Yıldız tarafından yürütülen çalışmaların bir kısmı kamuoyuna yansıdı.

SEÇİM YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli seçim barajının yüzde 7’ye indirileceğini açıkladılar.

2- Seçimlere girmek için Meclis’te grup kurma imkânı kaldırılıyor. Böylece bir gece içinde CHP’den 15 milletvekili transferiyle İYİ Parti’nin seçimlere girmesinin önünü açan düzenleme tarihe karışıyor. Genel kongreyi yapma ve Türkiye genelinde teşkilatlanma şartı ise korunuyor.

3-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ve Akşener Cumhurbaşkanı adayını belirledi mi?

Başlıktaki 10 puanlık uzmanlık sorusu CNN Türk’teki program sırasında Ahmet Hakan’dan geldi. Ankara’ya döndüm. Bu sorunun peşine düştüm.

1- Şimdiye kadar Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener arasında böyle bir görüşme yapılmamış. “Asla” böyle bir görüşme olmamış. Ne gizli, ne açık.

2- Kılıçdaroğlu ile Akşener şu ana kadar Cumhurbaşkanı adayları üzerinde bir müzakere yapmamışlar. Yani Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmasın, Kemal Bey sen ol ya da olma. Ya da şunu aday gösterelim diye bir müzakere yapılmamış.

SEÇİM SÜRECİNDE

3- Millet İttifakı bir aday belirlemeyecek mi? Belirleyecek. O zaman bunu liderler tespit etmeyecek mi? Edecek. Peki Akşener ile Kılıçdaroğlu ne zaman bir araya gelip bu işi görüşecekler? El cevap: Ne zaman ki seçim kararı alınıp resmi seçim takvimi işlemeye başlar, liderler toplanıp kimin aday olacağını konuşur.

4- Sadece aday ismi mi konuşulacak, sadece iki lider mi belirleyecek? Hayır. Millet İttifakı’na dahil olacak partilerin liderleri belirleyecek. Ama önce ortak aday çıkarıp çıkarılmaması kararı alınacak. O konuda da uzlaşmaya varılırsa sıra aday isminin belirlenmesine gelecek.

5- İmamoğlu ve Yavaş’ın geri adım atması, Akşener’in Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ilan etmesi üzerine ortada tek Kemal Kılıçdaroğlu kaldı. Kılıçdaroğlu için “Cumhurbaşkanı aday adayı” yorumu yapılıyor.

KILIÇDAROĞLU KONUSUNDA SORU İŞARETLERİ

6-

Yazının Devamını Oku