GeriAbdulkadir SELVİ Afganistan’da Taliban yönetimi kuruluyor mu?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Afganistan’da Taliban yönetimi kuruluyor mu?

ABD; Afganistan’ı Taliban’a altın tepsi içinde teslim etti. Taliban, Afganistan’ı ele geçirdi.

Ama henüz Afganistan’da bir yönetim kurulamadı. ABD Başkanı Biden, “Afganistan’da kaos kaçınılmazdı” sözüyle yeni dönemin kodlarını verdi. Tam da Trump’ın “Ortadoğu’yu mahvettik” dediği gibi, ABD nereye girdiyse orayı mahvedip çıktı.

KAOS SÜRÜYOR

Afganistan’da yeni yönetim kurulamadığı sürece kaos derinleşiyor. Ülkede kritik eşik henüz aşılmış değil. Afganistan tam bir bıçak sırtında. Ya hükümet kurulması sağlanacak ya da ülke on yıllarca sürecek yeni bir iç savaşın içine sürüklenecek.

TALİBAN’DAN GELEN SİNYALLER

Taliban geçmişte de Afganistan’ı yönetmişti. Ancak akıllarda kadınlara ve muhaliflere yönelik zulümler nedeniyle karanlık bir tablo bırakmıştı. 20 yıl aradan sonra dünya Taliban’ı izliyor, Taliban da ilk kez dünyayı izliyor. Ama henüz yeni bir Taliban’la mı karşı karşıyayız sorusuna cevap verecek noktada değiliz.

1- Taliban geçmişten farklı olarak geçiş sürecinin şekillendirilmesi için Abdullah Abdullah, Hamit Karzai ve Hikmetyar’dan oluşan bir ekibin devreye girmesini kabul etti.

2- Taliban geçmişte olduğu gibi dünyaya meydan okumak yerine ılımlı yüzünü öne çıkarmayı tercih etti.

3- Ama bu henüz Taliban’ın gerçek yüzünü görmemizi sağlamadı. Taliban’ın nasıl bir yönetim hedeflediği ortaya çıkmadı.

4- ABD başta olmak üzere Batı dünyası, baştan itibaren ılımlı yönünü devam ettirdiği sürece Taliban yönetiminin tanınması yönünde sinyaller veriyor. Rusya ve Çin ise Taliban’a ılımlı yaklaşıyor.

5- Karşılıklı olarak bir test süreci yaşanıyor. Bundan sonraki süreci Taliban’ın uygulamaları ile uluslararası camianın yaklaşımı belirleyecek.

TÜRKİYE’NİN POZİSYONU

6- Türkiye, Taliban gerçeğinin farkında. Afganistan’daki yönetim boşluğunun giderilmesi için çaba gösteriyor. Taliban’ı uluslararası camia ile diyaloğu tercih eden bir yönetim kurması  için teşvik ediyor.

7- Afganistan’da yeni hükümetin kuruluşu için yürütülen temaslarda ilerleme sağlandığı yönünde  olumlu sinyaller geliyor ancak yeni hükümetin kuruluşunun zaman alacağı ifade ediliyor.

8- Afganistan’da yönetim boşluğunun giderilmesi ve uluslararası camianın tanıyacağı bir hükümet modelinin oluşturulmasını destekleyen Türkiye, yeni Afganistan’ın kurumlarının oluşturulması konusunda da katkı yapmaya hazırlanıyor.

9- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin, Merkel ve Miçotakis ile görüşmelerinde Afganistan göçünün yaşanmaması amacıyla, ülkede yönetim boşluğunun kısa sürede giderilmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini savunuyor.

10- Türkiye, Taliban için değil Afganistan için çaba gösteriyor. Afganistan’a hâkim güç olarak  Taliban’la diyalog kurmayı tercih ediyor. Ama Taliban’la anılmaktan imtina ediyor. Taliban’ın  nereye evrileceğinden emin olmadığı için ihtiyatlı hareket ediyor. Taliban’la anılmamak için aradaki mesafeyi korumaya özen gösteriyor.   

İŞTE BENİM DEVLETİM

Afganistan
’dan zorlu koşullar altında ülkemize getirilen vatandaşlarımızın, “Devletimin büyüklüğünü bir daha anladım. Devletim beni aldı vatanıma getirdi” diyorlar ya. İçim sızlıyor. Tam da devlet bugünler için lazım diyorum. Devlet odur zaten. Savaşın, kaosun, salgın hastalığın ortasından seni çekip kurtarıp, anavatanına getiriyorsa, o devlet büyük devlettir. Afganistan’dan şu ana kadar 1395 vatandaşımız Türkiye’ye getirildi. Aralarında Almanya, Avusturya, Japonya ve İtalya’nın da bulunduğu 23 ülke ve 9 uluslararası kuruluştan yardım talebi gelmiş. Pandemi sürecinde ise 142 ülkeden 100 bini aşkın vatandaşımız ülkemize getirilmişti.

SAHRAA KARİMİ NASIL KURTARILDI?

Ünlü Afgan yönetmen Sahraa Karimi, Taliban’ın Kabil’e girmesi üzerine şehirden kaçarken bir yandan da araç içinde çektiği videoda, dünyaya “Bizi öldürmeye geliyorlar” diye seslenmişti. Karimi’nin, “Taliban şehre girdi ve biz kaçıyoruz. Herkes korkuyor” sözlerinin duyulduğu video dünyayı şoke etmişti. Bir süre hayatından endişe edilen ünlü yönetmen sosyal medya hesabından açıklama yaparak 11 kişiyle birlikte Afganistan’dan çıkarıldıklarını belirterek Türkiye ve Ukrayna’ya teşekkür etmişti.

Afganistan’da Taliban yönetimi kuruluyor mu

Fotoğrafta Taliban rejiminden kaçarken çektiği videoda ölüm korkusu yaşayan Sahraa Karimi’nin İstanbul Havalimanı’ndaki mutluluğu yüzünden okunuyordu.

Sahraa Karimi’nin Afganistan’dan nasıl çıkarıldığının detayları da belli oldu. Ukrayna’nın bildirmesi üzerine Sahra Karimi ile irtibat kurulup havalimanının işletmesini sağlayan birliklerimiz tarafından buraya alınmış. Türk birliklerinin koruması altındaki bölgeye girdiği anda kendisini güvende hisseden Sahraa Karimi, 16 Ağustos Pazartesi günü ise THY uçağı ile İstanbul’a getirilmiş. Ünlü yönetmen İstanbul’da bir süre kaldıktan sonra aynı gün Ukrayna’ya geçmiş.

SAĞDUYU VE KUCAKLAYICI SİYASET

İYİ
Parti İstanbul İl başkanı Buğra Kavuncu’ya yapılan saldırıya üzüldüm. Ama saldırgan Sinan Oral’ın kısa sürede yakalanmasına sevindim.

Ama bu kaygılarımı, endişelerimi gidermeye yetmedi. Hatta daha çok arttırdı. İktidar da  muhalefet de demokrasinin bir gereği. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız.

Çok tehlikeli bir kutuplaşmanın içine girdik. Nefret dili düdüklünün altındaki ateşin açılması gibi bu kutuplaşmayı körüklüyor. Bunun tehlikeli bir provasını Altındağ’da Suriyelilerin ev ve işyerlerine yapılan saldırıyla gördük. O yeni bir 6-7 Eylül planlayanların güçlerini test ettiği bir provaydı. Etki ajanlarının fitilini ateşlediği tehlikeli bir provokasyondu.

ORGANİZE YAPILAR

Bunlar hayra alamet şeyler değil. Biz geçmişte bu filmi çok gördük. Ama filmin sonu bizim açımızdan hep felaket oldu.

Bir süredir eski kaos ortamının yeniden yaratılmak istendiğini görüyorum. Bu tür ortamlar her zaman gayri nizami yapılara bekledikleri fırsatı verir. Bu tür iklimlerden her zaman uluslararası istihbarat servisleriyle onların içimizdeki aparatları yararlanır. Geçmişte hep böyle oldu. Şimdi de göz göre göre bir istikamete doğru savrulmak isteniyoruz. Kutuplaşma ve gerginlikleri siyasi saldırılar hatta suikastlar takip etti. Bu süreçlerin sonunda demokratik rejim tehlikeye girdi. Ağır bedeller ödedik, gençlerimizi, geleceğimizi kaybettik. Gerilim ortamını körükleyenlerin bir siyasi hedefi olduğunu gördük. Kutuplaşmayı kaosa çevirip, organize yapıları sahaya sürüp, kardeşi kardeşe kırdırıp, tehlikeli bir oyun oynadılar. Benim kaygım ondan.

Belli ki eski oyunlar yeniden sahnelenmek isteniyor. Bu tuzağa düşmemek, bu oyunları boşa çıkarmak gerekiyor. Bu tür zamanlarda sağduyulu olmak gerekiyor. Kutuplaşmanın körüklendiği dönemlerde kucaklayıcı olmak gerekir.

NEFRET DEĞİL SEVGİ DİLİ

Bizim nefret diline değil, sevgi diline ihtiyacımız var. Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş-ı Veli’yi yetiştiren bu topraklarda gönülleri kazanmaya ihtiyacımız var. Bunu bir naiflik olması için söylemiyorum. Milletimizin DNA’sı nefret üzerine değil, muhabbet üzerine kuruludur.

Bu tehlikeli kutuplaşmanın önünü almak için kucaklayıcı bir siyasete, kucaklayıcı liderliğe ihtiyacımız var. Kim kucaklayıcı bir siyaseti tercih eder, kim kucaklayıcı bir dili kullanır; o kazanır.

O nedenle diyorum ki sağduyu ve kucaklaşma bizim yeni kutup yıldızımız gibi olmalı. Bize nefret dili değil gönül dili yol göstermeli.

Netice itibarıyla hepimiz bu ülkenin çocuklarıyız. Başkalarının çocuklarının oyunlarına niye alet olalım.

X

Erdoğan ikinci dilekçeyi verdi sıra Kılıçdaroğlu’nda

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı doğru olanı yaptı. Soruşturma açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasının araştırılmasını istemişti.

Yani herkes Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasını ciddiye aldı. Çünkü bizde siyasi cinayetler üzerinden kaos planları oluşturuldu, ara rejime giden süreçler başlatıldı. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin olarak elindeki bilgileri varsa istihbaratı, duyumu yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN İFADE VERSİN DEDİ

Ama Kılıçdaroğlu ne yaptı? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunarak önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesine başvurulmasını talep etti. Avukatı Celal Çelik aracılığıyla verdiği dilekçede, “AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturma konusu, siyasi cinayetler ve tehditler özelinde ifadesine başvurulmasını” istedi.

Hukukun genel kaidesidir. Müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir. Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddialarını yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN, SAVCILIĞA BAŞVURUDA BULUNDU

Ancak

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu cumhurbaşkanı, Akşener başbakan modeli

Meral AKŞENER daha önce Ekrem İmamoğlu’nu İkinci Fatih’e benzetmişti. Şimdi de, “Benim ablam 75 yaşında dindar bir kadın. Ablam AKP bünyesindeki dindar kadınlarla da beraber olan biri. Ablam bana ‘Ekrem kardeşimin yüzünde rabbi yessir gördüm’ dedi. Arkadaşlarını sordum, onlar da sempati duymuşlar” dedi.

“Rabbi yessir” duası, “Rabbim kolaylaştır. Zorlaştırma. Rabbim (İşlerimi) hayırla sonuçlandır” anlamına geliyor. Ama “Ekrem kardeşimin yüzünde rabbi yessir gördüm” demek onun yüzünde kazanacağının işaretini gördüm anlamına geliyor.

Bu arada Meral Hanım’ın ablası, daha önce Tayyip Bey’in başarısı için Fetih suresinin okunduğu dua halkasında yer alan birisiymiş.

Cumhurbaşkanı adaylığı işi duaya kaldı demezseniz, Meral Akşener en etkili mesajını “Rabbi yessir” üzerinden verdi. Akşener daha ne desin? Bir tek benim cumhurbaşkanı adayım Ekrem İmamoğlu demedi. Ama cumhurbaşkanı adayının belirleneceği masa kurulduğunda da onu söyleyeceğe benziyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN ÖNÜNÜ KESME HAMLESİ

Meral Akşener, İmamoğlu konusunda verdiği bu güçlü mesajların hiçbirini Kılıçdaroğlu için kullanmadı. Sadece Tunceli’de cumhurbaşkanı olmak Kılıçdaroğlu’nun da hakkıdır dedi. Ama Ekrem İmamoğlu ile tarihten örnek getirdi. Yetmedi maneviyatı devreye soktu. “Rabbi yessir” dedi. Bunun anlamı Kılıçdaroğlu’na sen cumhurbaşkanı adayı olma demektir. Bunun başka bir anlamı da ‘İmamoğlu aday olursa kazanır, Kılıçdaroğlu sen aday olup Millet İttifakı’na seçimleri kaybettirme’dir.

Akşener en önemli hamlelerinden birini yaptı. Kılıçdaroğlu’nun önünü önce tarihle sonra maneviyatla kesmeye çalıştı. Ama asıl bundan sonra Kılıçdaroğlu’nun hamlesi ne olacak? Muhalefette 2023 seçimlerini kazanma umudu doğduğu için cumhurbaşkanı adaylığı konusunda kıran kırana bir mücadele yaşanıyor.

İMAMOĞLU VE AKŞENER ALTERNATİFİ

CHP Genel Merkezi’nin baskısıyla

Yazının Devamını Oku

Büyükelçilerin sınır dışı krizi nasıl aşıldı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 büyükelçinin sınır dışı edilmesiyle ilgili çıkışı etkili oldu. Mesaj yerine ulaştı. Ama Türkiye, Batı dünyası ile ilişkilerin kopmasına yol açacak sınır dışı kararını almayarak, büyük bir krizin yaşanmasına fırsat vermedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler” sözünün adrese teslim bir mesaj olduğunu ifade etmiştim. 10 ülkenin büyükelçisi bu mesajı almışlar ki dün çok yoğun bir temas trafiği yaşandı. Dışişleri Bakanlığı da Cumhurbaşkanı’nın mesajının, Türkiye’nin tavrının iyi anlaşılmasını sağladı.

Süreç ilerledikçe aslında bildirinin 10 büyükelçiyle sınırlı kalmaması ve daha fazla sayıda büyükelçinin bildiriye destek vermesi için özel bir çaba gösterildiği ortaya çıkıyor. Bir mekanizma diğer ülkelerin büyükelçilerini ikna etmek için devreye girmiş. Bildiriye destek vermeyen ülkelerden, “Bize de böyle teklifler geldi. Ama biz reddettik. Uygun bulmadık. Siz de yapmayın dedik” mesajları alındı.

BİRKAÇ METİN GİTTİ GELDİ

10 büyükelçinin açıklaması ABD’nin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından yayınlanmıştı. Dünkü açıklama da önce ABD’nin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabından yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert çıkışı üzerine pabucun pahalı olduğunu anlayan bazı büyükelçilikler yoğun bir çabanın içine girdi. Birkaç metin üzerinde çalışıldı. İlk metinler tatmin edici bulunmadı. “Sade suya tirit” metinler gidip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “olumlu karşıladığı” açıklama ortaya çıktı. Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması”nı isteyen büyükelçiler, yaptıklarının Viyana Sözleşmesinin 41. Maddesi’ne aykırı olduğunu görüp geri adım attılar. ABD’nin Ankara büyükelçiliği diğer büyükelçilikleri harekete geçirerek açıklama yapmalarını sağladı. Türkiye, 10 büyükelçiyi sınır dışı etme kararı alsa biz bugün başka bir şeyi konuşuyor olurduk. Etkileri onlarca yıl sürecek olan bir krizin fitili ateşlenmiş olurdu. Türkiye farklı bir lige geçmiş olurdu. Sınır dışı kararının tetikleyeceği krizler nedeniyle Türkiye, ekonomide ağır bir fatura ödemek zorunda kalırdı.

ERDOĞAN DİK DURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dün Kabine toplantısından sonra yaptığı konuşmalar önemlidir. Ama 10 büyükelçinin sınır dışı edilmeleriyle ilgili konuşmasından sonra dün ne diyeceği çok daha önemliydi. O nedenle nefesler tutuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması beklendi. Erdoğan’ın “Ülkem ve milletim adına koyduğumuz tavır bu sorumlu ve samimi duruşun temahülüdür. Bizim amacımız kriz çıkarmak değil, Türkiye’nin onurunu, gururunu, haysiyetini korumaktır. Bugün büyükelçiliklerden yapılan açıklamayla yanlışlıklarından geri dönülmüştür” sözleri sadece bir değerlendirme değildi. Bir krize fırsat verilmeyeceğinin ilanıydı. Erdoğan bir kez daha dik durdu ve sonuç aldı.

NE OLDU?

Yazının Devamını Oku

Büyükelçiler krizinde bir ihtimal daha var

Ankara son 48 saatte büyük bir çabaya sahne oldu. Bu çabalar henüz sonuçlanmış değil, devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eskişehir’de, Osman Kavala hakkında toplu olarak bildiri yayınlayan 10 büyükelçiyle ilgili olarak istenmeyen adam ilan edilmeleri için Dışişleri Bakanı’na talimat verdiğini söylediği andan itibaren Batı dünyasıyla ilişkiler açısından yeni bir sürece girildi.

Bu yazı yazıldığı saate kadar Dışişleri Bakanlığı’na, 10 büyükelçinin sınır dışı edilmesiyle ilgili işlemlerin başlatılması talimatı verilmemişti. Dilerim verilmez. Dışişleri Bakanlığı da henüz bu on ülkeyle temas kurup biz sınır dışı etmeden siz büyükelçinizi çekin dememişti. Sınır dışı işlemleriyle ilgili herhangi bir mekanizma işlemeye başlamamıştı.

Ama kritik gün, bugün. Bugün Türkiye ile Batı dünyası arasındaki ilişkilerin sınandığı bir gün olabilir. Çünkü olay, Osman Kavala olayını aştı. Türkiye ile Batı dünyası arasında bir krize dönüşme aşamasına geldi.

VİYANA SÖZLEŞMESİ’Nİ İHLAL ETTİLER

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçileri, Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması”nı istedikleri toplu açıklamalarıyla Viyana Sözleşmesi’ni ihlal ettiler. Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesi diplomatların bulundukları ülkelerin içişlerine karışmamasını düzenliyor. Dokuzuncu maddesi ile Türkiye’ye sınır dışı etme yetkisini tanıyor.

KAVALA’YA DESTEK DEĞİL, KÖSTEK

Büyükelçiler toplu açıklamaları ile Osman Kavala’ya destek değil tam aksine köstek oldular. İktidarı ve muhalefeti ile Türkiye’yi karşılarına aldılar. Türkiye gibi bağımsız mücadelesinden doğan bir ülke, 10 büyükelçinin parmak sallamasına boyun eğer mi? Burası müstemleke ülkesi değil, 10 büyükelçi de müstemleke valisi değil. Bu büyükelçilerin Osman Kavala’nın serbest bırakılmasına samimi olarak inandıklarını da zannetmiyorum. 24 Kasım’daki duruşmada böyle bir ihtimal vardı. En azından Kavala için çabalar sürüyordu. Bu bildiri ile en büyük zararı Kavala’ya verdiler. Çünkü onların derdi Osman Kavala değil, Türkiye’ye had bildirmek.

Had bildirene haddi bildirilir.

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler soruşturması ne durumda?

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlerle ilgili iddiasını galiba kendisi haricinde herkes ciddiye aldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı, Cumhurbaşkanı Erdoğan suç duyurusunda bulundu. AK Parti kurmayları sert tepki gösterdi.

Kaos ortamları siyasi cinayetler üzerinden başlatıldığı, darbe süreçlerinin başlama vuruşu siyasi cinayetlerin üzerinden verildiği için bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun tanıklığı önemliydi. İYİ Partili Koray Aydın savcılığı bilgilendirdi ama Kılıçdaroğlu iddiasının arkasında durmadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurup önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını talep etti. Anayasa’nın 105. maddesinde cumhurbaşkanının nasıl ifade vereceği yer alıyor. Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı, vatana ihanet suçu haricinde yargılanamıyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilince, bu madde değiştirildi, icrai sorumluluğu da olduğu için cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu genişletildi. Ancak bunun bir mekanizması var. 301 milletvekilinin imzasıyla soruşturma talep edebiliyorsunuz. 360 milletvekilinin oyuyla soruşturma açılmasına karar veriliyor, 400 milletvekilinin oyuyla Yüce Divan’a sevk edilebiliyor.

Bu durumda cumhurbaşkanı nasıl ifade verecek? Kılıçdaroğlu bu düzenlemeyi benden daha iyi biliyor.

ERDOĞAN’IN TEPKİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Afrika dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Her şeyden önce ana muhalefetin başındaki zatın bu açıklamaları tamamen deli saçması. Ya siyaseti öğrenecek ya siyaseti öğrenecek. Bunun başka çıkışı yok. Siyasi cinayet dediğin zaman senin yapman gereken bir şey var. Nedir o? İspat edeceksin. Böyle bir ispat söz konusu değil. Adeta bir deli bir kuyuya bir taş attı, 40 akıllı çıkaramadı. Bu da böyle. Bunu neye göre söylüyorsun? Çünkü hukuktaki kaide çok açık net ortada: ‘Müddei iddiasını ispatla yükümlüdür.’ Senin bunu ispat etmen lazım. İspat etmediğin sürece sana yapışıp kalır” dedi.

SORUŞTURMAYI TIKADI

Kılıçdaroğlu ifade vermeye yanaşmadığı gibi soruşturmanın derinleşmesini engellemeyi amaçladığı gözleniyor. Ama savcılığın güvenlik ve istihbarat birimleri nezdinde gereken araştırmayı yaptığı anlaşılıyor. Oysa Kılıçdaroğlu’nda kendisine gelen bir istihbarat varsa ya da bir takım kuşkular taşıyorsa vereceği bilgiler ışığında savcılık emniyeti, Jandarma’yı ve MİT’i harekete geçirebilir. Bu ülkede ara rejimlere giden yollar siyasi suikastler üzerinden döşendi. Kaos ortamları siyasi cinayetler üzerinden tertip edildi.

NE OLACAK?

Kılıçdaroğlu

Yazının Devamını Oku

Akşener ile Kılıçdaroğlu ne konuştu?

Cumhurbaşkanı adayının belirlendiği, Millet İttifakı’nın kaderinin tayin edildiği kritik bir görüşme değildi ama Meral Akşener ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki görüşme siyasi gündemi hareketlendirdi.

Meral Akşener, ‘İyileştirilmiş Parlamenter Sistem’le ilgili çalışmalarını Kılıçdaroğlu’na bizzat sunmak istediğini daha önce kurmaylarıyla paylaşmıştı. O nedenle sürpriz de değildi ama önemliydi.

Çünkü Millet İttifakının iki büyük ortağı arasında görüşülmesi gereken gündem maddeleri birikmişti.

Kılıçdaroğlu’nun son olarak yaptığı, siyasi cinayetler ve bürokratları tehdit çıkışı dahi başlı başına görüşmeyi hak ediyor ama ondan önce cumhurbaşkanı adaylığı konusu geliyor.

Bu görüşmenin Meral Akşener’in “Cumhurbaşkanı adayı değilim, başbakanlığa talibim” açıklamasından sonra geldiğini hatırlatmak isterim. Bu görüşmenin İYİ Parti’nin etkili isimlerinden Cihan Paçacı’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik “Tekli konuşuyor” uyarısından sonra geldiğini hatırlatmak isterim.

Yine bu görüşmenin Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na belediye başkanlığında devam etmek istedikleri yönünde açıklama yaptırılmasından sonraya denk geldiğini hatırlatmak isterim. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığına kesin gözle bakıldığı ama Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz turundan sonra Diyarbakır çıkarması yaptığı bir döneme denk geldiğinin de altını çizmek isterim.

AKŞENER DURGUN, KILIÇDAROĞLU MEMNUNDU

İki saate yakın süren görüşmeden çıkınca Akşener’in durgunluğu, Kılıçdaroğlu’nun ise tebessüm etmeye özen gösteren tavrı dikkatimi çekti.

Grup konuşmasından sonra üstüne bir de iki saatlik görüşme nedeniyle

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nda özgüven zehirlenmesi

Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adaylığına hazırlayan iki ekip var. Biri başarılı bulduğum videoları hazırlayanlar. Diğeri ise daha üstte bir strateji ekibi.

Cumhurbaşkanı adaylığında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın önüne geçmesi için taktikler veriyorlar. Başarılı da oldular. Anketlerde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan 7-8 basamak aşağıda çıkan Kılıçdaroğlu, hızlı bir tırmanışa geçti.

Liderleri hazırlayan ekiplerinin olması, onların akil insanlardan oluşması kadar güzel bir şey yok. Ecevit’i ortaya çıkaran “Mülkiyeliler” olarak bilinen ekipti. Buraya kadar bir sorun yok.

Bir süredir Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti, yürüyüşü değişti. Daha çok emir kipiyle konuşmaya başladı. Ama bir noktadan sonra özgüven zehirlenmesi işaretleri vermeye başladı. Son haftada iki büyük hata yaptı.

SİYASİ CİNAYETLER

Siyasi cinayetler iddiasını ortaya attı. Ancak savcılık bilgi vermeye davet edince gitmedi. Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesinin alınmasını istedi. Madem siyasi cinayetler gibi bir tehlikeye işaret ediyorsun, savcılar harekete geçmeden önce sizin harekete geçmeniz gerekiyordu. Şartlı olur mu? Elinizdeki istihbarat neyse savcılarla paylaşırsınız. Yok eğer Erdoğan’ın konuşmalarını kaynak gösterecekseniz bunu söylersiniz. Bu ülkede başbakanlara suikast düzenlendi. Siyasi cinayetler dediğiniz çocuk oyuncağı mı?

MEMURLARA TEHDİT

Memurları tehdit etti. Dün CHP grubunu izledim. Aynı tehditlerini sürdürdü.

Belli oldu

Yazının Devamını Oku

Hadi Kemal Bey, sıra sende

Kılıçdaroğlu, siyasi cinayetler iddiasını ortaya attı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunun üzerine soruşturma başlattı.

Öğrendik ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kılıçdaroğlu’nun iddialarının soruşturulması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaatta bulunmuş. Bu pek rastlanılan bir durum değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’a sordum. “Sayın cumhurbaşkanımız, ülkeyi yönetme sorumluluğunu uhdesinde bulunduran kişi olarak bu iddialara kayıtsız kalmadı. Elinizde ne tür bilgi, belge, istihbarat varsa paylaşın. Devlet bunu araştırsın dedi. Bu Kılıçdaroğlu açısından bir samimiyet testi” dedi.

Bu ülkede siyasi cinayetler üzerinden rejim dizayn edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu başvurusuyla birlikte hem Kılıçdaroğlu’nu elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmaya davet ediyor hem de siyasi cinayetler konusundaki tavrını bir kez daha ortaya koyuyor.

Koray Aydın savcıya bilgi verdi. Kemal Bey, hadi sıra sizde.

İMAMOĞLU’NDAN DİYARBAKIR’DA HDP’Lİ MESAJ

MİZAHIN gücü çok yüksek. Siyasi mizahın tadı ise bir başka. Ama yerinde ve dozunda olunca. CHP Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da karşılanması ve Dağ Kapı Meydanı’nda halkla buluşma programı ilan edilip sonra genel merkezden gelen baskı üzerine apar topar iptal edilmişti ya, Ekrem İmamoğlu’yla ilgili sosyal medyada bir içerik üretilmiş. Ona çok güldüm. “Ekrem İmamoğlu, İstanbul’a geliyor” deniliyor. Altına da karşılama için İstanbulluların davetli olduğu notu düşülmüş.

Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da halkla buluşmasının CHP Genel Merkezi’nin müdahalesiyle son anda iptal edilmesi Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yaşanan gerilimi ortaya koydu.

İmamoğlu, Karadeniz gezisinde de gittiği her ilde halkla buluşmaya özel bir önem verdi. Kalabalıkların arasındaki görüntüsü özellikle servis edildi. O nedenle ‘Diyarbakır’a sadece Ahmet Güneştekin’in sergisinin açılışı için gidecekti’ demek ikna edici değil. O zaman CHP Diyarbakır İl Başkanlığı o daveti kafasına göre mi yaptı? İmamoğlu’nun ekibiyle Diyarbakır programı planlanmadı mı?

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmiyor

“İki belediye başkanından cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını beyan etmeleri istendi” diye söze başladı. “Önce Mansur Yavaş sonra Ekrem İmamoğlu beklenen açıklamayı yaptılar” diye ilave etti.

Çok gizemli bir hava vermeye gerek yok. Zaten önce Yavaş sonra İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olmadıklarını açıklamak zorunda bırakıldılar. Ben sadece perde arkasında yaşananlara dair bir anekdotu aktarmak istedim.

Mansur Yavaş ilk açıklamayı yaptığı zaman Ekrem İmamoğlu’nu ofsayta düşürdüğü söylenmişti. İmamoğlu da istemeyerek de olsa, hedefinin belediye başkanlığı olduğuna dair açıklamayı yapmak zorunda kaldı. Ama seçildiği günden bu yana cumhurbaşkanı adayı değilim demediği gibi ‘Politik Yol’a yaptığı açıklamada da o sözü söylemedi. Kendini bağlamadı.

ÖNCE KARADENİZ GEZİSİ

Çünkü Ekrem İmamoğlu kolay kolay pes etmeyecek. Karadeniz gezisine çıkıp “Halk beni istiyor” mesajını verdi. Gittiği yerlerde cumhurbaşkanı adayı havasında konuştu.

DİYARBAKIR ANNELERİ

İmamoğlu’nun Diyarbakır programı belli olunca bir meslektaşım aradı. “İmamoğlu, Diyarbakır annelerini ziyaret ederek şaşırtabilir” dedi. Belediye başkan adaylığı döneminde Eyüp Sultan’da Yasin-i Şerif okuyarak farklı bir CHP’li profili çizdiğini hatırlattı. Ben “Diyarbakır annelerini ziyaret etmez diye itiraz ettim. Çünkü HDP’yi küstürmez” dedim. Yanılmadım. Seçildikten sonra ikinci kez Diyarbakır’a gitti ama HDP’yi rahatsız etmemek için Diyarbakır annelerini ziyaret etmedi.

CHP GENEL MERKEZİ’NDEN MÜDAHALE

İmamoğlu

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na çağrı çıkarılacak

Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddiası üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açmıştı.

Nasıl bir prosedür uygulanacak diye baktım. Kılıçdaroğlu hakkında bir fezleke düzenlenmesi söz konusu değil. Görevli başsavcı yardımcısı, Kılıçdaroğlu’nun bilgisine başvurmak üzere bir çağrı çıkaracak. Kılıçdaroğlu, tanıklık etmeyi kabul ederse bilgisine başvurulacak. Şimdi sıra Kılıçdaroğlu’nda. Elindeki bilgileri ‘Cumhuriyet Savcıları’ ile paylaşırsa
siyasi cinayetlerle ilgili soruşturmada mesafe alınmasını sağlayacak. Yok, eğer bilgi vermekten kaçınırsa çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalacak.

90’LI YILLARIN KAOS PLANI

Kabinenin etkin bir ismiyle gelişmeleri değerlendiriyorduk. “Bakan olana kadar Gayri Nizami Kuvvetleri’nin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum” demişti. 90’lı yıllar konseptini devreye soktular, tespitini doğrulayacak gelişmeler yaşanıyor. Gayri Nizami unsurlar devrede. Özal’ın tasfiye edilmesiyle birlikte Türkiye’nin ipleri değişimcilerden statükocuların eline geçmişti.

SİYASİ CİNAYETLER

90’lı yılların perdesi siyasi suikastlarla açıldı. 28 Şubat’la devam etmişti. Erdoğan’ın tasfiye edilmesi için kaos planı devreye sokuldu. Organize suç örgütü liderinden, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler tartışmasını açmasına kadar. Bu kez hesap etmedikleri bir şey var. Bu millet 90’lı yılları yaşadı. Faili meçhulleriyle, başörtüsü yasağıyla, siyasi suikastlarla, 28 Şubat postmodern darbe süreciyle ağır bedeller ödedi. Millet, her şeyi izliyor. Sonunda milletin derin feraseti harekete geçince kimse onun önünde duramaz. İkincisi ise Erdoğan, bu planlara teslim olacak lider değil. Erdoğan savaşır ve kazanır.

MAHİR KAYNAK FORMÜLÜŞu günlerde Mahir Kaynak’ı sıkça hatırlıyorum. 90’lı yıllarda siyasi suikastlarla oluşturulan kaos ortamında elimize muazzam bir ölçü vermişti. Mahir Kaynak “Kime yarar?” diye sorardı. Kılıçdaroğlu’nu siyasi cinayetler iddiası üzerine Mahir Kaynak formülüyle “Kime yarar?” diye soruyorum. Kendi döneminde işlenen siyasi cinayetler iktidara yarar mı?

KİME YARAMAZ?

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu tanıklık yapacak mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açtı.

Doğru olanı yaptı. Şimdi CHP liderine düşen, kendisine ulaşan istihbaratı ya da duyumu her neyse yargı ile paylaşması.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma açtığının açıklandığı sıralarda Meclis’teydim. İşin hukuki boyutunu araştırdım. Kılıçdaroğlu, milletvekili olduğu için yasama dokunulmazlığı var. O nedenle ifade vermesi için dokunulmazlığının kaldırılması gerekir mi gerekmez mi, sorusuna yanıt aradım.

ANAYASA NE DİYOR?

Milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen Anayasa’nın 83. maddesi’nde, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis’te ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” deniliyor.

DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILACAK MI?

Kılıçdaroğlu, bu soruşturmada sanık değil. Şüpheli olmadığı için dokunulmazlığının kaldırılmasının talep edilmesi söz konusu değil. Ancak Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak ifade vermesinin önünde bir engel bulunmuyor. Ama bunu Kılıçdaroğlu’nun kabul etmesi gerekiyor. İfade vermek istemediği takdirde zorla getirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kendisini dinleyebilir ya da ifadesine başvurabilir.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi 27 Kasım 2017 tarihinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Nuriye Gülmen davasında tanıklık yapmıştı. Tanıklık yapmaya engel yok.

KILIÇDAROĞLU 

Yazının Devamını Oku

Siyasi cinayetler iddiası, soruşturma konusu yapılmalı

Meclise girdiğimde HDP grubu bitmiş, CHP grubu ise toplanmak üzereydi.

Pervin Buldan ile Mithat Sancar çıkıyorlar, Kılıçdaroğlu da gruba doğru geliyordu.

Karşılaştılar, tokalaştılar. Zaten etrafları kalabalıktı, sadece ayaküstü bir selamlaşma yaşandı.

“Dostlar buluştu” dedim. Güldük.

CHP liderini bir süre grupta izledim. Kılıçdaroğlu’nun söylemi değişti. Bir süredir “Ben yapacağım, ben çözeceğim” diyordu. İYİ Partili Cihan Paçacı’nın uyarısından sonra “Dostlar” söylemine tekrar döndü.

“Bize yetki vereceksiniz, dostlarımızla beraber bu ülkede nasıl bir bahar havası estireceğiz” diye konuştu. Neden, “Gerçekten de bahar havası estireceğiz. Kimseye kötülük yapmayacağız” deme gereği duydu anlamadım. Herhalde CHP gelirse kötülük yapacak diye bir kaygı var diye kulağına gelmiş.

Kılıçdaroğlu her şeye değindi ama bir tek siyasi cinayetler konusuna girmedi. Oysa Meclis kürsüsünden siyasi cinayetlerle ilgili kaygısını paylaşmasını beklerdim.

ATEŞLE OYNAMAK

Bunlar çok tehlikeli söylemler. İlk olarak karışık dönemlerin aktörlerinden olan

Yazının Devamını Oku

İlk kez yapılan hesaba göre, muhalefet ne kadar oy almalı?

Muhalefet, 2023 stratejisini parlamenter sisteme dönüş üzerine kuruyor.

Muhalefetin hem parlamenter sistemin çok iyi olduğuna dair milleti inandırması gerekecek hem de bunu nasıl gerçekleştireceğini iyi anlatması gerekecek. Yoksa boş hayal satma ithamıyla karşı karşıya kalacak. Biz seçimi kazanırsak 2 yıl içinde parlamenter sisteme geçeceğiz demekle bu iş olmaz.

Sistem değişikliğinin gerçekleşebilmesi için Anayasa gereği belli bir sayıya ulaşılması gerekiyor. Ayrıca bu hiç de kolay bir oran değil.

Çünkü Anayasa değişikliğinin bir matematiği var. Öyle basit çoğunlukla olmuyor. Siyasetin sonuç alabilmesi için o sayıyı bulması gerekiyor ama şimdilik o noktaya kafa yoran yok. Seçim konusunda uzmanlığına güvendiğim isimlerle çalıştım. Elbette ki millet iradesi ne yönde tecelli eder, bilinmez. YSK’nın resmi verilerini esas alarak ama 2018 seçimlerine katılım oranlarını da dikkate alarak ortaya bir tablo çıkardım. 2023 seçimlerine ilişkin bir perspektif vermeye çalışacağım. Rakamlara boğacağım ama zaten bu çalışmanın rakamlar boyutu önemli.

2018 SEÇİMLERİNDEKİ KATILIM ORANI

2018 seçimlerinde seçmen sayısı 59 milyon 367 bin 469’du. Seçimlere katılım oranı ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 86.24, milletvekili seçiminde ise yüzde 86.22 olarak gerçekleşmişti. Türkiye’de diğer ülkelere göre seçimlere katılım oranı yüksek. Bu da demokrasimiz açısından sevindirici bir durum.

2023 SEÇİMLERİ

2023 seçimlerinde ise yurtiçi ve yurtdışı dahil olmak üzere seçmen sayısı 63 milyon 965 bin olarak tahmin ediliyor. 2018 seçimlerine katılım oranı baz alındığında Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 54 milyon 301 bin 16, milletvekili seçimlerinde ise 54 milyon 288 bin 423 kişinin oy kullanması öngörülüyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın gençlerle buluşmasının öteki yüzü

Müslüm filminde dikkat çekmişti, Şahin Kendirci. Müslüm Gürses’in çocukluğunu canlandırdığı bölümde olağanüstü sahiciydi.

Timuçin Esen gibi bir ustanın yanında çok başarılı bir iş çıkarmıştı.Şahin Kendirci’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da gençlerle buluşmasında birbiri ardına güzel türküleri söylerken görünce hemen AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan’ı aradım.

“Adana’da gençlerle buluşmamız çok dinamik geçti. Cumhurbaşkanımız çok keyif aldı. Şahin Kendirci ayrı bir güzellik kattı” dedi. Ben sadece Âşık Veysel’in, “Uzun ince bir yoldayım” parçasına eşlik ettiğini zannediyordum ama Cumhurbaşkanı birçok şarkıya eşlik etmiş.

ERZURUM’DA EL FİDA

Erdoğan’ın gençlerle buluşmalarında, hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Her şehrin dokusuna uygun bir konsept hazırlanıyor. Mekânlar ona göre seçiliyor. Ama bazı şeyler de çok doğal olarak gelişiyor. Kahramanmaraş’ta yıllar önce annesi Tenzile Erdoğan için okuduğu şiir kendi sesinden dinletilince Erdoğan gözyaşlarını tutamamıştı. Erzurum’da gençler, hep bir ağızdan “Elfida”yı söylemişlerdi.

Haluk Levent çok güzel söyler Elfida’yı.

GÖNÜL DAĞI

Diyarbakır zaten bir kültür şehri. Yöresel sanatçıların eşliğinde Neşet Ertaş’tan “Gönül Dağı” türküsünü söylemişti. Gönül Dağı türküsüne dikkat ediyorum, müzik platformlarında milyonlarca kez izleniyor. Yeni kuşaklar geldikçe Neşet Ertaş ve Gönül Dağı yeniden keşfediliyor. Ama Neşet Ertaş’ın, “Zahidem”i de, “Leylam” türküsü de öyle değil mi?

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında taktik savaşı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beklenmedik bir hamle yaptı. Boksta buna ters kroşe diyorlar.

Anayasa’nın ilk dört maddesi konusunda hassas olan CHP’yi Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerinden vurdu. HDP konusunda hassas olan İYİ Parti’yi ise hem HDP üzerinden hem de Akşener’in en büyük siyasi sermayesi olan 28 Şubat’ın yiğit kadını imajı üzerinden hedef aldı.

Şimdi CHP ve İYİ Parti’de Erdoğan’ın bu taktiği anlaşılmaya, arkasından gelecek hamle tahmin edilmeye çalışılıyor. O nedenle hem Erdoğan’ın hamlesini hem de CHP ve İYİ Parti’deki değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum. Ayrıca yeni anayasa konusunda Erdoğan’ın AK parti kurmaylarına son talimatını aktaracağım.

KILIÇDAROĞLU’NU ANAYASA ÜZERİNDEN VURDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin kırmızı çizgisi olan Anayasa’nın değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk dört maddesi üzerinden hedef aldı. TV’deki programda şu diyalog yaşanıyor.

Kılıçdaroğlu: Anayasa’yı değiştirelim diyoruz.

Araya giren şahıs: İkinci, üçüncü maddeleri mesela.

Kılıçdaroğlu: Tabii. Söyledik bütün bunların tamamını. Buyurun gelin, yapalım bunların hepsini.

O MADDELER NE DİYOR?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Akşener’i neden hedef aldı?

Yeni yasama yılının ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlemek üzere Meclis’teydik. Erdoğan, bir anlamda yeni dönemde.

Erdoğan, kimi zaman, “Sen yerli ve millisin. Senin ne işin var orada? Gel bizimle ol” diye seslendi. Netanyahu benzetmesinde olduğu gibi kimi zaman mahkemeye verdi ama Meral Akşener’i ilk kez hedef aldı.

“Hanımefendi” dedi. İsmini vermedi. Kırıcı olmadı. Ama hedef aldı. Şu anda siyasi rakipler ama Türk siyasetinde birbirlerini en yakından tanıyan iki lider kim derseniz, Erdoğan ile Akşener derim. Ailece tanışırlar.

AKŞENER’E ÇAĞRI

Erdoğan’ın, Akşener’i neden hedef aldığını sorduğumda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, “Siyasi hakikate çağırdı” dedi. Bir başka AK Parti yöneticisi ise, Erdoğan’ın, grup konuşmasında yer alan “HDP tarafı, hanımefendinin cumhurbaşkanlığı adaylığını asla kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştır. Yani bir anlamda HDP Milet İttifakı’ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir” sözlerinin altını çizdikten sonra, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Kılıçdaroğlu’nun, HDP ile işbirliği yaparak Meral Akşener’i harcadığını düşünüyor” yorumunu yaptı.

ERDOĞAN’IN 2023 STRATEJİSİ

ERDOĞAN, 2023 seçimlerine dönük bir strateji çerçevesinde konuştu.

1- Kılıçdaroğlu’nu HDP’nin vesayeti altına girmekle suçladı.

2-

Yazının Devamını Oku

Sıcağı sıcağına çöken sosyal medya anketi

Sosyal medya çöktü. Bu vesile ile sosyal medya diyeti yaptığımızı düşünenler de var, aman iyi ki gece yarısı oldu, eğer gündüz olsaydı bunalıma girerdik, diye şükredenler de...

Sosyal medya çökünce Facebook’un sahibi Zuckerberg 7 saat içinde 7 milyar dolar kaybetti. Zuckerberg’in kaybettiği paraya üzülecek değilim. Sadece işin ciddiyetine dikkat çekmek istedim.

Ama şurası bir gerçek ki sosyal medya her geçen hayatımızda daha çok yer alıyor. Artık sosyal medyasız bir hayat yok. Sosyal medyasız siyaset de yok.

Büyük usta Levent Kırca’nın, “Tam yerine rast geldi manzara koyduk” dediği gibi, tam da sosyal medya kesintisinin üzerine denk geldiği için Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın sosyal medya eğilimleri konulu araştırmasını paylaşmak istedim.

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Ankete katılanların yüzde 46.2’si haberleri sosyal medyadan takip ettiğini söylüyor. En sık kullanılan sosyal medya hesabında ise Instagram uzun süredir ilk sırada geliyor. Twitter’ın çöplüğe dönmesi ve fotoğraf kullanımı Instagram’ın öne çıkmasını sağlamış. En sık kullandığınız sosyal medya aracı hangisi sorusuna cevap verenlerin yüzde 30.8’i Instagram diyor ama Facebook’un nefesi ensesinde. Facebook yüzde 28.5’le ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Onu yüzde 13.5’le Twitter takip ediyor. Devlet başkanlarının dahi kararlarını Twitter’dan duyurduğu dikkate alınırsa etkinliği yüksek. YouTube’un yüzde 03.6 çıktığı araştırmada TikTok 0.2’yle burnunu göstermiş durumda.

HABERLER HANGİ SOSYAL MEDYADAN

Ankete katılanların yüzde 29.3’ü haberleri Facebook’tan alıyorum diyor. Onu yüzde 20.3’le Instagram takip ediyor. İlginç anlık haber ağı daha çok yaygın olmasına rağmen haberleri Twitter’dan alıyorum diyenlerin oranı yüzde 19.1’le üçüncü sırada geliyor. YouTube ise yüzde 2.5’le son sırada. YouTube’u daha çok müzik platformu olarak kullanıyoruz.

KADINLAR VE ERKEKLER

Yazının Devamını Oku

Seçim anketleri neyi gösteriyor, sürpriz var mı?

CHP, hafta sonu iktidar kampı yaptı.

Meral Akşener, sistem değişmiş gibi başbakanlığa talip oldu. Muhalefet sanki seçimi kazandı, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu da, şimdiden kabine konuşulmaya başlandı. Ha bir de, Anayasayı değiştirip parlamenter sisteme dönüş var.

Tabii faturayı CHP’ye gönderen kamuoyu araştırma kuruluşlarının yayınladığı sonuçlara inanırsanız Erdoğan gidici, AK Parti yakında yüzde 10 barajının altına düşüyor. Muhalefeti iktidarlı günler bekliyor.

Muhalefet de buna inanmış durumda. Sonrası, seçim gecesi yaşanacak olan hayal kırıklığı olacak.

Çünkü bağımsız araştırma kuruluşlarının anketlerinde durum hiç de öyle görünmüyor. Erdoğan önde. Bu millet Erdoğan’ı seviyor.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 19-22 Eylül tarihleri arasında 1938 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle yaptığı anket, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük önemli sonuçlar veriyor. İktidar da muhalefet de kendilerini kandıran ve algı operasyonlarına hizmet eden anketlere inanmak yerine bu iki yılı iyi değerlendirsinler.

ERDOĞAN AÇIK ARA ÖNDE

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sonuçları paylaşacağım. Ancak dikkatimi çeken bir noktanın altını çizmek istedim. O da hem kararsızların hem de oy kullanmayacağım diyenlerin oranının çok düşük olması. Cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın kararını verdiğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

İktidardan erken seçimi engelleyecek hamle

Kılıçdaroğlu, “Hemen seçim” istiyor. Akşener, “Erken seçim” diye bastırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli ise seçimlerin zamanında yapılacağını belirterek sürekli olarak 2023’ü işaret ediyorlar. İktidar erken seçim tartışmalarının önünü kesmek için bir hazırlık yapıyor.

Anayasa gereği bütçenin yılbaşından en az 75 gün önce Meclis’e sunulması ve mali yılbaşından önce çıkarılması gerekiyor. O nedenle ekim ayının ortasında Meclis’e sunulacak olan bütçe, aralık ayının üçüncü haftası da kabul edilerek Meclis’ten geçecek.

Bunu bütçe takvimi vermek için yazmadım. Tam aksine erken seçim tartışmalarına ışık tutması için aktardım. Anayasa’nın 76. maddesinde, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” deniliyor. Bunun konumuzla ne alakası var, demeyin.

AK Parti ve MHP seçim yasası ve siyasi partiler yasası üzerinde çalışmalar yapıyorlar. AK Parti’de Hayati Yazıcı, MHP’de ise Feti Yıldız tarafından yürütülen çalışmaların bir kısmı kamuoyuna yansıdı.

SEÇİM YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli seçim barajının yüzde 7’ye indirileceğini açıkladılar.

2- Seçimlere girmek için Meclis’te grup kurma imkânı kaldırılıyor. Böylece bir gece içinde CHP’den 15 milletvekili transferiyle İYİ Parti’nin seçimlere girmesinin önünü açan düzenleme tarihe karışıyor. Genel kongreyi yapma ve Türkiye genelinde teşkilatlanma şartı ise korunuyor.

3-

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ve Akşener Cumhurbaşkanı adayını belirledi mi?

Başlıktaki 10 puanlık uzmanlık sorusu CNN Türk’teki program sırasında Ahmet Hakan’dan geldi. Ankara’ya döndüm. Bu sorunun peşine düştüm.

1- Şimdiye kadar Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener arasında böyle bir görüşme yapılmamış. “Asla” böyle bir görüşme olmamış. Ne gizli, ne açık.

2- Kılıçdaroğlu ile Akşener şu ana kadar Cumhurbaşkanı adayları üzerinde bir müzakere yapmamışlar. Yani Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmasın, Kemal Bey sen ol ya da olma. Ya da şunu aday gösterelim diye bir müzakere yapılmamış.

SEÇİM SÜRECİNDE

3- Millet İttifakı bir aday belirlemeyecek mi? Belirleyecek. O zaman bunu liderler tespit etmeyecek mi? Edecek. Peki Akşener ile Kılıçdaroğlu ne zaman bir araya gelip bu işi görüşecekler? El cevap: Ne zaman ki seçim kararı alınıp resmi seçim takvimi işlemeye başlar, liderler toplanıp kimin aday olacağını konuşur.

4- Sadece aday ismi mi konuşulacak, sadece iki lider mi belirleyecek? Hayır. Millet İttifakı’na dahil olacak partilerin liderleri belirleyecek. Ama önce ortak aday çıkarıp çıkarılmaması kararı alınacak. O konuda da uzlaşmaya varılırsa sıra aday isminin belirlenmesine gelecek.

5- İmamoğlu ve Yavaş’ın geri adım atması, Akşener’in Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını ilan etmesi üzerine ortada tek Kemal Kılıçdaroğlu kaldı. Kılıçdaroğlu için “Cumhurbaşkanı aday adayı” yorumu yapılıyor.

KILIÇDAROĞLU KONUSUNDA SORU İŞARETLERİ

6-

Yazının Devamını Oku