Paylaş
Artık Mansur Yavaş mı, Özgür Özel mi cumhurbaşkanı adayı olmalı tartışması yapılıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davayı siyasetçilerden takip eden yok. Özgür Özel en son 17 Ağustos’taki duruşmaya katıldı. Salondan haber yapan gazeteciler, siyasilerden katılım sıfır notunu düşmeye başladı.
İmamoğlu’nun yargılandığı davalardan yıl sonuna doğru kararların çıkması bekleniyor. İmamoğlu mahkûmiyet aldığı takdirde siyasi gücü iyice azalacak. CHP ile ipleri tamamen koptu. Yeni Parti üzerindeki etkinliği kısmen zayıflayacak. Siyasi aktör olma özelliği büyük darbe yiyecek. İmamoğlu yolsuzluk davalarından mahkûmiyet aldığı zaman Kılıçdaroğlu, “Ben arınma talep ederken bunu kast ediyordum” diyecek.
AV OLDU
2027 yılının ikinci yarısından itibaren seçim kazanı fokur fokur kaynamaya başlayacak. Cumhurbaşkanı adaylığı, seçim ittifakları ve milletvekili listeleri konuşulmaya başlanacak. 2027 yılının sonunda ya da 2028 yılının başında yapılacak olan seçimde favori cumhurbaşkanı adayı olması beklenirken Ekrem İmamoğlu, Silivri’de hakkındaki davalarla boğuşuyor olacak. Ortadoğu’daki gelişmeleri anlatmak için İhsan Sabri Çağlayangil’in “Ortadoğu’da eğer masada değilseniz, mönüdesinizdir” örneğini veriyoruz ya; Ekrem İmamoğlu da önümüzdeki seçimlerde masada olmayacak, mönüde olacak. İmamoğlu avcı olmak istiyordu ama yanlış strateji sonucunda av oldu.
DEĞDİ Mİ HOCAM
Ahmet Davutoğlu iddialı bir şekilde çıktığı siyasi yolculuğunu hüsranla sonuçlandırdı. Gelecek Partisi’ni kapattı.
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın AK Parti’den ayrılıp partilerini kuracakları zaman CNN Türk ekranlarından siyasi tarihinden örnekler vererek bunun AK Parti tabanında tepkiyle karşılanacağını, muhafazakâr seçmenin bunu ihanet olarak değerlendireceğini anlatmıştım. Muhafazakâr kesimde vefa duygusunun çok önemli olduğunun altını çizmiş ve “AK Parti tabanı hain damgasını vurur” demiştim. Davutoğlu’nu yeni parti kurması için teşvik edenler bundan rahatsız olmuştu. Şimdi onlar mı Davutoğlu’nun hayrına konuşmuş, yoksa ben mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan da kendisine veda ziyaretinde bulunan Ali Babacan’a “Ümmeti böleceksiniz” diye sitem etmişti. Ama onlar yürüdüklerinde Anadolu’nun arkalarından akacağını, halkın kendilerini kurtarıcı olarak göreceğini düşünerek bir yola çıktılar.
İHANET DAMGASI
Partilerini kurdular. Ali Babacan kendisini siyasete kazandıran AK Parti’yi bölmeye çalıştı. Kendisini Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerine getiren Erdoğan’ı tasfiye etmek için 6’lı masalarda yer aldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekledi.
Ahmet Davutoğlu ise kendisini başdanışmanlıktan Dışişleri Bakanlığı’na, oradan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakanlığa taşıyan Erdoğan’a karşı savaş açtı. Değerleri dilinden düşürmeyen Ahmet Hoca, başörtüsü yasağını kaldırıp Ayasofya’yı açan Erdoğan’a karşı bu zulümlerin mimarı olan CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekledi.
Sonuç hem Babacan hem Davutoğlu açısından büyük bir hüsran oldu.
Babacan hâlâ direniyor. Ahmet Hoca yanlıştan döndü. Ama kredilerini tükettiler. Ama muhafazakâr camiada aziz bir hatıra olarak kalıp, gün geldiğinde değerlendirilme ihtimalleri varken sırtlarına “ihanet hırkası”nı giydiler.
Çok şey yazılabilir. Çok şey söylenebilir. Ama Davutoğlu’na tek bir şey soracağım.
“Değdi mi hocam?”
İDRİS NAİM ŞAHİN’İN ETRAFINDAKİ ÇEMBER DARALIYOR
Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli araçta Alihan Kuriş’in kardeşi, kanun kaçağı Hilmi Tuna Kuriş’in Almanya’ya kaçırılmak üzere İstanbul’dan Muğla’ya götürüldüğü ortaya çıkmıştı.
İdris Naim Şahin, bilgisi dışında bu işlerin yapıldığını savunarak su yüzüne çıkmaya çalışmıştı. Ancak aracı 5 yıllığına bin lira gibi komik bir rakama kiraladığı anlaşılınca işin içinde başka işlerin olduğu düşünülmüştü. İstanbul’da taksiyle bin liraya Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na geçemezsin.
Ancak İdris Naim Şahin’in araç tahsisi işini iyice istismar ettiği tespit edildi. Çünkü üzerine tahsisli iki araç daha çıktı.
İdris Naim Şahin’e tahsisli ilk araçta yakalanan Hilmi Tuna Kuriş’in Almanya’ya kaçmaya çalıştığı tespit edilmişti. İdris Naim Şahin’e tahsisli 34 S 7815 plakalı aracı kullanan Ömer Sipahioğlu, Antalya Havaalanı’ndan Almanya’ya kaçmış.
ALMAN İSTİHBARATI BAĞLANTISI
Almanya Köln’de Süleymancılar’a ait 70 milyon Euro’ya yaptırılan külliye var ya. Alman istihbaratı bunlara kollarını açmış vaziyette. Firari FETÖ’cülerden sonra Alihan Kuriş yapılanması da Alman istihbaratı ile çalışıyor.
İdris Naim Şahin’e tahsisli araçlarla sadece kaçış işlemlerini yapmamışlar. İçişleri Bakanlığı döneminde İdris Naim Şahin’in özel kaleminde kaydı çıkan Ömür Yücel, 34 S 7815 plakalı araçla Belarus uyruklu diplomatik pasaportlu üç kişiyi de taşımış. Zaten çıkan üçüncü tahsisli araç da yine Ömür Yücel tarafından kullanılmış. Alihan Kuriş operasyonu başladığı günden bu yana araçla İstanbul-Muğla arasında yoğun bir trafik yaşanmış. Bakalım kimleri kaçırmışlar?
İdris Naim Şahin’in başı fena halde dertte. Düşününce bir dönem Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğinden sorumlu adam kanun kaçakları ile devlet düşmanı FETÖ’cülerle işbirliği yapmış.
Ama taklacı kuyruğu fena halde kaptırdı.
Erbakan Hoca olsaydı “Seni gidi taklacı, seni” derdi.
Paylaş