GeriAbdulkadir SELVİ Kılıçdaroğlu, CHP’den istifaları önleyebilecek mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kılıçdaroğlu, CHP’den istifaları önleyebilecek mi?

Mektup yayınlayarak rahatsızlıklarını ortaya koyan CHP milletvekilleri Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Avni Aksoy ile Özcan Özel, önceki gün Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiler. Görüşmeye aracılık eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “An itibarı ile partiden bir kopuş, bir ayrılma yoktur” dedi. Burada “an itibarı ile” vurgusuna dikkatinizi çekmek isterim.

Milletvekilleri, Kılıçdaroğlu ile 27 Ekim’de de görüşmüşler, 10 Aralık’ta yayınladıkları mektupta yer alan rahatsızlıklarını açık bir dille anlatmışlardı. Milletvekilleri, Kılıçdaroğlu’yla görüşmelerinden, “Bu durum böyle devam ederse müsaade isteriz” diyerek ayrılmışlardı.

Ama CHP milletvekilleri belli ki bir ilerleme sağlanmadığını gördükleri için, 10 Aralık’ta 3 sayfalık mektubu yayınlamışlardı.

Mehmet Ali Çelebi ile daha önce yaptığımız görüşmede, bunun bir süreç olduğunu belirterek, 24 Haziran 2018 seçimlerinden bu yana yaşananları bir kronoloji içinde sıralamıştı. Ayrıca yayınladıkları mektupta rahatsız oldukları noktaları net bir şekilde ortaya koymuşlardı. Mektupta, “2020 kurultayı, bu marjinal 2. Cumhuriyetçi unsurların oyun alanı haline getirilmiş, 29 Ekim ruhu 10 Aralık zihniyetinin hedefi olmuştur” deniliyordu. Atatürk’ün partisi CHP’de “Atatürk’e Atatürk diyemeyenlerin varlığından duyulan rahatsızlık” dile getiriliyordu.

NE OLACAK?

CHP milletvekilleri Kılıçdaroğlu ile görüşmede rahatsızlıklarını ikinci kez net bir şekilde aktardılar. Milletvekilleri bu aşamada istifa etmek yerine, yeni bir süre tanıdılar. Eğer Kılıçdaroğlu rahatsız oldukları konuları düzeltme yolunda bir çaba içerisine girerse, üç milletvekilinin istifasını önleyebilir. Ama yine sorunları halının altına süpürüp, “dostları” ile yol yürümeye devam ederse, milletvekillerine istifa etmekten başka bir seçenek sunmamış olacak.

ÜÇ MİLLETVEKİLİ İSTİFA EDER Mİ?

CHP’deki rahatsızlıklarını meşru zeminlerde dile getiren üç milletvekili, bu süreçte diyalog kanallarını kapatmadılar. Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel ile iki kez, Oğuz Kaan Salıcı ile bir kez görüştüler. O nedenle CHP’den istifa ettikleri takdirde kimse onlara neden görüşmediniz diyemeyecek.

DOSTLARINI SEÇTİ

Kılıçdaroğlu, tercihini yapmış durumda. CHP’nin eski genel başkanları araya girmesine rağmen Muharrem İnce ile görüşmedi. Milletvekillerinin dile getirdiği rahatsızlıkları gidereceği ve partide işlerin düzeleceği yönünde bir beklenti yok. O nedenle milletvekillerinin CHP’den kopması sadece bir takvim sorunu olarak görülüyor.

ERKEN SEÇİM VAR MI?

MUHALEFET her zaman erken seçim ister. Böylece hem tabanını diri tutar, hem de seçim beklentisiyle milletvekillerini bloke eder.

Ancak başkanlık sisteminde erken seçim istemekle seçime gidilmiyor. “Giyotin” ismi verilen ikili bir mekanizma var.

Ya Meclis ya da Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alabiliyor.

YA MECLİS GÖTÜRÜR...

Anayasa’nın 116. maddesine göre Meclis’te erken seçim kararı alınması için 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. AK Parti ve MHP’nin milletvekili sayısı 337 ediyor. Muhalefetin erken seçime götürecek yeterli sayısı bulunmuyor.

CUMHURBAŞKANI NEDEN GİTSİN?

İkinci bir formül, Cumhurbaşkanı’nın erken seçime götürmesi. Bu durumda Cumhurbaşkanı’nın görev süresi tamamlanmış oluyor. Erdoğan henüz 2 yılı varken, ülke pandemi nedeniyle zor bir süreçten geçerken neden erken seçime gitsin? Ama muhalefette bu beklenti var. Hatta 2020’de erken seçime gidilecek diye iddiaya girip, takım elbise kaybeden CHP yöneticileri oldu.

‘KAPIDA BEKLERSİN’ MESAJI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, erken seçim konusuna son noktayı koydu. “Yatıp kalkıp erken seçim diyorlar ya, size buradan ekmek yok. Sabrın varsa Haziran 2023’e kadar kapıda bekleyeceksin. Bizim daha yapacak çok işimiz var” dedi.

REFORMLAR GELİYOR

MECLİS 1 ay sonra tekrar çalışmalara başlayınca bakanlarla, milletvekilleriyle görüşme imkânı doğdu. AK Parti grubu nedeniyle Meclis’te adeta bakanların resmi geçidi yaşandı. Reform sürecine girilmesi nedeniyle Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün morali yerindeydi. Bir gün önce yapılan AK Parti MYK’da Adalet Bakanı Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, reformlarla ilgili olarak kapsamlı bir sunum yapmışlar. Reform paketi olumlu karşılanmış. Adalet Bakanı Gül, “Güzel bir toplantı oldu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşmasında reformlara güçlü bir şekilde destek verdi. “Türkiye’yi temel hak ve özgürlüklerden ekonomide güven ikliminin güçlendirilmesine kadar geniş bir alanda geleceğe hazırlayacak bu reform sürecine hep birlikte sahip çıkacağız” dedi.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAK MI?

SEÇİMLERE 2 yıldan uzun bir süre var ama ittifak tartışmaları gündemden düşmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaret etmesi, fay hatlarını harekete geçirdi. Erdoğan ile Asiltürk’ün görüşmede sadece ittifak konusunu değil, hizmet ve siyaset meselesini de konuştukları söyleniyor. “Gönül diliyle konuştular” deniliyor. Zaten Asiltürk de Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı forsunu bir kenara bırakıp geldiğini, ağabey-kardeş olarak sohbet ettiklerini söylemişti. Oğuzhan Asiltürk ile Erdoğan arasında geçmişe dayanan sağlam bir dostluk var. Asiltürk, Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ali Coşkun’u aday göstermek istediği sırada Erdoğan’ın adaylığına destek vermiş. Ayrıca Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması üzerine de Erdoğan’ı arayıp tebrik etmiş. Bu arada Asiltürk’le sadece Erdoğan görüşmemiş. Kısa bir süre önce AK Parti’nin iki önemli ismi Asiltürk’ü ziyaret etmiş.

Saadet Partisi, bir bölünmeye meydan vermemek için ittifak konusunu derin dondurucuya kaldırdı. Saadet Partisi ne yapar bilmem ama görünen o ki 2023 seçimlerinde üçüncü bir ittifak daha kurulacak. Sadece Fatih Erbakan’ın açıklaması üzerine bunu söylemiyorum. HDP ve CHP ile bir araya gelmek istemeyen partiler şimdiden üçüncü ittifakın hazırlıklarına başladılar.

X

Bildirideki kritik isimler belli oldu

Saygın bir hukukçu olan Av. Celal Ülgen, emekli amirallere, “Bu duyurunun TSK’da görev yapan başka kişilere bir ima anlamı taşıyıp taşımadığı sorulmuş” dedi.

104 emekli amiralin yayınladığı bildiri hakkında oluşan hassasiyetin en önemli nedenlerinden biri bu soruda yatıyor.

Yoksa kimse emekli amirallerin Montrö hakkında görüş açıklamasından rahatsız değil. Zaten Montrö konusunda ekranlarda 100 saat tartışma yaşandıysa bunun 80 saatinde emekli oramiraller konuştu. ‘Sarıklı amiral’ hakkında ise hem Milli Savunma Bakanlığı tarafından soruşturma açıldı hem de bu emekli amirallerin tepki göstermesine bir engel yoktu. Zaten bir kısmı sosyal medyadan rahatsızlıklarını dile getirdiler.

SORUŞTURMA ÖNEMLİ

Gözaltındaki emekli amirallerin denetimli serbestlik kapsamında tutuksuz yargılanması yerinde bir karar oldu. Balyoz sürecinde de isimler yurtdışında oldukları halde gelip, teslim oldular. Kaçma ya da delilleri yok etme tehlikesi yok. Tutuksuz yargılama esas olmalı. Tutuklama bir infaza dönüşmemeli.

Ama soruşturmanın titiz bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor. Çünkü eğer bu bildiri konusunda gereken hassasiyet gösterilmese bugün yol olmuştu. Durumdan vazife çıkaranların bildirileri art arda geliyordu. Yeni bir Samet Kuşçu olayına meydan vermemek gerekiyor. Çünkü onun bedeli ağır oluyor.

‘AÇIKLAMA YAPMALIYIZ’ DİYEN EMEKLİ AMİRAL

Emekli amirallerin bildirisiyle ilgili önemli haberlere imza atan Hürriyet muhabiri Mesut Hasan Benli’nin haberinde Ergun Mengi, ilk olarak sarıklı amiralle ilgili haberler üzerine bir bildiri fikrinin oluştuğunu söylüyor. “Büyüklerimizden emekli bir amiralin, ‘Bu konuda rahatsızlığımızı giderici bir açıklama yapmalıyız’” dediğini ifade ediyor.

ÖDLEKLER OLMAMAK İÇİN

Yazının Devamını Oku

Amirallere ne soruldu ne yanıtlar verdiler?

104 emekli amiralin yayınladığı bildirinin, “muhtıra, darbe” tartışmalarına neden olmasının üç sebebi vardı.

1- Gece yarısı yayınlanması. Bu ülkenin bir darbe hafızası var. Darbeler gece yapılır, muhtıralar gece yarısı yayınlanır.

2- Açıklamanın darbe dilini çağrıştıran, “Yüce Türk milleti” hitabı ile başlaması.

3- 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e tüm darbe bildirilerinde yer alan, “Aksi halde Türkiye Cumhuriyeti tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama riski ve tehditi ile karşılaşabilecektir” cümlesi.

4- Örgütlü olarak yani soruşturmanın açıldığı TCK’nın 316. maddesinde ifadesini bulduğu şekilde “toplu” olarak bu açıklamanın yapılması.

Tabii bildiriyi yayınlayanların, geçmişte darbelere imza atmış olan TSK’nın üst düzey komutanları olması da önemli. Bunlar Kanarya Sevenler Derneği üyeleri değil,emekli amiraller.

Sorguları sırasında emekli amirallere yöneltilen sorulara bakınca, bildiri çerçevesinde kalındığı görünüyor. Bir yerlere çekilmeye çalışılmamış.

NE SORULDU?

WhatsApp grubu hakkında detaylı 6-7 sorunun yöneltildiği emekli amirallere yurtdışına çıkıp çıkmadıkları,hangi ülkelere gittikleri,üye oldukları derneklere ilişkin sorular yöneltildiği öğrenildi. Onlardan başlıcaları şunlar;

Yazının Devamını Oku

Bildirinin perde arkası

104 emekli amiralin darbe tehdidi içeren bildirisiyle ilgili soruşturma sürüyor.

Gözaltında ifadesi tamamlanan 10 emekli amiralin bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

Darbeler ve muhtıralara ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak elbette ki bildiriyi tartışacağız. Ama ekranlardan, sosyal medyadan hüküm inşa edip, yargılayıp, karar vermek doğru olmaz.

İKİ ÖNEMLİ İLKE

1- Masumiyet ilkesi esastır.

2- Suçun şahsiliği prensibi unutulmamalıdır.

BAKAN İSMİ VERİLDİ Mİ?

Gözaltındaki emekli amirallerin ifadesi büyük ölçüde tamamlandı. İfadelerde bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiği şeklinde bir beyan olmadığı söyleniyor. Bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiğini doğrulamıyorlar. Ama onların bilgisi dışında bir şey olduysa o ayrı.

HTS KAYITLARINDA 

Yazının Devamını Oku

Hulusi Akar: 'Bedeli neyse ödeyecekler'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la, Kara Havacılık Komutanlığı’nda kurulan bir üs bölgesini gezdik. Ancak emekli amirallerin bildirisinin muhtıra tartışmalarına neden olduğu, “sarıklı amiral” hakkında soruşturmanın sürdüğü bir sırada Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la bir araya gelince soruları birbiri ardına sıraladım. Hulusi Akar darbe imalı bildiri yayınlayanlar hakkında sert konuştu. “Bedeli neyse ödeyecekler” dedi.

HADDİNİ AŞAN BİR BİLDİRİ

Milli Savunma Bakanı Akar, 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriyle ilgili soruma kapsamlı bir yanıt verdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullanıyorlar. Bunu görüyorsunuz değil mi? Bu arkadaşların Silahlı Kuvvetler’de bir görevi, sorumluluğu var mı? Yok. Dolayısıyla bunlar kendi içlerinde, kendi egoları doğrultusunda, ben bilirim, ben ederim anlayışı içinde. Devletin Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma bakanlıkları var, MİT var, Genelkurmay var, Kuvvet Komutanlıkları var, burada onlarca insan çeşitli konularda görev ve sorumluluklarının bilinci içinde kendi konularına çalışıyor. Üniversiteler var. Sorumlu ve görevli olan herkes her şeyi çalışıyor. 104 kişiyi bir şekilde manipüle ediyorsun, bir araya getiriyorsun. Haddini aşan bir bildiri bu. Neye hizmet ediyor? Moral motivasyon bozuyor, düşmanı sevindiriyor, birliği beraberliği bozuyor” dedi.

DÜŞMANI SEVİNDİRMEK

Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada da önemli vurgular vardı. Hulusi Akar, “Bu açıklama için çalıştık, kelimeleri özenle seçtik” dedi. Bildiriyi, “problemli bir durum” olarak değerlendirdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri Cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Operasyon da eğitim de dahil. Böyle bir durumda bu insanların moral ve motivasyonunu bozmak ne demektir, onun adını siz koyun. Bu düşmanı sevindirmekten başka neye yarar? Bunun ne manası var?” diye tepki gösterdi.

TÜRKİYE’NİN İMAJINA ZARAR VERİYOR

Milli Savunma Bakanı Akar, bildirinin Türkiye’nin imajına zarar verdiğinin altını çizdi. “Çık televizyonlar serbest, orada konuş, gazeteye yaz, konferans ver. Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz” dedi.

İÇERİDE BAĞLANTILARI VAR MI?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, tehlikenin farkında

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekli amirallerin darbe kokulu bildirisi hakkında ilk kez konuştu.

Bildirinin ele alındığı kritik toplantıda aldığı bilgiler de o yönde olmalı ki Erdoğan, darbe tehdidini önemli buldu. Daha doğrusu bu bildiriyi bir sürecin başlama vuruşu olarak değerlendirdi.

DARBEYE KARŞI DİRAYETLİ

Karşımızda 15 Temmuz’da darbeyi püskürten lider, 27 Nisan’ta e-muhtıra veren askere karşı muhtıra veren Erdoğan vardı. Cumhurbaşkanı bir kez daha darbe tehdidini önemseyen, darbelerle mücadelede kararlı bir lider profili çizdi. Güven verdi.

GECE YARISI BİLDİRİSİ ART NİYETLİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha söze başlamadan işin fotoğrafını çekti. “Bir gece yarısı gerçekleşen bu eylem hem üslubu, hem yöntemi hem açacağı tahribat açısından kesinlikle art niyetli bir eylemdir” dedi.

KAHRAMAN ASKER VURGUSU

Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı. Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe bildirisi yayınlayan emekli amiralleri ayrı tuttu. “Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bühtandır” diye konuştu.

DARBEYE KARŞI ÇIKAN 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun seçim stratejisi ve helalleşme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset stratejisinde önemli değişiklikler yaptığı haberleri geliyordu. CHP liderinin kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, çatışma yerine diyaloğu esas alan bir siyaset tarzını belirlediği söyleniyordu. Zaten bazı meslektaşlarımızı heyecanlandıran helalleşme vurgusu da bu stratejinin bir sonucuydu. Aslında olumlu bir adımdı. Az sonra o “ama”yı anlatacağım.

Bir de CHP lideri sokağa çıkacak, esnafın derdini dinleyecekti. Kırıkkale ve Aksaray’da da sokağa çıkmadı değil. Bunda biraz Meral Akşener’i kıskanma durumu vardı. Ama olsun.

ERKEN SEÇİM OLACAK MI?

CHP liderinin bir de erken seçim iddiası var. Kılıçdaroğlu, iktidarın bu sonbaharda erken seçime gideceğini düşünüyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde erken seçim kararı alınmasının iki yolu var. Ya Meclis erken seçim kararı alacak ya da Cumhurbaşkanı seçime gidecek. Her iki durumda da hem Meclis’in hem Cumhurbaşkanlığı’nın ömrü kısalıyor. Seçimlere 2 yıl varken, Erdoğan pandemi şartlarında neden seçime gitsin?

BAHÇELİ’NİN YANITI

Ayrıca Türkiye’yi erken seçimlere taşıyan Devlet Bahçeli daha dünkü grup toplantısında Kılıçdaroğlu’na, ”Sonbaharda seçim görenler, rüyalarında darı ambarı düşünüyorlar. Boşuna heveslenmesinler, seçim zamanında yapılacak” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu da biliyor sonbaharda seçim olmayacağını. Çünkü muhalefetin erken seçim kararı almaya sayısı yetmiyor. Kılıçdaroğlu, erken seçim kozuyla hem muhalefeti diri tutuyor hem de CHP’deki muhalifleri susturuyor.

HELALLEŞME BÖYLE Mİ OLACAK?

Yazının Devamını Oku

Kucaklayıcı kadro kucaklayıcı siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimlerini “Türkiye için tarihi bir dönüm noktası” olarak görüyor. Kongre sürecinde AK Parti’yi de 2023 seçimlerine göre yapılandırdı. AK Parti’nin taşıyıcı kolonları olan Kadın ve Gençlik Kolları yenilendi. AK Parti siyasetinin üretildiği MKYK’da ise önemli değişiklikler yapıldı. Genel Başkan yardımcılıklarında değişiklik sınırlı tutulunca MKYK’daki değişim yeterince anlaşılamadı. O nedenle AK Parti MKYK’ya biraz daha eğilme ihtiyacı hissettim.

GENİŞ TEMSİL

Yeni MKYK’nın dikkat çekici taraflarından birini temsil oranının geniş tutulması oluşturuyor. Kadınların, hukukçuların, Kürtlerin, Alevilerin, gayri müslim vatandaşlarımızın temsiline önem verilmesi yeni dönemde bu kesimlere yönelik söyleyecek yeni sözler olduğunu gösteriyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti kongresindeki en güçlü mesajı yeni anayasa olmuştu. Erdoğan, “Yeni anayasa çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz” demişti. AK Parti, yeni anayasa için 2022 yılının başında harekete geçiyor.

Erdoğan, AK Parti’nin yeni MKYK’sını da ağırlıklı olarak hukukçulardan oluşturarak yeni anayasa çalışmasını yapacak kadroyu hazırlamış.

HUKUKÇULAR AĞIRLIKLI

AK Parti’nin 75 kişilik MKYK’sının 26’sı hukukçulardan oluşuyor. MKYK’nın üçte biri hukukçu. İsim sırasına göre yazacağım:

Abdurrahim Fırat, Ali İhsan Yavuz, Behiye Eker, Bekir Bozdağ, Belgin Uygur, Bülent Tüfenkçi, Cem Şahin, Cüneyt Yüksel, Derya Yanık, Emine Zeybek, Fatih Şahin, Haluk İpek, Hamza Dağ, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, İsa Sinan Göktaş, İsmail Cenk Dilberoğlu, Mehmet Ali Dilberoğlu, Mehmet Ali Zengin, Mehmet Özhaseki, Metin Tarhan, Mustafa Köse, Mücahit Birinci, Özlem Zengin, Tahir Akyürek ve Türk İslam Karakoç.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan: ‘Masa başında değil, sahada olacağız’

Kongreden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni MKYK üyeleri ile AK Parti Genel Merkezi’nde ilk toplantısını yapmıştı. Yeni yönetimin belirlendiği toplantıda Erdoğan, yeni yönetime ilk talimatını veriyor. “Artık masa başında değil, sahada olacağız. AK Parti sahada olacak” diyor.

2023 SEÇİMLERİ

AK Parti’nin yeni yönetimi aynı zamanda partiyi 2023 seçimlerine taşımak gibi çok önemli bir misyona sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzde 2023 seçimleri var. 2023 seçimleri ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasında yaşanacaktır” demişti. Erdoğan, MKYK toplantısının açılışında da 2023 seçimlerine değiniyor. “2023 bir dönüm noktası olacak” diyor. Ardından da “Artık masa başında değil, sahada olacağız” diye konuşuyor.

2023 PERSPEKTİFİNE GÖRE

Erdoğan, gençlik ve kadın kolları yönetimini 2023 perspektifine göre şekillendirmiş, “Yeni bir anlayış getiriyoruz” diye şifreyi vermişti. AK Parti MKYK’sını ise önce 50’den 75’e çıkardı. Yeni başkanlıklar oluşturdu. İlk MKYK toplantısını asıl ve yedek üyelerle birlikte yapıyor.

BOSTANCI’DAN MAMAK CEZAEVİ

İlk toplantıda MKYK üyelerini kendilerini tanıtıyorlar.

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı ile Orhan Miroğlu, kendilerini tanıtırken, cezaevi vurgusu yapıyorlar. Naci Bostancı çok birikimli bir isim. Kendini tanıtırken, 12 Eylül döneminde 1 yıl Mamak Cezaevi’nde yattığından söz ediyor. 12 Eylül darbesi Türkiye’nin tüm birikimlerini cezaevlerine doldurmuş; kimi işkencede, kimi ağır cezaevi şartlarında bedel ödemek zorunda kalmıştı. Avrupa’dan gelen bir heyet cezaevlerindeki işkence iddialarını araştırırken, Mamak Cezaevi’nde onlarla görüşenlerden birisi de Naci Bostancı’ydı. Bostancı ağır cezaevi koşullarına rağmen yabancılara Türkiye’yi şikâyet etmemişti. Bostancı’nın milliyetçiliği oralarda sınandı.

MİROĞLU’NDAN DİYARBAKIR CEZAEVİ

Yazının Devamını Oku

Parti tamam sıra kabinede

Ankara’da kar yağışı geceden başlamıştı. Sabaha beyaz bir kar örtüsüyle uyandık.

Hem kar yağışı, hem AK Parti kongresi üst üste gelince Atatürk Spor Salonu’na ulaşmak biraz zaman aldı.

Kongre salonuna ulaşmak için araçlarımızdan inip kar yağışı altında bir müddet yürüdük. Yani anlayacağınız “Beraber yürüdük biz bu yollarda” durumu oluştu.

Kongre salonuna ulaştığımızda ise pandemiye rağmen salon doluydu. Salondaki afişlerde, kongrenin teması olan istikrar ve güven vurgusu hâkimdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salona girişiyle tribünler dalgalandı. Ancak pandemi nedeniyle Erdoğan her zaman yaptığı salon turunu bu kez yapmadı.

AK Parti demek Erdoğan demek, Erdoğan demek AK Parti demek.

Erdoğan kürsüye çıktığı andan itibaren salonu bir orkestra şefi gibi yönetti.

TRİBÜNLERLE DİYALOĞU

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

AK Parti hakkında iki kapatma davası açılmıştı

HDP’yle ilgili kapatma davası nedeniyle parti kapatma konusu yeniden gündemimize girdi.

Ülkemizde o kadar çok parti kapatıldı, o kadar çok parti hakkında kapatma davası açıldı ki hatırlamakta zorlanıyoruz. Bunlardan biri de AK Parti hakkında açılan ilk kapatma davası.

AK Parti hakkında Abdurrahman Yalçınkaya’nın 14 Mart 2008 tarihinde açtığı kapatma davası bilinir. Ama Sabih Kanadoğlu tarafından 23 Ekim 2002 tarihinde açılan kapatma davası pek bilinmez. Abdurrahman Yalçınkaya tarafından açılan davada 22 Temmuz seçimlerinden yüzde 47 oy alarak tek başına iktidar olarak çıkan AK Parti, bir oy farkıyla kapatılmaktan kıl payı kurtulmuştu. Ama laikliğe aykırı odak oluşturmaktan Hazine yardımının kesilmesi cezasına çarpıtılmıştı. Anayasa Mahkemesi’nde sözlü savunmayı üstlenen Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AK Parti’nin Türkiye’nin her bölgesinden oy aldığını, Türkiye’nin bütünlüğünü temsil ettiğini hatırlatarak, “AK Parti’yi ortadan kaldırdığınızda yerine ne koyacaksınız?” diye sormuştu.

‘AMA LAİKLİK’ DİYEN GENERAL

Bir AK Parti milletvekili, şahsi dostluğu olan dönemin kudretli generallerinden birini ziyaret etmişti. AK Parti iktidarıyla birlikte ekonominin toparlandığını, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecine girdiğini, partinin kapatılmasıyla birlikte Türkiye’nin büyük zarar göreceğini anlatmıştı. Ama kudretli general, dudak ucuyla, “Ama bizim için laiklik daha önemli” yanıtını vermişti.

İLK KAPATMA DAVASI

Bu anekdotlardan sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Aslında AK Parti hakkında bir değil iki kapatma davası açılmıştı. İlk davayı Sabih Kanadoğlu açmıştı. Hukuk rezaleti olan 367 kararı ile tarihe geçen dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 23 Ekim 2002 tarihinde AK Parti’nin kapatılması için dava açmıştı.

ÖNCE İHTAR İSTEDİ

Ama onun bir adım öncesi var. AK Parti 14 Ağustos 2001 tarihinde kuruldu.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın açıklayacağı manifesto ne olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan hitabet yeteneği güçlü olan, milyonları peşinden sürükleyen bir lider. Mesajlarını çok etkili bir şekilde vermeyi başarıyor. Ama bazen konuşarak bazen de konuşmayarak mesaj veriyor.

Erdoğan, 24 Mart Çarşamba günü yapılacak AK Parti kongresi öncesinde mesajlarını cuma namazından sonra verdi. Biden ile Putin arasındaki tartışmaya, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Von Der Leyen ile yapacağı görüşmeye, Kilis’e atılan rokete ve nihayet AK Parti kongresinde vereceği mesajlara değindi. Ama iki konuya girmedi. Oysa Türkiye’nin gündeminde Andımız ve HDP’ye açılan kapatma davası vardı. Erdoğan her iki tartışmaya da girmeyerek mesafeli durduğu mesajını verdi.

ANDIMIZ, İSTİKLAL MARŞI

Erdoğan Andımız konusunda tavrını Devlet Övünç Madalyası Tevcih törenindeki konuşmasında ortaya koydu. “Milli andımız İstiklal Marşı’dır” dedi. Erdoğan, Danıştay andımızla ilgili düzenlemeyi iptal ettiğinde de aynı tavrı ortaya koymuş, “Bizim andımız, İstiklal Marşımızdır ve İstiklal Marşımızla beraber yolumuza devam ediyoruz” demişti.

ERDOĞAN VE BAHÇELİ’NİN USTALIĞI

Andımız ve HDP kararıyla birlikte gözler cumhur ittifakına çevrildi. Ancak Erdoğan ve Bahçeli’nin liderliği sayesinde cumhur ittifakı süreçten zarar görmeden çıkmayı başardı

2023 MANİFESTOSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti kongresinde yapacağı konuşma için “2023’ün manifestosu olacaktır” yönündeki sözleri gözleri kurultaya çevirdi. İnsan Hakları Eylem Planı ve Ekonomi Reformunu açıklayan Erdoğan’ın, kurultay konuşmasında reformlar konusunda Türkiye’nin önüne yeni hedefler koyması bekleniyor.

KURULTAYIN TEMASI

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na Demirtaş soruları

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Danıştay’ın Andımız’la ilgili kararına cumhur ittifakı ortağı MHP üzerinden tepki verdi. Cumhur ittifakında Andımız üzerinden bir çatlak meydana getirmek istedi.

Bahçeli’ye “Muhatap alacaksan Erdoğan’ı muhatap alacaksın. Andımız’ın okunmasını istiyorsan bizim gibi, yapacağın basit bir şey var. Açarsın Erdoğan’a telefon, ‘Bu ant okunmadan kusura bakma bir daha bir araya gelemeyiz. Ben ülkemi, bayrağımı seviyorum, Andımız’ın okunmasını istiyorum’ dersin. Yapar mı? Göreceğiz” diye çağrı yaptı.

Ancak Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun tuzağına düşmedi. Andımız kararına sert tepki gösterdi. “Öğrenci andı kararı pimi çekilmiş bir bombadır” dedi. Ama bunu cumhur ittifakı içinde bir krize dönüştürmedi.

Siyaset bumerang gibi, iddianız dönüp sizi vuruyor.

DEMİRTAŞ’IN ANDIMIZ BAŞVURUSU

MHP’liler de Demirtaş üzerinden Kılıçdaroğlu’nu vurmaya başladılar.

Biri Andımız’la, diğeri ise Atatürk’le ilgili.

Kılıçdaroğlu çıktığı her yayında Demirtaş’ın serbest bırakılmasını gündeme getiriyor. Andımız konusunda yeri göğü inleten CHP Lideri’nin önünde ise bir sorun duruyor. MHP’liler, Selahattin Demirtaş’ın 2011 yılında kızı Delal’in Andımız’dan muaf tutulması için Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğunu hatırlatıyorlar. Demirtaş, başvuru dilekçesinde, “Kızımın anadilde eğitim hakkı tanınmazken, her gün Andımız adı altında ırkçı söylemler içeren bir metnin okutulmasını kabul etmiyor, çocuklara yönelik bu şekilde bir uygulamayı insan hakkı ihlali olarak görüyorum” demişti.

ATATÜRK’E HAKARET ŞEREF MADALYASI MI?

Yazının Devamını Oku

HDP’ye kapatma davası ve Meclis’te yaşananlar

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi nedeniyle Meclis’te olağanüstü oturumlarından biri yaşandı.

Gazetecinin görevi tarihe tanıklık etmektir. O nedenle Genel Kurul’daki oturum başlamadan önce Meclis’te yerimi aldım.

GERGERLİOĞLU MECLİS’TE

Meclis Başkanvekili Celal Adan saat 14.00’te oturumu açtı. Gergerlioğlu, 4 dakika sonra HDP milletvekillerinin alkışları arasında Genel Kurul salonuna girdi. HDP’li iki milletvekili sosyal medyadan hemen canlı yayına geçtiler. Artık her cep telefonu bir canlı yayın aracı oldu.

Meclis Başkanvekili Celal Adan önce gündem dışı konuşma talebinde bulunanlara söz verdi. Çanakkale Zaferi, İstiklal Marşı ve Andımız üzerine konuşmalar yapıldı. Ta ki HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’a sıra gelinceye kadar... Beştaş, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinin Meclis’e darbe olacağını savundu. Celal Adan’a, “O tezkereyi okumayın” diye çağrı yaptı.

PROTESTOCU BİR KOLTUK ÜSTÜMDEYMİŞ

Görüşmeleri basın locasından izliyordum. Oturduğum koltuğun bir üstünden birisi ayağa kalktı. “Yaşasın özgürlükçü demokrasi, yaşasın demokratik Türkiye! Kahrolsun otokrasi, demokrasi istiyoruz” diye slogan atmaya başladı. Celal Adan o sırada oturuma ara verdi. Geçmişte dinleyici locasında slogan atıp pankart açan bir grup olmuştu. O refleksle hemen yanında başka kimse var mı, pankart açacak mı diye sağa sola baktım.

DEVA PARTİSİ KURUCUSU

Protestocu şahıs bir süre ayakta benzer cümleleri tekrarladıktan sonra yerine oturdu. O sırada konuştuk. AK Parti’nin Meclis’e girdiği ilk dönem Bitlis milletvekilliği yapmış. İsminin

Yazının Devamını Oku