"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Çinli doktorlar koronavirüsle mücadelede ne önerdi?

Bilim Kurulu üyeleriyle Çin’de koronavirüsle mücadelede başarılı olan sağlık ekibi ortak toplantı yaptı. Toplantıdan önce Bilim Kurulu üyelerinden sorular alınmış. Ama toplantının sonunda da Çin heyetine sorular yöneltilmiş. Çin verileri dünyayla paylaştığı ve bizim Bilim Kurulu üyelerimiz bunu takip ettiği için sorularla konuyu açmışlar. Bilim Kurulu üyeleriyle konuştum.

Toplantıda Çin heyeti kendi deneyimlerini paylaşmış. COVID-19’u ilk tespit ettiklerinden ne yaptıkları ve salgını nasıl önlediklerine kadar anlatmışlar. Çinli doktorların en çok neyin üzerinde durduklarını sordum. “Bulaşın önlenmesine dönük tedbirlere yoğunlaşılmasını” önermişler. Bu virüsün temel özelliği hızla yayılma olduğu için bulaşın önlenmesine dönük önlemlere ağırlık verilmesini istemişler.

DÖRT ANA BAŞLIK

Çin heyeti, önemli başlıklar altında kendi deneyimlerini paylaşmış.

1- Çin koronavirüs salgınını nasıl önledi? Toplantı bu sorunun etrafında şekillenmiş. Çin heyetinin bu konuda somut önerileri olmuş. Onları maddeler halinde aktaracağım. Ama şimdi diğer başlıkları da paylaşmak istiyorum.

2- Takip ettikleri hastalar hakkında bulgularını aktarmışlar.

3- Tedavi yöntemleri, bu süreçte kullandıkları ilaçlar ve tedavi süreci hakkında bilgi vermişler.

4- Bulaşın önlenmesi. Çin heyetinin ilk cümlesi de son sözü de öncelikle bulaşın önlenmesine yoğunlaşılması olmuş. Koronavirüs, daha önce ortaya çıkan SARS, MERS ve Ebola’ya kıyasla daha hızlı yayıldığı için bulaşın önlenmesi her şeyin başında geliyor.

ÇİN HEYETİNİN ÖNERİLERİ

Elbette başka önerileri de var ama bu çok önemli bir nokta. Peki bulaşın önlenmesi için Çin ne tür önlemleri almış? Çin heyeti koronavirüsle mücadelede etkili olan önlemleri şöyle sıralamış:

1- İzolasyon. Çin, koronavirüsü tespit ettikten sonra ilk olarak Vuhan kentini karantina altına almıştı. Koronavirüsün diğer virüslere göre daha hızlı yayılma özelliği olduğu için Çin heyeti, “izolasyon, izolasyon, izolasyon” demiş.

2- Koronavirüs tanısı konulan kişilerin karantinaya alınması.

3- Yurtdışından gelenlerin karantinaya alınması.

4- Virüse yakalanan sağlık çalışanlarının karantinaya alınması.

Dikkatinizi çekti mi, dört önlemden biri izolasyon, diğer üçü ise karantina.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI

Çin heyetiyle görüşmede sağlık çalışanlarının korunmasına geniş bir yer ayırmış. Bilim Kurulu üyeleriyle görüşmemde de onların da bu konu üzerinde önemle durduklarını fark ettim.

Çinli doktorlar, sağlık çalışanlarıyla ilgili konuyu iki ayaklı olarak gündeme getirmişler.

1- Sağlık çalışanlarının korunması.

2- Sağlık çalışanlarının sayısı.

ÇİN SAĞLIK ÇALIŞANLARINI NASIL KORUMUŞ?

Sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu ekipmanı konusunda özel bir hassasiyet göstermişler. Bize de onu önermişler.

1- Sağlık çalışanlarının maske, önlük, dezenfektan ve diğer koruyucu ekipmanlarının eksiksiz sağlanması.

2- Sağlık ekibinin daha uzun süreli dinlenmesi.

3- Hasta yoğunluğuna göre başka şehirlerden ya da hastanelerden sağlık çalışanlarının getirilmesi.

Bu konuda Çin’in avantajlı olduğu taraf var. Bizim açımızdan bazı güçlükler söz konusu. Çin’de vaka Vuhan’da ortaya çıktığı ve şehir hemen karantina altına alındığı için diğer şehirlere yayılmasının önüne geçilmişti. Çin’de diğer bölgelerdeki doktorlar başta olmak üzere sağlık çalışanları Vuhan’a getirilmiş. Böylece Vuhan’daki doktorların daha az süre çalışıp daha çok dinlenmesine imkân tanınmış. Çok önemli bir nokta. Sağlık çalışanları ayakta kalsın ki sağlık sistemi çalışsın. Çinli doktorlar da bu noktanın üzerinde durmuşlar. “Sağlık çalışanlarının iki türlü riski var. Hem kendileri, aileleri ve çevrelerine bulaştırma riskleri açısından, hem de birlikte görev yaptıkları sağlık çalışanlarına bulaştırma tehlikesi açısından çok önemli. Biz sağlık çalışanlarına teşhis koyana kadar onların başka insanlara bulaştırdıklarını tespit ettik” diye uyarıda bulunmuşlar.

SUMAK SUYU ‘31. HASTA OLAYI’ GİBİ OLMASIN

Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu üyeleri her gün yeni bir hurafe ile mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bir din görevlisi bir videoda rüyasında peygamberimizi gördüğünü söyleyen bir kadının, “Peygamberimiz ‘Sumak suyu için’ dedi” dediğini anlatıyor. Bunu da çoğunluğu üniversite mezunu olan, doktorasını yapmış eğitimli insanlar paylaşıyor. Üşenmedim, bunu Bilim Kurulu üyelerine sordum. Haberleri olmuş. Çok tepki gösterdiler. “En büyük korkumuz, Güney Kore’deki ‘31. hasta olayı’ gibi bir olayın olması. Bu tür dini duyguların istismarından dolayı bir virüs patlamasının yaşanması” dediler. Güney Kore’deki 31. hasta olayı ne?

Güney Kore’de 15 Şubat’ta yüksek ateşle hastaneye giden kadın, koronavirüs testi yapılması önerisini reddediyor. Onun yerine kilisede ayine katılıyor. Bir otelin yemek salonunda açık büfeye gidiyor. İyice kötüleşince 17 Şubat’ta başka bir hastaneye gidiyor ve test yapılıyor. Koronavirüse yakalandığı tespit ediliyor. 30 vakayı tespit edip karantinaya alan Güney Kore’de 31. hasta olarak kayıtlara geçiyor ama bir farkla: 30 hastaya kadar düzenli şekilde sayılan vakalar, 31. hastayla birlikte patlama yapıyor. Çünkü kadın ayine gittiği kilisede ve bulunduğu kalabalık ortamlarla yüzlerce insana bulaştırıyor.

Bilim Kurulu üyeleri, “Rüya ile anlatılan sumak suyu gibi önerilerin patlama etkisi yapmasından endişe ediyoruz” derken bunu kast ediyorlardı.

 

X