Paylaş
Çünkü bu hafta sonu CHP’nin şaibeli kurultay davası var.
24 Ekim’deki davadan çıkacak karar, siyasetin yönünü belirleyecek.
Eğer mahkemeden mutlak butlan kararı çıkarsa Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına geçecek. Bu durumda yeni bir CHP ile karşı karşıya kalacağız.
42. Asliye Hukuk Mahkemesi bir kez daha davayı ertelerse, bu kez Özgür Özel’e şans doğacak. Özgür Özel, kasım ayında olağan kongreyi toplayıp yeniden Genel Başkan seçilecek.
KILIÇDAROĞLU DÖNERSE
Kılıçdaroğlu yeniden CHP’nin başına dönerse, bundan en çok rahatsız olacak iki kişi Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu olacak. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun olağan kongreyi erteleyip CHP’yi yeniden yapılandırdıktan sonra kongreye gideceği söyleniyor. Peki Ekrem İmamoğlu neden rahatsız olsun?
30 Haziran’daki mahkeme öncesinde Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve Engin Özkoç, Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek süreci Özgür Özel’le birlikte yürütmeleri teklifini götürmüşlerdi. Ancak heyet, Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararını kabul edeceğini açıklamıştı. Bunun üzerine Ekrem İmamoğlu’nun “Beni burada betona gömmek istiyor” diye tepki gösterdiği ifade edilmişti.
YOLSUZLUKLARA KARŞI
Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki yolsuzluk iddialarına karşı mesafeli tavrı biliniyor. Kılıçdaroğlu’nun göreve geldiği takdirde başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere yolsuzluk iddialarının merkezinde yer alan isimler ile CHP arasındaki bağı koparacağı söyleniyor. Kılıçdaroğlu’nun “Yolsuzluk iddialarından aklansın gelsinler” dediği ifade ediliyor.
Kılıçdaroğlu, yolsuzluklar konusundaki tavizsiz tutumu ile biliniyor. Yolsuzluk iddialarının CHP’ye bulaştırılmaması gerektiğini savunuyor. Şabieli kurultay iddialarının ortaya atıldığı günlerde de CHP yönetimine çağrı yaparak şaibe iddialarına karşı cevap verilmesini istemişti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu duruşunun Ekrem İmamoğlu’nun ekibinde rahatsızlık meydana getirdiği söyleniyor.
Tabii mahkemeden mutlak butlan kararı çıkmaz da Özgür Özel kasım ayında olağan kurultayı yaparsa o zaman başka bir denklem ortaya çıkacak.
HAMAS’I TRUMP’A ŞİKÂYET EDEN İKİ ARAP DEVLETİ
Gazze’de ateşkes sağlandı. Ama İsrail, yer yer ateşkesi ihlal ediyor. Ateşkesten bu yana İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucunda 46 kişi hayatını kaybetti. Ateşkes anlaşmasında yer almasına rağmen Refah Sınır Kapısı’nı açmadı. Ayrıca Hamas’ın rehinelerin cenazelerini vermemesini gerekçe göstererek ateşkesi bozmaya çalışıyor. Oysa İsrailli rehineleri öldüren yine İsrail. İsrailli rehinelerin cesetlerinin çıkarılmasını zorlaştıran yine İsrail. Çünkü ağır bombardıman sonucu yıktığı binaların enkazının altında İsrailli rehinelerin cesetleri de bulunuyor. Ayrıca cesetlerin bulunması için Hamas’a yardım etmek için Gazze’ye girmek isteyen ülkelere de izin vermiyor. Yani hem öldürüyor hem enkazın altından cesetlerin çıkarılmasına engel oluyor hem de bunu bahane ederek ateşkesi bozmaya çalışıyor.
TRUMP, HAMAS’I SUÇLUYOR
Buna rağmen ABD Başkanı Trump, İsrail’i değil Hamas’ı suçluyor. Oysa Trump, ilk başlarda “Hamas, Gazze’deki binaların enkazında ceset arıyor” demişti. ABD Başkanı, 24 saat geçmeden tavır değiştirdi. Trump, “Hamas gerekeni yapmazsa askeri operasyon yeniden başlar. İsrail, tek sözümle Gazze’ye dönebilir” diyerek Hamas’ı tehdit etti.
Trump’ın Hamas konusunda 180 derece fikir değiştirmesinin perde arkasında yatan isimleri yazmıştım. Bunlardan birisi Netanyahu’nun beyninin yarısı denilen İsrail Stratejik İşler Başkanı Ron Dermer’di. Dermer, Trump’ın damadı Kushner ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff’la özel ilişkisi üzerinden Trump’ı manipüle ediyor.
Tabii burada katil Netanyahu’yu da es geçmemek gerekiyor.
SUUDİ ARABİSTAN VE BAE
Ama yeni aldığım bir bilgi Trump’ı kışkırtanlar listesinde eksiklerim olduğunu ortaya çıkardı. Bu isimler İsrailli değil. Bunlar iki isim de değil, iki ülke.
Maalesef ki hem Müslüman hem de Arap ülkeleri. Hangi ülkeler diyeceksiniz?
Trump’a kılıç dansı yaptıran, kadınların saç dansı ile karşılayan ve 2 trilyon dolar vermeyi taahüt eden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olduğu söyleniyor. Bu iki ülkenin Hamas’ın silah bırakması konusunda Başkan Trump’a yoğun baskı yaptıkları belirtiliyor.
Bu ülkeler, ABD’ye 2 trilyon dolar verirken Gazze’de ateşkesin sağlanmasını ön şart olarak koşmadılar. Gazze’de akan kanın durması için ABD ve İsrail’e baskı yapmadılar. Ama ateşkes sağlandıktan sonra Hamas’ın silahsızlandırılması için Trump’a baskı yaptıkları söyleniyor. Hatta Trump’ın İsrail’den gelen baskıdan ziyade Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin baskısından daha çok etkilendiği ifade ediliyor.
“Ağaca balta vurmuşlar. Sapı bendendir” demiş.
BARIŞIN LİDERİ, BARIŞIN ŞEHRİ VE BARIŞ ELÇİSİ
Pakistan ile Afganistan’ın savaşı içimizi burkmuştu. İki İslam ülkesinin savaşa bir an önce son vermesini istiyorduk. Türkiye ve Katar’ın çabalarıyla iki ülke arasında ateşkes sağlandı. Gazze’deki ateşkesin sağlanmasında Türkiye’nin rolü çok büyük olmuştu. ABD Başkanı Trump da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgüler dizmişti.
Gazze’deki ateşkes umutlarının çöktüğü bir anda, Ankara’da MGK toplantısının yapılacağı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ı Doha’ya göndererek kilidin açılmasını sağlamıştı. Gazze’de çöktü denilen ateşkes umudu tekrar doğmuştu ve sonunda anlaşma imzalandı.
Meğer benzer bir arka kapı diplomasisi Afganistan-Pakistan arasındaki çatışmalar sırasında da yaşanmış. Cumhurbaşkanı Erdoğan süratle devreye girmiş. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ı Katar’a göndermiş. Doha’da 14 saat süren müzakereler sonucunda ateşkes anlaşması imzalanmış.
Hem Pakistan hem Afganistan Türkiye’ye teşekkür ettiler.
İki ülke arasındaki barış görüşmeleri İstanbul’da yapılacakmış.
Rusya ile Ukrayna arasındaki görüşmeler de İstanbul’da yapılıyor.
Barışın adresi Türkiye oldu. İstanbul artık bir barış şehri oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık bir barış lideri oldu.
MİT Başkanı İbrahim Kalın, barışın elçisi oldu.
Bakalım Özgür Özel buna da bir kulp takacak mı?
Paylaş