GeriAbdulkadir SELVİ Ermenistan Azerbaycan’a neden saldırdı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ermenistan Azerbaycan’a neden saldırdı

Can Azerbaycan dün, Ermenistan’ın saldırısına maruz kaldı. O saldırıyı yüreklerimizin derinlerinde hissettik. Çünkü o saldırı aynı zamanda bize yapıldı. Çünkü biz “İki devlet tek milletiz.”

Ermenistan’ın Rusya’nın haberi olmadan bu saldırıyı gerçekleştiremeyeceği biliniyor. Ancak Rusya bir yandan Ermenistan’ı kışkırtırken diğer yandan askeri yöntemlerle sonuç alınmasını doğru bulmadığını ifade ediyor. Putin, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüşmesinden sonra Kremlin’den yapılan açıklamada bölgede askeri çatışmaların derinleşmesinden endişe duyulduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın işgal edilen köylerin bir kısmını kurtardıktan sonra yapılan bu açıklama timsah gözyaşlarından öteye bir anlam taşımıyor.

Tabi Ermenistan’ın saldırganlaşmasının arkasında Fransa’nın parmak izlerini de görmek gerekiyor. Yunanistan’ı kışkırtarak bir sonuç elde edemeyen Putin, bir kez daha Ermenistan kartını devreye soktu. Ermenistan, Yunanistan, Rum kesimi kimi Macron’un, kimi Putin’in maşası olmaktan öteye geçemediler.

Macron, Yunanistan ve Rum kesimini kışkırttı ne oldu? Ne Yunanistan ne Rum kesimi kazançlı çıktı. Macron ise Erdoğan’ı arayıp, geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdi benzer bir oyunu Ermenistan üzerinden oynamaya çalışıyor.

Ama söz konusu Ermenistan olunca buradaki esas oğlan Putin...

Libya’da sıkışan Putin, Ermenistan kartını sahaya sürdü. Ancak Putin’de gördü ki, hırsı aklından öte giden Ermenistan Başbakanı Paşinyan sadece kendisini değil, Rusya’yı da rezil edecek.

Bu olay da bir kez daha gösterdi ki, bölgenin iki büyük ülkesi Türkiye ve Rusya olmadan bölgede bir statükonun oluşturulması mümkün değil. Türkiye, Kafkasya’da Rusya gerçeğini dikkate almadan hiçbir adım atmadı. Rusya’yı ürkütmek yerine Rusya ile işbirliğini tercih etti. Ama aynı yaklaşımı göremedik. Bunu Putin’in de iyi anlaması gerekiyor. Özellikle Fransa’nın bölgeye parmağını sokmasının önlenmesi açısından.

TÜRKİYE’YE MESAJ

Bu saldırıyı sadece Azerbaycan’la sınırlı görmek, fotoğrafı eksik okumak olur. Bunun bir ucunda da Türkiye var. Türkiye, şimdiye kadar Ermenistan’a her zaman ılımlı yaklaşmasına, bir dönemler milli takımların dostluk maçı yapılabilecek seviyeye gelinmesine rağmen, Ermenistan kişilikli bir devlet olarak değil, başka ülkelerin sahaya sürdüğü bir kart olarak hareket etmeyi tercih etti. Ama sert kayaya çarptı. Ne Azerbaycan eski Azerbaycan. Ne Türkiye eski Türkiye. Ne de bölgede artık eski dengeler var.

AZERBAYCAN’IN STRATEJİSİ DEĞİŞTİ

Azerbaycan’ın Ermenistan saldırısını püskürttükten sonra işgal altındaki köyleri kurtarması da gösterdi ki, artık askeri varlığıyla da önemli bir güç olan Azerbaycan var. Azerbaycan’dan gelen bilgiler bu kez savunma hattının ön cepheye kurulduğu yönünde. Bundan sonra Azerbaycan’ı izlemekte yarar var. Dün Ermenistan sivil yerleşim yerlerine saldırmakla birlikte yeni bir cinayet daha işledi. Bir devlete yakışmayan çapulcu bir kabile anlayışını yansıtan bir şekilde sivil yerleşim yerlerine saldırdı. Cevabını da aldı. Görüldü ki, Azerbaycan, Türkiye’nin de katkılarıyla askeri anlamda kapasitesini yükseltmiş. Bu Azerbaycan açısından bir dönüm noktası olabilir..

AMERİKAN SEÇİMLERİ

Ermenistan saldırısının zamanlama olarak da değerlendirilmesinde yarar var. Neden şimdi? Sorusunun yanıtına baktığımızda Amerikan seçimleri göz ardı edilmemesi gereken bir faktör olarak çıkıyor karşımıza. Ermeni diasporası Amerikan seçimlerinin meydana getirdiği konjonktürü değerlendirmek istiyor. Seçim sürecinde Yahudi Cemaatine büyük tavizler veren Trump’ın Ermeni oyları nedeniyle kendilerine taviz vermesini bekliyorlar. O nedenle önümüzdeki günlerde kınamalar, gelebilir. Bunlar öngörülemeyecek hamleler değil. Ama bu adımlar gelir, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” gerçeğinin duvarlarına çarpıp geri döner. 

NAHÇIVAN’A SALDIRI

Ermenistan, Türkiye ile Azerbaycan arasında enerji ve ulaşım konusunda stratejik bir merkez olan Tovuz Bölgesi’ne saldırdı. Tovuz, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Türkiye’ye doğalgaz sağlayan TANAP boru hattıyla Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının geçtiği bir bölge. Saldırı püskürtüldü. Ama orada Azerbaycan’la birlikte Türkiye’ye verilen bir mesaj söz konusuydu. Şimdi Nahçıvan’a saldırı ihtimali konuşuluyor. Dilerim öyle bir çılgınlığa kalkışmaz. Çünkü o zaman karşısında sadece Azerbaycan ordusunu bulmaz, Türk askerini de bulur. Atatürk tarafından, “Türk kapısı” olarak adlandırılan Nahçıvan’a yapılacak bir saldırı, doğrudan Türkiye’ye yönelik bir mesaj olur.

AZERBAYCAN KARTLARINI DOĞRU OYNUYOR

Doğu Akdeniz’deki bilek güreşi Kafkasya’ya taşınmak isteniyor. Çünkü Rusya kendisi açısından en güçlü olarak gördüğü bir zeminde bu mücadeleyi yapmak istiyor. Bu bir güç mücadelesi. Azerbaycan’ın savaş hali ilanında bulunması yerinde bir adım oldu. Artık Azerbaycan savunmada değil ön cephede bu mücadeleyi sürdürecek. Bu sürecin sonunda Ermenistan, Dağlık Karabağ’la ilgili müzakerelere oturmak zorunda kalmalı. O nedenle kısa sürede barış görüşmelerin başlaması ve ateşkes ilanı yararlı değil. Azerbaycan bir müddet ilerledikten sonra, barış görüşmeleri başlayabilir. Böylece müzakere masası ön cephede oluşturulur.

ERDOĞAN FAKTÖRÜ

Türkiye Cumhuriyeti’nin başında hangi hükümet olursa olsun söz konusu Azerbaycan olduğunda farklı hareket etmesi beklenemezdi. Ancak Erdoğan, dünyada Trump ve Putin’le birlikte ismi sayılan üç liderden biri. Güçlü bir lider. Kararlı bir lider. Hele Türk dünyası söz konusu olduğunda. Hele mağdur Müslüman milletler söz konusu olduğunda. Erdoğan’ın, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i arayarak verdiği güçlü destek önemliydi. Sorunun çözümü için Erdoğan ile Putin’in görüşmesi bekleniyor. Ama önce sahada yapılacaklar yapılmalı, söylenecekler söylenmeli. Azerbaycan askeri ilerlemeli. Ondan sonra barış masası kurulmalı.

 

X

İlk kez yapılan hesaba göre, muhalefet ne kadar oy almalı?

Muhalefet, 2023 stratejisini parlamenter sisteme dönüş üzerine kuruyor.

Muhalefetin hem parlamenter sistemin çok iyi olduğuna dair milleti inandırması gerekecek hem de bunu nasıl gerçekleştireceğini iyi anlatması gerekecek. Yoksa boş hayal satma ithamıyla karşı karşıya kalacak. Biz seçimi kazanırsak 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçeceğiz demekle bu iş olmaz.

Sistem değişikliğinin gerçekleşebilmesi için Anayasa gereği belli bir sayıya ulaşılması gerekiyor. Ayrıca bu hiç de kolay bir oran değil.

Çünkü Anayasa değişikliğinin bir matematiği var. Öyle basit çoğunlukla olmuyor. Siyasetin sonuç alabilmesi için o sayıyı bulması gerekiyor ama şimdilik o noktaya kafa yoran yok. Seçim konusunda uzmanlığına güvendiğim isimlerle çalıştım. Elbette ki millet iradesi ne yönde tecelli eder, bilinmez. YSK’nın resmi verilerini esas alarak ama 2018 seçimlerine katılım oranlarını da dikkate alarak ortaya bir tablo çıkardım. 2023 seçimlerine ilişkin bir perspektif vermeye çalışacağım. Rakamlara boğacağım ama zaten bu çalışmanın rakamlar boyutu önemli.

2018 SEÇİMLERİNDEKİ KATILIM ORANI

2018 seçimlerinde seçmen sayısı 59 milyon 367 bin 469’du. Seçimlere katılım oranı ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 86.24, milletvekili seçiminde ise yüzde 86.22 olarak gerçekleşmişti. Türkiye’de diğer ülkelere göre seçimlere katılım oranı yüksek. Bu da demokrasimiz açısından sevindirici bir durum.

2023 SEÇİMLERİ

2023 seçimlerinde ise yurtiçi ve yurtdışı dahil olmak üzere seçmen sayısı 63 milyon 965 bin olarak tahmin ediliyor. 2018 seçimlerine katılım oranı baz alındığında Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 54 milyon 301 bin 16, milletvekili seçimlerinde ise 54 milyon 288 bin 423 kişinin oy kullanması öngörülüyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın gençlerle buluşmasının öteki yüzü

Müslüm filminde dikkat çekmişti, Şahin Kendirci. Müslüm Gürses’in çocukluğunu canlandırdığı bölümde olağanüstü sahiciydi.

Timuçin Esen gibi bir ustanın yanında çok başarılı bir iş çıkarmıştı.Şahin Kendirci’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da gençlerle buluşmasında birbiri ardına güzel türküleri söylerken görünce hemen AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan’ı aradım.

“Adana’da gençlerle buluşmamız çok dinamik geçti. Cumhurbaşkanımız çok keyif aldı. Şahin Kendirci ayrı bir güzellik kattı” dedi. Ben sadece Âşık Veysel’in, “Uzun ince bir yoldayım” parçasına eşlik ettiğini zannediyordum ama Cumhurbaşkanı birçok şarkıya eşlik etmiş.

ERZURUM’DA EL FİDA

Erdoğan’ın gençlerle buluşmalarında, hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Her şehrin dokusuna uygun bir konsept hazırlanıyor. Mekânlar ona göre seçiliyor. Ama bazı şeyler de çok doğal olarak gelişiyor. Kahramanmaraş’ta yıllar önce annesi Tenzile Erdoğan için okuduğu şiir kendi sesinden dinletilince Erdoğan gözyaşlarını tutamamıştı. Erzurum’da gençler, hep bir ağızdan “Elfida”yı söylemişlerdi.

Haluk Levent çok güzel söyler Elfida’yı.

GÖNÜL DAĞI

Diyarbakır zaten bir kültür şehri. Yöresel sanatçıların eşliğinde Neşet Ertaş’tan “Gönül Dağı” türküsünü söylemişti. Gönül Dağı türküsüne dikkat ediyorum, müzik platformlarında milyonlarca kez izleniyor. Yeni kuşaklar geldikçe Neşet Ertaş ve Gönül Dağı yeniden keşfediliyor. Ama Neşet Ertaş’ın, “Zahidem”i de, “Leylam” türküsü de öyle değil mi?

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında taktik savaşı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenmedik bir hamle yaptı. Boksta buna ters kroşe diyorlar.

Anayasa’nın ilk dört maddesi konusunda hassas olan CHP’yi Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerinden vurdu. HDP konusunda hassas olan İYİ Parti’yi ise hem HDP üzerinden hem de Akşener’in en büyük siyasi sermayesi olan 28 Şubat’ın yiğit kadını imajı üzerinden hedef aldı.

Şimdi CHP ve İYİ Parti’de Erdoğan’ın bu taktiği anlaşılmaya, arkasından gelecek hamle tahmin edilmeye çalışılıyor. O nedenle hem Erdoğan’ın hamlesini hem de CHP ve İYİ Parti’deki değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum. Ayrıca yeni anayasa konusunda Erdoğan’ın AK parti kurmaylarına son talimatını aktaracağım.

KILIÇDAROĞLU’NU ANAYASA ÜZERİNDEN VURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin kırmızı çizgisi olan Anayasa’nın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk dört maddesi üzerinden hedef aldı. TV’deki programda şu diyalog yaşanıyor.

Kılıçdaroğlu: Anayasa’yı değiştirelim diyoruz.

Araya giren şahıs: İkinci, üçüncü maddeleri mesela.

Kılıçdaroğlu: Tabii. Söyledik bütün bunların tamamını. Buyurun gelin, yapalım bunların hepsini.

O MADDELER NE DİYOR?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Akşener’i neden hedef aldı?

Yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlemek üzere Meclis’teydik. Erdoğan, bir anlamda yeni dönemde.

Erdoğan, kimi zaman, “Sen yerli ve millisin. Senin ne işin var orada? Gel bizimle ol” diye seslendi. Netanyahu benzetmesinde olduğu gibi kimi zaman mahkemeye verdi ama Meral Akşener’i ilk kez hedef aldı.

“Hanımefendi” dedi. İsmini vermedi. Kırıcı olmadı. Ama hedef aldı. Şu anda siyasi rakipler ama Türk siyasetinde birbirlerini en yakından tanıyan iki lider kim derseniz, Erdoğan ile Akşener derim. Ailece tanışırlar.

AKŞENER’E ÇAĞRI

Erdoğan’ın, Akşener’i neden hedef aldığını sorduğumda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, “Siyasi hakikate çağırdı” dedi. Bir başka AK Parti yöneticisi ise, Erdoğan’ın, grup konuşmasında yer alan “HDP tarafı, hanımefendinin cumhurbaşkanlığı adaylığını asla kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştır. Yani bir anlamda HDP Milet İttifakı’ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir” sözlerinin altını çizdikten sonra, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Kılıçdaroğlu’nun, HDP ile işbirliği yaparak Meral Akşener’i harcadığını düşünüyor” yorumunu yaptı.

ERDOĞAN’IN 2023 STRATEJİSİ

ERDOĞAN, 2023 seçimlerine dönük bir strateji çerçevesinde konuştu.

1- Kılıçdaroğlu’nu HDP’nin vesayeti altına girmekle suçladı.

2-

Yazının Devamını Oku

Sıcağı sıcağına çöken sosyal medya anketi

Sosyal medya çöktü. Bu vesile ile sosyal medya diyeti yaptığımızı düşünenler de var, aman iyi ki gece yarısı oldu, eğer gündüz olsaydı bunalıma girerdik, diye şükredenler de...

Sosyal medya çökünce Facebook’un sahibi Zuckerberg 7 saat içinde 7 milyar dolar kaybetti. Zuckerberg’in kaybettiği paraya üzülecek değilim. Sadece işin ciddiyetine dikkat çekmek istedim.

Ama şurası bir gerçek ki sosyal medya her geçen hayatımızda daha çok yer alıyor. Artık sosyal medyasız bir hayat yok. Sosyal medyasız siyaset de yok.

Büyük usta Levent Kırca’nın, “Tam yerine rast geldi manzara koyduk” dediği gibi, tam da sosyal medya kesintisinin üzerine denk geldiği için Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın sosyal medya eğilimleri konulu araştırmasını paylaşmak istedim.

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Ankete katılanların yüzde 46.2’si haberleri sosyal medyadan takip ettiğini söylüyor. En sık kullanılan sosyal medya hesabında ise Instagram uzun süredir ilk sırada geliyor. Twitter’ın çöplüğe dönmesi ve fotoğraf kullanımı Instagram’ın öne çıkmasını sağlamış. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna cevap verenlerin yüzde 30.8’i Instagram diyor ama Facebook’un nefesi ensesinde. Facebook yüzde 28.5’le ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Onu yüzde 13.5’le Twitter takip ediyor. Devlet başkanlarının dahi kararlarını Twitter’dan duyurduğu dikkate alınırsa etkinliği yüksek. YouTube’un yüzde 03.6 çıktığı araştırmada TikTok 0.2’yle burnunu göstermiş durumda.

HABERLER HANGİ SOSYAL MEDYADAN

Ankete katılanların yüzde 29.3’ü haberleri Facebook’tan alıyorum diyor. Onu yüzde 20.3’le Instagram takip ediyor. İlginç anlık haber ağı daha çok yaygın olmasına rağmen haberleri Twitter’dan alıyorum diyenlerin oranı yüzde 19.1’le üçüncü sırada geliyor. YouTube ise yüzde 2.5’le son sırada. YouTube’u daha çok müzik platformu olarak kullanıyoruz.

KADINLAR VE ERKEKLER

Yazının Devamını Oku

Seçim anketleri neyi gösteriyor, sürpriz var mı?

CHP, hafta sonu iktidar kampı yaptı.

Meral Akşener, sistem değişmiş gibi başbakanlığa talip oldu. Muhalefet sanki seçimi kazandı, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu da, şimdiden kabine konuşulmaya başlandı. Ha bir de, Anayasayı değiştirip parlamenter sisteme dönüş var.

Tabii faturayı CHP’ye gönderen kamuoyu araştırma kuruluşlarının yayınladığı sonuçlara inanırsanız Erdoğan gidici, AK Parti yakında yüzde 10 barajının altına düşüyor. Muhalefeti iktidarlı günler bekliyor.

Muhalefet de buna inanmış durumda. Sonrası, seçim gecesi yaşanacak olan hayal kırıklığı olacak.

Çünkü bağımsız araştırma kuruluşlarının anketlerinde durum hiç de öyle görünmüyor. Erdoğan önde. Bu millet Erdoğan’ı seviyor.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 19-22 Eylül tarihleri arasında 1938 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle yaptığı anket, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük önemli sonuçlar veriyor. İktidar da muhalefet de kendilerini kandıran ve algı operasyonlarına hizmet eden anketlere inanmak yerine bu iki yılı iyi değerlendirsinler.

ERDOĞAN AÇIK ARA ÖNDE

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sonuçları paylaşacağım. Ancak dikkatimi çeken bir noktanın altını çizmek istedim. O da hem kararsızların hem de oy kullanmayacağım diyenlerin oranının çok düşük olması. Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın kararını verdiğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

İktidardan erken seçimi engelleyecek hamle

Kılıçdaroğlu, “Hemen seçim” istiyor. Akşener, “Erken seçim” diye bastırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli ise seçimlerin zamanında yapılacağını belirterek sürekli olarak 2023’ü işaret ediyorlar. İktidar erken seçim tartışmalarının önünü kesmek için bir hazırlık yapıyor.

Anayasa gereği bütçenin yılbaşından en az 75 gün önce Meclis’e sunulması ve mali yılbaşından önce çıkarılması gerekiyor. O nedenle ekim ayının ortasında Meclis’e sunulacak olan bütçe, aralık ayının üçüncü haftası da kabul edilerek Meclis’ten geçecek.

Bunu bütçe takvimi vermek için yazmadım. Tam aksine erken seçim tartışmalarına ışık tutması için aktardım. Anayasa’nın 76. maddesinde, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” deniliyor. Bunun konumuzla ne alakası var, demeyin.

AK Parti ve MHP seçim yasası ve siyasi partiler yasası üzerinde çalışmalar yapıyorlar. AK Parti’de Hayati Yazıcı, MHP’de ise Feti Yıldız tarafından yürütülen çalışmaların bir kısmı kamuoyuna yansıdı.

SEÇİM YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli seçim barajının yüzde 7’ye indirileceğini açıkladılar.

2- Seçimlere girmek için Meclis’te grup kurma imkânı kaldırılıyor. Böylece bir gece içinde CHP’den 15 milletvekili transferiyle İYİ Parti’nin seçimlere girmesinin önünü açan düzenleme tarihe karışıyor. Genel kongreyi yapma ve Türkiye genelinde teşkilatlanma şartı ise korunuyor.

3-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ve Akşener Cumhurbaşkanı adayını belirledi mi?

Başlıktaki 10 puanlık uzmanlık sorusu CNN Türk’teki program sırasında Ahmet Hakan’dan geldi. Ankara’ya döndüm. Bu sorunun peşine düştüm.

1- Şimdiye kadar Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener arasında böyle bir görüşme yapılmamış. “Asla” böyle bir görüşme olmamış. Ne gizli, ne açık.

2- Kılıçdaroğlu ile Akşener şu ana kadar Cumhurbaşkanı adayları üzerinde bir müzakere yapmamışlar. Yani Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmasın, Kemal Bey sen ol ya da olma. Ya da şunu aday gösterelim diye bir müzakere yapılmamış.

SEÇİM SÜRECİNDE

3- Millet İttifakı bir aday belirlemeyecek mi? Belirleyecek. O zaman bunu liderler tespit etmeyecek mi? Edecek. Peki Akşener ile Kılıçdaroğlu ne zaman bir araya gelip bu işi görüşecekler? El cevap: Ne zaman ki seçim kararı alınıp resmi seçim takvimi işlemeye başlar, liderler toplanıp kimin aday olacağını konuşur.

4- Sadece aday ismi mi konuşulacak, sadece iki lider mi belirleyecek? Hayır. Millet İttifakı’na dahil olacak partilerin liderleri belirleyecek. Ama önce ortak aday çıkarıp çıkarılmaması kararı alınacak. O konuda da uzlaşmaya varılırsa sıra aday isminin belirlenmesine gelecek.

5- İmamoğlu ve Yavaş’ın geri adım atması, Akşener’in Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ilan etmesi üzerine ortada tek Kemal Kılıçdaroğlu kaldı. Kılıçdaroğlu için “Cumhurbaşkanı aday adayı” yorumu yapılıyor.

KILIÇDAROĞLU KONUSUNDA SORU İŞARETLERİ

6-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, A planı değil

2023 seçimlerine dönük olarak muhalefet cephesinde çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde muhalefet dizayn ediliyor.

CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ne demişti: “Cumhurbaşkanı adaylığı sadece başarı, sadece birikimle olmuyor. Ulusal ve uluslararası karar vericilerin işaret edeceği bir insanı yapacaklar” demişti.

1) Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığında devam etmek istediklerini açıklamaları sağlandı. Böylece İmamoğlu ve Yavaş’ın, cumhurbaşkanlığı tartışmaları sürecinde yıpranmasının önüne geçildi.

2) Meral Akşener, cumhurbaşkanı adayı olmadığını, başbakanlığa talip olduğunu açıkladı. Böylece cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Akşener mi olacak, Kılıçdaroğlu mu olacak tartışmasının önüne geçildi. Kafa karışıklığına son verildi.

HDP OPERASYONU

3) Kılıçdaroğlu, HDP ile Kürt sorununu çözebileceklerini belirterek, kapatma davası öncesinde HDP’ye hayat öpücüğü verdi. HDP’yi yeniden güçlü bir siyasi figüre dönüştürdü.

4) HDP, ittifaka girmeyeceğini açıkladı. Böylece Millet İttifakı üzerindeki HDP ile ittifak yapıyorsunuz ithamının kalkması amaçlandı. Ama asıl önemli olan HDP, cumhurbaşkanı adaylığı konusunda muhalefetle anlaşabileceğini açıkladı.

5) Böylece HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmadan, muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayına destek vermesi garanti altına alındı.

LİDERİN TAVRI BELİRLEYECEK

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, son anda vazgeçer mi?

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda son günler bir anlamda siyasi mıntıka temizliği şeklinde geçti.

Favori cumhurbaşkanı adayları olarak gösterilen Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, geri adım atmak zorunda kaldılar. Meral Akşener, cumhurbaşkanı adayı olmadığını, başbakanlığa talip olduğunu açıkladı.

Bu gelişmeler, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için önündeki tüm engellerin kalktığı şeklinde yorumlandı.

İKİ ÇEKİNCE

10 ay önce cumhurbaşkanı adaylığı için ismi geçmeyenlerden biriydi Kılıçdaroğlu. Hatta sohbetlerimizde de parti genel başkanlarının aday olmasına sıcak bakmadığını ifade ediyordu. Bunu açıkladı da. Parti liderlerinin sadece kendi partisinin ya da ittifakın bir bölümünün oyunu alabileceğine, ancak kucaklayıcı bir ismin daha doğru olduğuna işaret ederdi. Belediye başkanlarının da bir dönem daha hizmet etmesi gerektiğini savunurdu. Aklını cumhurbaşkanı adaylığına takan belediye başkanının verimli olamayacağını söylerdi.

DÖNÜM NOKTASI

Ama ne zaman ki Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olmaya karar verdi, denklem değişti. Hep söylüyorum, Kılıçdaroğlu’nu hafife almayın diye. 7 Aralık 2020 tarihi bir dönüm noktası oldu. Bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti milletvekillerinin sataşması üzerine, “Cumhurbaşkanı adayı olmadığımı size kim söyledi?” çıkışını yaptı. CHP lideri o günden bu yana yaptığı hamlelerle önce Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu minder dışına itti, sonra Akşener’in aday olmayacağını açıklamasını sağladı. Akşener için geçerli değil ama İmamoğlu ve Yavaş’ın adaylığının son ana kadar masada olduğunu düşünenlerdenim.

KARAR ANI

Bazen, kazandığınızı düşündüğünüz anda kaybetmiş olursunuz.

Yazının Devamını Oku

Akşener’in hamlesindeki can alıcı nokta

Meral Akşener, cumhurbaşkanı adayı olmadığını başbakanlığa talip olduğunu açıklayarak, muhalefet cephesinde dengeleri değiştiren bir hamle yaptı. CHP ve İYİ Parti kulislerinden edindiğim izlenimleri maddeler halinde aktarmak istiyorum.

1- Meral Akşener, 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olmama kararını 24 Haziran seçim gecesinde almıştı. Çünkü cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalacağını, kendisinin ikinci turda Erdoğan’la yarışacağını beklerken, partisinden dahi az oy aldı.

2- İYİ Parti’nin yükselişe geçtiği süreçte, tek kadın aday olması ve muhafazakâr kesimden oy alacağı beklentisiyle partisi en şanslı cumhurbaşkanı adayı olarak görülüyordu. Akşener de buna uzun süre ses çıkarmadı.

3- Cumhurbaşkanı adaylığı tartışması yıpratıcı bir hal almaya başladı. Bundan sonra daha sert bir mücadele sürecine girileceğini gördü. Kendisini ve partisini ateş hattının dışına çekti. Kurmayları bu açıklamadan sonra Akşener’in çok rahatladığını ifade ediyor.

4- Başbakanlığa talip olduğunu belirterek hem sistem değişikliği konusuna sözde değil özde inandığını gösterdi, hem de İYİ Parti’ye seçimlerden birinci parti olarak çıkma hedefini koydu.

SEÇİLECEK ADAY VURGUSU

5- Akşener’in açıklamasının püf noktasını “seçilecek aday olmalı” sözü oluşturuyor. Bu hem Kılıçdaroğlu’na hem de cumhurbaşkanlığına hazırlananlara bir mesaj.

6- Akşener, cumhurbaşkanı adayının belirleneceği zaman masaya, “seçilecek aday” ölçüsünü koyacak.

7-

Yazının Devamını Oku

Akşener’in başbakanlık hamlesinin altında ne yatıyor?

Meral Akşener, bir süredir ısrarla cumhurbaşkanı adaylığı konusunda zerre kadar şahsi bir hesabının olmadığı mesajını veriyor.

Sürecin önünü tıkayan olmayacağım, diye açık çek veriyor. En son Halk TV’de Suat Toktaş’ın programında cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının aksını değiştirecek bir açıklama yaptı. ”Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakanlığa adayım” dedi.

Akşener’in hamlesiyle birlikte, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yeni bir durum ortaya çıktı.

6 Ağustos tarihli, ”Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı, Akşener başbakan adayı” başlıklı yazıda bu formülü gündeme taşımıştım. Akşener beni yanıltmadı. Yanlış anlaşılmasın, haberimin kaynağı İYİ Parti değildi. Hatta onlar, “Bizim liderimiz ortak cumhurbaşkanı adayı olmalı” diye bana sitem etmişlerdi. Ama ben o günkü yazımdan da anlaşılacağı üzerine bunu Millet İttifakı’nın 2023 stratejisine dönük olarak yazmıştım. Kılıçdaroğlu ile Akşener arasındaki görev dağılımı olarak yansıtmıştım.

Akşener’in 12 Temmuz’da Tunceli’de yaptığı, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına saygı duyarım, en doğal hakkıdır” şeklindeki açıklama CHP’de, Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığına bir yeşil ışık olarak yorumlanmıştı.

Kılıçdaroğlu 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçişe öncülük edecek, Akşener ise parlamenter sistemin başbakanlığını üstlenecek, denilmişti.

O model işlemeye başladı mı?

AKŞENER, O ÇIKIŞI NEDEN YAPTI

Yazının Devamını Oku

Akşener’e HDP soruları

Kılıçdaroğlu, 2023 seçimine giden süreci ilmik ilmik dokuyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığına giden süreçte üst üste kritik hamleler yapıyor. Şu ana kadar istediklerini elde etmiş gözüküyor ama HDP-PKK üzerinden İYİ Parti’yi ürkütüp Millet İttifakı’nı çatlatır mı? Orası meçhul.

Kılıçdaroğlu’nun, Kürt sorununun çözümünde HDP’yi meşru muhatap kabul ettiği yönündeki açıklaması, HDP cephesindeki güç savaşını da ortaya çıkardı.

PKK-HDP cephesinde güç odakları var:

Öcalancılar

Kandilciler

Selahattin Demirtaşçılar

Avrupa’daki PKK yapılanmasının gücünü hafife aldığım düşünülmesin. Çözüm sürecinde Öcalan’ın mektupları üç adrese giderdi. Bunlardan biri de Avrupa’ydı.

Kılıçdaroğlu’nun hamlesiyle PKK-HDP ekseninde fay hatları harekete geçti.

Sezai Temelli

Yazının Devamını Oku

Kasapoğlu yurt sorunu için gençlere ‘İrtibatta kalalım’ diye seslendi

Bazı konular sayılarla, rakamlarla izah edilmez. Öğrencilerin yurt konusunu da o şekilde görüyorum. Elbette ki hedef yurda yerleşmek isteyen tek bir öğrencimizin dahi açıkta kalmaması.

Tabii bir de madalyonun öteki yüzü var. Yurt sorunu üzerinden bir algı operasyonu yürütülmek isteniyor. Onu görebilecek kadar tecrübe sahibiyiz. Gezi sürecinde hop diye bir duran adam ortaya çıkmıştı. Bir de kırmızılı kadınımız vardı. Ne oldu? Şimdi de parklarda yatanlar var...

Uçlara savrulmadan, algı operasyonlarına alet olmadan öğrencilerimizin yurt sorununu tartışmamız gerekiyor. Öyle yaptım. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu ile yurt sorununu konuştum. Kasapoğlu ile yurtların kapasitesine, sayılara takılmadan olayın insani boyutunu da masaya yatırdık.

GENÇLER İRTİBAT HALİNDE OLALIM

Kasapoğlu’nu bir fazla genci daha yurda nasıl yerleştiririm çabası içinde gördüm. Zaten gençlere, ailelerine çağrı yaptı. “Bir gencimizi dışarıda bırakmamak için, başvuruda bulunan gençlerimizi yerleştirmek için çalışıyoruz. Bizimle irtibat halinde olsunlar” dedi.

Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtlara yerleşmek için bu yıl 624 bin 136 başvuru olmuş. Peki bunun ne kadarı yerleştirildi?

Kasapoğlu, “Bu başvuruda biz 362 bin kişiyi yurda yerleştirdik. Bunun 46 bin 863’ü feragat etti. 35 bini hemen ilk yedekte yerleştirdik. Normal süreçte biz başvuranların yüzde 90’ını yerleştiriyoruz. Pandemi nedeniyle bir sıkışma oldu. Ama tüm imkânları seferber edeceğiz. Son 4 yılda yatak sayısını 216 bin artırdık. Bunun çoğu pandemi döneminde bitirildi. Yine kısa sürede devreye sokacağımız 64 bin kapasite var. Onları yetiştirmek için yoğun bir çalışma içindeyiz” dedi.

PANDEMİ SIKIŞIKLIĞI

Yazının Devamını Oku

HDP konusunda Akşener, Kılıçdaroğlu gibi mi düşünüyor?

Kılıçdaroğlu’nun, “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” açıklaması HDP’deki ayrışmayı ortaya çıkardı.

HDP’de İmralı, Kandil ve Demirtaş olmak üzere üç ekip önde görünüyor.

Sezai Temelli’nin, “Çözümün adresi İmralı’dır” çıkışı üzerine Selahattin Demirtaş ve Mithat Sancar’dan peş peşe açıklamalar gelmesinin nedeni o. Demirtaş ve Sancar, “Kürt sorununun çözümünün adresi Meclis’tir” diyerek İmralı’yı gömdüler.

Aynı zamanda da Kılıçdaroğlu’nun HDP’yi yeniden önemli bir siyasi aktör haline getirmeyi amaçlayan hamlesinin boşa çıkmasını önlediler.

Demirtaş ile Öcalan arasındaki çekişme bir sır değil. Ama bakalım İmralı’nın buna karşılık hamlesi ne olacak? Dikkatle izlemekte yarar var.

KILIÇDAROĞLU’NUN ZAMANLAMASI

Bu arada şimdiye kadar Kürt sorununun çözümünde Meclis’i adres gösteren Kılıçdaroğlu, neden HDP’yi adres gösterdi? Niye şimdi? HDP’nin 27 Eylül’de açıklayacağı tutum belgesine bir pas mı verdi? Kapatma davası nedeniyle zor günler yaşayan HDP’ye zeytin dalı mı uzattı? İleride değineceğim ama bunun tek bir yanıtı var o da Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı.

Çünkü Kılıçdaroğlu daha 11 Eylül’de İzmir’de sanayiciler ve işinsanları ile toplantıda Kürt sorununun çözümünde Meclis’i adres göstermişti. CHP kurultayında açıkladığı, “İkinci Yüzyıl Manifestosu”nda da çözüm olarak yine Meclis’e işaret etmişti.

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, İmralı’ya da gidecek mi?

Kılıçdaroğlu’nun, ”Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” açıklamasının mürekkebi kurumadan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, çözümün adresi olarak Öcalan’ı gösterdi.

”Çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır” dedi. HDP tarafından bir açıklama yapılmadığına göre, adres konusunda aynı düşüncedeler demektir. Zaten Pervin Buldan da, ”Çözümün adresi İmralı’dır” diye konuşmuştu.

Bu durumda Kemal Bey ne yapacak? İmralı önerisini dikkate alıp Öcalan’la görüşmeyi deneyecek mi? İmralı’ya gidecek mi? Sanmam.

Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü konusunda geçmişte ciddi çabalar sarf edildi. Göbeğinden ABD’ye bağlı olan Kandil, her defasında çözüm sürecini sabote etti. Orada asıl patron tek başına ne HDP ne İmralı ne de Kandil. Asıl patron ABD.

Ayrıca deneyimler bize gösterdi ki Kürt sorununun çözümü ile HDP ve PKK’yı birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü onların, Kürt sorununun çözümü diye bir dertleri yok. Kürt sorunundan beslendikleri için tam aksine çözüm süreçlerini sabote ediyorlar.

KILIÇDAROĞLU’NUN DERSİM ARŞİVİ

Burada benim şaşırdığım Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununun çözümünü HDP’ye havale etmesi. Kılıçdaroğlu, hem CHP genel başkanı olarak hem de Dersimli olarak Kürt sorununun bir parçası. Sadece parçası değil. Kılıçdaroğlu, Dersim isyanına kafa yormuş birisi. İhsan Sabri Çağlayangil’le röportaj yapmış, daha sonra arşivini gazeteci Soner Yalçın’a devretmiş. Yani bir birikim sahibi.

Kılıçdaroğlu, benden de iyi biliyor ki, Kürt sorununun temelinde CHP yatıyor. Kılıçdaroğlu, CHP’nin genel başkanı olarak oradan başlayabilir. Ayrıca eşi Selvi Hanım, Amberin Zaman’la röportajında, Kılıçdaroğlu’nun ailesinin Kürt sorununun mağdurlarından biri olduğunu anlatmıştı. O bölümü aynen aktarıyorum.

SELVİ KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

Erken seçim tahminlerini etkileyecek söylenti

AK Parti ve MHP’nin üzerinde çalıştığı seçim ve siyasi partiler yasasıyla ilgili siyasi kulislerde bir söylenti dolaşıyor. Aslında söylentiden öte, taktik bir manevra olabilir. Erken seçim tartışmalarına ışık tutması açısından bu söylentiyi dikkate aldım.

Aslında seçim ve siyasi partiler yasasıyla ilgili çalışmanın ana iskeleti ortaya çıktı. AK Parti ve MHP arasında bir iki maddenin üzerinde çalışılacak. Onlar da öyle aşılmayacak sorunlar olarak görünmüyor. Çünkü Erdoğan ve Bahçeli’nin “Önemli olan ittifak” diye kesin talimatı var. İki lider, ittifak ortakları arasında krize neden olacak bir iş istemiyorlar. Şimdi gelelim kulislerde konuşulan konuya. Anayasa’nın 67. maddesine göre seçim yasasında yapılacak değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde yapılacak olan seçimlerde uygulanamıyor. O yüzden seçim yasasının çıkacağı tarih aynı zamanda erken seçim olup olmayacağını da gösterecek diyorum.

MUHALEFETİN ERKEN SEÇİM TAHMİNİ

 Muhalefet bir süredir erken seçim diye bastırıyor. Erdoğan ve Bahçeli ise seçimlerin normal zamanı olan 2023 yılında yapılacağını açıklıyorlar. Muhalefetin bir bölümü 2021 yılında erken seçim bekliyordu. Hatta bir kısmı Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun partisi seçimlere girme yeterliliğini elde etmeden bir baskın seçim beklentisi içindeydi. Hepsi boş çıktı. Çünkü AK Parti’de öyle bir hava yoktu. Şimdi ise muhalefet 2022 Kasım’ı işaret etmeye başladı. Hatta Meral Akşener, 2021 yılı haziranında erken seçim tahmininde yanıldığını belirtip, tahminini 2022 olarak revize etti. Kılıçdaroğlu’nun da beklentisi o yönde.

İŞTE O SÖYLENTİ

Muhalefetin 2022 yılı kasım-aralık beklentisi daha çok iktidarın seçim yasasını ekimde Meclis’e sunup, en geç kasım ayında çıkarmasına dayanıyor. Kasımda çıkarsa üzerine 1 yıl koy, 2022 yılı kasım ayı demektir.

Meclis kapalı, 1 Ekim’de açılacak ancak Meclis kulisleri yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Orada konuşulanlara göre Cumhur İttifakı seçim yasasında yapılacak olan değişiklikleri Meclis’e sunma konusunda aceleci olmayacak. Kasım sonu itibarıyla Meclis’te bütçe görüşmeleri başlayacak. Aralık ayında devam edecek. Seçim yasasındaki değişiklikler bütçe görüşmelerinden sonra Meclis’e sunulursa 2021 yılı içinde Meclis’ten geçme şansı kalmıyor. Bütçeden sonra Meclis tatile giriyor. O zaman 2022 yılına girilecek. 2022 yılının başlarında seçim yasasının Meclis’ten geçmesi ise seçimlerin 2023 yılı ilk üç ayında yapılmayacağı anlamına geliyor. Zaten ondan sonra haziran ayında seçim var, birkaç ay öne alınır mı bilmem ama alınsa dahi o erken seçim olmaz.

ERDOĞAN VE BAHÇELİ KARARLAŞTIRACAK

Seçim

Yazının Devamını Oku

Ödül gecesinde yaşananlar ve Erdoğan’ın rotası

Önce Anadolu Yayıncılar Derneği’nin Medya Ödül töreni için bulunduğum Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden gözlemlerimi aktarmak istiyorum.

Anadolu medyasından meslektaşlarımızla ve siyasetçilerle bir araya geldik. Sadece Külliye’nin nabzı değil, Anadolu’nun nabzı da siyaset diye atıyor. Herkes 2023 seçimlerini konuşuyor.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki programlarda kadınların temsil oranı her geçen gün daha çok artıyor. Bunda Erdoğan’ın tercihinin etkili olduğu belli. Cumhurbaşkanı Erdoğan törenin yapılacağı salona girince kadınlar etrafını sardı. Selfie çektiren çoktu. Erdoğan onları kırmadı, selfie çekmelerini bekledi. Görevliler, program başlayacak diye uyarmasa selfie işi daha devam edecekti.

Ödül töreninde önce Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan Anadolu Medyası’nın sorunlarını aktaran bir konuşma yaptı. Ödül töreni vesilesiyle hem Anadolu medyası Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi hem de sorunları iletildi.

ERDOĞAN DİNAMİKTİ

Gün boyu fabrika açılışından yürüttüğü uluslararası temas trafiğine kadar yoğun programına rağmen Erdoğan’ın enerjisi yerindeydi. Kürsüde son dönemlerin en iyi konuşmalarından birini yaptı.

Bugün 17 Eylül. Şehit Başbakan Menderes’in idamının yıldönümü. Başka ülkeler liderlerin doğum gününü kutlar, biz idam yıldönümlerini anıyoruz. Belki de idamların yıldönümü olması nedeniyle, Erdoğan’ın medyayla darbeler arasındaki ilişkiye dair analizi dikkatimi çekti.

Erdoğan, “15 Temmuz gibi kritik dönemlerde basının önemli bir kısmının sergilediği onurlu yaklaşım tarihimize şanla, şerefle kaydedilmiştir. Aynı şekilde 27 Mayıs Yassıada yargılamaları, muhtıralar, 12 Eylül, 28 Şubat gibi dönemlerde ülkesinin ve milletinin değil de darbecilerin yanında saf tutanlar da milli hafızamızın kara kaplı defterine mimlenerek işlenmiştir” dedi.

2023 KONUŞMASI

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun siyasi final hesabı

Millet İttifakı’ndaki gelişmelerin seyrini Kılıçdaroğlu ve Akşener’in hamleleri tayin edecek. Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının neredeyse bir toplu ayine dönüştüğü bir sırada Kılıçdaroğlu yaptığı müdahalelerle, İmamoğlu’nu geri plana düşürmeyi  ve kendi ismini ön plana çıkarmayı başardı. Hep diyorum ya Kılıçdaroğlu’nu hafife alan yanılır. Bundan sonraki süreci de yine Kılıçdaroğlu’nun tutumu belirleyecek.

1- Eğer Millet İttifakı ortak aday konusunda kararlıysa bu durum altın hissenin Akşener’in elinde olduğunu gösterir.

2- Ama her parti kendi adayını çıkaracak ve ilk tura çok adayla girilecekse o zaman altın hisse de gümüş hisse de Kılıçdaroğlu’nda demektir.

Peki burada belirleyici olan ne olacak?

KILIÇDAROĞLU NE YAPACAK?

Meral Akşener’in, Ekrem İmamoğlu’nu “ikinci Fatih”e benzetmesiyle birlikte ibre İmamoğlu’na dönmüştü. Akşener bu benzetmeyi 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen anma toplantısında yaptı. Kılıçdaroğlu, bu hamleye 48 saat sonra çıktığı FOX TV’de yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı olarak birden fazla adayımız olabilir” dedi.

MASA KURULDUĞUNDA

Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere Millet İttifakı liderleri bir masa etrafında toplandığında işin seyrini önemli ölçüde Kılıçdaroğlu’nun tavrı belirleyecek.

Kılıçdaroğlu,

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı için yeni modeller

2023 seçimleri öncesinde müthiş bir taktik savaşı yaşanıyor. Ama tüm savaşların ortak bir noktası var, cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Erdoğan olduğu için, muhalefetin de ortak aday çıkaracağı tezi üzerine hareket ediyoruz hep.

Ben hâlâ muhalefetin a planının ortak aday olduğuna inananlardanım. Ama bu, çok adayla seçimlere gidilmesi tartışmalarına kulak kabartmama engel değil. Kılıçdaroğlu da “Birden fazla adayımız olabilir” diyerek kapıyı açık tuttuğuna göre neden olmasın?

HER PARTİ ADAYINI ÇIKARIR

Muhalefet cephesinde seçimlerin ilk turunda her partinin kendi adayını çıkarmasını, seçim ikinci tura kalırsa Erdoğan’ın karşısındaki adayda birleşilmesini savunanların sesi çıkmaya başladı. Edindiğim izlenim: Seçim sürecine girildikçe seslerini daha da yükseltecekler.

Çok adayı savunanların tezi iki ana temele oturuyor.

1- Ortak aday muhalif tabanda ortak bir heyecan yaratmayabilir. Bu da seçimlere katılma oranını düşürebilir.

Kılıçdaroğlu olursa İYİ Partililer ya da HDP’liler, CHP’liler kadar aynı heyecanı hissetmeyebilir.

2- Her parti kendi adayını çıkarırsa seçmenlerini sandığa taşımakta zorlanmaz. Bu da seçimlere katılım oranını yükseltir.

KILIÇDAROĞLU VE AKŞENER İSTER Mİ?

Yazının Devamını Oku