GeriAbdulkadir SELVİ Milletvekili fezlekeleri konusunda iki kriter
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Milletvekili fezlekeleri konusunda iki kriter

Siyaset, HDP’nin kapatılması ve Kobani soruşturması kapsamında haklarında fezleke düzenlenen HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu üzerinden yeniden şekillenecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli’nin geçen haftaki sürpriz görüşmesi bu beklentiyi güçlendirdi. Çünkü cumhur ittifakında olan MHP, HDP’nin kapatılması için bastırıyor.

MHP’NİN DOSYASI GÜNCELLENDİ

MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı HDP hakkında kapatma davası açmadığı takdirde HDP’nin kapatılması için başvuruda bulunacağını daha önce açıklamıştı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti ldız’ın başkanlığında hazırlanan dosya büyük ölçüde tamamlandı. PKK’nın kuruluşundan başlayıp şimdiye kadarki terör eylemlerini içeren dosya, Kobani dosyası eklenerek güncellendi. Erdoğan’ın geçen hafta MHP Lideri’ne yaptığı sürpriz ziyaretin ardından AK Parti’de en yetkili karar organı olan MYK salı günü toplanacak. HDP, dokunulmazlıklar ve yeni anayasa sürecinde kritik kararların alınması gereken bir sürece girildi. O nedenle yarın yapılacak olan AK Parti MYK toplantısında alınan kararlar önemli olacak.

FEZLEKELER TEK TEK İNCELENECEK

HDP’lilerle ilgili Kobani fezlekeleri sorulduğunda Cumhurbaşkanı Erdoğan,Süreç ne ise aynen işleyecektir. Genel Kurulda da hemen eller iner kalkar” yanıtını vermişti.

Ama bundan HDP’lilerle ilgili tüm dokunulmazlık dosyalarının işleme konulacağı ve hepsinin dokunulmazlığının kaldırılacağı sonucu çıkarılmasın.

Kobani iddianamesi kabul edildiği, Yasin Börü başta olmak üzere 53 vatandaşımız vahşi bir şekilde katledildiği için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kobani olaylarıyla ilgili ayrı bir hassasiyeti var. Yine de HDP’liler hakkındaki Kobani fezlekeleri de tek tek incelenecek.

KAPATMA VE DOKUNULMAZLIKLAR

İki konuyu birbirinden ayırmak gerekiyor.

1- HDP’nin kapatılması konusu

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Kobani iddianamesini talep etmesi önemli bir aşamaydı. Yargıtay kaynakları bunun rutin bir işlem olduğunu ifade etti. İşlem rutin ancak konjonktür rutin değil.

2- HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması.

TOPTANCI YAKLAŞIM YOK

Dokunulmazlıklarla ilgili olarak AK Parti kulislerinin nabzını tutmaya çalıştım. Daha sürecin başındayız. İlerleyen zaman içinde AK Parti’nin tavrının netleşmesi bekleniyor. Ama şunu söyleyebilirim: HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda toptancı bir yaklaşım yok.

KOBANİ VE TERÖRLE MÜCADELE

Kobani fezlekeleri konusunda bir hassasiyet olduğu inkâr edilemez bir gerçek. Öncelik Kobani ve terörle mücadeleye ilişkin dosyalarda. Bu dosyaların tamamı neredeyse HDP’lilerle ilgili.

İKİ KRİTER

Buna rağmen dokunulmazlık dosyalarıyla ilgili olarak yine de toptancı bir yaklaşım yok. Dosyalar tek tek incelenecek.

1- Suç isnadı nedir, fezleke hangi mahkemeden intikal etti?

2- Suçun ceza aralığı ne kadar?

İki kritere göre önce fezlekelerle ilgili tablo netleştirilecek.

FEZLEKELERİN DÖKÜMÜ

195 milletvekili hakkında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili dosya düzenlenmiş. Milletvekilliği sona erenler ve dava dosyası düşenler nedeniyle 9 dosya işlemden kaldırılmış. 186 milletvekili hakkında 1346 fezleke var.

İADE EDİLEN DOSYALAR

Geçen dönemden 252 dosya intikal etmiş. Bu arada her gelen dosya işleme konulmamış. Meclis bu dönemde çeşitli nedenlerle 67 dosyayı iade etmiş. Bunların 62’si HDP, 3’ü CHP, 1’i MHP, biri de bağımsız milletvekiline ait.

REKOR HDP’LİLERDE

Dokunulmazlık dosyalarında rekor HDP’lilerin. 957 HDP, 246 CHP, 8 İYİ Parti milletvekili hakkında dosya bulunuyor. AK Parti’de ise 12 milletvekili hakkında 13 fezleke düzenlenmiş durumda. Diğerleri ise Meclis’te temsil edilen ya da bağımsız milletvekillerine ait.

AKŞENER ŞAŞIRTTI

HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda en dikkat çekici çıkış İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu’nun HDP’lilerin fezlekelerine “evet” oyu vereceklerini açıklamasına rağmen Akşener, İ Parti milletin derdi konuşulmasın diye önüne getirilen fezlekelere gözü kapalı el kaldırmaz. İ Parti, o fezlekelerin önünü arkasını iyice okur. Çünkü İ Parti, o fezlekelerin önünde biri varsa, ardında da sizin olduğunuzu çok iyi bilir” diyerek şaşırtıcı bir çıkış yaptı.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI İSTİFA EDECEK Mİ?

SOSYAL
medya ilginç. Bir bakıyorsunuz, gece yarısı bir bakanı istifa ettirmiş oluyorlar. İşin ilginç tarafı, istifa ettiğinden bakanın haberi yok. Son olarak Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un istifasına karar vermişler.

Ziya Selçuk, sosyal medya hesaplarını kendisi düzenleyen bir bakan. Paylaşımlarında özgün bir dil kullanıyor. Son olarak Iğdır’a yaptığımız gezi sırasında buna tanık oldum. Bir de fotoğraf çekmeyi çok seviyor. Uçak bulutların üzerine çıkınca, Ağrı Dağı uzaklarda göründüğünde ilk işi fotoğraflarını çekmek oldu. Ben de onun fotoğrafını çektim.

Ziya Selçuk’un Instagram hesabında “Milli Eğitim Bakanı” ibaresini görmeyen bir dedikodu sitesi, hemen müthiş haberi patlatmış! Milli Eğitim Bakanı’nı istifa ettirmiş. Ona bir de “Cumhurbaşkanı’nı takipten çıkardı” notunu ekleyince haber daha gizemli bir hal almış. Bu dehşetengiz habercilik sayesinde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un da istifa ettiğinden haberi olmuş. Her şey iyi de insan bu haberi yaparken Ziya Selçuk’un Instagram hesabında daha önce Milli Eğitim Bakanı unvanını kullanıp kullanmadığını kontrol etmez mi? Selçuk Twitter hesabında Milli Eğitim Bakanı unvanını kullanıyor ama Instagram hesabında şimdiye kadar hiç kullanmamış. Bakan olmadan önce açtığı Instagram hesabına, bakan olduktan sonra Milli Eğitim bakanı titrini ilave etmemiş. Böylece hiç kullanmadığı unvanı kaldırması da mümkün olmamış.

X

Sisli ortamda Erdoğan’ın mesajları

Son dönemde Türkiye yine bir kaos ortamına sokulmak isteniyor. Ortalığın sis ve pusla kaplanması hedefleniyor. Bunun 2 yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi olmadığı söylenemez. Bizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde her zaman sancılı bir süreç başlatılmak istenir. Darbelere, muhtıralara varan, kıran kırana bir mücadele sergilenir. Eski dönemin yeni oyuncuları bir kez daha kriz ve kaos senaryosunu devreye soktular.

Böylesine kritik süreçlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajları dikkatle takip etmekte yarar var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün AK Parti grubunda yaptığı konuşma da onlardan biriydi.

PİYONLARA

Cumhurbaşkanı hitabeti güçlü bir lider. Konuşmalarının da bir fikir örgüsü var. Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, 15 Temmuz’da bombalanan Gazi Meclis vurgusu üzerinden bir misyon ortaya koydu.

“Milletimizin başını yere eğdirmedik. Bunu yaparken asla Türkiye’nin gündemini karanlık mahfillerde kurgulanan senaryolara teslim etmedik. Ülkemize ne şu veya bu dış gücün ne onların piyon olarak kullandığı örgütlerin ne de içeride bu kirli senaryoya gönüllü figüran yazılanların istikamet çizmesine izin verdik” dedi.

PUSULA

Türkiye’yi kriz ve kaos ortamına sürüklemek isteyenlerin kirli planlarını sahneye sürdükleri bir dönemde pusulanızın ne olduğu çok önemli. Erdoğan, o pusulanın adresini verdi.

“Yolumuzu karanlık mahfillerin kirli senaryolarına göre de belirlemedik. Bizim tek pusulamız aziz milletimizdir” diye konuştu.

KİRLİ SENARYOLAR

Yazının Devamını Oku

HDP'ye kapatma davası siyaseti nasıl etkileyecek

Meslek hayatımda ilk olarak DYP hakkında açılan kapatma davasını izledim.

DYP kapatılmadı. Refah Partisi’nin kapatılması ise 28 Şubat sürecinde siyaseti derinden etkilemişti.

AK Parti hakkında açılan kapatma davası ise Türk siyasetinin tanık olmadığı demokrasi mücadelesine sahne olmuştu.

Bu ülkeyi 10 yıl yöneten Demokrat Parti 27 Mayıs darbesinden sonra Ankara’da bir yerel mahkeme kararıyla kapatıldı.

Türkiye siyasi parti mezarlığına döndü.

Aslında ikinci kez açılan kapatma davası demek daha doğru olur. Çünkü ilk iddianame oybirliğiyle reddedilmişti.

Bu kez daha derli toplu bir iddianame hazırlandığı söyleniyor.

1 İlk iddianamede ölmüş ya da HDP’den istifa etmiş kişiler hakkında siyaset yasağı talep edilmişti.

2

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki belirsizlikler

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken cumhur ittifakının cumhurbaşkanı adayı belli.

AK Parti ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Erdoğan. Bunu niçin belirtme ihtiyacı hissettim? Çünkü cumhur ittifakında bir cumhurbaşkanı adayı tartışması yaşanmayacak.

2023’e giderken muhalefetin önünde önemli belirsizlikler duruyor. Elbette ki seçim sathı mailine girildiğinde bunlar birer birer ortadan kaldırılacak. Ama çok kolay olacağı sanılmasın.

MUHALEFETİN HANDİKAPLARI

Muhalefeti sancılı bir süreç bekliyor. Hemen aklınıza muhalefet ortak aday belirleyecek mi, yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak sorusu gelecek. Ama bence ondan daha önemli bir soru var. O da millet ittifakı devam edecek mi, etmeyecek mi konusu.

1- BARAJ YÜZDE 5’E DÜŞERSE

2018 seçimlerinde kurulan ittifaklar yerini korudu. Muhalefetin kurduğu millet ittifakı aradan geçen süre zarfında dağılmadı. Hatta yerel seçimlerde başarılı sonuç almayı bildiler.

Muhalefette ittifakın en önemli tutkalının yüzde 10 seçim barajı olduğu biliniyor. Seçim barajı yüzde 5’e düşürülürse millet ittifakı devam edebilecek mi? Böyle bir risk olmasına rağmen, yerel seçimlerdeki  başarının, millet ittifakının 2023 seçimlerinde de devam etmesini sağlayacağını düşünüyorum.

2- ORTAK ADAY

Yazının Devamını Oku

Akşener’in HDP itirazı ve muhalefetin ortak aday planı

2023 seçimlerine 2 yıl gibi bir süre var ama muhalefet cephesine bakınca cumhurbaşkanı adaylığı konusunun kolay aşılmayacağı anlaşılıyor. Çünkü öncelikle yöntem konusunu netleştirmiş değiller.

Muhalefet cephesindeki tartışma iki model üzerinde yürüyor:

1- İlk turda partiler adaylarını çıkarsın. Böylece partiler seçmenlerini bloke etsin, Erdoğan’a oy kayması önlensin. İkinci turda ise Erdoğan karşısındaki aday üzerinde ittifak sağlansın.

2- Erdoğan’a karşı muhalefet ortak aday çıkarsın.

MİTHAT SANCAR, ORTAK ADAY ÖNERDİ

Erdoğan’a karşı muhalefetin ortak aday belirlemesi tezini savunanlar cephesinde en önemli hamlelerden biri HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan geldi. Mithat Sancar, “Cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefet ortak aday çıkarmak isterse biz bunun iyi bir seçenek olacağını da düşünüyoruz. Ortak aday üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir seçenektir” dedi. Diğer Eş Genel Başkan Pervin Buldan da “Bizim bir araya gelmemiz kaçınılmaz bir mesele haline geldi. Yeter ki bu meselelerde herkes hemfikir olsun, kararlı ve cesur olsun. Böylesi cesur adımlara ihtiyaç var. Cumhur ittifakına karşı bunu bir güçbirliğine çevirebilirsek, seçimlerde de başarılı olabiliriz” diye çağrı yaptı.

HDP’NİN ŞARTI

Hem Sancar’ın hem Buldan’ın açıklamalarında altı çizilmesi gereken bir nokta yer alıyor. HDP artık gizli müttefik olmak istemiyor. Açık bir ortak olmayı ve cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi sürecinde söz sahibi olmayı istiyor. HDP bu önerisinin karşılığı olarak masaya yüzde 10’un üzerindeki oy oranını koyuyor. Yani benim Meclis’e girmek gibi bir sorunum yok ama sizin cumhurbaşkanlığını kazanmak gibi bir yükümlülüğünüz var, diyor. İstanbul seçimlerindeki HDP katkısını örnek veriyor.

AKŞENER, 

Yazının Devamını Oku

Perinçek’le Dervişoğlu’nun suikast tartışması

Doğu Perinçek, Özel Harekât eski Daire Başkanı İbrahim Şahin’in kendisine suikast düzenlemek isteyen şahsın ismini verdiğini belirtip, o kişinin şu anda İYİ Parti milletvekili olduğunu açıklamıştı.

Ancak Perinçek’in açıklamasına rağmen devam eden sessizliğe tepki göstermiştim.

Çünkü Doğu Perinçek dediğimiz isim sıradan biri değil. Türk siyasetinin en önemli siyasi figürlerinden biri. Diğer yanda ise suikastla suçlanan bir İYİ Parti milletvekili var.

Aydınlatılması gereken ciddi bir durum. Hem Doğu Perinçek’in açıklamalarını takip ettim hem de Müsavat Dervişoğlu’yla konuştum.

PERİNÇEK’İN AÇIKLAMASI

Doğu Perinçek olayı şöyle açıkladı:

“Bana suikast düzenlemek isteyen isim, İYİ Parti yöneticisi Müsavat Dervişoğlu. Nereden biliyorum? 2006 yılının sonunda bir gün Muzaffer Tekin komutanımız, Sayın İbrahim Şahin ile birlikte geldi. İbrahim Şahin, biliyorsunuz Özel Harekât komutanı. İbrahim Şahin Bey, ‘Size suikast hazırlayanlar kimdir biliyor musunuz?’ dedi. ‘İsmen bir takım ihbarlar oldu ama kesin bir bilgimiz yok’ dedim. Benden bir kâğıt istedi. O kâğıda elyazısıyla ‘İzmir MHP, Müsavat Dervişoğlu, MİT’in kadrolu elemanı, 2000, Dere Döviz’ yazdı. Ben bu kâğıdı aldım eve götürdüm, arşivime koydum. Sonra 21 Mart 2008’de tutuklandığımız zaman Ankara’da gözaltına alındım. İstanbul’a bizim eve 20-30 tane polis geliyor. Aramada bu kâğıdı da buluyorlar ve bu kâğıt Ergenekon Davası’nın arşivine girdi. Sordular, ‘Bu yazı nedir?’ diye. Ben de ‘İbrahim Şahin bana yapılacak suikastı kimin örgütlediği konusunda böyle bir yazı verdi’ dedim.”

MÜSAVAT DERVİŞOĞLU NE DEDİ?

Perinçek’in iddiaları hakkında İYİ Parti Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu ile konuştum.

Yazının Devamını Oku

Muhalefet erken seçimi bir daha düşünmeli

Muhalefet, pandeminin getirdiği kısıtlamalar ve ekonomik zorlukları siyasi başarıya dönüştürmek adına erken seçim için bastırıyor ama anketler hiç de muhalefeti şanslı göstermiyor.

Halkın iktidara yönelik eleştirileri olabilir ama seçmenler muhalefeti çare olarak görmüyor.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 22-24 Mayıs tarihleri arasında 1836 kişi üzerinde yüzyüze görüşme yöntemiyle yaptığı ankette kararsızlar dağıtıldığında AK Parti’nin oy oranı 39.1 çıkıyor.

CHP YÜZDE 25

CHP ise yüzde 25’i aşamıyor. CHP’nin oy oranı yüzde 24.8 çıkıyor. MHP’nin oy oranı yüzde 10.4 olurken HDP’nin oy oranı yüzde 10.3 olarak çıkıyor. Son dönemlerde yükselişte olan İYİ Parti’nin oy oranı ise yüzde 9.5. Optimar’ın anketlerinde İYİ Parti’nin oy oranı beklentilerin altında çıkıyor.

YENİ PARTİLERİN OY ORANI

Optimar’ın anketinde yeni kurulan partilerin oy oranları da yer alıyor.

Muharrem İnce’nin Memleket Partisi yüzde 1.4 olurken Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Partisi 1.1. Ali Babacan’ın Deva Partisi yüzde 1 olurken, Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi 0.1 olarak çıkıyor. Fetih Erbakan’ın Yeniden Refah Partisi 0.2 olurken Saadet Partisi 0.5 olarak çıkıyor.

SEÇMEN SADAKATİ

Yazının Devamını Oku

Erken seçim var mı?

Erken seçim var mı? Hemen başta erken seçim yok desem bu yazıyı okumazsınız ama görünürde erken seçim yok.

Ama muhalefetin erken seçim baskısı iyice artmaya başladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, haziran ayında erken seçime gidileceğini iddia ediyordu ama haziran geldi seçim yok. Akşener yanıldığını söyledi. “Yeni bir öngörüm yok” dedi. Yeni bir tarih önermedi ama erken seçim ısrarını sürdürdü.

KILIÇDAROĞLU, ‘SONBAHARDA SEÇİM’ DİYOR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise sonbaharda seçimlere gidileceği görüşünde. Sonbahara şunun şurasında üç ay kaldı ama Kılıçdaroğlu, “Erken seçimi yapmak zorundalar” diyor. Sonbaharda seçim yapılabilmesi için Meclis’in bugün toplanıp erken seçim kararı alması gerekiyor. Öyle bir hava yok.

ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

Kılıçdaroğlu’nun ağzını açıp da erken seçim çağrısı yapmadığı bir konuşması yok. Dünkü grup toplantısında yine erken seçim çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Bir an önce seçime gitmeliyiz. Kimden kaçıyorsunuz? Milletten kaçılır mı? Sandığı koyacaksın, vatandaş seni istiyorsa yine koltuğa gelirsin” diye seslendi.

BAHÇELİ’DEN ‘ERKEN SEÇİM YOK’ ÇIKIŞI

Türkiye yakın dönemde iki kez erken seçime gitti. Biri 3 Kasım 2002 seçimleri, diğeri 24 Haziran 2018 seçimleri. Her ikisinde de erken seçim sandığını milletin önüne Bahçeli getirdi.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne için ‘Ciddiye almayın, önemsemeyin’ dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde gündemde olan video operasyonları hakkında, “Ciddiye almayın, önemsemeyin” dediğini duyunca önce şaşırdım.

Ama daha sonra 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi dahil şimdiye kadar birçok uluslararası operasyonu başarısızlığa uğratan Erdoğan’ın, “video operasyonları” için “Ciddiye almayın, önemsemeyin” demesine şaşırmadım.

Darbeleri, muhtıraları, parti kapatma davalarını, Gezi’yi, 17-25 Aralık operasyonlarını püskürten Erdoğan için, videoların ne ehemmiyeti olacak ki?

Erdoğan başta, “Ciddiye almayın, önemsemeyin” dediği için MYK toplantısında videolar üzerinden yapılmak istenen operasyonu tartışmaya bile açmıyor. Ama toplantının başında yaptığı konuşmada bu konuya değiniyor.

Bu arada MYK toplantısının 26 Mayıs Çarşamba günü AK Parti grubundan hemen sonra yapıldığını belirtmeliyim.

BİNALİ YILDIRIM’IN TEPKİSİ

Toplantının başında Binali Yıldırım, oğlu hakkındaki iddialara yanıt veriyor: “Oğlum Venezuela’ya gitmiştir. Orada bahsedildiği gibi ocakta, şubatta değil; geçen sene aralık ayında gitmiştir. Beraberinde de COVID ile mücadele amacıyla orada ihtiyaç sahiplerine test kiti, maske gibi birtakım malzemeler götürüp dağıtmıştır” diyor. Binali Yıldırım, uyuşturucu iddialarına da sert tepki göstererek, “Bizimle uyuşturucuyu yan yana getirmek bize yapılabilecek en büyük hakarettir, yanlıştır” demişti. Erkam Yıldırım da iddialar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Yıldırım’ın oğluyla iş yaptığı iddia edilen Kıbrıslı Halil Falyalı ise “Ne Binali Bey’i ne de oğlunu tanıyorum” diye açıklama yapmıştı.

GÜMRÜK KONUSU

Bu kez de 1 Ekim-31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki gümrük kayıtlarında Venezuela’ya maske sevkıyatı yapılmadığı gündeme getirildi.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın suç duyurusu

PKK’nın Hendek operasyonlarındaki hedefi Türkiye’yi Suriye’ye çevirmekti.

Suriye ile Türkiye sınırı boyunca oluşturulan PKK koridorunu, Türkiye içindeki Hendek savaşlarıyla birleştirip, “özyönetim ilan etmeyi amaçlıyorlardı.

Türkiye şehitler verme pahasına bu planı bozdu. PKK’lıları kazdıkları hendeklere gömdü. Tam o dönemde ‘Barış Akademisyenleri’ adına yayınlanan bildiride ise PKK’ya tek bir laf edilmezken Türkiye’ye yönelik ağır suçlamalarda bulunuldu.

Ancak buradaki amacım Barış Akademisyenleri adına yayınlanan bildiriyi yeniden tartışmaya açmak değil.

Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı bir suç duyurusundan söz edeceğim.



Yazının Devamını Oku

Demirtaş, HDP’li bakan için ne demiş?

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, millet ittifakı ile ortak cumhurbaşkanlığı karşılığında HDP’ye bir cumhurbaşkanı yardımcılığı ve üç bakanlık önerisini gündeme getirmiştim.

Ben yazınca HDP tekzip etti, beni özür dilemeye davet etti. Üst bir dille esip gürlediler. Ben yazdığımın arkasında durdum.

SOYLU DOĞRULADI

Sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TRT’deki yayında, “Fikrim yok, bilgim var. Peki kim pişiriyor bu işi, nerede pişiyor? Bilgim var diyorum değil mi? Mesele sadece bakanlık değil, başka işler de var. İki bakanlık. Yaklaşık 6-7 aydır pişiyor. Birisi başkan yardımcılığı. Direkt Kandil, buradaki iş tutanlarıyla. Öteki Kültür ve Turizm Bakanlığı” dedi.

‘BELGE VAR’ DEDİ

Soylu, TRT’de elinde belge olduğunu, yayında birlikte olduğu meslektaşlarımıza, bakanlığa gelmeleri takdirde bu işin belgesini göstereceğini söyledi.

YAZDIĞIMIN ARKASINDA DURDUM

Ben de bu kez, “Ne oldu HDP, cevap ver” diye yazdım. Çünkü yazdığım kulise güveniyordum. İçişleri Bakanı Soylu doğrulamadan önce de güveniyordum, “Bu işin belgesi var” demeden önce de.

Ondan sonra ne oldu?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne yapacak?

Türkiye’nin Körfez’den yürütülen video operasyonları nedeniyle gerildiği, siyasetin diken üzerinde oturduğu bir ortamda tüm gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği mesajlara çevrilmişti.

Siyaset gergindi o nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da gergin olmasını bekliyordum.

Ama yanıldığımı Cumhurbaşkanı Meclis’e gelince anladım. Morali yerindeydi. En ufak bir tereddüt göstermiyordu. Güçlü liderlere has bir duruşu vardı.

KRİZLERDEN DOĞAN LİDER

Erdoğan, “Türkiye’yi bilmeyiz ama Erdoğan bitti” yorumlarının yapıldığı “One minute” krizinden dünya lideri olarak çıkmayı başardı. Darbelerin götürdüğü Demirel, 6 kez gidip 7 kez geldiği için küllerinden doğan efsane kuş, Phoenix’e benzetilmişti. Krizler liderleri ya büyütür ya küçültür. Erdoğan için de krizlerden doğan lider yorumunu yapmak mümkün.

ERDOĞAN’IN KRİZ YÖNETME KAPASİTESİ

Erdoğan kriz yönetme kapasitesi çok yüksek bir lider. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik birçok saldırıyı, birçok kriz anını izleme imkânım oldu. 27 Nisan e-muhtırasından 367 krizine, AK Parti’ye açılan kapatma davasından Gezi olaylarına; 17-25 Aralık’a ve nihayet 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kadar. Erdoğan hiçbir zaman teslim olmadı. Her zaman mücadeleyi seçti. Sonunda kazanan Erdoğan oldu. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli video operasyonunun sonunda da kazanan yine Erdoğan olacak. Bundan kuşkum yoktur.

Meclis’ten bir izlenimi aktardıktan sonra Erdoğan’ın konuşmasındaki mesajlara değinmek istiyorum.

SOYLU, ERDOĞAN’LA BİRLİKTE YÜRÜDÜ

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hangi mesajı verecek

Türkiye’ye yönelik operasyonun adını MHP Lideri Devlet Bahçeli koydu.

“Herkesi uyarıyorum, hedef Türkiye’mizdir” dedi.

Geçmişte FETÖ’nün kaset operasyonlarına maruz kalmış bir partinin lideri olarak Bahçeli, operasyonların hedefinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.

“Milletin hür iradesiyle ve tertemiz oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek, Türkiye’yi deforme etmek için faal halde olanlara alimallah, bedeli ne kadar ağır olsa bile izin verilmeyecektir” diye konuştu.

ZEHİRLİ YILAN

Bugün de AK Parti grubunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, video operasyonlarının hedefi konusunda bir perspektif vermesi bekleniyor. Erdoğan daha önce, “Terör örgütleri gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir. Onlarla aynı çuvala girerseniz daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz” uyarısında bulunmuştu.

İKİ LİDER

Yeni süreçte herkes eteklerindeki taşı döktü. Ama henüz Erdoğan konuşmadı. Kimse merak etmesin. Erdoğan bitti demeden bu iş bitmez. Yeni sürecin sonucunu Erdoğan ve Bahçeli’nin tavrı belirleyecek. Bir de milletin feraseti.

HEDEF KİM?

Yazının Devamını Oku

Davutoğlu da Babacan’ı yalanlıyor

Her şey Ali Babacan’ın, Halk TV’de 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde, Abdullah Gül’ün muhalefetin ortak adayı olarak çıkarılması projesinin “tam göbeğinde” olduğunu açıklamasıyla başladı.

Siyasi ikiyüzlülük tartışması ise o sırada Babacan’ın AK Parti milletvekili olması nedeniyle yaşandı. Bir yanda AK Parti’nin milletvekilisiniz, diğer yandan da AK Parti’nin cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ı tasfiye etmek için hazırlanan Gül’ü muhalefetin ortak adayı yapma projesinin tam göbeğinde yer alıyorsunuz.

Bu nasıl tanımlanabilirdi ki? Siyasi tutarlılık mı denilecekti? Elbette ki “Bu yaptığın siyasi ikiyüzlülük” denildi.

BÜYÜK YALANMIŞ

Ali Babacan bu yorumlara bozulmuş. Bunu “büyük yalan” olarak tanımlıyor.

“Önce Tayyip Erdoğan için adaylık imzası attı, sonra gitti CHP’nin adayını destekledi diyorlar. Bir de bunu gizli yaptı diyorlar. Bakın burada üç tane büyük yalan var. Bir, kronoloji yalanı var. Çünkü önce imza attı, sonra gitti destekledi. İkincisi CHP’nin adayı diyorlar. Üçüncüsü de gizli yaptı diyorlar.”

KRONOLOJİK ÇARPITMA

Anlayacağınız siyasi ahlak diye ortaya çıkan, siyasi etik denilince mangalda kül bırakmayan Ali Babacan, yaptığı siyasi ikiyüzlülük ortaya çıkınca tutuşmuş. İçine düştüğü durumu kurtarmak için çırpınıyor. Ama çırpındıkça batıyor. Kronolojik çarpıtma yapıyor.

BABACAN, 

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı savaşı erken başladı

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 2 yıl var ama muhalefet cephesinde cumhurbaşkanı adaylığı mücadelesi erken başladı.

Atletizm deyimiyle yorumlayacak olursak son 6 ay içerisinde attığı deparla Kılıçdaroğlu göğüs farkıyla öne geçti.

SEÇİLDİĞİM ZAMAN

Daha önce parti liderlerinin cumhurbaşkanı adayı olmasını doğru bulmadığını ifade eden ve millet ittifakının ortak aday çıkarması tezinde ısrar eden Kılıçdaroğlu, bir süredir cumhurbaşkanı adaylığı sinyalini veriyordu. Twitch yayıncısı Jahrein’in programında ise “Seçildiğim zaman” diyerek adaylığını ilan etti.

KILIÇDAROĞLU NEDEN TWITCH YAYININI SEÇTİ

Kılıçdaroğlu bu denli önemli bir açıklamayı neden bir Twitch yayınında yaptı? Çünkü Kılıçdaroğlu, hedef kitle olarak Z kuşağını seçti. Bir süredir onlara yönelik mesajlar veriyor. Bayram öncesi evde Selvi Hanım’la birlikte börek açmalar, mutfaktan yapılan video yayınları hep gençlere mesaj. Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinin kaderini ilk kez oy kullanacak olan genç seçmenin belirleyeceğini düşünüyor. 

MECLİS’TEKİ LAF ATMAYLA BAŞLADI

Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti milletvekillerinin “Cumhurbaşkanı adayı ol” şeklindeki sataşmaları üzerine Kılıçdaroğlu, “Benim aday olup olmayacağımı size kim söyledi?” diye karşılık vermişti. 7 Aralık 2020 günü Meclis’te verdiği yanıtla Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı süreci başladı.

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Ne oldu HDP, cevap ver bakalım

HDP Genel Merkezi’nden 17 Mayıs Pazartesi günü bir açıklama yapıldı. Buyurgan bir dille Hürriyet’in ve benim yalanımızı düzeltmemiz ve Demirtaş’tan özür dilememiz isteniyor.

Yalan neymiş?

Ben, Demirtaş’ın, HDP’nin hükümette yer alması için yapılan pazarlıkların ipucunu veren değerlendirmesini yansıtmışım. Gazeteciler her zaman demeçleri yazmazlar, kulis haberciliği diye bir şey vardır. Birçok şeyin perde arkasını da kulis haberlerinden okuruz. Kulis haberciliği, gazeteciliğin esasıdır.

Demirtaş, HDP’nin hükümette nasıl yer alacağını anlatıyor. Ne diyor?

Ortak cumhurbaşkanı adayı diyor. Peki Demirtaş kim? Hem 2014 seçimlerinde hem 2018 seçimlerinde HDP’nin resmi cumhurbaşkanı adayı.

ORTAK ADAY MODELİ

Ortak aday dediğine göre demek ki Demirtaş, 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Geçen seçimde cumhurbaşkanı adayı olmak için Abdullah Gül’ün ortak adaylık önerisini reddeden Meral Akşener de bu kez aday olmayacağı sinyalini veriyor.

Peki bu durumda siyasi kulis yazarı olarak benim bu veriler ışığında 2023 seçimlerine dönük bir projeksiyon yapmamın neresi yanlış?

HDP İKNA EDİLMİŞ

Yazının Devamını Oku

Anket sonuçları mı anket partisi mi

Hem Trump’ın seçildiği 8 Kasım 2016 seçimlerini hem de Biden’ın kazandığı 3 Kasım 2020 seçimlerini izleyen tecrübeli biri son yayınladığım Optimar’ın anketi üzerine aradı.

Anketten çıkan sonuçlar üzerinde konuştuktan sonra bir gözlemini paylaştı.

“Trump’ın seçimi kaybettiği son 1 yıl içinde anketler üzerinden bir algı oluşturmaya çalıştılar. Bu Trump gidiyor algısıydı. Böylece sandığa gitmeyen Demokrat Parti seçmenini motive etmeye çalıştılar, kazanıyoruz duygusunu oluşturarak onların sandığa gitmesini teşvik ettiler” dedi.

Sadece anketlerin oluşturduğu algı değil, Trump’ı götüren koronavirüs sürecini berbat bir şekilde yönetmesi oldu. Ancak bu algı konusundaki tespit önemliydi.

ANKETLER PARTİSİ

Bir süredir muhalefet partilerinin sağladığı kaynakla kamuoyu araştırması yapan bazı şirketler AK Parti’nin oylarını düşük gösterme konusunda bir yarış içine girdiler. En düşük veren ihaleyi kapacak. AK Parti’yi barajın altında gösteren ipi göğüsleyecek. Öyle ki bir muhalefet partisi oylarını yeterince yüksek göstermediği için çalıştığı bir kamuoyu araştırma şirketine çalışma vermemeye başlamış.

HORMONLU SONUÇLAR

AK Parti’nin olduğundan yüksek gösterilmesinin AK Parti’ye bir yararı olmadığına inanıyorum. Ama olduğundan düşük gösterilmesinin de muhalefete bir faydası yoktur. Hormonlu sonuçlar seçim gecesi hüsran yaşanmasına neden olur.

AK PARTİ’DE YAŞANANLAR

Yazının Devamını Oku

Netanyahu benzetmesi Akşener’e yakışmadı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener dikkatli izlediğim liderlerden biridir.

Muhalefet lideri olmasına rağmen milli meselelerdeki duruşu ve PKK terörü ile arasına mesafe koymasını önemserim.

Akşener’in 28 Şubat’ta darbecilere karşı verdiği yiğit mücadeleyi ise her zaman vurgularım. Ama zaman zaman da eleştiriyorum.

Yanlışa yanlış diyelim ki doğru dediğimizin kıymeti olsun ilkesiyle hareket ederim.

Akşener son dönemde yükseliş içinde olan bir lider. O nedenle de muhalefette kilit bir konuma yükseldi. Ona dayanarak millet ittifakının cumhurbaşkanı adayını belirlemede altın hisse Akşener diyorum. Ama bu onu eleştirmeme engel değil.

ŞIK OLMADI DEMİŞTİM

Akşener’i, Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’le görüşmesi sonrasında yaptığı, “minnoş” benzetmesi nedeniyle eleştirmiştim.

Şık olmadı, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanına “minnoş” demek; Akşener’e yakışmadı, demiştim.

NETANYAHU BENZETMESİNE İSYAN ETTİM

Yazının Devamını Oku

Muhalefet cephesinde bir şeyler pişiriliyor

“Muhalefetin 2023 Modeli” başlığını taşıyan, 20 Ekim 2020 tarihli yazıma, “Bu yazılar erken yazılardır. Bu da onlardan birisi” diye giriş yapmıştım.

HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın HDP’ye bir başkan yardımcılığı ve iki bakanlık önerisini tartışmaya açmaya hazırlandığını ifade etmiştim.

DEMİRTAŞ’IN FORMÜLÜ

Muhalefetin 2023 modelini ise, “CHP, İYİ Parti ve HDP’ye birer başkan yardımcılığı ile ittifakta yer alan partilerin liderlerinin kabinede yer aldığı ve partilerin oy oranlarına göre temsil edildiği bir formül olgunlaştırılmaya çalışılıyor” diye yazmıştım.

Ben yazdım, ben söyledim tarzındaki yazıları sevimli bulmam. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Demirtaş’ın önerisini bir adım ileriye taşıyıp, “liderler kabinesi” olarak modellemesi nedeniyle geçmişe atıf yaptım.

LİDERLER KABİNESİ MODELİ

Kılıçdaroğlu, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın sorusu üzerine 2023 seçimlerine Millet İttifakı’nı oluşturan tüm aktörlerin yer alacağı bir kabine modeli ile gitmeyi hedeflediklerini söyledi. Liderler kabinesi modelini, “Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’ndan olunca cumhurbaşkanı yardımcıları da Meclis başkanı da Millet İttifakı’ndan olacak. Temel Karamollaoğlu da, Meral Akşener de, Gültekin Uysal da yönetim kadrosunda olacak” diye anlattı. Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’na dahil oldukları takdirde Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nu da bu modele dahil etmeyi planlıyor. Davutoğlu’nu bilemem ama Babacan, Millet İttifakı’na girmekte istekli.

AKŞENER’E MECLİS BAŞKANLIĞI MI?

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Anketten önemli sonuçlar çıktı

Kamuoyu araştırması mı yapılıyor, yoksa algı operasyonu mu tartışması önemini koruyor. O nedenle siyasi partilerin sağladığı kaynakla araştırma yapıp, kamuoyunu manipüle etmeye çalışan araştırmalardan uzak durmaya çalışıyorum.

Ancak sistematik olarak takip ettiğim araştırma kuruluşlarından olan Optimar’ın henüz hiçbir yerde yayınlanmayan araştırmasını ise paylaşmak istedim.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar bu araştırmayı 22-30 Nisan tarihleri arasında yapmış. 26 ilde 2027 kişi üzerinde yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan araştırmanın kaynağını ise Optimar karşılamış.

TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU

Koronavirüsün küresel bir salgın olarak dünyayı etkisi altına aldığı günden bu yana ne zaman Türkiye’nin en önemli sorunu nedir diye sorulsa, ekonomi ile koronavirüs at başı gidiyor. İlk başlarda koronavirüs ön plandaydı. Ancak uzayan pandemi kısıtlamasının ekonomik ve siyasal etkileri daha çok hissedilmeye başlandı.

EKONOMİ İLK SIRADA

Optimar’ın araştırmasında yüzde 33.2’yle ekonomi ilk sırada çıkıyor. Onu yüzde 30.9’la koronavirüs salgını takip ediyor. Üçüncü sırada ise 13.7’yle işsizlik geliyor.

Araştırmanın alt başlıklarında ekonomi öncelikli sorun diyenler, mutfağı iyi bilen kadınlar, iş hayatında aktif olarak yer alan 35-44 arası erkekler ve ilginç bir şekilde üniversite mezunları oluşturuyor.

PARTİLERE GÖRE ÖNCELİK SIRASI

Yazının Devamını Oku