Akşener ile Demirtaş kahvaltı masasını kurdu mu?

İYİ Parti, koronavirüs önlemlerine dikkat eden bir kongre yaptı.

Meral Akşener, genel başkanlığa oybirliğiyle yeniden seçildi. Ama partide bir fay hattı kendini yeniden hissettirdi.

İYİ Parti kongresini Meral Akşener’in yeni açılımı ve partide yaşanan “güç mücadelesi” açısından değerlendirmekte yarar var.

KAPIYI ARALADI

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kurultay konuşmasında Kürtlere ve Zazalara yönelik mesajı dikkat çekiciydi. Akşener, aynı cümle içinde Alevilere de sinyal gönderdi. Ama eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kahvaltı çıkışı ile başlayan süreç olması nedeniyle Kürtler ve Zazalarla ilgili bölüm ön plana çıktı.

Demirtaş, “Mesela ben dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim” demişti. Daha önce “HDP’yi, PKK’nın yanı başında, uzantısı olarak konumlandırıyoruz” diyen Meral Akşener’in yanıtı merak ediliyordu.

Akşener, kahvaltı talebini geri çevirmedi. “Güneydoğu’da şöyle bir gelenek var, kan davalınız bile olsa kapınızı çaldığı zaman içeri alırsınız” sözleriyle kapıyı aralamıştı.

KÜRT VE ZAZA VURGUSU

Akşener kurultayda “İYİ Parti’yi, iki yumruk arasına sıkıştırılan, bu vatanın has evladı Kürtler kurdu, Zazalar kurdu” mesajıyla Kürt ve Zaza seçmenlere sıcak mesajlar gönderdi. Akşener’e yakın isimler bu sözleri’ Türkiye olarak biz bir bütünüz’demek için sarfettiğini söylüyorlar ama bir de madalyonun öteki yüzü var.

Akşener’in bunca söz arasında Kürt ve Zaza vurgusu yapmasını siyasi konjonktür ışığında değerlendirdiğimizde kahvaltı masasının iki ayağının kurulmakta olduğunu görüyoruz.

Akşener bir yandan Kürt seçmene sıcak mesajlar gönderiyor, diğer yandan milliyetçi ve ulusalcı refleksleri güçlü olan İYİ Parti seçmenini hazırlıyor, bir yandan da partisini ‘millet ittifakı’na göre dizayn ediyor.

ÖNCE KILIÇDAROĞLU, SONRA AKŞENER

CHP ile İYİ Parti kurultayları 2 ay arayla yapıldı. CHP’yi ‘millet ittifakı’nı göre dizayn eden Kılıçdaroğlu’nun, “Dostlarımızla iktidar olacağız” sözü kurultaya damgasını vurmuştu. Abdullah Gül’ü ortak cumhurbaşkanı adayı gösterme konusunda partide büyük bir direnişle karşılaşan Kılıçdaroğlu, kurultayda CHP’yi “dostlarına” göre şekillendirdi.

İYİ Parti’nin kurul sürecinde milliyetçi söylemleri ön plana çıkaran, zaman zaman da merkez sağa göz kırpan Akşener, bu kurultayda İYİ Parti’yi ‘millet ittifakı’na göre şekillendirdi. Akşener, Kürt ve Zaza vurgusuyla “Millet ittifakında HDP varsa biz yokuz” şeklinde çıkışlar yapan İYİ Parti yönetimini de hazırlamış oldu.

2023 AÇILIMI

Bu kurultayda İYİ Parti’yi 2023 seçimlerine götürecek olan kadrolar belirlendi. Ancak sadece kadrolar değil, söylem de ortaya çıktı. Akşener, İYİ Parti’yi milliyetçi tonları ağır basan bir parti olmaktan Kürt sorunu ve Zazaların taleplerine de açık olan bir çizgiye çekti. Tabii bu söylem sadece kurultay salonunda mı kalacak yoksa Akşener’in konuşmalarında ve İYİ Parti’nin politikalarında da kendini gösterecek mi? Önümüzdeki günlerde dikkatle izlememiz gereken bir noktayı oluşturuyor.

İYİ Parti demek, Meral Akşener demek. O nedenle Akşener’in mesajları ışığında İYİ Parti’nin yeni süreçteki yerini millet ittifakının içi ve CHP ile HDP’ye de kapalı olmayan bir yere konumlandırdı.


AB ZİRVESİNDEN YAPTIRIM ÇIKAR MI

RUMLARIN
24-25 Eylül tarihleri arasında yapılacak olan AB zirvesinden Türkiye’ye yaptırım kararı çıkması için çabaları var. Rumların arkasında Macron ve Miçotakis’in siluetini görmemek mümkün değil.

1979 yılında Rumlarla birlikte Türkiye de AB’ye üyelik için davet edildiğinde elinin tersiyle iten Ecevit’in ne kadar uzak görüşlü bir lider olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyoruz. Neyse, bugüne dönecek olursak, AB içinde “Rumlar istedi diye Türkiye gibi önemli bir ülkeyi kaybetmeyelim” diyenler de var. Almanya Başbakanı Merkel gibi. AB zirvesinden çıkacak kararın ipuçlarını bugün yapılacak olan üçlü zirvede anlayabileceğiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ve AB Konseyi Başbakanı Michel iki ayaklı bir zirve gerçekleştirecekler:

1- Türk-Yunan gerginliği.

2- Doğu Akdeniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’la gerginliğin giderilmesi için diyalogdan yana bir tavır koyacak. Ayrıca Doğu Akdeniz’deki kaynakların adil paylaşımını gündeme getirecek. O açıdan elimiz güçlü.

Sizi buradan 6 Ağustos’a götürmek istiyorum. 6 Ağustos’ta Malta’da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile AB Yüksek Komiseri Borrell’in Malta’daki görüşmesi bir arka kapı diplomasisine dayanıyor. 7 Ağustos’ta Türkiye ile Yunanistan arasında istikşafi görüşmelerin başladığının açıklanması planlanıyor. Bu planı AB mutfağında Merkel pişiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis onay veriyor. Diyalog zeminini oluşturmak için Merkel’in talebi üzerine Oruç Reis gemisi limana çekiliyor. 7 Ağustos’ta Yunanistan, Mısır’la anlaşmaya varınca Merkel şok oluyor. Borrell, “Beni buraya anlaşmaya gönderirken neden bundan söz etmediler” diye tepki gösteriyor.

Yeniden AB zirvesine dönecek olursak, AB zirvesinden çıkacak üç karar Türkiye açısından kritik olabilir.

1- Türkiye ile katılım müzakerelerini sonlandıracağız.

2- Türkiye ile müzakereleri askıya aldık.

3- Gümrük Birliği’ni askıya aldık.

Bunlar canımızı acıtacak kararlar olur. Ama üçüne de ihtimal verilmiyor. Enerji Bakanlığı’ndan bazı isimlere yaptırım getirilmesi, Katılım Ortaklığı Fonları’nın kesilmesi, AB Yatırım Bankası’nın Türkiye’ye kredi akışına kısıtlamalar getirmesi gibi kararlar bekleniyor.

AĞIR YAPTIRIMLAR BEKLENMİYOR

Peki ağır bir yaptırım bekleniyor mu? Beklenmiyor. Bir diyalog havasının oluşması için çaba gösteriliyor ama Yunanistan ve Fransa’nın bu tutumu olduğu sürece bir süre sonra yeni bir krizin patlak vermesi de göz ardı edilmiyor. 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Cumhurbaşkanlığı Gül ile Babacan’ın arasını mı açtı?

İYİ Parti’deki FETÖ tartışmasına odaklandık ama DEVA Partisi’nde de önemli gelişmeler yaşanıyor.

Daha doğrusu DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile partinin kurucu lideri eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında. Babacan ile Gül’ün arasının DEVA Partisi’nin kuruluş sürecinde açılmaya başladığı şeklindeki söylentiler kulağıma gelmişti. Ancak çok önem vermemiştim.

Ali Babacan’ın partide eskileri istemediği söyleniyordu. “Eski AK Partililerin partisi olmamalıyız. Yeni isimlerle toplumun karşısına çıkmalıyız. Yeni bir parti olduğumuzu hissettirmeliyiz” tezini savunduğu ifade ediliyordu. “Partinin kurucular kurulu belli olunca, Ali Babacan damgasını vurdu. Eskileri geriye çekti” denilmişti. Özellikle de Abdullah Gül gölgesinin düşmemesi için Beşir Atalay gibi isimlerin parti yönetiminde yer almamasını şart koştuğu konuşuluyordu. O günlerde bunu bir taktik manevra olarak yorumlamıştım. Çünkü yeni partinin kuruluşunu Abdullah Gül sağladı. Ali Babacan’ı ikna etmek epey zaman aldı. Babacan, partinin başına geçmeyi ocak ayında kabul etti. Babacan kabul edene kadar yavaş ilerleyen parti kurma çalışmaları hızlandı. Ancak partinin kuruluş aşamasında Ali Babacan’ın yeni isimlerle yola çıkmak istediği, eskilerin vitrinde yer almasına karşı çıktığı söylendi. Sadece Sadullah Ergin ile Nihat Ergün parti yönetiminde yer aldılar.

HAŞİM KILIÇ UZAK DURDU

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile Beşir Atalay arasında yaşanan bir sorundan dolayı Haşim Kılıç’ın uzaklaştığı söyleniyordu. Oysa Haşim Kılıç parti kurma çalışmalarına çok önceden hazırlanmıştı. Fikri düzeyde çalışmalar yapmıştı. Ancak DEVA Partisi’nin kuruluş sürecinden uzak tutuldu. O da kendisini dışlanmış hissedip geri çekildi.

Partinin kurucular kurulunun belirlenme aşamasında çıkan krizde Abdullah Gül’ün, Ali Babacan’ın isteğine karşı çıkmadığı ifade edildi. Eski AK Partililere karşı tavrını doğru bulmamakla birlikte Babacan’ın arkasında durduğu gözlendi. Ancak Babacan’ın tavrının Abdullah Gül cephesinde bir burukluğa neden olduğu söylendi.

CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI ARALARINI AÇTI

“Ama bu kez sorun daha ciddi” diye söz başladı haber kaynağım. Abdullah Gül ile Ali Babacan arasındaki soğukluktan söz ediyordu. Ben Babacan’ın Gül’e karşı böyle bir tavır içerisinde olabileceğine ihtimal vermediğim için yine ihtiyatla dinledim. Gül ile Babacan’ın cumhurbaşkanı adaylığı konusunda bir sorun yaşadıklarını ifade etti. Henüz Cumhurbaşkanlığı seçimine 3 yıl varken, adaylar belirlenmemişken pek ihtimal vermedim. Ancak CHP içinde Abdullah Gül’e karşı çıkan çevrelerin Ali Babacan konusunda daha sıcak mesajlar verdiği gözlenmiş. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, DEVA Partisi’ni ziyarette Ali Babacan için “siyasetin yeni yıldızı” tanımlamasını yapması da üstüne gelince, Gül cephesinde kaşlar çatıldı. Babacan’ın bir süredir partiyle ilgili konuları istişare etmemesi de not ediliyormuş. Ancak cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Gül yerine Babacan isminin öne çıkması Abdullah Bey’i rahatsız etmiş. Ali Babacan’ın da buna yeşil ışık yakması Gül cephesinde hesapları karıştırmış.

Ben yine ihtiyatımı koruyorum. Ama

Yazının Devamını Oku

Akşener’in manevrası

Meral Akşener, usta bir manevra ile İYİ Parti’deki karışıklıklarda iktidarı adres gösteriyor. Bir liderin partisinin içindeki ateş topunu alıp iktidarın kucağına atma çabası anlaşılır bir şey. Ama Akşener’in eli o kadar güçlü değil. Çünkü bir iddianın karşılık bulması için gerçekliğe uygun olması lazım.

İYİ Parti’de kavganın nedeni, kongrede çıkarılan üstü çizilecekler listesi. Meral Akşener kongrede çarşaf liste sundu. Ancak teşkilat başkanı Koray Aydın, “Verilmeyecek. İlk 75’te de olsa tercih edilmeyecekler” listesi yayınladı.

Peki bu listeyi iktidar mı hazırladı? İktidar mı, yoksa Koray Aydın mı?

Yavuz Temizer, Aydın Sezgin, Hasan Subaşı, Aylin Cesur, Aytun Çıray gibi isimler listeyi Koray Aydın’ın hazırladığını, partide merkez sağın tasfiye edilmek istendiğini savundular. “Ya biz, ya Koray Aydın” dediler.

Meral Akşener ise Koray Aydın’ı tercih etti. O nedenle de tartışma bitmedi. Hatta büyüdü. İşin içine FETÖ suçlamaları ve HDP’ye yakınlaşma iddiaları girdi.

İYİ Parti iyi bir ivme yakalamıştı. Akşener kurultaydan güçlü bir destekle çıktı. Verdiği mesajlar kamuoyunda karşılık buldu.

Bahçeli’nin “Evine dön” çağrısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çağrıya güçlü bir şekilde destek vermesiyle Akşener, el üstünde tutulan bir konuma erişmişti. “İllet-zillet” eleştirilerine son verilmiş, İYİ Parti, cumhur ittifakının göz koyduğu, millet ittifakının ise vermek istemediği bir pozisyona kavuşmuştu. Bu durum Akşener’in elini güçlendirmiş, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayı mı değerlendirmelerine konu olmuştu. Ama ne olduysa oldu, Koray Aydın’ın listesi rüzgârı tersine çevirdi. O günden bu yana önce sayıları 20’yi bulan ama zamanla azalan milletvekilleri grup toplantılarına katılmıyorlar. Ekranlarda İYİ Parti’nin mesajları değil, içinde bulunduğu kriz konuşuluyor. İYİ Parti kendi topuğuna sıktı demiyorum. Daha da netleştirirsek: Koray Aydın gez göz arpacık dedi, İYİ Parti’yi tam 12’den vurdu.

Demem o ki

Yazının Devamını Oku

Muhalefetin 2023 modeli

Bazı yazılar erken yazılardır. Bu da onlardan birisi.

Ancak bu, ulaştığım bazı kulis bilgilerini yazmama engel değil. Çünkü 2023 seçimlerine giden yolun yapı taşları şimdiden döşeniyor.

AK Parti ne kadar farkında orasını bilmiyorum ama AK Parti karşıtı cephede çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Buna aslında Erdoğan karşıtı cephe demek daha doğru olur.

Muhalefet, 2023 seçimlerini “Erdoğan gitsin” seçimleri olarak ilan etmiş durumda. Hedef öncelikle Erdoğan’ı göndermek. “Erdoğan gitsin, sonrasını planlarız” yaklaşımı söz konusu.

Muhalefet, ittifaklarla yerel seçimlerde sonuç aldı. Şimdi bunun ikinci versiyonu hazırlanıyor. 2023’e yeni ittifak modeli hazırlanıyor. Hedef, Erdoğan’a karşı ortak aday çıkarmak. Bazı ipuçlarına ulaştığım yeni modelin olgunlaşmış halini süreç ilerledikçe öğreneceğiz.

AKŞENER VE DEMİRTAŞ’IN SÖZLERİ

Ama öncelikle sizi 2018 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan Meral Akşener ile Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarına götürmek istiyorum.

Meral Akşener cumhurbaşkanı adayı olunca Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül’ü çatı adayı yapma planı suya düşmüştü. Devlet Bahçeli’nin, “Evine dön” çağrısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da destek vermesi Akşener’in muhalefetin ortak adayı olma umudunu arttırdı. Ancak Akşener, bir şey daha söyledi. “Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiyenin önünü tıkamam” dedi. Selahattin Demirtaş ise “Partiler üstü bir ismin ‘demokrasi blokunun’ oluşmasında kolaylaştırıcı olabileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna “Evet, olabilir” yanıtını verdi.

Akşener

Yazının Devamını Oku

Metropoll anketinden 2023’e dönük iki sinyal

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim çağrısı yaptığı bir dönemde Metropoll araştırmanın ekim ayı anketi dikkatimi çekti.

Prof. Özer Sencar’ın sahibi olduğu Metropoll’ün eylül ayı araştırmasında kararsızlar dağıtılmadan AK Parti 32.3, CHP 17.7, İYİ Parti 8.8, HDP 8.1, MHP 7.3, SP 1.2, DEVA 1.0, Gelecek Partisi ise 0.7 olarak yer alıyordu.

Araştırmayı herkes kendi cephesinden değerlendirdi. Muhalifler, cumhur ittifakının oyları yüzde 50’nin altına düştü diye sevindi. İktidar cenahı ise araştırmaya ilgi göstermedi.

İlginç olanı Özer Sencar’ın eylül ayı araştırmasını paylaşırken düştüğü “kararsız, protesto ve cevapsız oylar dağıtılmadan” notunun üzerinde durulmadı.

KARARSIZLARIN  ORANI KAÇ EDİYOR

Oysa araştırmada kararsız yüzde 11.2, protesto oy 6.9, cevap yok ise 4.2 olmak üzere 22.3 gibi önemli bir orana ulaşıyor. CHP ile İYİ Parti’nin oylarının toplamı ediyor. Neredeyse ikinci parti durumunda.

KARARSIZLAR DAĞITILINCA PARTİLERİN ORANI

Kararsızlar, protesto oyları ve cevap yok diyenler partilerin oy oranlarına göre dağıtıldığında AK Parti yüzde 41.4, CHP 22.8, İYİ Parti 11.4, HDP 10.4, MHP 9.4 ediyor. Diğerleri ise 4.6’ya ulaşıyor.

Başkanlık sistemi ile getirilen 50 artı 1 sistemi Türkiye’yi ittifaklar sistemine götürdü. Artık cumhur ittifakı ve millet ittifakı diyoruz. İttifaklar halinde siyaset yapılıyor. Peki bu oranlara göre cumhur ittifakı ile millet ittifakı yüzde kaç ediyor?

Yazının Devamını Oku

O ışıkla nereye mesaj verildi?

Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın “Işıklar yanıyor” tweet’i ortalığı karıştırdı. Engin Yıldırım’ın tepki görmesinin nedeni, “Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor” sözünün darbelerin parolası olmasıydı. 28 Şubat süreci de ışıklar yakılıp kapatılmak suretiyle başlatılmıştı. Susurluk kazasıyla ortaya çıkan devlet içindeki çetelere ve faili meçhul cinayetlere karşı “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi başlatılmıştı. Bu bir süre sonra Refahyol’un devrilmesi ve 28 Şubat sürecinin başlatılması için kullanıldı.

Engin Yıldırım, sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek özür diledi. Yakın çevresine de “Ben hukukun ışığını kast etmiştim. Askeri kast etmedim” dediği söyleniyor.

Anayasa Mahkemesi Engin Yıldırım’ın tweet’i üzerine yaşanan krizi görüştü. Anayasa Mahkemesi üyeleri, Engin Yıldırım’ın tweet’inin darbe iması taşımadığı görüşüne varmışlar. Ancak üyelerin önemli bir kısmı Engin Yıldırım hakkında soruşturma açılmasını talep etmişler. Sonuçta Engin Yıldırım hakkında soruşturma açılmadı. Burada kurumsal koruma refleksinin hâkim olduğunu düşünebiliriz. Anayasa Mahkemesi üyeleri, “Sarı öküzü vermeme” prensibiyle hareket etmiş olabilir.

‘MESAJ MIYDI’ SORUSU

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifa çağrısı hâlâ masada duruyor. Çünkü Engin Yıldırım özür dilemenin ötesinde ikna edici bir açıklama yapmadı. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, darbelerden dolayı çok büyük acılar yaşandığı için tereddütler giderilmiş değil.

Bir ışığın Türkiye’yi yeniden alacakaranlık kuşağına sokmasından endişe ediliyor. Bir kabine üyesinin, “O ışıkla bir yere mesaj mı verilmek istendi” sorusu yanıt bekliyor. O cümlenin devamında ise “Hangi ülkeye mesaj verildi?” sorusunun geldiğini eklemeliyim.

ANAYASA MAHKEMESİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMADI?

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği “hak ihlali” kararını, “yerindelik denetimi” yapıldığı gerekçesiyle kabul etmedi. Bunun üzerine Enis Berberoğlu’nun avukatları dün 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundular.

Bu arada İstanbul 14. Ağır Ceza’nın kararı üzerine Anayasa Mahkemesi olağanüstü toplantı kararı almıştı. Orada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı masaya yatırıldı. Yerindelik denetimi yapıldığı eleştirisine yanıt verilmesi tartışıldı. Ancak herhangi bir açıklama yapılmaması kararı alındı.

Yazının Devamını Oku

Işıklar kimin için yanıyor

Koronavirüs nedeniyle AK Parti’nin son grup toplantısı 11 Mart’ta yapılmıştı. O nedenle 7 ay sonra yapılan grup toplantısını izlemek üzere Meclis’teydim.

Toplantı saati yaklaştıkça, bakanlar birer ikişer gelmeye başladı. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’le sohbetimiz haliyle bir gece önce yaşanan “Işıklar yanıyor” tartışması üzerine oldu. Gül, Anayasa Mahkemesi’nin gereken adımı atması gerektiğine işaret etti. Zaten az sonra muhabir arkadaşlarımız Adalet Bakanı Gül’ün etrafını çevirdiler. Gül, “Anayasa Mahkemesi saygın bir kurum ama öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin saygınlığını, başta o mahkemenin üyesinin koruması gerekir” dedi.

ERDOĞAN’A SADE KARŞILAMA

Koronavirüs öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelişi sırasında Meclis’in merdivenleri üzerinde ayak basacak yer bulamazdınız. Ancak pandemi önlemleri söz konusu olunca, Erdoğan’ı sadece grup başkanı Naci Bostancı’nın karşılaması kararlaştırıldı. Erdoğan’la birlikte hareket eden Cumhurbaşkanlığı ekibi de yoktu. Sadece koruma ekibine kısıtlama getirilmemişti.

Erdoğan’la Meclis’i gelişi sırasında selamlaştık. Cumhurbaşkanı doğrudan grup toplantısına geçti. Grup toplantısı için bir gün önceden milletvekillerinden COVID-19 testi yaptırmaları istendi. Daha önce Erdoğan’ın yanına genel başkanvekili olarak Numan Kurtulmuş ya da eski başbakanlardan Binali Yıldırım otururdu. Bazen de grup başkanı Naci Bostancı. Bu kez Erdoğan tek başına oturdu. Milletvekillerinin tümü maskeliydi. Koltuklar mesafeye uygun olarak düzenlenmişti ama yer bulamayan milletvekilleri oraya oturmak durumunda kaldı. Oturumu yöneten grup başkanvekili Bülent Turan, Erdoğan’ı, bir gece önce yaşanan tartışmaya gönderme yaparak, “Demokrasinin ışığı yanmaya devam edecek” sözleriyle kürsüye davet etti. Erdoğan, konuşmasını yaparken milletvekilleri maskelerini çıkarmadan dinlediler.

KILIÇDAROĞLU’NUN CUMHUR İTTİFAKINA YAPTIĞI KATKI

HDP’ye yönelik operasyonlarla İYİ Parti’yi millet ittifakından koparmak ve muhalefeti güçsüzleştirmek için adımlar atılırken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tam aksine erken seçim çağrısı ile cumhur ittifakının güçlenmesine neden oldu.

Önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli erken seçim istemediğini, seçimlerin 2023 yılında yapılacağını, Cumhurbaşkanı adaylarının ise Erdoğan olduğunu açıkladı. Dünkü grup toplantısında da Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür ederek başladı. Bahçeli’nin, Türk Tabipleri Birliği’yle ilgili önerisine güçlü bir şekilde destek verdi. Barolar Birliği’yle ilgili düzenlemenin benzerinin yapılması için talimat verdi.

ERDOĞAN İSTİFASINI İSTEDİ

Yazının Devamını Oku

Meclis’te seçim havası var mı?

Erken seçim tartışmaları konusunda nabız tutmak üzere Meclis’teydim.

Erken seçim konuşulmaya başlandığı zaman mutlaka gerçekleşir derler. Ama ben kulislerde bir seçim havası görmedim. Bırakın AK Parti milletvekillerini CHP milletvekilleri de öyle seçime gidelim gibi bir hava içinde değillerdi. Peki buna rağmen Kılıçdaroğlu neden erken seçim çağrısı yaptı? Hem daha birkaç ay önce erken seçimi doğru bulmadığını söylemesine rağmen. Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyeler başarılı bir icraat ortaya koymadan seçime gitmenin doğru olmayacağı kanaatindeydi. Acele etmeyelim iktidar iyice yıpransın o zaman seçime gideriz düşüncesini savunuyordu.

BAHÇELİ’DEN KILIÇDAROĞLU’NA YANIT

Meclis’te önce Bahçeli’yi takip ettim. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun çağrısı nedeniyle MHP Lideri’nin ne diyeceği önemliydi. Bahçeli kürsüye çıktı ama Kılıçdaroğlu’nun istediği açıklamayı yapmadı. Tam aksine hesap sordu. CHP Lideri’ne, “Kılıçdaroğlu ne oldu da seçim diye tutturdu. Seçim isteği sipariş ve hezeyandır. Sana kimler ne söyledi, neyi vaat ettiler? Kılıçdaroğlu’na diyorum ki seçimi falan boşver” diye seslendi. Bahçeli, ardından da erken seçim tartışmalarına son noktayı koydu. “Seçim zamanında yapılacaktır. Erken seçim tartışması emek ve nefes israfıdır. MHP, sözünün eridir. 2023’te Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

KILIÇDAROĞLU ERKEN SEÇİME GİRMEDİ

Bahçeli’nin konuşmasından sonra iki buçuk saat sonra bu kez kürsüye Kılıçdaroğlu çıktı. CHP Lideri’nin grup konuşmasını dikkatli bir şekilde takip ettim. Belki atlamışımdır diye diğer meslektaşlarıma sordum. Ama onlar da duymamıştı. Kılıçdaroğlu tam 1 saatten fazla konuştu ama erken seçim konusuna değinmedi. Hem de hiç.

MERAL AKŞENER ERKEN SEÇİM İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR?

Kılıçdaroğlu’nun erken seçim çağrısı bir anda gözleri millet ittifakında ortağı Meral Akşener’e çevirdi.

Meral Akşener

Yazının Devamını Oku

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

Siyaseti iki dinamik belirliyor:

1- 2023’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi.

2- İttifak sistemi.

3- Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifaklar üzerinden siyaset kıran kırana bir mücadeleye sahne olacak. ‘Cumhur ittifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı şimdiden belli olduğu için, bu süreç daha çok ‘millet ittifakı’nı zorlayacak.

AKŞENER Mİ, GÜL MÜ, İMAMOĞLU MU?

Millet ittifakının yerel seçimlerde sağladığı başarı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik umutlarının artmasına neden oldu.

Geçen seçimde Abdullah Gül’ü ortak aday yapmak isteyen Kılıçdaroğlu’nun bu projesinden vazgeçmediği anlaşıldı. Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ün adaylığı sorulduğunda “Yok” demedi, tam aksine, “Gül’den neden bu kadar korkuyorlar” sözleriyle Gül’den vazgeçmediğini ortaya koydu.

Ancak tek gelişme bu değildi. Hatta daha ileri adımlar atıldı. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını ittifak ortaklarıyla birlikte belirleyecekleri açıklaması, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Evine dön” çağrısı ve buna Erdoğan’ın destek vermesiyle Akşener’in siyasi pozisyonu güçlenmiş oldu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu neden erken seçim istedi?

Erken seçim isteyip istemediğini sorduğumuzda karşı çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu kez erken seçim çağrısı yaparak şaşırttı.

CHP’de bir grup erken seçim isterken, Kılıçdaroğlu ise zamansız buluyordu. Kemal Bey, seçimi kazanan belediye başkanlarının bir icraat ortaya koyması gerektiğini savunuyordu. CHP’li belediye başkanlarının yönettiği büyükşehirler; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Eskişehir, Antalya olmak üzere nüfusun yüzde 55’ine, ekonominin ise yüzde 75’ine sahip. Kılıçdaroğlu, yeni seçilen CHP’li belediye başkanları başarılı bir performans ortaya koyduktan sonra seçime gitmenin daha akıllıca olacağını düşünüyordu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de seçimlerin 2023’te yapılacağı kanaatindeydi. Ama ne olduysa oldu, Kemal Bey erken seçim çağrısı yaptı. Hem de şimdiye kadar gittiğimiz birçok erken seçimin arkasındaki karar mercii olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye çağrı yaparak. 3 Kasım 2002 ve 24 Haziran 2018 seçimlerine Bahçeli’nin çağrısı üzerine gitmiştik.

KILIÇDAROĞLU, BAHÇELİ’YE SESLENDİ

Kılıçdaroğlu, “Ülke yönetilmiyor. Bu ülkenin kurtuluşu bir an önce seçime gitmektir. Bunu kime söylüyorum? Sayın Bahçeli’ye söylüyorum. Bu ülkeyi seviyorsan, çık kardeşim yarın sabah, de ki ‘Yeter artık’. Türkiye’yi seçime götür” dedi.

BAHÇELİ ‘SEÇİMLER ZAMANINDA YAPILACAK’ DEDİ

Hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının haziran ayında, yani zamanında yapılacaktır. Hiç kimse boş hayale kapılmamalıdır” açıklamasının üzerinden fazla bir zaman geçmeden.

BAHÇELİ’NİN TAVRI NE OLUR?Kılıçdaroğlu’nun çağrısına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanıtı ne olacak? Sanıyorum bunu öğrenmek için fazla bir zamana gerek kalmayacak. Bahçeli bir açıklama yapacak. Ancak kimse Bahçeli’nin, Kılıçdaroğlu istedi diye ülkeyi erken seçime götürmesini beklemiyor. MHP Lideri’nin seçimlerin 2023’te yapılacağı yönündeki sözlerinin arkasında durması bekleniyor.

Yazının Devamını Oku

Adım adım HDP’ye Kobani operasyonu

Güne Sinan Burhan’ın başkanı olduğu Anadolu Yayıncılar Derneği’nde Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’le kahvaltı ile başladık. Bir süre önce koronavirüsten dolayı kaybettiğimiz Anadolu Yayıncılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi, Şanlıurfalı meslektaşımız İbrahim Toru’yu rahmetle yâd ettik. Şanlıurfa’nın samimiyetini taşırdı İbrahim Toru. Güzel bir insandı.

HDP’YE KOBANİ OPERASYONU

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, yürüyen soruşturmalarla ilgili ser verip sır vermeme tutumunu koruyor. O nedenle 6 yıl sonra başlatılan ikinci dalga Kobani operasyonları konusunda sağdan girdik, soldan sorduk ama perde arkasına ilişkin bir bilgi alamadık. Adalet Bakanı, “Gezi ve Kobani olaylarıyla Türkiye’de sokak üzerinden bir vesayet devşirme alanında Vandallar ve bu konuda teröristler devreyle girdi. 6-8 Ekim olaylarında çok büyük vahşet yaşandı. Terör örgütünün talimatlarıyla yapılan eylemlerde, iki polisimiz şehit oldu, 35 vatandaşımız hayatını kaybetti, Yasin Börü’nün hayatına kurban eti dağıtırken vahşice son verildi. Bunların elbette hesabı sorulur. Türkiye’de bölge halkının, Kürtlerin en büyük sorunu PKK sorunu ve yine oy alıncaya kadar kapılarına geldi ama oy aldıktan sonra kapısının önüne çukur kazdı. Bu siyasetin de bölgeye vermiş olduğu zararı hepimiz biliyoruz. Yürüyen soruşturmayla ilgili savcılık vardığı sonucu kamuoyuyla paylaşacak” demekle yetindi.

SÜLEYMAN SOYLU’NUN EŞBAŞKANLAR VURGUSU

Kobani soruşturmasının nereye odaklanacağı sorusuna cevap aradığımı söylemiştim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Demirtaş 6-8 Ekim olaylarının bir numaralı sorumlusudur” çıkışı bir fikir verdi. Aradığım sorunun ikinci cevabını ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “6 yıl geçmişmiş de, neden yargı bugün bakıyormuşmuş da, neden böyle yapıyormuş da... Yüzlerce yıl geçti. Kerbela’yı unuttuk mu?” sözlerinde buldum. Soylu o konuşmanın devamında, “Aklımızı ve hafızamızı yediğimizi ve unuttuğumuz sananlara sesleniyorum. Hatırlıyor musunuz? Sözde eşbaşkanlardı. ‘Sokağa çıkın’ diye talimat verdi. ‘Hadlerini bildirin’ diye talimat verdi” diyor.

GİZLİ TANIK

Bir gizli tanık tarafından Kobani eylemleri için Duran Kalkan’ın verdiği talimatı Kamuran Yüksek’in HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilettiği iddia edildi.

KANDİL’İN TALİMATI

Yazının Devamını Oku

Aliyev ile Putin’in yaş günü diplomasisi

Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısından bu yana dikkatle izlenen liderlerden birisi Rusya Devlet Başkanı Putin.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın suratına telefonu kapatan Putin, şu ana kadar Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’i aramadı. Putin, saldırıların başladığı andan itibaren beklentilerin aksine Ermenistan’ın yanında yer almadı. Hatta Paşinyan’ın içine düştüğü zor durumu uzaktan izlemekle yetindi.

Putin böylece ABD ve Fransa yanlısı Paşinyan’ın burnunu sürtmüş oldu. Putin’in, Paşinyan’ın devrilmesi için çaba gösterip göstermeyeceği ise bilinmiyor. Putin’in, Paşinyan’ı devirip Rusya yanlısı bir yönetimi işbaşına getirebileceği konuşuluyor.

Bu süreçte Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in yürüttüğü diplomasiye de dikkat çekmek istiyorum. Aliyev, Rusya’yı karşısına alacak açıklama yapmaktan kaçınıyor. Çok akıllı bir strateji izliyor. Putin’in, Ermenistan’ın yanında bir görüntü vermesine neden olacak tahriklerden kaçınıyor.

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmaları izleyen Putin’in ne zaman devreye gereceği önemini koruyor. Ama bu süre zarfında Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklardan bir kısmını kurtarması bekleniyor. 

PUTİN’İN DOĞUM GÜNÜ

İlham Aliyev’in öncelikli olarak Putin’in Ermenistan’ın yanında yer almamasını sağlamaya çalıştığı anlaşılıyor. Hatta mümkünse yanına çekmeye çalışıyor. Akıllı bir politika. Aliyev, Putin’in doğum gününü bahane ederek bir adım atacak. 7 Ekim 1952 tarihinde Petersburg’da doğan Putin bugün 68. yaş gününü kutlayacak. Aliyev, Ermenistan-Azerbaycan savaşından bu yana sessizliğini koruyan Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü kutlayarak diyalog sürecini başlatmış olacak. Böylece savaş ortasında bir doğum günü diplomasisi yaşanacak.

ÇAVUŞOĞLU BİR PLAN MI GÖTÜRDÜ?

Bu arada NATO Genel Sekreteri

Yazının Devamını Oku

Kobani soruşturması 6 yıl sonra neden başladı?

19 Ekim 2014 tarihinde Kobani olayları devam ederken ABD Başkanı Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramıştı. Erdoğan ile Obama arasında şöyle bir diyalog gerçekleşiyor.

ERDOĞAN-OBAMA DİYALOĞU

“Obama: IŞİD, Kobani’ye ilerliyor. Sizin müdahale etmenizi bekliyoruz.

Erdoğan: Biz Kobani’den 200 bin sivili aldık.

Obama: Bunun için Türkiye’ye teşekkür ediyoruz. Ama IŞİD ilerliyor. Sizin müdahale etmeniz lazım.

Erdoğan: Biz sivilleri aldık. Orada PKK terör örgütünün Suriye uzantıları kaldı.

Obama: Ama Kobani düştü, düşecek.

Erdoğan: Bu ısrarınız niye anlamıyorum. Biz oraya peşmergeleri sokabiliriz. Özgür Suriye Ordusu’nu sokabiliriz.

Obama: Biz IŞİD’e karşı direnişleri için onlara silah yardımı yapacağız.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan Meclis’in açılışında hangi kritik mesajı verecek?

Meclis bugün yeni yasama yılına başlayacak. Pandemi nedeniyle resepsiyon yapılmayacak.

Meclis’in açılışına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması damgasını vuracak. Erdoğan’ın iç ve dış kamuoyuna önemli mesajlar verecek bir konuşma yapacağı söyleniyor.

Cumhurbaşkanları kimi zaman Meclis kürsüsünden iz bırakan konuşmalar yaptılar. Özal’ın Cumhurbaşkanı seçildiğinde ‘üç hürriyet’i Türkiye gündemine taşıdığı bir konuşması olmuştu. Düşünceyi ifade etme hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, teşebbüs hürriyeti gibi. Demirel, Meclis’i açış konuşmasında Öcalan’ı sınır dışı etmesi için Suriye’yi sert bir dille uyarmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise Meclis’i açış konuşmasında uluslararası sorunlara ilişkin önemli mesajlar vermesi bekleniyor.

1) Doğu Akdeniz gerilimi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB liderlerine yazdığı mektupta Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının adil olarak dağıtımı ve deniz yetki alanlarının adil ve eşit bir şekilde paylaşımını esas aldığını belirtmişti.

2)Türk-Yunan gerginliği: Yunanistan ve Rum yönetiminin Türkiye ve Kıbrıs Türklerini yok sayan tutumu ve adaları Lozan Anlaşması’na aykırı olarak silahlandırma çabalarının yaşanan gerilimin nedeni olduğunu belirterek, Türkiye’nin sorunların çözümü için Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğa hazır olduğumuzu söylemesi bekleniyor.

AZERBAYCAN’A DESTEK, ERMENİSTAN’A UYARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının bir bölümünü ise Azerbaycan-Ermenistan savaşına ayırması bekleniyor. Savaşın işgalci konumundaki Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırması üzerine çıktığını vurgulayacak olan Erdoğan’ın, işgalci Ermenistan ile topraklarını savunmak zorunda kalan Azerbaycan’ın eşit tutulmasıyla bir çözüme ulaşılamayacağını söylemesi bekleniyor. Erdoğan’ın, çözümün sağlanması için Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilip saldırgan tutumunu sona erdirmeden bölgede huzurun sağlanamayacağına vurgu yapacağı ifade ediliyor.

Azerbaycan’a destek bildirisi için TBMM’ye bir kez daha teşekkür edecek olan

Yazının Devamını Oku

Anketlerden ilginç sonuçlar çıkıyor

Gündemimizde Azerbaycan-Ermenistan savaşı, koronavirüste ikinci dalga ve ekonomideki gelişmeler var. Ama sizi bunlardan biraz sıyırıp anketlerin dünyasına götürmek istiyorum. Başkanlığını Dr. Hilmi Daşdemir’in yaptığı Optimar’ın eylül ayı araştırmasından ilginç sonuçlar çıkıyor.

KORONAVİRÜS MÜ EKONOMİ Mİ?

Nisan ve mayıs aylarında gündemin ilk sırasında yer alan koronavirüs, yaz aylarıyla birlikte kısmen gerilemişti. Ancak ikinci dalgayla birlikte yaşanan artışlar koronavirüsü ilk sıraya taşıdı. Ankete katılanların yüzde 33.9’u koronavirüs derken, ekonomi 33.3’le ikinci sırada yer aldı. Oysa ağustos anketinde ekonomi birinci sırada, koronavirüs ise ikinci sırada yer alıyordu. Söz konusu sağlık olunca ekonomi ikinci sıraya düştü. Ama doların yeniden yükselişe geçtiği ağustos ayında ekonomi 41’le birinci sırada yer alıyordu.

CUMHUR İTTİFAKININ OY ORANI NE?

Anketlerde partilerin oy oranı veriliyor ama değerlendirmeler ‘cumhur ittifakı’ ve ‘millet ittifakı’ olarak yapılıyor. Optimar’ın anketine göre kararsızlar dağıtıldığında AK Parti’nin oy oranı yüzde 41.4 olarak yer alıyor. MHP ise 9.5’e ulaşıyor. AK Parti ve MHP’nin oyları toplandığında ise 50.9’a ulaşıyor. Bu verilere göre ‘cumhur ittifakı’ yüzde 50’nin üzerine çıkıyor.

CHP’NİN OYLARI NE DURUMDA?

CHP’nin oylarını hem parti olarak verip hem de ‘millet ittifakı’ olarak değerlendireceğim. CHP’nin oyları bir süredir yüzde 25’in altında. Başarılı bir kurultay yapmasına rağmen CHP’de kısmı bir gerileme gözleniyor. Optimar’ın araştırmasında CHP’nin oyları yüzde 23.8 olarak yer alıyor.

PEKİ İYİ PARTİ?

İYİ Parti, eylül ayı araştırmasında 9.3 olarak yer alıyor. Parti ağustos araştırmasında ise 9.8 olarak çıkıyordu.

Yazının Devamını Oku

Duygu Delen olayında flaş gelişme

Duygu Delen, Gaziantep’te Mehmet Kaplan’la beraber bulunduğu evin dördüncü katından düşerek hayatını kaybetmişti.

Duygu Delen intihar mı etti, yoksa Mehmet Kaplan tarafından aşağıya mı atıldı? Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Duygu Delen’in ölümünü aydınlatmak üzere titiz bir soruşturma yürütüyor. Duygu Delen olayına resmi bilirkişi olarak atanan Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar tarafından hazırlanan rapor, mahkemeye sunuldu. Bilirkişi raporu Duygu Delen’in intihar mı ettiği yoksa Mehmet Kaplan tarafından aşağıya mı atıldığı yönündeki soruşturmaya ışık tutacak. Bilirkişi Hakan Kar, Ankara’da Şule Çet olayının aydınlatılmasında da önemli katkı sağlamıştı. O nedenle davanın resmi bilirkişisi olarak atanan Prof. Dr. Hakan Kar’ın hazırladığı rapordaki tespitleri paylaşmak istiyorum. Bilirkişi raporunda, “Duygu Delen’in düşme anında bilincinin kapalı ancak canlı halde olduğu” tespitine yer verildi. Olay yerindeki, “kemer”in varlığına dikkat çekildi. Ayrıca Duygu Delen’in vücudunda sert bir cisimle vurma sonucu olabilecek “ray tipi ekimoz” tespit edildi.



DURDUĞUM YER

Yargılamanın hassasiyetini dikkate alarak mümkün mertebe yorum yapmaktan kaçınıyorum. Ancak genç bir kızın ölümüne duyarsız kalamazdım. Çünkü bu olayın sadece adli boyutu yok. Beni asıl ilgilendiren tarafı ise insani tarafı.

DUYGU DELEN’İN 

Yazının Devamını Oku

Ermenistan Azerbaycan’a neden saldırdı

Can Azerbaycan dün, Ermenistan’ın saldırısına maruz kaldı. O saldırıyı yüreklerimizin derinlerinde hissettik. Çünkü o saldırı aynı zamanda bize yapıldı. Çünkü biz “İki devlet tek milletiz.”

Ermenistan’ın Rusya’nın haberi olmadan bu saldırıyı gerçekleştiremeyeceği biliniyor. Ancak Rusya bir yandan Ermenistan’ı kışkırtırken diğer yandan askeri yöntemlerle sonuç alınmasını doğru bulmadığını ifade ediyor. Putin, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüşmesinden sonra Kremlin’den yapılan açıklamada bölgede askeri çatışmaların derinleşmesinden endişe duyulduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın işgal edilen köylerin bir kısmını kurtardıktan sonra yapılan bu açıklama timsah gözyaşlarından öteye bir anlam taşımıyor.

Tabi Ermenistan’ın saldırganlaşmasının arkasında Fransa’nın parmak izlerini de görmek gerekiyor. Yunanistan’ı kışkırtarak bir sonuç elde edemeyen Putin, bir kez daha Ermenistan kartını devreye soktu. Ermenistan, Yunanistan, Rum kesimi kimi Macron’un, kimi Putin’in maşası olmaktan öteye geçemediler.

Macron, Yunanistan ve Rum kesimini kışkırttı ne oldu? Ne Yunanistan ne Rum kesimi kazançlı çıktı. Macron ise Erdoğan’ı arayıp, geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdi benzer bir oyunu Ermenistan üzerinden oynamaya çalışıyor.

Ama söz konusu Ermenistan olunca buradaki esas oğlan Putin...

Libya’da sıkışan Putin, Ermenistan kartını sahaya sürdü. Ancak Putin’de gördü ki, hırsı aklından öte giden Ermenistan Başbakanı Paşinyan sadece kendisini değil, Rusya’yı da rezil edecek.

Bu olay da bir kez daha gösterdi ki, bölgenin iki büyük ülkesi Türkiye ve Rusya olmadan bölgede bir statükonun oluşturulması mümkün değil. Türkiye, Kafkasya’da Rusya gerçeğini dikkate almadan hiçbir adım atmadı. Rusya’yı ürkütmek yerine Rusya ile işbirliğini tercih etti. Ama aynı yaklaşımı göremedik. Bunu Putin’in de iyi anlaması gerekiyor. Özellikle Fransa’nın bölgeye parmağını sokmasının önlenmesi açısından.

TÜRKİYE’YE MESAJ

Bu saldırıyı sadece Azerbaycan’la sınırlı görmek, fotoğrafı eksik okumak olur. Bunun bir ucunda da Türkiye var. Türkiye, şimdiye kadar Ermenistan’a her zaman ılımlı yaklaşmasına, bir dönemler milli takımların dostluk maçı yapılabilecek seviyeye gelinmesine rağmen, Ermenistan kişilikli bir devlet olarak değil, başka ülkelerin sahaya sürdüğü bir kart olarak hareket etmeyi tercih etti. Ama sert kayaya çarptı. Ne Azerbaycan eski Azerbaycan. Ne Türkiye eski Türkiye. Ne de bölgede artık eski dengeler var.

Yazının Devamını Oku