GeriAbdulkadir SELVİ Askeri vesayetin güçlenme hamlesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Askeri vesayetin güçlenme hamlesi

FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili tartışmanın fitilini eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ateşledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine AK Parti milletvekilleri, Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ama tartışma kısa sürede siyasetin en önemli gündem maddesi oldu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu FETÖ’nün siyasi ayağı olmakla suçladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın FETÖ’nün siyasi ayağı olduğunu iddia etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu FETÖ’nün siyasi ayağı olarak ilan etti.

Dün AK Parti grubunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izledik. Açtı ağzını yumdu gözünü. Baykal’ın kaset operasyonuyla düşürülmesinden girip, Kılıçdaroğlu’na “Seni oraya getiren FETÖ’dür FETÖ” mü demedi, “Kılıçdaroğlu FETÖ’ye diyet borçludur” diye mi konuşmadı, “FETÖ’nün siyasi ayağı Bay Kemal’in yatak odasına girmiş, haberi yok!” diye mi gürlemedi... Erdoğan konuşmasını bitirmiş, Meclis’ten ayrılıyordu. AK Parti’nin önemli isimlerinden birine, neden bu kadar öfkeli olduklarını sordum. “Bunun altında kalmamamız lazımdı” karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu, 2 hafta önce “FETÖ’nün siyasi ayağını açıklayacağım” diye bir açıklama yaptı. Van’daki çığ felaketi nedeniyle bir hafta erteledi. Aynı zaman diliminde İlker Başbuğ, bir yayında askerin sivil mahkemelerde yargılanmasıyla ilgili değişiklik önergesini veren AK Parti milletvekillerini, FETÖ’nün siyasi ayağı olmakla suçladı.

Bu tartışma henüz buzdağının görünen yüzü. Bu iş büyüyecek. Çünkü AK Parti, CHP hakkında; CHP, AK Parti hakkında bilgi ve belge topluyor.

O nedenle dün, siyasi kulislerde bu tartışmanın neden başladığı ve bir anda nasıl “liderler savaşı”na dönüştüğü sorusunun cevabını araştırdım. Mücadele göründüğünden çok daha büyük. Maddeler halinde sıralayacağım.

1- Kılıçdaroğlu ile İlker Başbuğ’un aynı merkez tarafından harekete geçirildiği düşünülüyor.

2- Ergenekon sürecinde FETÖ mağduru olan emekli askerlerin hazırlayacağı zemin üzerinden askeri vesayetin yeniden güçlenmek istediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

3- En önemlisi ise FETÖ’nün siyasi ayağı tartışması üzerinden askeri vesayetin yeniden güç kazanmak için hamle yaptığı düşünülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın askeri vesayetin yeniden güç kazanma çabasının farkında olduğu anlaşılıyor. İlker Başbuğ ve Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği sert tepkinin altında da bu yatıyor.

ERDOĞAN’IN PAŞALAR SAVAŞI

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Nejat Uygur’u GATA’da tedavi gördüğü sırada ziyaret etmek istediklerinde “Başbakan’ın eşi gelmesin” cevabının verildiğini anlatırken, bir an sesinin tonu değişti. Başbakan olmuşsunuz ancak eşiniz başörtülü diye askeri hastanede hasta ziyaretine götüremiyorsunuz.

Erdoğan bunu hatırlattıktan sonra, “Tabii ondan sonra toplanan YAŞ biraz tatsız geçti” dedi.

O dönem başbakan olan Erdoğan’ın bunun üzerine Genelkurmay Başkanı’nı aradığı ve sert bir dille uyardığı biliniyor. Ancak Erdoğan’ın Genelkurmay başkanlarına yönelik sert çıkışları sadece bu değil. Birkaç anekdotu paylaşmak istiyorum.

27 Nisan e-muhtırası verildiğinde telefonuna çıkmayan Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, AK Parti’nin açıklama yapacağı duyurulunca 28 Nisan günü Erdoğan’ın telefonuna geri dönüş yapıyor. Erdoğan’ın ilk sözü “Paşa, bu ülkeyi sen mi yöneteceksin, yoksa ben mi?” oluyor.

Bir MGK toplantısında ise Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur hükümeti itham eden bir konuşma yapıyor. Başbakan’ın uyarmasına rağmen Eruygur aynı tonda konuşmasını sürdürünce, Erdoğan masaya vurup “Kes ulan!” diye bağırıyor.

Balyoz darbe planı yargılamasında 102 asker tutuklanınca Genelkurmay Başkanı ık Koşaner, soluğu Dolmabahçe’de Erdoğan’ın yanında alıyor. Erdoğan da gelişmeden dolayı rahatsız ancak Koşaner o denli sert bir üslupla konuşuyor ki, Başbakan bundan rahatsız oluyor. Başbakan’ın bunu hissettirmesine rağmen Koşaner aynı tonda konuşmasını sürdürünce Erdoğan, “Otur oturduğun yerde, ne yapacaksın? Bizi cemselere doldurup Selimiye Kışlası’na mı götüreceksin” diye uyarıyor.

Askerlerin temel yanlışı burada yatıyor. Onlar FETÖ’yü değil, Erdoğan’ı tasfiye etmeye çalıştılar. Oysa muhtıra verip partisini kapatmaya kalkışmak yerine Erdoğan’la işbirliği yapmayı tercih etselerdi FETÖ, TSK’da bu denli etkili olamazdı.

ERDOĞAN, PUTİN’LE NEDEN GÖRÜŞÜYOR?

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın Putin’le görüşmesinden sonraydı. Bir yetkiliye, görüşmeden beklentimizi sordum.

“Putin’le de olmuyor ama Putin’siz de olmuyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce Putin’i verdiği sözü tutan bir lider olarak görüyordu. Bu durumun devam edip etmediğini sordum. “Putin’e olan güven sarsıldı. Ancak Putin bağı koparılmak istenmiyor” denildi.

Rusya’nın masada farklı, sahada ise farklı hareket ettiği görüşü hâkim. Ancak yine de süreci Putin üzerinden yürütmek tercih ediliyor.

Sözlerini biraz daha açmasını istedim. “Rusya ve rejimin İdlib’i alma stratejisiyle hareket ettiğinin farkındayız. Ancak İdlib Mutabakatı’nın sürdürülmesi konusunda biz de kararlıyız” denildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta rejime şubat sonuna kadar süre vermişti. Bu kez “İdlib’le ve Soçi Muhtırası sınırlarıyla bağlı kalmadan, rejim güçlerini her yerde vuracağımızı buradan ilan ediyorum” dedi. Bir savaş ilanı değildi ama Erdoğan geçen haftaya göre bir tık daha elini yükseltmişti.

Ankara’da “Amerika’ya ‘Gireceğiz, gireceğiz’ dedik. İnanmadılar, Barış Pınarı harekâtını başlattık. Şimdi Rusya’ya ‘Gireceğiz, gireceğiz’ diyoruz. Bir gece ansızın girersek ondan sonrasını Rusya düşünsün” deniliyor.

Rusya’yla mutabakata varılmazsa yeni bir operasyon geliyor demektir.

X

Erdoğan neden seçim demeye başladı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Sincan’da meydana toplanan partililere “Şimdiden 2023 seçimleri için çalışmaya başlamanızı istiyorum” diye seslenmesi bana manidar geldi.

Belki de o psikolojiyle izlediğim için Erdoğan’ın il başkanları toplantısında ısrarla seçim de seçim demesi daha çok dikkat etmeme neden oldu.

SEÇİM VURGUSU

Erdoğan’ın il başkanlarına 2023 seçimlerine dönük olarak çalışmaları yönünde talimat vermesini anlıyorum. Ama sanki seçim kararı alınmış da önümüzdeki ay sandık başına gidecekmişiz gibi bir hava vermesi antenleri açmama neden oldu. Erdoğan seçim olmadan seçime hazırlanıyor, 19 yıldır girdiği her seçimi kazanmasının sırrı burada, diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama Bahçeli seçimler zamanında yapılacak derken, Erdoğan 2023’ü hedef gösterirken, 2023 seçimlerine de daha iki yıl varken bu kadar abanması dikkatimi çekti.

İKİ DURAK

İster 2023’te olsun ister ondan önceki bir tarihte. Seçim tarihi ne olur bilmem ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim startını verdi. “2023’e eğer kararlı bir şekilde hazırlanacaksak, bizim için şurada son iki durak var, çok önemli. Bu 2021’dir, 2022’dir. 2023 tamamen seçim yılıdır” dedi.

ÖNEMLİ VİRAJ

Ama ondan önce bir cümlesi vardı, “2023 virajını kazasız belasız dönmemiz gerekiyor” dedi. 2023 seçimlerini Türkiye açısından bir kırılma noktası olarak gördüğünü söyledi.

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında gerilim tırmanıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etti.

Kuşoğlu, CHP Çankaya ilçe binasının açılışında partililere, “Sayın Genel Başkanımız, cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sevgi ve saygılarını iletiyorum” diye seslendi.

Kılıçdaroğlu daha önce katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanı adaylığının sinyalini vermiş, “İttifak öyle bir karar verirse ondan kaçamazsınız” demişti.

Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmişlerdi.

KUŞOĞLU-KILIÇDAROĞLU DOSTLUĞU

Bülent Kuşoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmesi önemli bir nokta. Çünkü Bülent Kuşoğlu, bürokrasiden bu yana Kılıçdaroğlu’nun yakın arkadaşı. Çekirdek ekipten. Doğru Yol Partisi’nde de milletvekilliği yapan Kuşoğlu, CHP’de Kılıçdaroğlu tarafından genel başkan yardımcılığına getirildi. Külliye’ye giden CHP’li olayında faturanın Bülent Kuşoğlu’na kesilmeye çalışılmasına rağmen Kılıçdaroğlu hem PM listesine aldı hem yeni dönemde genel başkan yardımcısı yaptı.

Bülent Kuşoğlu konuşuyorsa Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde konuşuyor diye değerlendirmek lazım.

KILIÇDAROĞLU’NUN CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI

Peki

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu hapse girecek mi?

Allah korusun. Durup dururken neden hapse girsin?

CHP Genel Başkanı’nın hapse girmesinin bedelini Türk demokrasisi ödeyebilir mi? Ana muhalefet lideri konuştuğu için dokunulmazlığı kaldırılıp hapse atılacak olsa ilk olarak ben karşı çıkarım.

Peki bu iş nereden çıktı?

Hakkındaki fezleke Meclis’e gelince Kılıçdaroğlu, “Erdoğan beni hapse attırmak istiyor” konulu bir video çekti.

Bahçeli’den de “Çıksın mahkeme karşısına, versin üzerine atılı suçlamaların hesabını. Dolandırıcı tosuncuk nasıl bedel ödeyecekse Kılıçdaroğlu da ödesin. Kılıçdaroğlu kendine güveniyorsa dokunulmazlığının kaldırılmasına bizzat kendisi önayak olmalı, karar sürecini bizatihi kendisi başlatmalıdır. Söz veriyorum, ilk kez CHP’ye destek vereceğiz, onlara ‘tamam’ diyeceğiz” çağrısı gelince CHP liderine hapis tehditi beni rahatsız etti. Meclis kulislerini araştırdım. Meclis’te Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması yönünde bir hazırlık yok. Bırakın Kılıçdaroğlu’nu, diğer milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde de bir çalışma yok.

Dokunulmazlıkların kaldırılması için önce Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilmesi gerekiyor. Ardından Meclis Genel Kurulu’na gelip, oylanıp kabul edilecek. Hangi dosyada dokunulmazlığı kaldırılırsa o dosyadan yargılanacak.

KOMİSYON GÜNDEMİNDE YOK

Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nun dokunulmazlıkların kaldırılması gibi bir gündemi yok.

Meclis’in gündeminde ise şimdi 4. Yargı Paketi var. Ardından hayvan haklarıyla ilgili düzenleme gelecek. Meclis ekonomiyle ilgili torba yasayı çıkarıp tatile girecek.

Yazının Devamını Oku

Psikolojik savaş yaşanıyor

Türkiye'de yaşananlara bir ad koy denilse hiç tereddüt etmeden, “Psikolojik savaş yürütülüyor” derim.

O kadar net.

Kimse aklımızla alay etmesin.

Algı operasyonları yetmedi şimdi devreye psikolojik savaş unsurlarını soktular.

Önce bir yalan haber ortaya atıyorlar. Sonra daha büyük bir yalan haber atıyorlar.

“AKP’li kaynaklardan aldığımız bilgiye göre” diye bir şey ekliyorlar. Sosyal medyada TT yapıyorlar, TV programlarında saatlerce tartışıyorlar. Sonra o haber yalan çıkıyor. Ama dünyanın en doğru haberlerini vermişler gibi yeni bir yalan haberin daha peşine düşüyorlar.

PSİKOLOJİK SAVAŞ UNSURLARI

Tekrar altını çize çize ifade ediyorum. Türkiye’de yaşananların tek bir adı var. Psikolojik savaş yürütülüyor. Psikolojik savaşın unsurları sahaya sürüldü.

Kimi gece yarısı kabineyi değiştiriyor. Kimi İçişleri Bakanı’nı istifa ettiriyor. Kimi AK Parti milletvekillerini isyan ettiriyor.

Yazının Devamını Oku

AK Parti’den özgürlükçü sivil anayasa

İktidar ve muhalefetin yeni anayasa çalışmasında önemli ilerleme sağlandı.

Muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sistemi, iktidarın ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni esas alan yeni anayasa çalışmaları önemli ölçüde şekillenmeye başladı.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Dr. Yavuz Atar başkanlığında oluşturulan Anayasa Bilim Kurulu üyeleri tarafından hazırlanan anayasa taslağı AK Parti’nin hukukçu milletvekillerinin de katıldığı bir toplantıda görüşülmeye başlandı. İlk toplantı 30 Haziran Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapıldı.

YOL HARİTASI

Bir yol haritası belirlendi. Buna göre:

1- AK Parti’nin hazırladığı taslak üzerindeki çalışmalar tamamlanacak.

2- MHP’nin hazırladığı taslak incelenecek.

3- Erdoğan ve Bahçeli’nin kararına göre ya Cumhur İttifakı’nın ortak taslağı hazırlanacak ya da AK Parti ve MHP ayrı ayrı ilerleyecek, ancak Cumhur İttifakı’nın ortak anayasa hazırlaması eğilimi ağır basıyor.

4-

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, seçim startını verdi mi?

AK Parti milletvekilleriyle istişare toplantılarına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün 57 milletvekili ile bir araya geldi. Erdoğan önümüzdeki yasama yılında da bu toplantıları devam ettirecek.

Erdoğan siyasetin yönünü belirleyen güçlü bir lider olduğu için, önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerini dikkatle takip edip, kamuoyuna yansıtmaya çalışıyorum.

Cumhurbaşkanı ile toplantıya katılan milletvekillerinin sadece bir bölgenin ya da ilin değil, Türkiye’nin her bölgesinden temsilciler olmasına özen gösteriliyor. Böylece Türkiye’nin havası oraya yansıyor.

57 milletvekilinin katıldığı toplantıda Erdoğan’ın olduğu bölümde 38 milletvekili söz almış. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planı’nın açıklanacağı toplantıya katılacağı için kendisi ayrıldıktan sonra toplantı Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım’ın başkanlığında devam etmiş.

ERDOĞAN NOT TUTMUŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplantıyı açış konuşması önemli. Ama ona geçmeden önce Erdoğan toplantı süresince konuşulanları not almış, zaman zaman araya girip milletvekillerinin sorularına yanıt vermiş. Geçen seferde olduğu gibi kamera kaydı yine alınmış. Erdoğan, “Atladığımız bir şey olursa yardımcılarım videoyu izleyip, not çıkaracak” diye izah etmiş.

KİMSE SÖZÜNÜ ÇEKMESİN

Cumhurbaşkanı açılış konuşmasına, “Koronavirüs salgını bizim kendimizi ölçmemize, tartmamıza ve yeni bir değerlendirme yapmamıza neden oldu” diye başlamış. Toplantının başında milletvekillerinden rahatça konuşmalarını, çekinmeden her şeyi dile getirmelerini istemiş. Milletvekillerini, “Arkadaşlar bizim geleneğimizde istişare vardır. Rahatça konuşun. Her şeyi anlatın. Kimse sözünü çekmesin” diye uyarmış. Erdoğan’a diktatör diyorlar ya! Böyle diktatör mü olur?

Geçen haftaki toplantıda genel siyasete ilişkin sorunlar gündeme getirilmişti. Dünkü toplantıda ise milletvekilleri genellikle seçim bölgelerinin sorunlarını dile getirmişler. Aktaracağım, renkli diyaloglar da yaşanmış.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, AK Parti’ye yeni bir perspektif verdi

Dün AK Parti açısından farklı bir grup toplantısıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri öncesinde AK Parti’ye bir perspektif verdi. 2023’e giderken çetin bir süreç yaşanacağı anlaşılıyor. O nedenle Erdoğan yeni şartlara göre AK Parti’ye format atmaya devam edecek.

İSTİŞARE SÜRECİ

Erdoğan bir dönemin AK Parti mekanizmasını yeniden harekete geçirmeye çalışıyor. Gömleğin ilk düğmesi doğru iliklendi. Pandemi nedeniyle ara verilen istişare süreci yeniden başladı. Erdoğan geçen hafta bir grup milletvekili ile toplanmıştı. Konuşmalar kameraya kaydedilmiş, toplantı boyunda not alan Erdoğan, “Benim gözümden kaçan bir şey olursa yardımcılarım bu videoları izleyip not alacaklar” demişti. Cumhurbaşkanı bugün de bir grup milletvekili ile buluşacak. Meclis’in yeni yasama döneminde de bu istişare süreci devam edecek.

Erdoğan, istişare toplantılarının önemine dikkat çekerek, “AK Parti’nin malum en önemli vasıflarından biri olan istişare kültürünün örneği olarak gördüğüm bu toplantılarda söz alan her milletvekilimiz özgürce düşüncesini ifade ediyor” dedi.

2023 İÇİN NE DEDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grubundaki konuşmasında 2023 seçimleri öncesinde önemli bir uyarıda bulundu. “Türkiye 2023 yılına yaklaştıkça partimize, hükümetimize ve ülkemize yönelik saldırıların giderek artacağı anlaşılıyor” diye konuştu.

Bizde cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bir mekanizma harekete geçiyor, darbelerden muhtıralara, 367 garabetinden Cumhuriyet mitinglerine kadar her şey yaşanıyor.

FOTOĞRAF

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu Atatürkçü mü, İnönücü mü?

"Senin adın Erdoğan, benim adım Kılıçdaroğlu” dedi CHP lideri. Bunu elbetteki bir tanışma vesilesiyle söylemedi.

Kanal İstanbul’la ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Yatırımcıları tehdit ediyorlar. ‘Geldiğimizde bilesiniz ki ödeme yapmayacağız, elinizden alacağız’ diyorlar. Bankaları, projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla alırlar” sözlerine yanıt olarak verdi.

KILIÇDAROĞLU’NUN TEHDİTLERİ

Kılıçdaroğlu ise tehditlerini sürdürdü. “Alacağım, alacağım, söke söke alacağım. Buradan bir daha söyleyeyim; bu işe giren müteahhit unutsun kendisini. Bu işe kredi veren banka unutsun kendisini. Buna imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim” dedi.

DAVUTOĞLU’NUN TUTARLILIĞI

AK Parti’de olduğu sırada “Kanal İstanbul projesiyle sadece İstanbul için değil, Türkiye için yeni bir dönem başlamış olacaktır” diyen, “Havalimanını da yapacağız, Kanal İstanbul’u da yapacağız” diye söz veren dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, şimdi Kanal İstanbul’u ihanet projesi olarak gösteriyor.

BABACAN, VİZYONDAN RANTA DÖNDÜ

Ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olduğu zaman, Kanal İstanbul’u, “Vizyon projesi” olarak tanımlayan Babacan, “Biz, bunun gerçekçi bir proje olduğuna inanıyoruz. Türkiye için, hatta dünya için çok konuşulacak bir proje olduğuna da inanıyoruz” demişti. Babacan şimdi ise Kanal İstanbul’u bir rant projesi olarak tanımlıyor.

Muhalefet liderliğine hızlı bir giriş yapan Davutoğlu ve Babacan, kısa sürede CHP zihniyetine teslim oldular.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin önündeki kritik eşik

27 Nisan e-muhtırası verildiğinde AK Partililerin bir kısmı Abdullah Gül’le birlikte Dışişleri konutunda, başka bir grup da Erdoğan’la birlikte Başbakanlık konutunda toplanmıştı.

AK Partililerin ne yapacağı merak ediliyordu. “İstifa mı edecekler yoksa görmezden mi gelecekler” tartışması yapılıyordu. Kimse direneceklerini düşünmüyordu.

Abdullah Gül, “Şimdi kritik bir karar eşiğindeyiz. Şu anda alacağımız kararla Türkiye’nin geleceğinde ya biz olacağız ya da onlar” dedi.

Gül’ün onlar dediği darbeciler, muhtıracılardı.

ERDOĞAN DİRENME KARARI ALMIŞTI

Erdoğan ise bir an bile tereddüt etmemiş, muhtıraya karşı direnme kararını almıştı. Kesinlikle istifa etmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun mücadele edeceğiz, diyordu. Ülkeyi darbeci zihniyete teslim edemeyiz, diye konuşuyordu.

Muhtıraya karşı ne yapılacağı konusunda çok fazla bir tereddüt yaşanmadı.

Teslim olmak, istifa etmek bir an bile düşünülmedi.

Direndiler kazandılar.

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun stratejisi

Üniversite sınavlarından 24 saat önce CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Katarlı öğrencilerin üniversitelere sınavsız olarak alınacağı yönündeki tweet’leri, sınav stresini yaşayan öğrencilerin psikolojisini çok olumsuz yönde etkiledi.

Pandemi nedeniyle okullarına gidemeyen öğrenciler zaten burnundan soluyordu, bir de bu adaletsizlik karşısında isyanları oynadılar. Ama haber asılsız çıktı. T24 sitesi erdemli bir iş yaptı, özür diledi. Bunun üzerine gözler Kılıçdaroğlu’na döndü. Hem yanlış haberden dolayı özür diler hem de sınav öncesi psikolojisini olumsuz yönde etkilediği gençlerin gönüllerini almış olur, diye düşünüldü. CHP lideri tam aksini yaptı. Üste çıkmaya çalıştı. Trollerden girdi, Katarlılardan çıktı. Tam bir bombardıman yaptı.

CHP ZAMANINDA YAPILMIŞ

Kemal Bey de bilir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sadece Katar’la değil, 40 ülkeyle askeri işbirliği anlaşması var. Bir kısmı da CHP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde imzalanmış. Bir örnek olması için 15.9.1994 tarihinde DYP-SHP hükümeti döneminde Kazakistan’la yapılan Askeri İşbirliği Anlaşması’nı dikkatinize sunuyorum.



MUHALEFET STRATEJİSİ

Yazının Devamını Oku

AK Parti fabrika ayarlarına mı dönüyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün bir grup milletvekili ile bir araya geldi.

Haftaya da ayrı bir grup milletvekili ile görüşecek. AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, bunu bir istişare serisi olarak tanımladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının başında kısa bir konuşma yapmış. Pandemi nedeniyle ara verdikleri istişare sürecinin tekrar başladığını ifade etmiş. Belediye başkanlarıyla bir araya geldiklerini, önümüzdeki hafta yeni bir grup milletvekili ile toplantı yapacaklarını belirtmiş. Erdoğan yeni grupla 1 Temmuz’da bir araya gelecek. Erdoğan, “Ekim ayından itibaren istişare toplantılarına devam edeceğiz” demiş. 57 milletvekilinin katıldığı toplantıda 17-18 milletvekili konuşmuş.

ERDOĞAN NOT ALMIŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasını kısa tuttuğunu ifade etmiştim. Daha çok milletvekillerinin sorularına yanıt vermiş. Erdoğan, konuşulanları tek tek not almış.

VİDEO İLE KAYDEDİLMİŞ

Ama ilk kez bir uygulama yapılmış. Konuşmalar video ile kaydedilmiş. Cumhurbaşkanı, “Atladığımız bir şey olursa yardımcılarım kontrol eder” demiş. Liderlik bu işte. Erdoğan’ın liderlik sırrı burada yatıyor. Erdoğan’ın 19 yılda girdiği her seçimi kazanmasının altında yatan en önemli nedenlerden biri burada yatıyor. Tabanın sesine kulak veriyor.

FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ

Son dönemlerde yapılan toplantılara ilişkin olarak,

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, İmamoğlu ve Yavaş’ı neden eleştirdi

Son dönemlerde AK Parti’den kiminle konuşsam bir değerlendirme ön plana çıkıyor. AK Parti’nin ilk dönemlerindeki samimi havayı hissettiklerini vurguluyorlar.

Kimileri bunu “fabrika ayarlarına dönme” olarak değerlendirebilir. Ama ben kuruluş değerlerine dönüş, gönül diliyle konuşma olarak değerlendiriyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Partili belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda da aynı hava hissediliyor.

Belediye başkanlarıyla toplantıda sadece hissedilen samimi havayı vurgularsam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın manifesto değerindeki uyarılarına haksızlık etmiş olurum.

Erdoğan, samimi bir dille uyarılarda bulunuyor, AK Parti belediyeciliğinin temelini oluşturan hizmet belediyeciliğini, “Gönül Belediyeciliği” ile tamamlıyor. Ama bir de uyarılar bölümü var ki, onun altının da özellikle çizilmesi gerekiyor.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ’A HANGİ GÖNDERMEDE BULUNDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Partili belediye başkanlarına hizmet belediyeciliği yapmaları ve gönüllere girmeleri gerektiği yönünde uyarılarda bulunurken, “Sosyal medya belediyeciliği, hizmet belediyeciliğinin yerini almaz, alamaz” diyor. Ama asıl önemli cümleler ondan sonra geliyor. Erdoğan, “İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri” demiyor. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinden söz etmiyor. Ama, “iki belediye” deyince herkes İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlıklarının kastedildiğini anlıyor. Zaten Erdoğan da İmamoğlu ve Yavaş’ı kastediyor.

ERDOĞAN’IN AÇIKLADIĞI RAKAM

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Üçüncü ittifak mı doğuyor

Siyasi kulisleri hareketlendiren yazıyı Milliyet Gazetesi’nin köşe yazarı Zafer Şahin yazdı.

Zafer Şahin büyük umutlarla kurulan DEVA ve Gelecek Partileri bekleneni veremeyince “DEVA Gelecek” ismi altında birleştirileceği kulisini paylaştı.

Ama bunun ikinci bir aşaması daha var. O da birleştirilen Deva ve Gelecek Partisi ile Saadet Partisi’nin üçlü ittifak yapacağı yönünde.

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu partilerinin bekleneni veremediği bir sır değil. SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da AK Parti’den yüzde 30 oranında oy koparmalarını beklediklerini ama umulanı veremediklerini itiraf etti.

DAVUTOĞLU’NUN ÖNERİSİ

Başarısız oldukları bir gerçek ama Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu kendilerini birer dükalık olarak gördükleri için birleşmelerini zor görüyorum. Aslında Ali Babacan partisini kurmadan önce Davutoğlu, “Sen genel başkan ol. Yeter ki birlikte parti kuralım” teklifini götürmüş ama Abdullah Gül ve Ali Babacan istememişlerdi. Hatta Ahmet Davutoğlu’nun “Hani birlikte hareket edecektik” sitemi üzerine Ali Babacan, “Söz mü verdim” diye çıkış yapmıştı.

Zor görünüyor ama eğer birleşmeyi başarırlarsa önerim başa Abdullah Gül’ü geçirmeleri. Böylece Erdoğan’ı sırtından hançerleyen Troyka’nın toplumdaki karşılığını görmüş oluruz. Hem de onlar AK Parti’yi kurduğu günden bu yana her seçimi kazanıp, iktidardan iktidara koşan Erdoğan’ın büyüklüğünü anlamış olurlar.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAKIN AYAK SESLERİ

Birleşmeden ziyade üçüncü bir ittifakın ayak sesleri işitiliyor.

Yazının Devamını Oku

Meclis Başkanı Soylu’nun istifasını istemiş mi?

Ne olursunuz yazının başlığına bakıp, bu kadar cehalet ancak tahsille olur, demeyin. Bunca yıl siyaset kulisi yazıyorsun, Meclis başkanının bir bakanın istifasını istemek gibi bir yetkisinin olmadığından haberin yok mu, diye eleştirmeyin. Anayasaya göre bakanların istifasını ancak cumhurbaşkanı ister diye beni suçlamayın.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun görüşmesi hakkında yazılıp konuşulanları bir haftadır ağzım açık bir şekilde izliyorum. Yazılanları okuyunca kendime “Bir de siyaset kulisi yazıyorum diyorsun ama dünyadan haberin yok” diye kızdığım da olmuyor değil. Sadece ben değil tüm Ankara temsilcilerinin, siyaset yazarlarının hiçbirinin de bu işten haberi olmamış.

Nasıl atlamışız... Öyle böyle değil. Uzun atlama...

Maksat algı operasyonu olunca bilgiye gerek yok. Anayasa şöyle yazıyormuş, perde arkasında şunlar konuşulmuş, siyasi gelenek böyleymiş demenin de anlamı yok.

ÖRNEĞİ YOK

Parlamenter sistemle yönetildiğimizde hükümeti başbakan kurar, kabineyi cumhurbaşkanı onaylardı. Bakanların azli ise başbakanın talebi üzerine Cumhurbaşkanı’nın onayıyla gerçekleşirdi.

AK Parti hükümetlerini geçtim, darbe dönemleri dahil Türk devlet geleneğinde Meclis başkanlarının bakanların istifasını talep etmesi gibi bir uygulama yok. Meclis Başkanı Şentop, Türkiye’nin en önemli hukukçularından biri. Şentop hangi yetkiye göre Soylu’nun istifasını isteyecekti? Zaten görüşmenin hiçbir yerinde de böyle bir talep yok. Tam aksine sıcak havada geçen ve “Sık sık görüşelim” diye bitirilen bir görüşme.

ANAYASAYA GÖRE

Başkanlık sisteminde ise bu yetki yine Cumhurbaşkanı’nda. Zaten Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kuruluyor. Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerinin sıralandığı Anayasa’nın 104. maddesinde, “Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir” deniyor.

Yazının Devamını Oku

HDP’ye kapatma davası açılacak mı?

HDP davasında kritik gün geldi çattı. Anayasa Mahkemesi üyeleri bugün toplanarak HDP hakkında kapatma davası açılıp açılmamasına karar verecek.

Anayasa Mahkemesi üyeleri iki konuda daha karar alacaklar.

1- HDP’nin banka hesaplarına tedbir konulması konusunda karar verecekler.

2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi yasak konulmasını talep ettiği 451 kişi hakkında karar verecekler.

Anayasa Mahkemesi raportörü kapatma davası açılması yönünde rapor verdi. Anayasa Mahkemesi üyeleri bu karara uymak zorunda değil. HDP hakkında kapatma davası açılması kararı çıkabileceği gibi ikinci kez geri çevirme de mümkün olabilir.

Ama ilkine rağmen iddianamenin özenli hazırlandığı ifade ediliyor. O nedenle bugün Anayasa Mahkemesi’nden HDP hakkında kapatma davası açılması kararının çıkması bekleniyor. Ancak HDP’nin hesaplarına tedbir konulması talebinin reddedilmesi ve siyasi yasakların son karar duruşmasına bırakılması söz konusu.

HDP hakkında kapatma davasının açılmasına karar verilirse 2023 seçimlerine damga vuracak olan bir süreç başlayacak.

Ama önemli olan konu şu: Kapatma davası oybirliğiyle mi yoksa oy çokluğuyla mı alınacak?

HDP BASKININDA KARANLIK NOKTALAR

Yazının Devamını Oku

HDP'ye saldırı aydınlatılmalı

HDP İzmir İl Başkanlığı’na yapılan saldırı kınanmakla, geçmiş olsun demekle geçiştirilecek bir olay değil. Öncelikle yaşamını yitiren Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Ortada büyük bir siyasi provokasyonun olduğu açık. Bu saldırı sadece HDP’ye değil, demokrasiye ve iç barışımıza yönelik yapılmış bir saldırıdır. Arkasında organize bir yapı olup olmadığı ortaya çıkarılmalı. Onur Gencer, HDP binasında 40 kişinin katılacağı toplantı yapılacağı istihbaratını alarak bu saldırıyı gerçekleştirdiyse büyük bir katliamın planlandığı açık.                                         

BU FİLMİ GÖRDÜK                             

Geçmişte sağ-sol çatışması, Alevi-Sünni olaylarını yaşadık. İzmir gibi duyarlı bir kentimizde yapılan saldırı ile bir Türk-Kürt çatışması, HDP’li MHP’li kavgası planlandığı açık. İlk andan itibaren parmakların gösterdiği hedefler işin arkasındaki gerçek mahfilleri gizlemek için yapılmış olabilir. Kitlelere sokağa çıkmaları yönünde yapılan çağrılar tehlikeli olabilir. Bizim ülkede sokaklar tekin değildir. Aman ha bu provokasyona gelmeyelim. Biz geçmişte bu filmi çok gördük. Hepsi büyük bir felaketle sonuçlandı.                                         

Bildirilerle, video operasyonlarıyla nihayet HDP’ye yapılan kanlı saldırı ile Türkiye alacakaranlık kuşağına sokulmak isteniyor. Belli ki birileri düğmeye bastı. Bu olayların devamı gelecek. Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemek isteyecekler. Bu tuzağa düşmemeliyiz. Bu oyuna gelmemeliyiz. Çünkü çatı çökerse hepimiz altında kalırız.                         

ARKASINDAKİ YAPI                                   

HDP’yi basarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in eylemi PKK nefreti ile yaptığı yönündeki beyanı ikna edici değil. Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın da milliyetçi duygularla hareket ettiği söylenmişti. Arkasından örgütlü bir yapı çıktı. Onur Gencer’in sağ olarak yakalanması önemli. Arkasındaki bağlantılarını ortaya çıkarırsak bu bize daha sonra yapılacak olan eylemleri önleme fırsatı verir.                         

SAĞDUYU ZAMANI                                                   

Gün birbirimizi suçlama günü değil. Gün kitleleri tahrik edip sokağı harekete geçirme günü değil. Gün elele verip bir provokasyonu önleme ve HDP’ye yapılan saldırıyı aydınlatma günü. Gün her zamankinden daha çok sağduyuya sahip olma günü.

Yazının Devamını Oku

Erken seçimin anahtarı Bahçeli’nin elinde

Muhalefetin her gün erken seçim istemesiyle erken seçim gelmez. Ancak bir kişi isterse erken seçim olur. Hemen Erdoğan dediğinizi duyar gibiyim ama değil.

Bu ülkede MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli istediği takdirde erken seçime gidilir. Türkiye 3 Kasım 2002 seçimlerine ve 18 Haziran 2018 seçimlerine Bahçeli tarafından götürüldü.

‘ERKEN SEÇİM YOK’ DEDİ

Bahçeli de “Erken seçim talebi beyhude bir hevestir. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının haziran ayında yapılacaktır” dediğine göre erken seçim yok demektir.

ERKEN SEÇİM CEPHESİ

Bahçeli sadece erken seçim yok demiyor. Erken seçim isteyenleri ihanet cephesine yerleştiriyor.

“Bu şahıs (Kılıçdaroğlu) hemen seçim diyor.

PKK da seçim istiyor.

FETÖ, yarın seçim olsun diye bekliyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ne için ‘Hamdolsun’ dedi

Erdoğan ile Biden görüşmesi olumlu sonuçlandı. Biden görüşmeye ilişkin olarak, “Verimli geçti. Güzel geçti” yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son derece yararlı ve samimi bir görüşme oldu” dedi.

Tersi olsaydı bugün başta piyasalar olmak üzere birçok alanda sarsıntılar yaşanabilirdi.

Erdoğan-Biden görüşmesi için sorunlar sıralanırken, Türkiye ile ABD arasında sorunlara ve krizlere değil, çözümlere ve işbirliğine odaklı bir sürecin başlamasını temenni etmiştim. İstediğim gibi oldu.

ABD’de ülkeyi 4 yıl yönetecek olan Biden ve ekibi işbaşında. Türkiye ile ABD arasında birçoğu hayati derecede önemli olan dosyalar bulunuyor. Bu nedenle diyalog kanallarının açık olması lazım. Ayrıca Erdoğan’ın Batı dünyasının önemli liderleri Biden, Macron, Johnson ve Merkel ile yapıcı görüşmeler yapması beni heyecanlandırdı.

Türkiye’nin Batı dünyası ile ilişkileri açısından yeni bir sayfa açılabileceği yönündeki umutlarımı arttırdı.

O FOTOĞRAF KARESİ

Erdoğan ile Biden görüşmesi ne kadar başarılı geçtiyse, kriz tellalları da o denli rahatsız oldu. Öyle ki, bir fotoğraf karesinden dahi medet umar hale geldiler.

NATO zirvesi başlarken, Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına geliyor. ABD Başkanı’nın yaptığı önemli bir jest. Erdoğan da bu jeste karşılık veriyor, ayağa kalkıyor. Biden iyice yanına yaklaştığı için ilginç bir fotoğraf karesi oluşuyor.

Vay efendim neymiş

Yazının Devamını Oku

HDP’de Akşener rahatsızlığı büyüyor

2023 seçimlerine 2 yıl var ama muhalefet cephesinde Cumhurbaşkanlığı mücadelesi kızıştı.

Üç ciddi sorun yaşanıyor.

1- Ortak cumhurbaşkanı adayı mı çıkarılacak?

2- Yoksa her parti kendi adayını mı çıkaracak?

3- HDP ortay aday projesinde yer alacak mı?

ORTAK ADAY DİYENLER

Millet ittifakı liderleri Kılıçdaroğlu ve Akşener’in eğilimi ortak aday çıkarılması yönünde. Ancak bu konuda henüz bir karar alınamadığı için, her parti kendi adayını çıkarsın tezi de geçerliliğini sürdürüyor.

ADAY ÇOKLUĞU

Millet ittifakının bir handikapını da cumhurbaşkanlığına aday olacak isimlerin çokluğu oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni model önerisi

Bugün gözler Erdoğan-Biden görüşmesine çevrilmiş durumda.

Bu görüşme Biden başkan seçildikten sonra iki liderin ilk yüz yüze görüşmesi olması açısından önemli. Dış politikadan ekonomiye kadar birçok alanı etkileyecek. Görüşmeye ne kadar zaman ayrılacağı, görüşme sırasında liderlerin yüzlerindeki ifade, mimikleri, jestleri hatta taktıkları kravatın rengine kadar her şey önemlidir. Çünkü her şey bir mesajdır, her şey bir anlam ifade eder.

KRİZ ÖNCELİKLİ Mİ OLMALI

Dış politika alanım değil ama iki liderin görüşmesinin formatının önceden belirlendiğini bilecek kadar mesleki deneyime sahibim. Hangimiz otursak, iki ülke arasındaki kriz konularına ilişkin ilk dört maddeyi ezberden sayabiliriz. S-400’lerden girer, Suriye’de YPG’ye verilen destekten çıkar, F-35’leri bir köşeye yerleştirir, FETÖ’nün iadesinden çıkarız.

FIRSAT ÖNCELİKLİ

 Ama ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. Bu çok geç kalmış bir öneri de olabilir. Ama ABD başkanları ile görüşmelerin formatını değiştirmeliyiz. ABD başkanları ile hep kriz konularını görüşüyoruz. Elbette ki ülkeler arasında sorunlar varsa devlet başkanları bunları ele alacak. Ancak bu tür durumlarda enerjimizi kriz konuları üzerinde harcıyoruz. İlişkilerin geliştirilmesi konusu ise birkaç iyi niyet cümlesi olarak geçiyor.

ÖZAL BAŞARMIŞTI

Ben krizlere endeksli değil, fırsat öncelikli yeni bir ilişki biçimi kurulması gerektiğini öneriyorum.

Özal

Yazının Devamını Oku