GeriAbdulkadir SELVİ Seçim barajı yüzde 5’e iniyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Seçim barajı yüzde 5’e iniyor

Meclis tatilde ancak siyaset tatil yapmıyor.

AK Parti ile MHP arasında Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası konusunda yürütülen çalışmalarda ikinci aşamaya geçildi. Ancak nihai şeklinin verilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli’nin onayı gerekiyor.

İki lider mutabakata vardıktan sonra AK Parti ve MHP heyetleri ortak çalışma yaparak düzenlemeye son şeklini verecekler.

Birinci aşamada AK Parti ve MHP ayrı ayrı çalışma yaptı. AK Parti’de Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı MHP’de de Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız başkanlığında yapılan çalışmada ana iskelet ortaya çıktı.

İkinci aşamada ise geçen hafta Hayati Yazıcı ile Feti Yıldız, telefonla görüşerek karşılıklı olarak mutabık kaldıkları noktaları tespit ettiler. İki madde üzerinde ise yeniden çalışılması kararı aldılar.

LİDERLERE BİLGİ VERECEKLER

İkinci aşama dediğim nokta burası. Peki Hayati Yazıcı ve Feti Yıldız’ın üzerinde çalışılmasında mutabık kaldıkları o iki madde ne? Onu aktaracağım ama önce yöntem hakkında bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Hayati Yazıcı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Feti Yıldız ise Devlet Bahçeli’ye mutabık kalınmayan iki madde hakkında bilgi verecek.

İKİ LİDERİN TALİMATI

Tabii bu sadece bir bilgilendirme olmayacak. Yazıcı ve Yıldız, aynı zamanda liderlerin talimatlarını alacaklar. Peki iki lider, “Hayır. Biz geri adım atmıyoruz. Ya bunu kabul ederler ya da etmezler” der mi? Hayır. Böyle bir beklenti yok. Erdoğan ile Bahçeli arasında böyle bir diyalog şekli yok. Cumhur İttifakı liderleri restleşmeyi değil, uzlaşma ve işbirliğini esas alan bir yönetim sergiliyorlar.

O nedenle Erdoğan ve Bahçeli’nin yüz yüze ya da telefonla yapacakları görüşme ile uzlaşmaya varılması bekleniyor. İki liderin mutabakatından sonra Hayati Yazıcı ve Feti Yıldız başkanlığındaki heyet ortak çalışma yaparak Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’na son şeklini verecekler.

GRUP KURMA ŞARTI KALDIRILIYOR

Seçim
Yasası’nda yapılacak en önemli değişiklik seçim barajının düşürülmesi olacak. Seçim barajının yüzde 5’e mi yoksa yüzde 7’ye mi düşürülmesi tartışma konusu olmuştu. İki parti seçim barajının yüzde 5’e indirilmesi konusunda uzlaşmaya vardı. Böylece 12 Eylül’ün ürünü olan yüzde 10 seçim barajı tarihe karışacak.

İTTİFAKLARI ETKİLEYECEK

Seçim barajının yüzde 10 olması nedeniyle bazı partiler ittifak yaparak baraj engelini aşmayı planlıyordu. Ancak seçim barajı yüzde 5’e indirildiği takdirde oy oranı yüzde 5’in üzerinde olan partiler ittifaklara girip girmemeyi yeniden değerlendirecek.

Seçimlere girmek için siyasi partilerin büyük kongresini yapması, Türkiye genelinde teşkilatlanması ve Meclis’te grubunun bulunması şartı aranıyordu. İYİ Parti’nin seçimlere girebilmesi için CHP’den 15 milletvekili İYİ Parti’ye geçerek grup kurması sağlanmıştı. Siyasi Partiler Yasası’nın 36. Maddesi’nde yapılacak değişiklikle bu zorunluluk kaldırılıyor.

İTTİFAK İÇİ BARAJ

İki
madde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bahçeli’nin onayından sonra ele alınacak. Peki bu iki madde ne?

MHP, ittifak içine de baraj getirilmesini istiyor. İttifaksız seçime giren parti için seçim barajı yüzde 5’e indirilirken, ittifak halinde seçime girecek partiler açısından ayrı bir seçim barajı getirilmesi öneriliyor. MHP, ittifak halinde seçimlere giren partiler açısından yüzde 10 barajının korunmasını öneriyor.

AK Parti ise ittifak halinde ayrı bir seçim barajı getirilmesine sıcak bakmıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek yok” demişti ama Bahçeli ısrarlı olduğu takdirde yeniden değerlendirileceği ifade ediliyor.

DARALTILMIŞ BÖLGE

AK Parti ile MHP arasındaki görüşmelerde daraltılmış bölge konusunda bir sorun yaşanıyor. AK Parti daraltılmış seçim sistemine geçilmesini öneriyor ama MHP buna sıcak bakmıyor. AK Parti milletvekili sayısı 30’u aşan büyükşehirlerde seçim çevrelerinin 7 milletvekiline göre bölünmesini öneriyor. MHP ise daraltılmış bölge seçim sistemine sıcak bakmıyor. Büyükşehirlerde seçim çevrelerinin 7 milletvekiline göre bölünmesini doğru bulmuyor. MHP, daraltılmış bölge seçim sisteminde milletvekili kaybedeceğini düşünerek, mevcut sistemin devamını istiyor.

NE OLACAK?

Ancak iki parti arasındaki sorun aşılmayacak gibi görünmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP ile uzlaşmaya varılmayan hiçbir değişikliğin gerçekleşmeyeceğini belirtmişti.

AK Parti, MHP’nin daraltılmış seçim bölgesi konusundaki itirazını haksız bulmuyor. O nedenle ortada aşılmayacak bir sorun görünmüyor. AK Parti’deki yaklaşıma bakınca mevcut seçim sisteminin aynen devam edeceğini söyleyebiliriz.

DAR BÖLGE VAR MI?

AK Parti ile MHP arasındaki görüşmelerde dar bölge seçim sistemi masaya gelmedi. MHP, dar bölgenin HDP’ye yarayacağını düşünüyor.

BAHÇELİ’NİN MİSYONU

Altındağ
’da Suriyelilere yönelik saldırıları görünce bir kez daha Devlet Bahçeli’nin bu ülkeye yaptığı en büyük iyiliklerden birinin ülkücü gençliği sokaktan çekmesi olduğunu düşündüm. Bahçeli, ülkücü gençliğin elinde silah değil, bilgisayar olması gerektiğini belirterek, Ülkü Ocaklarını sokaklardan çekmişti. Çünkü geçmişte sokakları karıştırmak isteyenler her zaman ülkücü gençlik üzerine hesaplar yapmışlardı. 80 öncesi sağ-sol çatışmasına bakınca başarısız oldukları söylenemezdi. Bu tür kararların ne denli isabetli olduğu kriz dönemlerinde ortaya çıkar. Ülkemizdeki Suriyeliler ve Afganlar üzerinden Türk milliyetçiliği tandanslı tepkiler önplana çıkarılınca Bahçeli’nin tavrının ne denli önemli olduğu görülüyor. Altındağ’da Suriyelilerin ev ve işyerlerine yapılan saldırılarda ülkücü gençlik yer almadı. Çok da iyi yaptılar. Birilerinin Türkiye’yi karıştırma planlarına alet olmadılar. Ülkenin huzuruna, birlik ve beraberliğine büyük katkı yaptılar.

X

İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmiyor

“İki belediye başkanından cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını beyan etmeleri istendi” diye söze başladı. “Önce Mansur Yavaş sonra Ekrem İmamoğlu beklenen açıklamayı yaptılar” diye ilave etti.

Çok gizemli bir hava vermeye gerek yok. Zaten önce Yavaş sonra İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını açıklamak zorunda bırakıldılar. Ben sadece perde arkasında yaşananlara dair bir anekdotu aktarmak istedim.

Mansur Yavaş ilk açıklamayı yaptığı zaman Ekrem İmamoğlu’nu ofsayta düşürdüğü söylenmişti. İmamoğlu da istemeyerek de olsa, hedefinin belediye başkanlığı olduğuna dair açıklamayı yapmak zorunda kaldı. Ama seçildiği günden bu yana cumhurbaşkanı adayı değilim demediği gibi ‘Politik Yol’a yaptığı açıklamada da o sözü söylemedi. Kendini bağlamadı.

ÖNCE KARADENİZ GEZİSİ

Çünkü Ekrem İmamoğlu kolay kolay pes etmeyecek. Karadeniz gezisine çıkıp “Halk beni istiyor” mesajını verdi. Gittiği yerlerde cumhurbaşkanı adayı havasında konuştu.

DİYARBAKIR ANNELERİ

İmamoğlu’nun Diyarbakır programı belli olunca bir meslektaşım aradı. “İmamoğlu, Diyarbakır annelerini ziyaret ederek şaşırtabilir” dedi. Belediye başkan adaylığı döneminde Eyüp Sultan’da Yasin-i Şerif okuyarak farklı bir CHP’li profili çizdiğini hatırlattı. Ben “Diyarbakır annelerini ziyaret etmez diye itiraz ettim. Çünkü HDP’yi küstürmez” dedim. Yanılmadım. Seçildikten sonra ikinci kez Diyarbakır’a gitti ama HDP’yi rahatsız etmemek için Diyarbakır annelerini ziyaret etmedi.

CHP GENEL MERKEZİ’NDEN MÜDAHALE

İmamoğlu

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na çağrı çıkarılacak

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddiası üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açmıştı.

Nasıl bir prosedür uygulanacak diye baktım. Kılıçdaroğlu hakkında bir fezleke düzenlenmesi söz konusu değil. Görevli başsavcı yardımcısı, Kılıçdaroğlu’nun bilgisine başvurmak üzere bir çağrı çıkaracak. Kılıçdaroğlu, tanıklık etmeyi kabul ederse bilgisine başvurulacak. Şimdi sıra Kılıçdaroğlu’nda. Elindeki bilgileri ‘Cumhuriyet Savcıları’ ile paylaşırsa
siyasi cinayetlerle ilgili soruşturmada mesafe alınmasını sağlayacak. Yok, eğer bilgi vermekten kaçınırsa çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalacak.

90’LI YILLARIN KAOS PLANI

Kabinenin etkin bir ismiyle gelişmeleri değerlendiriyorduk. “Bakan olana kadar Gayri Nizami Kuvvetleri’nin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum” demişti. 90’lı yıllar konseptini devreye soktular, tespitini doğrulayacak gelişmeler yaşanıyor. Gayri Nizami unsurlar devrede. Özal’ın tasfiye edilmesiyle birlikte Türkiye’nin ipleri değişimcilerden statükocuların eline geçmişti.

SİYASİ CİNAYETLER

90’lı yılların perdesi siyasi suikastlarla açıldı. 28 Şubat’la devam etmişti. Erdoğan’ın tasfiye edilmesi için kaos planı devreye sokuldu. Organize suç örgütü liderinden, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler tartışmasını açmasına kadar. Bu kez hesap etmedikleri bir şey var. Bu millet 90’lı yılları yaşadı. Faili meçhulleriyle, başörtüsü yasağıyla, siyasi suikastlarla, 28 Şubat postmodern darbe süreciyle ağır bedeller ödedi. Millet, her şeyi izliyor. Sonunda milletin derin feraseti harekete geçince kimse onun önünde duramaz. İkincisi ise Erdoğan, bu planlara teslim olacak lider değil. Erdoğan savaşır ve kazanır.

MAHİR KAYNAK FORMÜLÜŞu günlerde Mahir Kaynak’ı sıkça hatırlıyorum. 90’lı yıllarda siyasi suikastlarla oluşturulan kaos ortamında elimize muazzam bir ölçü vermişti. Mahir Kaynak “Kime yarar?” diye sorardı. Kılıçdaroğlu’nu siyasi cinayetler iddiası üzerine Mahir Kaynak formülüyle “Kime yarar?” diye soruyorum. Kendi döneminde işlenen siyasi cinayetler iktidara yarar mı?

KİME YARAMAZ?

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu tanıklık yapacak mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açtı.

Doğru olanı yaptı. Şimdi CHP liderine düşen, kendisine ulaşan istihbaratı ya da duyumu her neyse yargı ile paylaşması.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma açtığının açıklandığı sıralarda Meclis’teydim. İşin hukuki boyutunu araştırdım. Kılıçdaroğlu, milletvekili olduğu için yasama dokunulmazlığı var. O nedenle ifade vermesi için dokunulmazlığının kaldırılması gerekir mi gerekmez mi, sorusuna yanıt aradım.

ANAYASA NE DİYOR?

Milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen Anayasa’nın 83. maddesi’nde, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis’te ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” deniliyor.

DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILACAK MI?

Kılıçdaroğlu, bu soruşturmada sanık değil. Şüpheli olmadığı için dokunulmazlığının kaldırılmasının talep edilmesi söz konusu değil. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak ifade vermesinin önünde bir engel bulunmuyor. Ama bunu Kılıçdaroğlu’nun kabul etmesi gerekiyor. İfade vermek istemediği takdirde zorla getirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kendisini dinleyebilir ya da ifadesine başvurabilir.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi 27 Kasım 2017 tarihinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Nuriye Gülmen davasında tanıklık yapmıştı. Tanıklık yapmaya engel yok.

KILIÇDAROĞLU 

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler iddiası, soruşturma konusu yapılmalı

Meclise girdiğimde HDP grubu bitmiş, CHP grubu ise toplanmak üzereydi.

Pervin Buldan ile Mithat Sancar çıkıyorlar, Kılıçdaroğlu da gruba doğru geliyordu.

Karşılaştılar, tokalaştılar. Zaten etrafları kalabalıktı, sadece ayaküstü bir selamlaşma yaşandı.

“Dostlar buluştu” dedim. Güldük.

CHP liderini bir süre grupta izledim. Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti. Bir süredir “Ben yapacağım, ben çözeceğim” diyordu. İYİ Partili Cihan Paçacı’nın uyarısından sonra “Dostlar” söylemine tekrar döndü.

“Bize yetki vereceksiniz, dostlarımızla beraber bu ülkede nasıl bir bahar havası estireceğiz” diye konuştu. Neden, “Gerçekten de bahar havası estireceğiz. Kimseye kötülük yapmayacağız” deme gereği duydu anlamadım. Herhalde CHP gelirse kötülük yapacak diye bir kaygı var diye kulağına gelmiş.

Kılıçdaroğlu her şeye değindi ama bir tek siyasi cinayetler konusuna girmedi. Oysa Meclis kürsüsünden siyasi cinayetlerle ilgili kaygısını paylaşmasını beklerdim.

ATEŞLE OYNAMAK

Bunlar çok tehlikeli söylemler. İlk olarak karışık dönemlerin aktörlerinden olan

Yazının Devamını Oku

İlk kez yapılan hesaba göre, muhalefet ne kadar oy almalı?

Muhalefet, 2023 stratejisini parlamenter sisteme dönüş üzerine kuruyor.

Muhalefetin hem parlamenter sistemin çok iyi olduğuna dair milleti inandırması gerekecek hem de bunu nasıl gerçekleştireceğini iyi anlatması gerekecek. Yoksa boş hayal satma ithamıyla karşı karşıya kalacak. Biz seçimi kazanırsak 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçeceğiz demekle bu iş olmaz.

Sistem değişikliğinin gerçekleşebilmesi için Anayasa gereği belli bir sayıya ulaşılması gerekiyor. Ayrıca bu hiç de kolay bir oran değil.

Çünkü Anayasa değişikliğinin bir matematiği var. Öyle basit çoğunlukla olmuyor. Siyasetin sonuç alabilmesi için o sayıyı bulması gerekiyor ama şimdilik o noktaya kafa yoran yok. Seçim konusunda uzmanlığına güvendiğim isimlerle çalıştım. Elbette ki millet iradesi ne yönde tecelli eder, bilinmez. YSK’nın resmi verilerini esas alarak ama 2018 seçimlerine katılım oranlarını da dikkate alarak ortaya bir tablo çıkardım. 2023 seçimlerine ilişkin bir perspektif vermeye çalışacağım. Rakamlara boğacağım ama zaten bu çalışmanın rakamlar boyutu önemli.

2018 SEÇİMLERİNDEKİ KATILIM ORANI

2018 seçimlerinde seçmen sayısı 59 milyon 367 bin 469’du. Seçimlere katılım oranı ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 86.24, milletvekili seçiminde ise yüzde 86.22 olarak gerçekleşmişti. Türkiye’de diğer ülkelere göre seçimlere katılım oranı yüksek. Bu da demokrasimiz açısından sevindirici bir durum.

2023 SEÇİMLERİ

2023 seçimlerinde ise yurtiçi ve yurtdışı dahil olmak üzere seçmen sayısı 63 milyon 965 bin olarak tahmin ediliyor. 2018 seçimlerine katılım oranı baz alındığında Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 54 milyon 301 bin 16, milletvekili seçimlerinde ise 54 milyon 288 bin 423 kişinin oy kullanması öngörülüyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın gençlerle buluşmasının öteki yüzü

Müslüm filminde dikkat çekmişti, Şahin Kendirci. Müslüm Gürses’in çocukluğunu canlandırdığı bölümde olağanüstü sahiciydi.

Timuçin Esen gibi bir ustanın yanında çok başarılı bir iş çıkarmıştı.Şahin Kendirci’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da gençlerle buluşmasında birbiri ardına güzel türküleri söylerken görünce hemen AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan’ı aradım.

“Adana’da gençlerle buluşmamız çok dinamik geçti. Cumhurbaşkanımız çok keyif aldı. Şahin Kendirci ayrı bir güzellik kattı” dedi. Ben sadece Âşık Veysel’in, “Uzun ince bir yoldayım” parçasına eşlik ettiğini zannediyordum ama Cumhurbaşkanı birçok şarkıya eşlik etmiş.

ERZURUM’DA EL FİDA

Erdoğan’ın gençlerle buluşmalarında, hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Her şehrin dokusuna uygun bir konsept hazırlanıyor. Mekânlar ona göre seçiliyor. Ama bazı şeyler de çok doğal olarak gelişiyor. Kahramanmaraş’ta yıllar önce annesi Tenzile Erdoğan için okuduğu şiir kendi sesinden dinletilince Erdoğan gözyaşlarını tutamamıştı. Erzurum’da gençler, hep bir ağızdan “Elfida”yı söylemişlerdi.

Haluk Levent çok güzel söyler Elfida’yı.

GÖNÜL DAĞI

Diyarbakır zaten bir kültür şehri. Yöresel sanatçıların eşliğinde Neşet Ertaş’tan “Gönül Dağı” türküsünü söylemişti. Gönül Dağı türküsüne dikkat ediyorum, müzik platformlarında milyonlarca kez izleniyor. Yeni kuşaklar geldikçe Neşet Ertaş ve Gönül Dağı yeniden keşfediliyor. Ama Neşet Ertaş’ın, “Zahidem”i de, “Leylam” türküsü de öyle değil mi?

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında taktik savaşı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenmedik bir hamle yaptı. Boksta buna ters kroşe diyorlar.

Anayasa’nın ilk dört maddesi konusunda hassas olan CHP’yi Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerinden vurdu. HDP konusunda hassas olan İYİ Parti’yi ise hem HDP üzerinden hem de Akşener’in en büyük siyasi sermayesi olan 28 Şubat’ın yiğit kadını imajı üzerinden hedef aldı.

Şimdi CHP ve İYİ Parti’de Erdoğan’ın bu taktiği anlaşılmaya, arkasından gelecek hamle tahmin edilmeye çalışılıyor. O nedenle hem Erdoğan’ın hamlesini hem de CHP ve İYİ Parti’deki değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum. Ayrıca yeni anayasa konusunda Erdoğan’ın AK parti kurmaylarına son talimatını aktaracağım.

KILIÇDAROĞLU’NU ANAYASA ÜZERİNDEN VURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin kırmızı çizgisi olan Anayasa’nın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk dört maddesi üzerinden hedef aldı. TV’deki programda şu diyalog yaşanıyor.

Kılıçdaroğlu: Anayasa’yı değiştirelim diyoruz.

Araya giren şahıs: İkinci, üçüncü maddeleri mesela.

Kılıçdaroğlu: Tabii. Söyledik bütün bunların tamamını. Buyurun gelin, yapalım bunların hepsini.

O MADDELER NE DİYOR?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Akşener’i neden hedef aldı?

Yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlemek üzere Meclis’teydik. Erdoğan, bir anlamda yeni dönemde.

Erdoğan, kimi zaman, “Sen yerli ve millisin. Senin ne işin var orada? Gel bizimle ol” diye seslendi. Netanyahu benzetmesinde olduğu gibi kimi zaman mahkemeye verdi ama Meral Akşener’i ilk kez hedef aldı.

“Hanımefendi” dedi. İsmini vermedi. Kırıcı olmadı. Ama hedef aldı. Şu anda siyasi rakipler ama Türk siyasetinde birbirlerini en yakından tanıyan iki lider kim derseniz, Erdoğan ile Akşener derim. Ailece tanışırlar.

AKŞENER’E ÇAĞRI

Erdoğan’ın, Akşener’i neden hedef aldığını sorduğumda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, “Siyasi hakikate çağırdı” dedi. Bir başka AK Parti yöneticisi ise, Erdoğan’ın, grup konuşmasında yer alan “HDP tarafı, hanımefendinin cumhurbaşkanlığı adaylığını asla kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştır. Yani bir anlamda HDP Milet İttifakı’ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir” sözlerinin altını çizdikten sonra, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Kılıçdaroğlu’nun, HDP ile işbirliği yaparak Meral Akşener’i harcadığını düşünüyor” yorumunu yaptı.

ERDOĞAN’IN 2023 STRATEJİSİ

ERDOĞAN, 2023 seçimlerine dönük bir strateji çerçevesinde konuştu.

1- Kılıçdaroğlu’nu HDP’nin vesayeti altına girmekle suçladı.

2-

Yazının Devamını Oku

Sıcağı sıcağına çöken sosyal medya anketi

Sosyal medya çöktü. Bu vesile ile sosyal medya diyeti yaptığımızı düşünenler de var, aman iyi ki gece yarısı oldu, eğer gündüz olsaydı bunalıma girerdik, diye şükredenler de...

Sosyal medya çökünce Facebook’un sahibi Zuckerberg 7 saat içinde 7 milyar dolar kaybetti. Zuckerberg’in kaybettiği paraya üzülecek değilim. Sadece işin ciddiyetine dikkat çekmek istedim.

Ama şurası bir gerçek ki sosyal medya her geçen hayatımızda daha çok yer alıyor. Artık sosyal medyasız bir hayat yok. Sosyal medyasız siyaset de yok.

Büyük usta Levent Kırca’nın, “Tam yerine rast geldi manzara koyduk” dediği gibi, tam da sosyal medya kesintisinin üzerine denk geldiği için Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın sosyal medya eğilimleri konulu araştırmasını paylaşmak istedim.

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Ankete katılanların yüzde 46.2’si haberleri sosyal medyadan takip ettiğini söylüyor. En sık kullanılan sosyal medya hesabında ise Instagram uzun süredir ilk sırada geliyor. Twitter’ın çöplüğe dönmesi ve fotoğraf kullanımı Instagram’ın öne çıkmasını sağlamış. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna cevap verenlerin yüzde 30.8’i Instagram diyor ama Facebook’un nefesi ensesinde. Facebook yüzde 28.5’le ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Onu yüzde 13.5’le Twitter takip ediyor. Devlet başkanlarının dahi kararlarını Twitter’dan duyurduğu dikkate alınırsa etkinliği yüksek. YouTube’un yüzde 03.6 çıktığı araştırmada TikTok 0.2’yle burnunu göstermiş durumda.

HABERLER HANGİ SOSYAL MEDYADAN

Ankete katılanların yüzde 29.3’ü haberleri Facebook’tan alıyorum diyor. Onu yüzde 20.3’le Instagram takip ediyor. İlginç anlık haber ağı daha çok yaygın olmasına rağmen haberleri Twitter’dan alıyorum diyenlerin oranı yüzde 19.1’le üçüncü sırada geliyor. YouTube ise yüzde 2.5’le son sırada. YouTube’u daha çok müzik platformu olarak kullanıyoruz.

KADINLAR VE ERKEKLER

Yazının Devamını Oku

Seçim anketleri neyi gösteriyor, sürpriz var mı?

CHP, hafta sonu iktidar kampı yaptı.

Meral Akşener, sistem değişmiş gibi başbakanlığa talip oldu. Muhalefet sanki seçimi kazandı, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu da, şimdiden kabine konuşulmaya başlandı. Ha bir de, Anayasayı değiştirip parlamenter sisteme dönüş var.

Tabii faturayı CHP’ye gönderen kamuoyu araştırma kuruluşlarının yayınladığı sonuçlara inanırsanız Erdoğan gidici, AK Parti yakında yüzde 10 barajının altına düşüyor. Muhalefeti iktidarlı günler bekliyor.

Muhalefet de buna inanmış durumda. Sonrası, seçim gecesi yaşanacak olan hayal kırıklığı olacak.

Çünkü bağımsız araştırma kuruluşlarının anketlerinde durum hiç de öyle görünmüyor. Erdoğan önde. Bu millet Erdoğan’ı seviyor.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 19-22 Eylül tarihleri arasında 1938 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle yaptığı anket, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük önemli sonuçlar veriyor. İktidar da muhalefet de kendilerini kandıran ve algı operasyonlarına hizmet eden anketlere inanmak yerine bu iki yılı iyi değerlendirsinler.

ERDOĞAN AÇIK ARA ÖNDE

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sonuçları paylaşacağım. Ancak dikkatimi çeken bir noktanın altını çizmek istedim. O da hem kararsızların hem de oy kullanmayacağım diyenlerin oranının çok düşük olması. Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın kararını verdiğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

İktidardan erken seçimi engelleyecek hamle

Kılıçdaroğlu, “Hemen seçim” istiyor. Akşener, “Erken seçim” diye bastırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli ise seçimlerin zamanında yapılacağını belirterek sürekli olarak 2023’ü işaret ediyorlar. İktidar erken seçim tartışmalarının önünü kesmek için bir hazırlık yapıyor.

Anayasa gereği bütçenin yılbaşından en az 75 gün önce Meclis’e sunulması ve mali yılbaşından önce çıkarılması gerekiyor. O nedenle ekim ayının ortasında Meclis’e sunulacak olan bütçe, aralık ayının üçüncü haftası da kabul edilerek Meclis’ten geçecek.

Bunu bütçe takvimi vermek için yazmadım. Tam aksine erken seçim tartışmalarına ışık tutması için aktardım. Anayasa’nın 76. maddesinde, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” deniliyor. Bunun konumuzla ne alakası var, demeyin.

AK Parti ve MHP seçim yasası ve siyasi partiler yasası üzerinde çalışmalar yapıyorlar. AK Parti’de Hayati Yazıcı, MHP’de ise Feti Yıldız tarafından yürütülen çalışmaların bir kısmı kamuoyuna yansıdı.

SEÇİM YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli seçim barajının yüzde 7’ye indirileceğini açıkladılar.

2- Seçimlere girmek için Meclis’te grup kurma imkânı kaldırılıyor. Böylece bir gece içinde CHP’den 15 milletvekili transferiyle İYİ Parti’nin seçimlere girmesinin önünü açan düzenleme tarihe karışıyor. Genel kongreyi yapma ve Türkiye genelinde teşkilatlanma şartı ise korunuyor.

3-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ve Akşener Cumhurbaşkanı adayını belirledi mi?

Başlıktaki 10 puanlık uzmanlık sorusu CNN Türk’teki program sırasında Ahmet Hakan’dan geldi. Ankara’ya döndüm. Bu sorunun peşine düştüm.

1- Şimdiye kadar Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener arasında böyle bir görüşme yapılmamış. “Asla” böyle bir görüşme olmamış. Ne gizli, ne açık.

2- Kılıçdaroğlu ile Akşener şu ana kadar Cumhurbaşkanı adayları üzerinde bir müzakere yapmamışlar. Yani Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmasın, Kemal Bey sen ol ya da olma. Ya da şunu aday gösterelim diye bir müzakere yapılmamış.

SEÇİM SÜRECİNDE

3- Millet İttifakı bir aday belirlemeyecek mi? Belirleyecek. O zaman bunu liderler tespit etmeyecek mi? Edecek. Peki Akşener ile Kılıçdaroğlu ne zaman bir araya gelip bu işi görüşecekler? El cevap: Ne zaman ki seçim kararı alınıp resmi seçim takvimi işlemeye başlar, liderler toplanıp kimin aday olacağını konuşur.

4- Sadece aday ismi mi konuşulacak, sadece iki lider mi belirleyecek? Hayır. Millet İttifakı’na dahil olacak partilerin liderleri belirleyecek. Ama önce ortak aday çıkarıp çıkarılmaması kararı alınacak. O konuda da uzlaşmaya varılırsa sıra aday isminin belirlenmesine gelecek.

5- İmamoğlu ve Yavaş’ın geri adım atması, Akşener’in Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ilan etmesi üzerine ortada tek Kemal Kılıçdaroğlu kaldı. Kılıçdaroğlu için “Cumhurbaşkanı aday adayı” yorumu yapılıyor.

KILIÇDAROĞLU KONUSUNDA SORU İŞARETLERİ

6-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, A planı değil

2023 seçimlerine dönük olarak muhalefet cephesinde çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde muhalefet dizayn ediliyor.

CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ne demişti: “Cumhurbaşkanı adaylığı sadece başarı, sadece birikimle olmuyor. Ulusal ve uluslararası karar vericilerin işaret edeceği bir insanı yapacaklar” demişti.

1) Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığında devam etmek istediklerini açıklamaları sağlandı. Böylece İmamoğlu ve Yavaş’ın, cumhurbaşkanlığı tartışmaları sürecinde yıpranmasının önüne geçildi.

2) Meral Akşener, cumhurbaşkanı adayı olmadığını, başbakanlığa talip olduğunu açıkladı. Böylece cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Akşener mi olacak, Kılıçdaroğlu mu olacak tartışmasının önüne geçildi. Kafa karışıklığına son verildi.

HDP OPERASYONU

3) Kılıçdaroğlu, HDP ile Kürt sorununu çözebileceklerini belirterek, kapatma davası öncesinde HDP’ye hayat öpücüğü verdi. HDP’yi yeniden güçlü bir siyasi figüre dönüştürdü.

4) HDP, ittifaka girmeyeceğini açıkladı. Böylece Millet İttifakı üzerindeki HDP ile ittifak yapıyorsunuz ithamının kalkması amaçlandı. Ama asıl önemli olan HDP, cumhurbaşkanı adaylığı konusunda muhalefetle anlaşabileceğini açıkladı.

5) Böylece HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmadan, muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayına destek vermesi garanti altına alındı.

LİDERİN TAVRI BELİRLEYECEK

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, son anda vazgeçer mi?

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda son günler bir anlamda siyasi mıntıka temizliği şeklinde geçti.

Favori cumhurbaşkanı adayları olarak gösterilen Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, geri adım atmak zorunda kaldılar. Meral Akşener, cumhurbaşkanı adayı olmadığını, başbakanlığa talip olduğunu açıkladı.

Bu gelişmeler, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için önündeki tüm engellerin kalktığı şeklinde yorumlandı.

İKİ ÇEKİNCE

10 ay önce cumhurbaşkanı adaylığı için ismi geçmeyenlerden biriydi Kılıçdaroğlu. Hatta sohbetlerimizde de parti genel başkanlarının aday olmasına sıcak bakmadığını ifade ediyordu. Bunu açıkladı da. Parti liderlerinin sadece kendi partisinin ya da ittifakın bir bölümünün oyunu alabileceğine, ancak kucaklayıcı bir ismin daha doğru olduğuna işaret ederdi. Belediye başkanlarının da bir dönem daha hizmet etmesi gerektiğini savunurdu. Aklını cumhurbaşkanı adaylığına takan belediye başkanının verimli olamayacağını söylerdi.

DÖNÜM NOKTASI

Ama ne zaman ki Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olmaya karar verdi, denklem değişti. Hep söylüyorum, Kılıçdaroğlu’nu hafife almayın diye. 7 Aralık 2020 tarihi bir dönüm noktası oldu. Bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti milletvekillerinin sataşması üzerine, “Cumhurbaşkanı adayı olmadığımı size kim söyledi?” çıkışını yaptı. CHP lideri o günden bu yana yaptığı hamlelerle önce Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu minder dışına itti, sonra Akşener’in aday olmayacağını açıklamasını sağladı. Akşener için geçerli değil ama İmamoğlu ve Yavaş’ın adaylığının son ana kadar masada olduğunu düşünenlerdenim.

KARAR ANI

Bazen, kazandığınızı düşündüğünüz anda kaybetmiş olursunuz.

Yazının Devamını Oku

Akşener’in hamlesindeki can alıcı nokta

Meral Akşener, cumhurbaşkanı adayı olmadığını başbakanlığa talip olduğunu açıklayarak, muhalefet cephesinde dengeleri değiştiren bir hamle yaptı. CHP ve İYİ Parti kulislerinden edindiğim izlenimleri maddeler halinde aktarmak istiyorum.

1- Meral Akşener, 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olmama kararını 24 Haziran seçim gecesinde almıştı. Çünkü cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağını, kendisinin ikinci turda Erdoğan’la yarışacağını beklerken, partisinden dahi az oy aldı.

2- İYİ Parti’nin yükselişe geçtiği süreçte, tek kadın aday olması ve muhafazakâr kesimden oy alacağı beklentisiyle partisi en şanslı cumhurbaşkanı adayı olarak görülüyordu. Akşener de buna uzun süre ses çıkarmadı.

3- Cumhurbaşkanı adaylığı tartışması yıpratıcı bir hal almaya başladı. Bundan sonra daha sert bir mücadele sürecine girileceğini gördü. Kendisini ve partisini ateş hattının dışına çekti. Kurmayları bu açıklamadan sonra Akşener’in çok rahatladığını ifade ediyor.

4- Başbakanlığa talip olduğunu belirterek hem sistem değişikliği konusuna sözde değil özde inandığını gösterdi, hem de İYİ Parti’ye seçimlerden birinci parti olarak çıkma hedefini koydu.

SEÇİLECEK ADAY VURGUSU

5- Akşener’in açıklamasının püf noktasını “seçilecek aday olmalı” sözü oluşturuyor. Bu hem Kılıçdaroğlu’na hem de cumhurbaşkanlığına hazırlananlara bir mesaj.

6- Akşener, cumhurbaşkanı adayının belirleneceği zaman masaya, “seçilecek aday” ölçüsünü koyacak.

7-

Yazının Devamını Oku

Akşener’in başbakanlık hamlesinin altında ne yatıyor?

Meral Akşener, bir süredir ısrarla cumhurbaşkanı adaylığı konusunda zerre kadar şahsi bir hesabının olmadığı mesajını veriyor.

Sürecin önünü tıkayan olmayacağım, diye açık çek veriyor. En son Halk TV’de Suat Toktaş’ın programında cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının aksını değiştirecek bir açıklama yaptı. ”Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakanlığa adayım” dedi.

Akşener’in hamlesiyle birlikte, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yeni bir durum ortaya çıktı.

6 Ağustos tarihli, ”Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı, Akşener başbakan adayı” başlıklı yazıda bu formülü gündeme taşımıştım. Akşener beni yanıltmadı. Yanlış anlaşılmasın, haberimin kaynağı İYİ Parti değildi. Hatta onlar, “Bizim liderimiz ortak cumhurbaşkanı adayı olmalı” diye bana sitem etmişlerdi. Ama ben o günkü yazımdan da anlaşılacağı üzerine bunu Millet İttifakı’nın 2023 stratejisine dönük olarak yazmıştım. Kılıçdaroğlu ile Akşener arasındaki görev dağılımı olarak yansıtmıştım.

Akşener’in 12 Temmuz’da Tunceli’de yaptığı, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına saygı duyarım, en doğal hakkıdır” şeklindeki açıklama CHP’de, Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığına bir yeşil ışık olarak yorumlanmıştı.

Kılıçdaroğlu 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçişe öncülük edecek, Akşener ise parlamenter sistemin başbakanlığını üstlenecek, denilmişti.

O model işlemeye başladı mı?

AKŞENER, O ÇIKIŞI NEDEN YAPTI

Yazının Devamını Oku

Akşener’e HDP soruları

Kılıçdaroğlu, 2023 seçimine giden süreci ilmik ilmik dokuyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığına giden süreçte üst üste kritik hamleler yapıyor. Şu ana kadar istediklerini elde etmiş gözüküyor ama HDP-PKK üzerinden İYİ Parti’yi ürkütüp Millet İttifakı’nı çatlatır mı? Orası meçhul.

Kılıçdaroğlu’nun, Kürt sorununun çözümünde HDP’yi meşru muhatap kabul ettiği yönündeki açıklaması, HDP cephesindeki güç savaşını da ortaya çıkardı.

PKK-HDP cephesinde güç odakları var:

Öcalancılar

Kandilciler

Selahattin Demirtaşçılar

Avrupa’daki PKK yapılanmasının gücünü hafife aldığım düşünülmesin. Çözüm sürecinde Öcalan’ın mektupları üç adrese giderdi. Bunlardan biri de Avrupa’ydı.

Kılıçdaroğlu’nun hamlesiyle PKK-HDP ekseninde fay hatları harekete geçti.

Sezai Temelli

Yazının Devamını Oku

Kasapoğlu yurt sorunu için gençlere ‘İrtibatta kalalım’ diye seslendi

Bazı konular sayılarla, rakamlarla izah edilmez. Öğrencilerin yurt konusunu da o şekilde görüyorum. Elbette ki hedef yurda yerleşmek isteyen tek bir öğrencimizin dahi açıkta kalmaması.

Tabii bir de madalyonun öteki yüzü var. Yurt sorunu üzerinden bir algı operasyonu yürütülmek isteniyor. Onu görebilecek kadar tecrübe sahibiyiz. Gezi sürecinde hop diye bir duran adam ortaya çıkmıştı. Bir de kırmızılı kadınımız vardı. Ne oldu? Şimdi de parklarda yatanlar var...

Uçlara savrulmadan, algı operasyonlarına alet olmadan öğrencilerimizin yurt sorununu tartışmamız gerekiyor. Öyle yaptım. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu ile yurt sorununu konuştum. Kasapoğlu ile yurtların kapasitesine, sayılara takılmadan olayın insani boyutunu da masaya yatırdık.

GENÇLER İRTİBAT HALİNDE OLALIM

Kasapoğlu’nu bir fazla genci daha yurda nasıl yerleştiririm çabası içinde gördüm. Zaten gençlere, ailelerine çağrı yaptı. “Bir gencimizi dışarıda bırakmamak için, başvuruda bulunan gençlerimizi yerleştirmek için çalışıyoruz. Bizimle irtibat halinde olsunlar” dedi.

Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtlara yerleşmek için bu yıl 624 bin 136 başvuru olmuş. Peki bunun ne kadarı yerleştirildi?

Kasapoğlu, “Bu başvuruda biz 362 bin kişiyi yurda yerleştirdik. Bunun 46 bin 863’ü feragat etti. 35 bini hemen ilk yedekte yerleştirdik. Normal süreçte biz başvuranların yüzde 90’ını yerleştiriyoruz. Pandemi nedeniyle bir sıkışma oldu. Ama tüm imkânları seferber edeceğiz. Son 4 yılda yatak sayısını 216 bin artırdık. Bunun çoğu pandemi döneminde bitirildi. Yine kısa sürede devreye sokacağımız 64 bin kapasite var. Onları yetiştirmek için yoğun bir çalışma içindeyiz” dedi.

PANDEMİ SIKIŞIKLIĞI

Yazının Devamını Oku

HDP konusunda Akşener, Kılıçdaroğlu gibi mi düşünüyor?

Kılıçdaroğlu’nun, “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” açıklaması HDP’deki ayrışmayı ortaya çıkardı.

HDP’de İmralı, Kandil ve Demirtaş olmak üzere üç ekip önde görünüyor.

Sezai Temelli’nin, “Çözümün adresi İmralı’dır” çıkışı üzerine Selahattin Demirtaş ve Mithat Sancar’dan peş peşe açıklamalar gelmesinin nedeni o. Demirtaş ve Sancar, “Kürt sorununun çözümünün adresi Meclis’tir” diyerek İmralı’yı gömdüler.

Aynı zamanda da Kılıçdaroğlu’nun HDP’yi yeniden önemli bir siyasi aktör haline getirmeyi amaçlayan hamlesinin boşa çıkmasını önlediler.

Demirtaş ile Öcalan arasındaki çekişme bir sır değil. Ama bakalım İmralı’nın buna karşılık hamlesi ne olacak? Dikkatle izlemekte yarar var.

KILIÇDAROĞLU’NUN ZAMANLAMASI

Bu arada şimdiye kadar Kürt sorununun çözümünde Meclis’i adres gösteren Kılıçdaroğlu, neden HDP’yi adres gösterdi? Niye şimdi? HDP’nin 27 Eylül’de açıklayacağı tutum belgesine bir pas mı verdi? Kapatma davası nedeniyle zor günler yaşayan HDP’ye zeytin dalı mı uzattı? İleride değineceğim ama bunun tek bir yanıtı var o da Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı.

Çünkü Kılıçdaroğlu daha 11 Eylül’de İzmir’de sanayiciler ve işinsanları ile toplantıda Kürt sorununun çözümünde Meclis’i adres göstermişti. CHP kurultayında açıkladığı, “İkinci Yüzyıl Manifestosu”nda da çözüm olarak yine Meclis’e işaret etmişti.

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, İmralı’ya da gidecek mi?

Kılıçdaroğlu’nun, ”Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” açıklamasının mürekkebi kurumadan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, çözümün adresi olarak Öcalan’ı gösterdi.

”Çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır” dedi. HDP tarafından bir açıklama yapılmadığına göre, adres konusunda aynı düşüncedeler demektir. Zaten Pervin Buldan da, ”Çözümün adresi İmralı’dır” diye konuşmuştu.

Bu durumda Kemal Bey ne yapacak? İmralı önerisini dikkate alıp Öcalan’la görüşmeyi deneyecek mi? İmralı’ya gidecek mi? Sanmam.

Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü konusunda geçmişte ciddi çabalar sarf edildi. Göbeğinden ABD’ye bağlı olan Kandil, her defasında çözüm sürecini sabote etti. Orada asıl patron tek başına ne HDP ne İmralı ne de Kandil. Asıl patron ABD.

Ayrıca deneyimler bize gösterdi ki Kürt sorununun çözümü ile HDP ve PKK’yı birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü onların, Kürt sorununun çözümü diye bir dertleri yok. Kürt sorunundan beslendikleri için tam aksine çözüm süreçlerini sabote ediyorlar.

KILIÇDAROĞLU’NUN DERSİM ARŞİVİ

Burada benim şaşırdığım Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununun çözümünü HDP’ye havale etmesi. Kılıçdaroğlu, hem CHP genel başkanı olarak hem de Dersimli olarak Kürt sorununun bir parçası. Sadece parçası değil. Kılıçdaroğlu, Dersim isyanına kafa yormuş birisi. İhsan Sabri Çağlayangil’le röportaj yapmış, daha sonra arşivini gazeteci Soner Yalçın’a devretmiş. Yani bir birikim sahibi.

Kılıçdaroğlu, benden de iyi biliyor ki, Kürt sorununun temelinde CHP yatıyor. Kılıçdaroğlu, CHP’nin genel başkanı olarak oradan başlayabilir. Ayrıca eşi Selvi Hanım, Amberin Zaman’la röportajında, Kılıçdaroğlu’nun ailesinin Kürt sorununun mağdurlarından biri olduğunu anlatmıştı. O bölümü aynen aktarıyorum.

SELVİ KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku