GeriAbdulkadir SELVİ 30 Ağustos resepsiyonlarını hatırladınız mı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

30 Ağustos resepsiyonlarını hatırladınız mı?

Koronavirüs nedeniyle 30 Ağustos kutlamalarında bazı önlemler alındı. Tarih tekerrür etti.

Bu yılki kutlamalara Yunanistan’ı şımartanlara yönelik mesajlar damgasını vurdu. Bir de Malazgirt’i kutlayanlar 30 Ağustos’u unutturmaya çalışıyor tuzağına düşmedik. Bu millet Sultan Alparslan’ı da sever Atatürk’ü de.

Bu ülkede 29 Ekim’i ve 30 Ağustos’u askeri vesayetin yeniden diriltilmesi için kullanmaya çalışanlar var. Yine Atatürk’ün arkasına saklanarak yapıyorlar bunu. 30 Ağustos resepsiyonları Gazi Orduevi’nde yapılırdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın, bakanların başörtülü oldukları için eşlerini götüremedikleri resepsiyonlardan söz ediyorum. Başbakan Erbakan 30 Ağustos resepsiyonuna geldiği anda Gazi Orduevi’nden homurtular yükselmişti. Erdoğan’la birlikte 30 Ağustos resepsiyonları Cumhurbaşkanlığı bünyesine alındı. Bırakın Gazi Orduevi’ndeki resepsiyonu, Cumhurbaşkanı’nın düzenlediği 29 Ekim ve yeni yıl resepsiyonlarına da devlet erkânı başörtülü eşini götüremezdi. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte öğle saatlerinde laiklik gösterisi olarak eşsiz, akşam ise eşli resepsiyonlar yapıldı.

30 Ağustos ve 29 Ekim resepsiyonlarında generaller, seçilmiş hükümetlere, milli iradenin temsilcisi olan Meclis’e ayar verirdi. Bunların dertleri pandemi önlemlerinden dolayı değil. Daha derinde. Generallerin, başbakanlara sopanın ucunu gösterdiği günleri özlüyorlar. O günler geride kaldığı için üzülüyorlar.

SİVAS’IN GALATA KULESİ

BİR
açıdan bakınca Galata Kulesi’ne benzemiyor mu? Benziyor ama Galata Kulesi değil. Ona ‘Sivas’ın Galata Kulesi’ diyenler de var. Ama asıl adı, “Güdük Minare”. Sivas’ta, şehir merkezine yakın bir sokak arasında. Şimdi bu tarihi güzellik restore edilip ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.

30 Ağustos resepsiyonlarını hatırladınız mı

Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı 4 Eylül öncesinde memleketim Sivas’taydım. İnsan kendi memleketini yeniden öğrenir mi? Benim için öyle oldu. Selçuklu mimarisinin eşsiz eserlerinin yer aldığı ve Cumhuriyet’in kuruluşuna ev sahipliği yapan Sivas’ta bir seferberlik yaşanıyor. Tarihi eserler ortaya çıkarılıyor, aslına uygun olarak restore edilip müzeye dönüştürülüyor.

Sivas’ta bir kısmı açılacak duruma gelmiş olan restorasyon çalışmalarını Meclis Başkanlığı ve bakanlık görevlerinde bulunan Sivas milletvekili İsmet Yılmaz’la birlikte yerinde görme fırsatı buldum. Kültürel mirasımız ve memleketim adına bu beni heyecanlandırdı. Sivas Valisi Salih Ayhan, Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ve İsmet Yılmaz’ın tarihi eserlerin restorasyonu ve Sivas’a yeni müzeler kazandırma konusundaki çabalarına tanıklık ettim. İsimlerini tek tek sayamayacağım ama emeği geçenlerden Allah razı olsun.

KONGRE MÜZESİ TARİHE TANIKLIK EDİYOR

Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Sivas, artık bir müzeler şehrine dönüşüyor. Bunların başında 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas Kongresi’nin toplandığı 4 Eylül Kongre Müzesi geliyor. Kapısından içeri adım attığınızda sizi alıp kongrenin toplandığı günlere götürüyor. Sizi Sivas Kongresi’nin yapıldığı günlere götüren 4 Eylül Kongre Müzesi’ni görmek için binlerce kilometre öteden Sivas’a gitmeye değer.

ÇİFTE MİNARE

Selçuklu döneminin eşsiz eserlerinden olan Çifte Minare etrafındaki metruk binaların yıkılmasıyla birlikte daha görkemli bir şekilde ortaya çıkmış. Aslında Sivas kalesinin etrafındaki eski binalar yıkılıp tarihi eserler gün yüzüne çıkarılıyor. Çifte Minare, Gök Medrese ve Buruciye Medresesi aynı lokasyonda buluşunca, kentin tarihi kimliğine önemli bir eser kazandırılmış. Şehir meydanı çok güzel olan Sivas’a, restore edilen tarihi eserler çok olumlu katkı yapmış. Restorasyon çalışmalarını Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca’nın rehberliğinde gezme imkânına kavuştum.

30 Ağustos resepsiyonlarını hatırladınız mı

MÜZELER ŞEHRİ

İlk sevindirici haberi Sivas Valisi Salih Ayhan verdi. Tarihi Sivas Valiliği’nin bodrum ve giriş katının kent müzesine dönüştürüleceğini söyledi. Beni mutlu eden ikinci sevindirici haber ise şehir meydanına bakan askeri kışlanın belediye müzesine dönüştürüleceğini öğrenmek oldu. Askeri kışla İsmet Yılmaz’ın Milli Savunma Bakanlığı zamanında şehir merkezinden çıkarılmıştı. Tarihi mekânlar ise restore edilip, belediye müzesi olarak hizmete sunuluyor.

Sultan Abdulhamid zamanında yapılan Sanayi Mektebi ve Muallim Mektebi’nin restorasyonu tamamlanmış. Hem müze olarak hizmet verecekler hem de Sivas zanaatkarlar çarşısına ev sahipliği yapacaklar. Bir dönemler yarı açık kadın cezaevi olarak kullanılırdı. Önünden her geçtiğimde içim sızlardı. Tabii Sivas olur da ozanları unutulur mu? Pir Sultan Abdal’ın, Âşık Veysel’in şehri Sivas’a sanatçılar müzesi kuruluyor.

Sivas küllerinden yeniden doğuyor ve tarihi eserleriyle ışıl ışıl parlıyor.

X

Anketten ekonomi çıktı

Bu yazıyı yazarken bir gözüm ekranda dövizin yükselişini takip ediyordum, bir gözüm ise Optimar’ın kasım ayı Türkiye’nin Nabzı Araştırmasını inceliyordum.

Yazıya başladığımla bitirdiğim anda dolar kurunu kontrol etme gereği duydum. Gün boyu iş dünyası ile konuştum. Elbette ki gündemlerinde dövizdeki olağanüstü yükseliş vardı. Ama en çok belirsizlikten endişe ediyorlardı. Yönlerini tayin etmekte zorlandıklarını ifade ediyorlardı. AK Parti iktidarında, ilk kez böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. Bu tür dönemlerde ekonomi yönetiminin piyasalara güven vermesi ve yön tayin etmesi gerekiyor.

En büyük anketin seçim sandığı, en iyi göstergelerin ise piyasalar olduğuna inanıyorum. Ama güvenilir anketleri de kamuoyunun nabzını yansıttığı için düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 13-20 Kasım tarihleri arasında 2507 kişi üzerinde yapılan ve ilk kez bu köşede yayınlanan araştırma Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi olduğunu ortaya koyuyor. Dikkate alınması gereken bir başka veri de ekonomiyle ilgili umutsuzluğun artması. Ankete katılanların yüzde 47.3’ü önümüzdeki günlerde ekonominin daha kötü olacağını işaretlerken, daha iyi olacak diyenlerin oranı yüzde 20.2’de kalıyor.

EKONOMİ VE İŞSİZLİKAnkete katılanların yüzde 47.3’ü ekonomi derken, ikinci sırada yüzde 16.5’le işsizlik geliyor. Ekonomi ve işsizliği birlikte değerlendirdiğimizde ise bu oran yüzde 63.8’e çıkıyor. Onları ise sırasıyla eğitim ve COVID-19 salgını takip ediyor.

HANGİ PARTİ ÇÖZER?Optimar’ın anketine katılanların yüzde 27.88’i bu sorunu AK Parti’nin çözeceğini belirtirken, CHP çözer diyenlerin oranı yüzde 25.17 oldu. Hiçbiri diyenler yüzde 12.21’le üçüncü sırada gelirken, onu yüzde 9.13’le kararsızım diyenler takip etti.

HDP çözer diyenler yüzde 8.74 olurken, onu yüzde 6.78’le İYİ Parti diyenler takip etti. MHP çözer diyenlerin oranı ise 5.42 oldu.

EN BEĞENİLEN SİYASETÇİAnkete

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu mu Abdullah Gül mü?

Bir süredir Kılıçdaroğlu mu İmamoğlu mu, sorusunu soruyordum.

Ama artık Kılıçdaroğlu mu Gül mü, diye sormanın zamanı geldi. Çünkü bir süredir gündemden düşen Abdullah Gül ismi yeniden denkleme girdi.

Bu sonuca 24 Haziran 2018 seçimlerinde Abdullah Gül’ün ortak aday olması için çaba gösteren Temel Karamollaoğlu’nun önümüzdeki günlerde Abdullah Gül’le bir araya gelecek olmasından dolayı varmadım.

Abdullah Gül’ün 29 Ekim ve 10 Kasım’da yaptığı Atatürklü paylaşımlardan da çıkarmıyorum.

Siyasetin bir matematiği var. Ona bakıyorum. Bir de kulislerde konuşulanlara kulak kabartıyorum.

KILIÇDAROĞLU’NUN HAMLELERİ

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adaylığını ön plana çıkararak yanlış bir iş yapmadı.

1- İsminin tartışılmasını sağladı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ismi ilk üçte yer alıyor, Kılıçdaroğlu’nun ismi cumhurbaşkanı adaylığında geçmediği için çok geride kalıyor. Kılıçdaroğlu ismi aylardır ekranlarda tartışılarak öne çıkmaya başladı.

2- 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu stratejisi

Bahçeli ile Akşener arasında köprülerin atılmasına neden olan sürecin başlangıç noktası MHP liderinin, “Hanımefendi biraz dinlenecek” çıkışı olmuştu.

O günden itibaren Akşener ile MHP’nin arası daha çok açıldı. Bugün ise siyasette MHP ile İYİ Parti diye iki ayrı parti var.

Muharrem İnce ile Kılıçdaroğlu’nun arasını açan ise, seçimlerden sonra eşleriyle birlikte baş başa yedikleri yemek olmuştu.

Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’ndan partinin başından çekilmesini ve doğal lider olmasını istemişti. Kılıçdaroğlu ise eşinin yanında yapılan bu teklifi hakaret olarak kabul etmiş, Muharrem İnce’ye karşı kılıcını çekmişti. Muharrem İnce’nin Memleket Partisi ile sonuçlanacak olan yürüyüşü, o yemekte başlamıştı.

1977 seçimlerinde CHP yüzde 42 oranında oy alınca Ecevit, çevre sokaktaki CHP Genel Merkezi’nin balkonuna çıkıp heyecanla bekleyen kitlelere seçim zaferini ilan etmişti. CHP’liler konvoylar oluşturup zafer turu atarken Güniz Sokak’tan geçip tam Demirel’in evinin önüne geldiklerinde, koro halinde “Fincanı taştan oyarlar” türküsünü söylemişlerdi.

Demirel ise yüzde 42 ile CHP tarihinin en yüksek oy oranına ulaşıp 213 milletvekili çıkaran Ecevit’in kurduğu hükümetin güvenoyu almasını engellemişti. Böylece asıl türküyü Demirel söylemişti.

SEÇTİRMEME OYUNU

Bu tür kılcal çatlamaların siyasette büyük sonuçlar doğurduğunu anlatmak için bunları yazdım. 2023 seçimlerine giderken Millet İttifakı liderleri müthiş bir strateji savaşı veriyorlar. Mutlaka bir isim vermek gerekirse, “seçtirmeme oyunu” oynuyorlar.

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

AK Parti ‘50 artı 1’i değiştirecek mi?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşürken sistem konusunu gündeme getiriyor. Parlamenter sistem yanlısı olmalarına rağmen Başkanlık sistemine mutlak olarak karşı olmadıklarını ifade ediyor. Ama mevcut sistemin denge ve denetleme boyutunun eksik olduğunu söylüyor. Hatta “Bu sistem en çok sizi yoruyor. Günde yüzlerce imza atmak zorunda kalıyorsunuz” diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Başkanlık sisteminin istikrarı getirdiğini savunuyor. “50 artı 1’de fazla bağlayıcı olmuşuz ama onun ötesinde bu sistem hızla karar alma ve siyasi istikrar açısından çok yararlı” diyor.

ÇALIŞMA VAR MI?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Maalesef 50 artı 1 hariç Temel Bey’in açıklamaları gerçeği yansıtmıyor” dediği diyalog bu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Anayasayla ilgili karar mercii Parlamentodur” sözlerinden sonra AK Parti yüzde 50 artı 1’i değiştirmek için harekete geçecek mi, sorusu gündeme geldi.

Ancak Anayasa değişikliği için AK Parti’nin milletvekili sayısı yetmiyor.

MHP ile birlikte de yetmiyor. Ama zaten Bahçeli ‘yüzde 50 artı 1’i sistemin “mihveri” yani merkezi olarak tanımladı.

Peki böyle bir öneriye muhalefet destek verir mi? Mümkün mü?

Ayrıca seçime giderken AK Parti’nin yüzde 50 artı 1’i değiştirmek istemesi,

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Akşener’i neden ziyaret etti

Ankara’da başdöndürücü bir siyasi trafik yaşandı. Erdoğan Bahçeli’yle, Kılıçdaroğlu da Akşener’le bir araya geldi. Erdoğan-Bahçeli görüşmesi önceden planlanmıştı. Hatta 25 Ekim’de 10 büyükelçinin mektubuna verilecek cevaptan önceki görüşme son dakika ortaya çıkmıştı. O zaman iki lider tekrar bir araya gelecekler, diye yazdığımı hatırlıyorum.

Erdoğan-Bahçeli görüşmesinden sonra aradığım kaynaklarım ise “müspet, yapıcı bir görüşme” değerlendirmesini yaptılar.

İki liderin konuşmaları gereken her konuyu ele aldıkları anlaşılıyor.

MORAL, DESTEK

Peki Kılıçdaroğlu-Akşener görüşmesi nereden çıktı? Çünkü iki liderin programında yoktu.

1- Lütfü Türkkan olayından sonra Erdoğan, Akşener’i hedef almaya başladı.

Kılıçdaroğlu, Akşener’e moral ve motivasyon desteği verdi.

2- İki lider ekonomiyi konuştular. Ekonominin gündemden düşürülmemesi konusunda söz birliği yaptılar.

3-

Yazının Devamını Oku

Helalleşme CHP’yi karıştırır mı, Kılıçdaroğlu başarır mı?

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunu dikkatle takip ediyorum. CHP liderinin dünkü grup konuşmasını da o gözle izledim.

Kılıçdaroğlu’nun helalleşmeye önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’la başlaması gerektiğini söylemiştim. Çünkü en çok Erdoğan’a hakaret ediyor. Ama Cumhurbaşkanı ile helalleşmesi konusunda umutlu değildim. Zaten o da beni yanıltmadı. Helalleşmek için bir liste açıkladı ama orada Erdoğan yoktu.

Bundan bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir helalleşme çağrısı yapmıştı. Peki o zaman Kılıçdaroğlu’nun tavrı ne olmuştu?

ERDOĞAN HELALLİK İSTEDİĞİNDE NE YAPMIŞTI?

Erdoğan, 14 Mayıs 2021 tarihinde pandemi nedeniyle yaşanan 17 günlük kısıtlamadan etkilenen vatandaşlarımızdan helallik istemişti. Erdoğan, “Sıkıntıya düşen esnafımız, çalışanımız olduysa hepsinden helallik istiyoruz” demişti.

Kılıçdaroğlu o zaman, “Bırak kardeşim sen helalleşmeyi. Neyin helalleşmesi? Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla veya insanların inançları veya duygularını sömürmek amacıyla, onların yaşadıkları sıkıntıları nasıl unutturabiliriz... Öyle bir çaba. Bu beyhude bir çabadır. Biz hakkımızı helal etmiyoruz” diye yanıt vermişti.

CHP’DE DALGALANMA

Buna rağmen Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunun nasıl sonuçlanacağını merakla takip ediyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çıkışı CHP içinde dalgalanmaya yol açtı. Bir kesim, “Hazır iktidara geliyoruz. Erdoğan’dan hesap sormayı hedefliyoruz. Bu helalleşme nereden çıktı?” diye rahatsızlığını ortaya vurdu. CHP liderinin dünkü grup konuşmasını o nedenle dikkatle izledim. Kılıçdaroğlu da CHP içindeki homurtuların farkında olmalı ki, “Helalleşme ile hukuku karıştıranlar oldu” deme gereği duydu.

CHP DE SİTEM ETTİ

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan’ın milletvekilliği düşürülecek mi?

Bingöl'de şehit abisine, “Senin bacını ...” diye küfreden İYİ Partili Lütfü Türkkan’la ilgili fezleke Meclis’e geldi.

Lütfü Türkkan’ın suç oluşturan iki ayrı fiilden dolayı yargılanabilmesi için dokunulmazlığının kaldırılması talep ediliyor. Fezleke Meclis Başkanlığı tarafından Anayasa-Adalet Karma Komisyonu’na havale edildi. Türkkan’la ilgili süreç şöyle işleyecek:

Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’ndan, Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması kararı çıktığı takdirde Meclis’te oylanacak. Oylamaya katılanların bir fazlasının oyuyla Türkkan’ın dokunulmazlığı kaldırılabilecek.

MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞECEK Mİ?

Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığı kaldırıldığı takdirde yargılanmasının yolu açılacak. Türkkan, “şehit ailesine hakaret” ve “basit müessir fiil”den dolayı hâkim huzuruna çıkacak. Dokunulmazlığının kaldırılması demek, Lütfü Türkkan’ın milletvekilliğinin düşmesi anlamına gelmiyor. Sadece şehit ailesine küfürden dolayı yargılama yolu açılmış olacak. HDP’li Tüma Çelik olayında olduğu gibi.

AKŞENER VE KILIÇDAROĞLU İÇİN SINAV OLACAK

Şehit ailesine küfür olayından sonra Lütfü Türkkan, İYİ Parti Grup Başkanvekilliği’nden istifa etmek zorunda kalmıştı. Ancak İYİ Parti, Türkkan’ın partiden ihracı yönüne gitmemişti. Tam aksine Akşener, Lütfü Türkkan’ı savunarak, “Zannetmeyin harlayarak gürleyerek bizi geri çekeceksiniz. Her dükkânın içinde provokasyon yaptırabilirsiniz. Her dükkânın kapısında p.rno sitesi gezenlere, oralarda yavşak yavşak konuşanlara, yazı yazanlara provokasyon yaptırabilirsiniz. Yaptırın kardeşim. Sizden korkan sizin gibi olsun” diye meydan okumuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Lütfü Türkkan konusunda sessiz kalırken, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da olayı provokasyon olarak nitelendirip Türkkan’a destek vermişti.

HALEP ORADAYSA 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’la helalleşecek mi?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi sırasında siyasetteki gerginlikten duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Siyasi kutuplaşmanın ülkeye yarar vermediğini savunuyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu ve Akşener her gün bana hakaret ediyor. Gerginliğin müsebbibi onlar” diyor.

HELALLEŞME YOLCULUĞU

Bu diyalogdan haberi oldu mu bilmem ama Kılıçdaroğlu hafta sonu yayınladığı videosunda helalleşme yolculuğuna çıkacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, en çok Erdoğan’a hakaret ettiği için, helalleşme yolculuğuna önce Erdoğan’la başlaması gerekiyor. O yüzden bugünden itibaren Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem’i takibe alacağım. İletişim Başkanlığı’nı arayıp Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan helalleşme randevusu istedi mi, diye soracağım.

KİMLERLE  HELALLEŞMELİ?

Kılıçdaroğlu’nun ayrıca CNN Türk’te yayına çıktığı için ihraç ettiği CHP’lilerle de helalleşmesi gerekiyor. Boykot ettiği CNN Türk’le helalleşmeli.

Tehdit ettiği memurlar ile helalleşmesine ise hiç değinmeyeceğim.

Ama kontrollü darbe ve tiyatro dediği 15 Temmuz’dan dolayı şehit aileleri ve gazilerle helalleşebilecek mi?

28 ŞUBAT’LA

28 Şubat’ın arkasında yer aldıkları ve başörtüsü zulmünü destekledikleri için demokratlarla ve dindarlarla helalleşebilecek mi?

Yazının Devamını Oku

Karamollaoğlu, ittifak ve koltuk meselesi için ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun görüşmesinde iki nokta ön plana çıktı.

Koltuk konusu

İttifak meselesi

Görüşmeye ilişkin olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden servis edilen görüntüde iki koltuk olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Karamollaoğlu’nu üçlü koltuğa oturmaya davet etmesi dikkati çekiyor.

Hatta görüşmeden sonra Erdoğan-Karamollaoğlu görüşmesinden rahatsız olanlar, sosyal medyada koltuk görüntüsü üzerinden bir kriz çıkarmaya çalıştı. Doğrusu ben de bu durumun istismar edileceğini düşünerek keşke daha dikkatli olunsaydı diye düşündüm. Benim kaygım sosyal medyadaki zehirli dilden ziyade Saadet Partisi tabanının bundan incinmesi endişesine dönüktü.

İŞTE O KOLTUK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi üzerine Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüştüm. Haliyle ilk sorum koltuk meselesi oldu.

Temel Karamollaoğlu, “Ben o konuya girmeyi bile doğru bulmuyorum” diye söze başladı. Cumhurbaşkanı ile 2 saat 20 dakika süren çok kapsamlı bir görüşme yaptıklarını söyledi. “Bazı konularda aynı, bazı konularda farklı düşündüğümüz ortaya çıktı ama çok olumlu bir görüşme yaptık. Ben o koltuk işini ise istiskal edici (rencide edici) bir hareket olarak görmedim” dedi.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan-Karamollaoğlu görüşmesinden ne çıktı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüşmeye büyük önem veriyor. AK Parti kaynaklarına göre Erdoğan, yemekli bir program olmasını arzu ediyor. Erdoğan’ın, ”Yemekli ve uzun soluklu görüşme” önerisi 10 Kasım yoğunluğu nedeniyle “uzun soluklu görüşme” olarak planlanıyor.

2 saat 20 dakika süren görüşmeden sonra Karamollaoğlu, “Oldukça olumlu havada geçen bir görüşme oldu” dedi. Cumhurbaşkanlığı kaynakları da görüşmeyi “olumlu” olarak ifade ettiler.

Erdoğan daha önce Oğuzhan Asiltürk’le, Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı içinde yer alması için bir diyalog sürecini başlatmıştı. Ama Temel Karamollaoğlu buna karşıydı. Oğuzhan Asiltürk’ün vefatıyla birlikte YİK Başkanlığı’nı da üstlendi. Eli güçlendi. Erdoğan’la görüşmeye iki şapkasıyla birlikte girdi.

GÜNDEM

Temel Karamollaoğlu’nun ajandasında ne vardı?

1- Parlamenter sistem önerisi

2- Ekonomik sıkıntılar

3- Toplumdaki adaletsizlik algısı

Karamollaoğlu,

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’den Lütfü Türkkan’a destek

Lütfü Türkkan’ın Bingöl’de şehit yakınına küfretmesinden sonra gözler Meral Akşener’deydi. Kadın Genel Başkan olarak Akşener’in ne diyeceği önemliydi.

Peki, Meral Akşener ne yaptı? Lütfü Türkkan’ı korudu.

“Lütfü Bey bir hata yaptı. Ancak kendisi yaptığı hata karşısında olgunluk gösterdi, önce çıktı özür diledi, sonrasında ise gereğini yapıp grup başkanvekilliğinden istifa etti” dedi.

Lütfü Bey olgunluk göstermedi. Şehit ailesine iğrenç bir şekilde küfretti. Eğer İYİ Parti Grup Başkanvekilliği’nden istifa etmesini bir olgunluk alameti olarak görüyorsanız o zaman Lütfü Türkkan’ı kendinize danışman olarak alın. Böyle bir yaklaşım olur mu? Aslında iyi düşünse Lütfü Türkkan’ın en büyük zararı İYİ Parti’ye ve Meral Akşener’e verdiğini görecek.

Bu iş, Meral Akşener’in peşini bırakmaz.

PROVOKASYON MU KÜFÜR MÜ?

Meral Akşener’den, şehit ailelerinden özür dilemesi ve Lütfü Türkkan’a bu işin bedelini ödetmesi beklenirken o hedef saptırmaya çalıştı. “Geçtiğimiz cuma AK Parti’nin planlı bir provokasyonu sonucunda talihsiz bir olay yaşadık” dedi.

Lütfü Türkkan’a, şehit yakınına, “Senin bacını ...rim” diye küfretmesini AK Parti mi söyledi?

Ayrıca elinizde AK Parti’nin provoke ettiğine dair bir bulgu varsa niye yeri göğü yıkmıyorsunuz? Bir provokasyon varsa

Yazının Devamını Oku

İYİ Parti’den Lütfü Türkkan’ı kurtarma operasyonu

İYİ Parti, hem Lütfü Türkkan’ı hem kendisini kurtarmaya dönük bir operasyon yaptı. Şehit ailesine küfreden Lütfü Türkkan’ın yerine Erhan Usta’yı seçti. Sanki sorun Lütfü Türkkan’ın gidip Erhan Usta’nın gelmesiydi. Oysa vakit geçirmeden Lütfü Türkkan’la ilgili ihraç süreci başlatılmalıydı.

Ne şehit aileleri başta olmak üzere Türk halkından özür dilendi ne Lütfü Türkkan’la ilgili disiplin süreci başlatıldı. Sadece grup başkanvekilliğinden istifa ettirilip yerine bir başkası seçildi. Bir eksik kaldı. O da Lütfü Türkkan’a onursal grup başkanvekilliği görevi verilmesi. O da olsa tamamdı.

Ama sorun o değil ki...

Türk milliyetçiliği iddiasında olan bir partinin önde gelen isimlerinden biri, şehit ailesine ağza alınmayacak şekilde küfrediyor. Sonra MHP kökenli iki siyasetçi Koray Aydın ve Müsavat Dervişoğlu bu işi yumuşatmaya çalışıyor. Ülkücü hareketin içinden gelen Koray Aydın ile Müsavat Dervişoğlu’nun işi, şehit ailesine yapılan küfre kılıf aramak mı olmalıydı?

ÖZÜR DİLEMEDİ

Kamuoyundan gelen tepkiler büyüyünce Lütfü Türkkan bir video yayınlıyor. Orada küfrettiği şehit ailesinden ve Türk milletinden özür dilemiyor. O nezaketi dahi göstermiyor. Meral Akşener’den özür diliyor. Sonra ne yapıyorlar? Lütfü Türkkan grup başkanvekilliğinden istifa ediyor, yerine Erhan Usta’yı seçiyorlar. Ellerini yıkayıp çıkıyorlar.

Bu tavır, İYİ Parti’nin Lütfü Türkkan olayından rahatsız olduğunu göstermez. Bu, İYİ Parti’nin Lütfü Türkkan’ı cezalandırdığı anlamına gelmez. Bu, Lütfü Türkkan’ı ve İYİ Parti’yi kurtarma operasyonundan başka bir anlam taşımaz.

FARKLI YAZARDIM

Dikkat ederseniz

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu pes etmez, Kılıçdaroğlu aday olmayabilir

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adaylığının önünü kesmek için en önemli hamlelerinden birini yaptı. “Belediye başkanlarımızın görevlerine devam etmelerini istiyorum” dedi.

CHP lideri çok net bir şekilde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, sizin cumhurbaşkanı adaylığınıza karşıyım mesajını verdi.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş’ın önünü kesmek için, cumhurbaşkanı oldukları takdirde belediye başkanlığının AK Parti’ye geçeceği gerekçesini öne sürdü.

 TEVFİK GÖKSU FAKTÖRÜ

Zaten CHP kulislerinde, “İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olursa Belediye Meclisi’nde çoğunluk olan Cumhur İttifakı, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’yu seçer. Tevfik Göksü belediye başkanı olunca İmamoğlu aleyhinde kullanılabilecek dosyaları ortaya çıkarır. İmamoğlu’na kök söktürür” diye konuşuluyordu.

İMAMOĞLU’NUN KULAĞINA GİTMİŞTİ

Kılıçdaroğlu’nun gerekçesi Ekrem İmamoğlu’na iletildiğinde çok sert tepki göstermişti. Yakın çevresine, cumhurbaşkanı adaylığının engellenmesi için üretilmiş bir senaryo olarak değerlendirmişti.

KAYYUM ATARIZ

Hatta kulislerde,

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nu engelleyebilecek mi?

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının önünü kesmek için her yolu deniyor ama başarılı olabilecek mi emin değilim.

Çünkü Ekrem İmamoğlu, yarın cumhurbaşkanı adayı olacakmış gibi çalışıyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’yla Volkswagen Arena’daki etkinlikle tam bir cumhurbaşkanı adaylığı provası yaptı.

Volkswagen, Arena’daki ses ve ışık gösterisi için ciddi bir bütçe ayrılmış. İmamoğlu da o güne özel olarak hazırlanmış. İmamoğlu seçim kampanyasını başlatıyor. Sultanbeyli’yi ziyareti sırasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla değil, cumhurbaşkanı adayı havasında konuştu.

İktidarı hedef aldı. “Artık yönetemiyorlar” dedi. “Ülkemizin bu idareden bir an önce kurtulması lazım” diye konuştu.

Bunları niçin aktarıyorum? İmamoğlu, cumhurbaşkanını halkın seçeceğini biliyor. O nedenle cumhurbaşkanı adayının belirleneceği masaya isminin halkın en çok desteklediği aday olarak girmesini istiyor. O nedenle halk tabanını genişletmeye çalışıyor. Karadeniz ziyaretiyle milliyetçi ve muhafazakârların, Diyarbakır gezisi ile Kürtlerin desteğini kazanmayı amaçlıyor.

İKİSİ ARASINDAKİ FARK

Kılıçdaroğlu sürekli olarak zikzak çiziyor. Bir yanda HDP’nin desteğini sağlamak için Irak ve Suriye tezkeresine hayır diyor, diğer yandan Yozgat’ta Kandil’i yerle yeksan etmekten söz ediyor.

Bir yandan ülkenin tüm sorunlarını çözeceğini söylüyor, diğer yandan herkesi tehdit ediyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın sağlığı

Bir süredir Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında sağlığı yerinde değil algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Önceki gün de sosyal medyada Erdoğan’ın öldüğü yönünde çok çirkin bir kampanya başlatıldı.

Bir insanın hayatı üzerinden muhalefet mi olur?

Batsın sizin muhalefetiniz.

Batsın sizin insanlığınız.

Bunu geçmişte Deniz Baykal ve Oğuzhan Asiltürk için yaptıklarında da karşı çıkmıştım.

Tabii Erdoğan’la ilgili algı operasyonlarının bir hedefi var. “Erdoğan hasta, Türkiye’yi yönetemiyor” algısını oluşturmaya çalışıyorlar. Bu işin arkasında yabancı ülke istihbarat servisleri ile FETÖ’cülerin bulunduğu bir gerçek. Ancak muhalefet adına buna destek verenler de çıkıyor.

ALGI OPERASYONU

Erdoğan’ı sandıkta yenemeyenler bu kez sağlığı üzerinden bir algı operasyonu yapıyorlar.

Muhtıra verdiler, olmadı. Partisini kapatmaya çalıştılar, muvaffak olamadılar. Darbe yaptılar, başaramadılar. Bu kez de

Yazının Devamını Oku

Tezkere işi Millet İttifakı’nı parçalar mı?

Irak ve Suriye tezkeresine hayır oyu CHP’yi sarsıyor. CHP ne kadar çırpınsa da tezkereye neden hayır oyu verdiğini izah etmekte zorlanıyor. Üstüne üstlük bir de Kılıçdaroğlu’nun, “Evet dersek Cumhuriyet’e ihanet etmiş oluruz” sözleri var.

CHP şimdiye kadarki tezkerelere evet demişti. O zaman Cumhuriyete ihanet mi ediyordu? Ayrıca Millet İttifakı ortağı İYİ Parti tezkereye evet oyu verdi. İYİ Parti Cumhuriyet’e ihanet mi etti? Bu durumda Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’e ihanet eden bir partiyle mi ittifak yapıyor? Tam aksine, İYİ Parti doğru olanı yaptı. Tezkere kabul edilmeseydi Irak ve Suriye’de Türk askerinin boşalttığı yerlere kim yerleşecekti? PKK-YPG ve DEAŞ.

CHP’nin tutumu en çok terör örgütünü sevindirmiş olmalı ki PKK yöneticilerinden Mustafa Karasu, CHP için, “Hayırlı bir iş yaptılar” dedi. CHP’nin hayır oyu kullanması PKK’yı sevindirdiyse orada sorun var demektir. Bahçeli de bu fırsatı kaçırmadı, ”CHP, HDP’yle birlikte tezkereye hayır, PKK’ya evet demiştir” diye yüklendi.

BAHÇELİ BOMBALADI

Siyasi kulislerin nabzını tutmak için Meclis’teydim. Bahçeli, tezkere üzerinden CHP’yi adeta bombaladı. Kılıçdaroğlu’na, “Kendini de yaktın, partini de yaktın” diye seslendi. Görünen o ki MHP, tezkere üzerinden CHP’yi sıkıştıracak. Sahaya çıkacak olan MHP heyetin en önemli kozlarından biri tezkere olacak. Bahçeli’nin eline bu kozu Kılıçdaroğlu verdi.

MİLLET İTTİFAKI’NDA AYRIŞMA OLUR MU?

MHP lideri Millet İttifakı’nı tezkere oylaması üzerinden kaşıdı. Kılıçdaroğlu’nu, ”Evet dersek Cumhuriyet’e ihanet etmiş oluruz” sözleri üzerinden vurdu. “Sayın Kılıçdaroğlu, ortağın İYİ Parti de ihanet etti mi? Bunu onların yüzüne karşı söylemeyi düşünüyor musun? İhanet edenlerle yol yürümek fıtratında mı vardır, mayan mı böyledir?” sorularını birbiri ardına sıraladı.

Tezkerede ters düşmelerine rağmen CHP ile İYİ Parti arasında bir çatlak oluşur mu? Öyle bir hava yok. İYİ Parti rahatsız oldu. Ama bu iş Millet İttifakı’ndan ayrılmaya gitmez.

Gerçekçi olalım, 2023 seçimlerini kazanma motivasyonu ve

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu nereye koşuyor?

Seçim tarihi yaklaştıkça siyaset sertleşiyor.

Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenme sürecinde ise Millet İttifakı’nı kıran kırana bir mücadele bekliyor.Kılıçdaroğlu ile Akşener bu süreci yönetmekte zorlanacaklar. Bu iş hiç de öyle görüldüğü gibi kolay olmayacak. Son 1 hafta içinde dahi Millet İttifakı’nın iki ortağı karşı karşıya geldi. Suriye ve Irak tezkeresine ilk kez ret oyu veren CHP ile evet oyu kullanan İYİ Parti farklı yönlerde hareket ettiler.

İYİ PARTİ RAHATSIZ OLDU

CHP, HDP ile işbirliğini tercih etti. İYİ Parti milli meselelerdeki duruşunu korudu. Ama Kılıçdaroğlu’nun, “Tezkereye evet demek Cumhuriyet’e ihanettir” sözü İYİ Parti’yi rahatsız etti. Ama sadece Kılıçdaroğlu’nun sözleri değil, CHP ile HDP arasındaki yakınlaşma İYİ Parti açısından tedirginlik konusu olmaya başladı. Netice itibarıyla İYİ Parti MHP’den ayrılan milliyetçiler tarafından kurulmuş bir parti. CHP ile HDP arasındaki yakınlaşma İYİ Parti tarafından mercek altına alınmış durumda.

Bu arada Meral Akşener’in, Siirt’te esnaf ziyareti sırasında yaşanan, “Burası Kürdistan” çıkışı karşısında tepkisiz kalması ise İYİ Parti içindeki sorgulamaları arttırdı.

Akşener daha önce de, Aytun Çıray’ın, “HDP, PKK üzerinden şeytanlaştırılıyor” sözlerine sessiz kalmış, Müsavat Dervişoğlu’nun, “HDP meşru bir parti” değerlendirmesine ise destek vermişti.

ABDULLAH GÜL’ÜN SON ÇIKIŞLARI

Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı belli. Cumhurbaşkanı Erdoğan. O nedenle Cumhur İttifakı’nda bir sorun yaşanmıyor. Ama Millet İttifakı ciddi bir adaylık krizine doğru ilerliyor. Bakmayın ortalıkta dolaşan isimlere. Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan başka ciddi bir isim gözükmüyor. Kılıçdaroğlu’nun aday olup olmayacağı konusu Millet İttifakı’nın geleceğini de belirleyecek. Kılıçdaroğlu, adaylık konusunda ısrar ederse muhalefette her parti kendi adayıyla seçimlere gidebilir. Bu ihtimal güçlü.

TABAN, GÜL’Ü İSTEMİYOR

Yazının Devamını Oku

Ermeni toplumu kaymakam haberini nasıl karşıladı?

Ermeni toplumundan avukat Berk Acar’ın kaymakamlık sınavlarını kazandığı haberini Agos’un Twitter hesabında görünce inanamadım.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu aradım. Soylu, Berk Acar’ın, sınavlarda çok başarılı olduğunu, kaymakam olmaya hak kazandığını söyledi. Ama konuşmasından Soylu’nun Berk Acar’ın kaymakam olmaya hak kazanmasından dolayı memnun olduğu sonucunu çıkardım. İlgi gösterdiği belliydi.

Ermeni cemaatinin önde gelen isimlerinden Prof.Dr. Toros Alcan ile konuşurken, habere şaşıran tek kişinin ben olmadığımı fark ettim. Yurtdışındaki Ermeni cemaatinden de arayıp bunun bir ‘Zaytung haberi’ olup olmadığını soranlar olmuş. Önce doğruluğuna pek inanamamışlar. Çünkü Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bir Türkiye Ermeni toplumundan birinin mülki amir olması söz konusu olmuş. Haber doğrulanınca bu kez Ermeni toplumunda büyük bir sevinç dalgası yaşanmış.

SEVİNÇLE KARŞILANMIŞ

Bir dönem Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde Azınlık Vakıfları Temsilcisi olarak görev yapan Toros Alcan, “Berk Acar’ın kaymakamlık sınavını kazanması Ermeni cemaatinde büyük bir sevinçle karşılandı. Özellikle yurtdışındaki Ermeniler telefon yağmuruna tuttular. Bu bir devrim olarak değerlendirildi. Ermeni toplumu olarak özgür ve eşit vatandaşlar olduğumuzu hissetmemizi sağladı. 7’den 77’ye cemaat çok mutlu” diye duygularını açıkladı. Toros Alcan, önemli bir noktaya parmak bastı: “Nefret söylemini azaltmamız lazım. Bunu değişimin ve dönüşümün başlangıcı olarak görüyoruz” dedi. Ardından ekledi: “Özellikle gençlerimiz bu gelişmeden dolayı çok mutlu oldular. Berk Acar’da kendi geleceklerini görmek istiyorlar.”

UMUT IŞIĞI OLDU

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde Azınlık Vakıfları Temsilcisi olan Can Ustabaşı ile konuştum. Avukat Berk Acar’ın kaymakam olarak atanacak olmasını Çok güzel bir haber” diye değerlendirdi. “Biz yurtdışına gidenlere Türkiye’ye dönmeleri için çağrı yapıyoruz. Bu gelişme yurtdışındakilerin Türkiye’ye dönüşünü teşvik etmesi açısından çok olumlu bir referans oldu. Şimdi gençlerimiz ‘Türkiye’ye döndüğümüzde biz de polis, öğretmen, kaymakam olabilir miyiz? Kamuda görev alabilir miyiz?’ diye sormaya başladı. Bir umut ışığı oldu” diye konuştu.

AZINLIK TAŞINMAZLARININ DURUMU

Yazının Devamını Oku

Cemevleriyle ilgili düzenleme geliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısından sonra cemevleriyle ilgili açıklamasının üzerinde pek durulmadı. Erdoğan, “Bugünkü kabine gündemimizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı da görüştük” dedi.

En son İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tunceli’de cemevini ziyaret ederek dedelerle sohbet etmişti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş da cemevini ziyaret etmişlerdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Arif Özzeybek’in cemevlerini ziyaretleri ise HDP’lileri rahatsız etmiş, konuyu Meclis’e taşımışlardı.

AK Parti cemevlerini oy hesabı ile ziyaret etmemeli. Çünkü bu samimi olmaz. Ama Türkiye’nin sosyal barışı ile din ve vicdan hürriyeti açısından konuya yaklaşılmalı. Geçmişte Türkiye’yi mezhep temelli olarak bölmek isteyenler Alevi-Sünni çatışması çıkarmak istemişlerdi. Çorum, Sivas ve Kahramanmaraş olayları yaşandı. Yaşanan onca acılara, katliamlara rağmen Aleviler ülkelerine olan bağlılıklarından en ufak bir taviz vermedi.

NELER YAPILACAK?

Bir dönem Alevi çalıştayları yapan ama bunu sonuca ulaştıramayan AK Parti, bu kez farklı bir yöntem izliyor. O da hak temelli bir açılım.

1)Cemevlerinin ibadethane sayılması talepleri söz konusu. Ama kabinedeki eğilim cemevlerinin ‘Kültür Merkezi’ statüsüne kavuşturulması yönünde.

2) Cemevlerinde görevli olan dedelere maaş bağlanması.

3) Cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanması.

Cemevleriyle ilgili çalışma başlatıldı. Çapı ne olur bilemem ama Türkiye’nin huzuru için yerinde bir adım atılıyor.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan ikinci dilekçeyi verdi sıra Kılıçdaroğlu’nda

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Siyasi cinayetler kaygım var” sözleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı doğru olanı yaptı. Soruşturma açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasının araştırılmasını istemişti.

Yani herkes Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetler iddiasını ciddiye aldı. Çünkü bizde siyasi cinayetler üzerinden kaos planları oluşturuldu, ara rejime giden süreçler başlatıldı. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin olarak elindeki bilgileri varsa istihbaratı, duyumu yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN İFADE VERSİN DEDİ

Ama Kılıçdaroğlu ne yaptı? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunarak önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesine başvurulmasını talep etti. Avukatı Celal Çelik aracılığıyla verdiği dilekçede, “AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturma konusu, siyasi cinayetler ve tehditler özelinde ifadesine başvurulmasını” istedi.

Hukukun genel kaidesidir. Müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir. Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayetlere ilişkin iddialarını yargı ile paylaşması gerekiyordu.

ERDOĞAN, SAVCILIĞA BAŞVURUDA BULUNDU

Ancak

Yazının Devamını Oku