GeriAbdulkadir SELVİ Erdoğan’ı öfkelendiren neydi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erdoğan’ı öfkelendiren neydi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Neden öfkeli konuşuyorsun” diye sorulduğunda, “Öfke bir hitabet sanatıdır” demişti. Dün AK Parti grubunda konuşurken öfke vardı, tavır vardı, duruş vardı, güçlü liderlik vardı.

Bülent Arınç’ın konuşması, İhsan Arslan’ın değerlendirmeleri üzerine son dönemlerin en “öfkeli” konuşmalarından birini yaptı. Mesajların çoğu AK Parti’nin içineydi ama hem içeriye, hem dışarıya önemli mesajlar verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti grubunda yaptığı konuşmayı kompartıman kompartıman değerlendirmek gerekiyor. Ama kompartımanları bir araya getirdiğinizde bir ray üzerinde ve belli bir menzile doğru giden bir treni görüyorsunuz.

REFORMLAR İÇİN TAKVİM VERDİ

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının önemli bir bölümünü reformlar oluşturdu. Erdoğan geçen hafta “reform süreci”nden söz ettiğinde milletvekilleri heyecanlanmışlardı. Milletvekillerinin alkışlarından aradan geçen 1 hafta zarfında reform beklentisinin azalmadığını, arttığını gördük.

Erdoğan, dün bu konuda bir takvim verdi. “Bütçe görüşmelerinin ardından bu doğrultuda kapsamlı reformları birer birer hayata geçireceğiz. Yatırım ikliminin ayrılmaz bir parçası olan hukuk reformlarını da hızlandırıyoruz” dedi.

EKONOMİDE GÜVEN İKLİMİNİN SAĞLANMASI

Daha önceki reform süreçleri, askeri vesayetin geriletilmesi, insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması, Kürt sorunundaki yasakların ortadan kaldırılması, demokratik siyasetin alanını daraltan kurumların ve kısıtlamaların ortadan kaldırılması gibi hedefler taşıyordu. Özellikle askeri vesayetin geriletilmesi ve Kürt sorununa sivil çözüm reformların iki önemli koçbaşını oluşturuyordu.

Ama bu kez farklı. Bu kez ekonomi, hukuk ve demokrasi başta olmak üzere üçlü sacayağı üzerine oturuyor.

Erdoğan, “İnsan Hakları Eylem Planı’na, ekonominin temeli olan güven iklimini de arttıracak şekilde genişleterek en kısa sürede son halini vereceğiz. Bu çerçevede yapılan hazırlıkları, insan haklarıyla ilgili tüm kesimler yanında ekonomi yönetimi ve iş dünyasıyla da istişare ederek, grubumuz vasıtasıyla Meclis’in takdirine sunacağız” diye konuştu.

REFORMCU İKİLİ

 Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, reformlar üzerinde çalıştıkları için adları, “reformcu ikili”ye çıktı. İki bakan salı günü bir araya gelerek ortak bir çalışma yaptılar.

Dün iki bakanla da ayaküstü konuşma imkânım oldu. Lütfi Elvan, “Gece üçten önce bakanlıktan çıkmıyorum. Gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde sektör temsilcileri ile bir araya geleceğiz” dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise reformlarla ilgili çalışmaları olgunlaştırmaya çalıştıklarını söyledi. Reformlar önemli ancak daha önemlisi uygulamada yatıyor. Sermayenin güvenceye kavuşturulması konusunda düzenlemeler getiriliyor ama bu kez asıl reform uygulamaya dönük olacak. Örneğin Anayasa Mahkemesi ihlal kararı veriyor. Yerel mahkeme bunu tanımıyor. Burada bir düzenleme yapmanız gerekiyor. Yoksa hukukun üstünlüğü adına 40 tane düzenleme yapsanız ne olacak? Uygulanmadıktan sonra...

ARINÇ’A TEPKİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bülent Arınç’ın açıklamalarına kızdığı söylenmişti. Zaten Arınç’ın istifasıyla sonuçlanan süreç bunu gösteriyor ama ben bu kadar kızdığını düşünmemiştim.

Arınç’a, “Yeminli Türkiye düşmanlarını anladık. CHP içindeki tetikçileri anladık. Yıllarca aramızdakilerin aynı trene binmesine ne demeli” diye tepki gösterdi.

KAVALA İÇİN NE DEDİ?

Belli ki Erdoğan, Bülent Arınç’ın açıklamaları üzerinde kapsamlı değerlendirmeler yapmış. Arınç’ın, Osman Kavala’yla ilgili sözlerini de es geçmedi. “Neymiş? Filancalar filancalar niye hâlâ hapisteymiş... Bunları ödüllendirecek halimiz yok” dedi. Ama dikkatinizi çekerim. Daha önce, “Kızıl Soros”, “Gezi’nin finansörü” diyerek Kavala’ya çok sert eleştiriler yöneltirdi. Ama bu kez, “Ödüllendirecek halimiz yok” demekle yetindi. Reform iklimi hâkim olursa Kavala konusunun bir sorun olmaktan çıkacağını düşünüyorum.

DEMİRTAŞ KIRMIZI ÇİZGİSİ

Erdoğan’ın kırmızı çizgisinin Selahattin Demirtaş olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Sanıyorum Arınç’a öfkenin altında yatan en önemli neden de Demirtaş’ın kitabını tavsiye etmesi oldu.

“Daha da ileri gidip, bu teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasının tavsiye edilmesi hakikaten beni rencide etmiştir” sözleriyle bunu ortaya koydu. Arınç’ın istifa kararının alındığı görüşmede aralarında böyle bir diyalog yaşanıyor.

TELEFONDA DA SÖYLEMİŞ

Arınç, “Sözleriniz bizi üzdü, rencide etti” deyince Erdoğan, “Sizin sözleriniz bizi daha çok üzdü. Beni rencide etti. Ellerinde Yasin Börü’nün, Kürtlerin kanı olan adamı başımıza çıkarıyorsun” diye tepki gösteriyor. Zaten dünkü konuşmasında da “Kitabını herkes okusun dediği kişi, elinde binlerce Kürt kardeşimin, askerimin, polisimin, öğretmenimin kanı olan, bölücülük peşinde koşan bir terör örgütünün siyasetçi maskesi takmış savunucusudur” dedi.

Erdoğan bunları söylerken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önündeki kâğıda not alıyordu. Sonra onu ortadan kaldırdı.

CUMHUR İTTİFAKINA GÜÇLÜ DESTEK

Erdoğan’ın konuşmasının üçüncü kompartımanını ise cumhur ittifakına verdiği güçlü destek oluşturdu.

Erdoğan hem de bunu Bahçeli’nin sözlerine atıf yaparak gerçekleştirdi. Siyasette simgelerin yeri büyüktür. “Dün Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi, bu ittifak asla gizli veya açık pazarlıklar üzerine kurulu değildir. Milletimizin 15 Temmuz gecesi sokaklarda, meydanlarda kanıyla kurduğu bu ittifakın tek amacı, ülkemizi büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaştırmaktır” diye konuştu. Ama ondan önce bir cümlesi vardı. Erdoğan, reformları cumhur ittifakı olarak gerçekleştireceklerini söyledi. Yani MHP’siz değil. MHP’ye rağmen değil, MHP ile birlikte nice reformlara...

ERDOĞAN BU HAMLEYİ NEDEN YAPTI?

Siyasi feraseti güçlü bir lider Erdoğan. Arınç’ın açıklamaları ile reform sürecinin zarar göreceğini, MHP’nin tedirgin edilmesinin siyasi kaosa neden olabilecek bir sürecin kapısını araladığını gördü. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali. Arınç’a söyledi ama parti içinde benzer değerlendirmeleri yapanlara da mesaj vermiş oldu. Bir anlamda öfkeli bir dille yeni bir ayar yaptı.

X

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında dosya savaşı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, telefonlarının dinlenildiğini iddia eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Konuşmalarını kaydetseydik Pensilvanya ile konuşmasını duyardık” diye karşılık vermişti.

Soylu, Kılıçdaroğlu’nun Pensilvanya ile diş muayenehanesinde görüştüğünü ve 15 Temmuz’dan önce gerçekleşen görüşmede, “Yurtta barış, dünyada barış” sloganının konuşulduğunu söylemişti.

Her konuda video çekip, gece yarısı tweet’ler atan Kılıçdaroğlu bu iddia karşısında suskunluğunu koruyor. Ama CHP’de başka ilginç bir gelişme yaşanıyor. Nedir o?

Süleyman Soylu daha önce de bu iddiayı gündeme getirmişti. Hem de bir defa değil, birkaç kez. Ama o zaman CHP’ye yakın medya sessiz kalmıştı. Bu kez muhalif medya Soylu’nun iddialarına ilgi gösterdi. Kılıçdaroğlu’nun, Pensilvanya ile o dönem danışmanı olan diş doktoru Ali Arif Özzeybek’in muayenehanesinde görüştüğüne dair dosyayı yayınladılar. Ali Arif Özzeybek ise görüşmeyi yalanlamadı, sadece “Ben bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum” demekle yetindi.

15 TEMMUZ’UN SLOGANI

Burada önemli olan iki nokta var. Görüşmenin 15 Temmuz’dan önce gerçekleştiği ifade ediliyor. İlginç olanı, 15 Temmuz darbe girişiminin bildirisinin altında “Yurtta Sulh Konseyi” ismi yer alıyordu. Görüyoruz ki o slogan Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’dan birkaç ay önce Pensilvanya ile görüşmesi sırasında “Yurtta barış, dünyada barış” olarak telaffuz edilmiş.

Pensilvanya’nın 15 Temmuz darbe girişiminin hazırlıklarına 1 Kasım seçimlerinin hemen ardından başladığı ortaya çıktı. Belli ki darbenin sloganı da önceden belirlenmiş. Ama bunun Kılıçdaroğlu ile görüşme sırasında kullanılması önemli.

İMAMOĞLUCU MEDYANIN İLGİSİ

Bence ikinci ama daha önemli bir nokta var ki, o da

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı hesabı uğruna bu yapılır mı?

Kılıçdaroğlu, HDP milletvekilinin elinde silahla, PKK’lı teröristle çektirdiği fotoğrafın sorumlusu olarak da Erdoğan’ı ilan etti ya, pes doğrusu.

Kılıçdaroğlu’nun ve Akşener’in PKK’lı teröristle fotoğrafı nedeniyle HDP milletvekili Semra Güzel’le ilgili tek bir laf etmemelerini eleştirmiştim. Ama bu kadarını beklemiyordum. Kılıçdaroğlu sorulardan kaçamayacağını anlayınca, “Bu fotoğrafın muhatabı Erdoğan’dır” dedi.

Sen, PKK kampına giden, PKK’lıların giydiği kıyafetleri giyen, eline silah alıp PKK’lı teröristle fotoğraf çektiren HDP milletvekiline tek bir söz söyleme, bir de kalk bu işin faturasını da Erdoğan’a kes.

Sayın Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün partisinin genel başkanı olarak siz PKK’lı teröristle fotoğrafa tepki göstermezseniz millet seçimde size gereken cevabı verir.

Ha bir siyasetçinin elinde silah olmaz deseniz, bir siyasetçinin yeri PKK’nın terör kampı değil, Parlamento’dur deseniz, bir siyasetçi teröristlerle birlikte fotoğraf veremez deseniz, ondan sonra çözüm sürecini mi eleştiriyorsunuz başka bir şey mi söylüyorsunuz onun bir anlamı olur.

HDP’Lİ MİLLETVEKİLİNE SESSİZ

Ellerinde binlerce şehidimizin kanı olan PKK’lı teröristlere, onlarla fotoğraf çektiren HDP milletvekiline, elinde silahlı Semra Güzel’e bir çift söz etme, ondan sonra kalk, “Bizim parlamentomuzda, PKK terör örgütünün uzantılarını görmek istemiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a faturayı kes. Sayın Kılıçdaroğlu, sizin faturayı keseceğiniz yer Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamı değil, Kandil olmalı. Sizin eleştireceğiniz Erdoğan değil; elinde silahlı, PKK’lı teröristle görüntü veren HDP Milletvekili Semra Güzel olmalı. O silah kime karşı kullanılacak? Bir milletvekilinin elinde, Mehmetçiğe doğrultulan terörist silahı olur mu?

HDP İLE İŞBİRLİĞİ SÜRECİ

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na destek ve 2023 stratejisi

Dolar 25 liraya, 30 liraya çıkacak diye kampanya yapanlar, yeni ekonomi politikasının devreye girmesiyle birlikte büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.

Dolar düştü, onlar ters köşe oldu.

Olumlu bir hava oluştu. Moraller yükselmeye başladı. Şimdi bu olumlu havayı bozmak için bir çaba içine girdiler. Neymiş efendim; Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni ekonomi programının bekleneni vermemesinden dolayı rahatsızmış?

Bunun doğru olmadığını biliyorum. O nedenle Erdoğan’ın AK Parti grubunda yeni ekonomi politikasına güçlü bir destek vereceğini yazmıştım. Öyle de oldu.

EKONOMİNİN ROTASI

Erdoğan’ın konuşmasında ekonomiyle ilgili dört nokta ön plana çıktı:

1) Erdoğan, yeni ekonomi politikasına güçlü bir destek verdi. “Bu yoldan asla geri dönmeyecek, hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğiz” dedi.

2) Enflasyon ve hayat pahalılığı sorununu yok saymadı. “Ülkemizde elbette enflasyon sorunu vardır. Üstelik enflasyona ilave olarak döviz kuru dalgalanması gibi can yakıcı bir sorun yaşanmıştır” dedi. Ama “En kısa sürede milletimizin haksız bir fiyat artışı yükünün altında kalmasının önüne geçeceğiz” diye ekledi.

3) Çalışanlara temmuz ayında yeni bir artış sözü verdi. Elbette ki memurlar, yüzde 7 zam artı ilk 6 aylık enflasyon farkı alacak. Ama

Yazının Devamını Oku

Erken seçim konusu ve AK Parti’nin yeni hikâyesi

Muhalefet partileri yandık, bittik edebiyatı yapıyor. Geleceğe dair Türkiye’nin önüne bir perspektif sunamıyorlar. Ama AK Parti ikinci 20 yılını planlıyor.

AK Parti’nin AR-GE’den sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’in yaptığı bir çalışma vardı. Mustafa Şen, bunu AK Parti’nin ikinci 20’nci yıla hazırlığı olarak tanımlıyor. Mustafa Şen, bu çalışmasını kapsamlı bir kamuoyu araştırmasıyla destekledi. Onları paylaşacağım ama değinmek istediğim bir nokta var. O da, Türkiye Cumhuriyeti 2023’te ikinci yüzyıla adım atarken,
AK Parti de ikinci 20 yılını planlamakla meşgul. Güzel bir kesişme noktası.

İkinci 20. yılın hikayesine geçmeden önce Şen’in, CNN Türk’te Hande Fırat’la canlı yayında açıkladığı anketle ilgili iki sonucu aktarmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 Aralık’ta açıkladığı yeni ekonomi modeli ve dövizdeki düşüşle ilgili anket, ilginç sonuçlar içeriyor.

NEDEN YÜZDE 56 DESTEK?

Ankete katılanların yüzde 56.1’i Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizleri düşürme konusundaki kararlılığını destekliyor. Buna yakın başka bir oran daha var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili verdiği mücadelede samimi olduğunu düşünenlerin oranı da yüzde 56.4 çıkıyor. Hayır diyenlerin oranı ise yüzde 43.6. Mustafa Şen yıllardır kamuoyu araştırmalarını yönetmiş bir isim. Ancak siyasi kimliğinden sıyrılıp ‘yüzde 56 evet’in ne anlama geldiğini yorumluyor.

“Bu yüzde 56, neden yüzde 66 ya da 70 çıkmadı?” sorusuna yanıt arıyor. ”Vatandaş bekliyor. Yeni ekonomi politikası adı altında vaat ettiklerini gerçekleştirecekler mi diye bakıyor” diyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Fiyat artışlarıyla mücadelede yeni destekler geliyor

Dövizin füze hızıyla artması, fiyatların aşırı yükselmesi karşısında iktidar bir dizi önlemi devreye soktu.

Bir dizi önlem daha almaya hazırlıyor. Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabıyla dövizdeki gerilemeyi sağlayan hükümet, enflasyonla mücadeleyi yeni hedef olarak belirledi.

Erdoğan, 2022 yılını enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücadele yılı ilan etti.

İktidar bu yönde iki ayaklı bir strateji izliyor.

1- Fiyat artışları karşısında en çok etkilenen dar ve sabit gelirlilerin gelirini artırmak amacıyla asgari ücreti yüzde 50 oranında yükseltti, memur ve emeklilerin maaş artışına refah payı ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan fiyat artışları nedeniyle sıkıntı yaşandığını inkâr etmedi. Tam aksine üzüntülerini paylaştı. “Fahiş fiyat artışları ve yükselen enflasyon yüzünden vatandaşlarımızın canının yandığını biliyoruz” dedi.

2- İkinci adım olarak hayat pahalılığı ve fiyat artışlarıyla mücadele süreci başlatılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekilleriyle yaptığı toplantıda, “2022 yılında önceliğimiz enflasyonla mücadele olacak. Nasıl ki kurdaki müsilajı temizlediğimiz gibi, enflasyondaki müsilajı da en kısa sürede ortadan kaldıracağız. Ekonomik gerekçelere dayanmayan fahiş fiyat artışlarıyla insanımızın alım gücünü düşürenlerin de gözlerinin yaşına bakmayacağız” demişti.

FİYAT İSTİKRAR KOMİTESİ

Yazının Devamını Oku

DİAYDER iddianamesinden Kılıçdaroğlu çıktı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çelişkileri bitmiyor.

Kılıçdaroğlu’nun birbirini tekzip eden açıklamalarından biri de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yönelik iddialar üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesi konusunda yaşandı.

İBB’ye yönelik iddiaları araştırmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesine sert tepki gösteren Kılıçdaroğlu, Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun canlı yayında iddialarını çürütmesi üzerine ise İçişleri Bakanlığı müfettişlerini göreve çağırdı. Kılıçdaroğlu, “İçişleri Bakanlığı müfettişleri gelse savcıdan bu belgeyi alsa” dedi.

KILIÇDAROĞLU-DİAYDER TOPLANTISI

Öcalan’ın talimatıyla kurulan ve PKK-KCK’nın şehir yapılanması arasında yer alan DİAYDER, terör örgütü tarafından alternatif Diyanet İşleri Başkanlığı olarak yapılandırılmış. PKK’nın talimatıyla birçok eylemlerde yer alan DİAYDER’e yönelik açılan davada 5’i İBB çalışanı olmak üzere 23 kişi yargılanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun, başta DİAYDER olmak üzere terör örgütleriyle irtibat ve iltisaklı olduğu iddia edilen kişilerin İBB’de işe alındığı iddialarını incelemek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesine sert tepki göstermesinin nedeni anlaşıldı.

İDDİANAMEDE YER ALIYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilen DİAYDER iddianamesinden Kılıçdaroğlu çıktı. CHP Lideri’nin PKK’nın şehir yapılanmasında yer alan DİAYDER üyeleriyle toplantı yaptığı belirlendi. Hürriyet yazarı Nedim Şener’in CNN Türk canlı yayınında açıkladığı toplantıya ilişkin tapeler iddianamenin 166’ncı sayfasında yer alıyor. Tabii bu bir iddianame. Gerçekler, yargılama sonucunda ortaya çıkacak.

İŞTE O TAPE

Yazının Devamını Oku

Yabancılar, 2023 hesaplarını değiştirmeye başladı

20 Aralık’ta dövizi gerileten yeni ekonomi politikaları devreye girdi ama asıl sonuçları siyasi oldu. AK Parti gidiyor, muhalefet geliyor beklentisinin içine girenlerin hesabı karıştı.

Bunlardan bir kısmı da ülkemizdeki bazı yabancı ülke büyükelçileri.

Uluslararası bir iş konseyi başkanı ile önemli bir ülkenin büyükelçisi arasında geçen diyaloğu paylaşmak istiyorum.

AK Parti’nin gidişini peşin peşin satın alan ülkenin büyükelçisi, 20 Aralık kararları ile ters köşe olmuş durumda. Bu psikolojiyle iş konseyi başkanına, “20 Aralık’tan sonra ne oldu?” diye soruyor.

ÇÖZÜM YİNE ERDOĞAN’DAN GELDİ

Gerçekçi analizleri ile bilinen iş konseyi başkanı, büyükelçinin zaman zaman yüzünü buruşturarak dinlediği şu değerlendirmeyi yapıyor:

1) Doların 18 liraya çıktığı, hızlı fiyat artışlarının yaşandığı bir süreçte halk, çözüm önerilerinin muhalefetten gelmesini bekledi ama çözümü bulan Erdoğan oldu. Muhalefetin çözüm üretemediği bir süreçte, çözüm Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Halk bir kez daha, “Çözümün adresi Erdoğan’dır” noktasına geldi.

MUHALEFET SORUNU

2) Türkiye’de sorun arıyorsanız o iktidar değil, muhalefet sorunudur. İktidar yanlış yaptığı zaman oyları azalıyor ama muhalefetin oyları yükselmiyor. Ama iktidar doğru yaptığında AK Parti’nin oyları artıyor, aynı zamanda muhalefetin oyları da düşüyor. 20 Aralık’tan sonra AK Parti’nin oyları yüzde 40’a doğru yükselirken, muhalefetin oyları düştü.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan kritik mesajlar

Dövizin füze hızıyla yükselip marketlerin etiket değiştirmek için eleman görevlendirdiği dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti grubunda, yeni ekonomik modelin ipuçlarını verdiği bir konuşma yapmıştı.

Grup toplantısından çıkarken de konuşmayı nasıl bulduğumuzu sorduğunda, “Milletvekillerinin bilgilendirilmeye ihtiyacı vardı. O açıdan yararlı oldu” demiştik. Erdoğan da, “Aynı kanaatteyim” diye karşılık vermişti. O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milletvekilleri ile kahvaltıda bir araya gelmesinden dolayı memnun oldum. Toplantıdan sonra görüştüğüm milletvekilleri de toplantının çok verimli geçtiğini, morallerinin yükseldiğini ifade ettiler. Konuştuğum milletvekillerinin ittifak ettiği bir nokta vardı. Aslında buna iki nokta demek daha doğru olur. Biri Erdoğan’ın moralinin çok yerinde olduğu, diğeri ise yeni ekonomi politikalarına olan inancının tam olduğu yönündeydi.

BAHÇELİ İLE GÖRÜŞME

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli ile görüşmesinin haberini milletvekilleri ile kahvaltıda veriyor. Erdoğan, milletvekillerine, ”Devlet Bey ile saat 14.00’te görüşmem var. Konuşmaları ona göre düzenleyelim” diyor. Peki bu bir sürpriz görüşme mi? Hayır. Çünkü Erdoğan her yılın ilk görüşmesini Cumhur İttifakı ortağı olarak Bahçeli ile yapıyor. O nedenle buna geleneksel Erdoğan ile Bahçeli görüşmesi demek daha doğru olur. Peki iki lider dünkü görüşmede neleri ele aldılar? Cumhur İttifakı’nın gündeminde hangi başlıklar varsa onları, diyebiliriz. Ama daha çok 2022 yılının planlamasına dönük bir görüşme olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Siyasi istikrarın korunması açısından Erdoğan-Bahçeli diyaloğunun güçlü bir şekilde devam etmesinin yararı büyük.

SINIR KOYMADAN KONUŞUN

Şimdi tekrar dönelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti milletvekilleriyle yaptığı kahvaltılı toplantıya. Bu yılın ilk toplantısıydı ama Erdoğan, gruplar halinde milletvekilleriyle kahvaltılı toplantıda bir araya gelecek. Şimdi gelelim toplantının havasına. Erdoğan, toplantının başında milletvekillerine, “Arkadaşlar, burada her şeyi konuşun. Sınır koymadan her şeyi anlatın. Burada her şeyi konuşalım çünkü önümüzde 2023 seçimleri var. Bizim zaman kaybetmeden 2023 seçimlerine kilitlenmemiz lazım” diyor.

Kahvaltıya davet edilen milletvekillerinden söz alıp genel siyasete, ekonomiye ilişkin değerlendirmeler yapanlar olduğu gibi, seçim bölgesinin sorunlarını aktaranlar da çıkıyor. Cumhurbaşkanı hepsini dikkatli bir şekilde dinliyor. Zaman zaman not alıyor. Araya girip soru sorduğu ya da bilgi verdiği de oluyor. Ama Bahçeli görüşmesi nedeniyle konuşma fırsatı olmayan milletvekillerinden ise görüşlerini Grup Başkanı İsmet Yılmaz aracılığıyla yazılı olarak bildirmelerini istiyor.

YENİ EKONOMİK MODELE TAM DESTEK

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Anketlerde rüzgâr değişti

Ekonomideki dalgalanma, siyasetin seyrini de belirliyor.

Dövizin yükseldiği, etiketlerin zamlandığı dönemde iktidarın oyları gerilerken, dövizin düşmesiyle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyulan güven de artıyor.

Optimar’ın 20-28 Aralık tarihleri arasında 2526 kişi ile yaptığı ankette ise bu iniş çıkışlar çok net bir şekilde gözleniyor. Bir nokta daha var. O da dövizin roket hızıyla yükseldiği dönemde kıpırdayan CHP oylarının, dövizin gerilemesiyle birlikte eski seviyesine indiğinin gözlenmesi.

Optimar’ın anketindeki 20 Aralık tarihine dikkatinizi çekerim. Yeni ekonomi politikasının uygulamaya konulduğu ve dövizdeki yükselişin tersine döndüğü tarih olması açısından önemli. Yani Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın araştırması yeni.

PARTİLERİN OY ORANI

Bakmayın muhalefet partilerine fatura kesip AK Parti’yi düşük göstermeye çalışan anket firmalarının çalışmasına. Optimar’ın anketinde kararsızlar dağıtıldığı takdirde partilerin oy oranı şöyle çıkıyor:

AK Parti: Yüzde 39.1

CHP: Yüzde 24

MHP:

Yazının Devamını Oku

Benden belge geldi, sıra Kılıçdaroğlu’nda

Bu yazı iki bölümden oluşuyor.


Birinci bölümde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önündeki kapının kilitlenmesini Kılıçdaroğlu’nun korumasının istediği yönündeki tartışma. Diğerinde ise, öğretmen alımıyla ilgili mülakatlar hakkında Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in paylaştığı bilgiler olacak.

Önce birincisinden başlayalım.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nda kilitli kapının önünde açıklama yapmıştı. Bu görüntü önemliydi. Çünkü asıl maksat CHP Lideri’nin yüzüne bakanlıkların kapıları kilitleniyor, kilitli kapıların üstüne zincir vuruluyor algısının oluşmasıydı. Ancak işin içinde tuhaf bir durum vardı. Ben de dünkü yazımda ona işaret etmiştim. Bakanlığın kapısının kilitlenmesini Kılıçdaroğlu’nun korumasının istediğini yazmıştım. Ardında da, “Belgesiz konuşmam” diye eklemiştim.

KILIÇDAROĞLU’NUN AÇIKLAMASI

Yazım üzerine Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Ömer Topsakal aradı. Kılıçdaroğlu’nun özel kalem müdürünün, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in özel kalemini 10.51’de aradığını, hemen tweet atmadığını, 12 saat bekledikten sonra gece 23.00’te sosyal medyadan paylaşım yaptığını söyledi.

SAAT SAAT

Milli Eğitim Bakanı

Yazının Devamını Oku

Memur ve emekli zammı ne kadar olacak?

Enflasyon oranı her ayın 3’ünde açıklanıyor ama enflasyon oranı ilk kez bu kadar önemli oldu.

Çünkü açıklanacak olan enflasyon oranı memur ve emekli maaşlarına yapılacak zamda etkili olacak. Ama dikkat edin, belirleyici olacak demiyorum. Aslında memur sendikaları ile hükümet 2022 yılının ilk 6 ayı için yüzde 5 zam artı son 6 aylık enflasyon oranı, ikinci yarı için de yüzde 7 zam artı ilk 6 ayın enflasyon oranında anlaşmaya varmıştı.

Ancak ekonomide yaşanan dalgalanma, döviz kurlarındaki yükseliş ve fiyat artışı nedeniyle memurlarla hükümet yeniden masaya oturdu, refah payı konusunda bir anlaşmaya vardı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ile Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’in çalışmaları sonucunda bir uzlaşmaya varıldı. Ama asgari ücret artışında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanların fiyat artışları karşısında ezilmemesi için bizzat devreye girdi. Erdoğan için önce insan...

REFAH PAYI

Bugün enflasyon oranının açıklanmasından sonra hükümet ile memur sendikaları tekrar masaya oturacaklar, yeni yılın maaş zammını belirleyecekler. Yüzde 5 artış artı enflasyon farkı artı refah payı ödenecek. Bir oran konuşulmuyor ama asgari ücretteki seviyenin yakalanması bekleniyor. Ayrıca 2 bin liranın altında maaş alan emekliler için 500 lira seyyanen zam yapılması düşünülüyor.

Memurlar ve emekliler her şeyin fazlasını hak ediyor. Onlar o maaşlarla hem çocuk okutup hem ev geçindirecekler.

BAKANLIK KAPISININ KİLİTLENMESİNİ KİM İSTEDİCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir süredir saat ve mekân bildirip kameralar eşliğinden bakanlıkların kapısına dayanıyor. Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na gitti. Ama artık bu tarzı kabak tadı vermeye başladı. Çünkü cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanan, ülkenin ana muhalefet partisinin liderinin marjinal sol sendikalara özenip bakanlıklara baskına gitmesinin hoş karşılanır bir tarafı kalmadı. Halkımız sokak eylemlerine prim verse marjinal solcular iktidar olurdu.

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

İçişleri Bakanı Soylu’dan tüyler ürperten açıklama

PKK ile iltisaklı DİAYDER’in referansıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yerleştirilenlere yönelik teftiş başlatması üzerine gelen eleştirilere İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ”Şehirlerde terörizmle mücadele etmeyecek miyiz?” diye tepki göstermişti. Soylu, Sabancı suikastı sanığı Fehriye Erdal örneğini vererek:

Fehriye Erdal kimdi? Çok yüksek korunaklı Sabancı Center’a nasıl girmiştir?” diye sormuştu. DHKP-C Militanı Fehriye Erdal, Susurluk kazasında yaşamını yitiren eski emniyet müdürlerinden Hüseyin Kocadağ’ın referansıyla temizlikçi olarak Sabancı Center’a girmiş ve büyük bir katliama imza atmıştı.

Bunu neden anlattım. İstanbul Belediyesi’ne yönelik teftiş başlatılması üzerine bu durum Ekrem İmamoğlu hakkında mağduriyet algısı oluşturur şeklinde değerlendirmelere konu olmuştu. AK Parti içinde de bu yönde düşünenler vardı.

Hem bu olay hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Tüm belediyelerimizin telefonları dinleniyor’ iddiası, AK Parti MKYK’da gündeme getiriliyor. Orada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu enteresan bir bilgiyi paylaşıyor. Öğrenince irkildim. Çünkü Soylu, İçişleri Bakanı olarak devletin önemli bilgilerine sahip birisi. 

8 AYDIR TAKİP ETMİŞLER

Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yakın bir mevkide İçişleri Bakanlığı’nın yeri olduğunu belirterek, ”Ben İstanbul’da olduğum zaman görüşmelerimi orada yapıyorum. 8 aydır beni takip ediyorlarmış. Ben usul olarak misafirlerimi kapıda karşılar, kapıda uğurlarım. Bunların hepsini takip etmişler” diyor.

KİMLERLE FOTOĞRAFLARI VAR?

Süleyman Soylu, sözde din adamlarından oluşan DİAYDER’in PKK ile ilişkisi hakkında da bilgi veriyor. “DİAYDER’dekiler PKK ile bağlantılı. Onların kimlerle fotoğrafları olduğunu, bu fotoğrafları nerede çektirdiklerini biliyoruz”diye konuşuyor.

2022’DE SİVİL İTAATSİZLİK

Yazının Devamını Oku

İYİ Parti, HDP’ye randevu verecek mi?

Aslında bu soruyu, “HDP bu kez İYİ Parti’den randevu talep edecek mi?” diye sormalıydım.

Biliyorsunuz HDP, ortak erken seçim teklifi vermek önerisiyle muhalefet partilerini ziyaret ediyor. Şimdiye kadar DEVA, Gelecek, Saadet Partisi ve CHP’yi ziyaret ettiler. Ama burada asıl kritik nokta İYİ Parti’yi ziyaret edecekler mi? İYİ Parti randevu verecek mi? İYİ Parti ve HDP kulislerine göre bu sorunun yanıtını vereceğim. HDP’nin ortak erken seçim önerisi muhalefet partileri arasında bir heyecan yaratmadı. Çünkü muhalefet, HDP ile birlikte hareket ediyor görüntüsü vermekten kaçınıyor.

Bu teklifi ilk olarak Selahattin Demirtaş gündeme getirmişti. Selahattin Demirtaş hapiste ama önerdiği politikalar HDP’nin rotasını çiziyor. Demirtaş, “Hiç değilse Meclis’te temsil edilen partilerin genel başkanlarının, ortak basın toplantısıyla hükümeti istifaya çağırmalarının ve yedi bölgede yedi ortak miting yaparak halkla birlikte derhal seçim istemelerinin önünde bir engel var mı? Bugün değilse ne zaman?” demişti.

HDP bunu muhalefet partilerinin Meclis’e ortak erken seçim teklifi sunmaları şeklinde formülleştirdi. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar muhalefet partilerini ziyaret ederek önerilerini iletiyorlar.

BULDAN VE SANCAR’IN TEMASLARI

Buldan ve Sancar şimdiye kadar Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü. Şu ana kadar HDP ile ortak erken seçim teklifi sunma önerisinin kabul gördüğüne dair bir işaret yok. Ama reddedildiğini de söylemek mümkün değil. Ama bir ilerleme sağlandı. Daha önce HDP heyeti CHP’yi ziyaret ettiğinde Kılıçdaroğlu birlikte fotoğraf vermemiş, ortak açıklama yapmamıştı. Bu durum HDP tabanında rahatsızlığa yol açmıştı. HDP tabanından, “Biz CHP’ye İstanbul seçimlerini kazandırdık ama onlar bizimle ortak fotoğraf vermekten kaçınıyor” şeklinde itirazlar yükselmişti.

KILIÇDAROĞLU’NUN TAVRINDAKİ DEĞİŞİM

Bu kez Kılıçdaroğlu hem ortak fotoğraf verdi hem de ortak açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımının değişmesinde daha önceki eleştirilerin payı oldu mu? CHP kulislerini yokladım. Daha önce birlikte fotoğraf vermemekten kaynaklı eleştirilerden ziyade, Kılıçdaroğlu’nun geleceğe dair cumhurbaşkanlığı adaylığına işaret ettiler. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olmak istiyor. Onun için HDP’nin desteğine ihtiyaç var. HDP heyetiyle görüşmesi, ortak açıklama yapılıp birlikte fotoğraf verilmesi cumhurbaşkanı adaylığına yönelik bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

İYİ PARTİ RANDEVU VERECEK Mİ?

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ü neden devre dışına itti

Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığı konusunda uzun bir aradan sonra ilk kez konuştu. En son 1 yıl önce Ruşen Çakır’ın programında değinmişti.

Kılıçdaroğlu, “Abdullah Gül yeniden gündemde mi?” sorusuna, “Bunu da sizden duydum. Ne konuştuk ne de telaffuz ettik. Devletin ne olduğunu bilen bir değil, binlerce insan var” yanıtını verdi.

Abdullah Gül isminin ısıtılıp tekrar sorulmasının nedeni ise, Kılıçdaroğlu’nun çizdiği cumhurbaşkanı adayı profili oldu. Kılıçdaroğlu, “Adayın devleti tanıması, bilmesi lazım” deyince, akla Abdullah Gül’ü getirdi.

Ancak Kılıçdaroğlu verdiği yanıtla Gül seçeneğini ortadan kaldırdı. Hatta çok planlı bir şekilde Abdullah Gül faktörünü denklem dışına çıkardı.

2018 seçimlerinde Abdullah Gül’ün ortak aday olmasını istemiş, “Derenin taşıyla derenin kuşunu vurmayı” hedeflemişti. Abdullah Gül’ü aday göstererek Erdoğan’ı devirmeyi planlamıştı. Gül de çok istekliydi. Ama olmadı. Meral Akşener’in çıkışı, Gül planının çöpe atılmasına neden oldu.

ABDULLAH GÜL FORMÜLÜ SUYA DÜŞTÜ

Bugün ise Kılıçdaroğlu istese dahi Abdullah Gül’ü aday gösteremez. Konjonktür değişti. Bu kez Kılıçdaroğlu da Gül’ün adaylığını istemez. Neden?

1. Abdullah Gül gündemden düştü. Şu ana kadar Türkiye’nin gündemindeki hiçbir konuda kendisini alternatif haline getirecek bir çıkış yapamadı. Aslında Abdullah Gül, kendini alternatif olmaktan çıkaralı çok oldu. Ama birileri hâlâ anlamamakta ısrarlı.

2.

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu görevden alınacak mı, yerine kayyum atanacak mı?

İddia, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bütçe konuşmasında gündeme geldi. Soylu, 10 Aralık tarihli konuşmasında Ekrem İmamoğlu döneminde PKK ile iltisaklı kişilerin İBB’de göreve alındığını açıklamıştı.

Ama şimdi öğreniyoruz ki, operasyon daha önce başlamış. PKK’nın sözde din adamlarından oluşan DİAYDER isimli örgüte yönelik operasyondan söz ediyorum. DİAYDER, Öcalan’ın 2013’te İmralı’da BDP heyetine verdiği  talimat üzerine kurulmuş. DİAYDER, PKK’yla irtibatlı sözde din adamlarından oluşuyor. Hatırlarsanız alternatif Cuma namazları kılınmıştı. Güneydoğu’da vatandaşlarımıza
T.C.’nin camilerine gitmemeleri yönünde propaganda yapılmıştı. Ama Kürt kardeşlerimizin feraseti nedeniyle oynadıkları oyun tutmadı.

DİAYDER’E OPERASYON

3 Temmuz 2021 tarihinde DİAYDER’E Jandarma tarafından bir operasyon düzenleniyor. DİAYDER’le ilgili düzenlenen iddianamede, gözaltına alınan 28 kişi arasında İBB’de görev yapan şahıslar olduğu, bunlardan 10’unun 2010 yılında Küçükçekmece’de Jandarma’nın servis aracına bombalı eylem olayının faili Mehmet Kazım Sevim ile irtibatlı oldukları belirleniyor. Gassal olarak görev yapan Mehmet İnan’ın ise İBB’den aldığı maaşının bir kısmını DİAYDER’e aktardığı iddia ediliyor.

Sadece PKK ve diğer terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu iddia edilen isimlerden oluşan uzun bir liste var. Haklarında mahkeme kararı olmadan ayrıntısına girmek ve isim vermek istemiyorum.

ÖNEMLİ SORU

Burada önemli olan nokta, İBB’ye yönelik soruşturmadan Ekrem İmamoğlu bir mağduriyet çıkaracak mı, bunu kendisine yönelik bir siyasi operasyona çevirip terör soruşturmasından bir cumhurbaşkanı adaylığı elde edecek mi?

İçişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında ipler geriliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçilecek cumhurbaşkanı adına bol bol vaatlerde bulunan Kılıçdaroğlu’na, “Cumhurbaşkanı adayın kim ki adı sanı belli olmayan cumhurbaşkanı adına vaatlerde bulunuyorsun?” diye sordu.

Yerinde bir soru ama yanıtı yoktur. Çünkü Kılıçdaroğlu da cumhurbaşkanı adayının kim olduğunu bilmiyor. Ama kendisi Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı olmayı çok istiyor.

Her defasında sorulduğunda, “Onur duyarım” diyor. Ama kendisinin aday olacağından emin değil. Şimdiye kadar, “Millet İttifakı karar verecek” diyordu. Ona şimdi her liderin gönlünde bir aday olduğu cümlesini ekledi. Böylece kendisine manevra yapacak alan açmaya çalışıyor. Çünkü Akşener’in Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini biliyor. Temel Karamollaoğlu ise Kılıçdaroğlu’nun adaylığına sıcak bakmıyor.

YİNE KIRMIZI KART

Ama Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın en büyük partisi CHP’nin lideri. O nedenle Kılıçdaroğlu’nun gücünü yabana atmamak lazım. Kılıçdaroğlu, hem ortak cumhurbaşkanı adayı olmayı çok istiyor, hem de Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmasını istemiyor. Cumhuriyet’ten Mustafa Balbay’a, “Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nun ismi öne çıkarılıyor ama İstanbul ve Ankara’nın yönetimini bırakamayız. Seçmenimize anlatamayız” dedi. Mansur Yavaş kendisini cumhurbaşkanı tartışmalarının dışına çekerek, yıpranmayı önledi. Ama Yavaş, cumhurbaşkanlığı denkleminin dışına çıktı mı derseniz, hayır derim. Son ana kadar ismi masada olacak. İmamoğlu ise Kılıçdaroğlu ile Ankara’da yaptığı baş başa görüşmeden sonra strateji değişikliğine gitti.

İMAMOĞLU’NUN DİRENİŞİ

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’ndan cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili tartışmalara son noktayı koymasını istedi. Ama tam aksi oldu. Ekrem İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun kafasında kendisine yer olmadığını net bir şekilde anlamış oldu. Kendisine bir yol haritası belirledi. Teslim olmak yerine mücadeleyi seçti.

Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı konusunda kılıcı çektiği, Kayseri’deki CHP’li belediyelerin toplantısında ortaya çıktı. Milliyet yazarı Zafer Şahin, perde arkasını yazdı. Hepsi doğru. Ankara’daki görüşmeden sonra Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun, “Benim cumhurbaşkanı adayım Genel Başkan’ım Kemal Kılıçdaroğlu’dur” diye açıklama yapmasını bekliyordu. Ama İmamoğlu, Reuters’un cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili sorusuna, “Günü geldiğinde, en doğru kararın ittifak sürecini yöneten genel başkanlar tarafından verileceğini düşünüyorum” diye yanıt verdi. Topu taca attı.

KILIÇDAROĞLU’NU EŞİTLEDİ

Yazının Devamını Oku

Yeni ekonomiye tematik düzenlemeler geliyor

Piyasalarda yeni ekonomi politikalarının olumlu etkisi görülmeye başlandı. Dövizdeki gerileme bunu gösteriyor. Şimdi sırada dolardaki yükselişi bahane olarak gösterip fiyatları roket hızıyla yükseltenlerin, fiyatları indirmesi geliyor. Dövizle hiç ilgisi olmayan sektörlerde bile bire iki yüz, üç yüz seviyesinde zam yapanların dolar düşünce fiyatları da makul seviyelere çekmesi gerekiyor. Çünkü fiyat artışları vatandaşlarımızın canını çok yaktı. Artık fiyat artarken zam yapılır, fiyatlar düşünce o fiyatlar yerinde durur zihniyetini kırmamız gerekiyor.

Kriz fırsatçılarının vatandaşlarımızın cebinden elini çekmesi gerekiyor. Bunu onların vicdanına bırakamayız. Bu konuda kamuoyu baskısı oluşturmamız gerekiyor. Devlet bu günler için gerekli. Kazanacakları kadar kazandılar. Artık yeter.

MERKEZ BANKASI AÇIKLADI

Ekonomide yeni bir sisteme geçildi. Türk parası mevduatların farkını Hazine, döviz farkını ise Merkez Bankası ödeyecek. Bu konuda karşımızda önemli bir konu duruyor. Bu ödemelerin yasal alt yapısının olması gerekiyor.

Dövizini bozdurup Türk lirası vadeli hesaplara geçenlere yapılacak ödemelerle ilgili Merkez Bankası uygulama esaslarına ilişkin tebliği yayınladı. Merkez Bankası yasası buna izin veriyor. Peki TL hesabında olanlar kur garantili koruma hesabından nasıl yararlanacak? Nasıl yararlanacakları konusunda sorun yok. Sadece bankadaki mevduatlarında buna göre tercih yapacaklar. TL hesabında, döviz kurunun seviyesine göre eğer faiz oranı yetersiz kaldıysa ona Hazine’den ödeme yapılması gerekecek. Peki bu nasıl karşılanacak?

HAZİNE ÖDEMELERİ İÇİN DÜZENLEME

İşte bu soruya yanıt veren bir açıklama geldi. AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bu konuda bir yasal düzenleme yapılacağını söyledi. Mustafa Elitaş bir dönem Ticaret Bakanlığı da yaptığı için hem piyasaları hem de hukuki mevzuatı iyi biliyor. AK Parti İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz de yasa teklifi için çalışmalara başladı. Elitaş’la konuştum. Kanun teklifini 3-4 Ocak tarihlerinde Meclis’e sunacaklarını açıkladı. TL mevduatları 3,6,9 ve 12 aylık süreyle bankaya yatırılacağı için yasal düzenlemeye ödeme yapılacağı zaman ihtiyaç duyulacak.

Yeni ekonomi politikasına geçiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından pazartesi günü kabine toplantısından sonra açıklandı. Bunun hem döviz hem TL mevduatları olanlara bakan yönü var. İhracatçı firmalarımıza bakan tarafları var. Şimdi Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın koordinasyonunda yasal altyapısı hazırlanıyor.

ŞİMDİLİK 5 MADDE

Yazının Devamını Oku

AK Parti grubunun havası nasıldı?

Dövizin ve fiyatların hızla yükseldiği dönemde AK Parti grubunda bir durgunluk vardı. 1 Aralık’taki grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni ekonomi politikası hakkında açıklamalar yapmıştı.

Grup toplantısından sonraki kısa süreli sohbetimiz sırasında ise “Milletvekillerine bilgi vermeniz iyi oldu. Milletvekillerinin bilgilendirilmeye ihtiyacı vardı” demiştik.

Ekonomiyle ilgili kararların devreye girmesinden sonra gözlemlerde bulunmak için Meclis’teydik. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer birlikte geldiler. Etraflarında kalabalık bir heyet vardı. Ticaret Bakanı Mehmet Muş ise Meclis’e adım attığı anda sorularla karşılandı. Muş, fiyatlarda gerileme beklediklerini söyledi. Sanıyorum sadece beklemiyor, o yönde çabaları da var.

MİLLETVEKİLLERİNİN MORALİ

Pandemi sürecinde Meclis’e gelişi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılamada sadece grup başkanvekilleri ve genel başkan yardımcılarından sayılı isimler yer alıyor. Ancak dün Erdoğan, kalabalık bir grupla Meclis’e giriş yaptı. Dünkü grup toplantısının havası da farklıydı. Dövizin yükseldiği sırada durgun olan milletvekillerinin morali, doların düşmeye başlamasıyla birlikte yükselmişti. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının sık sık alkışlarla kesilmesinden anlamak mümkündü. Erdoğan’ın konuşmasının bir yerinde milletvekilleri ayağa kalkarak uzun süre alkışladılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup konuşmalarına genellikle o hafta içinde yaptığı çok önemli yurtiçi ya da yurtdışı temasları hakkında bilgi vererek başlıyor. Ama bu kez farklı bir şey yaptı. Konuşmasına doğrudan ekonomiyle başladı. Yeni ekonomi politikasına şöyle bir değindi geçti. Öyle ki her konuşmasında altını çizme gereği duyduğu, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” tezine dahi değinmedi. Ayrıntılı bir şekilde dövizin düşmesini sağlayan yeni ekonomi kararlarını anlattı. Geleceğe dair umutlu bir konuşma yaptı. Tabii “Bay Kemal”i es geçmedi. Kılıçdaroğlu’nu da eleştirdi. Ama hedefinde eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz vardı.

NEREDEN NEREYE DURMUŞ YILMAZ

Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası Başkanı olduğunda ağırlığı olan bir isimdi. Durmuş Yılmaz’ın Merkez Bankası Başkanı olduğu dönemde faiz arttırımı yapılıyor, o dönem çalıştığım Yeni Şafak gazetesi ise faiz artırımına karşı çıkıp sert eleştiriler getiriyordu. İplerin gerildiği bir dönemde ekonomi müdürüyle birlikte Merkez Bankası’nı ziyaret etmiştim. Görüşmede Durmuş Yılmaz ve iki yardımcısı da yer almıştı. Durmuş Yılmaz, “Faizleri indirirsek ekonomi, freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı tepemize iner” demişti. Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası Başkanlığı’ndan emekli olunca Genel Yayın Yönetmeni’nin talebi üzerine görüşmüş, Yeni Şafak’ta ekonomi yazarlığı teklifi götürmüştüm. Bir süre düşündükten sonra medyadan gelmediği için köşe yazarlığı yapmasının kolay olmayacağını, üzerinde Merkez Bankası Başkanlığı yapmış olmanın baskısını hissedeceğini söylemişti.

Durmuş Yılmaz

Yazının Devamını Oku

Ekonomide güven arttırıcı önlemler sürecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısından sonra ekonomiye ilişkin olarak yaptığı açıklamalar doların seyrini tersine çevirdi. Piyasalarda olumlu bir rüzgâr estirdi. Moralleri düzeltti.

Bu da bize gösterdi ki, iktidarın elinde çok fazla enstrüman var. Yeter ki bu gücü kullanmayı bilsin. Bu da gösterdi ki, Erdoğan bitti demeden bitmez. Erdoğan’ın açıklamaları piyasalar açısından tam da ilaç gibi geldi. Erdoğan’ın,İnsanlarımızın bankadaki Türk Lirası varlığının mevduat kazancı kur artışından yüksekse bu getiriyi elde edecek. Ama kur getirisi mevduat kazancının üstünde kalırsa aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek” açıklaması kurlardaki yükselişin tersine dönmesini sağladı.

Bundan sonrası, yapılan açıklamalara uygun düzenlemeleri hayata geçirmek. Oluşan güven iklimini pekiştirmek. Moralleri yükseltmek.

YENİ DÜZENLEMELER YOLDA

O açıdan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın “Kur korumalı vadeli mevduat”a ilişkin uygulama esaslarını açıklaması yerinde oldu. Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarının uygulama esaslarının üzerinde çalışıldığını gösteriyor. Bu tür adımlar güven ortamının pekişmesi açısından önemli.

Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileriyle bir temas kurdum. Diğer uygulama esaslarına ilişkin hazırlıkların da sürdüğünü belirttiler. Diğer enstrümanlar da gecikme olmadan devreye sokulacak.

BELİRSİZLİK GİDERİLDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı karar setiyle birlikte piyasalarda yeni bir iklim oluştu. Yeni kararlar hem piyasaların hem de kamuoyunun desteğini sağladı.

1-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu TÜSİAD’a ‘Susun’ mu dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD’a tepkisi üzerine gözler Kılıçdaroğlu’na çevrilmişti.

Çünkü TÜSİAD’ı arayıp “Konuşun” diyen Kılıçdaroğlu’ydu. O nedenle TÜSİAD’dan önce Kılıçdaroğlu’nun ne diyeceği önemliydi. Bu arada TÜSİAD’dan açıklama gelmeyince bu kez, “Kılıçdaroğlu açıklama yapın dememiştir” yorumları yapılmaya başlandı.

TÜSİAD, iş dünyasının tepe örgütlerinden biri. Ekonomiyle ilgili olarak onlar konuşmayacak da kim konuşacak, diyebilirsiniz. Ama tek sorun açıklama yapmalarında değil. TÜSİAD, Kılıçdaroğlu arayıp konuşun dedikten sonra açıklama yaptı. O nedenle, “TÜSİAD, CHP’nin arka bahçesi mi?” yorumlarının yapılmasına yol açıldı. TÜSİAD’ın cevap vermesi beklenirken de haklı olarak gözler Kılıçdaroğlu’na çevrilmişti. Hatta TÜSİAD’dan açıklama gelmeyince, “Kılıçdaroğlu konuşun deyince konuştular. Herhalde susun dedi ki susuyorlar” yorumları yapıldı.

BİRİLERİ BULANIK SUDA BALIK AVLAMAYA ÇIKTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında TÜSİAD boyutu ön plana çıktı ama çok önemli mesajları vardı. Piyasalar açılmadan bu konuşmanın yapılması ise zamanlama açısından yerindeydi. ‘Ekonominin yarısı güvendir’ sözü dilimize pelesenk oldu. Ama birilerinin bu güveni sarsmak için yürüttükleri dezenformasyonu görmezden gelemeyiz. Hadi 17 Aralık tarihine kadar ekonomik dalgalanma vardı. Fiyat artışları ve dövizdeki yükseliş nedeniyle canımızı sıkan bir süreçti. Ama cuma gününden itibaren birileri bulanık suda balık avlamaya çıktı. Ekonomik sıkıntılar üzerinden, psikolojik savaş yöntemlerini devreye soktu. Cuma günü Borsa’nın iki kez işlemleri durdurmak zorunda kalmasının iyi incelenmesi gerektiğine inanıyorum. 2001 krizinin yaşandığı gece, kurt kapanı gibi olmuştu. Yabancı bankalar ile işbirliği yapan birkaç büyük banka operasyon çekmişti. Cuma günü Borsa’da yaşananlarla ilgili bazı banka isimleri konuşulmaya başlandı. BDDK’nın bu iddiaları dikkate almasında yarar var. Çünkü kurt puslu havayı sever.

OHAL TARTIŞMASI

ERDOĞAN’ın mesajlarına gelince, bir süredir ısrarla OHAL ilanı konuşuluyor. Uzun bir süredir Erdoğan’a muhalif olan İzzet Özgenç bunu gündeme getirmiş sonra özür dilemişti. Ama sanki bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan söylemiş ya da kabineden bir bakan gündeme getirmiş gibi CHP’ye yakın medyada OHAL tartışılıyor. Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in dediği gibi, “Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda ona inanmaya başlayacaklardır” ilkesinden hareket ediyorlar. O nedenle Erdoğan’ın, ”Türkiye’nin OHAL değerlendirmesi, akıl karışıklığının ötesinde büyük bir yanlıştır” diye çıkış yapması önemliydi.

KONTROLLÜ 

Yazının Devamını Oku