GeriAbdulkadir SELVİ Ekonomide yaşananlar ve siyasi sonuçları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ekonomide yaşananlar ve siyasi sonuçları

2001 krizi yaşandığında Demirel’in, “Büyük ekonomik buhranların büyük siyasi sonuçları olur” sözleri kafama mıh gibi saplanmıştı. Tabii yıllarca başbakanlık ve nihayet cumhurbaşkanlığı yapmanın deneyimi ile bu sonuca varmıştı Demirel.

Süreç, onun tespitini doğruladı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde millet, sadece 2001 krizine sebep olan koalisyon ortaklarını değil, o dönem muhalefette olan partileri dahi Meclis dışında bırakmıştı. AK Parti tek başına iktidar olurken, CHP ana muhalefet görevini üstlenmişti.

Millet ekonomik krize neden olan liderleri ve partileri hiçbir zaman affetmedi. “Geldi İsmet, kesildi kısmet” sözü boşuna söylenmedi. Menderes, Demirel, Özal, Erdoğan ekonomik kriz yaşatmadıkları, tam aksine ekonomiyi büyüttükleri için milletin desteğini her zaman yanlarında buldular.

AK Parti siyasi iktidarı sürecinde milletin ekmeğini büyüttüğü, refah seviyesini yükselttiği için girdiği her seçimi kazandı. 2 bin dolardan aldığı milli geliri 11 bin dolara kadar yükseltmeyi başardı. Erdoğan, 2008 küresel krizinde dahil iktidarı boyunca ağır bir ekonomik krizin yaşanmasına izin vermedi. Ama dövizdeki hızlı yükseliş nedeniyle yeni bir sınama ile karşı karşıya.

2001’E BENZEMİYOR

Bu yaşananları 2001 kriziyle kıyaslamak yanlış olur. Çünkü o zaman Cumhurbaşkanı Sezer ile Başbakan Ecevit arasında MGK’da yaşanan siyasi kriz kısa süre içinde ekonomik krize dönüştü. Bugün siyasi istikrar diye bir sorun yok. Yaşanan bir siyasi krizden söz etmek mümkün değil. Ama bu dönemin de üzerinde durulmaya değer işaretleri var.

Ekonominin yüzde 50’si güven demektir. Kalan yüzde 50’si ise doğru ekonomik önlemlerden oluşuyor.

BELİRSİZLİK ENDİŞESİ

Bugün yaşananlarda belirsizliğin etkisi büyük olduğu için, piyasa yönünü bulmakta zorlanıyor. Belirsizlik, manipülasyona uygun bir zemin hazırlıyor. O nedenle yapılacak ilk iş, piyasalara güven vermekten geçiyor. İlginin odağında ekonomi yönetiminin olması gereken bir dönemden geçiyoruz.

Tabii işin özü, doğru ekonomik önlemlerin etkin bir şekilde devreye sokulması gerekiyor.

YENİ POLİTİKA SETİ

Belli ki ekonomiyle ilgili farklı bir tercih seti ile karşı karşıyayız. Yüksek döviz kuruna dayalı, yüksek büyüme ile istihdamı önceleyen bir politika bu. Kimileri esin kaynağının Çin’in ekonomik sıçraması olduğunu savunuyor. Ekonomist değilim. Ancak dikkatli bir gözlemciyim. Tansu Çiller ile Murat Karayalçın’ın birlikte açıkladıkları ekonomik önlemleri izleyen gazetecilerden biriydim. Çiller dönemi ekonomi krizini yaşadım. 2001 krizini iliklerime kadar hissettim. Yazarkasa atıldığında Ecevit Başbakanlık’tan çıkmış Meclis’e geliyordu. Meclis’in kapısında karşıladığımız andaki halini unutamıyorum. O günler geride kaldı. Ama demem o ki, bu tercihi de yapabilirsiniz ama bunu piyasa yapıcıları ile ve kamuoyu ile paylaşmanız gerekiyor. Ben bu tercihin doğru bir ekonomi yönetimi olduğunu düşünmüyorum. Ama yine de ekonominin bir de iletişimi vardır. Kamuoyunu, yaptığınızın doğru olduğuna inandırırsanız piyasalar yeni ekonomik tercihleri satın alırsa güçlü bir desteğe sahip olursunuz.

SİYASİ SONUÇLARI

Bugün yaşananları yok sayamayız. Onlara gözümüzü kapatamayız. Hem nasıl yok sayacaksın ki, eylül ayında dolar 8.30 liraydı. Üzerinden yıllar geçmedi. Birkaç ay içinde dolar 13 lirayı aştı. Bir günde yüzde 17 oranında yükseldi.

AK Parti’nin rakibinin ne CHP ne de İYİ Parti olduğunu yazıyorum. AK Parti’nin rakibinin “Ekonomi Partisi” olduğu gerçeğinin üzerinde duruyorum. 2023’e giderken, muhalefet değil ama ekonomideki bu çalkantı kaygılandırıyor.

Sağlam durmak lazım ama büyük ekonomik çalkantıların büyük siyasi sonuçları olduğunu da gözden kaçırmamak gerek.

ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ

Erdoğan bu ülke için çok büyük hizmetler yaptı. Erdoğan’ın bu ülke için yapacağı çok daha büyük hizmetler var. Onu dolar kuru üzerinden tasfiye etmek isteyenlerin kurduğu kumpasa geçit vermememiz gerekiyor. Çünkü, başka Erdoğan yok. Bunun anahtarı da yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yatıyor.

YALÇIN AKDOĞAN’DAN İDDİALI BİR KİTAP

YALÇIN Akdoğan, AK Parti Ankara Milletvekilliği, eski Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlığı döneminde Erdoğan’ın danışmanlığını yapmanın ötesinde okuyan, yazan, üreten bir siyaset ve düşünce insanı. Meclis’teki masası her zaman notlar çıkarılıp içinde fişlerin yer aldığı okunmuş kitaplarla dolu olan Yalçın Akdoğan, aktif siyasi yaşamının yanı sıra kitap yazmaya devam ediyor. Akdoğan, Çince dahil birçok dile çevrilen, “Siyasi Liderlik ve Erdoğan” kitabından sonra bu kez “Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed” isimli kitabını çıkardı. Yalçın Akdoğan, AK Parti’nin siyasi perspektifini oluşturan “Muhafazakâr Demokrasi” kitabına da imza atmıştı.

Ekonomide yaşananlar ve siyasi sonuçları

TİTİZ BİR ÇALIŞMA

Yalçın Akdoğan, Peygamberimizin liderlik özelliklerini ele aldığı kitabını eski Diyanet İşleri başkanları ve bu alanda otorite olan isimlerin incelemesinden sonra yayınlamış. Titiz bir çalışmanın ürünü olan kitap, dört bölümden oluşuyor ve son bölümde 13 başlık altında Peygamberimizin liderlik özellikleri yer alıyor.

Yalçın Akdoğan yazdığı önsözde kitabı şöyle anlatıyor: “Bir siyaset bilimcinin gözüyle şekillenen bu kitap, Peygamber Efendimizin dönemindeki sosyal, siyasi, idari uygulamaları; yönetim tarzını, ilişki biçimlerini ve stratejilerini ele alıyor, bir birey, topluluk, toplum, devlet ve medeniyet inşasına uzanan süreci bugünün kavram setiyle anlamlandırmaya çalışıyor.”

OTTO yayınlarından çıkan kitapta Peygamberimizin Medine’de temellerini attığı siyasi yapı ile onun kurumları incelenirken bir dönem yoğun tartışmalara neden olan Medine Sözleşmesi ve Akabe Biatları da ele alınıyor.

X

Belgeler, yazışmalar İmamoğlu’nu yalanlıyor

Sezen Aksu’nun şarkısı, Cumhurbaşkanı’na hakaret eden Sedef Kabaş’ın tutuklanması ve şarkıcı Gülşen’in sahne kıyafeti kadar ilgi görmeyeceğinin farkındayım ama İstanbul’da yaşayan milyonlarca insanı ilgilendiren bir konu olduğu için Sefaköy metrosuyla ilgili tartışmayı sürdürmekte kararlıyım.

Çünkü Sefaköy metrosunu kullanacak olan üç buçuk milyon insan adına oranın bir an önce yapılmasını istiyorum. Ekrem İmamoğlu ya da Murat Ongun gibi polemik peşinde değilim. Hele hele algı operasyonlarıyla ilgim yoktur. İmamoğlu ve Ongun’a da tavsiye etmem. Çünkü millet hizmete bakar. Gereksiz mağduriyetler oluşturmakla, algı operasyonlarıyla bir yere kadar gidersiniz.

İBB’YE YANIT VERİLMEDİ Mİ?

İDDİA1- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İBB Sözcüsü Murat Ongun, Beylikdüzü-Sefaköy-TÜYAP metro hattı için 12 Mart 2021 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na müracaat etmelerine rağmen kendilerine yanıt verilmediğini iddia ediyor.

YANIT1- Oysa hem İmamoğlu’nun açıklaması hem de İBB Raylı Sistem Daire Başkanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü arasındaki resmi yazışmalar bu iddiayı çürütüyor. Ekrem İmamoğlu kendi açıklaması ve İBB’nin resmi yazışmaları tarafından tekzip ediliyor.

İMAMOĞLU, İMAMOĞLU’NU ÇÜRÜTÜYOR

Sefaköy metrosunun eksiklikleri nedeniyle Cumhurbaşkanlığı tarafından yatırım programına alınmaması üzerine İmamoğlu, yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Yaklaşık 320 gündür, Ankara’da Ulaştırma Bakanlığı’nda süren müzakerelerin, süren görüşmelerin, süren toplantıların üzerine...”

Devam ediyoruz: “Benim arkadaşlarım, defalarca Ankara’ya gidiyor. Ankara’daki o iyi niyetli bürokratlarımızın, o güzel düşünceli bürokratlarımızın zor duruma, sıkıntıya düşmesini istemiyorum... Ama bakın AYGM yetkilileri ile bizim yetkililerimiz gayet nizami, ahlaki biçimde teknik olarak masada buluşup konuşuyorlar. Zaten 7 Eylül 2021’deki toplantıda bizden talep edilen ek belgeler var, tasarımlar var, bilgiler var. Bütün revizyonlarıyla bunları, 3 Kasım 2021 tarihli yazımızın ekinde gönderdik. Yapılan toplantıda rapor tutuluyor. Tutanaklar var.”

Bu ne demek? Tek cümle ile

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı Meclis’te bir ayağı PKK kampında

PKK kampında, PKK’lı terörist Volkan Bora ile silahlı fotoğrafları ortaya çıkan HDP milletvekili Semra Güzel’in, milletvekili seçildikten sonra da Habur’dan Kuzey Irak’a geçerek PKK kamplarına gittiği ortaya çıktı. 24 Haziran 2018 seçimlerinde HDP’den milletvekili seçilen Semra Güzel’in bir ayağının Meclis’te diğer ayağının ise PKK kamplarında terör faaliyetlerine devam ettiği belirlendi. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü PKK soruşturması kapsamında, bir kişinin Semra Güzel’in kendisine ait telefondan PKK’lı Koçero Meleti ile görüştüğünü itiraf ettiği ortaya çıktı. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ek fezleke, Semra Güzel’in Meclis’teki dosyasına girecek.

Semra Güzel, 29 Nisan 2019 tarihinde Adıyaman’da TSK’nın düzenlediği operasyonla etkisiz hale getirilen PKK’lı, Koçero Meleti kod adlı Volkan Bora’nın sözlüsü olduğunu belirterek çözüm sürecinde görüştüğünü itiraf etmişti. Ancak PKK’lı kurye Hasan Doymaz, ifadesinde HDP milletvekili Güzel’i çözüm sürecinde değil, 2016-2017 yıllarında Volkan Bora’nın isteği üzerine PKK kampına götürdüğünü beyan etmişti.

FOTOĞRAFLARA DEĞİL, MEDYAYA TEPKİ

Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için ilk adım dün atıldı. Bekir Bozdağ’ın başkanlığında toplanan TBMM Anayasa-Adalet Karma Komisyonu’nda bir alt hazırlık komisyonu kurulması kararı alındı. Komisyondaki tartışmalarda ise HDP milletvekilleri, Semra Güzel’in PKK kıyafetleri giyerek, PKK’nın terör kampında elinde silahlı fotoğraf çektirmesi yerine bu fotoğrafların medyada yer almasına tepki gösterdiler. Anayasa Komisyonu Başkan Vekili Ali Özkaya ise “Siz PKK kisveleri giyerek, PKK kampında, teröristlerle birlikte elinde silahla fotoğraf çektirmesine ses çıkarmıyorsunuz. Ama bunların medyada yer almasına mı tepki gösteriyorsunuz?” diye eleştirdi.

Semra Güzel, PKK kampında eli silahlı fotoğraflarını kabul ederek, bunu çözüm sürecinde sevgilisi Koçero Meleti kod adlı Volkan Bora ile görüşmesi olarak açıklamıştı. Ancak PKK kuryesi Hasan Doymaz, ifadesinde görüşmenin 2016 yılında gerçekleştiğini açıklamıştı.

Semra Güzel’in çözüm sürecinde PKK kampına gittiği yalanı böylece çökerken, PKK ile ilişkisini milletvekili olduktan sonra da sürdürdüğüne dair yeni kanıtlar ortaya çıktı.

PKK KAMPINDA

Sevgilisi Koçero Meleti, TSK’nın operasyonuyla etkisiz hale getirildiği için PKK içinde “değerli aile” kontenjanından milletvekili seçilen Semra Güzel, 24 Haziran 2018 seçimlerinde Parlamento’ya girmişti. Semra Güzel’in milletvekili seçildikten sonra da PKK kamplarını ziyaret ettiği belirlendi. Güzel’in sevgilisi 2017 yılında etkisiz hale getirilmesine ve kendisi milletvekili olmasına rağmen 2019 yılında Habur’dan geçiş yaparak PKK kampına gittiği ortaya çıktı. Bu durum HDP milletvekilinin bir ayağının Meclis’te, diğer ayağının ise PKK kamplarında olduğu değerlendirmelerine neden oldu.

EK FEZLEKE GELİYOR

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu helalleşmeye önce kendisiyle başlamalı

Kemal Bey, yeniden helalleşme yolculuğuna çıktı. Hatırladıkça ya da boş kaldıkça bu yolculuğa çıkıyor. Önce duruyor. Herkesi tehdit ediyor. Bürokrasiye ayar veriyor. Bakanlıkların kapısına dayanıp zincir vurduruyor. Sonra bir mola verip helalleşme yolculuğuna çıkıyor.

Eğer ‘Fıstık Diyarı’ olan Şanlıurfa’yı fındık memleketi, taşkömürünü bulduğu için Zonguldak’ın gururu olan Uzun Mehmet’i, Uzun Hasan yapmazsa. Allah’tan şimdilik Seyit Onbaşı ile bir derdi yok. Yoksa onu da Şevki Onbaşı top güllesini kaptığı gibi diye anlatmaya başlar. Hem de Balıkesirlilerin gözlerinin içine baka baka.

İŞTE PAŞAM, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI

Bu arada Kemal Bey, boş kaldığında da bakanlıklar kuruyor. Gençlere mektup yazıp ‘İklim Bakanlığı’nı kuracağım’ diye söz vermişti. İklim Bakanlığı’nı Erdoğan’ın kurduğu ortaya çıktı. Bir de İklim Bakanı var. İstanbul’un mini mini valisi Fahrettin Kerim Gökay, İnönü’ye, “İşte Paşam, İstanbul” demiş ya o misal, işte Kemal Paşam, huzurlarınızda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum. Kendisi çok çalışkan ve başarılı bir bakandır. O yüzden tanıyor olabilirsiniz. Ara tatil yaklaşıyor ya, Kemal Bey öğrencilere ‘Milli Eğitim Bakanlığı kuracağım’ diye mektup yazarsa şaşırmam. Ama buradan uyarıyorum. Maarif nezareti olarak kökü Osmanlı’ya dayanır ama Cumhuriyet döneminde 2 Mayıs 1920’de Maarif vekaleti olarak Atatürk kurdu.

NASIL HELALLEŞECEĞİZ?

Hemen her gün bir kesimi tehdit ederek, Özgür Özel gibi Diyanet’in okul öncesi çocuklara verdiği din eğitimini “Ortaçağ zihniyeti” olarak tanımlayarak nasıl helalleşeceğiz? Bizim hayatımızın gayesi olan çocukların Kuran-ı Kerim’i öğrenmesi sizin için Ortaçağ zihniyeti oluyorsa bu helalleşme işi nasıl olacak? Helalleşmek için önce samimiyet gerekli. Yoksa bunlar seçim öncesi reklam kokan hareketler olmanın ötesine geçmez. Bu arada CHP’nin savaş açtığı Diyanet’i de Atatürk kurdu.

KILIÇDAROĞLU’NUN BAŞÖRTÜSÜ İLE MÜCADELESİ

Bu itirazlarıma rağmen yine de

Yazının Devamını Oku

İşte belge, bakalım İmamoğlu ne diyecek

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a 300 metrobüs alımı ve Sefaköy metro hattının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2022 yılının yatırım programına alınmadığını açıklayınca doğrusu üzüldüm, çünkü benim bildiğim Erdoğan İstanbul âşığıdır.

Ve İstanbul’a yapılacak olan bir hizmeti engellemez. Tam aksine teşvik eder. Erdoğan sadece İstanbul’a değil, Türkiye’nin neresine bir çivi çakılacaksa onu engellemek bir yana dursun teşvik eder. O nedenle bu işin altında ne var diye araştırdım.

EROL ÇAKIR HATIRLATMASI

Ayrıca İmamoğlu seçildiğinde Erdoğan, “Vali Erol Çakır’ın bize yaptığını biz buna yapmayacağız” demişti. Erol Çakır’ın valiliği Erdoğan’ın hizmetlerini engellemekle geçmişti. En son Çin gezisi için izin vermemişti. Oysa Erdoğan daha İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı olduğunda Ekrem İmamoğlu’nu davet ederek görüşmüştü. Görüşmeden sonra Ekrem İmamoğlu’nun heyecanını hiç unutamıyorum. Ayrıca Erdoğan, bakanlarla birlikte CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının da katıldığı bir toplantı yapmıştı. CHP’li büyükşehir belediyelerine yönelik bir önyargı, hizmetleri engellemek için özel çaba yoktu. Aziz Kocaoğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde İzmir’in su sorunu ve İZBAN’ın metro hatları konusunda çözüme destek sağlayan bir iktidardan söz ediyoruz. İstanbul halkına verilecek bir hizmete neden engel çıkarsınlar.

SEFAKÖY METRO HATTI

Ekrem İmamoğlu’nun, “İstanbul halkına ihanettir, kötülüktür” dediği Beylikdüzü, Sefaköy, TÜYAP metro projesiyle ilgili olarak bir belge paylaşacağım. Bakalım ihaneti kim yapmış, bu iş kimin beceriksizliği ve işbilmezliği sonucuymuş.

Ulaştırma Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na gönderdiği yazıda, İBB ile bakanlık arasında Sefaköy Metro hattına ilişkin bir yazışma sürecinin yaşandığı anlaşılıyor. Ulaştırma Bakanlığı, İBB’ye, 12 Mart, 28 Mayıs ve 3 Kasım 2021 tarihli yazılarla ‘Sefaköy metrosunun Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yatırım programına alınması için gerekli onayın verilmesini talep ettiniz’ diyor. Ama devamı var. “Projelerin incelenmesinde Bakanlığımızca onay verilmesi için zorunlu olan ‘kesin proje” vasfında proje teslim edilmediği, avan aşamasında kalmış doküman sunumu yapıldığı anlaşılmıştır, eksiklikler ise temsilcileriniz ve proje firmanıza bildirilmiştir” deniliyor.

Yazının Devamını Oku

Muhalefet cephesinde yeni gelişmeler var

Erdoğan’ı tasfiye edecekler. Yeni cumhurbaşkanını seçecekler.

Anayasa’yı değiştirip Türkiye’yi tekrar parlamenter sisteme döndürecekler.

Tüm sorunları çözüp ülkeyi uçuşa geçirecekler.

Ama bir sorun var.

Bunu yapacak olan muhalefet liderleri henüz hangi sırayla oturacaklarını belirlememişler.

Harf sırasına göre otursalar Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu en başa geliyormuş.

Yaş sırasına göre otursalar Temel Karamollaoğlu ile Kılıçdaroğlu’nun önde oturması gerekiyormuş.

Millet İttifakı liderleri hangi sıra düzenine göre oturmaya karar verirlerse Türkiye’ye çağ atlatacaklar. Yok o da yanlış oldu. Çağ atlatmayacaklar. Eski Türkiye’ye dönecekler.

MİLLET İTTİFAKI 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında dosya savaşı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, telefonlarının dinlenildiğini iddia eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Konuşmalarını kaydetseydik Pensilvanya ile konuşmasını duyardık” diye karşılık vermişti.

Soylu, Kılıçdaroğlu’nun Pensilvanya ile diş muayenehanesinde görüştüğünü ve 15 Temmuz’dan önce gerçekleşen görüşmede, “Yurtta barış, dünyada barış” sloganının konuşulduğunu söylemişti.

Her konuda video çekip, gece yarısı tweet’ler atan Kılıçdaroğlu bu iddia karşısında suskunluğunu koruyor. Ama CHP’de başka ilginç bir gelişme yaşanıyor. Nedir o?

Süleyman Soylu daha önce de bu iddiayı gündeme getirmişti. Hem de bir defa değil, birkaç kez. Ama o zaman CHP’ye yakın medya sessiz kalmıştı. Bu kez muhalif medya Soylu’nun iddialarına ilgi gösterdi. Kılıçdaroğlu’nun, Pensilvanya ile o dönem danışmanı olan diş doktoru Ali Arif Özzeybek’in muayenehanesinde görüştüğüne dair dosyayı yayınladılar. Ali Arif Özzeybek ise görüşmeyi yalanlamadı, sadece “Ben bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum” demekle yetindi.

15 TEMMUZ’UN SLOGANI

Burada önemli olan iki nokta var. Görüşmenin 15 Temmuz’dan önce gerçekleştiği ifade ediliyor. İlginç olanı, 15 Temmuz darbe girişiminin bildirisinin altında “Yurtta Sulh Konseyi” ismi yer alıyordu. Görüyoruz ki o slogan Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’dan birkaç ay önce Pensilvanya ile görüşmesi sırasında “Yurtta barış, dünyada barış” olarak telaffuz edilmiş.

Pensilvanya’nın 15 Temmuz darbe girişiminin hazırlıklarına 1 Kasım seçimlerinin hemen ardından başladığı ortaya çıktı. Belli ki darbenin sloganı da önceden belirlenmiş. Ama bunun Kılıçdaroğlu ile görüşme sırasında kullanılması önemli.

İMAMOĞLUCU MEDYANIN İLGİSİ

Bence ikinci ama daha önemli bir nokta var ki, o da

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı hesabı uğruna bu yapılır mı?

Kılıçdaroğlu, HDP milletvekilinin elinde silahla, PKK’lı teröristle çektirdiği fotoğrafın sorumlusu olarak da Erdoğan’ı ilan etti ya, pes doğrusu.

Kılıçdaroğlu’nun ve Akşener’in PKK’lı teröristle fotoğrafı nedeniyle HDP milletvekili Semra Güzel’le ilgili tek bir laf etmemelerini eleştirmiştim. Ama bu kadarını beklemiyordum. Kılıçdaroğlu sorulardan kaçamayacağını anlayınca, “Bu fotoğrafın muhatabı Erdoğan’dır” dedi.

Sen, PKK kampına giden, PKK’lıların giydiği kıyafetleri giyen, eline silah alıp PKK’lı teröristle fotoğraf çektiren HDP milletvekiline tek bir söz söyleme, bir de kalk bu işin faturasını da Erdoğan’a kes.

Sayın Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün partisinin genel başkanı olarak siz PKK’lı teröristle fotoğrafa tepki göstermezseniz millet seçimde size gereken cevabı verir.

Ha bir siyasetçinin elinde silah olmaz deseniz, bir siyasetçinin yeri PKK’nın terör kampı değil, Parlamento’dur deseniz, bir siyasetçi teröristlerle birlikte fotoğraf veremez deseniz, ondan sonra çözüm sürecini mi eleştiriyorsunuz başka bir şey mi söylüyorsunuz onun bir anlamı olur.

HDP’Lİ MİLLETVEKİLİNE SESSİZ

Ellerinde binlerce şehidimizin kanı olan PKK’lı teröristlere, onlarla fotoğraf çektiren HDP milletvekiline, elinde silahlı Semra Güzel’e bir çift söz etme, ondan sonra kalk, “Bizim parlamentomuzda, PKK terör örgütünün uzantılarını görmek istemiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a faturayı kes. Sayın Kılıçdaroğlu, sizin faturayı keseceğiniz yer Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamı değil, Kandil olmalı. Sizin eleştireceğiniz Erdoğan değil; elinde silahlı, PKK’lı teröristle görüntü veren HDP Milletvekili Semra Güzel olmalı. O silah kime karşı kullanılacak? Bir milletvekilinin elinde, Mehmetçiğe doğrultulan terörist silahı olur mu?

HDP İLE İŞBİRLİĞİ SÜRECİ

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na destek ve 2023 stratejisi

Dolar 25 liraya, 30 liraya çıkacak diye kampanya yapanlar, yeni ekonomi politikasının devreye girmesiyle birlikte büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.

Dolar düştü, onlar ters köşe oldu.

Olumlu bir hava oluştu. Moraller yükselmeye başladı. Şimdi bu olumlu havayı bozmak için bir çaba içine girdiler. Neymiş efendim; Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni ekonomi programının bekleneni vermemesinden dolayı rahatsızmış?

Bunun doğru olmadığını biliyorum. O nedenle Erdoğan’ın AK Parti grubunda yeni ekonomi politikasına güçlü bir destek vereceğini yazmıştım. Öyle de oldu.

EKONOMİNİN ROTASI

Erdoğan’ın konuşmasında ekonomiyle ilgili dört nokta ön plana çıktı:

1) Erdoğan, yeni ekonomi politikasına güçlü bir destek verdi. “Bu yoldan asla geri dönmeyecek, hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğiz” dedi.

2) Enflasyon ve hayat pahalılığı sorununu yok saymadı. “Ülkemizde elbette enflasyon sorunu vardır. Üstelik enflasyona ilave olarak döviz kuru dalgalanması gibi can yakıcı bir sorun yaşanmıştır” dedi. Ama “En kısa sürede milletimizin haksız bir fiyat artışı yükünün altında kalmasının önüne geçeceğiz” diye ekledi.

3) Çalışanlara temmuz ayında yeni bir artış sözü verdi. Elbette ki memurlar, yüzde 7 zam artı ilk 6 aylık enflasyon farkı alacak. Ama

Yazının Devamını Oku

Erken seçim konusu ve AK Parti’nin yeni hikâyesi

Muhalefet partileri yandık, bittik edebiyatı yapıyor. Geleceğe dair Türkiye’nin önüne bir perspektif sunamıyorlar. Ama AK Parti ikinci 20 yılını planlıyor.

AK Parti’nin AR-GE’den sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’in yaptığı bir çalışma vardı. Mustafa Şen, bunu AK Parti’nin ikinci 20’nci yıla hazırlığı olarak tanımlıyor. Mustafa Şen, bu çalışmasını kapsamlı bir kamuoyu araştırmasıyla destekledi. Onları paylaşacağım ama değinmek istediğim bir nokta var. O da, Türkiye Cumhuriyeti 2023’te ikinci yüzyıla adım atarken,
AK Parti de ikinci 20 yılını planlamakla meşgul. Güzel bir kesişme noktası.

İkinci 20. yılın hikayesine geçmeden önce Şen’in, CNN Türk’te Hande Fırat’la canlı yayında açıkladığı anketle ilgili iki sonucu aktarmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 Aralık’ta açıkladığı yeni ekonomi modeli ve dövizdeki düşüşle ilgili anket, ilginç sonuçlar içeriyor.

NEDEN YÜZDE 56 DESTEK?

Ankete katılanların yüzde 56.1’i Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizleri düşürme konusundaki kararlılığını destekliyor. Buna yakın başka bir oran daha var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili verdiği mücadelede samimi olduğunu düşünenlerin oranı da yüzde 56.4 çıkıyor. Hayır diyenlerin oranı ise yüzde 43.6. Mustafa Şen yıllardır kamuoyu araştırmalarını yönetmiş bir isim. Ancak siyasi kimliğinden sıyrılıp ‘yüzde 56 evet’in ne anlama geldiğini yorumluyor.

“Bu yüzde 56, neden yüzde 66 ya da 70 çıkmadı?” sorusuna yanıt arıyor. ”Vatandaş bekliyor. Yeni ekonomi politikası adı altında vaat ettiklerini gerçekleştirecekler mi diye bakıyor” diyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Fiyat artışlarıyla mücadelede yeni destekler geliyor

Dövizin füze hızıyla artması, fiyatların aşırı yükselmesi karşısında iktidar bir dizi önlemi devreye soktu.

Bir dizi önlem daha almaya hazırlıyor. Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabıyla dövizdeki gerilemeyi sağlayan hükümet, enflasyonla mücadeleyi yeni hedef olarak belirledi.

Erdoğan, 2022 yılını enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücadele yılı ilan etti.

İktidar bu yönde iki ayaklı bir strateji izliyor.

1- Fiyat artışları karşısında en çok etkilenen dar ve sabit gelirlilerin gelirini artırmak amacıyla asgari ücreti yüzde 50 oranında yükseltti, memur ve emeklilerin maaş artışına refah payı ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan fiyat artışları nedeniyle sıkıntı yaşandığını inkâr etmedi. Tam aksine üzüntülerini paylaştı. “Fahiş fiyat artışları ve yükselen enflasyon yüzünden vatandaşlarımızın canının yandığını biliyoruz” dedi.

2- İkinci adım olarak hayat pahalılığı ve fiyat artışlarıyla mücadele süreci başlatılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekilleriyle yaptığı toplantıda, “2022 yılında önceliğimiz enflasyonla mücadele olacak. Nasıl ki kurdaki müsilajı temizlediğimiz gibi, enflasyondaki müsilajı da en kısa sürede ortadan kaldıracağız. Ekonomik gerekçelere dayanmayan fahiş fiyat artışlarıyla insanımızın alım gücünü düşürenlerin de gözlerinin yaşına bakmayacağız” demişti.

FİYAT İSTİKRAR KOMİTESİ

Yazının Devamını Oku

DİAYDER iddianamesinden Kılıçdaroğlu çıktı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çelişkileri bitmiyor.

Kılıçdaroğlu’nun birbirini tekzip eden açıklamalarından biri de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yönelik iddialar üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesi konusunda yaşandı.

İBB’ye yönelik iddiaları araştırmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesine sert tepki gösteren Kılıçdaroğlu, Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun canlı yayında iddialarını çürütmesi üzerine ise İçişleri Bakanlığı müfettişlerini göreve çağırdı. Kılıçdaroğlu, “İçişleri Bakanlığı müfettişleri gelse savcıdan bu belgeyi alsa” dedi.

KILIÇDAROĞLU-DİAYDER TOPLANTISI

Öcalan’ın talimatıyla kurulan ve PKK-KCK’nın şehir yapılanması arasında yer alan DİAYDER, terör örgütü tarafından alternatif Diyanet İşleri Başkanlığı olarak yapılandırılmış. PKK’nın talimatıyla birçok eylemlerde yer alan DİAYDER’e yönelik açılan davada 5’i İBB çalışanı olmak üzere 23 kişi yargılanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun, başta DİAYDER olmak üzere terör örgütleriyle irtibat ve iltisaklı olduğu iddia edilen kişilerin İBB’de işe alındığı iddialarını incelemek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesine sert tepki göstermesinin nedeni anlaşıldı.

İDDİANAMEDE YER ALIYOR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilen DİAYDER iddianamesinden Kılıçdaroğlu çıktı. CHP Lideri’nin PKK’nın şehir yapılanmasında yer alan DİAYDER üyeleriyle toplantı yaptığı belirlendi. Hürriyet yazarı Nedim Şener’in CNN Türk canlı yayınında açıkladığı toplantıya ilişkin tapeler iddianamenin 166’ncı sayfasında yer alıyor. Tabii bu bir iddianame. Gerçekler, yargılama sonucunda ortaya çıkacak.

İŞTE O TAPE

Yazının Devamını Oku

Yabancılar, 2023 hesaplarını değiştirmeye başladı

20 Aralık’ta dövizi gerileten yeni ekonomi politikaları devreye girdi ama asıl sonuçları siyasi oldu. AK Parti gidiyor, muhalefet geliyor beklentisinin içine girenlerin hesabı karıştı.

Bunlardan bir kısmı da ülkemizdeki bazı yabancı ülke büyükelçileri.

Uluslararası bir iş konseyi başkanı ile önemli bir ülkenin büyükelçisi arasında geçen diyaloğu paylaşmak istiyorum.

AK Parti’nin gidişini peşin peşin satın alan ülkenin büyükelçisi, 20 Aralık kararları ile ters köşe olmuş durumda. Bu psikolojiyle iş konseyi başkanına, “20 Aralık’tan sonra ne oldu?” diye soruyor.

ÇÖZÜM YİNE ERDOĞAN’DAN GELDİ

Gerçekçi analizleri ile bilinen iş konseyi başkanı, büyükelçinin zaman zaman yüzünü buruşturarak dinlediği şu değerlendirmeyi yapıyor:

1) Doların 18 liraya çıktığı, hızlı fiyat artışlarının yaşandığı bir süreçte halk, çözüm önerilerinin muhalefetten gelmesini bekledi ama çözümü bulan Erdoğan oldu. Muhalefetin çözüm üretemediği bir süreçte, çözüm Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Halk bir kez daha, “Çözümün adresi Erdoğan’dır” noktasına geldi.

MUHALEFET SORUNU

2) Türkiye’de sorun arıyorsanız o iktidar değil, muhalefet sorunudur. İktidar yanlış yaptığı zaman oyları azalıyor ama muhalefetin oyları yükselmiyor. Ama iktidar doğru yaptığında AK Parti’nin oyları artıyor, aynı zamanda muhalefetin oyları da düşüyor. 20 Aralık’tan sonra AK Parti’nin oyları yüzde 40’a doğru yükselirken, muhalefetin oyları düştü.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan kritik mesajlar

Dövizin füze hızıyla yükselip marketlerin etiket değiştirmek için eleman görevlendirdiği dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti grubunda, yeni ekonomik modelin ipuçlarını verdiği bir konuşma yapmıştı.

Grup toplantısından çıkarken de konuşmayı nasıl bulduğumuzu sorduğunda, “Milletvekillerinin bilgilendirilmeye ihtiyacı vardı. O açıdan yararlı oldu” demiştik. Erdoğan da, “Aynı kanaatteyim” diye karşılık vermişti. O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milletvekilleri ile kahvaltıda bir araya gelmesinden dolayı memnun oldum. Toplantıdan sonra görüştüğüm milletvekilleri de toplantının çok verimli geçtiğini, morallerinin yükseldiğini ifade ettiler. Konuştuğum milletvekillerinin ittifak ettiği bir nokta vardı. Aslında buna iki nokta demek daha doğru olur. Biri Erdoğan’ın moralinin çok yerinde olduğu, diğeri ise yeni ekonomi politikalarına olan inancının tam olduğu yönündeydi.

BAHÇELİ İLE GÖRÜŞME

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli ile görüşmesinin haberini milletvekilleri ile kahvaltıda veriyor. Erdoğan, milletvekillerine, ”Devlet Bey ile saat 14.00’te görüşmem var. Konuşmaları ona göre düzenleyelim” diyor. Peki bu bir sürpriz görüşme mi? Hayır. Çünkü Erdoğan her yılın ilk görüşmesini Cumhur İttifakı ortağı olarak Bahçeli ile yapıyor. O nedenle buna geleneksel Erdoğan ile Bahçeli görüşmesi demek daha doğru olur. Peki iki lider dünkü görüşmede neleri ele aldılar? Cumhur İttifakı’nın gündeminde hangi başlıklar varsa onları, diyebiliriz. Ama daha çok 2022 yılının planlamasına dönük bir görüşme olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Siyasi istikrarın korunması açısından Erdoğan-Bahçeli diyaloğunun güçlü bir şekilde devam etmesinin yararı büyük.

SINIR KOYMADAN KONUŞUN

Şimdi tekrar dönelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti milletvekilleriyle yaptığı kahvaltılı toplantıya. Bu yılın ilk toplantısıydı ama Erdoğan, gruplar halinde milletvekilleriyle kahvaltılı toplantıda bir araya gelecek. Şimdi gelelim toplantının havasına. Erdoğan, toplantının başında milletvekillerine, “Arkadaşlar, burada her şeyi konuşun. Sınır koymadan her şeyi anlatın. Burada her şeyi konuşalım çünkü önümüzde 2023 seçimleri var. Bizim zaman kaybetmeden 2023 seçimlerine kilitlenmemiz lazım” diyor.

Kahvaltıya davet edilen milletvekillerinden söz alıp genel siyasete, ekonomiye ilişkin değerlendirmeler yapanlar olduğu gibi, seçim bölgesinin sorunlarını aktaranlar da çıkıyor. Cumhurbaşkanı hepsini dikkatli bir şekilde dinliyor. Zaman zaman not alıyor. Araya girip soru sorduğu ya da bilgi verdiği de oluyor. Ama Bahçeli görüşmesi nedeniyle konuşma fırsatı olmayan milletvekillerinden ise görüşlerini Grup Başkanı İsmet Yılmaz aracılığıyla yazılı olarak bildirmelerini istiyor.

YENİ EKONOMİK MODELE TAM DESTEK

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Anketlerde rüzgâr değişti

Ekonomideki dalgalanma, siyasetin seyrini de belirliyor.

Dövizin yükseldiği, etiketlerin zamlandığı dönemde iktidarın oyları gerilerken, dövizin düşmesiyle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyulan güven de artıyor.

Optimar’ın 20-28 Aralık tarihleri arasında 2526 kişi ile yaptığı ankette ise bu iniş çıkışlar çok net bir şekilde gözleniyor. Bir nokta daha var. O da dövizin roket hızıyla yükseldiği dönemde kıpırdayan CHP oylarının, dövizin gerilemesiyle birlikte eski seviyesine indiğinin gözlenmesi.

Optimar’ın anketindeki 20 Aralık tarihine dikkatinizi çekerim. Yeni ekonomi politikasının uygulamaya konulduğu ve dövizdeki yükselişin tersine döndüğü tarih olması açısından önemli. Yani Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın araştırması yeni.

PARTİLERİN OY ORANI

Bakmayın muhalefet partilerine fatura kesip AK Parti’yi düşük göstermeye çalışan anket firmalarının çalışmasına. Optimar’ın anketinde kararsızlar dağıtıldığı takdirde partilerin oy oranı şöyle çıkıyor:

AK Parti: Yüzde 39.1

CHP: Yüzde 24

MHP:

Yazının Devamını Oku

Benden belge geldi, sıra Kılıçdaroğlu’nda

Bu yazı iki bölümden oluşuyor.


Birinci bölümde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önündeki kapının kilitlenmesini Kılıçdaroğlu’nun korumasının istediği yönündeki tartışma. Diğerinde ise, öğretmen alımıyla ilgili mülakatlar hakkında Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in paylaştığı bilgiler olacak.

Önce birincisinden başlayalım.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nda kilitli kapının önünde açıklama yapmıştı. Bu görüntü önemliydi. Çünkü asıl maksat CHP Lideri’nin yüzüne bakanlıkların kapıları kilitleniyor, kilitli kapıların üstüne zincir vuruluyor algısının oluşmasıydı. Ancak işin içinde tuhaf bir durum vardı. Ben de dünkü yazımda ona işaret etmiştim. Bakanlığın kapısının kilitlenmesini Kılıçdaroğlu’nun korumasının istediğini yazmıştım. Ardında da, “Belgesiz konuşmam” diye eklemiştim.

KILIÇDAROĞLU’NUN AÇIKLAMASI

Yazım üzerine Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Ömer Topsakal aradı. Kılıçdaroğlu’nun özel kalem müdürünün, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in özel kalemini 10.51’de aradığını, hemen tweet atmadığını, 12 saat bekledikten sonra gece 23.00’te sosyal medyadan paylaşım yaptığını söyledi.

SAAT SAAT

Milli Eğitim Bakanı

Yazının Devamını Oku

Memur ve emekli zammı ne kadar olacak?

Enflasyon oranı her ayın 3’ünde açıklanıyor ama enflasyon oranı ilk kez bu kadar önemli oldu.

Çünkü açıklanacak olan enflasyon oranı memur ve emekli maaşlarına yapılacak zamda etkili olacak. Ama dikkat edin, belirleyici olacak demiyorum. Aslında memur sendikaları ile hükümet 2022 yılının ilk 6 ayı için yüzde 5 zam artı son 6 aylık enflasyon oranı, ikinci yarı için de yüzde 7 zam artı ilk 6 ayın enflasyon oranında anlaşmaya varmıştı.

Ancak ekonomide yaşanan dalgalanma, döviz kurlarındaki yükseliş ve fiyat artışı nedeniyle memurlarla hükümet yeniden masaya oturdu, refah payı konusunda bir anlaşmaya vardı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ile Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’in çalışmaları sonucunda bir uzlaşmaya varıldı. Ama asgari ücret artışında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanların fiyat artışları karşısında ezilmemesi için bizzat devreye girdi. Erdoğan için önce insan...

REFAH PAYI

Bugün enflasyon oranının açıklanmasından sonra hükümet ile memur sendikaları tekrar masaya oturacaklar, yeni yılın maaş zammını belirleyecekler. Yüzde 5 artış artı enflasyon farkı artı refah payı ödenecek. Bir oran konuşulmuyor ama asgari ücretteki seviyenin yakalanması bekleniyor. Ayrıca 2 bin liranın altında maaş alan emekliler için 500 lira seyyanen zam yapılması düşünülüyor.

Memurlar ve emekliler her şeyin fazlasını hak ediyor. Onlar o maaşlarla hem çocuk okutup hem ev geçindirecekler.

BAKANLIK KAPISININ KİLİTLENMESİNİ KİM İSTEDİCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir süredir saat ve mekân bildirip kameralar eşliğinden bakanlıkların kapısına dayanıyor. Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na gitti. Ama artık bu tarzı kabak tadı vermeye başladı. Çünkü cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanan, ülkenin ana muhalefet partisinin liderinin marjinal sol sendikalara özenip bakanlıklara baskına gitmesinin hoş karşılanır bir tarafı kalmadı. Halkımız sokak eylemlerine prim verse marjinal solcular iktidar olurdu.

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

İçişleri Bakanı Soylu’dan tüyler ürperten açıklama

PKK ile iltisaklı DİAYDER’in referansıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yerleştirilenlere yönelik teftiş başlatması üzerine gelen eleştirilere İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ”Şehirlerde terörizmle mücadele etmeyecek miyiz?” diye tepki göstermişti. Soylu, Sabancı suikastı sanığı Fehriye Erdal örneğini vererek:

Fehriye Erdal kimdi? Çok yüksek korunaklı Sabancı Center’a nasıl girmiştir?” diye sormuştu. DHKP-C Militanı Fehriye Erdal, Susurluk kazasında yaşamını yitiren eski emniyet müdürlerinden Hüseyin Kocadağ’ın referansıyla temizlikçi olarak Sabancı Center’a girmiş ve büyük bir katliama imza atmıştı.

Bunu neden anlattım. İstanbul Belediyesi’ne yönelik teftiş başlatılması üzerine bu durum Ekrem İmamoğlu hakkında mağduriyet algısı oluşturur şeklinde değerlendirmelere konu olmuştu. AK Parti içinde de bu yönde düşünenler vardı.

Hem bu olay hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Tüm belediyelerimizin telefonları dinleniyor’ iddiası, AK Parti MKYK’da gündeme getiriliyor. Orada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu enteresan bir bilgiyi paylaşıyor. Öğrenince irkildim. Çünkü Soylu, İçişleri Bakanı olarak devletin önemli bilgilerine sahip birisi. 

8 AYDIR TAKİP ETMİŞLER

Soylu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yakın bir mevkide İçişleri Bakanlığı’nın yeri olduğunu belirterek, ”Ben İstanbul’da olduğum zaman görüşmelerimi orada yapıyorum. 8 aydır beni takip ediyorlarmış. Ben usul olarak misafirlerimi kapıda karşılar, kapıda uğurlarım. Bunların hepsini takip etmişler” diyor.

KİMLERLE FOTOĞRAFLARI VAR?

Süleyman Soylu, sözde din adamlarından oluşan DİAYDER’in PKK ile ilişkisi hakkında da bilgi veriyor. “DİAYDER’dekiler PKK ile bağlantılı. Onların kimlerle fotoğrafları olduğunu, bu fotoğrafları nerede çektirdiklerini biliyoruz”diye konuşuyor.

2022’DE SİVİL İTAATSİZLİK

Yazının Devamını Oku

İYİ Parti, HDP’ye randevu verecek mi?

Aslında bu soruyu, “HDP bu kez İYİ Parti’den randevu talep edecek mi?” diye sormalıydım.

Biliyorsunuz HDP, ortak erken seçim teklifi vermek önerisiyle muhalefet partilerini ziyaret ediyor. Şimdiye kadar DEVA, Gelecek, Saadet Partisi ve CHP’yi ziyaret ettiler. Ama burada asıl kritik nokta İYİ Parti’yi ziyaret edecekler mi? İYİ Parti randevu verecek mi? İYİ Parti ve HDP kulislerine göre bu sorunun yanıtını vereceğim. HDP’nin ortak erken seçim önerisi muhalefet partileri arasında bir heyecan yaratmadı. Çünkü muhalefet, HDP ile birlikte hareket ediyor görüntüsü vermekten kaçınıyor.

Bu teklifi ilk olarak Selahattin Demirtaş gündeme getirmişti. Selahattin Demirtaş hapiste ama önerdiği politikalar HDP’nin rotasını çiziyor. Demirtaş, “Hiç değilse Meclis’te temsil edilen partilerin genel başkanlarının, ortak basın toplantısıyla hükümeti istifaya çağırmalarının ve yedi bölgede yedi ortak miting yaparak halkla birlikte derhal seçim istemelerinin önünde bir engel var mı? Bugün değilse ne zaman?” demişti.

HDP bunu muhalefet partilerinin Meclis’e ortak erken seçim teklifi sunmaları şeklinde formülleştirdi. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar muhalefet partilerini ziyaret ederek önerilerini iletiyorlar.

BULDAN VE SANCAR’IN TEMASLARI

Buldan ve Sancar şimdiye kadar Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü. Şu ana kadar HDP ile ortak erken seçim teklifi sunma önerisinin kabul gördüğüne dair bir işaret yok. Ama reddedildiğini de söylemek mümkün değil. Ama bir ilerleme sağlandı. Daha önce HDP heyeti CHP’yi ziyaret ettiğinde Kılıçdaroğlu birlikte fotoğraf vermemiş, ortak açıklama yapmamıştı. Bu durum HDP tabanında rahatsızlığa yol açmıştı. HDP tabanından, “Biz CHP’ye İstanbul seçimlerini kazandırdık ama onlar bizimle ortak fotoğraf vermekten kaçınıyor” şeklinde itirazlar yükselmişti.

KILIÇDAROĞLU’NUN TAVRINDAKİ DEĞİŞİM

Bu kez Kılıçdaroğlu hem ortak fotoğraf verdi hem de ortak açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımının değişmesinde daha önceki eleştirilerin payı oldu mu? CHP kulislerini yokladım. Daha önce birlikte fotoğraf vermemekten kaynaklı eleştirilerden ziyade, Kılıçdaroğlu’nun geleceğe dair cumhurbaşkanlığı adaylığına işaret ettiler. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olmak istiyor. Onun için HDP’nin desteğine ihtiyaç var. HDP heyetiyle görüşmesi, ortak açıklama yapılıp birlikte fotoğraf verilmesi cumhurbaşkanı adaylığına yönelik bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

İYİ PARTİ RANDEVU VERECEK Mİ?

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ü neden devre dışına itti

Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığı konusunda uzun bir aradan sonra ilk kez konuştu. En son 1 yıl önce Ruşen Çakır’ın programında değinmişti.

Kılıçdaroğlu, “Abdullah Gül yeniden gündemde mi?” sorusuna, “Bunu da sizden duydum. Ne konuştuk ne de telaffuz ettik. Devletin ne olduğunu bilen bir değil, binlerce insan var” yanıtını verdi.

Abdullah Gül isminin ısıtılıp tekrar sorulmasının nedeni ise, Kılıçdaroğlu’nun çizdiği cumhurbaşkanı adayı profili oldu. Kılıçdaroğlu, “Adayın devleti tanıması, bilmesi lazım” deyince, akla Abdullah Gül’ü getirdi.

Ancak Kılıçdaroğlu verdiği yanıtla Gül seçeneğini ortadan kaldırdı. Hatta çok planlı bir şekilde Abdullah Gül faktörünü denklem dışına çıkardı.

2018 seçimlerinde Abdullah Gül’ün ortak aday olmasını istemiş, “Derenin taşıyla derenin kuşunu vurmayı” hedeflemişti. Abdullah Gül’ü aday göstererek Erdoğan’ı devirmeyi planlamıştı. Gül de çok istekliydi. Ama olmadı. Meral Akşener’in çıkışı, Gül planının çöpe atılmasına neden oldu.

ABDULLAH GÜL FORMÜLÜ SUYA DÜŞTÜ

Bugün ise Kılıçdaroğlu istese dahi Abdullah Gül’ü aday gösteremez. Konjonktür değişti. Bu kez Kılıçdaroğlu da Gül’ün adaylığını istemez. Neden?

1. Abdullah Gül gündemden düştü. Şu ana kadar Türkiye’nin gündemindeki hiçbir konuda kendisini alternatif haline getirecek bir çıkış yapamadı. Aslında Abdullah Gül, kendini alternatif olmaktan çıkaralı çok oldu. Ama birileri hâlâ anlamamakta ısrarlı.

2.

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu görevden alınacak mı, yerine kayyum atanacak mı?

İddia, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bütçe konuşmasında gündeme geldi. Soylu, 10 Aralık tarihli konuşmasında Ekrem İmamoğlu döneminde PKK ile iltisaklı kişilerin İBB’de göreve alındığını açıklamıştı.

Ama şimdi öğreniyoruz ki, operasyon daha önce başlamış. PKK’nın sözde din adamlarından oluşan DİAYDER isimli örgüte yönelik operasyondan söz ediyorum. DİAYDER, Öcalan’ın 2013’te İmralı’da BDP heyetine verdiği  talimat üzerine kurulmuş. DİAYDER, PKK’yla irtibatlı sözde din adamlarından oluşuyor. Hatırlarsanız alternatif Cuma namazları kılınmıştı. Güneydoğu’da vatandaşlarımıza
T.C.’nin camilerine gitmemeleri yönünde propaganda yapılmıştı. Ama Kürt kardeşlerimizin feraseti nedeniyle oynadıkları oyun tutmadı.

DİAYDER’E OPERASYON

3 Temmuz 2021 tarihinde DİAYDER’E Jandarma tarafından bir operasyon düzenleniyor. DİAYDER’le ilgili düzenlenen iddianamede, gözaltına alınan 28 kişi arasında İBB’de görev yapan şahıslar olduğu, bunlardan 10’unun 2010 yılında Küçükçekmece’de Jandarma’nın servis aracına bombalı eylem olayının faili Mehmet Kazım Sevim ile irtibatlı oldukları belirleniyor. Gassal olarak görev yapan Mehmet İnan’ın ise İBB’den aldığı maaşının bir kısmını DİAYDER’e aktardığı iddia ediliyor.

Sadece PKK ve diğer terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu iddia edilen isimlerden oluşan uzun bir liste var. Haklarında mahkeme kararı olmadan ayrıntısına girmek ve isim vermek istemiyorum.

ÖNEMLİ SORU

Burada önemli olan nokta, İBB’ye yönelik soruşturmadan Ekrem İmamoğlu bir mağduriyet çıkaracak mı, bunu kendisine yönelik bir siyasi operasyona çevirip terör soruşturmasından bir cumhurbaşkanı adaylığı elde edecek mi?

İçişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku