GeriAbdulkadir SELVİ Boğaziçi için tehlike çanları çalıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Boğaziçi için tehlike çanları çalıyor

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması üzerine sert bir tartışma ortamına girdik. Bir yanda kutuplaşma, diğer tarafta eylemler nedeniyle asıl tartışmamız gerekeni tartışamıyoruz. Oysa yüzde 1’lik, yüzde 2’lik dilimlerde Türkiye’nin en parlak öğrencilerini alan Boğaziçi Üniversitesi bir süredir ciddi bir gerileme içinde. Boğaziçi’ne gönül veren öğretim üyelerinin üzerinde kafa yorması gereken bir tablo duruyor önümüzde.

Boğaziçi eylemlerinin devam ettiği, birilerinin Boğaziçi üzerinden yeni bir Gezi çıkarmak için çaba gösterdiği bir zeminde, benim çığlığımın duyulmayacağından eminim. Ama Boğaziçi Üniversitesi gibi dünya standartlarında kaç üniversitemiz var? Sesimi kimse duymazsa duymasın. Ama karanlıkta bir mum yakmaya çalışacağım.

Boğaziçi Üniversitesi’nin LGBT ile DHKP-C, TKP-ML gibi terör örgütlerinin içine sızdığı eylemlerle, Kâbe resmine hakaretle değil, bilimle anılması gerekiyor. Çünkü Oxford da Harvard da Yale de terör örgütleriyle aynı fotoğraf karesinin içine girmek istemezler. Peki Boğaziçi bunu hak ediyor mu?

Boğaziçi Üniversitesi’nin dünya üniversiteleri sıralamasında yerine iki uluslararası, bir de ulusal veri ışığında bakacağız

THE VERİSİ

Times Higher Education sıralamasına bakıldığında Boğaziçi Üniversitesi son 5 yıldır adeta paraşütle yere çakılıyor.

2015 yılında 139. sıradayken 2021 yılındaki yeri 601-800 aralığında.

Elbette ki bu 2015 yılından birkaç gün önceden başlayan bir gerilime süreci.

2015 yılında 139. sırada olan Boğaziçi, 2016’da iki katından fazla bir düşüş yaşamış. 2016 yılında 401-500 aralığına gerilemiş.

2017 ve 2018 yıllarında da aynı sıralamada yer alıyor. Bu durumun düzelmesini beklerken, tam aksine, Boğaziçi 2019 yılında 501-600 sıralamasına düşüyor.

2020 ve 2021 yılında da gerileme artarak devam ediyor. Türkiye’nin övünç kaynağı olan Boğaziçi 601-800 sıralamasına geriliyor.

PEKİ QS’TE TABLO NASIL?

Bir diğer uluslararası kriter olan Quacquarelli Symonds’taki sıralamada da bu gerileme çok net bir şekilde yer alıyor.

2015 yılında QS’te 399. sırada iken, 2021’de geldiği yer 651-700 aralığı oluyor.

2015 yılında dünya sıralamasında 399’da yer alan Boğaziçi, 2016’da 441-450 aralığına geriliyor.

Ve üzücü olan, her yıl bu gerilemenin artarak devam etmesi.

2017’de 471-480 aralığındayken, 2018 yılında 491-500 sıralamasında yer alıyor.

2019’da 571-580 aralığında kendine yer bulan Boğaziçi, 2020 ve 2021 yıllarında ise 651-700 aralığına geriliyor.

ODTÜ’NÜN VERİLERİNDE DURUM NE?

Yurtiçi verilerinde de parlak bir durum söz konusu değil. ODTÜ’nün takip ettiği URAP sıralamasında da bu gerileme net bir şekilde görülüyor.

URAP listesinde 2015 yılında 575. sırada yer alırken, 2021 yılında neredeyse tam iki katı bir düşüşle 1096. sıraya gerilemiş.

2015 yılında URAP listesinde 575 sırada yer alan Boğaziçi, 2017’da 612’ye, 2017’de ise 671. sıraya gerilemiş. İlginç olanı, gerilemenin artan bir hızla devam etmesi. 2018 yılında 699, 2019’da ise 809. sırada yer almış. 2020 yılında 1019. sırada kendine yer bulan Boğaziçi, 2021 yılında ise 1096. sıraya gerilemiş.

BAŞKA BOĞAZİÇİ YOK

Hacettepe’nin, ODTÜ’nün ciddi bir sıçrama içinde olduğu bir dönemde Boğaziçi ciddi bir gerileme içinde. Beni asıl üzen ise bu. Bu yüzden Boğaziçi için tehlike çanları çalıyor.

Başta Boğaziçi Üniversitesi’nin öğretim üyeleri olmak üzere, işin bir de bu yüzüne bakalım. Çünkü başka Boğaziçi yok.

KILIÇDAROĞLU’NUN SORUNU HANGİSİYLE?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’la mı yoksa demokrasiyle mi, tam anlamış değilim.

15 Temmuz’da darbe oldu. Kılıçdaroğlu, “kontrollü darbe” dedi. Darbe yapan FETÖ’yü değil, darbeyi püskürten Erdoğan’ı suçladı.

‘SÖZDE CUMHURBAŞKANI’ DEDİ

15 Temmuz’da darbe oldu. 5 gün sonra OHAL ilan edildi. Türkiye’nin geçmişinde zaman zaman sıkıyönetim ve OHAL’le yönetilmesine; İnönü, Ecevit, SHP ve CHP dönemlerinde sıkıyönetim ya da OHAL ilan edilmesine rağmen Kılıçdaroğlu, “Asıl darbe 20 Temmuz’da yapıldı” dedi.

Erdoğan, 24 Haziran 2018 seçimlerinde kendisinin iki katından fazla oy alıp, 26 milyon vatandaşın oyuyla Cumhurbaşkanı seçildiği halde, “Sözde Cumhurbaşkanı” dedi.

TEHLİKELİ KENAN EVREN BENZETMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin darbe anayasası ile yönetilme ayıbına son vermek için yaptığı yeni anayasa teklifine ise “Kenan Evren’in kafasından senin ne farkın var” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu ya darbenin, darbe lideri Kenan Evren’in ne olduğunu bilmiyor ya da milli irade ile bir sorunu var. Çünkü milli iradenin ürünü olanlarla, darbe ürünlerini birbirine karıştırıyor.

BU MUHALEFETLE ANAYASA ZOR

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, yeni anayasa çağrısında bulundu ama bu muhalefetle yeni bir anayasa yapılması mümkün değil. Dün Akşener ile Kılıçdaroğlu’nu izledim. Himalaya Dağları bize ne kadar uzaksa, muhalefet de AK Parti ile yeni bir anayasa yapmaya o kadar uzak.

MUHALEFETİN ORTAK ANAYASA PLATFORMU

Muhalefet partilerinin görüşme trafiğinin temelinde yeni anayasa çalışmaları vardı. Kılıçdaroğlu, parlamenter sistemi esas alan yeni anayasa için muhalefetin ortak bir platform oluşturulması için çalışıyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ Mİ DEDİNİZ

Yeni anayasanın püf noktasını cumhurbaşkanlığı seçim sistemi oluşturuyor. Çünkü bu ülkede darbeler cumhurbaşkanı olmak için yapıldı. Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesiyle birlikte vesayet odaklarının müdahale imkânı ortadan kaldırılmış oldu. Muhalefetin parlamenter sistem önerisinde ise tekrar eskiye dönülüyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDEN ÖRNEKLER

Eski demek, ne demek?

1)Prof. Dr. Ali Fuat Başgil cumhurbaşkanı adayı olduğunda 27 Mayıs’çılar onu başbakanlığa çağırıp, “Boş mezar yerleri hazır” diye tehdit edip adaylığını çekmesini ve Ankara’yı terk etmesini istediler. Başgil değil Ankara’yı, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı.

2) 12 Mart’ta Faruk Gürler’in cumhurbaşkanı seçilmesi için Meclis’in üzerinde jet hızını aşan uçaklar uçuruldu. Ecevit, “Kuliste yürürken generaller omuz atıyordu” demişti.

3) Demirel, “12 Eylül darbesi Kenan Evren’i Çankaya’ya çıkarmak için yapıldı” dedi ama çok kan aktı.

4) Abdullah Gül, Meclis’te Cumhurbaşkanı seçildiği halde 367 kararı ile iptal edildi. Aynı gün 27 Nisan e-muhtırası verildi.

5) Önceden cumhurbaşkanı seçerken “Asker ne der” deniliyordu. Şimdi ise “Millet kimi seçer” diye soruluyor.

Bu bile başlı başına bir devrim.

 

X

Bildirinin perde arkası

104 emekli amiralin darbe tehdidi içeren bildirisiyle ilgili soruşturma sürüyor.

Gözaltında ifadesi tamamlanan 10 emekli amiralin bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

Darbeler ve muhtıralara ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak elbette ki bildiriyi tartışacağız. Ama ekranlardan, sosyal medyadan hüküm inşa edip, yargılayıp, karar vermek doğru olmaz.

İKİ ÖNEMLİ İLKE

1- Masumiyet ilkesi esastır.

2- Suçun şahsiliği prensibi unutulmamalıdır.

BAKAN İSMİ VERİLDİ Mİ?

Gözaltındaki emekli amirallerin ifadesi büyük ölçüde tamamlandı. İfadelerde bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiği şeklinde bir beyan olmadığı söyleniyor. Bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiğini doğrulamıyorlar. Ama onların bilgisi dışında bir şey olduysa o ayrı.

HTS KAYITLARINDA 

Yazının Devamını Oku

Soruşturmada 5 kritik soru

104 emekli amiralin yayınladığı darbe tehditli bildiriyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı titiz bir soruşturma yürütüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyallerin çokluğu, bunlar üzerindeki incelemenin sürdüğü, şüpheli sayısının fazlalığı, henüz bunların ifadesinin alınmadığı, üzerlerine atılı suçun Anayasal düzene karşı suç işlemek üzere anlaşma gibi önemli bir iddia olması nedeniyle gözaltı süresinin uzatılmasını talep etmişti. Gözaltı süresi uzatıldı.

HTS KAYITLARI GELMİŞ

Gözaltındaki emekli amirallerin HTS kayıtları gelmiş ancak onların analizleri tamamlanmamış.

Ne üzerinde duruluyor?

1- Emekli amirallerin muvazzaflarla bir irtibatı var mı?

2- Bildiri kimlere gönderildi, kendisine bildiri geldiği halde imzalamayan oldu mu? 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriye 86 emekli amiralin katılmadığı ifade ediliyor.

3- Bildirinin hazırlanması ve yayınlanması sürecinde yönetici konumunda olanların dış irtibatları var mı?

4- Bildirinin hazırlanıp yayınlanma sürecinde siyasilerle irtibat kuruldu mu?

5-

Yazının Devamını Oku

CHP, bildirinin neresinde?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emekli amirallerin darbe tehdidi içeren bildirileri hakkındaki yaklaşımını sanıyorum şu cümle çok net bir şekilde özetliyor. Erdoğan, AK Parti MYK toplantısında, “Bunlar sadece 104 emekli amiralden ibaret değil” diyor. CHP’nin bu işin tam göbeğinde olduğunu söylüyor.

CHP ETKİSİ

Erdoğan, AK Parti grubundaki konuşmasında da bildiriyi yayınlayan amirallerle CHP arasındaki ilişkiye özel bir yer ayırdı. “Çok açık net olarak söylüyorum. Bu emekli generallerin merkezinde CHP’nin kendisi vardır” diye konuştu.

FAHRETTİN ALTUN ADINI KOYDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile konuştum. Neyi konuştun diyeceksiniz. AK Parti grubunda başka bir gündem yoktu ki? Emekli amirallerin bildirisi tartışılıyordu. Bildiriye dikkati çeken ilk çıkışı yapan İletişim Başkanı Prof.Dr. Fahrettin Altun’la da sıcağı sıcağına verdiği tepkiyi değerlendirdik. Fahrettin Altun, ilk andan itibaren gece yarısı bildirisinin adını koydu. Darbe tehdidini deşifre etti.

AMİRALLERLE CHP İLİŞKİSİ

Soylu da amirallerle CHP ilişkisine dikkat çekmiş, “CHP’ye üye olan 4 kişi var. Aileleriyle, yakınlarıyla üye olanlar da olduğu biliniyor. O gece biz sabaha kadar uyumadık, çalıştık ve tüm irtibatlarını ortaya çıkardık. Son 30 günde kimlerle irtibat kurdukları, hangi siyasi partiyle yoğunluklu irtibat kurdukları çok açık ve net” demişti.

CHP’NİN YAPTIĞI ARKASI YARIN

Soylu

Yazının Devamını Oku

Hulusi Akar: 'Bedeli neyse ödeyecekler'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la, Kara Havacılık Komutanlığı’nda kurulan bir üs bölgesini gezdik. Ancak emekli amirallerin bildirisinin muhtıra tartışmalarına neden olduğu, “sarıklı amiral” hakkında soruşturmanın sürdüğü bir sırada Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la bir araya gelince soruları birbiri ardına sıraladım. Hulusi Akar darbe imalı bildiri yayınlayanlar hakkında sert konuştu. “Bedeli neyse ödeyecekler” dedi.

HADDİNİ AŞAN BİR BİLDİRİ

Milli Savunma Bakanı Akar, 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriyle ilgili soruma kapsamlı bir yanıt verdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullanıyorlar. Bunu görüyorsunuz değil mi? Bu arkadaşların Silahlı Kuvvetler’de bir görevi, sorumluluğu var mı? Yok. Dolayısıyla bunlar kendi içlerinde, kendi egoları doğrultusunda, ben bilirim, ben ederim anlayışı içinde. Devletin Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma bakanlıkları var, MİT var, Genelkurmay var, Kuvvet Komutanlıkları var, burada onlarca insan çeşitli konularda görev ve sorumluluklarının bilinci içinde kendi konularına çalışıyor. Üniversiteler var. Sorumlu ve görevli olan herkes her şeyi çalışıyor. 104 kişiyi bir şekilde manipüle ediyorsun, bir araya getiriyorsun. Haddini aşan bir bildiri bu. Neye hizmet ediyor? Moral motivasyon bozuyor, düşmanı sevindiriyor, birliği beraberliği bozuyor” dedi.

DÜŞMANI SEVİNDİRMEK

Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada da önemli vurgular vardı. Hulusi Akar, “Bu açıklama için çalıştık, kelimeleri özenle seçtik” dedi. Bildiriyi, “problemli bir durum” olarak değerlendirdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri Cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Operasyon da eğitim de dahil. Böyle bir durumda bu insanların moral ve motivasyonunu bozmak ne demektir, onun adını siz koyun. Bu düşmanı sevindirmekten başka neye yarar? Bunun ne manası var?” diye tepki gösterdi.

TÜRKİYE’NİN İMAJINA ZARAR VERİYOR

Milli Savunma Bakanı Akar, bildirinin Türkiye’nin imajına zarar verdiğinin altını çizdi. “Çık televizyonlar serbest, orada konuş, gazeteye yaz, konferans ver. Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz” dedi.

İÇERİDE BAĞLANTILARI VAR MI?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, tehlikenin farkında

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekli amirallerin darbe kokulu bildirisi hakkında ilk kez konuştu.

Bildirinin ele alındığı kritik toplantıda aldığı bilgiler de o yönde olmalı ki Erdoğan, darbe tehdidini önemli buldu. Daha doğrusu bu bildiriyi bir sürecin başlama vuruşu olarak değerlendirdi.

DARBEYE KARŞI DİRAYETLİ

Karşımızda 15 Temmuz’da darbeyi püskürten lider, 27 Nisan’ta e-muhtıra veren askere karşı muhtıra veren Erdoğan vardı. Cumhurbaşkanı bir kez daha darbe tehdidini önemseyen, darbelerle mücadelede kararlı bir lider profili çizdi. Güven verdi.

GECE YARISI BİLDİRİSİ ART NİYETLİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha söze başlamadan işin fotoğrafını çekti. “Bir gece yarısı gerçekleşen bu eylem hem üslubu, hem yöntemi hem açacağı tahribat açısından kesinlikle art niyetli bir eylemdir” dedi.

KAHRAMAN ASKER VURGUSU

Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı. Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe bildirisi yayınlayan emekli amiralleri ayrı tuttu. “Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bühtandır” diye konuştu.

DARBEYE KARŞI ÇIKAN 

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi’nin HDP kararı ne anlama geliyor

İsterseniz öncelikli olarak yazımın başlığındaki sorunun yanıtını vereyim.

Anayasa Mahkemesi HDP’yle ilgili iddianameyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etmeye karar verdi. Ama bu HDP hakkındaki kapatma davasının reddedildiği anlamına gelmiyor. Anayasa Mahkemesi bu yönde de karar verebilirdi. Ama tespit edilen usul eksikliklerinin giderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade edilmesine karar verdi.

İade kararıyla birlikte HDP hakkında kapatma davası düştü. Eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamedeki eksiklikleri tamamlayıp, yeniden göndermezse, HDP hakkında bir kapatma davası gündemde olmayacak.

Ama ben buna ihtimal vermiyorum. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın usul eksiklerini tamamlayıp, HDP hakkında yeniden kapatma davası açmasını bekliyorum.

BAHÇELİ’NİN TEPKİSİ

Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, “Beklentimiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, iddianameyi yeni baştan düzenleyip tekraren HDP’yi kapatma davasını açmasıdır” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararına Bahçeli’nin tepkisi sert oldu. Bahçeli, Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını yeni bir hedef olarak gösterdi. “HDP’nin kapatılması kadar Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır” dedi.

Görünen o ki HDP’yle ilgili kapatma davası siyaseti yeniden şekillendirecek. Parti kapatma davaları ve Anayasa Mahkemesi başkanlarının kritik süreçlerdeki çıkışları, siyaseti etkilemişti. Ahmet Necdet Sezer böyle bir çıkışın sonucunda cumhurbaşkanlığına uzandı. HDP kapatma davası üzerinden 2023 seçimlerini etkileyecek bir süreç bizi bekliyor.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN DURUŞU

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun seçim stratejisi ve helalleşme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset stratejisinde önemli değişiklikler yaptığı haberleri geliyordu. CHP liderinin kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, çatışma yerine diyaloğu esas alan bir siyaset tarzını belirlediği söyleniyordu. Zaten bazı meslektaşlarımızı heyecanlandıran helalleşme vurgusu da bu stratejinin bir sonucuydu. Aslında olumlu bir adımdı. Az sonra o “ama”yı anlatacağım.

Bir de CHP lideri sokağa çıkacak, esnafın derdini dinleyecekti. Kırıkkale ve Aksaray’da da sokağa çıkmadı değil. Bunda biraz Meral Akşener’i kıskanma durumu vardı. Ama olsun.

ERKEN SEÇİM OLACAK MI?

CHP liderinin bir de erken seçim iddiası var. Kılıçdaroğlu, iktidarın bu sonbaharda erken seçime gideceğini düşünüyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde erken seçim kararı alınmasının iki yolu var. Ya Meclis erken seçim kararı alacak ya da Cumhurbaşkanı seçime gidecek. Her iki durumda da hem Meclis’in hem Cumhurbaşkanlığı’nın ömrü kısalıyor. Seçimlere 2 yıl varken, Erdoğan pandemi şartlarında neden seçime gitsin?

BAHÇELİ’NİN YANITI

Ayrıca Türkiye’yi erken seçimlere taşıyan Devlet Bahçeli daha dünkü grup toplantısında Kılıçdaroğlu’na, ”Sonbaharda seçim görenler, rüyalarında darı ambarı düşünüyorlar. Boşuna heveslenmesinler, seçim zamanında yapılacak” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu da biliyor sonbaharda seçim olmayacağını. Çünkü muhalefetin erken seçim kararı almaya sayısı yetmiyor. Kılıçdaroğlu, erken seçim kozuyla hem muhalefeti diri tutuyor hem de CHP’deki muhalifleri susturuyor.

HELALLEŞME BÖYLE Mİ OLACAK?

Yazının Devamını Oku

Kucaklayıcı kadro kucaklayıcı siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimlerini “Türkiye için tarihi bir dönüm noktası” olarak görüyor. Kongre sürecinde AK Parti’yi de 2023 seçimlerine göre yapılandırdı. AK Parti’nin taşıyıcı kolonları olan Kadın ve Gençlik Kolları yenilendi. AK Parti siyasetinin üretildiği MKYK’da ise önemli değişiklikler yapıldı. Genel Başkan yardımcılıklarında değişiklik sınırlı tutulunca MKYK’daki değişim yeterince anlaşılamadı. O nedenle AK Parti MKYK’ya biraz daha eğilme ihtiyacı hissettim.

GENİŞ TEMSİL

Yeni MKYK’nın dikkat çekici taraflarından birini temsil oranının geniş tutulması oluşturuyor. Kadınların, hukukçuların, Kürtlerin, Alevilerin, gayri müslim vatandaşlarımızın temsiline önem verilmesi yeni dönemde bu kesimlere yönelik söyleyecek yeni sözler olduğunu gösteriyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti kongresindeki en güçlü mesajı yeni anayasa olmuştu. Erdoğan, “Yeni anayasa çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz” demişti. AK Parti, yeni anayasa için 2022 yılının başında harekete geçiyor.

Erdoğan, AK Parti’nin yeni MKYK’sını da ağırlıklı olarak hukukçulardan oluşturarak yeni anayasa çalışmasını yapacak kadroyu hazırlamış.

HUKUKÇULAR AĞIRLIKLI

AK Parti’nin 75 kişilik MKYK’sının 26’sı hukukçulardan oluşuyor. MKYK’nın üçte biri hukukçu. İsim sırasına göre yazacağım:

Abdurrahim Fırat, Ali İhsan Yavuz, Behiye Eker, Bekir Bozdağ, Belgin Uygur, Bülent Tüfenkçi, Cem Şahin, Cüneyt Yüksel, Derya Yanık, Emine Zeybek, Fatih Şahin, Haluk İpek, Hamza Dağ, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, İsa Sinan Göktaş, İsmail Cenk Dilberoğlu, Mehmet Ali Dilberoğlu, Mehmet Ali Zengin, Mehmet Özhaseki, Metin Tarhan, Mustafa Köse, Mücahit Birinci, Özlem Zengin, Tahir Akyürek ve Türk İslam Karakoç.

Yazının Devamını Oku

'İrtica' düzenlemesi TSK’da FETÖ’yü önlemedi, güçlendirdi

Harp okullarına girişte “irtica” şartı kaldırıldı diye kıyamet koparılıyor.

Yok 15 Temmuz’dan ders alınmamış da, yok Harp Okulları tarikatlara teslim edilecekmiş de....

FETÖ, Harp Okulları’na “irtica” düzenlemesinin olduğu tarihlerde yerleşti. Ahmet Zeki Üçok’un tespitlerine göre FETÖ’cüler tarafından atılan öğrenci sayısı 4 bin civarında.

Demek ki yönetmelikte irtica maddesinin olması FETÖ’cülerin TSK’ya sızmasına engel olamamış. Ayrıca FETÖ bu maddeye rağmen 4 bin öğrenciyi atabilmiş.

86’DA TESPİT EDİLENLER, 15 TEMMUZ’DA DARBEYE KALKIŞTI

FETÖ’nün askeri okullara giriş sınav sorularını çaldığı ilk olarak 1986’da tespit edildi. Tabii tespit edilmeden önce ne yaptılar, bilinmiyor. O zaman buram buram 12 Eylül havası esiyordu. Laiklik ve Atatürkçülük adına darbe yapan Evren işbaşındaydı. Peki askeri okullara giriş sınav sorularının çalındığı tespit edildikten sonra ne oldu? FETÖ’cüler atıldı mı? Yok. Ne gezer... Göstermelik 40-50 öğrencinin okulla ilişiği kesildi. O öğrenciler FETÖ’nün altın nesil olarak tanımladığı 1994 mezunları oldular. Gidip teğmenlik yıldızlarını Fetullah Gülen’e taktıran nesil... Biz onları başka nerede gördük? 15 Temmuz darbesinin generalleri olarak çıktılar karşımıza. İrtica adı altında post modern darbe girişimini yaşatanların, Erbakan’ı devirip kendi onay verdikleri hükümeti kurduranların devirleri yaşandı. O zaman FETÖ’yü Harp Okulları’ndan, askeri liselerden, TSK’dan niye temizlemediniz? Elinizi tutan mı vardı?

28 ŞUBAT FETÖ’YÜ, FETÖ 28 ŞUBAT’I DESTEKLİYORDU

FETÖ, TSK’ya Atatürkçülük adına darbenin yapıldığı 12 Eylül döneminde sızdı. İrtica adına hükümetlerin devrildiği 28 Şubat sürecinde kökleşti. Çünkü FETÖ, 28 Şubat’ı destekliyordu. Gülen, TV’lere çıkıp Erbakan’a çekilmesi yönünde çağrılar yapıyordu. 28 Şubat FETÖ’yü, FETÖ de 28 Şubat’ı kullandı.

27 Nisan e-muhtırasının verildiği, Cumhuriyet Mitingleri’nin düzenlendiği, 367 kararlarına imza atıldığı dönemlerde ise kritik noktalara yerleşmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan: ‘Masa başında değil, sahada olacağız’

Kongreden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni MKYK üyeleri ile AK Parti Genel Merkezi’nde ilk toplantısını yapmıştı. Yeni yönetimin belirlendiği toplantıda Erdoğan, yeni yönetime ilk talimatını veriyor. “Artık masa başında değil, sahada olacağız. AK Parti sahada olacak” diyor.

2023 SEÇİMLERİ

AK Parti’nin yeni yönetimi aynı zamanda partiyi 2023 seçimlerine taşımak gibi çok önemli bir misyona sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzde 2023 seçimleri var. 2023 seçimleri ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasında yaşanacaktır” demişti. Erdoğan, MKYK toplantısının açılışında da 2023 seçimlerine değiniyor. “2023 bir dönüm noktası olacak” diyor. Ardından da “Artık masa başında değil, sahada olacağız” diye konuşuyor.

2023 PERSPEKTİFİNE GÖRE

Erdoğan, gençlik ve kadın kolları yönetimini 2023 perspektifine göre şekillendirmiş, “Yeni bir anlayış getiriyoruz” diye şifreyi vermişti. AK Parti MKYK’sını ise önce 50’den 75’e çıkardı. Yeni başkanlıklar oluşturdu. İlk MKYK toplantısını asıl ve yedek üyelerle birlikte yapıyor.

BOSTANCI’DAN MAMAK CEZAEVİ

İlk toplantıda MKYK üyelerini kendilerini tanıtıyorlar.

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı ile Orhan Miroğlu, kendilerini tanıtırken, cezaevi vurgusu yapıyorlar. Naci Bostancı çok birikimli bir isim. Kendini tanıtırken, 12 Eylül döneminde 1 yıl Mamak Cezaevi’nde yattığından söz ediyor. 12 Eylül darbesi Türkiye’nin tüm birikimlerini cezaevlerine doldurmuş; kimi işkencede, kimi ağır cezaevi şartlarında bedel ödemek zorunda kalmıştı. Avrupa’dan gelen bir heyet cezaevlerindeki işkence iddialarını araştırırken, Mamak Cezaevi’nde onlarla görüşenlerden birisi de Naci Bostancı’ydı. Bostancı ağır cezaevi koşullarına rağmen yabancılara Türkiye’yi şikâyet etmemişti. Bostancı’nın milliyetçiliği oralarda sınandı.

MİROĞLU’NDAN DİYARBAKIR CEZAEVİ

Yazının Devamını Oku

Parti tamam sıra kabinede

Ankara’da kar yağışı geceden başlamıştı. Sabaha beyaz bir kar örtüsüyle uyandık.

Hem kar yağışı, hem AK Parti kongresi üst üste gelince Atatürk Spor Salonu’na ulaşmak biraz zaman aldı.

Kongre salonuna ulaşmak için araçlarımızdan inip kar yağışı altında bir müddet yürüdük. Yani anlayacağınız “Beraber yürüdük biz bu yollarda” durumu oluştu.

Kongre salonuna ulaştığımızda ise pandemiye rağmen salon doluydu. Salondaki afişlerde, kongrenin teması olan istikrar ve güven vurgusu hâkimdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salona girişiyle tribünler dalgalandı. Ancak pandemi nedeniyle Erdoğan her zaman yaptığı salon turunu bu kez yapmadı.

AK Parti demek Erdoğan demek, Erdoğan demek AK Parti demek.

Erdoğan kürsüye çıktığı andan itibaren salonu bir orkestra şefi gibi yönetti.

TRİBÜNLERLE DİYALOĞU

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, 2023’ün yol haritasını açıklayacak

Kabinenin, AK Parti kurultayından önce değişeceği beklentisi vardı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşzamanlı bir değişimi tercih etti. Böylece partiyi ve kabineyi birlikte düzenleyecek.

Erdoğan, “2023 Türkiye’de yeni bir dönüşüm süreci olacak” demişti. Aslında bugünkü kongre ile birlikte hem söylem ve hedefler olarak, hem de parti ve kabinedeki kadrolarla 2023’ün parametrelerini verecek.

İDDİALI HEDEFLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan kongreden önce birkaç gündür hiçbir program koymadı. Bu süre zarfında kongrede yapacağı konuşmaya hazırlandı. Kongrenin teması “güven ve istikrar” olacak.

Erdoğan, “Türkiye’nin gerek insan haklarıyla ilgili yaptığım reform paketi, gerekse ekonomi paketiyle ilgili bütün bunları kapsayan, çok daha geniş anlamda bir konuşmayı şu anda planlamış durumdayım” demişti.

Erdoğan’ın Türkiye’nin önüne;

1) İnsan hakları ve özgürlükler,

2) Ekonomik kalkınma ve refah toplumu,

3)

Yazının Devamını Oku

AK Parti hakkında iki kapatma davası açılmıştı

HDP’yle ilgili kapatma davası nedeniyle parti kapatma konusu yeniden gündemimize girdi.

Ülkemizde o kadar çok parti kapatıldı, o kadar çok parti hakkında kapatma davası açıldı ki hatırlamakta zorlanıyoruz. Bunlardan biri de AK Parti hakkında açılan ilk kapatma davası.

AK Parti hakkında Abdurrahman Yalçınkaya’nın 14 Mart 2008 tarihinde açtığı kapatma davası bilinir. Ama Sabih Kanadoğlu tarafından 23 Ekim 2002 tarihinde açılan kapatma davası pek bilinmez. Abdurrahman Yalçınkaya tarafından açılan davada 22 Temmuz seçimlerinden yüzde 47 oy alarak tek başına iktidar olarak çıkan AK Parti, bir oy farkıyla kapatılmaktan kıl payı kurtulmuştu. Ama laikliğe aykırı odak oluşturmaktan Hazine yardımının kesilmesi cezasına çarpıtılmıştı. Anayasa Mahkemesi’nde sözlü savunmayı üstlenen Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AK Parti’nin Türkiye’nin her bölgesinden oy aldığını, Türkiye’nin bütünlüğünü temsil ettiğini hatırlatarak, “AK Parti’yi ortadan kaldırdığınızda yerine ne koyacaksınız?” diye sormuştu.

‘AMA LAİKLİK’ DİYEN GENERAL

Bir AK Parti milletvekili, şahsi dostluğu olan dönemin kudretli generallerinden birini ziyaret etmişti. AK Parti iktidarıyla birlikte ekonominin toparlandığını, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecine girdiğini, partinin kapatılmasıyla birlikte Türkiye’nin büyük zarar göreceğini anlatmıştı. Ama kudretli general, dudak ucuyla, “Ama bizim için laiklik daha önemli” yanıtını vermişti.

İLK KAPATMA DAVASI

Bu anekdotlardan sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Aslında AK Parti hakkında bir değil iki kapatma davası açılmıştı. İlk davayı Sabih Kanadoğlu açmıştı. Hukuk rezaleti olan 367 kararı ile tarihe geçen dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 23 Ekim 2002 tarihinde AK Parti’nin kapatılması için dava açmıştı.

ÖNCE İHTAR İSTEDİ

Ama onun bir adım öncesi var. AK Parti 14 Ağustos 2001 tarihinde kuruldu.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın açıklayacağı manifesto ne olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan hitabet yeteneği güçlü olan, milyonları peşinden sürükleyen bir lider. Mesajlarını çok etkili bir şekilde vermeyi başarıyor. Ama bazen konuşarak bazen de konuşmayarak mesaj veriyor.

Erdoğan, 24 Mart Çarşamba günü yapılacak AK Parti kongresi öncesinde mesajlarını cuma namazından sonra verdi. Biden ile Putin arasındaki tartışmaya, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Von Der Leyen ile yapacağı görüşmeye, Kilis’e atılan rokete ve nihayet AK Parti kongresinde vereceği mesajlara değindi. Ama iki konuya girmedi. Oysa Türkiye’nin gündeminde Andımız ve HDP’ye açılan kapatma davası vardı. Erdoğan her iki tartışmaya da girmeyerek mesafeli durduğu mesajını verdi.

ANDIMIZ, İSTİKLAL MARŞI

Erdoğan Andımız konusunda tavrını Devlet Övünç Madalyası Tevcih törenindeki konuşmasında ortaya koydu. “Milli andımız İstiklal Marşı’dır” dedi. Erdoğan, Danıştay andımızla ilgili düzenlemeyi iptal ettiğinde de aynı tavrı ortaya koymuş, “Bizim andımız, İstiklal Marşımızdır ve İstiklal Marşımızla beraber yolumuza devam ediyoruz” demişti.

ERDOĞAN VE BAHÇELİ’NİN USTALIĞI

Andımız ve HDP kararıyla birlikte gözler cumhur ittifakına çevrildi. Ancak Erdoğan ve Bahçeli’nin liderliği sayesinde cumhur ittifakı süreçten zarar görmeden çıkmayı başardı

2023 MANİFESTOSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti kongresinde yapacağı konuşma için “2023’ün manifestosu olacaktır” yönündeki sözleri gözleri kurultaya çevirdi. İnsan Hakları Eylem Planı ve Ekonomi Reformunu açıklayan Erdoğan’ın, kurultay konuşmasında reformlar konusunda Türkiye’nin önüne yeni hedefler koyması bekleniyor.

KURULTAYIN TEMASI

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na Demirtaş soruları

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Danıştay’ın Andımız’la ilgili kararına cumhur ittifakı ortağı MHP üzerinden tepki verdi. Cumhur ittifakında Andımız üzerinden bir çatlak meydana getirmek istedi.

Bahçeli’ye “Muhatap alacaksan Erdoğan’ı muhatap alacaksın. Andımız’ın okunmasını istiyorsan bizim gibi, yapacağın basit bir şey var. Açarsın Erdoğan’a telefon, ‘Bu ant okunmadan kusura bakma bir daha bir araya gelemeyiz. Ben ülkemi, bayrağımı seviyorum, Andımız’ın okunmasını istiyorum’ dersin. Yapar mı? Göreceğiz” diye çağrı yaptı.

Ancak Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun tuzağına düşmedi. Andımız kararına sert tepki gösterdi. “Öğrenci andı kararı pimi çekilmiş bir bombadır” dedi. Ama bunu cumhur ittifakı içinde bir krize dönüştürmedi.

Siyaset bumerang gibi, iddianız dönüp sizi vuruyor.

DEMİRTAŞ’IN ANDIMIZ BAŞVURUSU

MHP’liler de Demirtaş üzerinden Kılıçdaroğlu’nu vurmaya başladılar.

Biri Andımız’la, diğeri ise Atatürk’le ilgili.

Kılıçdaroğlu çıktığı her yayında Demirtaş’ın serbest bırakılmasını gündeme getiriyor. Andımız konusunda yeri göğü inleten CHP Lideri’nin önünde ise bir sorun duruyor. MHP’liler, Selahattin Demirtaş’ın 2011 yılında kızı Delal’in Andımız’dan muaf tutulması için Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğunu hatırlatıyorlar. Demirtaş, başvuru dilekçesinde, “Kızımın anadilde eğitim hakkı tanınmazken, her gün Andımız adı altında ırkçı söylemler içeren bir metnin okutulmasını kabul etmiyor, çocuklara yönelik bu şekilde bir uygulamayı insan hakkı ihlali olarak görüyorum” demişti.

ATATÜRK’E HAKARET ŞEREF MADALYASI MI?

Yazının Devamını Oku

HDP’ye kapatma davası ve Meclis’te yaşananlar

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi nedeniyle Meclis’te olağanüstü oturumlarından biri yaşandı.

Gazetecinin görevi tarihe tanıklık etmektir. O nedenle Genel Kurul’daki oturum başlamadan önce Meclis’te yerimi aldım.

GERGERLİOĞLU MECLİS’TE

Meclis Başkanvekili Celal Adan saat 14.00’te oturumu açtı. Gergerlioğlu, 4 dakika sonra HDP milletvekillerinin alkışları arasında Genel Kurul salonuna girdi. HDP’li iki milletvekili sosyal medyadan hemen canlı yayına geçtiler. Artık her cep telefonu bir canlı yayın aracı oldu.

Meclis Başkanvekili Celal Adan önce gündem dışı konuşma talebinde bulunanlara söz verdi. Çanakkale Zaferi, İstiklal Marşı ve Andımız üzerine konuşmalar yapıldı. Ta ki HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’a sıra gelinceye kadar... Beştaş, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinin Meclis’e darbe olacağını savundu. Celal Adan’a, “O tezkereyi okumayın” diye çağrı yaptı.

PROTESTOCU BİR KOLTUK ÜSTÜMDEYMİŞ

Görüşmeleri basın locasından izliyordum. Oturduğum koltuğun bir üstünden birisi ayağa kalktı. “Yaşasın özgürlükçü demokrasi, yaşasın demokratik Türkiye! Kahrolsun otokrasi, demokrasi istiyoruz” diye slogan atmaya başladı. Celal Adan o sırada oturuma ara verdi. Geçmişte dinleyici locasında slogan atıp pankart açan bir grup olmuştu. O refleksle hemen yanında başka kimse var mı, pankart açacak mı diye sağa sola baktım.

DEVA PARTİSİ KURUCUSU

Protestocu şahıs bir süre ayakta benzer cümleleri tekrarladıktan sonra yerine oturdu. O sırada konuştuk. AK Parti’nin Meclis’e girdiği ilk dönem Bitlis milletvekilliği yapmış. İsminin

Yazının Devamını Oku