Okulların açılması yeniden değerlendirilir

Tatil mevsimindeyiz. Ancak koronavirüs tatil yapmıyor. Tatil beldelerinden maskesiz, mesafesiz görüntüler geliyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Birinci dalga sahile indi” dedi. Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz ise “Kritik eşiğe takıldık” diye uyardı.

Ben sordum, Afşin Hoca koronavirüs hallerimizi anlattı.

Okulların açılması yeniden değerlendirilir

* Sahillerdeki durum endişe verici boyutta mı?

“Görüntüler kesinlikle endişe verici boyutta. Kurban Bayramı kritik bir eşik demiştik. Ne yazık ki bu eşiğe takıldık. Ortaya çıkan manzara, sosyal hayatımızda ne kadar kontrolsüz olduğumuzu gözler önüne serdi.”

EK ÖNLEM GELECEK Mİ?

* Bilim Kurulu olarak ek bir önlem düşünüyor musunuz?

“Kurulumuzun ilk toplantısında tatil sürecinde karşımıza çıkan sosyal mesafe, maske, temizlik ve kalabalıklardan kaçınma konusundaki eksiklikler ve alınması gereken önlemler masaya yatırılacaktır diye düşünüyorum.”

* Koronavirüsün yok sayıldığı manzaralar yaşanıyor. Bunun sonuçları ne olur?

“Üzülerek ifade etmeliyim ki ülke genelinde salgın öncesindeki serbest yaşantımıza dönmüş durumdayız. Toplumumuzda 65 yaş ve üstü bireyler başta olmak üzere kurallara harfiyen riayet eden bir kesim de var. Tedbirsiz davranan kitleler, hastalığa yakalanmama konusunda son derece özen gösteren kişileri de riske atıyor.”

* Bayramla ilgili verileri ne zaman alırız?

“Bayramda ortaya çıkan rehavet tablosunun sayılara ne şekilde yansıyacağını 7-10 gün içerisinde görmek mümkün olacaktır.”

HASTANELERE BAŞVURULAR ÜÇLÜ RAKAMLARDA

Afşin Hoca aynı zamanda Ankara Şehir Hastanesi acil servisinde koronavirüsle mücadele ekibinde yer alıyor. “Hastanelere başvuranların sayısında artış var mı?” diye sordum.

“Ankara Şehir Hastanemizin Acil Tıp Kliniğine başvuran ‘olası vaka’ sayımız haziran ayının başında iki rakamlı sayılara kadar inmişti. Şu anda ‘olası vaka’ tanımına uyan başvuru sayısının üç rakamlı sayılara yükseldiğini söyleyebilirim.”

OKULLARIN AÇILMASI DEĞERLENDİRİLİR

* Peki bu tablo artarak devam ederse, okulların açılması yeniden değerlendirilir mi?

“Değerlendirmeye alınması gerekir. Ağustos ayı içerisinde yeni vaka sayımızı ne kadar düşürürsek, diğer solunum yolu enfeksiyonlarının da artış göstereceği sonbahar aylarına o kadar hazırlıklı girerdik. Tedbirsizlik, okulların uzaktan eğitimle mi, örgün eğitimle mi, yoksa karma modelle mi açılacağına dair Milli Eğitim Bakanlığımızın alacağı kararları etkileyecektir.”

BU REHAVET SAĞLIKÇILARIMIZI YARALIYOR

* Koronavirüsle canla başla mücadele eden sağlıkçılarımız sahillerden hastanelere taşan manzaralar karşısında ne düşünüyor acaba?

Sağlık personellerimiz başta acil servisler olmak üzere filyasyonda ve teşhis-tedavi aşamalarında mart ayından bu yana tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor. Hâlâ ailesini hasta etmemek adına evi dışındaki yerlerde kalan meslektaşlarımız var. Toplumun genelinde gözlenen rehavet en çok da onları yaralıyor. Tabii sonbahar, kış aylarına dair bulaş kaygılarını da arttırıyor.”

TÜNELİN UCUNDA NE GÖRÜNÜYOR?

Afşin Hoca’ya “Tünelin ucunda ne görüyorsunuz” diye sordum. “Tünelin ucunda ışık göründü” diyemedi.

“Rehavetin tedbirlerin önüne geçtiğini görüyoruz. Virüs gücünü temastan alıyor. Biz de toplum olarak onu güçlendirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinin sağlık kapasitesi sınırsız değildir. Rehavetin sonucu, dünya genelinde yatak kapasitelerinde tam doluluk ve acil servislerde tetkik, tedavi ve yatış için bekleyen uzun hasta listeleri şeklinde kendini gösterecektir.”

KAFTANCIOĞLU KONUŞTU

CHP
’nin yeni yönetimi bu hafta sonu belirlenecek. O nedenle CHP kulisleri çok hareketli. Bu arada liste savaşlarının yaşandığı parti meclisi seçimleriyle ilgili olarak İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun gazeteci İsmail Saymaz’a yaptığı açıklamanın ateşi küllense de içten içe tartışma sürüyor. Kaftancıoğlu’na “Tuncay Özkan ve Yıldırım Kaya’nın seçilmemesi için elimden geleni yaptım” sözlerini sordum. Sözlerinin arkasında durdu. Ama “37. olağan kurultayımız tüm vatandaşlarımıza aktarmak sorumluluğunda olduğumuz genel başkanımızın 2. yüzyıl beyannamesi ve kurultay delegelerimizin yine genel başkanımızın 80 kişilik listesinden özgür iradeleri ile tercih yapmaları sonucu tamamlanmıştır. Bizim için kurultay bitmiş olup sahadaki işlerimize odaklanma zamanı. Ben de onu yapıyorum. Basında yer alan haberleri üzülerek takip ediyorum ancak cevap vermek yerine her zaman olduğu gibi çalışmayı tercih ediyorum. Tek sorumluluğumuzun hedef iktidar olduğunu unutmadan” dedi.

SİVAS KAMPINA SÜRÜLENLER DAVA AÇACAK

27 Mayıs kararlarının yok sayılmasıyla ilgili düzenleme, Meclis’ten geçerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla yürürlüğe girdi. Böylece Yassıada mahkemelerinin hukuk cinayeti temizlenmiş oldu. Yassıada mahkemeleriyle ilgili çıkan kanunla mağdurların ailelerine maddi ve manevi tazminat hakkı tanındı. Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan bir komisyon kuracak. Bu düzenlemeden Demokrat Partililerin ailelerinin yararlanacağını anladık. O doğru. Ama yalnız onlar değil.

27 Mayıs’tan sonra tutuklanarak Sivas kampına götürülen ileri gelen bazı Kürt aileleri de dava açmaya hazırlanıyorlar.

Eski milletvekili Mir Dengir Fırat’ın dedesi Zeynel Turan, Sedat Bucak’ın babası Hakkı Bucak, eski AK Parti Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun babası Said Ensarioğlu ve eski Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu’nun babası Abdurrezzak Ensarioğlu, eski AK Parti milletvekili Orhan Miroğlu’nun dayısı Said Ramanlar, Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın babası Hasan Hüseyin Doğan, Şeyh Said’in çocukları Şeyh Ali Rıza ve Şeyh Selahattin, AP’den uzun dönem milletvekilliği yapan Kinyas Kartal, Mardin’den Zeynel Abidin Erdem’in amcası Bahattin Erdem’in de aralarında yer aldığı Kürtlerin ileri gelenlerinden 55 kişi Sivas Kabakyazı’da tutuklandıktan sonra mal varlıklarına el konularak farklı illere sürülmüşlerdi.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Trump’tan önce Trump’tan sonra

Tarihi milattan önce-milattan sonra diye ikiye ayırdığımız gibi, galiba Amerika’yı da “Trump’tan önce-Trump’tan sonra” diye ayırmak gerekiyor.

1)Amerikan Kongresi 1814 tarihindeki işgalci İngiliz birliklerinden 207 yıl sonra Trump destekçileri tarafından baskına uğradı.

2) Dünyaya demokrasi ihraç eden Amerika’nın asıl kendisinin demokrasiye ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Bu aşamadan sonra herhangi bir Afrika ülkesi “ABD’ye demokrasi ihraç edeceğim” diyebilir.

3) Trump seçildiğinde “Bir ülkenin seviyesi devlet başkanına göre ölçülür” denilmişti. Bu sözün hakikat olduğu kongre baskınıyla ortaya çıktı.

4) Trump, Amerika’yı dünyaya rezil eden başkan olarak tarihe geçti. Şimdi onu rahat bir emeklilik değil, yargılanıp hapse girme akıbeti bekliyor.

5) ABD Başkanlığı tescil edilen Biden, Kongre binasının basılması üzerine, “Bu bir protesto değil, kalkışmadır” dedi. Biden, 252 kişinin şehit olduğu 15 Temmuz darbe girişiminden uzun bir süre sonra Türkiye’yi ziyaret etmiş ve “İnternet oyunu zannettik” demişti. Ama biz ABD’deki kalkışma için “İnternet oyunu zannettik” demedik. Bu da onlara ders olsun.

6)15 Temmuz’da ABD’nin desteklediği FETÖ’cü hainler Meclis’i bombalarken, bizim milletvekillerimiz meydan okumuştu, Kongre baskınında ise Temsilciler Meclisi üyeleri tam siper yaptı.

7)Dünyayı kasıp kavuran kanlı darbelerin hâmisi olan ABD, ilk kez darbeyi yakınında hissetti.

8)“ABD’de neden darbe olmaz? Çünkü orada Amerikan büyükelçiliği yok”

Yazının Devamını Oku

O fotoğraf eksi 20’de çekildi

Süleyman Soylu İçişleri Bakanı olduğu günden bu yana hiçbir bayramı, yılbaşını evinde geçirmedi. Mutlaka bir üs bölgesinde Mehmetçikle birlikte oldu. Soylu, bu yılbaşında da Belbuka üs bölgesinde Mehmetçikle birlikteydi.

Belbuka Üs Bölgesi; Van, Şırnak ve Siirt’in kesiştiği noktada yer alıyor. Şimdiye kadar 27 şehit verdiğimiz bir mıntıka. Kuzeyde Beytüşşebap Faraşin bölgesi, Kato Dağları, doğuda Bestler Dereler ve Siirt Kör Kandil ile Hereke bölgesini görüyor.

Yapımı 3 ay önce tamamlanmış. Üssün yapımı sırasında PKK’nın döşediği mayının patlaması sonucu iki işçi şehit olmuş. Ancak 1980’den bu yana Jandarma ilk kez kalıcı üs bölgesine sahip olmuş. Önceden yazın çadır kuruluyor, kışın ise hava sıcaklığının eksi 25-30 dereceye düştüğü bölge boşaltılıyormuş. Kalıcı üs bölgesinin yapılmasıyla Jandarmamız 365 gün orada, Kartal Yuvası’nda PKK’nın geçişine izin vermiyor.

İçişleri Bakanı Soylu’nun yılbaşında Mehmetçikle birlikte olduğu yerin hemen üstünde açık gözetleme kulesi varmış. O gece hava sıcaklığı eksi 20 derece olarak ölçülmüş. Soylu, açık gözetleme kulesini ziyaret ettikten sonra yılbaşı gecesinde Mehmetçikle birlikte olduğu kapalı gözetleme kulesine geçmiş. Soylu, en düşük rütbedeki askerle dahi birlikte olmak istemiş. O nedenle ortamdaki masalar çıkarılmış, Mehmetçiğe yer açılmış. Soylu, daha çok askerle bir arada olabilmek için masaların çıkarılıp, yer açılmasını istemiş. Ayakkabılar çıkarılıp bağdaş kurulmuş. Bakan-er ayrımı yapılmadan sohbet edilmiş. Çok sıcak ve samimi bir ortam oluşmuş.


İşte karlı dağların zirvesindeki Belbuka üssü

Orada gecenin kör karanlığında eksi 20 derecede baş başasın. Yılbaşında eşinden, çocuğundan ayrı vatan nöbetindesin. Ziyaretine bakanın geliyor, komutanların bulunuyor. Aynı yerde diz kırıp oturup, sohbet ediyorsun. Bu büyük bir moral olmaz mı? Cumhurbaşkanı telefonla bağlanıyor, senin yeni yılını tebrik ediyor. Bu mesaj üs bölgelerindeki askerlere ulaşıyor. Onlar “Benim bakanım yanında. En zor gecede dahi Cumhurbaşkanım beni unutmuyor. Devletim arkamda” diye düşünüyor. Bu tablo üs bölgesindeki askerin moralini yükseltirken, belli ki Bodrum’daki villalarında yılbaşı kutlaması yapan birilerinin moralini bozmuş. Süleyman Soylu ve askerlerin ayakkabılarını çıkarıp oturması gibi korkunç bir tehlikeyi tespit etmişler! Ayakkabı çıktı ya, rejim elden gidecek demektir.

Şehitlere değil, ayakkabıya bakan kafa.

Yazının Devamını Oku

Fikri Sağlar’ın değişimi

Başörtülü hâkimle ilgili yasakçı sözleri nedeniyle eleştirilen Fikri Sağlar, aslında bir dönemler özgürlük mücadelesiyle anılan bir isimdi.

Fikri Sağlar DYP- SHP koalisyon hükümetleri döneminde Kültür Bakanlığı yaptı. 49. hükümette Başbakan’ı Demirel, 50. ve 52’nci hükümette ise Tansu Çiller’di. Sultan Kara başörtülü bir gazeteciydi. Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın basın toplantısına alınmak istenmemişti. İtiş kakış üzerine basın danışmanı İsmet Demirdöğen müdahale etmiş, Sultan Kara’nın basın toplantısını izlemesini sağlamıştı. Başörtüsü yasağının en sert uygulandığı bir dönemdi. Fikri Sağlar’ın başörtülü gazeteciyi yanına oturtup basın toplantısı yapması ilgi uyandırmıştı.

NECİP FAZIL’LI, SAİD NURSİ’Lİ KAMPANYA

Sağlar, Said Nursi’nin, Necip Fazıl’ın, Nâzım Hikmet’in kitaplarını kütüphanelere sokan bir kampanyaya da öncülük etmişti. Bunu bir kampanyaya dönüştürmüştü. Çünkü onun Türkiye’nin “yasaklı kitaplar” tarihine geçecek bir öyküsü vardı. Fikri Sağlar Kültür Bakanı, Emre Kongar ise müsteşardı. Devlet Tiyatroları’na ait Ankara Macunköy’deki sahnenin bulunduğu yerde bir depoda 25 bin yasaklı kitap bulunmuştu. Kültür Bakanı Sağlar, “Kitaplara özgürlük” diye bir açıklama yaptı. “Kitapları özgürlüğüne kavuşturuyoruz” diye bir kampanya düzenledi. 25 bin yasaklı kitap depolardan çıkarılıp, kütüphanelere gönderildi. Sağlar bu açılımı ile saygınlık kazandı.

YASAKLI KİTAPLAR LİSTESİ

 Bir de kütüphanelere girmesi yasak olan, “yasaklı kitaplar listesi” bulunmuştu. Ne günlerdi... Aralarında Süleyman Demirel’in Zincirbozan’da yazdığı mektuplardan oluşan kitap bile vardı. Demirel Başbakan ama Demirel’i anlatan kitap hâlâ yasaklı yayınlar listesindeydi. Demirel Başbakan olarak kütüphanelere girebiliyor ama onu anlatan kitap kütüphanelere sokulmuyordu.

SAĞLAR’IN KAMPANYASI

Kültür Bakanı Sağlar, yasaklı kitaplar listesine tepki gösterip karşı bir kampanya düzenlemişti. Kendi mahallesinden sert tepki gösterilmişti. Ama o geri adım atmadı. “Said Nursi kütüphanede sizi bekliyor”, “Necip Fazıl kütüphanede sizi bekliyor”, “Nâzım Hikmet kütüphanede sizi bekliyor” diye afişler hazırlatıp, reklam kampanyaları yaptı.

Özgürlükçü

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’a Ecevit örneğini hatırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’la görüşmesi, “Adında sol olan bir parti Erdoğan’la görüştü” şeklinde haber yapıldı. Sanki adında sol olan bir parti ülkenin cumhurbaşkanıyla görüşemezmiş gibi. Sanki ülkenin cumhurbaşkanı adında sol olan bir partinin genel başkanını kabul edemezmiş gibi. 15 Temmuz’dan sonra Kılıçdaroğlu da Erdoğan’ın davetine katılmıştı. İyi de olmuştu. O parti DSP.

Erdoğan’la görüşen ise DSP Genel Başkanı Önder Aksakal.

O partinin kurucu lideri Bülent Ecevit’ti. Ecevit yıllarca mücadele ettiği Demirel’in ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilmesi için mücadele vermişti.

Bunda yadırganacak bir şey yok. Ayrıca Önder Aksakal diyaloğa önem veren birisi. Son bir ay içinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve Abdulhamit Gül’le görüştü. Yılbaşından sonra da Meclis Başkanı Mustafa Şentop’la bir araya gelecek. Önder Aksakal liderlere, ekonomi, hukuk, demokrasi ve insan hakları reformu konusunda DSP’nin önerilerini sunuyor. Sorumlu bir muhalefet ülkenin ihtiyacı olan konularda katkı yapar. Aksakal da onu yapıyor.

ERDOĞAN NASIL KARŞILAMIŞ?

O nedenle Aksakal’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine, “sol parti” parantezinin dışına çıkarak bakmakta yarar var. Erdoğan, 2020 yılının son günlerindeki sıkışıklığa rağmen DSP Genel Başkanı ile görüşmesine önem vermiş. Önder Aksakal, “Samimi bir görüşme oldu” diye anlatıyor. DSP’nin önerilerinin yer aldığı paketi sunmuş. Ana başlıkları hakkında bilgi vermiş. Erdoğan ilgiyle dinlemiş. Sorduğu sorularla ilgisini hissettirmiş. Aksakal, “Bizim çalışmalarımız süreklilik arz eden çalışmalar. Çalışmalarımızı paylaşmak için zaman zaman görüşmek isterim” demiş. Erdoğan, not aldırmış. DSP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sıcak karşılanmış, ilgiyle uğurlanmış.

Şimdi gelelim görüşmenin içeriğine.

ABD YAPTIRIMLARI

Cumhurbaşkanı’yla görüşen Kıbrıs Fatihi

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun sorunu ne?

CHP, Türkiye’nin en önemli partilerinden biri. Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde de darbeler tarihinde de özel bir yeri var.

Ama CHP bir süredir taciz, tecavüz ve istismar haberleriyle gündeme geliyor. Koronavirüs sürecinde günlük olarak vaka sayısının açıklanması gibi, CHP’yle ilgili taciz tablosu gündeme getiriliyor. CHP’lilerin bunu hak ettiğini zannetmiyorum.

SAVCININ DEĞİL, CHP’NİN İŞİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, taciz iddiaları karşısında susuyor. Konuşunca da iktidarı suçluyor. “Gündemi değiştirmek istiyorlar” diyor. “Bu ülkenin savcısı yok mu?” diye soruyor. Bu ülkenin savcısı var da Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı yok mu? Savcı zaten gereğini yapıyor. Ama bu olay sadece adli bir vaka değil. Taciz, tecavüz ve cinsel saldırı gibi olayların bir de siyasi yönü var. Atatürk’ün partisi olan CHP’nin tacizle anılması iyi bir şey mi? Kılıçdaroğlu, cinsel saldırı iddiasıyla tutuklanan eski CHP Maltepe İlçe Yöneticisi hakkında ne diyor?

“Gündemi değiştirmek istiyorlar. Gereği yapılıyor, bu ülkenin savcısı yok mu? Tutuklandı ve biz hemen partiden ihraç ettik. Bir olay çıkar ve parti ilkeleriyle çelişirse o kişiyi partiden atarız”

Bu mu yani?

‘CHP TACİZCİLERİ KORUYOR’ ALGISI

Tacizle suçlanan CHP Konya İl Başkanı’na genel merkez sahip çıktı. Barış Bektaş’ın görevinin başında olduğu açıklandı. Elbette ki suçsuzluk karinesi esastır. Ben burada CHP yönetimi ve Kılıçdaroğlu’nun cinsel taciz suçlamaları karşısındaki tavrını yansıtıyorum. Bunun CHP’ye verdiği zarara değiniyorum. CHP’liler bunu hak etmiyor. Çünkü CHP’liler onurlu insanlardır. Ancak Kılıçdaroğlu’nun bu tür çirkin iddialar karşısında kararlı tavır koymaması nedeniyle, CHP tacizcileri koruyor gibi bir algı oluşuyor.

İSKİ REZALETİ

Yazının Devamını Oku

AİHM’nin Demirtaş kararı ve muhalefet şerhleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AİHM’yi ikiyüzlülükle suçlamış ve Demirtaş için 6-8 Ekim olayları sırasında Yasin Börü başta olmak üzere 53 kişinin katili olduğunu belirterek, “Kobani teröristi” demişti.

AİHM’nin Demirtaş hakkında iki kararı bulunuyor. AİHM İkinci Daire’nin 20 Kasım 2018 tarihli kararı ile yeni tartışmaya neden olan 22 Aralık tarihli Büyük Daire kararı. AİHM’nin Selahattin Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması”yla ilgili kararı şimdiye kadar avukatların attığı tweet’ler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert tepkisi üzerinden tartışılıyor. 160 sayfadan oluşan AİHM kararını ve iki muhalefet şerhini inceleme fırsatı buldum. Gürcistanlı hâkim Lado Chanturia ile Türk hâkim Saadet Yüksel’in muhalefet şerhleri dikkatle incelenmeye değer. Bunları başlıklar halinde aktarmak istiyorum.

ÖNCE AİHM KARARI

1) Türkiye’nin ‘parlamentolar arası birlik kararı bulunması’ nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğu yönündeki itirazı oybirliği ile reddedilmiş.

2) Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun tüketilmediğine ilişkin itiraz oy çokluğu ile reddedilmiştir. Muhalefet şerhlerinde bu cümle önemli bir yer tutuyor.

3) Tazminat yolunun tüketilmediğine ilişkin itiraz ise Demirtaş hakkında etkili bir hukuk yolu olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş. Ancak muhalefet şerhinde bu karara ilişkin itirazlar da yer alıyor.

MAKUL ŞÜPHEYİ KARŞILAMAYAN DELİL ELEŞTİRİSİ

AİHM Büyük Daire’nin kararını incelerken yargımızın ciddi olarak tartışması gereken bir hükümle karşılaştım: “Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nce sunulan delillerin, sözleşmenin 5’nci maddesinin gerektirdiği makul şüphe kıstasını karşılamadığı, objektif bir gözlemcinin bu delillerle başvuranın (Demirtaş) tutuklandığı suçları işlediğine ikna edilemeyeceği gerekçesiyle sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir” deniliyor.

MİLLETVEKİLİ OLMASI

Yazının Devamını Oku

AİHM’den çarpıcı çıplak arama kararları

FETÖ’cüler yargıda, poliste etkili oldukları zaman öyle adaletsizlikler, zulümler yaptılar ki hak, hukuk, adalet denilince en son konuşacak kişiler. Ancak en çok onlar konuşuyorlar.

Firari FETÖ’cüler çıplak arama iddialarını bir kampanyaya dönüştürünce, insanlar bu FETÖ’cülerin yine hangi hesapları var acaba diye düşünmeye başladı. Çünkü yalan bunların mesleği. Yalan ve takiye ile herkesi aldatıp 15 Temmuz’da darbe yapacak güce ulaştılar.

FETÖ’CÜLERİN ÇARPITMASI

FETÖ’cüler “çıplak arama” derken bilinçli bir çarpıtma yapıyor ve insanların ahlaki yaklaşımlarını istismar etmeye çalışıyorlar. Bazı ülkelerin düzenlemelerinde, detaylı arama, derin arama, kapsamlı arama olarak da ifade edilen çıplak arama, aslında insanların giysilerinin tamamen çıkartılması suretiyle yapılan bir arama değil. Birçok ülkede olduğu gibi bizdeki mevzuatta da giysilerin kademeli olarak çıkartıldığı, çıkartılan giysiler giyildikten sonra diğer kısım giysilerin çıkartıldığı, sıkı kurallara bağlanmış bir arama şekli bu. Erkek veya kadın olsun, insanların tamamen giysilerini çıkarttıkları bir arama türü yok.

Belli ki cezaevlerinde güvenlik nedeniyle çıplak aramaya ihtiyaç duyulan durumlar oluyor. O nedenle ceza ve infaz kurumlarıyla ilgili yönetmeliğin 34. maddesinde çıplak aramanın nasıl yapılacağı belirlenmiş.

ÇIPLAK ARAMADA BULUNANLAR

Çıplak arama sırasında adli mahkûmlarda iç çamaşırına saklanmış uyuşturucu, SIM kart, bıçak, delici alet bulunmuş. FETÖ ve PKK’lılarda ise örgütsel doküman, ByLock var mı yok mu şeklinde mesajlar, kâğıt üzerine çizilmiş kroki ve şifreli yazışmalar tespit edilmiş.

MECLİS DÜNYA ÖRNEKLERİNİ İNCELEMİŞ

Çıplak aramayla ilgili tartışmaların sürdüğü bir sırada milletvekillerinin talepleri üzerine Meclis Araştırma Hizmetleri Başkanlığı ABD ve AB üyesi ülkelerdeki durumu inceleyen bir rapor hazırlatmış. Bu çalışmadan bazı bölümleri paylaşmak istiyorum:

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın karşısında kim ne kadar oy alıyor?

2023 seçimlerine uzun bir süre var ama Erdoğan’ın karşısına kimin çıkacağı konusu önemini koruyor. Konsensus Araştırma, aralık ayı anketinde sadece iki isim önermek suretiyle bu soruya yanıt aramış.

İMAMOĞLU MU ERDOĞAN MI?

Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan yarıştığı takdirde, Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 53.7 çıkarken, İmamoğlu yüzde 46’ya ulaşıyor.

YAVAŞ MI ERDOĞAN MI?

Mansur Yavaş ile Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olduğunda ise Erdoğan’a yüzde 55.2 oranında oy çıkarken, Yavaş yüzde 44.8 alıyor.

GÜL MÜ ERDOĞAN MI?

Yine Abdullah Gül’ü sormuşlar. Kılıçdaroğlu bana yine kızacak. “Selvi’ye bunu kim yazdırmış” diyecek. Cevabını veriyorum. Bana bunu Konsensus yazdırdı. Çünkü Erdoğan ve Gül yarıştığı zaman ne olur diye sormuşlar. Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 76.3’e yükselirken, Gül 23.7’de kalmış.

AKŞENER Mİ ERDOĞAN MI?

Ha, bir de tek kadın aday olarak

Yazının Devamını Oku

Demirtaş, Türkçe mevlit ve cinsel taciz

AİHM’nin Selahattin Demirtaş kararı çıktığında Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti MYK toplantısındaydı.

Erdoğan, AİHM’nin terörle ilgili olarak Türkiye’den giden her kararı onayladığını söylüyor. Kararın hukuki değil siyasi olduğunu belirtip “Türkiye aleyhine hareket ediyorlar. Kendi adamlarını koruyorlar” diyor. Ardından ekliyor:

“Bu karar bizi bağlamaz.”

Cumhurbaşkanı dünkü grup toplantısında AİHM’nin Demirtaş kararını ayrı bir gündem maddesi yaptı.
AİHM’nin kararına iki açıdan itiraz etti.
1- Usul yönünden.
“AİHM, bu kararı iç hukuk yolları tüketilmeden alarak, istisnai bir uygulama yapmıştır. Kaldı ki biz bireysel başvuru adımını attığımız zaman Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ni, bir defa bütün yolları tüketme unsuru olarak gördük. Ondan sonra AİHM devreye girebilir, bu şekilde bu adım atıldı. Ama şimdi görüyoruz ki burada bütün yollar tüketilmeden AİHM, bu tür kararları alma yoluna tevessül etmiştir.”

2- Esas yönünden.

Yazının Devamını Oku

DGM’de sormamışlardı, HDP’liler sordu

Genç bir gazeteci olarak yargılandığım DGM’de dahi bu soruyla muhatap olmadım. DGM’de hâkim bana “Haberin kaynağı kim? Nereden aldın” diye sormadı. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde soruldu. Hem de HDP milletvekilleri tarafından.

DGM o zaman İstanbul’da Gülhane Parkı’nın karşısındaydı. 90’lı yıllardı. ABD Kongresi’nden Türkiye’nin satın aldığı helikopterlerle ilgili onay bir türlü çıkmıyordu. Her gün şehit cenazeleri geliyor ama müttefikimiz olan ABD bize paramızla satın aldığımız helikopterlerin onayını vermiyordu. Bugün S-400’ler için yaptırım kararı alınması gibi...

PENTAGON’DAKİ SÖZ

Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay’ın başkanlığındaki askeri bir heyet, 1989 yılı mart ayında ABD’yi ziyaret etmişti. Askeri heyet, görüşmeler sırasında ABD’lilere, NATO müttefiki olan Türkiye’nin terörle mücadelesinde çok gerekli olan helikopterlerin verilmemesinden duyulan rahatsızlığı iletmişti. “Siz bize bunu yapıyorsunuz ama biz Konya’daki alçak uçuş üssünde size alçak uçuş eğitimi yapma imkânı sunuyoruz. Konya’daki alçak uçuş eğitimi sırasında hamile kadınlarımız erken doğum yapıyor, hatta inekler bile erken doğum yapıyor ama biz bunu kamuoyundan gizliyoruz” demişlerdi.

DGM’NİN TARİHİ KARARI

“Pentagon’un bildiği Türk halkından gizleniyor” diye yazdım. Hakkımda dava açıldı. Çevrecilerin, CHP ve DSP’de önemli görevler yapan gazeteci Uluç Gürkan’ın ve rahmetli Çetin Özek’in hukuki desteğiyle DGM’de beraat ettim. Burada asıl önemli olan DGM’den çıkan karardı. DGM, “Amerikan halkının bildiğini Türk halkının bilme hakkı vardır” dedi. Sonuç ne oldu? Bir süre sonra Konya’daki üsten ABD’lilerin alçak eğitim uçuşları iptal edildi.

TUMA ÇELİK OLAYI

HDP’den istifa etmek zorunda kalan Mardin milletvekili Tuma Çelik’in D.K. isimli kadına yönelik cinsel saldırı olayını yazan gazetecilerden biriyim. Aynen Duygu Delen, Ceren Damar ve Şule Çet cinayetlerinde olduğu gibi. Mağdur kadınların yanında durdum. O dosyaların kapatılmaması, kadınların susturulmaması ve tecavüzcülerin cezalandırılması için çaba gösterdim. Tuma Çelik’in, “Ben milletvekiliyim. Benim dokunulmazlığım var. Bana bir şey olmaz. Sen, eşin ve çocukların insan içine çıkamaz” sözleri aslında kudret sahibi erkeklerin, cinsel saldırı mağduru kadınlara yönelik ortak bir tehdit diliydi. Kanıma dokundu. Üzerine gittim. Peki ne yapsaydım, tehditler karşısında sussa mıydım?

D.K.’NIN ONUR MÜCADELESİ

Yazının Devamını Oku

Masa yok

Siyasete kadın eli değince böyle oluyor. Çünkü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener masa işine taktı. Akşener önce “Memleket Masası kuralım” dedi. Olmadı. Bu kez de “İttifak olmaz. Masa kurulabilir. Ama ana muhalefet partisinin genel başkanı da o masada olmak zorundadır” diye konuştu. Akşener ısrarlı. Mutlaka bir masa kurduracak.

Peki masada ne olacak? Meral Ana’ya göre mönüde başkanlık sistemi var. Liderler önce oturup başkanlık sistemini yiyecekler. Başkanlık sistemi afiyetle yenildikten sonra oturup, üzerine tatlı olarak parlamenter sistemi kuracaklar. Kahveniz nasıl olsun?

AKŞENER AYRILACAK PANİĞİ

Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla millet ittifakı için gayret gösteren bazı gazetecilerin, Meral Akşener cumhur ittifakına geçerse diye ödleri kopuyor. Akşener, külliyede bir resepsiyona mı katıldı? Orada Erdoğan’la selamlaşırken tebessüm mü etti? Bahçeli, “Evine dön” çağrısı yapıp, Erdoğan destek mi verdi? Bunlarda bir panik başlıyor. Meral Hanım’ı buldukları her yayında önce, “AK Parti ile ittifak yapacak mısınız?” diye soruyorlar. O “Yok” diyor. Ama bunları kesmiyor. Bir kez de “Cumhur ittifakına geçecek misiniz?” diye soruyorlar. Meral Hanım’da da ne sabır varmış... Her sorulduğunda neden cumhur ittifakına geçmeyeceğini anlatıyor.

PÜF NOKTASI

Akşener’in masa önerisinde ustalıkla gizlenmiş bir nokta var. “İyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek üzere elbette o masada oluruz” diyor.

Akşener’in masasına oturmak için önce “başkanlık sistemi”nin başarısız olduğunu kabul edeceksin. Sonra güçlendirilmiş parlamenter sistemi konuşacaksın. Usta işi bir tuzak bu.

‘ERDOĞAN’LA GÖRÜŞÜRÜM’ DEMİŞTİ

Bahçeli

Yazının Devamını Oku

Anketler ne diyor?

Murat Sarı’nın başkanı olduğu Konsensus araştırma şirketinin aralık ayı anketinde iktidara, muhalefete ve kurulacak yeni partilere ışık tutacak sonuçlar var. Konsensus, 5-15 Aralık tarihleri arasında 81 il, 530 ilçe ve 87 seçim çevresinde nabız tutmuş. Yeni veriler içermesi açısından Konsensus’un anketini paylaşmak istiyorum.

HALK ERKEN SEÇİM İSTİYOR MU?

Türkiye bir dönemler seçim yapmaktan yorgun düşmüştü. Seçim havasından kurtulamadığımız için bir türlü kalıcı yatırımlara yönelememiştik. Muhalefet 2021 yılı için erken seçimi dillendirmeye başladı. Hatta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tarih bile verdi. 2021’in haziran ayında erken seçime gidilmesini beklediğini açıkladı. Kılıçdaroğlu ilk başlarda erken seçime karşıydı ama son dönemlerde Akşener’den bile daha fazla erken seçim yanlısı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli ise erken seçime karşı çıktı. Peki erken seçim konusunda halkımız ne düşünüyor?

ORANLAR NE DİYOR?

Erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 24.4’te kalmış. Halkımızın yüzde 75.6’sı ise 2023’ü işaret etmiş, “Seçimler normal zamanında yapılsın” demiş.

SEÇİMDE HANGİ İTTİFAK ÖNDE?

Muhalefet erken seçim için bu kadar ısrarlı olduğuna göre, kendini şanslı görüyor diye düşünebilirsiniz. Konsensus partilerin oy oranı olarak sormamış, ittifaklar olarak sormuş. AK Parti ve MHP’den oluşan cumhur ittifakı 51.4’e ulaşırken, CHP, İYİ Parti, Saadet ve DP’den oluşan millet ittifakı ise yüzde 34.2 ediyor. Cumhur ittifakı ile millet ittifakı arasındaki fark 17.2 çıkıyor. HDP ayrı değerlendirilmiş. HDP 12.1 çıkarken, diğerleri 2.3’te kalıyor. HDP’nin yüzde 12.1’i dikkatinizi çekti mi?

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE DİKKAT ÇEKİCİ DEĞİŞİKLİK

Gerçi sadece cumhur ve millet ittifakının adayları mı yarışacak, üç-dört adayın yarışına mı sahne olacak o belli değil ama Konsensus, Cumhurbaşkanlığı seçimini iktidar ve muhalefet bloku olmak üzere iki başlık halinde sormuş. Karasızlar dağıtıldığında iktidar bloku diyenler 51.6’ya ulaşırken, muhalefet bloku 48.4’te kalıyor. İki blok arasındaki fark 3.2 ediyor. Başka bir nokta da, söz konusu Cumhurbaşkanlığı seçimi olunca kararsızların, oy kullanmaya gitmeyeceğini söyleyenlerin oranında ciddi bir düşüş yaşanıyor. Hepsini topladığınızda 0.7 ediyor. Demek ki, halkımız Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili. Neden oy vereceğini ve neden vermeyeceğini kafasında netleştirmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

15 Temmuz darbe girişimine giden yolun en önemli kilometre taşlarından biriydi 17-25 Aralık.

Yargı üzerinden yaptıkları darbe girişimi başarılı olamayınca son olarak altın vuruş yapıp, TSK’daki güçlerini harekete geçirdiler. Biz ona 15 Temmuz darbe girişimi diyoruz. 17-25 Aralık’ın gerçek yüzünün yazılamadığını düşünüyorum. Ancak 15 Temmuz’u anlamak için 17-25 Aralık’a bakmak gerekiyor. Şimdi madde madde paylaşacağım öncesi ve sonrasıyla bu müdahaleler, FETÖ’nün darbe zincirinin birer halkaları.

17 ARALIK ÖNCESİ

1)Ergenekon’la mücadele sürecinde FETÖ, herkesin korktuğu, sindiği, operasyonel bir güç haline geldi.

2) 2010 referandumundan çıkan yüzde 58 evet oyunu kendi hanesine yazan FETÖ, siyasi olarak önemli bir güç elde etti.

3)2011 seçimlerine giderken FETÖ’nün talimatıyla 100-110 arasında FETÖ’cü,
AK Parti’den milletvekili aday adayı oldu.

TARİHİ DİYALOG

4) Milletvekili listelerinin hazırlandığı dönemde

Yazının Devamını Oku

Kavala kararı yeni dönemin işareti mi?

Erdoğan ve Bahçeli, Osman Kavala’yı, ‘Kızıl Soros’ ilan etmişlerdi. Gezi davasından beraat ettiğinde Erdoğan, “George Soros’un Türkiye ayağını beraat ettirmeye kalktılar” demişti. Bahçeli birkaç gün önce, “Terörist Demirtaş veya Sorosçu Kavala hakkında karar oluşmalı, hukuken suçlu olup olmadıkları da teyit ve tescil edilmelidir” diye açıklama yapmıştı.

Osman Kavala, 18 Şubat 2020’de Gezi davasından tahliyesine karar verildiği halde, alelacele 15 Temmuz’dan dolayı tutuklama kararı verildiği için cezaevinden çıkamamıştı. Anayasa Mahkemesi dün Kavala’nın bireysel başvuru talebini görüşerek Genel Kurul’a sevk etti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 15 üyeden oluşuyor.

BERBEROĞLU KARARI UYGULANMAMIŞTI

Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği ihlal kararı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından uygulanmamıştı. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararlarının yerel mahkemeler tarafından kabul edilmemesi gece yarısı yargı krizine neden olmuştu. Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın, darbe dönemlerini çağrıştıran “Işıklar yanıyor” tweet’i üzerine ise tartışma farklı bir noktaya kaymıştı.

AYM KARARI UYGULANACAK MI?

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, en son Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararlarının bağlayıcı olduğunu belirterek, “Anayasa mahkemesinin kararları herkes için bağlayıcıdır, tüm kişileri, kurumları bağlar ve kararlarının gereği yapılır” demişti.

REFORM SÜRECİNİN GÜNDEMİNDE

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararlarının yerel mahkemeler tarafından yerine getirilmemesi, yargıda yetki krizine yol açınca, yeni yasal düzenleme yapılması talebi gündeme gelmişti. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanacak reform paketleri arasında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararlarının yerel mahkemeler tarafından zorunlu olarak uygulanmasına dönük düzenlemenin yer alması bekleniyor.

KAVALA KARARI UYGULANACAK MI?

Yazının Devamını Oku

Reform süreci ne olacak, HDP kapatılacak mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemini başlatıyoruz” açıklaması ile Türkiye, yeniden reform iklimine girdi.

Erdoğan, reform yapılacak alanları, ekonomi, hukuk ve demokrasi olarak ilan etti. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, reform çalışmaları kapsamında TÜSİAD, TOBB ve MÜSİAD ile bir araya geldi. Gül, ayrıca Azınlık Vakıfları Temsilcileri ile ve Meclis’te İnsan Hakları ile Adalet Komisyonu üyeleriyle görüştü. Erdoğan kabine toplantısından sonra, “Reform paketlerimizi iş dünyası başta olmak üzere her kesimle konuşarak, tartışarak olgunlaştırıyoruz.İnşallah ekonomik, hukuki, idari reform paketlerimizi bütçeden sonra meclisimizin gündemine taşımaya başlıyoruz” dedi. Reform gündemine dönülmesini ülkemiz ve AK Parti açısından yararlı görüyorum. Ancak çok büyük beklentiler oluşturulmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Daha çok uygulamadan kaynaklanan aksaklıkların giderilmesine yönelik düzenlemeler içeriyor.

İKİNCİ ÇÖZÜM SÜRECİ DEĞİL

Başından beri altını çizmeye özen gösterdiğim bir nokta var. O da reform sürecinin geçmişte yaşanan çözüm süreci ile karıştırılmaması. Bu dinamikleri farklı olan, yeni bir süreç. Bu süreç ikinci bir çözüm süreci değil. Çozüm sürecinde önemli kazanımlarının yanı sıra uygulamadan kaynaklanan yanlışlar yaşandı. Ayrıca ABD ve İngiltere çözüm sürecinin başarılı olmasını istemediler. Engellediler. ABD’nin maşası olan PKK çözüm sürecini sabote etmek için her yola başvurdu. Hendek savaşlarının başlatılması gibi.

BAHÇELİ’NİN DESTEĞİ ÖNEMLİ

Çözüm sürecinde muhatap HDP’ydi. Reform sürecin paydaşı ise cumhur ittifakının ortağı olarak MHP. Bu açıdan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “2021 yılı reform yılı olacaktır. Bizim de anlayışımız ve özlemimiz budur. Hukuktan ekonomiye, daha doğrusu hayatın her alanında 2023 vizyonuna muvafık ve müzahir bir reform seferberliğine sonuna kadar destek olacağımızın güvence ve sözünü açık çek olarak veriyoruz” açıklaması çok önemli.

Hep vurguluyorum. Her sürecin kendine has bir ruhu var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform için yola çıkmışken cumhur ittifakı ortakları arasında bir siyasi sorun yaşanmaması gerekiyor. O nedenle Erdoğan, Bahçeli’yi tereddüde sevk edecek bir adımın atılmasına izin vermez.

BAHÇELİ VE SOYLU’DAN HDP ÇIKIŞI

MHP Genel Başkanı

Yazının Devamını Oku