Şentop: ‘Darbeler parantezini kapatan bir adım’

Yassıada mahkemelerinin yok sayılmasıyla ilgili kanun teklifinin Meclis’te kabul edildiği gecenin sabahında Meclis Başkanı Mustafa Şentop’la görüştüm. Teklife ilk imzayı atan Şentop, aynı zamanda Yassıada mahkemelerinin yok sayılması formülünü geliştiren isim.

27 Mayıs’la ilgili karardan dolayı Şentop’u mutlu gördüm. “Çok önemli bir adımdı” diye söze başladı. “Bu düzenleme ile hukuk tarihimizdeki bir ayıbı düzelten bir adım attık” diye konuştu.

Şentop: ‘Darbeler parantezini kapatan bir adım’

Şentop’a ne hissettiğini sordum.

“Yassıada’da önceden verilmiş bir kararın yerine getirilmesi için sözde bir mahkeme kurulmuş. Tabiri caizse bir ‘infaz timi’ oluşturulmuş. Biz bunun bir mahkeme olmadığının tespitini yaptık ve bunu kuran hukuki düzenlemenin 27 Mayıs 1960 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmasını sağladık. Bu düzenleme hukuk tarihindeki, hukuk âlemindeki bir ayıbı, kötü hatırayı bir şekilde eldeki imkânlar çerçevesinde düzeltmek için atılmış bir adım oldu. Ayrıca Meclis’in bu anlamda tavrını da, yasama iradesiyle o tavrı da net olarak tekrar ortaya koymuş olduk” dedi.

MECLİS DARBELERE KARŞI BİR DURUŞ ORTAYA KOYDU

Şentop, teklifin Meclis’te oybirliğiyle kabul edilmesini, darbelere karşı bir tavır olarak yorumladı. Şöyle konuştu: “Oybirliğiyle kabul edilmesinden dolayı bütün milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Meclisimizin bu konudaki kararlılığını da daha vurgulu bir şekilde ortaya koymuş olduk. Darbelere karşı Meclis’te bir karşı duruşun 27 Mayıs somut örneğinde ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bu tavrın, bu duruşun devamlı olmasını temenni ediyorum.”

YENİ DÖNEMİ SORDUM

Meclis Başkanı, Yassıada teklifiyle darbelerin izlerinin silinmesi konusunda önemli bir adım attı. Şentop’a, yeni dönemde bu tür çabalarının olup olmayacağını sordum.
“İnşallah bu tavır ve kararlılık sürecektir. Özellikle son 18 yıldır bu konuda büyük adımlar atıldı. Bunlar sembolik adımlarla beraber, daha da önemlisi bu tür askeri müdahaleleri, darbeleri imkânsız hale getirecek kalıcı adımlar atıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde siyasetin alanının genişlemesiyle beraber, vesayet odakları güç kaybetti. Millet iradesinin ve siyasetin öne çıktığı fiili durumu hukuki hale getiren Anayasa değişiklikleri ve kanun düzenlemeleri ve nihayetinde hükümet sistemi değişikliğiyle demokratik sistemi tahkim yönünde çok önemli adımlar atıldı. Türkiye’deki parlamenter sistem uygulaması, darbe ve müdahalelere zemin oluşturan, bunu kolaylaştıran bir işleyişe sahipti. Yeni sistemde yürütmenin doğrudan halk tarafından seçilmesi sebebiyle müdahaleleri zorlaştıran, seçilmişleri atanmışlar üzerinde daha güçlü hale getiren tablo ortaya çıktı. 16 Nisan 2017 referandumuyla gelen sistemin yeni bir dönemi ortaya koyduğunu düşünüyorum. Bunun 27 Mayıs 1960’la beraber başlayan darbeler ve müdahaleler parantezini kapatan bir adım olduğuna inanıyorum. Demokrasinin kökleşmesi için birçok şey yapıldı, ama bundan sonra da yapılabilecek şeyler de elbette var. İnşallah arkadaşlarımızla beraber bu yönde gayret göstereceğiz” diye yanıt verdi.

ELEŞTİRİLER İÇİN NE DİYOR?

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ve HDP milletvekilleri Musa Farisoğulları ve Leyla Güven’in milletvekilliklerinin düşürülmesi nedeniyle muhalefet partilerinin yönelttiği eleştirileri hatırlattım.

Şentop, “Hem daha önceki uygulamalar, hem Anayasa, kesin hüküm haline gelmiş bir yargı kararının Meclis’te okunması yönünde. Bu konuda hiç kimse ‘Okunmamalıdır, bekletilmelidir’ diyemez. Bence hukuken tartışılacak bir konu yok ortada. Ayrıca yeni uygulanan bir durum da değil. 26. dönemde de sekiz milletvekilinin milletvekillikleri düşmüş. Hem uygulama, hem de mevzuat yaptığımız işin doğru olduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu.

MECLİS BAŞKANLIĞI SEÇİMİ 7 TEMMUZ’DA

Şentop’la görüşüp Meclis Başkanlığı seçimini konuşmamak olmazdı. Binali Yıldırım’ın aday olmayacağını açıklamasıyla birlikte Mustafa Şentop’un adaylığı kesinleşti ve AK Parti tarafından ilan edildi.

Şentop, “Meclis Başkanlığı seçim takvimi temmuz ayının başında başlayacak. 2-6 Temmuz arasında adaylık için resmi başvurular yapılacak. Muhtemelen 7 Temmuz günü seçim olacak” dedi.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

MHP ne zaman dava açacak?

Bir süredir HDP’nin kapatılmasını gündeme getiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ocak tarihli yazılı açıklamasında, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bilhassa 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili hazırlanan ve hukuken açık ihbar niteliği taşıyan iddianameyi temel alarak HDP hakkında acil ihtiyaç olan kapatma davasını süratle açabilecektir. Şayet kapatma davasının açılması tavını kaybedip tavsamaya havale edilirse Milliyetçi Hareket Partisi Siyasi Partiler Kanunu’nun 100’üncü maddesine müzahir olarak gereğini zamanı geldiğinde inanmışlıkla yapacaktır” dedi.

Böylece HDP’nin kapatılmasıyla ilgili tartışmalarda yeni bir sürece girildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti kapatmaya sıcak bakmadığı biliniyor. AK Parti’nin önemli isimlerinin de bu yönde açıklamaları oldu. O nedenle MHP’nin, HDP’yle ilgili tutumunun cumhur ittifakının politikası olmadığı anlaşılıyor. Ancak AK Parti’nin, MHP’nin bu girişimini engelleme gibi bir çabası olmayacağı belli.

MHP’DEKİ HAZIRLIK

Soru 1: MHP’de, HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir çalışma var mı? Var.

Soru 2: Kimin başkanlığında yapılıyor?

Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız başkanlığında HDP’yle ilgili bir dosya hazırlanıyor.

Soru 3: MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na HDP’nin kapatılması için müracaat edecek mi?

MHP, öncelikle Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili iddianame üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında kapatma davası açmasını bekleyecek.

Soru 4:

Yazının Devamını Oku

AK Parti ile Saadet ittifakı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Oğuzhan Asiltürk’ü ziyareti, Saadet Partisi’ni dalgalandırdı.

Saadet Partisi’nde genel başkan Temel Karamollaoğlu ve onun etrafındaki bir grup, AK Parti ile ittifaka karşı. Zaten ittifakla ilgili haberlere en sert tepkiyi onlar gösteriyor. Amaçları AK Parti ile bir ittifak ihtimali olsa dahi onu engellemek. Ama bu denli telaş etmelerinin nedenini anlayamıyorum. Çünkü resmi bir ittifak görüşmesi yok.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaretle ilgili olarak, “Oğuzhan Asiltürk geçmişte beraber olduğumuz, benim bir büyüğümdür. Benim bu ziyaretim hem bir nezaket, hem de bu ittifak meselesinde bir seçim ittifakı mı olur geleceğe yönelik, biz terörle mücadele verirken her türlü desteğin bizim yanımızda olması lazım. Biz yalnızlığı hissetmememiz lazım” dedi.

İKİ MESAJ

Erdoğan’ın konuşmasında iki mesaj öne çıkıyor:

1- Saadet Partisi’yle seçim ittifakı.

2- Saadet Partisi’nin desteğinin terörle mücadele veren AK Parti iktidarından yana mı olacağı, yoksa terörle mücadeleye karşı çıkanların safında mı olacağı.

Saadet Partisi’nde, “Erdoğan bizi bir tavır almaya zorluyor” diye düşünenler var.

İKİ İTTİFAK GÖRÜŞMESİ

Yazının Devamını Oku

Trump’tan önce Trump’tan sonra

Tarihi milattan önce-milattan sonra diye ikiye ayırdığımız gibi, galiba Amerika’yı da “Trump’tan önce-Trump’tan sonra” diye ayırmak gerekiyor.

1)Amerikan Kongresi 1814 tarihindeki işgalci İngiliz birliklerinden 207 yıl sonra Trump destekçileri tarafından baskına uğradı.

2) Dünyaya demokrasi ihraç eden Amerika’nın asıl kendisinin demokrasiye ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Bu aşamadan sonra herhangi bir Afrika ülkesi “ABD’ye demokrasi ihraç edeceğim” diyebilir.

3) Trump seçildiğinde “Bir ülkenin seviyesi devlet başkanına göre ölçülür” denilmişti. Bu sözün hakikat olduğu kongre baskınıyla ortaya çıktı.

4) Trump, Amerika’yı dünyaya rezil eden başkan olarak tarihe geçti. Şimdi onu rahat bir emeklilik değil, yargılanıp hapse girme akıbeti bekliyor.

5) ABD Başkanlığı tescil edilen Biden, Kongre binasının basılması üzerine, “Bu bir protesto değil, kalkışmadır” dedi. Biden, 252 kişinin şehit olduğu 15 Temmuz darbe girişiminden uzun bir süre sonra Türkiye’yi ziyaret etmiş ve “İnternet oyunu zannettik” demişti. Ama biz ABD’deki kalkışma için “İnternet oyunu zannettik” demedik. Bu da onlara ders olsun.

6)15 Temmuz’da ABD’nin desteklediği FETÖ’cü hainler Meclis’i bombalarken, bizim milletvekillerimiz meydan okumuştu, Kongre baskınında ise Temsilciler Meclisi üyeleri tam siper yaptı.

7)Dünyayı kasıp kavuran kanlı darbelerin hâmisi olan ABD, ilk kez darbeyi yakınında hissetti.

8)“ABD’de neden darbe olmaz? Çünkü orada Amerikan büyükelçiliği yok”

Yazının Devamını Oku

Yeni haberler var

Boğaziçi Üniversitesi üzerinden yaşanan gerilim, İlker Başbuğ, Can Ataklı ve Fikri Sağlar’ın sebep olduğu başörtüsü ve darbe tartışmalarının neden olduğu tepki ikliminde reform çalışmalarından söz etmenin güçlüğünün farkındayım.

Kış ortasında bahardan söz etmek gibi bir şey.

Biden’ın ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte yeni bir dünya kuruluyor. ABD-AB ittifakı yeniden sağlanıyor. ABD başkanlarının seçimi dünya başkanı seçimi gibidir. Baba Bush’un, Bill Clinton’ın, oğul Bush’un, Obama’nın, Trump’ın başkanlığının ülkemizle ilişkilere ve bölgemize etkileri farklı farklı oldu. Darbeler tarihimiz incelendiğinde 12 Eylül darbesini destekleyen Carter’ı, 15 Temmuz’un arkasındaki Obama’nın adamlarının siluetini görürüz.

Biden, Türkiye’yi en yakından tanıyan ABD Başkanı. Ancak Türkiye’ye yönelik olumlu bir düşüncesinin olmadığı da bir gerçek. Peki biz Biden’la 4 yılı nasıl geçireceğiz.

Buna hazırlanmalıyız. Ankara’da yeni döneme göre kendini yapılandırıyor.

REFORMLAR

YEni sürecin kutup yıldızının reformlar olması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir ısrarla 2021 yılının reformlar yılı olacağını söylüyor. Ama ülke öyle bir kutuplaşma içinde ki göz gözü görmüyor. Kutuplaşma iklimi her şeyi esir alsa da reformlarla ilgili mutfak çalışması tamamlandı. Uzak olmayan bir süreçte reform iklimine gireceğiz.

Bu süreçte birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma söz konusu.

Biri Adalet Bakanlığı’nın kapsamlı reform hazırlığı, ikincisi ise AK Parti ve MHP’nin şimdilik ayrı ayrı çalıştığı ama daha sonra ortak bir çalışmaya dönüştürülecek olan seçim yasasıyla ilgili hazırlıklar.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan-Bahçeli görüşmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi evinde ziyaret etmesi kulisleri hareketlendirdi.

Erdoğan’ın Bahçeli’yi ziyaretinden 1 gün önce AK Parti’de MYK toplantısı vardı. Erdoğan orada ziyaretten söz etmediği için sürpriz bir ziyaret olarak karşılandı. Oysa Erdoğan ile Bahçeli, bu görüşmeyi 30 Aralık günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kültür-Sanat Ödülleri töreninde kararlaştırmışlar. Görüşme öncesi iki lider baş başa sohbet edip kahve içmişlerdi. Erdoğan orada Bahçeli’ye, “Sizi ziyaret etmek istiyorum” diyor. MHP Lideri memnuniyetle karşılıyor. Erdoğan’ın yeni yılda Ankara’ya geldiği gün ziyaret saati kesinleştiriliyor.

GÜNDEM MADDELERİ

1 saat 15 dakika süren görüşmede ne konuşuldu? İki liderin de yakın çevresine herhangi bir bilgi vermediği söyleniyor. Sadece “devlet görüşmesi” denildi. 2021’le birlikte yeni bir döneme girildi. Biden’la ve ABD ile ilişkiler, AB ile açılmak istenen yeni sayfa ve içeride reformlar... Bir yanda AİHM’nin Demirtaş kararı ve HDP’nin kapatılması tartışması, diğer yanda ise reformlar... Peki birbiriyle çelişkili başlıklar hakkında nasıl bir yol izlenecek? Cumhur ittifakının iki liderinin 2021’in kaderini belirleyecek önemli başlıkları değerlendirmeleri yadırganmamalı.

Yeni dönemde ABD ve AB ile ilişkiler, reform süreci ilk ele alınan başlıkları oluşturuyor. Erdoğan, 2021 yılını reform yılı olarak ilan etti ama bunu MHP ile birlikte gerçekleştireceğinin de altını çizme gereği duydu.

27 MAYIS’IN GÖLGESİNDE İLKER BAŞBUĞESKİ Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, “Erken seçim olsaydı 27 Mayıs darbesi olmazdı” şeklindeki açıklaması kadim bir derdimiz olan darbe tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

AK Parti MYK’da İlker Başbuğ hakkında çok sert eleştiriler yöneltiliyor. Erdoğan konuşulanları başıyla onaylıyor ama kendisi ayrıca bir değerlendirme yapmıyor. Bu Erdoğan’ın konuşmayacağı anlamına gelmez. Çünkü AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “Darbe milletine silah çekmektir. Darbe emri alçaklıktır” sözlerini ilgiyle takip ediyor. Bence Erdoğan ilk konuşmasında esaslı bir cevap verecek.

TARİH BAŞBUĞ’U 

Yazının Devamını Oku

O fotoğraf eksi 20’de çekildi

Süleyman Soylu İçişleri Bakanı olduğu günden bu yana hiçbir bayramı, yılbaşını evinde geçirmedi. Mutlaka bir üs bölgesinde Mehmetçikle birlikte oldu. Soylu, bu yılbaşında da Belbuka üs bölgesinde Mehmetçikle birlikteydi.

Belbuka Üs Bölgesi; Van, Şırnak ve Siirt’in kesiştiği noktada yer alıyor. Şimdiye kadar 27 şehit verdiğimiz bir mıntıka. Kuzeyde Beytüşşebap Faraşin bölgesi, Kato Dağları, doğuda Bestler Dereler ve Siirt Kör Kandil ile Hereke bölgesini görüyor.

Yapımı 3 ay önce tamamlanmış. Üssün yapımı sırasında PKK’nın döşediği mayının patlaması sonucu iki işçi şehit olmuş. Ancak 1980’den bu yana Jandarma ilk kez kalıcı üs bölgesine sahip olmuş. Önceden yazın çadır kuruluyor, kışın ise hava sıcaklığının eksi 25-30 dereceye düştüğü bölge boşaltılıyormuş. Kalıcı üs bölgesinin yapılmasıyla Jandarmamız 365 gün orada, Kartal Yuvası’nda PKK’nın geçişine izin vermiyor.

İçişleri Bakanı Soylu’nun yılbaşında Mehmetçikle birlikte olduğu yerin hemen üstünde açık gözetleme kulesi varmış. O gece hava sıcaklığı eksi 20 derece olarak ölçülmüş. Soylu, açık gözetleme kulesini ziyaret ettikten sonra yılbaşı gecesinde Mehmetçikle birlikte olduğu kapalı gözetleme kulesine geçmiş. Soylu, en düşük rütbedeki askerle dahi birlikte olmak istemiş. O nedenle ortamdaki masalar çıkarılmış, Mehmetçiğe yer açılmış. Soylu, daha çok askerle bir arada olabilmek için masaların çıkarılıp, yer açılmasını istemiş. Ayakkabılar çıkarılıp bağdaş kurulmuş. Bakan-er ayrımı yapılmadan sohbet edilmiş. Çok sıcak ve samimi bir ortam oluşmuş.


İşte karlı dağların zirvesindeki Belbuka üssü

Orada gecenin kör karanlığında eksi 20 derecede baş başasın. Yılbaşında eşinden, çocuğundan ayrı vatan nöbetindesin. Ziyaretine bakanın geliyor, komutanların bulunuyor. Aynı yerde diz kırıp oturup, sohbet ediyorsun. Bu büyük bir moral olmaz mı? Cumhurbaşkanı telefonla bağlanıyor, senin yeni yılını tebrik ediyor. Bu mesaj üs bölgelerindeki askerlere ulaşıyor. Onlar “Benim bakanım yanında. En zor gecede dahi Cumhurbaşkanım beni unutmuyor. Devletim arkamda” diye düşünüyor. Bu tablo üs bölgesindeki askerin moralini yükseltirken, belli ki Bodrum’daki villalarında yılbaşı kutlaması yapan birilerinin moralini bozmuş. Süleyman Soylu ve askerlerin ayakkabılarını çıkarıp oturması gibi korkunç bir tehlikeyi tespit etmişler! Ayakkabı çıktı ya, rejim elden gidecek demektir.

Şehitlere değil, ayakkabıya bakan kafa.

Yazının Devamını Oku

Fikri Sağlar’ın değişimi

Başörtülü hâkimle ilgili yasakçı sözleri nedeniyle eleştirilen Fikri Sağlar, aslında bir dönemler özgürlük mücadelesiyle anılan bir isimdi.

Fikri Sağlar DYP- SHP koalisyon hükümetleri döneminde Kültür Bakanlığı yaptı. 49. hükümette Başbakan’ı Demirel, 50. ve 52’nci hükümette ise Tansu Çiller’di. Sultan Kara başörtülü bir gazeteciydi. Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın basın toplantısına alınmak istenmemişti. İtiş kakış üzerine basın danışmanı İsmet Demirdöğen müdahale etmiş, Sultan Kara’nın basın toplantısını izlemesini sağlamıştı. Başörtüsü yasağının en sert uygulandığı bir dönemdi. Fikri Sağlar’ın başörtülü gazeteciyi yanına oturtup basın toplantısı yapması ilgi uyandırmıştı.

NECİP FAZIL’LI, SAİD NURSİ’Lİ KAMPANYA

Sağlar, Said Nursi’nin, Necip Fazıl’ın, Nâzım Hikmet’in kitaplarını kütüphanelere sokan bir kampanyaya da öncülük etmişti. Bunu bir kampanyaya dönüştürmüştü. Çünkü onun Türkiye’nin “yasaklı kitaplar” tarihine geçecek bir öyküsü vardı. Fikri Sağlar Kültür Bakanı, Emre Kongar ise müsteşardı. Devlet Tiyatroları’na ait Ankara Macunköy’deki sahnenin bulunduğu yerde bir depoda 25 bin yasaklı kitap bulunmuştu. Kültür Bakanı Sağlar, “Kitaplara özgürlük” diye bir açıklama yaptı. “Kitapları özgürlüğüne kavuşturuyoruz” diye bir kampanya düzenledi. 25 bin yasaklı kitap depolardan çıkarılıp, kütüphanelere gönderildi. Sağlar bu açılımı ile saygınlık kazandı.

YASAKLI KİTAPLAR LİSTESİ

 Bir de kütüphanelere girmesi yasak olan, “yasaklı kitaplar listesi” bulunmuştu. Ne günlerdi... Aralarında Süleyman Demirel’in Zincirbozan’da yazdığı mektuplardan oluşan kitap bile vardı. Demirel Başbakan ama Demirel’i anlatan kitap hâlâ yasaklı yayınlar listesindeydi. Demirel Başbakan olarak kütüphanelere girebiliyor ama onu anlatan kitap kütüphanelere sokulmuyordu.

SAĞLAR’IN KAMPANYASI

Kültür Bakanı Sağlar, yasaklı kitaplar listesine tepki gösterip karşı bir kampanya düzenlemişti. Kendi mahallesinden sert tepki gösterilmişti. Ama o geri adım atmadı. “Said Nursi kütüphanede sizi bekliyor”, “Necip Fazıl kütüphanede sizi bekliyor”, “Nâzım Hikmet kütüphanede sizi bekliyor” diye afişler hazırlatıp, reklam kampanyaları yaptı.

Özgürlükçü

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’a Ecevit örneğini hatırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’la görüşmesi, “Adında sol olan bir parti Erdoğan’la görüştü” şeklinde haber yapıldı. Sanki adında sol olan bir parti ülkenin cumhurbaşkanıyla görüşemezmiş gibi. Sanki ülkenin cumhurbaşkanı adında sol olan bir partinin genel başkanını kabul edemezmiş gibi. 15 Temmuz’dan sonra Kılıçdaroğlu da Erdoğan’ın davetine katılmıştı. İyi de olmuştu. O parti DSP.

Erdoğan’la görüşen ise DSP Genel Başkanı Önder Aksakal.

O partinin kurucu lideri Bülent Ecevit’ti. Ecevit yıllarca mücadele ettiği Demirel’in ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilmesi için mücadele vermişti.

Bunda yadırganacak bir şey yok. Ayrıca Önder Aksakal diyaloğa önem veren birisi. Son bir ay içinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve Abdulhamit Gül’le görüştü. Yılbaşından sonra da Meclis Başkanı Mustafa Şentop’la bir araya gelecek. Önder Aksakal liderlere, ekonomi, hukuk, demokrasi ve insan hakları reformu konusunda DSP’nin önerilerini sunuyor. Sorumlu bir muhalefet ülkenin ihtiyacı olan konularda katkı yapar. Aksakal da onu yapıyor.

ERDOĞAN NASIL KARŞILAMIŞ?

O nedenle Aksakal’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine, “sol parti” parantezinin dışına çıkarak bakmakta yarar var. Erdoğan, 2020 yılının son günlerindeki sıkışıklığa rağmen DSP Genel Başkanı ile görüşmesine önem vermiş. Önder Aksakal, “Samimi bir görüşme oldu” diye anlatıyor. DSP’nin önerilerinin yer aldığı paketi sunmuş. Ana başlıkları hakkında bilgi vermiş. Erdoğan ilgiyle dinlemiş. Sorduğu sorularla ilgisini hissettirmiş. Aksakal, “Bizim çalışmalarımız süreklilik arz eden çalışmalar. Çalışmalarımızı paylaşmak için zaman zaman görüşmek isterim” demiş. Erdoğan, not aldırmış. DSP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sıcak karşılanmış, ilgiyle uğurlanmış.

Şimdi gelelim görüşmenin içeriğine.

ABD YAPTIRIMLARI

Cumhurbaşkanı’yla görüşen Kıbrıs Fatihi

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun sorunu ne?

CHP, Türkiye’nin en önemli partilerinden biri. Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde de darbeler tarihinde de özel bir yeri var.

Ama CHP bir süredir taciz, tecavüz ve istismar haberleriyle gündeme geliyor. Koronavirüs sürecinde günlük olarak vaka sayısının açıklanması gibi, CHP’yle ilgili taciz tablosu gündeme getiriliyor. CHP’lilerin bunu hak ettiğini zannetmiyorum.

SAVCININ DEĞİL, CHP’NİN İŞİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, taciz iddiaları karşısında susuyor. Konuşunca da iktidarı suçluyor. “Gündemi değiştirmek istiyorlar” diyor. “Bu ülkenin savcısı yok mu?” diye soruyor. Bu ülkenin savcısı var da Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı yok mu? Savcı zaten gereğini yapıyor. Ama bu olay sadece adli bir vaka değil. Taciz, tecavüz ve cinsel saldırı gibi olayların bir de siyasi yönü var. Atatürk’ün partisi olan CHP’nin tacizle anılması iyi bir şey mi? Kılıçdaroğlu, cinsel saldırı iddiasıyla tutuklanan eski CHP Maltepe İlçe Yöneticisi hakkında ne diyor?

“Gündemi değiştirmek istiyorlar. Gereği yapılıyor, bu ülkenin savcısı yok mu? Tutuklandı ve biz hemen partiden ihraç ettik. Bir olay çıkar ve parti ilkeleriyle çelişirse o kişiyi partiden atarız”

Bu mu yani?

‘CHP TACİZCİLERİ KORUYOR’ ALGISI

Tacizle suçlanan CHP Konya İl Başkanı’na genel merkez sahip çıktı. Barış Bektaş’ın görevinin başında olduğu açıklandı. Elbette ki suçsuzluk karinesi esastır. Ben burada CHP yönetimi ve Kılıçdaroğlu’nun cinsel taciz suçlamaları karşısındaki tavrını yansıtıyorum. Bunun CHP’ye verdiği zarara değiniyorum. CHP’liler bunu hak etmiyor. Çünkü CHP’liler onurlu insanlardır. Ancak Kılıçdaroğlu’nun bu tür çirkin iddialar karşısında kararlı tavır koymaması nedeniyle, CHP tacizcileri koruyor gibi bir algı oluşuyor.

İSKİ REZALETİ

Yazının Devamını Oku

AİHM’nin Demirtaş kararı ve muhalefet şerhleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AİHM’yi ikiyüzlülükle suçlamış ve Demirtaş için 6-8 Ekim olayları sırasında Yasin Börü başta olmak üzere 53 kişinin katili olduğunu belirterek, “Kobani teröristi” demişti.

AİHM’nin Demirtaş hakkında iki kararı bulunuyor. AİHM İkinci Daire’nin 20 Kasım 2018 tarihli kararı ile yeni tartışmaya neden olan 22 Aralık tarihli Büyük Daire kararı. AİHM’nin Selahattin Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması”yla ilgili kararı şimdiye kadar avukatların attığı tweet’ler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert tepkisi üzerinden tartışılıyor. 160 sayfadan oluşan AİHM kararını ve iki muhalefet şerhini inceleme fırsatı buldum. Gürcistanlı hâkim Lado Chanturia ile Türk hâkim Saadet Yüksel’in muhalefet şerhleri dikkatle incelenmeye değer. Bunları başlıklar halinde aktarmak istiyorum.

ÖNCE AİHM KARARI

1) Türkiye’nin ‘parlamentolar arası birlik kararı bulunması’ nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğu yönündeki itirazı oybirliği ile reddedilmiş.

2) Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun tüketilmediğine ilişkin itiraz oy çokluğu ile reddedilmiştir. Muhalefet şerhlerinde bu cümle önemli bir yer tutuyor.

3) Tazminat yolunun tüketilmediğine ilişkin itiraz ise Demirtaş hakkında etkili bir hukuk yolu olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş. Ancak muhalefet şerhinde bu karara ilişkin itirazlar da yer alıyor.

MAKUL ŞÜPHEYİ KARŞILAMAYAN DELİL ELEŞTİRİSİ

AİHM Büyük Daire’nin kararını incelerken yargımızın ciddi olarak tartışması gereken bir hükümle karşılaştım: “Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nce sunulan delillerin, sözleşmenin 5’nci maddesinin gerektirdiği makul şüphe kıstasını karşılamadığı, objektif bir gözlemcinin bu delillerle başvuranın (Demirtaş) tutuklandığı suçları işlediğine ikna edilemeyeceği gerekçesiyle sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir” deniliyor.

MİLLETVEKİLİ OLMASI

Yazının Devamını Oku

AİHM’den çarpıcı çıplak arama kararları

FETÖ’cüler yargıda, poliste etkili oldukları zaman öyle adaletsizlikler, zulümler yaptılar ki hak, hukuk, adalet denilince en son konuşacak kişiler. Ancak en çok onlar konuşuyorlar.

Firari FETÖ’cüler çıplak arama iddialarını bir kampanyaya dönüştürünce, insanlar bu FETÖ’cülerin yine hangi hesapları var acaba diye düşünmeye başladı. Çünkü yalan bunların mesleği. Yalan ve takiye ile herkesi aldatıp 15 Temmuz’da darbe yapacak güce ulaştılar.

FETÖ’CÜLERİN ÇARPITMASI

FETÖ’cüler “çıplak arama” derken bilinçli bir çarpıtma yapıyor ve insanların ahlaki yaklaşımlarını istismar etmeye çalışıyorlar. Bazı ülkelerin düzenlemelerinde, detaylı arama, derin arama, kapsamlı arama olarak da ifade edilen çıplak arama, aslında insanların giysilerinin tamamen çıkartılması suretiyle yapılan bir arama değil. Birçok ülkede olduğu gibi bizdeki mevzuatta da giysilerin kademeli olarak çıkartıldığı, çıkartılan giysiler giyildikten sonra diğer kısım giysilerin çıkartıldığı, sıkı kurallara bağlanmış bir arama şekli bu. Erkek veya kadın olsun, insanların tamamen giysilerini çıkarttıkları bir arama türü yok.

Belli ki cezaevlerinde güvenlik nedeniyle çıplak aramaya ihtiyaç duyulan durumlar oluyor. O nedenle ceza ve infaz kurumlarıyla ilgili yönetmeliğin 34. maddesinde çıplak aramanın nasıl yapılacağı belirlenmiş.

ÇIPLAK ARAMADA BULUNANLAR

Çıplak arama sırasında adli mahkûmlarda iç çamaşırına saklanmış uyuşturucu, SIM kart, bıçak, delici alet bulunmuş. FETÖ ve PKK’lılarda ise örgütsel doküman, ByLock var mı yok mu şeklinde mesajlar, kâğıt üzerine çizilmiş kroki ve şifreli yazışmalar tespit edilmiş.

MECLİS DÜNYA ÖRNEKLERİNİ İNCELEMİŞ

Çıplak aramayla ilgili tartışmaların sürdüğü bir sırada milletvekillerinin talepleri üzerine Meclis Araştırma Hizmetleri Başkanlığı ABD ve AB üyesi ülkelerdeki durumu inceleyen bir rapor hazırlatmış. Bu çalışmadan bazı bölümleri paylaşmak istiyorum:

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan ‘Ötekileştirmeyin’ uyarısı

Pandemi, AK Parti’nin büyük kongresinin de ertelenmesine neden oldu.

Eğer öne çekilmezse kongrenin mayıs ayında yapılması bekleniyor. Son günlerde AK Parti il başkanlıklarındaki değişiklikler dikkati çekiyor. Pandemi nedeniyle ara verilen kongreler 8 Ocak’ta başlayacak. Şubat sonuna kadar kongrelerin tamamlanması hedefleniyor. Hafta sonu kısıtlamaları nedeniyle kongreler hafta içinde yapılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrelere videokonferans yöntemiyle bağlanıp konuşma yapacak. Kongre sürecinde il başkanlıklarında önemli bir değişim yaşanıyor. Şu ana kadar yenilenme oranı yüzde 65’e ulaşmış.

2023 KADROLARI BELİRLENİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük kongremizde partimizi 2023’e taşıyacak kadroları belirleyeceğiz” demişti. O nedenle bu kongreler önemli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti yönetimine “Adayları en geniş istişare ile belirleyin. Çok hassas davranın. Kimseyi kaybetmeyin, ötekileştirmeyin” talimatını vermiş. Daha önce belediye başkanlıklarının ve bazı il başkanlıklarının değişiminde sancılar yaşanmıştı. DEVA ve Gelecek Partisi’nin kadrolarını o dönem görevden alınan il başkanları ve belediye başkanları oluşturuyor. O nedenle Erdoğan’ın “Hassas davranın, kimseyi ötekileştirmeyin” uyarısı önemli. Ayrıca Erdoğan, kongrelerde yaptığı konuşmalarda “dava” vurgusunu önplana çıkarıyor. “Makamlar geçici, dava daimdir” diyor. AK Parti’nin en önemli özelliği, seçimlerde milletvekillerini, kongrelerde teşkilatlarını yenilemesi. Değişimi kendi içinde gerçekleştirmek suretiyle yenileniyor.

REFORM GÜNDEMİNE DÖNÜLDÜ

AK Parti kadrolarında sessiz sedasız bir değişim yaşanıyor. Ama asıl önemli gelişme AK Parti’nin yeniden reform gündemine dönmesi oldu. Bunu çok önemsiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu “Ekonomi, hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz” diye ilan etmişti. Erdoğan, hafta sonu açılışlar nedeniyle yaptığı konuşmada, “İnşallah 2021 yılı milletimize söz verdiğimiz gibi demokratik ve ekonomik reformlar yılı olacak” dedi. AK Parti’de 2021 yılını reformlar yılı olarak değerlendirme eğilimi söz konusu. “Reformların sonuçları 2022 ve 2023’te alınacak” diye bir beklenti söz konusu.

HALK ÇÖZÜM İÇİN NE DİYOR?

Kamuoyu araştırmalarını özel bir ilgiyle takip ettiğimi biliyorsunuz. Orada bir başlık dikkatimi çeker. “Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” denildiğinde halkımız, ekonomi, koronavirüs, işsizlik gibi başlıkları sıralıyor. Ancak bunu kim çözer diye sorulduğunda AK Parti diyor. Muhalefeti çare mercii olarak görmüyor.

AK PARTİ’NİN 

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın karşısında kim ne kadar oy alıyor?

2023 seçimlerine uzun bir süre var ama Erdoğan’ın karşısına kimin çıkacağı konusu önemini koruyor. Konsensus Araştırma, aralık ayı anketinde sadece iki isim önermek suretiyle bu soruya yanıt aramış.

İMAMOĞLU MU ERDOĞAN MI?

Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan yarıştığı takdirde, Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 53.7 çıkarken, İmamoğlu yüzde 46’ya ulaşıyor.

YAVAŞ MI ERDOĞAN MI?

Mansur Yavaş ile Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olduğunda ise Erdoğan’a yüzde 55.2 oranında oy çıkarken, Yavaş yüzde 44.8 alıyor.

GÜL MÜ ERDOĞAN MI?

Yine Abdullah Gül’ü sormuşlar. Kılıçdaroğlu bana yine kızacak. “Selvi’ye bunu kim yazdırmış” diyecek. Cevabını veriyorum. Bana bunu Konsensus yazdırdı. Çünkü Erdoğan ve Gül yarıştığı zaman ne olur diye sormuşlar. Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 76.3’e yükselirken, Gül 23.7’de kalmış.

AKŞENER Mİ ERDOĞAN MI?

Ha, bir de tek kadın aday olarak

Yazının Devamını Oku

Demirtaş, Türkçe mevlit ve cinsel taciz

AİHM’nin Selahattin Demirtaş kararı çıktığında Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti MYK toplantısındaydı.

Erdoğan, AİHM’nin terörle ilgili olarak Türkiye’den giden her kararı onayladığını söylüyor. Kararın hukuki değil siyasi olduğunu belirtip “Türkiye aleyhine hareket ediyorlar. Kendi adamlarını koruyorlar” diyor. Ardından ekliyor:

“Bu karar bizi bağlamaz.”

Cumhurbaşkanı dünkü grup toplantısında AİHM’nin Demirtaş kararını ayrı bir gündem maddesi yaptı.
AİHM’nin kararına iki açıdan itiraz etti.
1- Usul yönünden.
“AİHM, bu kararı iç hukuk yolları tüketilmeden alarak, istisnai bir uygulama yapmıştır. Kaldı ki biz bireysel başvuru adımını attığımız zaman Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ni, bir defa bütün yolları tüketme unsuru olarak gördük. Ondan sonra AİHM devreye girebilir, bu şekilde bu adım atıldı. Ama şimdi görüyoruz ki burada bütün yollar tüketilmeden AİHM, bu tür kararları alma yoluna tevessül etmiştir.”

2- Esas yönünden.

Yazının Devamını Oku

DGM’de sormamışlardı, HDP’liler sordu

Genç bir gazeteci olarak yargılandığım DGM’de dahi bu soruyla muhatap olmadım. DGM’de hâkim bana “Haberin kaynağı kim? Nereden aldın” diye sormadı. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde soruldu. Hem de HDP milletvekilleri tarafından.

DGM o zaman İstanbul’da Gülhane Parkı’nın karşısındaydı. 90’lı yıllardı. ABD Kongresi’nden Türkiye’nin satın aldığı helikopterlerle ilgili onay bir türlü çıkmıyordu. Her gün şehit cenazeleri geliyor ama müttefikimiz olan ABD bize paramızla satın aldığımız helikopterlerin onayını vermiyordu. Bugün S-400’ler için yaptırım kararı alınması gibi...

PENTAGON’DAKİ SÖZ

Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay’ın başkanlığındaki askeri bir heyet, 1989 yılı mart ayında ABD’yi ziyaret etmişti. Askeri heyet, görüşmeler sırasında ABD’lilere, NATO müttefiki olan Türkiye’nin terörle mücadelesinde çok gerekli olan helikopterlerin verilmemesinden duyulan rahatsızlığı iletmişti. “Siz bize bunu yapıyorsunuz ama biz Konya’daki alçak uçuş üssünde size alçak uçuş eğitimi yapma imkânı sunuyoruz. Konya’daki alçak uçuş eğitimi sırasında hamile kadınlarımız erken doğum yapıyor, hatta inekler bile erken doğum yapıyor ama biz bunu kamuoyundan gizliyoruz” demişlerdi.

DGM’NİN TARİHİ KARARI

“Pentagon’un bildiği Türk halkından gizleniyor” diye yazdım. Hakkımda dava açıldı. Çevrecilerin, CHP ve DSP’de önemli görevler yapan gazeteci Uluç Gürkan’ın ve rahmetli Çetin Özek’in hukuki desteğiyle DGM’de beraat ettim. Burada asıl önemli olan DGM’den çıkan karardı. DGM, “Amerikan halkının bildiğini Türk halkının bilme hakkı vardır” dedi. Sonuç ne oldu? Bir süre sonra Konya’daki üsten ABD’lilerin alçak eğitim uçuşları iptal edildi.

TUMA ÇELİK OLAYI

HDP’den istifa etmek zorunda kalan Mardin milletvekili Tuma Çelik’in D.K. isimli kadına yönelik cinsel saldırı olayını yazan gazetecilerden biriyim. Aynen Duygu Delen, Ceren Damar ve Şule Çet cinayetlerinde olduğu gibi. Mağdur kadınların yanında durdum. O dosyaların kapatılmaması, kadınların susturulmaması ve tecavüzcülerin cezalandırılması için çaba gösterdim. Tuma Çelik’in, “Ben milletvekiliyim. Benim dokunulmazlığım var. Bana bir şey olmaz. Sen, eşin ve çocukların insan içine çıkamaz” sözleri aslında kudret sahibi erkeklerin, cinsel saldırı mağduru kadınlara yönelik ortak bir tehdit diliydi. Kanıma dokundu. Üzerine gittim. Peki ne yapsaydım, tehditler karşısında sussa mıydım?

D.K.’NIN ONUR MÜCADELESİ

Yazının Devamını Oku

Masa yok

Siyasete kadın eli değince böyle oluyor. Çünkü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener masa işine taktı. Akşener önce “Memleket Masası kuralım” dedi. Olmadı. Bu kez de “İttifak olmaz. Masa kurulabilir. Ama ana muhalefet partisinin genel başkanı da o masada olmak zorundadır” diye konuştu. Akşener ısrarlı. Mutlaka bir masa kurduracak.

Peki masada ne olacak? Meral Ana’ya göre mönüde başkanlık sistemi var. Liderler önce oturup başkanlık sistemini yiyecekler. Başkanlık sistemi afiyetle yenildikten sonra oturup, üzerine tatlı olarak parlamenter sistemi kuracaklar. Kahveniz nasıl olsun?

AKŞENER AYRILACAK PANİĞİ

Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla millet ittifakı için gayret gösteren bazı gazetecilerin, Meral Akşener cumhur ittifakına geçerse diye ödleri kopuyor. Akşener, külliyede bir resepsiyona mı katıldı? Orada Erdoğan’la selamlaşırken tebessüm mü etti? Bahçeli, “Evine dön” çağrısı yapıp, Erdoğan destek mi verdi? Bunlarda bir panik başlıyor. Meral Hanım’ı buldukları her yayında önce, “AK Parti ile ittifak yapacak mısınız?” diye soruyorlar. O “Yok” diyor. Ama bunları kesmiyor. Bir kez de “Cumhur ittifakına geçecek misiniz?” diye soruyorlar. Meral Hanım’da da ne sabır varmış... Her sorulduğunda neden cumhur ittifakına geçmeyeceğini anlatıyor.

PÜF NOKTASI

Akşener’in masa önerisinde ustalıkla gizlenmiş bir nokta var. “İyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek üzere elbette o masada oluruz” diyor.

Akşener’in masasına oturmak için önce “başkanlık sistemi”nin başarısız olduğunu kabul edeceksin. Sonra güçlendirilmiş parlamenter sistemi konuşacaksın. Usta işi bir tuzak bu.

‘ERDOĞAN’LA GÖRÜŞÜRÜM’ DEMİŞTİ

Bahçeli

Yazının Devamını Oku

Anketler ne diyor?

Murat Sarı’nın başkanı olduğu Konsensus araştırma şirketinin aralık ayı anketinde iktidara, muhalefete ve kurulacak yeni partilere ışık tutacak sonuçlar var. Konsensus, 5-15 Aralık tarihleri arasında 81 il, 530 ilçe ve 87 seçim çevresinde nabız tutmuş. Yeni veriler içermesi açısından Konsensus’un anketini paylaşmak istiyorum.

HALK ERKEN SEÇİM İSTİYOR MU?

Türkiye bir dönemler seçim yapmaktan yorgun düşmüştü. Seçim havasından kurtulamadığımız için bir türlü kalıcı yatırımlara yönelememiştik. Muhalefet 2021 yılı için erken seçimi dillendirmeye başladı. Hatta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tarih bile verdi. 2021’in haziran ayında erken seçime gidilmesini beklediğini açıkladı. Kılıçdaroğlu ilk başlarda erken seçime karşıydı ama son dönemlerde Akşener’den bile daha fazla erken seçim yanlısı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli ise erken seçime karşı çıktı. Peki erken seçim konusunda halkımız ne düşünüyor?

ORANLAR NE DİYOR?

Erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 24.4’te kalmış. Halkımızın yüzde 75.6’sı ise 2023’ü işaret etmiş, “Seçimler normal zamanında yapılsın” demiş.

SEÇİMDE HANGİ İTTİFAK ÖNDE?

Muhalefet erken seçim için bu kadar ısrarlı olduğuna göre, kendini şanslı görüyor diye düşünebilirsiniz. Konsensus partilerin oy oranı olarak sormamış, ittifaklar olarak sormuş. AK Parti ve MHP’den oluşan cumhur ittifakı 51.4’e ulaşırken, CHP, İYİ Parti, Saadet ve DP’den oluşan millet ittifakı ise yüzde 34.2 ediyor. Cumhur ittifakı ile millet ittifakı arasındaki fark 17.2 çıkıyor. HDP ayrı değerlendirilmiş. HDP 12.1 çıkarken, diğerleri 2.3’te kalıyor. HDP’nin yüzde 12.1’i dikkatinizi çekti mi?

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE DİKKAT ÇEKİCİ DEĞİŞİKLİK

Gerçi sadece cumhur ve millet ittifakının adayları mı yarışacak, üç-dört adayın yarışına mı sahne olacak o belli değil ama Konsensus, Cumhurbaşkanlığı seçimini iktidar ve muhalefet bloku olmak üzere iki başlık halinde sormuş. Karasızlar dağıtıldığında iktidar bloku diyenler 51.6’ya ulaşırken, muhalefet bloku 48.4’te kalıyor. İki blok arasındaki fark 3.2 ediyor. Başka bir nokta da, söz konusu Cumhurbaşkanlığı seçimi olunca kararsızların, oy kullanmaya gitmeyeceğini söyleyenlerin oranında ciddi bir düşüş yaşanıyor. Hepsini topladığınızda 0.7 ediyor. Demek ki, halkımız Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili. Neden oy vereceğini ve neden vermeyeceğini kafasında netleştirmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

15 Temmuz darbe girişimine giden yolun en önemli kilometre taşlarından biriydi 17-25 Aralık.

Yargı üzerinden yaptıkları darbe girişimi başarılı olamayınca son olarak altın vuruş yapıp, TSK’daki güçlerini harekete geçirdiler. Biz ona 15 Temmuz darbe girişimi diyoruz. 17-25 Aralık’ın gerçek yüzünün yazılamadığını düşünüyorum. Ancak 15 Temmuz’u anlamak için 17-25 Aralık’a bakmak gerekiyor. Şimdi madde madde paylaşacağım öncesi ve sonrasıyla bu müdahaleler, FETÖ’nün darbe zincirinin birer halkaları.

17 ARALIK ÖNCESİ

1)Ergenekon’la mücadele sürecinde FETÖ, herkesin korktuğu, sindiği, operasyonel bir güç haline geldi.

2) 2010 referandumundan çıkan yüzde 58 evet oyunu kendi hanesine yazan FETÖ, siyasi olarak önemli bir güç elde etti.

3)2011 seçimlerine giderken FETÖ’nün talimatıyla 100-110 arasında FETÖ’cü,
AK Parti’den milletvekili aday adayı oldu.

TARİHİ DİYALOG

4) Milletvekili listelerinin hazırlandığı dönemde

Yazının Devamını Oku

Aşı sınıflara, statüye göre değil, bilime göre vurulacak

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile yerli aşı çalışmalarını yapan bilim insanlarımızla görüşmesi ile Bilim Kurulu toplantısı arasında konuştuk. Ağırlıklı olarak aşı çalışmalarını sordum. Aşı öncelikle iktidara yakın olanlara yapılacak şeklindeki akla ziyan yorumlara da değinmeden geçemedim. İlk olarak tedbirlerin etkisini gösterip göstermediğini sordum.

Sağlık Bakanı Koca, “Alınan tedbirlerin etkisini bu hafta sonu ve gelecek hafta göstermesini bekliyoruz. Son dönemde Ankara ve İstanbul’da düşüşü gördük. Hatay, Adana, Maraş, Samsun, Ordu, Karadeniz bölgesi, Antalya, Akdeniz bölgesinde artış hızı biraz düşmeye başladı. Ama belirgin bir düşüş daha görmüş değiliz” diye yanıt verdi.

YILBAŞINDA NE YAPACAĞIZ

İlk kez koronavirüs önlemleri kapsamında bir yılbaşı geçireceğiz. Sağlık Bakanı’na, “Yılbaşında nasıl eğleneceğiz” diye sordum. “Bu hastalığın insandan insana geçen bir enfeksiyon olduğunu biliyoruz. O nedenle yılbaşında da kapalı ve kalabalık ortamlardan özellikle kaçınmak gerekiyor. Yılbaşında  dört günlük sokağa çıkma yasağı olacak. Aile içi bulaşlar yüksek olduğu için, bu dönemde aile içi bir araya gelmelerin olmaması lazım. Mümkün mertebe çekirdek aileyle bu dönemi geçirmenin, dört kişiden daha fazla bir araya gelmelerin olmamasını sağlamak son derece önemli olacak” diye karşılık verdi.

OTELLERDEKİ YILBAŞI KUTLAMALARI

Yılbaşında 4 gün kısıtlama nedeniyle otellerde ve tatil merkezlerinde rezervasyonlar daha da önem kazandı. Otellerde ve eğlence merkezlerindeki yılbaşı eğlencelerini sordum.

Fahrettin Koca, “Yılbaşı yeni bir virüs patlamasına neden olmasın” diye uyardı. Ardından ekledi: “Otellerde de eğlence tarzında herhangi bir organizasyon olmamalı. Kalabalık bir araya gelişlerin olmadığı, dar en fazla iki, üç kişinin bir araya geldiği bir durum olmalı. Onun dışında enfeksiyonun, salgının seyri açısından oteller kaynak olabilir; böyle bir duruma izin verilmemeli.”

Yazının Devamını Oku