GeriAbdulkadir SELVİ İYİ Parti millet ittifakında mı kalacak, üçüncü ittifak mı kuracak?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İYİ Parti millet ittifakında mı kalacak, üçüncü ittifak mı kuracak?

2023 seçimlerine dönük çeşitli senaryolar tartışılıyor. Bunun başında da ittifaklar geliyor.

Siyaset, iki gösterge üzerinden şekilleniyor:

1- Yüzde 50 artı 1.

2- İttifaklar.

SAADET FAKTÖRÜ

AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu cumhur ittifakı, şimdiden pozisyonunu netleştirdiği için oraya dönük bir tartışma söz konusu değil.

Cumhur ittifakında tek merak edilen nokta, Saadet Partisi’nin pozisyonu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın SP Yüksek İstişare Kurulu üyesi Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaretiyle birlikte Saadet Partisi’nin konumu önem kazandı. 2023 seçimlerinde Saadet Partisi’nin tercihi etkili olacak.

İYİ PARTİ VE HDP’NİN POZİSYONU

24 Haziran 2018 seçimleri ile 31 Mart yerel seçimlerinde ittifak yapmanın yararını gören millet ittifakında ise İYİ Parti ve HDP’nin konumu belirleyici olacak.

İTTİFAKA SEÇİMDE KARAR VERECEKLER

CHP ile HDP arasındaki yakınlaşma ve yeni kurulan partilerin üçüncü ittifak arayışları, gözlerin İYİ Parti’ye çevrilmesine neden oldu. Bunun üzerine İYİ Parti yöneticileri ile konuştum. İttifaklara seçim işbirliği olarak baktıklarını belirttiler. Seçim sürecine girildiğinde hangi yapı ile hangi işbirliği olumlu netice verir, ona göre karar vereceklerini belirtiyorlar. Seçimlere 2 yıl gibi bir süre varken, şimdiden kendilerini bağlamak istemiyorlar.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAK

Meral Akşener’in liderliğinde 1991 seçimlerinde Erbakan, Türkeş ve Aykut Edibali’nin yaptığı Refah, MÇP ve IDP ittifakına benzer bir üçüncü ittifak kurulması yönünde bir arayış var. Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi ile Fatih Erbakan’ın Yeniden Refah Partisi’nin üçüncü ittifak seçeneğine sıcak baktıkları söyleniyor. Akşener şimdiye kadar bu seçeneğe kapısını tam kapatmadı ama güçlü bir şekilde yeşil ışık da yakmadı.

İYİ PARTİ: ‘MASADA HER TÜRLÜ SEÇENEK VAR’

İYİ Parti yöneticilerine bunu sorduğumda, “2023 seçimlerinde ne olacağını bugünden söylemek mümkün değil” yanıtını veriyorlar. Ama “Masada her türlü seçenek hazır” diye ekleme ihtiyacı hissediyorlar. İYİ Parti, hem millet ittifakı içinde elini güçlendirmek, hem de CHP’ye karşı alternatifsiz kalmamak için üçüncü ittifaka karşı kapıları kapatmıyor.

İBRE MİLLET İTTİFAKINDAN YANA

İYİ Parti’de bu aşamada ibre millet ittifakından yana görünüyor. İYİ Parti yöneticileri, “CHP ile işbirliğimizden şimdiye kadar bir sorun çıkmadı” diyorlar.

CUMHURBAŞKANI ADAYLARI

Millet ittifakını belirleyici bir faktör de Cumhurbaşkanı adayları olacak. Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş en iddialı üç isim.

Abdullah Gül ile Ali Babacan ise şimdilik denklem dışına çıkmış görünüyor. İmamoğlu ve Yavaş’ın bir dönem daha belediye başkanı olarak devam etmesi eğiliminde olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürpriz bir ismi ortak aday olarak önerebileceği konuşuluyor.

Çok erken ama siyaset dışından bir isim konuşulmaya başlandı.

ÜNİVERSİTELERİMİZİN DURUMUNU TARTIŞMAYA HAZIR MIYIZ

BOĞAZİÇİ
olayları kadar Boğaziçi Üniversitesi’nin bilimsel verimliliğini tartışamadık. Oysa uluslararası verilere göre üniversitelerimizin içinde bulunduğu durum pek parlak değil. Ama biz bunu tartışmaya hazır mıyız, ondan emin değilim.

ODTÜ’nün geliştirdiği URAP sistemi, 2020 yılında üniversitelerimizin dünya sıralamasındaki durumunu belirledi. Çalışma, 2 Mart 2021 tarihinde açıklandı. Ancak Fenerbahçe’nin Gençlerbirliği’ne yenilmesi kadar gündem olmadığı için köşeme taşımak istedim.

İLK 500’E KAÇ ÜNİVERSİTE GİRDİ?

2020 yılında en az bir kategoride ilk 500’e 9 üniversitemiz girdi.

Hacettepe üç sıralamada ilk 500’de yer aldı.

ODTÜ üç sıralamada ilk 500’e girdi.

Koç Üniversitesi 3 sıralamada ilk 500’e girdi.

2 sıralamada ilk 500’e giren 4 üniversitemiz ise İTÜ, Boğaziçi, Bilkent ve İstanbul Üniversitesi oldu.

1 sıralamada ise Sabancı Üniversitesi ve Çankaya Üniversitesi ilk 500’e girdi.

Üniversitelerimiz 10 yıl önce, 2011 dünya sıralamasında daha başarılıydı. İlk 500’e 10 üniversitemiz girmişti. Daha önceki yıl, ilk 500’e girebilen üniversite sayısı 8’e düşerken, bu yıl sayı 9’a yükseldi.

1- İstanbul Üniversitesi, 2001’de 4 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de 2 sıralamada ilk 500’e girebildi.

2- ODTÜ, 2011’de 4 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de ise 3 sıralamada ilk 500’e girebildi.

3- Hacettepe, 2011’de 3 sıralamada ilk 500’deydi. İstikrarını korudu; 2020’de de 3 sıralamada ilk 500’e girdi.

4- Bilkent, 2011’de 2 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de de yine 2 sıralamada ilk 500’e girdi.

5- İTÜ, 2011’de 1 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de 2 sıralamada ilk 500’e girme başarısını gösterdi.

6- Boğaziçi, 2011’de 1 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de ise 2 sıralamada ilk 500’e girmeyi başardı.

7- Sabancı, 2011’de 1 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de yine 1 sıralamada ilk 500’e girdi.

Koç Üniversitesi ve Çankaya Üniversitesi ise 2020’de ilk 500’e giren üniversiteler arasında yer aldılar.

YERLERİNİ KAYBETTİLER

Üç üniversitemiz ise 2011’de ilk 500’e girdikleri halde 2020’de sıralamaya giremediler.

8- Ankara Üniversitesi, 2011’de 3 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de ise hiçbir sıralamada ilk 500’e giremedi.

9- Gazi Üniversitesi, 2011’de 2 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de ise hiçbir sıralamada ilk 500’e giremedi.

10- Ege Üniversitesi, 2011’de 2 sıralamada ilk 500’deydi. 2020’de ise hiçbir sıralamada ilk 500’e giremedi.

KADIN MİLLETVEKİLİ PKK’NIN KADINLARINI YAZDI

AK
Parti Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öcal, siyasetten fırsat bulduğu süre içinde önemli bir çalışmaya imza attı. Öcal, ‘PKK Terörü ve Kadın’ isimli bir kitap yazdı. Kitap hakkında Habibe Öcal’la konuştum.

İYİ Parti millet ittifakında mı kalacak, üçüncü ittifak mı kuracak

5 DİLE ÇEVRİLİYOR

Kitabı yazarken Diyarbakır Anneleri ile konuşmuş. Onlardan çocuklarıyla ilgili hikâyeleri dinlemiş. İkna edilip dağdan indirilen kızlarla görüşmüş. PKK’yı içeriden anlatabilecek kaynaklara ulaşmış. Ortaya ciddi bir kitap çıkmış. Habibe Öcal’ın kitabı 5 dile çevriliyor. Yakında İngilizce, Arapça, Almanca, İspanyolca ve Fransızca olarak çıkacak. Kitabın Kürtçe baskısı da yapılacak.

FOTOĞRAFLAR

Kitabı incelerken PKK kamplarındaki kadınların fotoğrafları dikkatimi çekti. Habibe Öcal fotoğrafların ilk kez yayınlandığını söyledi. Güvenlik güçlerine teslim olanlardan temin edilmiş. Kadınlar, PKK’da hem silahlı mücadele anlamında, hem de PKK’nın Batı dünyasındaki imaj çalışması açısından önemli bir yer tutuyor. PKK, Batı kamuoyuna yönelik PR çalışmasında DEAŞ’la mücadele eden seküler Kürt kadınları olarak onları ön plana sürmüştü.

X

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefonla ne konuştuk?

Ali Babacan’ın AK Parti milletvekiliyken bir yandan Erdoğan’ı cumhurbaşkanı adayı olarak öneren teklife imza atıp, diğer yandan Abdullah Gül’ün Erdoğan’ın karşısına muhalefetin ortak adayı olarak çıkması projesinin tam göbeğinde yer aldığını söylemesi, siyasi hayatımızın en ibret verici itiraflarından biri oldu.

Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak görebilirsiniz. Ama hem AK Parti milletvekili rozetini taşıyacaksınız, hem de AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tasfiye planının “tam göbeğinde” yer alacaksınız. Bu siyasi ikiyüzlülükten başka bir şey değil.

İHANETİ AFFETMEZ

AK Parti’den istifa edebilirsiniz. AK Parti’nin karşısına parti kurabilirsiniz. Bizim insanımız birçok şeyi anlar ama bir şeyi affetmez. O da ihaneti.

Siyasi ahlakı, etik değerleri ağzından düşürmeyen Ali Babacan’ın bu yaptığı ise, bırakın siyasi kriterlerle değerlendirmeyi insani olarak dahi affedilecek gibi değil. Ali Babacan, AK Parti’ye ve Erdoğan’a yönelik kumpasın içinde yer alırken, AK Parti milletvekiliydi. Ve tam 13 ay sonra istifa etmeyi aklına getirdi.

SİYASİ İBRET BELGESİ

Ali Babacan’ın bir yandan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığına imza verip, diğer yandan Abdullah Gül’ün Erdoğan’ın karşısına ortak aday olarak çıkarılması projesinin mimarlarından biri olduğu yönündeki itirafını eleştirdim. Sadece eleştirmekle yetinmedim. Siyasi ikiyüzlülük örneği olarak hem Ali Babacan’ın hem Ahmet Davutoğlu’nun imzalarının örneklerini yayınladım.

Siyasi bir ibret belgesi olarak arşivlerde yerlerini almalarını istedim.

ERDOĞAN’IN TELEFONU

Yazının Devamını Oku

Siyasi ikiyüzlülüğün belgesi

2018 seçimlerinde muhalefet eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ortak aday yapmak istemişti.

Amaç, Abdullah Gül’ü kullanarak Erdoğan’ı tasfiye etmekti.

O dönemde AK Parti milletvekili olan Ali Babacan ise o kumpasın tam göbeğinde yer aldığını açıkladı.

Bunun tek bir adı vardır.

O da siyasi iki yüzlülüktür.

İŞTE O SORU-CEVAP

Şimdi sizi önce 3 yıl sonra gelen itirafa götürmek istiyorum. Ali Babacan, CHP’ye yakın bir kanal olan Halk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtlıyor:

Ali Babacan: 2018’de ortak adaylık teşebbüsü vardı ama olmadı, ülke tam 5 yıl kaybetti.

İsmail Saymaz:

Yazının Devamını Oku

AK Parti’nin yeni anayasa çalışmasında ne var?

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıkladığı yeni anayasa önerisinin yeterince tartışıldığını düşünmüyorum. Kılıçdaroğlu ile Akşener bunu gündemi değiştirme hamlesi olarak yorumladılar.

Oysa bayramdan sonra kendileri de güçlendirilmiş parlamenter sistemi esas alan anayasa önerilerini açıklayacaklar. İktidar ve muhalefetin birbirinin yeni anayasa önerisine burun kıvırmaya hakları yok. Çünkü ne muhalefetin ne de iktidarın tek başına anayasa yapacak sayıları yok. 

Yeni anayasa yapılacaksa uzlaşmak zorundalar. Ama baştan reddederek uzlaşma nasıl sağlanacak?

DARBELERİN ANAYASASINDAN SİVİL ANAYASAYA 

“Türkiye’nin yeni anayasa yapma vakti gelmiştir” diyerek yeni anayasa sürecini başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen Türkiye’de sorunların kaynağının 1960’tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim anayasanın ruhuna dercedilen darbe ve vesayet izini silmek mümkün olmuyor” demişti. Bahçeli de anayasaların darbeler döneminde yapıldığı ayıbının altını çizdi. Cumhuriyetin yüzüncü yılına yeni anayasa yapmanın demokratik görev olduğunu belirtti. Türkiye artık darbeler anayasası ile yönetilme ayıbından kurtulmalı.

ÖN ŞARTSIZ

Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz son düğmesi de yanlış olur. Yeni anayasa için yola çıkılırken ön şartsız olmak ve uzlaşmayı esas almak gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa için ön şartlarının olmadığını açıklamıştı. Partisinin en yetkili karar organı olan MYK’da, “Biz Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasa yapması gerektiğini prensip olarak söylüyoruz. Bunu yapmak için tüm kesimlere çağrı yapıyoruz. Ancak bizim yeni anayasa için belirlenmiş bir ilkemiz, kriterimiz yok” demişti.

Bahçeli’nin ön şartsız uzlaşma çağrısı da Erdoğan’la örtüşüyor. MHP Lideri, “Artık uzlaşmak, yeni anayasa hazırlamak milli bir vecibedir. Bu tarihi göreve MHP ön şartsız hazırdır” demişti.

AK PARTİ’DE 

Yazının Devamını Oku

Anket mi algı yönetimi mi

Kamuoyu araştırmalarını dikkatle takip ederim. Ne yazık ki son dönemde anket firmaları kamuoyunun nabzını tutmaktan ziyade algı operasyonları yapıyorlar. Böylece kendi inandırıcılıklarına darbe vuruyorlar. Anket firmaları artık kamuoyunun nabzını tutan araştırma şirketleri olarak değil, kamuoyunu manipüle eden firmalar olarak görülmeye başlandı.

Kamuoyu araştırma şirketlerinin en büyük sermayesi inandırıcılıklarıdır.

ANKET BORSASI

Her seçime giderken anket borsası açılıyor. Ama bu kez borsa erken açıldı. Sanki ihaleye çıkılmış gibi. AK Parti’yi en düşük gösteren ihaleyi alacak gibi. Şimdilik yüzde 30’un altına indirdiler. Yakında yüzde 20’nin altına çekeceklerinden eminim. Sanıyorum ihale en fazla verenin üstünde kalacak.

Muhalefeti bir motivasyon içinde görüyorum. Ama bunun boyu nedir, Millet İttifakı birbirinden mi oy alıyor, iktidar ve muhalefet arasında geçişkenlik yaşanıyor mu? Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bunları görmeliyiz...

AK PARTİ ANKETLER İÇİN NE DİYOR?

Anket firmalarının AK Parti’nin oylarını düşürmek için yarıştıkları bir dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’le konuştum. Şen, araştırmaların yapıldığı AR-GE’den sorumlu. Ayrıca GENAR Araştırma Şirketi’yle AK Parti kurulmadan önce de bu işin içinde olan birisi.

Dikkat edin Mustafa Şen’e oy oranlarını sormadım. Netice itibarıyla o da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı.

MUSTAFA ŞEN’İN SORUSU

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’na soruşturma yanlışı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu mağduriyetten beslenen, polemiklerle gündemde kalmayı seven bir politikacı. AK Parti’nin İstanbul seçimlerinde yaptığı yanlışlar İmamoğlu’nun kazanmasını sağladı. İmamoğlu 2 yıllık belediye başkanlığı süresince başarılı bir icraat ortaya koyamadı. İcraatla değil, polemiklerle anılan bir başkan olma yolunda. O nedenle de başarı grafiği aşağıya doğru iniyor.

Tam bu aşamada Ekrem İmamoğlu’na can suyu olacak bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “ön inceleme” diyor. Ama kamuoyu, ‘Ekrem İmamoğlu’na türbeye girerken elini arkasına attığı için soruşturma açıldı’ şeklindeki açıklamayı satın aldı. Algı, olgunun önüne geçti. AK Parti’den önemli bir hukukçu “Bu işler ceza hukukunun değil, milletin ferasetinin konusudur. Ciddiye alınmayıp, inceleme konusu dahi yapılamaz” dedi.

CEZAEVİNDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA

Siyaset, soruşturmalarla tanzim edilecek bir alan değil. Tam tersine teper. Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunda şiir okuduğu için hapse atılan Recep Tayyip Erdoğan oturuyor.

‘TÜRBEDE ELİN ARKADA’ SAVUNMASI

“Elin arkada türbeye girdin” diye bir söylem, bir soruşturma konusu olur mu? Ekrem İmamoğlu yazılı savunmasında, “Fatih Sultan Mehmet’e ait türbe” dedikleri yerin Fatih Camisi haziresinde bulunan “Gülbahar Hatun” türbesinin önü olduğundan bile bihaber bu müfteri, aziz hatırasını ve emanetini korumak üzere iki yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım süresince yaptıklarım ortadayken, Fatih Sultan Mehmet Han’a saygısızlık edebileceğimi; Gülbahar Hatun’a ya da bu dünyadan göç etmiş herhangi tarihi şahsiyete ait bir türbeye ya da hatıraya karşı özensiz olabileceğimi ima edebilecek kadar izandan yoksun birisidir. Bu nedenlerle Yüce Han’ın fethettiği; bir çağın kapanmasına, yeni bir çağın başlamasına vesile olan Dünya Kenti İstanbul’un seçilmiş bir Belediye Başkanı olarak bu yakıştırmayı şiddetle reddediyorum, iftira atanı da kınıyorum” diyor.

İMAMOĞLU’NUN HDP’Lİ BELEDİYELERİ ZİYARETİ

AK Parti, İstanbul seçimlerinde Kürt oylarını alamadığı için seçimi kaybetti. 2023 seçimlerini kazanabilmesi için Kürt oylarını alması gerekiyor. Ancak tam aksine Ekrem İmamoğlu’na, “HDP’li belediyeleri niye ziyaret ettin” diye soruluyor.

İmamoğlu,

Yazının Devamını Oku

Bize yeni siyaset gerekli

Özal’ın tenkit edilecek yönleri vardı. Körfez Savaşı’ndaki fazla Amerikancı tutumu gibi. ANAP’taki yolsuzluk söylentilerinin üzerine gitmemesi gibi. Ama Özal, 12 Eylül’ün baskıcı ortamından sonra bir zihniyet devrimi gerçekleştirdi. Türkiye’yi dışa açtı. AB’ye tam üyelik başvurusunu yaptı. 141-142 ve 163. maddeleri kaldırdı. Komünizm ve şeriat suçlamasıyla solcuların ve dindarların cezaevlerinde çürümesinin önüne geçti.

ÖZAL, ASKERİ VESAYETİ GERİLETTİ

Askeri vesayetle mücadele etti. Seçilmişleri protokolde hak ettiği yere getirdi. Başbakan’ı 8. sıradan alıp cumhurbaşkanı ve meclis başkanından sonra üçüncü sıraya yerleştirdi. Demirel’in deyimiyle, “70 sente muhtaç olan” Türkiye’de doları yasak olmaktan çıkarıp, Türkiye’ye savunma sanayiyi, ihracatı öğretti.

TÜRK HALKI ÖZAL’I ANLADI

Özal’ın vefat yıldönümünde Semra Özal, “Türk halkının büyük bir bölümü yaşarken de onun kıymetini bildi, gereken değeri verdi” derken haklıydı. Türk milleti kutuplaşmaları ortadan kaldırıp dört eğilimi birleştiren, Türkiye’ye değişimi öğreten, vizyon sahibi Turgut Özal’ı sevdi ve destekledi. Özal’ı en az ailesi ve partisi ANAP anladı. Gereksiz şeylerle Özal’ı yıprattılar.

TÜRKİYE EL DEĞİŞTİRDİ

12 Eylül yönetimi ve statüko Özal’la mücadele edemeyeceğini anlayınca Demirel’in önünü açtı.

Özal’ın vefatından sonra Türkiye adeta el değiştirdi. Değişimci, reformist, Batı’ya açık Türkiye gitti. Yerine statükocu bir Türkiye geldi. O Türkiye bizi 90’lı yılların terör cehennemine ve 28 Şubat’ın başörtüsü yasaklarına sürükledi.

DEMİREL TARZI MUHALEFET

Yazının Devamını Oku

Duygu Delen raporundan çarpıcı tespitler

Siyasi kulislerin hareketli olduğu, siyasi kutuplaşmanın tavan yaptığı bir dönemde kadın cinayetlerini yazmanın zorluğunun farkındayım.

Ancak kadın cinayetleriyle mücadele mevsimlik bir iş değil. Israrla takip edilmesi gerekiyor. Çünkü kadın cinayetleri dur durak bilmiyor. Caniler, genç kızlarımızı vahşice katlediyorlar. Bunun bedelini ağır bir şekilde ödemedikleri sürece bu kadın cinayetleri devam edecek.

Muğla’da Cemal Metin Avcı tarafından yakılarak öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’le ilgili Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu’nun raporunda, “Kişi yaşıyor iken yakılmasına bağlı da ölümün meydana gelmiş olabileceği” tespitine yer verilmişti. Yani ‘Pınar Gültekin diri diri yakılmış’ deniliyordu.

BİLİRKİŞİLERDEN VAHŞETİN RAPORU

Gaziantep’te Mehmet Kaplan tarafından dördüncü katın balkonundan atılarak öldürüldüğü iddia edilen Duygu Delen’le ilgili resmi bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. Adli Tıp uzmanı Dr. Murat Akbaba, Adli Fizikçi İlknur Bakır Özbilek, olay yeri bilirkişisi Alpaslan Can ile bilişim uzmanı Halis Bozkurt tarafından hazırlanan raporda, “Duygu Delen’in dengesini kaybederek kaza sonucu düşmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir” denildi.



Yazının Devamını Oku

İstanbul’daki patlamayı iki kademeli planlamışlar

Kanlı bir eylem olduğunda tartışıyoruz. Tartışmalıyız da. Çünkü PKK ve DEAŞ’ın bombalı saldırıları nedeniyle büyük can kayıpları yaşadık. Reyhanlı’yı, Ankara Garı’nı, Güvenpark’ı, Merasim Sokak’ı, Sultanahmet’i, Gaziantep’te kına gecesine yapılan canlı bomba eylemini unutmadık.

Bombalı eylemden sonra Ankara Garı’na ilk giden gazetecilerden biriydim. Bedenleri paramparça olan insanların üzeri henüz örtülmemişti. Merasim Sokak’taki vahşette yanık insan bedenlerinin kokusu duruyordu.

Çok büyük acılar bunlar.

Benim itirazım, bombalı eylemi tartıştığımız kadar; patlama olmadan, insanlar canını kaybetmeden bu eylemlerin engellenmesini yeterince konuşmamamıza.

Önlenemeyen saldırıyı tartıştığımız kadar önlenen eylemi de konuşmalıyız.

Önlenemeyen her patlamadan ders çıkardığımız gibi başarılı her operasyondan da sonuçlar çıkarmayı bilmeliyiz.

İSTANBUL POLİSİNİN BAŞARISI

Tam kapanma nedeniyle Esenler Otogarı’nın en kalabalık günlerini yaşadığı bir sırada, polisin dikkati sayesinde PKK’nın bombalı eylemi önlendi.

İstanbul polisini tebrik ediyorum. Büyük bir vahşetin önüne geçtiler.

Yazının Devamını Oku

Adli Tıp ‘Pınar Gültekin canlıyken yakılmış olabilir’ dedi

Bu yazıyı nasıl yazacağımı bilemedim.

Adli Tıp Kurumu’nun Pınar Gültekin hakkında düzenlediği raporu okudukça kanım dondu.

Çünkü Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun raporunda, Pınar Gültekin’in “Boyna basıya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana gelmiş olabileceği gibi boyna bası eylemi sonrası kişi yaşıyor iken yakılmasına bağlı” da ölmüş olabileceği ifade ediliyor. Yani Pınar Gültekin’in ölümünün daha yaşarken yakılmasına bağlı meydana gelebileceği sonucuna varıyor.



Pınar Gültekin diri diri yakılmış olabilir, diyor.

DİRİ DİRİ Mİ YAKTI

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı CHP’yi geriyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çıktığı her televizyon yayınında mutlaka Cumhurbaşkanlığı sorusu yöneltiliyor.

Çünkü İmamoğlu, biraz gerilemesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında en çok oy alacak iki isimden biri çıkıyor. Diğeri Mansur Yavaş. İmamoğlu da şu ana kadar “Cumhurbaşkanı adayı değilim” demedi. Her defasında Cumhurbaşkanı adaylığını istediğine ilişkin yanıtlar veriyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI SİNYALİ

İmamoğlu’na son çıktığı yayında da Cumhurbaşkanı adaylığı soruldu. İmamoğlu, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tarzıyla yanıt verdi. Kılıçdaroğlu ve Akşener’e “Beni aday gösterin” mesajını verdi. “Ben İstanbul ilçe başkanıydım, ilçe başkanlığına adayım demedim, önerildim. İlçe belediye başkanı adayı olduğumda da yine adayım demedim. Önce seçim yapıldı, ilçe belediye başkanı adayı oldum. Büyükşehir belediye başkanlığı konuşuldu, benden bir şey duydunuz mu?” dedi.

CHP GENEL MERKEZİ’Nİ RAHATSIZ EDİYOR

Ekrem İmamoğlu’nun her defasında Cumhurbaşkanı adaylığı ile gündeme gelmesinin CHP Genel Merkezi’ni rahatsız ettiği söyleniyor. İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığıyla ilgili her açıklamasının Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresinde kaşların çatılmasına neden olduğu ifade ediliyor. İmamoğlu’nun sürekli olarak Cumhurbaşkanı adaylığını gündemde tutarak CHP yönetimine bir dayatmada bulunduğu düşünülüyor. Kılıçdaroğlu belediye başkanlarının hizmete odaklanmalarını istemişti. Ama İmamoğlu hizmete değil, Cumhurbaşkanı adaylığına odaklanmış durumda.

CUMHURBAŞKANLIĞI KAVGASI

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı kavgasının CHP’yi karıştırmasının önünü kesmek için Cumhurbaşkanı adayı olabileceği yönünde mesajlar veriyor. Ta ki parti içinde erken bir Cumhurbaşkanlığı kavgası başlamasın diye.

Özal

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, CHP’yi toparlayın yoksa dağıtıyorlar

Kılıçdaroğlu’nun son dönemlerde çektiği videoları izliyor musunuz?

Kemal Bey bu işi sevdi. Bakıyorsunuz pat diye bir şey mi oldu, küt diye bir Kılıçdaroğlu videosu düşüyor sosyal medya hesaplarına. Ben mutfaktaki videoyu beğendim. Kılıçdaroğlu’na bir sosyal medya ekibi oluşturulmuş. Hem o videolar hem sosyal medya paylaşımları bir ekip tarafından yönetiliyormuş. Biz onu cumhurbaşkanı adayı olarak bekliyoruz ama o karşımıza YouTuber olarak çıkarsa şaşmayın. Kılıçdaroğlu CHP’yi geniş kitlelere açmaya, muhafazakâr seçmenin oylarını almaya çalışırken, CHP yöneticileri bir anda o algıyı yerle bir ediyorlar.

Şimdi size son dönemden bir CHP derlemesi sunmak istiyorum.

YİNE ENGİN ÖZKOÇ

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’a, 104 emekli amiralin bildirisi soruluyor. “Bunlar darbeci değil, bunlar yurtsever” diyor. Hızını alamıyor. “Türkiye Cumhuriyeti’nde bir tek darbeci var. Adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyor.

15 Temmuz’da darbeyi püskürten Erdoğan’ı darbeci ilan ediyor.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise “Umarım Erdoğan’ın da sonu benzemesin Menderes’e” sözüyle 27 Mayıs’ı, darbeyi, Menderes’in idamını hatırlattı.

AYLAN BEBEK

Aylan bebeğin cansız bedeninin fotoğrafının altına yaptığı

Yazının Devamını Oku

Kabine değişikliği nasıl karşılandı?

Dün Meclis’te gece yarısı yaşanan kabine değişikliği nedeniyle gözler yeni bakanların üzerindeydi. Ticaret Bakanlığı görevini üstlenen Mehmet Muş, uzun süre AK Parti Grup Başkanvekilliği yaptığı için grup toplantısına önceden gelmişti. Tebrik ettik. Başarılar diledik.

Meclis açıldığında üç bakan yemin ederek göreve başladılar.

ÖNCEDEN MESAJI VERMİŞ

Üç bakana yeni görevleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından aranarak önceden bildirilmiş. Yeni bakanlar, “Önceden haberimiz vardı” dediler. Erdoğan 13 Nisan tarihinde yapılan kabine toplantısında, bakanlara değişiklik olacağı yönünde mesaj vermiş. Ayrıca hafta başında yapılan AK Parti MYK toplantısında da, “Vatandaşların beklentisi doğrultusunda kabine değişikliğini gerçekleştireceğiz” demiş.

YENİ DEĞİŞİKLİK OLACAK MI?

Mini revizyon nedeniyle kulislerde “ikinci bir değişim olur mu” sorusunun yanıtı aranıyordu. Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasında bu tartışmaya son noktayı koydu.

AK Parti’de gerekli değişiklikleri yaptıklarını, kabine değişikliğini gerçekleştirdiklerini belirttikten sonra, “Artık, genel merkezimizle, meclis grubumuzla, kabinemizle, beldesinden iline kadar tüm teşkilatlarımızla 2023’e odaklanmamız gereken bir döneme girdik” dedi.

Böylece AK Parti’de değişim sürecinin tamamlandığını ifade etti. 2023 hedefini gösterdi. Kabine değişikliği AK Parti milletvekilleri arasında çok büyük bir gündem maddesi olmadı.

Yeni bakanlar mutluydu ama kabine değişikliğinin yapılmasıyla en çok mevcut bakanlar rahatladı.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hangi konuda ‘Çıkın, anlatın, konuşun’ dedi?

Meclis’te dün grup toplantıları vardı. Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve Mithat Sancar’ın gündeminde de 128 milyar dolar konusu vardı.

BAHÇELİ’NİN ÇIKIŞI

Bahçeli, “Bre utanmazlar, 128 milyar doları bırakın da, 104 emekli amiralin 4 Nisan bildirisinin hesabını verin. Çünkü alayınız işin içindesiniz. Aradığınız para devletin kasasında, peki siz neredesiniz?” çıkışını yaptı.

KILIÇDAROĞLU’NUN İDDİASI

Kılıçdaroğlu ise 128 milyar dolar üzerinden iktidara yüklenmeye devam etti. “128 milyar doları arka kapıdan kodamanlara sattılar” dedi.

Muhalefet, bu işi sürdürme kararında.

ERDOĞAN: MUHALEFETİN YALANLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce bu konuya değinmişti. Kılıçdaroğlu’nun, “128 milyar dolar nerede” sorusuna, “Bir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu’nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır. Bu sayede, kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyunlarını da bozduk” yanıtını vermişti.

95 MİLYAR DOLAR KASADA

Yazının Devamını Oku

Yunanistan’ın çifte provokasyonu

Türkiye’nin diyalog çabalarına rağmen Yunanistan’ın provokasyonları bitmiyor. Hatırlarsanız Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, 15 Nisan günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile basın toplantısında kışkırtıcı açıklamalar yapmıştı. Yunanistan’ın eşzamanlı olarak Fransız bayraklı bir araştırma gemisini Akdeniz’de bizim kıta sahanlığımızda olan bir alana soktuğu ortaya çıktı. Türkiye’nin kararlılığı sonucunda Yunanistan’ın araştırma gemisi Deniz Kuvvetleri’mize bağlı unsurların yakın takibi altında kıta sahanlığımızdan çıkarıldı.

Fransız bayraklı Yunan araştırma gemisi kıta sahanlığımızı terk edip Girit’in doğusuna çekilene kadar gemilerimiz tarafından yakından takip edildi. Böylece Yunanistan’ın bir oldu bitti yapmasına izin verilmedi. Yunanistan ve Fransa’nın Ankara büyükelçilerinin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması bekleniyor.

DENDIAS’IN TAVRI

Yunan bakan Dendias densizlik yaptı. Aslında onun adı Dendias yazılır ama densiz diye okunur. Çünkü Yunanistan’ın yaptığı kışkırtmalara rağmen Dendias’a, Ankara’da hak ettiğinden öte ev sahipliği yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi. Erdoğan görüşmede Dendias’a, “Aramıza başkalarını sokmayalım, Avrupa Birliği, şu, bu, bunlar girmesin. Biz iki komşu ülke ve tarihi itibarıyla da çok farklı yaklaşımları olan, sıcak ilişkileri olan iki ülkeyiz” dediğini ifade etti.

MİÇOTAKİS İLE BİRLİKTE Mİ PLANLADILAR

Ankara üst düzeyde kabul ettiği Yunanistan’a diyalog zeminlerini sonuna kadar açtı. Buna rağmen Dendias krizi tercih etti. Gerçi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hak ettiği yanıtı verdi. Üstelik, basına kapalı toplantıda Yunan heyetinin “Medya önünde tartışma yaratacak ifadeler kullanmayalım” önerisine rağmen. Bu durum akıllara şu soru işaretini getirdi. Bu kriz planlı bir strateji miydi, Türkiye’ye gelmeden önce Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile Dendias bunu birlikte planlamışlar mıydı?

EŞZAMANLI KRİZ

Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın gerilimi tırmandırıcı tavrının spontane gelişen bir durum olmadığı ortaya çıktı. Dışişleri Bakanı Dendias’ı Ankara’ya gönderen Yunanistan’ın, aynı gün Fransız bayraklı araştırma gemisini Akdeniz’de bizim kıta sahanlığımıza sokmak için harekete geçtiği ortaya çıktı. Belli ki Atina eşzamanlı bir kriz planlamış. Türkiye’nin kararlılığı üzerine Yunanistan’ın Fransız bayraklı araştırma gemisi geldiği gibi gitti. Girit Adası’nın doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Ama bu durum Atina’nın diyalog değil, kriz yanlısı olduğunu ortaya koydu. Hem de çifte kriz. Hem de eşzamanlı kriz.

15 NİSAN’DA BİLDİRDİ

Yazının Devamını Oku