"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

ABD’de Gülen’i savunan hukuk bürosu

‘Bilirkişinin de FETÖ’yle irtibatı çıktı’ başlıklı yazım üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik aradı. FETÖ’cü olmadığını söyledi. Zaten benim de “Celal Çelik FETÖ’cüdür” diye bir iddiam olmadı. Sadece “FETÖ’cülükle suçlanan avukat” diye bir ifade kullandım. Celal Çelik, hakkında FETÖ’ye yardım ve FETÖ’nün propagandasını yapma iddiasıyla dava açıldığını söyledi. Zaten ben de o davayı kast ediyorum. Çelik’in beyanları üzerine etrafını kalın bir şekilde çizme gereği duydum.

Celal Çelik’e, FETÖ’cü savcılar ve polis şefleri “Böyle bir dinleme yapmadık” dedikleri halde, yasal olarak böyle bir dinleme kararı olmadığı ve 17-25 Aralık soruşturma dosyasında yer almadığı halde, FETÖ’cü sosyal medya hesapları tarafından paylaşılan, sonradan üretilmiş bir konuşma hakkında bilirkişiye neden başvurduklarını sordum. Erdoğan ülkeyi yönettiği için buna ihtiyaç duyduklarını söyledi. “ABD’de bula bula FETÖ davasına bakan Stepteo&Johnson isimli hukuk bürosundan Prof. Al Yonovitz’le ilişkili bilirkişi olan Edward J. Primeau’yu mu buldunuz?” diye sordum. Edward J. Primeau’nun, Prof. Al Yonovitz’in bir davasında mahkeme tarafından bilirkişi olarak davet edildiğini, o hukuk bürosuyla çalışmadığını söyledi. Zaten bilirkişiyi mahkeme davet eder...

CAN ALICI SORULAR

Erdoğan’la ilgili mahkemelerden alınmış bir dinleme kararı yok.

17-25 Aralık dahil hiçbir soruşturma dosyasında böyle bir dinleme kaydı yok.

FETÖ’nün bakanların kriptolu telefonlarını yasadışı dinlemesi dahil olmak üzere yasadışı dinlemeleriyle ilgili TİB’deki soruşturmada da böyle bir kayda rastlanmadı.

Bilirkişi incelemesinin ancak orijinal ses kaydı üzerinden yapılması gerekirken, YouTube’da FETÖ’cü hesaplarca dolaştırılan sonradan üretilmiş bir kayıt neden bilirkişiye götürüldü?

Bu soruları çoğaltmak mümkün ama yerim bitti. Son bir şeyi paylaşmak istiyorum.

PENSİLVANYA’DAKİ DAVA

2015 yılında Türkiye’den 3 kişi Fetullah Gülen’in haklarında soruşturma açılmasına neden olduğunu ve bundan dolayı mağdur olduklarını belirterek, Pensilvanya Eyalet Mahkemesi’nde dava açıyorlar. 3 Şubat 2016 tarihli duruşmada Gülen’i Stepteo&Johnson isimli hukuk bürosu savunuyor. Hem de ne savunma... FETÖ’cü avukatlar dahi böyle bir savunma yapamaz. Gülen’in nasıl bir barış adamı olduğunu anlatıyorlar. Dava 29 Haziran’da reddediliyor. Barış adamı, bu davadan 16 gün sonra Türkiye’de 15 Temmuz kanlı darbe girişimine imza atıyor.

Ben sadece zincirin bir halkasını tuttum. Ama bırakmayacağım.

SİMİT SATAN ÇOCUKTAN CUMHURBAŞKANI ÇIKARMAK

Meclis kulislerinden parça parça notlar aktaracağım. Çünkü hem önemli kulislerim var, hem de önemli gözlemlerde bulundum.

CUMHURBAŞKANI Erdoğan Meclis’e girdiği sırada, AK Parti’den bir yetkili kulağıma, “Grup toplantısında Reis’e bir sürprizimiz var” dedi. Meraklandım. Ama Cumhurbaşkanı’nın doğum günü olması nedeniyle sürprizin bununla ilgili olduğunu tahmin edebildim.

Erdoğan grup kürsüsüne çıkmadan önce oturumu yöneten grup başkanvekili Bülent Turan, kısa ama etkili bir konuşma ile Erdoğan’ın mücadelesini anlattı. Ardından ekranda sinevizyon gösterisi başladı. Fırından aldığı simitleri, bakkaldan aldığı suları satmaya giden bir genç belirdi. Kendi sesinden, sattığı simit ve suyla kitap alan gencin taksitle aldığı kitaplarla kurduğu kütüphane anlatıldı. Oradan bir kitapla başlayıp millet kütüphanesine ulaşan çabası anlatıldı. Kısa, abartılı olmayan, sade bir video hazırlanmıştı. En ufak bir abartı ya da mübalağa yoktu. O açıdan tuttum. Sinevizyon yayınlanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izledim. Duygulanmıştı. Zaten kürsüye çıktığında ilk sözleri de “Bu benim hikâyem” oldu.

Hani Demirel için “Cumhuriyet’in en büyük başarısı bir Çoban Sülü’den cumhurbaşkanı çıkarmaktır” derler ya, bundan sonra ona bir ek daha yapmak lazım.

“Cumhuriyet’in en büyük başarısı simit satarak okuyan çocuktan cumhurbaşkanı çıkarmaktır” denilmeli.

İDLİB’DE UÇUŞA YASAK BÖLGE Mİ?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Meclis’e adım atınca hemen etrafını sardık. Biz daha sormadan Çavuşoğlu ne soracağımızı anladı. Biz İdlib demeden, Putin-Erdoğan görüşmesini sormadan anlattı. “Öncelikle iki liderin mutabık kaldığı konu ikili görüşme” dedi.

Erdoğan da grup konuşmasında “İdlib’de en küçük bir geri adım atmayacak, rejimi mutlaka belirlediğimiz sınırların dışına çıkaracağız” dedi.

Üç kulisi paylaşmak istiyorum.

1- Ruslar, dörtlü zirveye çok sıcak bakmıyormuş. İdlib’den ziyade, göç konusunda Merkel ve Macron’un kendilerine baskı yapmasını istemiyorlarmış. Suriye’de Türkiye ve Rusya var. O nedenle Erdoğan’la ikili görüşme yapmayı tercih ediyorlarmış.

2- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile müzakereye oturan heyete “Kesinlikle bir adım geri adım atılmayacak” talimatını vermiş. Ruslar, “İdlib’in yüzde 60’ı bizim, yüzde 40’ı Türkiye’nin kontrolünde olsun” teklifini getirdiğinde “Yüzde 60’ı Türkiye’nin olsun teklifini getirseler dahi kabul etmeyeceksiniz. Bir adım geri atılmayacak” demiş.

3- İdlib’de Türkiye ile Rusya’nın arasının açılmasını değerlendirmek isteyen ABD’den sıcak mesajlar geliyor. Türkiye de Rusya’ya karşı ABD ve NATO kartıyla elini güçlendirmeye özen gösteriyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “NATO’ya ‘Elinizde savaş uçaklarınız, helikopterleriniz var. Türkiye’nin yanındayız demeyi bırakın, gücünüzü gösterin’ diyoruz” demek suretiyle bunu ifade etmişti. Türkiye, NATO’dan caydırıcı uçuşlar yapması, Patriot füze bataryalarını konuşlandırması gibi bir set halinde destek talep ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’la görüşmesinde ise İdlib üzerinde NATO’nun uçuşa yasak bölge ilan etmesi formülü konuşuluyormuş. Tabii Rusya anlaşmaya yanaşmaz ve hava sahasını Türkiye’ye açmamakta direnmeye devam ederse...

X