Erdoğan’ın karşısında kim ne kadar oy alıyor?

2023 seçimlerine uzun bir süre var ama Erdoğan’ın karşısına kimin çıkacağı konusu önemini koruyor. Konsensus Araştırma, aralık ayı anketinde sadece iki isim önermek suretiyle bu soruya yanıt aramış.

İMAMOĞLU MU ERDOĞAN MI?

Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan yarıştığı takdirde, Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 53.7 çıkarken, İmamoğlu yüzde 46’ya ulaşıyor.

YAVAŞ MI ERDOĞAN MI?

Mansur Yavaş ile Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olduğunda ise Erdoğan’a yüzde 55.2 oranında oy çıkarken, Yavaş yüzde 44.8 alıyor.

GÜL MÜ ERDOĞAN MI?

Yine Abdullah Gül’ü sormuşlar. Kılıçdaroğlu bana yine kızacak. “Selvi’ye bunu kim yazdırmış” diyecek. Cevabını veriyorum. Bana bunu Konsensus yazdırdı. Çünkü Erdoğan ve Gül yarıştığı zaman ne olur diye sormuşlar. Erdoğan diyenlerin oranı yüzde 76.3’e yükselirken, Gül 23.7’de kalmış.

AKŞENER Mİ ERDOĞAN MI?

Ha, bir de tek kadın aday olarak Meral Akşener-Erdoğan sorusu var. Erdoğan yüzde 63.8 alırken Akşener yüzde 37.2’ye çıkıyor.

Enteresan bir şey, Meral Akşener ya da Abdullah Gül gibi muhafazakâr bir isimle yarıştığı takdirde Erdoğan’ın oyları yüzde 70’lere kadar tırmanıyor. Belli ki muhalif seçmen Erdoğan’ın karşısına CHP’den bir ismin çıkmasını istiyor. Konsensus’un araştırma yaptığı tarihte Kılıçdaroğlu’nun adaylığı gündemde değildi, o nedenle sorulmamış ama bence ciddiye almak gerekiyor.

AİHM’YLE DEMİRTAŞ GERİLİMİ VE ÇÖZÜM ÖNERİSİ

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, AİHM’nin Demirtaş’la ilgili kararının siyasi olduğunu belirtip, “Bu karar bizi bağlamaz” demişti. Ama asıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gözden kaçan bir cümlesi vardı. Erdoğan, AİHM’nin benzer yaklaşımı FETÖ davalarında da göstermemesi temennisinde bulunup, “Aksi takdirde, bunca çifte standarda ve riyakârlığa daha fazla tahammül etmek mecburiyetinde olmadığımızın da bilinmesini isterim” diye uyarmıştı.

Erdoğan’ın sözleri ne anlama geliyor? Cumhurbaşkanı AİHM’ye aba altından sopa mı gösteriyor? Hadi bir adım ilerisinde, AİHM’den ayrılmayı mı ima ediyor?

AB VE ABD’YE ELİNİ UZATTI

Oysa tam tersi bir hava söz konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı konuşmada Amerika ve Avrupa Birliği ile yeni sayfa açmaktan söz etmişti. “Önümüzdeki dönem ekonomide, sağlıkta, güvenlikte olduğu gibi dış politikada da Türkiye’nin şahlanış dönemi olacaktır” demişti. Türkiye’nin bu iklime ihtiyacı var. AİHM’nin Demirtaş kararının bu süreci zehirlemesine fırsat verilmemeli. Belli ki Demirtaş ve avukatları AİHM’den böyle bir kararı bekledikleri ve Türkiye’yi zor durumda bırakmak için pandemiyi gerekçe göstererek mahkemeye çıkmamıştı. Ancak biz AİHM’nin kararıyla ilk kez karşılaşmıyoruz ki...

ÖCALAN KARARI

AİHM, 12 Mart 2003 ve 12 Mayıs 2005 tarihinde Öcalan’ın adil yargılanmadığına karar vermişti. Ankara ve İstanbul ağır ceza mahkemeleri dosyayı tekrar gözden geçirmekle birlikte, davanın yeniden görülmesi ve yeniden duruşma düzenlenmesi talebini reddetti. Dosya üzerinde inceleme yapıldı. Ne oldu? AİHM bunu yeterli buldu. Öcalan’ın avukatlarının yaptığı başvuruyu reddetti ve Öcalan dosyasını kapattı.

ÇÖZÜM

Türkiye ile AİHM’nin restleşmesi sadece hukuki seviyemiz açısından değil, Türkiye’nin görünümüne zarar verdiği için, bu işi çözümü zor olan düğümü çözen İskender’in kılıcı gibi bir hamle ile çözmemiz mümkün. Öcalan kararında olduğu gibi. Bizim kılıcımız da hukuk olsun.

ÖZTÜRK YILMAZ’IN SUÇU NEYDİ?

ÖZTÜRK Yılmaz, bir TV programında “Ezan Türkçe okunsun” dediği için CHP’den ihraç edilmişti. Öztürk Yılmaz CHP’den milletvekili seçilmiş, Kılıçdaroğlu’nun desteğiyle dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine getirilmişti. Öztürk Yılmaz, “Ezan Türkçe okusun kardeşim, ben anlayım. Kuran okunsun. Anlayım. Benim dilim her tarafta konuşulsun” dediği için ihraç edilmişti. Hem de bizzat Kılıçdaroğlu’nun verdiği talimat üzerine. Çünkü o günlerde Kılıçdaroğlu, başörtülülerin sorunlarına ilgi gösteriyor, imam-hatip mezunlarıyla bir araya geliyor, muhafazakâr kesimlere mavi boncuk dağıtıyordu. Ama aynı Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Şeb-i Arus’ta Türkçe mevlid ve Türkçe Kuran okutmasına sesini çıkarmıyor.

ARAPÇA YASİN, TÜRKÇE KURAN

Oysa Ekrem İmamoğlu, farklı bir CHP’li profili çizmişti. Milliyetçi ve muhafazakâr kesimleri de kucaklayan bir kampanya yürütmüştü. Seçim kampanyası sırasında camide vakit namazını kılan, Eyüp Sultan’da Arapça Yasin-i Şerif okuyan İmamoğlu, İstanbul’un muhafazakâr semtlerinde de ciddi oranda bir oy alıp seçimi kazanmıştı.

İMAMOĞLU’NUN MUHAFAZAKÂR OYLARI

Bir kıyaslama olması açısından İmamoğlu’nun, muhafazakâr yönleriyle önplana çıkan ilçelerden aldığı oyları paylaşmak istiyorum.

CHP, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Başakşehir’de yüzde 33.90 oranında oy almıştı. 23 Haziran 2019 seçimlerinde Başakşehir’deki oyunu yüzde 47.55’e çıkardı.

CHP, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Bağcılar’da yüzde 19.72 oranında oy almıştı, 23 Haziran 2019 seçimlerinde Bağcılar’daki oy oranını yüzde 32.95’e yükseltti.

CHP, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Sultanbeyli’de yüzde 7.04 oranında oy almıştı. 23 Haziran 2019 seçimlerinde Sultanbeyli’den yüzde 32.95 oranında oy aldı.

CHP, 30 Mart 2014 seçimlerinde Fatih’te yüzde 31.58 oranında oy almıştı. 23 Haziran 2019 seçimlerinde Fatih’te AK Parti’yi geçerek oy oranını yüzde 49.51’e çıkardı.

MEVSİMLİK KIYAFET DEĞİL

İmamoğlu bunu Türkçe Mevlid ve Türkçe Kuran okutarak yapmadı. CHP’den dindar olması beklenemez. Laik ve Atatürkçü bir partidir. Ama dini değerlere saygılı bir CHP pekâlâ mümkündür. Ama bu mevsimlik elbise gibi, seçimden seçime giyilebilecek bir kıyafet değildir.

Ekrem İmamoğlu’nun geç kalsa da,’Bence de Şeb-i Arus töreninde, Yüce Kur’an’ın Arapça okunması gerekir’ demesi önemliydi. Doğru olan tavır buydu.

X

Hukuk reformu İstiklal Caddesi’nde hissedilecek

2021 yılının ilk gündem maddesinin reformlar olması geleceğe ilişkin umutlarımı arttırdı.

AK Parti reformlarla büyüdü. AK Parti aynı zamanda reformlarla Türkiye’nin önünü açtı. Vesayet kurumlarını reformlar sayesinde geriletti. Darbelerin inşa ettiği militarist sistemden reformların şekillendirdiği Türkiye yürüyüşünü başlattı.

Bu ülkede resmi bayramlardan ve kurtuluş günlerinden daha fazla darbeler, muhtıralar tarihi olduğu hatırlanınca özgürlükler ve reformların Türkiye’nin kutup yıldızı olduğuna inanıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın İnsan Hakları Eylem Planı’nı, önümüzdeki hafta ise ekonomi reformunu açıklayacak.

Hukuk reformu olmadan yapılacak ekonomi reformunun bir ayağı askıda kalırdı. Çünkü güçlü bir ekonomi için güçlü bir hukuk sistemi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı hukuk reformu, “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” temasını içeriyor. Bir başka deyişle insana dokunan, insan odağı olan reformlar demek daha doğru olur.

Reform paketinin detayları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanacak ama bir de reformların ruh ve felsefesi var. Ne yani, darbelerin ruhu oluyor da reformların olmaz mı?

GÜL: REFORMLAR SÜREKLİLİK GEREKTİRİYOR

Adalet Bakanı

Yazının Devamını Oku

Sizin Cumhurbaşkanı bizde olsa dünya şampiyonu oluruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir ziyaretinde Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nın açılışını yapmış, AK Parti İzmir Milletvekili Alpay’ın geçtiği kaleye penaltı atmıştı. Erdoğan penaltıyı kullandığı anın fotoğrafını paylaşıp, “Durmak yok. Gollere devam” notunu düşmüştü.

Alpay’ı Meclis’te görünce, “Sizi yeşil sahalarda çok izledik ama kaleye geçtiğinizi görmemiştik” dedik.

Milli takımın değişmez futbolcuları arasında yer alan Alpay, Altay’da başlayan futbol hayatını Beşiktaş ve Fenerbahçe’den sonra İngiltere Premier takımlarından Aston Villa’da sürdürmüştü. Alpay, Güney Kore, Japonya ve Almanya’da da başarılara imza atmıştı. Sahalarda fırtına gibi esen futbolcularımızdan biriydi.

Dünya üçüncüsü olduğumuz milli takımla kupayı kaldıran futbolcularımız arasında yer alan Alpay, başarılarla dolu bir futbol hayatından sonra yeşil sahalardan siyasete transfer oldu. Şimdi AK Parti İzmir Milletvekili olarak siyasette ter döküyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Alpay da her ne kadar siyasette de olsa, futbola olan ilgisini sürdürüyor.

“Cumhurbaşkanımızın futbola ilgisi nedeniyle aramızda özel bir diyalog var” diyor.

Alpay, İzmir’de Göztepe stadyumunun açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Siz spora her türlü desteği veriyorsunuz. Dünya çapında bir başarıyı da bizim size hediye etmemiz gerekiyor” demişti.

Alpay’a sözlerini hatırlatınca, “Futbol oynadığım dönemden birçok arkadaşım şimdi Avrupa’da federasyon başkanlığı ya da teknik direktörlük yapıyorlar. Hepsiyle ilişkilerimi sürdürüyorum. Cumhurbaşkanımızın futbola olan ilgisini takdir ediyorlar” diye konuştu.

SOUTHGATE NE DEDİ?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’a teklif mi, tuzak mı?

Bugün yapılacak İstanbul il kongresi ile birlikte AK Parti’nin ilk kongreleri tamamlanacak. 24 Mart’ta ise büyük kongre yapılacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimlerine hazırlayacak kadroların ortaya çıkması açısından bu kongreyi çok önemsedi. Hatta pandemiye rağmen kongrelerin üzerine titredi. Çünkü Erdoğan, 2023 seçimlerini Türkiye’nin kader seçimi olarak görüyor. Büyük kongrede AK Parti kadrolarının önemli ölçüde yenilenmesi bekleniyor.

Ancak AK Parti kongresi yaklaştıkça, bir formül el altından servis edilmeye çalışılıyor. O nedenle bu yazı bir erken yazı olarak kabul edilebilir. AK Parti kongresi yaklaştıkça şu tartışmayı daha sık yapacağımız anlaşılıyor: Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ile AK Parti Genel Başkanlığı’nın bir arada olmasından dolayı memnun olmaması, bu nedenle kongrede genel başkanlıktan ayrılarak AK Parti Genel Başkanlığı’nı güvendiği bir isme bırakacağı şeklindeki iddialar. Bazı isimler de konuşuluyor. Ama o isimlerin bu modelden haberi yok.

GEÇMİŞTE UYGULANDI

Parlamenter sistemin gereği olarak Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca partisinden istifa etti. Yeniden servis edilmeye çalışılan bu model, Anayasal zorunluluk gereği uygulandı. Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım dönemleri yaşandı.

ERKEN BİR YAZI

Erken yazı dedim. Çünkü burada Erdoğan’a bir tuzak kurulmak isteniyor. AK Parti, Erdoğan’dan, Erdoğan AK Parti’den koparılmak isteniyor. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni en çok da partisinin başına geçmek için istedi. Geçmişte Özal ve Demirel’in partilerinden ayrıldıktan sonra yaşananları gördü. Ayrıca parlamenter sistem döneminde bu modeli test etme imkânı buldu. AK Parti Genel Başkanlığı konusunun Erdoğan’ın kırmızı çizgisi olduğunu biliyorum. Bunun doğru olduğuna da inanıyorum. O nedenle sureti haktan görünen bu formülün AK Parti’yi Erdoğan’ın elinden almak için bir tuzak olduğunu düşünüyorum.

MECLİS İLE ANAYASA MAHKEMESİ ARASINDAKİ YETKİ TARTIŞMASIANAYASA Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu’yla ilgili ikinci ihlal kararını Meclis’e göndermesi üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentop, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bu şekilde tembihte bulunması, bir nasihatta bulunması, öğüt vermesi Anayasa Mahkemesi’nin çok açık bir yetki aşımıdır” diye tepki göstermişti. Şentop, Anayasa Mahkemesi’ne tavzih yazısı yazacağını belirtmişti.

Anayasa Mahkemesi Başkanı

Yazının Devamını Oku

Seçim yasasında önemli değişiklikler var

AK Parti’de genel başkan yardımcısı Hayati Yazıcı başkanlığında yürütülen seçim yasasıyla ilgili değişikliklerde önemli ilerleme sağlandı.

İki hafta önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a alternatifli bir sunum yapılmış. Erdoğan’ın tercihleri doğrultusunda metin üzerinde çalışmalar yapılıyor. Taslağın son şekli Erdoğan’a sunulup onayı alındıktan sonra MHP’ye götürülecek. Ardından da diğer siyasi partilere sunulacak. MHP ile yapılacak çalışmadan sonra ise Meclis’in gündemine gelecek.

Yukarıda bir cümle ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan sunumdan söz ettim. Erdoğan, taslak üzerinde önemli değişiklikler yapmış. Şimdi onları paylaşacağım.

DEĞİŞİKLİKLER

1- Seçim barajı yüzde 7: 12 Eylül darbesinin ürünü olan yüzde 10 seçim barajı değişiyor. AK Parti’nin çalışmasında yüzde 7 ve yüzde 5 oranları öne çıkmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan sunumdan sonra ibre yüzde 7’ye döndü.

2- İttifak barajı olacak mı?

AK Parti’nin çalışmasında seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi yer alıyor. Bu oranın ittifaklar açısından da geçerli olması düşünülüyor.

MHP ise seçim barajının yüzde 7 ya da 5’e indirilmesi ancak ittifaka giren partiler için seçim barajının yüzde 10, 12 ya da 14 olmasını öneriyor.

TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ PAKETTEN ÇIKTI

Yazının Devamını Oku

Karayılan Gara’da mıydı?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’te Gara’da PKK’nın şehit ettiği 13 vatandaşımızla ilgili bilgi verdikten sonra “Allah şahittir, o Murat Karayılan’ı bin parçaya bölmezsek... Tekrar şeref sözü veriyorum” demişti.

Soylu daha önce de “Murat Karayılan’ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün” diye söz vermişti.

Soylu’nun Gara operasyonuyla ilgili konuşmalarında Murat Karayılan’ı hedef göstermesi, “Murat Karayılan Gara’daymış. Operasyondan kısa süre önce orayı terk etmiş” söylentisinin yayılmasına neden oldu. Önemli bir iddia olduğu için araştırdım. Ama doğru çıkmadı. Karayılan ve Cemil Bayık bir süredir Kandil’den başlarını çıkaramıyorlarmış. Daha çok Kandil’in İran kontrolündeki bölgesinde kalmayı tercih ediyorlarmış. İran’ın Gara’ya yaptığımız operasyonu kınaması beni şaşırtmamıştı. Çünkü İran, Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ı Türkiye’ye karşı koruyor.

KANDİL’DE

Murat Karayılan Gara’da değilmiş ama PKK’nın Kandil ve Sincar’dan sonra oluşturmak istediği alternatif komuta kontrol merkezi yerle bir edilmiş. PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, “Gara operasyonunun temel amacı HPG’nin komuta kontrol merkezini işlemez hale getirmekti. Bu operasyonda temel hedef gerillanın komuta kontrol merkezini etkisiz kılmaktı” demişti. Yeni kurulan telsiz sistemleri ortadan kaldırılmış. “PKK’yı 5 yıl geriletecek bir darbe vuruldu” deniliyor.

PKK, zorla kaçırıp operasyonun başında şehit ettiği 13 sivil vatandaşımızı ise 2 yıldır Gara’da “zindan” adını verdiği yerde tutuyormuş. Bir kez daha şehitlerimizin ruhu şâd olsun.

GARA’YA GİDEN MİLLETVEKİLİİçİşlerİ Bakanı Süleyman Soylu, Gara’ya giden milletvekilinin HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir olduğunu açıkladı. Soylu’nun açıklaması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Taşdemir hakkında soruşturma açtı. HDP milletvekili Taşdemir ise “Bunun kocaman bir yalan ve iftira olduğunu göstereceğiz” dedi. Bu durumda Taşdemir hakkında düzenlenecek olan fezlekeyi görmek gerekecek. Çünkü dokunulmazlığının kaldırılması istenirken, fezlekede Taşdemir hakkında yer alacak deliller önem kazandı.

SÜLEYMANİYE’DEKİ 

Yazının Devamını Oku

Gara’ya operasyon kararı nasıl alındı?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Örgütün Gara’da toplandığını takip ediyorduk. Özellikle son 5 ayda bu bölgede yoğunlaştıkları gözlendi” sözleriyle Gara’ya yapılan operasyonun önemini ortaya koydu.

PKK, Kandil’de baskı altına alınınca Sincar’ı aktif hale getirmiş. Sincar’a yönelik Türkiye’nin baskıları artınca da Gara’yı aktif hale getirmiş. Komuta kontrol merkezini Gara’ya taşımaya başlamış. Ayrıca Gara’nın Kandil ve Sincar’a göre daha avantajlı bir yönü var. Türkiye’ye 40 kilometre uzaklıkta ve şimdiye kadar operasyon yapılmamış. Gara’yı aktif hale getirerek, Türkiye’ye geçişleri kolaylaştırmış.

PKK sahada sıkıştıkça alternatif üretebilen bir terör örgütü. Türkiye’nin baskısıyla Bekaa’dan çıkarıldı ama ABD onları Kandil’e yerleştirdi. Kandil’de sıkışınca önce Sincar, sonra Gara’yı komuta kontrol merkezine dönüştürmeyi planladı. Ama bu kez başarılı olamadı.

Gara’ya son dönemlerde PKK’nın önemli isimlerinin gelip gittiği de tespit edilmiş.

DURAN KALKAN’IN İTİRAFI

PKK’nın ilk üç isminden biri olan Duran Kalkan, Gara operasyonunu, “Tarihin en ağır çatışmalarından biriydi” diye tanımladı. Terörist Kalkan, Türkiye’nin hedefini, “Gara operasyonunun temel amacı HPG’nin komuta kontrol merkezini işlemez hale getirmekti. Bu operasyonda temel hedef gerillanın komuta kontrol merkezini etkisiz kılmaktı” diye tanımladı.

Duran Kalkan bunu söylediğine göre demek ki Gara operasyonu hedefine ulaşmış.

SİVİLLERİN GARA’DA TUTULDUĞU İSTİHBARATI

5-6 yıldır PKK’nın elinde olan sivillerin Gara’da tutulduğu istihbaratı ekim ayında alınmış. Bilgi birkaç kaynak tarafından teyit edilince, Gara’ya yönelik operasyon hazırlıklarına başlanmış. Şubat ayı başında ise operasyonun düğmesine basılmış.

Yazının Devamını Oku

Akşener tarzı muhalefet

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, muhalefet lideri olmasına rağmen milli meselelerde, PKK ile mücadelede, Türkiye’nin yurtdışı operasyonlarında sorumlu bir muhalefet örneği veriyor.

O nedenle de muhalefette partisinin oylarını arttırıyor.

Akşener dünkü grup toplantısında konuşmasına, “10 şehrimizde şehit cenazelerimiz vardı. 10 şehrimize ateş düştü. Milletçe yüreğimiz yandı. Gara’da, lanet terör örgütü PKK’ya yönelik operasyon, milli bir meseledir” dedi. Ardından da “Üzerinde konuşan herkesin, sözlerine dikkat etmesi gerekir” diye uyarıda bulundu.

Kılıçdaroğlu PKK’ya PKK diyemiyor ama Akşener üstüne basa basa “Lanet terör örgütü PKK” dedi.

Aslında Meral Akşener, Kılıçdaroğlu’na göre daha sert bir konuşma yaptı. Erdoğan’ı ağır bir dille eleştirdi. Sözleri demir gülleler gibiydi. Ama Akşener, Türkiye’nin beka sorunu olan PKK ile mücadelede, milletinin ve devletinin yanında oldu. Ondan sonrası ise bir muhalefet liderinin eleştirileriydi.

KILIÇDAROĞLU TARZI MUHALEFET

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gara’da 13 şehidimizle ilgili olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan ayrıntılı bilgi aldıktan sonra, CHP Meclis grubunda konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından Gara şehitlerimizle ilgili bölümü birkaç kez okudum.

MİTHAT SANCAR’IN GERİSİNDE KALDI

1)Kılıçdaroğlu konuşmasında 5 yerde “terör örgütü” diyor. Ama tek bir yerde dahi “PKK” demiyor. Kuva-yı Milliye’nin partisi olan CHP Genel Başkanı olarak Kılıçdaroğlu en azından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın gerisinde kalmamalıydı. Mithat Sancar, “Bu bir katliamdır, uluslararası insancıl hukukun ağır ve vahim ihlalidir” dedi.

Yazının Devamını Oku

Milli Eğitim Bakanı ile köy okulunda

Sınır köyü Gödekli’de ders zilini çalmak için Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’la Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan hareket ettiğimizde lapa lapa kar yağıyordu. Iğdır’a indiğimizde ise pırıl pırıl bir hava vardı. Ağrı Dağı olanca ihtişamıyla karşımızda duruyordu. Karlı yamaçlarına vuran güneş ışıklarını seyrederek Ağrı Dağı’nın eteklerinden Gödekli köyüne ulaştık.

Gödekli deyip geçmeyin, tam dört ülkenin sınırlarının kesiştiği bir yere kurulmuş. Karşınızda Ermenistan, az öteniz Azerbaycan ve İran. Pandemi nedeniyle neredeyse bir yıldır yüz yüze eğitimin yapılamadığı bir ortamda, köy okulunda ne hissedersiniz? İstiklal Marşımızın okunması, okul bahçesini dolduran çocukların cıvıltıları, Milli Eğitim Bakanı’nın ders zilini çalmasıyla yüz yüze eğitimin başlaması, dahası o çocukların gözlerindeki ışıltı... Okulu, çocukları, zil sesini ne kadar özlemişiz. Biz daha okuldan ayrılmadan sınıflardan çocukların cıvıltıları geliyordu. Milli Eğitim Bakanı ile oradan doğruca Türkiye-Ermenistan sınır kapısına geçtik. Aras Nehri’nin ayırdığı sınırdan Alican Hudut Karakolu’ndan Ermenistan tarafını seyrettik. Önceden buruk bir şekilde baktığım Ermenistan tarafını Karabağ zaferinden sonra farklı duygularla seyrettim. Hep izlenim aktaracak değilim. Milli Eğitim Bakanı ile yeni öğretim yılını da konuştuk. Onları da aktaracağım.

BURUK BİR SEVİNÇ

Milli Eğitim Bakanı’na önce ne hissettiğini sordum. “Hissettiğim şey aslında buruk bir sevinç” dedi. “Neden?” dedim. “Tüm öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin aynı anda neşe içerisinde başlayamamasından kaynaklanan bir burukluk” karşılığını verdi. Ardından ekledi: “Bazı çocuklarımın ‘Okullar lütfen açılsın’ diye gözüme baktığı anları hatırlıyorum ve onların sınıf seviyelerini açamadığım için bu burukluk derinleşiyor.” Ziya Selçuk onlara da söz verdi, “Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz açısından risk azaldığı anda biz muhakkak süratle açarız” dedi.

BAKANLAR KURULU’NU İŞARET ETTİ

Köy okulları açıldı. 1 Mart’ta ilkokulların tüm sınıfları ile 8. ve 12. sınıflar açılacak. Peki diğerleri? Milli Eğitim Bakanı yarın yapılacak kabine toplantısını işaret etti. “Salgın sürecinde yüz yüze eğitimle ilgili kararlar alınırken ülke ölçeğinde değil, yerel ölçekte adımların atıldığı ve okulların açıldığı uygulamaların Avrupa’da, Amerika’da ve dünyanın pek çok ülkesinde başarıyla sürdürüldüğünü görüyoruz. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın önceki hafta kabine toplantısının ardından ifade ettiği gibi, salgının seyrine bağlı olarak her ilin kendi koşulları doğrultusunda yüz yüze eğitimle ilgili kararı nasıl alabileceği konusunu bu haftaki kabine toplantısında yeniden değerlendirileceğiz. Yine, Bilim Kurulu’nun ve Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu verilerle bizim eğitime ilişkin ortaya koyduğumuz verilerin mukayeseli olarak ele alınması söz konusu olacak. Buna göre karar verilecek” diye konuştu. Zor bir karar. Ziya Selçuk, günlük verilere göre hareket edildiğini anlatıyor ama sonuç itibarıyla “Biz hazırız” diyor.

BÖLGESEL OLARAK AÇILABİLECEK Mİ?

Her bölgenin, hatta her şehrin verisi farklı. Peki verileri iyi gelen bölgelerde okullar açılabilecek mi?

Yazının Devamını Oku

PKK’nın sivil katliamı ve Biden’ın sınavı

Muhammed Omar, 9 aylık.

Bedirhan bebek, 11 aylık.Celin Naz Aydın, 3 yaşında.

Eren Bülbül, 16 yaşında.

Yasin Börü, 16 yaşında.

Sadece birkaçının ismini yazabildiğimiz bu bebekler, çocuklar, gençler PKK tarafından katledildi. Karnında kurşun deliği olan çocuklardan dolayı Öcalan’a “bebek katili” denildi. Buna rağmen Batı dünyası PKK ile ilişkisini sürdürdü. Suriye’de ise müttefikimiz ABD, 20 bin TIR dolusu silah verdi. PKK şimdi de bir süredir elinde olan 13 vatandaşımızı şehit etti.

BIDEN NE YAPACAK?

Şimdi ABD başta olmak üzere Batı’nın ne diyeceği önem kazandı. Çünkü Biden yönetimi, Yemen savaşında sivilleri öldürdüğü gerekçesiyle Suudi Arabistan’a olan desteğini kesti. Sivil katliamı konusunda müttefiki Suudi Arabistan’ı bile gözden çıkaracak kadar duyarlı olan Biden yönetimi, 13 sivil vatandaşımızı katleden PKK’yı yüksek sesli kınayıp, YPG ile işbirliğini sona erdirecek mi?

MACRON’UN SINAVI

YPG’li teröristleri Elysee Sarayı’nda kabul eden Fransa Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Yeniden kuruluş anayasası

Yazımın başlığıyla ilgili çarpıcı bilgiyi yazımın sonunda vereceğim. Çünkü yeni Anayasa önerisiyle ilgili mantık silsilesini vermezsem, “yeniden kuruluş anayasası”nı bir cümleyle anlatmaya kalkışmam doğru olmaz.

Yeni anayasa tartışmaları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine başlamıştı. Erdoğan dün de AK Parti grubundaki konuşmasına yeni anayasa ile başladı. “Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir Anayasa ile karşılayalım” dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül reformları sunarken, yeni anayasayı reformların anası olarak isimlendirmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da yeni anayasayı reform paketinin çatısı olarak tarif etti. “Türkiye, tarihinde ilk defa sivil bir anayasa hazırlama ve gerçek özgürlük ortamında milletin takdirine sunma şansına sahip olmuştur” diye konuştu.

AK Parti grubunda Erdoğan’ı dinlerken dikkatimi çekti. Her defasında cumhur ittifakına ve MHP’nin yeni anayasaya verdiği desteğe vurgu yaptı. Zaten Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısı yaptığı Bakanlar Kurulu toplantısının perde arkasına bakarken, MHP ile ortaklığa ve cumhur ittifakına özel bir önem verildiği dikkatimi çekmişti.

İÇ KONJONKTÜR

Erdoğan dünkü AK Parti grubunda yeni anayasayla ilgili bazı sorulara yanıt verdi.

Bunların başında da “Neden şimdi” sorusu geliyordu. Erdoğan, buna iç ve dış faktörler olmak üzere iki ayaklı bir yanıt verdi.

Önce,

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi için tehlike çanları çalıyor

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması üzerine sert bir tartışma ortamına girdik. Bir yanda kutuplaşma, diğer tarafta eylemler nedeniyle asıl tartışmamız gerekeni tartışamıyoruz. Oysa yüzde 1’lik, yüzde 2’lik dilimlerde Türkiye’nin en parlak öğrencilerini alan Boğaziçi Üniversitesi bir süredir ciddi bir gerileme içinde. Boğaziçi’ne gönül veren öğretim üyelerinin üzerinde kafa yorması gereken bir tablo duruyor önümüzde.

Boğaziçi eylemlerinin devam ettiği, birilerinin Boğaziçi üzerinden yeni bir Gezi çıkarmak için çaba gösterdiği bir zeminde, benim çığlığımın duyulmayacağından eminim. Ama Boğaziçi Üniversitesi gibi dünya standartlarında kaç üniversitemiz var? Sesimi kimse duymazsa duymasın. Ama karanlıkta bir mum yakmaya çalışacağım.

Boğaziçi Üniversitesi’nin LGBT ile DHKP-C, TKP-ML gibi terör örgütlerinin içine sızdığı eylemlerle, Kâbe resmine hakaretle değil, bilimle anılması gerekiyor. Çünkü Oxford da Harvard da Yale de terör örgütleriyle aynı fotoğraf karesinin içine girmek istemezler. Peki Boğaziçi bunu hak ediyor mu?

Boğaziçi Üniversitesi’nin dünya üniversiteleri sıralamasında yerine iki uluslararası, bir de ulusal veri ışığında bakacağız

THE VERİSİ

Times Higher Education sıralamasına bakıldığında Boğaziçi Üniversitesi son 5 yıldır adeta paraşütle yere çakılıyor.

2015 yılında 139. sıradayken 2021 yılındaki yeri 601-800 aralığında.

Elbette ki bu 2015 yılından birkaç gün önceden başlayan bir gerilime süreci.

2015 yılında 139. sırada olan Boğaziçi, 2016’da iki katından fazla bir düşüş yaşamış. 2016 yılında 401-500 aralığına gerilemiş.

Yazının Devamını Oku

Bugünkü kritik toplantı

Yeni anayasa ile seçim ve siyasi partiler yasalarındaki değişiklikler açısından bugün kritik bir gün.

Çünkü saat 14.00’te, AK Parti’nin en yüksek karar organı olan MYK toplantısı yapılacak.

MYK’yı önemli kılan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ile MHP Lideri Bahçeli’nin 4 Şubat Perşembe günkü görüşmeleri oldu.

Erdoğan görüşmede yeni anayasa ile seçim ve siyasi partiler yasasının ele alındığını ifade etti.

Bu görüşmenin ışığında bugün AK Parti MYK’da reform sürecinin yol haritası netleştirilecek.

REFORM PAKETİ

Reform süreciyle ilgili birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma, bir de yeni anayasa çağrısı söz konusu.

1- Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın hazırlıklarını yürüttüğü reform paketi. Her reformun kendine has bir ruhu vardır. Yeni reform paketini, “insana dokunan reformlar” diye tarif etmek mümkün. Reform mahiyetindeki 128 düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Meclis’ten çıkarılacak kanunlarla ya da yönetmelik ve idari düzenlemelerle hayata geçirilmesi planlanıyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya kullanıcılarının siyasi tercihleri

Twitter, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Boğaziçi eylemleri ve LGBT hakkındaki mesajlarını engelledi.

Sosyal medyanın son iki seçimdeki etkisi konuşuluyordu. Bu engelleme kararları, “2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Twitter nasıl bir rol oynayacak?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Artık seçimler liderler, partiler, adaylar ve bir de sosyal medya yarışına sahne olacak. Twitter ile siyaset arasında yaşanan bu gerilim nedeniyle Optimar araştırma şirketinin sosyal medya platformları ile parti eğilimleri arasındaki ilişkiye dair araştırmasını paylaşmak istedim.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar araştırmanın çalışması 12-20 Ocak tarihlerinde yapılmış. Yani yeni.

EN ÇOK HANGİSİNİ KULLANIYORUZ?

Araştırmada Facebook ile Instagram ilk iki sırada yer alırken, devlet başkanlarının ilk açıklamalarının adresi olmasına rağmen Twitter üçüncü sırada geliyor.

Facebook yüzde 32.2’yle ilk sırada gelirken, onu yüzde 32.1’le Instagram takip ediyor. Instagram yükselirken Twitter’da bir gerileme gözleniyor. Twitter yüzde 9.5’le üçüncü sırada geliyor. Onu yüzde 3.9’la YouTube izlerken, TikTok da araştırmalarda kendini göstermeye başladı. Araştırmaya katılanların yüzde 0.8’i TikTok’çu.

FACEBOOK’TA HANGİ PARTİ ÖNDE?

AK Partililer çoğunlukla Facebook’u kullanıyor. Onları MHP’liler takip ediyor. AK Partililerin yüzde 37.2’si, MHP’lilerin ise yüzde 35.2’si Facebook’çu. Bir anlamda cumhur ittifakı orada da sağlanmış durumda.

Yüzde 33.5’le CHP’nin üçüncü sırada geldiği Facebook’u yüzde 30.6’yla dördüncü olarak İYİ Partililer tercih ediyor.

Yazının Devamını Oku

Tek imama bağlı özel mahremmiş

Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra teğmenlik yıldızını Fetullah Gülen’in taktığı Serdar Atasoy’un bu güne kadar nasıl tespit edilemediği sorusunun peşine düştüm. Serdar Atasoy, 2020 yılında yapılan Yüksek Askeri Şûra’da tuğgeneralliğe terfi ettikten sonra Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı görevini üstlenmişti. FETÖ’cü askerlerin tespit edildiği ankesör soruşturmasında saptanan Atasoy, 27 Ocak’ta gözaltına alındıktan sonra itirafçı oldu. 6 gün sonra serbest bırakılan Serdar Atasoy, FETÖ’ye ilişkisine dair önemli bilgiler verdi.

Atasoy’un itiraflarıyla ilgili haber Fevzi Kızılkoyun imzasıyla dün Hürriyet’te yer aldı. O nedenle Atasoy’un ifadesinde verdiği bilgileri tekrar etmeyeceğim. Buraya bir nokta koyduktan sonra Serdar Atasoy şimdiye kadar nasıl tespit edilemedi ve bu noktaya kadar nasıl yükseldi sorusuna yanıt arayacağım.

AKAR: ‘HİÇBİR DOSYAYI BEKLETMEM’

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la görüşmelerimizde gündem maddelerinden birini mutlaka FETÖ’yle mücadele oluşturuyor. Akar, her defasında masasının üstünü göstererek, “FETÖ’yle ilgili hiçbir dosya beklemez. Geldiği an inceler, işlem yapılması için hemen savcılığa sevk ederim” diyor.

FETÖ’yle mücadelede ne kadar titiz davrandığını anlatan Hulusi Akar, mutlaka bir bilanço vermeyi de ihmal etmiyor.

Akar her defasında FETÖ’yle mücadelenin bitmediğini, kendisini gizlemeyi başaran örgütle mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

FETÖ’nün 40 yılda her türlü gizlenme yöntemlerini kullanmak suretiyle yerleştiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 40 günde temizlenmesi mümkün değil. Değil 40 gün, on yıllarca devam ettirilmesi gereken bir mücadele bu.


Yazının Devamını Oku

Enis Berberoğlu kararı ve kritik süreç

Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu’yla ilgili ikinci kez ihlal kararının gerekçesi yayınlandı. 37 sayfadan oluşan gerekçeli kararda Anayasa Mahkemesi Enis Berberoğlu’ndan ziyade kendi hukukunu korumayı amaçlamış.

Gerekçeli kararda ilk alınan ihlal kararının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmemesinden kaynaklanan rahatsızlık dile getiriliyor. 140. maddede ise 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yapması gereken işlemler sıralanıyor.

DÖRT MADDE

1)Yeniden yargılama işlemlerine başlanması

2)Mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması

3)Başvurucunun hükümlü statüsünün sona erdirilmesi

4)Yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi

ŞENTOP-CHP GÖRÜŞMESİ

Enis Berberoğlu

Yazının Devamını Oku

Reformların anası ve darbenin anayasası

AK Parti MYK’da yeni yargı reformuyla ilgili kapsamlı müzakerelerin yapıldığı bir sırada Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Bu reformların ötesinde bizim yeni ve sivil bir anayasa vaadimiz vardı. O da konuşulabilir” diyor.

Ama MYK’da yeni anayasa konusunun üzerinde ağırlıklı olarak durulmuyor. Ancak yargı reformunun kabinedeki müzakereleri sırasında Gül, yeni anayasa önerisini gündeme getirince Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli bir gündem maddesi yapıyor. Ardından da bir öneriye dönüştürüyor. Çünkü Erdoğan, yeni ve sivil bir anayasayı “reformların anası” olarak görüyor. 1982 Anayasası 19 kez değişti. Yamalı bohçaya döndü. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Ancak Kenan Evren için hazırlanan darbe anayasası ruh ve felsefe olarak orada duruyor.

İKİ ÇALIŞMA VAR

Birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma var.

Biri Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın yürüttüğü, yeni yargı reformu.

Diğeri ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı başkanlığındaki Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu üzerinde yapılan çalışma.

MHP’SİZ DEĞİL

Her iki çalışmayla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en önemli hassasiyetini ise MHP oluşturuyor.

Erdoğan

Yazının Devamını Oku