GeriAbdulkadir SELVİ Darbe gecesinin kader anları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Darbe gecesinin kader anları

DEMOKRASİ tarihine kara leke olarak geçen 15 Temmuz gecesini patlama seslerinin arasında yayın yaptığımız Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilciliği’nin olduğu binada geçirdim.

Gün bitti, darbeciler kaybetti ama gelişmeler bitmedi.

İstanbul’dan askeri hareketlilik haberini aldığımda ilk yaptığım Genelkurmay’ın ışıklarının yanıp yanmadığını kontrol etmek oldu.


GENELKURMAY’A ULAŞAMADIM
Ama ne yaptımsa Genelkurmay’a ulaşamadım. Genelkurmay’ın önündeki tankları, sokağı kesmeye çalışan polisleri görüp gazeteye döndüm. Uçaklar büyük bir gürültü çıkararak uçuyor, atılan bombaların sesi kulaklarımızı tırmalıyordu. CNN Türk Ankara Temsilcisi Hande Fırat’la birlikte canlı yayına girdik.

Hande, sürecin en kritik anında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bağlantıyı gerçekleştirdi. Erdoğan darbecilere meydan okudu, halkı demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı. Erdoğan’ın çağrısı üzerine millet sokağa çıktı.

O sırada milletvekilleri darbeye karşı direnmek üzere Meclis’te toplanmaya başladı. Genelkurmay’a ulaşıp darbe girişiminin emir-komuta zinciri içinde olup olmadığını tespit etmeye çalışıyordum. Her zaman görüştüğüm telefon numaraları çalıyor ama bir türlü yanıt verilmiyordu. Zaman ilerledikçe Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ile Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı’nın darbecilerin elinde olduğu haberi geldi. Demokrasi adına kara bir gündü.


KOMUTAN: SİZE BAĞLIYIM
Darbenin kaderini belirleyen görüşme ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris’ten hareket etmeden önce gerçekleşti. 1. Ordu Komutanı Org. Ümit Dündar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayıp “Sayın Cumhurbaşkanım siz meşru Cumhurbaşkanısınız. Size bağlıyım. Ankara’ya gitmeyin. İstanbul’a gelin, ben sizin güvenliğinizi sağlarım” dedi.

Org. Dündar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hızlı hareket etmesini istemişti. Erdoğan, hareket ettikten 62 dakika sonra darbeciler Cumhurbaşkanı’nın kaldığı oteli bastı. Ancak Erdoğan’ın elini çabuk tutması darbecilerin planını bozdu.


FİDAN’IN SAKALLARI UZAMIŞTI
Demokrasiye kara bir lekenin çalındığı bir geceden, milletin demokrasi destanı yazdığı bir sabaha uyandık. Başbakan Binali Yıldırım’ın, Genelkurmay Başkanı ve bakanlarla birlikte yaptığı açıklamayı izlemek üzere Çankaya Köşkü’ndeydim. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın sakalları uzamıştı. “Sabaha kadar çatıştık” dedi. “Sistematik şey bitti, şimdi nokta atış var” diye konuştu. Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, darbecilerin elinden kurtarılıp Çankaya Köşkü’ne getirilmişti. Açıklama sırasında renk vermemeye çalışsa da Hulusi Paşa’nın üzüntüsü yüzünden okunuyordu. Darbeciler tarafından derdest edilen Jandarma Genel Komutanı Org. Galip Mendi de darbecilerin elinden kurtarılmıştı. Galip Mendi, sivil bir giysi içinde geldi Çankaya Köşkü’ne. Hulusi Paşa’nın Genelkurmay Karargâhı’nda çalışırken saat 17.00 civarında darbe girişiminden haberdar olduğu söyleniyor.


AKIN ÖZTÜRK’Ü VURDULAR
Paşa başka bir karargâha geçmeye ve darbeyi önlemek için önlem almaya çalıştı mı orasını bilmem ama karargâhında görev yapan subaylar tarafından tutuklandı. Akar’ı, gece yarısına kadar karargâhta tutan darbeciler, 03.05’te Akıncılar Üssü’ne nakletmişler. Genelkurmay Başkanı, Özel Kuvvetler’in düzenlediği bir operasyonla kurtarıldı. Ancak darbeciler Kara Kuvvetleri Komutanı ile Genelkurmay 2. Başkanı’nı tutmaya devam ettiler. Nerede? Akıncılar Üssü’nde. Akıncılar Üssü’ndeki 141. Filo Komutanı Yarbay Hakan Karakuş, Akın Öztürk’ün damadıydı.

Gün aydınlandı. Karanlık darbe girişiminin liderinin eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Akın Öztürk olduğu ortaya çıktı. Darbenin başarısız olduğunun ortaya çıkması üzerine Akın Öztürk, kaçmak amacıyla helikoptere binmeye çalışırken vurularak yaralandı. Ardından da tutuklandı.


PLANLAYAN KRG. METİN İYİDİL
Darbeyi planlayan kim sorusuna, Anadolu Ajansı’nın vatana ihanet suçlamasıyla hâkim karşısına çıkacağını duyurduğu EDOK Komutanlığı’nda görev yapan Krg. Metin İyidil cevabı veriliyor. Aynı zamanda Genelkurmay Adli Müşavirliği’nden kısa bir süre önce alınan Albay Muharrem Köse’nin de darbenin planlanmasında önemli rol üstlendiği söyleniyor. Muharrem Köse ani bir kararla görevinden alınmıştı. Köse, e-mail hesabındaki hareketlilik ve olağanüstü telefon trafiğinden kuşkulanılarak görevinden alınmış. Keşke bu kuşkular sürekli olsa da darbenin planlandığı istihbaratı alınabilseydi.

Başka bir bilgi ise darbenin 4 Mayıs Çarşamba günü olarak planlandığı ancak Muharrem Köse’nin Adli Müşavirlik’ten alınması üzerine 15 Temmuz’a ertelendiği yönünde.

X

Kendime diyorum ki "Deniz iyi ki Zülfü’ye cevap vermedin"

Baykal ile bu görüşmeyi uzun süredir yapmak istiyordum. Nihayet önceki gün evinde bir araya geldim. Çok sıcak bir ortamla karşılaştım. Afganistan’dan Livaneli’nin kendisine yönelik suçlamalarına, Erdoğan ile pazarlık iddialarından evde nasıl zaman geçirdiğine ilişkin bütün sorularıma yanıt verdi Baykal. Sağlık sorunlarına rağmen zihni berraklığı ise beni şaşırttı.

DENİZ Baykal’la ilk tanışmam, siyasi yasakların kaldırılmasından sonra Gaziosmanpaşa’daki bürosunda olmuştu. 12 Eylül sonrası siyasete güçlü bir dönüş yaptığı dönemden sonra SHP Genel Sekreterliği sürecinde, Erdal İnönü ile girdiği genel başkanlık yarışında hep izledim. CHP’nin yeniden açılma sürecinde ise büyük bir risk almış, adeta siyasete yeniden başlamıştı. Çevre Sokak’taki tarihi genel merkezde sohbetlerimiz olurdu. SHP’nin koalisyon hükümeti olduğu bir dönemde CHP’nin yeniden açılması siyaseten bir riskti belki ama Baykal o riski aldı ve sonunda kazanan o oldu.

RAHŞAN ECEVİT GİBİ DEĞİLDİ

Uzun bir süredir izlememe rağmen Baykal’ın evine hiç gitmemiştim. Önceki gün Angora Evleri’nde Baykal ailesiyle bir araya geldim. Doğrusu bu kadar sıcak bir ortam beklemiyordum.

Oran Sitesi’ndeki evinde Ecevit’le röportaj yaptığım bir sırada mutfaktan tıkırtılar gelmişti. Ecevit’e “İçeride biri mi var?” diye sorduğumda, “Rahşan mutfakta” demişti. Rahşan Hanım selam vermekle yetinmişti.

OLCAY HANIM, ASLI BAYKAL, YILMAZ ATEŞ

Baykal’ın evindeki tablo ise farklıydı. Olcay Hanım hep bizimle beraber oldu. Aynı masanın etrafında sohbet ettik. Baykal’ın yakın kurmaylarından Yılmaz Ateş bize eşlik etti. Kızı Aslı Baykal ise bir orkestra şefi gibiydi. Aslı Baykal bir tıp profesörü ama babasının basın danışmanı gibi hareket ediyor.

Siyasetçilerin, hele Deniz Baykal gibi 1970’li yıllardan beri siyasetin zirve noktalarında bulunmuş insanların yurt ve dünya olaylarına ilişkin değerlendirmeleri elbette ki önemli. Tecrübe imbiğinden süzerek anlatıyorlar. Ama onların bir de insani yönleri var. İstedim ki, ikisi birlikte bu söyleşide yer alsın.

OLCAY’LA AŞKIMIZ ÇOK ESKİLERE DAYANIYOR

Yazının Devamını Oku

2023 seçimlerinde HDP’ye biçilen rol

2023 seçimlerinde dikkatle izlenmesi gereken siyasi partilerden biri de HDP.

HDP’nin üçüncü bir ittifak mı oluşturacağı yoksa Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına mı destek vereceği sorusu, seçimin kaderi açısından belirleyici olacak.

O nedenle HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın 2023 seçimlerine yönelik değerlendirmelerini dikkatle takip ediyorum. Siyaset yapıcılarının da Buldan’a kulak vermesi gerektiğine inanıyorum.

HDP’DEN İLK UYARI

Pervin Buldan kısa bir süre önce, Millet İttifakı’na, “Günah bizden gitti” anlamında bir mesaj göndermişti. Ardından da 2023 seçimlerinde beklentiniz gerçekleşmezse kimse bizden bilmesin diye bir çıkış yapmıştı.

Pervin Buldan, “İstanbul seçimlerinde İzmir, Ankara, Mersin, Antalya seçimlerinde desteklediğimiz Demokratik Güç Birlikleri elbette ki önemliydi. Ancak bundan sonraki süreçlerde hiç kimse bizden aynı tavrı beklemesin. Aynı tavrı göstermeyeceğimizi herkes artık bilsin ve bilmelidir” demişti.

MİLLET İTTİFAKI’NA UYARI

Uyarıları pek anlaşılmamış olmalı ki Pervin Buldan ikinci açıklamasının dozunu yükseltti.

“Millet İttifakı’ndan size herhangi bir katılım çağrısı oldu mu?” sorusuna, “Ne onlardan böyle bir çağrı geldi, ne bizde böyle bir heves var. Buna ihtiyacımız da yok. Parlamento seçimlerinde yüzde 10 seçim barajı gibi bir sorunumuz yok” diye karşılık verdi.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya düzenlemesi ne getiriyor?

Sosyal medyayla ilgili düzenleme konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu denli kararlı olduğunun farkında değildim. Kıbrıs gezisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la soru-cevap yapıyorduk. Ne zaman ki sosyal medyadaki yalan haberlerle ilgili bir yasa çalışmanız var mı sorusu geldi, o zaman anladım.

YALAN TERÖRÜ

Erdoğan, “yalan haber” demedi. “Yalan terörü” olarak tanımladı. “Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var. Uluslararası alanda özellikle bu yalan teröründe ne tür adımlar atılıyor; ne tür düzenlemeler, ne tür müeyyideler getiriliyor, karşılaştırmalı bir çalışma yaptık” diye konuştu.

UYARICI OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var” sözü ile İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, “Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır” açıklaması ise benim için uyarıcı oldu.

BEŞİNCİ KOL FAALİYETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan belli ki sosyal medya konusunu sadece “yalan terörü” olarak görmüyor. İşin bir de rejim boyutu var. Fahrettin Altun bunu “Beşinci kol faaliyeti” olarak yorumladı. Beşinci kol, yani başka bir ülke adına Türkiye’nin içinde faaliyet göstermek. Ya da başka bir deyişle başka bir ülke adına yalan haber yapmak, kaos ortamının oluşmasına hizmet etmek.

REJİM BOYUTU

 Ben Cumhurbaşkanlığı’nda sosyal medya işinin bu kadar ciddi bir tehdit olarak görüldüğünün farkında değildim.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın MHP hassasiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 2 günlük Kıbrıs programından ve dönüşte yaptığımız ‘soru-cevap’tan edindiğim izlenimleri paylaşmak istedim.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümü nedeniyle yapılan gezide Erdoğan’ın değindiği konular şöyle özetlenebilir:

1- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in davet edildiğini söyledi. Ama Temel Karamollaoğlu’nun davet edildiği halde gelmemesini biraz sitemkâr bir ifade ile söyledi.

Erdoğan, milli meselelerde davet edilecek isimler konusundaki duyarlılığını ise “Ben de bu tür programlarda bu hassasiyetlere hep dikkat ederim” sözleriyle ortaya koydu.

HEDEF BELLİ

2- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk Devleti hedefine odaklanmış durumda. Erdoğan’ın müjde olarak açıkladığı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve yeni Meclis Binası’nın ilan edilecek Kıbrıs Türk Devleti’ne hazırlık olduğunu düşünüyorum. İlan edilecek yeni Kıbrıs Türk Devleti’nin yeni mekânlarda çalışması hedefleniyor.

SEÇİM YASASI

3-

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hedefe kilitlenmiş

Kurban Bayramı’na Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Kıbrıs’ta girdik.

Bayram sabahı hareketlilik erken başladı. Hala Sultan Camisi’nde bayram namazını kıldık. Kıbrıs’ın manevi mimarlarından olan Peygamberimizin halasının adını taşıyan cami, Sultanahmet Camisi’ne benzer bir mimari ile yaptırılmış. Cumhurbaşkanı Erdoğan yapımıyla yakından ilgilenmiş. Büyük bir cami. Bırakın caminin içini, avluda yer kalmamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın camiye gelişi sırasında bir dalgalanma oldu. Bayram namazını Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş kıldırdı. Namaz bitti ama cami boşalmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mikrofonu eline alıp, “Selamün aleyküm” deyince camiden tekbir sesleri yükseldi. Erdoğan kısa bir tebrik konuşması yaptı. Ama Cumhurbaşkanı ile bayramlaşmak isteyenler uzun süre camiyi terk etmedi. Coşkulu bir hava vardı.

CAMİDEKİ KONUŞMA

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir süredir ısrarla aynı noktaya vurgu yapıyor. Her gün o yönde yeni bir adım atıyor. O da Kıbrıs’ta egemen ve eşit iki devletli çözüm. Camideki kısa konuşmasında da, “Kıbrıs’ın 47 yıl önce yaşadıkları bir daha yaşanmayacak. Güney-kuzey, böyle bir derdin içinde olmayacağız. Kıbrıs Türkü daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek” dedi. Tahmin ettiğiniz gibi bu sözlerden sonra alkış koptu.

SONRAKİ HAMLE NE OLACAK?

Barış Harekâtı’nın 47. yıldönümünde Türkiye’nin güçlü bir şekilde temsil edilmesinin Kuzey Kıbrıs’ta meydana getirdiği olumlu havayı söylemeye gerek yok. Rum kesiminde de o denli endişeyle izlendiği sır değil. Rum-Yunan cephesi güçlü temsilden ziyade Erdoğan’ın bir sonraki hamlesini merak ediyor. Ama merak eden sadece onlar değilmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bizi arayanlar 20 Temmuz’da herhalde rahatsızlık verecek bir konuşma olmaz diyorlar. Bunun iznini sizden alacak değilim” sözleri bunu ortaya koyuyor. Şimdi ben merak etmeye başladım. Erdoğan’ı arayan kim ya da kimler acaba?

SIR DEĞİL, YENİ HEDEF

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın müjdesi ve bir adım sonrası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta müjdelerimiz olacak” deyince kalkıp Kıbrıs’a geldim dersem yalan olmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 47. yıldönümü nedeniyle Kıbrıs’a tam bir “devlet” çıkarması yaptı. Meclis Başkanı Şentop başta olmak üzere yedi bakan ve çok sayıda milletvekili geziye katıldı.

İki uçak halinde hareket ettik. Biz Ankara’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Lideri Mustafa Destici ve Oğuzhan Asiltürk ile birlikte AK Partili yönetici ve milletvekilleriyle birlikte uçtuk. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte ayrı bir heyet ise İstanbul’dan hareket etti. Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs’ta buluştuk.

DEVLET UÇAĞI ESPRİLERİ

MHP Lideri Bahçeli ile birlikte olmamız nedeniyle, “Devlet uçağı” esprileri yapıldı. Kıbrıs Barış Harekâtı ve Bülent Ecevit söz konusu olunca DSP ayrı bir program yapmış. Ankara’da şeref salonuna girince DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’la karşılaşınca şaşırdım. Önder Bey, “Sayın Cumhurbaşkanı’ndan davet gelince, devletle olalım diye kendi programımızı iptal edip, buraya katıldık” dedi. Önder Aksakal sağduyulu bir politikacı. Keşke iktidarı ve muhalefetiyle Türkiye, Barış Harekâtı’nın yıldönümünde Kıbrıs’ta olabilseydi.

ECEVİT-DEMİREL

Siyah beyaz televizyondan hatırlıyorum. Ama hiç unutmuyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı olduğunda muhalefet lideri Süleyman Demirel’in Başbakanlığın merdivenlerinin dibinde yaptığı bir açıklama vardı. Başbakan Ecevit, muhalefet lideri Demirel’i davet edip bilgilendirmiş. Demirel de, “Gün iktidar muhalefet günü değil, Mehmetçiğin arkasındayız. Devletimizi, hükümetimizi destekliyoruz” diye açıklama yapmıştı. Devlet adamlığı budur.

OĞUZHAN ASİLTÜRK İLE SOHBET

Benim için bir sürpriz de şeref salonundan içeri giren

Yazının Devamını Oku

Hangi parti hangi sosyal medyayı kullanıyor

Sosyal medya siyasi tercihlerimizin de göstergesi oldu.

Optimar’ın temmuz ayı araştırmasında en çok kullandığımız sosyal medya platformları ile hangi parti hangi sosyal medyayı tercih ediyor sorusuna cevap arandı.

INSTAGRAM’IN YÜKSELİŞİ

Fotoğraf paylaşımı ve göreceli olarak daha nitelikli bir kitleye hitap etmesi Instagram’ın öne çıkmasını sağladı. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna ankete katılanların yüzde 30.4’ü Instagram yanıtını verirken, Facebook yüzde 30.1’le ikinci. Twitter ise kısa sürede çöplüğe dönüşmesi nedeniyle üçüncü sıraya geriledi. Twitter’ı takip ediyorum diyenlerin oranı yüzde 19.6 olurken, YouTube kullanıyorum diyenlerin oranı yüzde 11.5 oldu. Bu arada Tiktok’u kullanıyorum diyenler 1.4’e ulaşırken, skandallarla gündeme gelen Clubhouse takip ediyorum diyenlerin oranı ise 0.1’de kaldı.

KADINLARIN TERCİHİ

Kadınlar yüzde 30.3’le ilk sırada Instagram’ı kullanırken, onu yüzde 30.1’le Facebook takip etti. Kadınlar yüzde 19.5’le Twitter’ı, 11.4’le YouTube’u tercih ederken, Tiktok kullanımında 1.6’yla erkekleri geçtiler.

ERKEKLER NEYİ TERCİH EDİYOR

Erkeklere de haksızlık etmeyelim. Erkeklerde de sıralama da Instagram yüzde 30.5’le birinci gelirken, Facebook yüzde 30.3’le ikinci sırada yer alıyor. Erkekler Twitter’da 19.6’yla kadınları geçerken, üstünlüklerini YouTube’de sürdürüyorlar. YouTube diyen erkeklerin oranı 11.6 olurken, Tiktok’ta 1.3’le kadınların gerisinde kaldılar.

CLUBHOUSE’CU ERKEKLER

Yazının Devamını Oku

Anketten ne çıktı?

Anketler üzerinden algı operasyonunun yapıldığı bir dönemi yaşıyoruz. O nedenle kamuoyu araştırmalarını yayınlarken, kılı kırk yarıyorum.

Optimar’ın anketlerini ise hem bir siyasi partinin siparişi değil, kaynağını kendisinin karşılaması, hem güvenilir olması, hem de ilk kez bu köşede yayınlanıyor olması nedeniyle tercih ediyorum.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 10-13 Temmuz tarihleri arasında 1726 kişi ile CATİ yöntemiyle yaptığı 15 Temmuz özel anketinin sonuçları çok önemli uyarılar içeriyor. Aslında bu anketin verilerini haziran araştırması olarak değerlendirmekte yarar var.

2023’e giderken iktidar ne yapmalı diye soracak olursanız, o sorunun cevabı bu ankette yer alıyor. Bir süredir özellikle ekonomiye, geçim sıkıntısına ve işsizliğe dikkat çekmeye çalışıyorum. Kitleler AK Parti’yi refahını yükselttiği için tercih ediyor. Bence 2023’ün anahtarı da burada yatıyor.

2023’te halkımız neye göre oy verecek derseniz tek kelime ile cevap veririm. Ekonomi.

EKONOMİ ARTI İŞSİZLİK

Türkiye’nin en önemli sorunu ne sorusuna ankete katılanların yüzde 38.5’i ekonomi yanıtını vermiş. Koronavirüs salgını yüzde 14.8’le ikinci sırada geliyor. Üçüncü sırada ise yüzde 12.6’yla işsizlik var. Bir süredir ilk üç sıra değişmiyor.

Ekonomiyle işsizliği birlikte düşündüğümüzde ise bu oran 51.1’e ulaşıyor.

ÜÇ AYIN VERİLERİNE 

Yazının Devamını Oku

2023 seçimleri ve AK Parti’nin rakibi

Çankaya savaşları derdik. Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimi diyoruz. Neden Çankaya savaşları derdik? Çünkü Cumhurbaşkanlığı uğruna darbeler yapılıyor, muhtıralar veriliyordu.

Erdoğan’ın bu rejime yaptığı en büyük hizmet Cumhurbaşkanlığı seçimini doğrudan millete götürmesi oldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle birlikte artık asker ne diyor, medya kimi destekliyor, iş dünyasının adayı kim, Amerika kimi istiyor gibi sorular ortadan kalktı. Artık millet kimi istiyorsa o seçiliyor. Millet ne diyorsa o oluyor. Demokrasinin öznesi millet oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi 2023 yılı haziran ayında yapılacak ama seçim kampanyası başladı.

2023 SAVAŞI BAŞLADI

Yaşanan tartışmaların odağında da 2023 seçimleri yer alıyor. Emekli amirallerin bildirisi, video operasyonları ve HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan silahlı saldırı ile vesayet sistemi 2023 seçimlerinde Erdoğan’ı tasfiye etmek için harekete geçti.

Şurası çok net ki, 2023 seçimleri, “Erdoğan seçimi” olacak.

Peki bu seçimlerde Erdoğan’ın rakibi kim olacak? Elbette ki Erdoğan’ın rakibinin kim olacağı çok önemli olacak. Ama AK Parti’nin rakibini biliyorum. AK Parti’nin rakibi yine AK Parti. O nedenle AK Parti’nin bu gerçeği görerek silkinmesi ve dava şuuruyla harekete geçmesi gerekiyor. Bezginliği, bıkkınlığı, yılgınlığı bir kenara bırakıp, yeniden dirilişe ihtiyaç var. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunu yapmaya çalışıyor.

ERDOĞAN İZLENİMLERİ

Kritik süreçlerde Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu kimi tarif etti İmamoğlu ne yapacak?

Muhalefeti bekleyen en önemli sorun kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı. 2023 seçimlerine 2 yıl varken, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu muhalefeti sarsmaya başladı.

Dün aynı zamanda yeni bir gelişme yaşandı.

Cumhurbaşkanı adaylığı için bir süredir atağa kalkan Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı tarifi yaptı. Böylece artık elimizde bir Cumhurbaşkanı adayı kriterleri oluştu. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tarifi bana Demirel’i hatırlattı. Demirel, Cumhurbaşkanı adayı olduğu zaman Büyük Birlik Partisi milletvekilleri ile bir araya gelmişti.

Muhsin Yazıcıoğlu, Demirel’in adaylığına sıcak bakmadıklarını anlatmak için gönüllerindeki Cumhurbaşkanına ilişkin kriterleri sıralamıştı. Yazıcıoğlu, “Cumhurbaşkanı sivil olmalı. Alnı secdeye değmeli. Darbelere karşı olmalı” diye sıralamaya başlayınca Demirel ayağa kalkıp, “Kardeşim siz beni tarif ediyorsunuz. Ben siyasi hayatım boyunca darbelerle mücadele ettim. Sivil Cumhurbaşkanlığının mücadelesini verdim. Ben ta 1960’larda, ‘Bu ülkede herkes göğsünü gere gere ben Müslümanım diyebilmeli’ demiştim” diye sözü alıp, ikna etmeye çalışmıştı.

Kılıçdaroğlu da Cumhurbaşkanı adayı için kriterler ortaya koydu. “Millet ittifakının adayı nefsini terbiye etmiş biri olmak zorunda. Başkanlığın verdiği muazzam yetkilerle yozlaşmayacak, gücünü hızlıca Meclis’e ve Başbakan’a teslim edecek bilgelikte olmalı” dedi.

Bu kriterlerde bir eksik var. O da adı Kemal Kılıçdaroğlu olacak  denilmiyor. Kılıçdaroğlu, ideal cumhurbaşkanı olarak kendini tarif ediyor. Burada geri vitese atar mı? Bence Kılıçdaroğlu, her geçen gün Cumhurbaşkanlığı adaylığına doğru daha çok yaklaşıyor.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ BELEDİYE DE KALSIN İSTİYOR

Ayrıca Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş başta olmak üzere belediye başkanlarının ikinci bir dönem daha illerine hizmet etmelerini istiyor. Yakın çevresine de Murat Karayalçın örneğini verdiği söyleniyor.

Karayalçın

Yazının Devamını Oku

‘Serok Erdoğan’ sloganları MHP’yi rahatsız etti mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyarbakır’da verdiği mesajlar, üzerinde dikkatle durulmayı hak ediyor.

Çünkü AK Parti’nin en önemli açılımlarından olan çözüm sürecinin tu kaka ilan edildiği bir dönemde Erdoğan, çerçevesi çok iyi belirlenmiş, mesajları isabetli olarak seçilmiş bir konuşma yaptı.

Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti bir başlangıç. İlkbahara kadar Doğu ve Güneydoğu’nun tamamını ziyaret etmeyi planlıyor. Her ay bir ile gidecek. Dün gençlik buluşmasında “Bir sonraki buluşmayı Erzurumlu gençlerimizle yapmayı planlıyoruz” dedi. Erdoğan, hem Diyarbakır’ın hem Erzurum’un temsil ettiği siyasi misyona hitap edebilen bir lider. O nedenle sahaya çıkması, siyasi iklimi değiştiriyor.

Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti üç noktayı ön plana çıkardı.

1- Yeni bir çözüm süreci mi başlıyor?

2- Erdoğan, erken seçime mi hazırlanıyor?

3- “Serok Erdoğan” sloganları Cumhur İttifakı’nda bir soruna yol açar mı? MHP’yi rahatsız etti mi?

YENİ ÇÖZÜM SÜRECİ Mİ?

Yeni bir çözüm süreci başlatılmıyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan erken seçime mi hazırlanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlere dönük mesajlarını yoğunlaştırınca, “Ne oluyor, erken seçim mi geliyor?” sorusunun peşine düştüm.

Aslında bu soru işareti Erdoğan’ın Milli Görüş’ün ağır toplarından Oğuzhan Asiltürk’ü ziyareti üzerine oluşmaya başlamıştı.

Bir çiçekle bahar gelmez. Oğuzhan Asiltürk ziyareti seçim işareti olmaz diye düşündüm.

İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi bir kez daha düşünmeme yol açtı. Erdoğan AK Parti’nin her MKYK toplantısında, il başkanları ve belediye başkanları ile yapılan toplantılarda, milletvekilleri ile buluşmasında seçimlere dönük mesajlarının dozunu artırıyor.

Diyarbakır ziyaretiyle birlikte çözüm sürecini tartışmaya açması ise seçim konusu üzerinde yoğunlaşmama neden oldu.

O nedenle AK Parti kulislerinin nabzını tutmaya, Erdoğan’ın seçimlere ilişkin mesajlarının anlamını çözmeye çalıştım.

BAHÇELİ İLE GÜVEN İLİŞKİSİ

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim diyor ama her defasında 2023 seçimleri diyor.

2-

Yazının Devamını Oku

Erdoğan neden seçim demeye başladı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Sincan’da meydana toplanan partililere “Şimdiden 2023 seçimleri için çalışmaya başlamanızı istiyorum” diye seslenmesi bana manidar geldi.

Belki de o psikolojiyle izlediğim için Erdoğan’ın il başkanları toplantısında ısrarla seçim de seçim demesi daha çok dikkat etmeme neden oldu.

SEÇİM VURGUSU

Erdoğan’ın il başkanlarına 2023 seçimlerine dönük olarak çalışmaları yönünde talimat vermesini anlıyorum. Ama sanki seçim kararı alınmış da önümüzdeki ay sandık başına gidecekmişiz gibi bir hava vermesi antenleri açmama neden oldu. Erdoğan seçim olmadan seçime hazırlanıyor, 19 yıldır girdiği her seçimi kazanmasının sırrı burada, diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama Bahçeli seçimler zamanında yapılacak derken, Erdoğan 2023’ü hedef gösterirken, 2023 seçimlerine de daha iki yıl varken bu kadar abanması dikkatimi çekti.

İKİ DURAK

İster 2023’te olsun ister ondan önceki bir tarihte. Seçim tarihi ne olur bilmem ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim startını verdi. “2023’e eğer kararlı bir şekilde hazırlanacaksak, bizim için şurada son iki durak var, çok önemli. Bu 2021’dir, 2022’dir. 2023 tamamen seçim yılıdır” dedi.

ÖNEMLİ VİRAJ

Ama ondan önce bir cümlesi vardı, “2023 virajını kazasız belasız dönmemiz gerekiyor” dedi. 2023 seçimlerini Türkiye açısından bir kırılma noktası olarak gördüğünü söyledi.

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında gerilim tırmanıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etti.

Kuşoğlu, CHP Çankaya ilçe binasının açılışında partililere, “Sayın Genel Başkanımız, cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sevgi ve saygılarını iletiyorum” diye seslendi.

Kılıçdaroğlu daha önce katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanı adaylığının sinyalini vermiş, “İttifak öyle bir karar verirse ondan kaçamazsınız” demişti.

Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmişlerdi.

KUŞOĞLU-KILIÇDAROĞLU DOSTLUĞU

Bülent Kuşoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmesi önemli bir nokta. Çünkü Bülent Kuşoğlu, bürokrasiden bu yana Kılıçdaroğlu’nun yakın arkadaşı. Çekirdek ekipten. Doğru Yol Partisi’nde de milletvekilliği yapan Kuşoğlu, CHP’de Kılıçdaroğlu tarafından genel başkan yardımcılığına getirildi. Külliye’ye giden CHP’li olayında faturanın Bülent Kuşoğlu’na kesilmeye çalışılmasına rağmen Kılıçdaroğlu hem PM listesine aldı hem yeni dönemde genel başkan yardımcısı yaptı.

Bülent Kuşoğlu konuşuyorsa Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde konuşuyor diye değerlendirmek lazım.

KILIÇDAROĞLU’NUN CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI

Peki

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu hapse girecek mi?

Allah korusun. Durup dururken neden hapse girsin?

CHP Genel Başkanı’nın hapse girmesinin bedelini Türk demokrasisi ödeyebilir mi? Ana muhalefet lideri konuştuğu için dokunulmazlığı kaldırılıp hapse atılacak olsa ilk olarak ben karşı çıkarım.

Peki bu iş nereden çıktı?

Hakkındaki fezleke Meclis’e gelince Kılıçdaroğlu, “Erdoğan beni hapse attırmak istiyor” konulu bir video çekti.

Bahçeli’den de “Çıksın mahkeme karşısına, versin üzerine atılı suçlamaların hesabını. Dolandırıcı tosuncuk nasıl bedel ödeyecekse Kılıçdaroğlu da ödesin. Kılıçdaroğlu kendine güveniyorsa dokunulmazlığının kaldırılmasına bizzat kendisi önayak olmalı, karar sürecini bizatihi kendisi başlatmalıdır. Söz veriyorum, ilk kez CHP’ye destek vereceğiz, onlara ‘tamam’ diyeceğiz” çağrısı gelince CHP liderine hapis tehditi beni rahatsız etti. Meclis kulislerini araştırdım. Meclis’te Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması yönünde bir hazırlık yok. Bırakın Kılıçdaroğlu’nu, diğer milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde de bir çalışma yok.

Dokunulmazlıkların kaldırılması için önce Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilmesi gerekiyor. Ardından Meclis Genel Kurulu’na gelip, oylanıp kabul edilecek. Hangi dosyada dokunulmazlığı kaldırılırsa o dosyadan yargılanacak.

KOMİSYON GÜNDEMİNDE YOK

Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nun dokunulmazlıkların kaldırılması gibi bir gündemi yok.

Meclis’in gündeminde ise şimdi 4. Yargı Paketi var. Ardından hayvan haklarıyla ilgili düzenleme gelecek. Meclis ekonomiyle ilgili torba yasayı çıkarıp tatile girecek.

Yazının Devamını Oku

Psikolojik savaş yaşanıyor

Türkiye'de yaşananlara bir ad koy denilse hiç tereddüt etmeden, “Psikolojik savaş yürütülüyor” derim.

O kadar net.

Kimse aklımızla alay etmesin.

Algı operasyonları yetmedi şimdi devreye psikolojik savaş unsurlarını soktular.

Önce bir yalan haber ortaya atıyorlar. Sonra daha büyük bir yalan haber atıyorlar.

“AKP’li kaynaklardan aldığımız bilgiye göre” diye bir şey ekliyorlar. Sosyal medyada TT yapıyorlar, TV programlarında saatlerce tartışıyorlar. Sonra o haber yalan çıkıyor. Ama dünyanın en doğru haberlerini vermişler gibi yeni bir yalan haberin daha peşine düşüyorlar.

PSİKOLOJİK SAVAŞ UNSURLARI

Tekrar altını çize çize ifade ediyorum. Türkiye’de yaşananların tek bir adı var. Psikolojik savaş yürütülüyor. Psikolojik savaşın unsurları sahaya sürüldü.

Kimi gece yarısı kabineyi değiştiriyor. Kimi İçişleri Bakanı’nı istifa ettiriyor. Kimi AK Parti milletvekillerini isyan ettiriyor.

Yazının Devamını Oku

AK Parti’den özgürlükçü sivil anayasa

İktidar ve muhalefetin yeni anayasa çalışmasında önemli ilerleme sağlandı.

Muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sistemi, iktidarın ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni esas alan yeni anayasa çalışmaları önemli ölçüde şekillenmeye başladı.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Dr. Yavuz Atar başkanlığında oluşturulan Anayasa Bilim Kurulu üyeleri tarafından hazırlanan anayasa taslağı AK Parti’nin hukukçu milletvekillerinin de katıldığı bir toplantıda görüşülmeye başlandı. İlk toplantı 30 Haziran Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapıldı.

YOL HARİTASI

Bir yol haritası belirlendi. Buna göre:

1- AK Parti’nin hazırladığı taslak üzerindeki çalışmalar tamamlanacak.

2- MHP’nin hazırladığı taslak incelenecek.

3- Erdoğan ve Bahçeli’nin kararına göre ya Cumhur İttifakı’nın ortak taslağı hazırlanacak ya da AK Parti ve MHP ayrı ayrı ilerleyecek, ancak Cumhur İttifakı’nın ortak anayasa hazırlaması eğilimi ağır basıyor.

4-

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, seçim startını verdi mi?

AK Parti milletvekilleriyle istişare toplantılarına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün 57 milletvekili ile bir araya geldi. Erdoğan önümüzdeki yasama yılında da bu toplantıları devam ettirecek.

Erdoğan siyasetin yönünü belirleyen güçlü bir lider olduğu için, önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerini dikkatle takip edip, kamuoyuna yansıtmaya çalışıyorum.

Cumhurbaşkanı ile toplantıya katılan milletvekillerinin sadece bir bölgenin ya da ilin değil, Türkiye’nin her bölgesinden temsilciler olmasına özen gösteriliyor. Böylece Türkiye’nin havası oraya yansıyor.

57 milletvekilinin katıldığı toplantıda Erdoğan’ın olduğu bölümde 38 milletvekili söz almış. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planı’nın açıklanacağı toplantıya katılacağı için kendisi ayrıldıktan sonra toplantı Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım’ın başkanlığında devam etmiş.

ERDOĞAN NOT TUTMUŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplantıyı açış konuşması önemli. Ama ona geçmeden önce Erdoğan toplantı süresince konuşulanları not almış, zaman zaman araya girip milletvekillerinin sorularına yanıt vermiş. Geçen seferde olduğu gibi kamera kaydı yine alınmış. Erdoğan, “Atladığımız bir şey olursa yardımcılarım videoyu izleyip, not çıkaracak” diye izah etmiş.

KİMSE SÖZÜNÜ ÇEKMESİN

Cumhurbaşkanı açılış konuşmasına, “Koronavirüs salgını bizim kendimizi ölçmemize, tartmamıza ve yeni bir değerlendirme yapmamıza neden oldu” diye başlamış. Toplantının başında milletvekillerinden rahatça konuşmalarını, çekinmeden her şeyi dile getirmelerini istemiş. Milletvekillerini, “Arkadaşlar bizim geleneğimizde istişare vardır. Rahatça konuşun. Her şeyi anlatın. Kimse sözünü çekmesin” diye uyarmış. Erdoğan’a diktatör diyorlar ya! Böyle diktatör mü olur?

Geçen haftaki toplantıda genel siyasete ilişkin sorunlar gündeme getirilmişti. Dünkü toplantıda ise milletvekilleri genellikle seçim bölgelerinin sorunlarını dile getirmişler. Aktaracağım, renkli diyaloglar da yaşanmış.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, AK Parti’ye yeni bir perspektif verdi

Dün AK Parti açısından farklı bir grup toplantısıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri öncesinde AK Parti’ye bir perspektif verdi. 2023’e giderken çetin bir süreç yaşanacağı anlaşılıyor. O nedenle Erdoğan yeni şartlara göre AK Parti’ye format atmaya devam edecek.

İSTİŞARE SÜRECİ

Erdoğan bir dönemin AK Parti mekanizmasını yeniden harekete geçirmeye çalışıyor. Gömleğin ilk düğmesi doğru iliklendi. Pandemi nedeniyle ara verilen istişare süreci yeniden başladı. Erdoğan geçen hafta bir grup milletvekili ile toplanmıştı. Konuşmalar kameraya kaydedilmiş, toplantı boyunda not alan Erdoğan, “Benim gözümden kaçan bir şey olursa yardımcılarım bu videoları izleyip not alacaklar” demişti. Cumhurbaşkanı bugün de bir grup milletvekili ile buluşacak. Meclis’in yeni yasama döneminde de bu istişare süreci devam edecek.

Erdoğan, istişare toplantılarının önemine dikkat çekerek, “AK Parti’nin malum en önemli vasıflarından biri olan istişare kültürünün örneği olarak gördüğüm bu toplantılarda söz alan her milletvekilimiz özgürce düşüncesini ifade ediyor” dedi.

2023 İÇİN NE DEDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grubundaki konuşmasında 2023 seçimleri öncesinde önemli bir uyarıda bulundu. “Türkiye 2023 yılına yaklaştıkça partimize, hükümetimize ve ülkemize yönelik saldırıların giderek artacağı anlaşılıyor” diye konuştu.

Bizde cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bir mekanizma harekete geçiyor, darbelerden muhtıralara, 367 garabetinden Cumhuriyet mitinglerine kadar her şey yaşanıyor.

FOTOĞRAF

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu Atatürkçü mü, İnönücü mü?

"Senin adın Erdoğan, benim adım Kılıçdaroğlu” dedi CHP lideri. Bunu elbetteki bir tanışma vesilesiyle söylemedi.

Kanal İstanbul’la ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Yatırımcıları tehdit ediyorlar. ‘Geldiğimizde bilesiniz ki ödeme yapmayacağız, elinizden alacağız’ diyorlar. Bankaları, projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla alırlar” sözlerine yanıt olarak verdi.

KILIÇDAROĞLU’NUN TEHDİTLERİ

Kılıçdaroğlu ise tehditlerini sürdürdü. “Alacağım, alacağım, söke söke alacağım. Buradan bir daha söyleyeyim; bu işe giren müteahhit unutsun kendisini. Bu işe kredi veren banka unutsun kendisini. Buna imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim” dedi.

DAVUTOĞLU’NUN TUTARLILIĞI

AK Parti’de olduğu sırada “Kanal İstanbul projesiyle sadece İstanbul için değil, Türkiye için yeni bir dönem başlamış olacaktır” diyen, “Havalimanını da yapacağız, Kanal İstanbul’u da yapacağız” diye söz veren dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, şimdi Kanal İstanbul’u ihanet projesi olarak gösteriyor.

BABACAN, VİZYONDAN RANTA DÖNDÜ

Ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olduğu zaman, Kanal İstanbul’u, “Vizyon projesi” olarak tanımlayan Babacan, “Biz, bunun gerçekçi bir proje olduğuna inanıyoruz. Türkiye için, hatta dünya için çok konuşulacak bir proje olduğuna da inanıyoruz” demişti. Babacan şimdi ise Kanal İstanbul’u bir rant projesi olarak tanımlıyor.

Muhalefet liderliğine hızlı bir giriş yapan Davutoğlu ve Babacan, kısa sürede CHP zihniyetine teslim oldular.

Yazının Devamını Oku