15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

15 Temmuz darbe girişimine giden yolun en önemli kilometre taşlarından biriydi 17-25 Aralık.

Yargı üzerinden yaptıkları darbe girişimi başarılı olamayınca son olarak altın vuruş yapıp, TSK’daki güçlerini harekete geçirdiler. Biz ona 15 Temmuz darbe girişimi diyoruz. 17-25 Aralık’ın gerçek yüzünün yazılamadığını düşünüyorum. Ancak 15 Temmuz’u anlamak için 17-25 Aralık’a bakmak gerekiyor. Şimdi madde madde paylaşacağım öncesi ve sonrasıyla bu müdahaleler, FETÖ’nün darbe zincirinin birer halkaları.

17 ARALIK ÖNCESİ

1)Ergenekon’la mücadele sürecinde FETÖ, herkesin korktuğu, sindiği, operasyonel bir güç haline geldi.

2) 2010 referandumundan çıkan yüzde 58 evet oyunu kendi hanesine yazan FETÖ, siyasi olarak önemli bir güç elde etti.

3)2011 seçimlerine giderken FETÖ’nün talimatıyla 100-110 arasında FETÖ’cü,
AK Parti’den milletvekili aday adayı oldu.

TARİHİ DİYALOG

4) Milletvekili listelerinin hazırlandığı dönemde Erdoğan ile bir genel başkan yardımcısı arasında şu diyalog yaşanıyor:

“Erdoğan: Gülen cemaatini nasıl değerlendiriyorsun?

Genel başkan yardımcısı: Benim tanıdığım kadarıyla bu yapı ikiye ayrılıyor. 1. Tabanda çok samimi olarak hizmet edenler. 2. Üstte istihbaratçıların, polisin, savcıların hâkim olduğu kirli yapı.

Erdoğan: Sence Fetullah Hoca bunların hangisinin içinde yer alıyor?

G.B.Y.: Onu bilemeyeceğim.

Erdoğan: Fetullah Hoca o kirli yapının tam göbeğinde yer alıyor. Hoca, o kirli yapının liderliğini yapıyor.”

5) Erdoğan, 2011 seçimlerinde İlhan İşbilen ve Muhammed Çetin’i aday gösterdi. Ama il teşkilatlarından müracaat edenlerle bir grup FETÖ’cünün milletvekili olduğu anlaşıldı.
Dershaneler tartışmasının başlaması üzerine onlar da FETÖ’nün emriyle AK Parti’den istifa ettiler.

FETÖ’NÜN İLK HAMLESİ

FETÖ’nün yargı üzerinden Erdoğan’ı tasfiye hamlesinin ilki, 7 Şubat 2012 tarihinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasıydı. Erdoğan’ın sağlık sorunu nedeniyle operasyon geçireceği saatte FETÖ’cü savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı arayıp “İfade vermek üzere makamıma bekliyorum” dedi. Fidan gitse tutuklanacaktı. Erdoğan geciktiği için henüz operasyona girmemişti. Kendisine ulaşılan telefondan Hakan Fidan’a “İfade vermeye gitme” dedi. Hedef, Hakan Fidan üzerinden Erdoğan’a ulaşmaktı. Sadrettin Sarıkaya bir gün sonra arandığında ise Pensilvanya’dan çıktı.

GEZİ’Yİ DESTEKLEDİLER

Gezi olayları 28-29-30 Mayıs tarihlerinde bir çevre olayı olarak devam ederken, FETÖ’cülerin çadırları yakmasıyla birlikte iktidara yönelik bir tepkiye dönüştü. Türkiye’ye yayılan eylemler günlerce sürdü.

DERSHANE KARARIYLA SAVAŞ İLAN ETTİLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim bakanlarını atarken ilk talimatı, “Dershaneleri kapatın” olmuştu. Ama bir türlü başarılı olamamıştı. Erdoğan, dershanelerin kapatılması konusunda her şeyi göze alınca, FETÖ’nün yayın organları savaş ilan ettiler.

17-25 ARALIK DARBE GİRİŞİMİ

FETÖ, 15 Temmuz darbe girişiminden önceki en önemli hamlesini 17-25 Aralık’ta yaptı. FETÖ’nün yerel seçimlerden önce mart ayı içinde yapmayı planladığı operasyonu, dershaneler tartışmasının öne çektiği anlaşıldı. FETÖ, 17 Aralık’ta sabaha karşı düğmeye bastı. Uzun uzun anlatacak değilim. Ama 17-25 Aralık’ın hedefi neydi?

17-25 Aralık operasyonu için hazırlanan iddianamelerde Başbakan Erdoğan için “Dönemin başbakanı R. Tayyip Erdoğan” yazıyordu.

İşte belgesi:

15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

FETÖ’cülerin hazırladığı iddianamelerde Erdoğan için, “Örgüt lideri Recep Tayyip Erdoğan” tanımı yapılıyordu.

İşte belgesi:

15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

17-25 Aralık’ta hedef neydi?

Onu da FETÖ’cü savcı Celal Kara, Cumhuriyet gazetesinde Can Dündar’la röportajında açıklamıştı: “1 Numara Erdoğan’dı.”

15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

Hedef, yargı üzerinden Erdoğan’ı toplamaktı. Reza Zarrab davasında Türkiye aleyhine tanıklık yapan FETÖ’cü polis memuru Hüseyin Korkmaz’ın bilgisayarında müfettişlerin yaptığı incelemede, FETÖ’cü polislerin aralarında yaptıkları yazışmada “Kabineyi toparlayacağız burada” denildiği ortaya çıktı.

15 Temmuz’a giden süreçte 17-25 Aralık

Hedef, “1 numara” dedikleri Erdoğan’ın bileğine kelepçe vurmak ve “Kabineyi toparlayacağız burada” dedikleri gibi hükümeti düşürmekti.

16 Aralık’ı 17 Aralık’a bağlayan gece, Vatan Emniyet’in koridorları “Onun bileğine kelepçe takacağım” diye meydan okuyan FETÖ’cü polis şefinin sesiyle çınlıyordu.

ERDOĞAN YOK

Zekeriya Öz ise 17-25 Aralık dosyaları üzerine çalışan bir savcıya, “Abi seni severiz. İyi bir savcısın. Ama Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Hesabını ona göre yap” demişti.

İLK İSTİFA EDEN HAKAN ŞÜKÜR’DÜ

2011 seçimlerinde 100’ü aşkın FETÖ’cünün AK Parti’den milletvekili olmak istemelerinin nedeni dershaneler sürecinde anlaşıldı. FETÖ’cü milletvekilleri AK Parti’den istifa etti. İlk istifa eden, dershaneler konusundaki yaklaşıma karşı olduğunu belirten eski futbolcu Hakan Şükür oldu. Parlamenter sistem olduğu için FETÖ’nün 70-75 civarında milletvekilini Meclis’e sokup, dershaneler sürecinde olduğu gibi 70-75 milletvekilini AK Parti’den istifa ettirip, hükümeti düşürmeyi hedeflediği o zaman anlaşıldı. Ama Erdoğan önceden bunu görüp milletvekili listelerinde önlem aldığı için “siyasi darbe girişimi” başarılı olamamıştı.

‘ONE MINUTE’ İLE BAŞLADI

Başbakan Erdoğan ile bakanların telefonlarının dinlendiğinin ortaya çıkmasından sonra bir şey daha tespit edildi. Dinlemelerde geriye doğru gidildiğinde FETÖ’nün Erdoğan ve bakanları dinlemeye 2009’da başladığı tespit edildi.
Neden 2009? Başbakan Erdoğan, 29 Ocak 2009 tarihinde Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e, “one minute” çektikten sonra Erdoğan’ın kalemini kıran Yahudi diyasporası, ihaleyi bugünler için Pensilvanya’da besledikleri FETÖ’ye vermişti. “One minute” üzerine, “Türkiye’yi bilmeyiz ama AK Parti bitmiştir” sözünün ne olduğunu bu olaylar ortaya çıkınca anladık. FETÖ’nün, Erdoğan’ı devirmek için yoğun bir şekilde sesli ve görüntülü kayıtları almaya o zaman başladığı ortaya çıktı.

BAŞBAKAN’IN EVİNE BÖCEK YERLEŞTİRMİŞLER

Başbakan’ın evinde ve Başbakanlık konutunda “böcek” bulunmasıyla yumağın ucu yakalanmıştı ama yeterince üzerine gidilemedi. 28 Aralık 2011 tarihinde Başbakan’ın Subayevleri’ndeki evinde, bunun üzerine 30 Aralık’ta Başbakanlık konutunda yapılan aramalarda dinleme cihazları bulundu. Ancak yeterince ilerleme sağlanamadı.

 

X

HDP kapatılacak mı?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Kobani iddianamesini istemesi, HDP hakkında inceleme başlatıldığı yorumlarına neden oldu.

Bir de MHP Lideri Bahçeli’nin, “Türkiye bir hukuk devletiyse HDP’nin kapatılması acildir, şarttır. Başka bir isimle tekrardan faaliyette bulunmasına izin verilmemelidir” açıklaması gelince, HDP’nin kapatılması konusu bir anda gündemin üst sıralarına yükseldi.

Burada birbiriyle iç içe ama birbirinden ayrı noktalar var.

1)AK Parti, Kobani soruşturması ile HDP’nin kapatılmasını ayrı tutuyor.

2)Kobani soruşturması kapsamında 9 HDP’linin dokunulmazlığının kaldırılması gündeme geldiğinde AK Parti milletvekilleri “evet” oyu verecekler. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Eller hemen iner kalkar” demişti.

3)HDP Eş Genel başkanı Pervin Buldan’ın durumu farklılık arz ediyor. Buldan, Kobani olaylarının yaşandığı dönemde HDP MYK üyesi değildi.

4)MHP, HDP’nin kapatılmasını istiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kapatma davası açmadığı takdirde MHP, HDP’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat edecek.

5)Geçmişte kapatma davasına muhatap olmuş bir parti olarak AK Parti, kategorik olarak parti kapatmaya sıcak bakmıyor. HDP’nin kapatılması yönünde bütün şartlar hazır olmasına rağmen AK Parti, HDP’nin kapatılması yönünde harekete geçmedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kobani iddianamesini istemesi rutin bir uygulama olarak değerlendiriliyor. HDP’nin kapatılması yönünde bir çalışma başlatılmış değil. Ama şimdiye kadar HDP çizgisinden gelen birçok parti kapatıldığı için HDP hakkında kapatma davası açılması sürpriz olmaz. Ama reform sürecine giren Türkiye açısından olumlu bir gösterge olmayacak.

Yazının Devamını Oku

Şantaj kasetiyle benden 1 milyon dolar istediler

Her türlü suçlama var. Çok iğrenç ilişki iddiaları söz konusu. Kaset var, şantaj var, çete var, insanın ailesinin, çocuklarının, eşinin yüzüne bakamayacağı ithamlar var.

Hakkında kaset komplosu olduğunu iddia ederek CHP’den istifa eden Denizli milletvekili Teoman Sancar’dan söz ediyorum.

Sancar’ın bana şantaj yapıyorlar diye yaptığı suç duyurusu üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma açıldı. Bir kişi gözaltına alınıp, sorgulanmaya başladı. Ben işin özel hayatı ilgilendiren kısmıyla ilgili değilim. Ama kaset ve şantaj iddiaları önemli. Hem de çok önemli.

Deniz Baykal bir kaset komplosuyla CHP’nin başından götürüldü. MHP’de bir dönem Genel başkan yardımcıları kaset şantajıyla istifa ettirildi. Onların siyasi bir hedefi vardı. FETÖ tarafından siyaset kasetler üzerinden tanzim edildi. Teoman Sancar’a “kaset şantajı” yapanlar ise 1 milyon dolar para istemiş. Sancar istenen parayı vermeyince Denizli’den Ankara’ya, CHP Genel Merkezi’ne uzanan bir trafik yaşanmış.

ŞANTAJ KASETİ

Dün hakkındaki iddialar nedeniyle CHP’den istifa etmek zorunda kalan Denizli milletvekili Teoman Sancar’la konuştum. Zor bir durumla karşı karşıya olduğu her halinden belliydi. “Çocuklarıma, eşime, anneme, babama, abime psikolojik sıkıntı yaşattılar. Allah kimsenin başına vermesin. Üzüntüm bunun böyle paylaşılmasıdır” dedi. Ama soruşturma açılıp şantaj yapanların yakalanmaya başlanması, ifadelerinde para koparmak amacıyla bu görüntüleri kaydettiklerini itiraf etmeleri onu kısmen rahatlatmış. Soruşturma ile her şeyin daha netleşeceğine inanıyor.

BİR İNSAN BİR KURŞUNLA VURULUR

Teoman Sancar, konuşmamız boyunca ısrarla kendisine şantaj yapan çetenin ağır bir saldırısına maruz kaldığını anlattı.

“Bir insana bir mermiyle vurulur. Bana üçüyle saldırdılar. Ataşehir-Bodrum-Kuşadası ihale yolsuzluğu, ardından bir tecavüz vakası, ardından eşcinsellik. İki buçuk yıldır milletvekili olarak madem böyle bir ilişkilerim vardı da üçünü bir günde mi buldunuz”

Yazının Devamını Oku

İstifanın ardından pis kokular

CHP’den istifa eden Denizli milletvekili Teoman Sancar, daha önce Muharrem İnce’nin kuracağı partiye geçecekler arasında ismi yer alınca Kılıçdaroğlu ile birlikte fotoğrafını yayınlamıştı.

Sancar’ın hafta sonu istifası gelince Muharrem İnce’nin kuracağı partiye geçeceği yorumları yapıldı.

Ama ardından kaset, şantaj, eşcinsel ilişki, tecavüz, yolsuzluk iddiaları havalarda uçuşmaya başladı. İddialar üzerine Teoman Sancar’a ulaşmaya çalıştım. Hatta aramakla yetinmeyip mesaj attım. Çünkü iddialar iğrençti ama tek yanlı olarak bunları paylaşmak istemedim. Belli ki ortada iğrenç ötesi bir durum vardı. Ama bu gayri ahlaki bir ilişki mi, yoksa başka bir hesaplaşma mı yaşanıyordu?

KOMPLO SAVUNMASI

Teoman Sancar’dan hâlâ haber bekliyorum. Ama bu arada bir internet sitesine konuşarak kendisine komplo kurulduğunu savundu. “Komplo kuruldu” demesi dahi istifa öncesinde bir şeylerin olduğuna işaret ediyordu.

KILIÇDAROĞLU’NUN TEPKİSİ

Zaten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na iletilince, “Derhal istifa etsin” dediği söyleniyor. CHP’den istifa eden Teoman Sancar’ın “şifrehaber.com” isimli internet sitesine yaptığı açıklamadan bir bölümü paylaşmak istiyorum.

EŞCİNSEL İLİŞKİ İDDİASI SORULMUŞ

Önce Denizli milletvekili

Yazının Devamını Oku

Hukuk reformu İstiklal Caddesi’nde hissedilecek

2021 yılının ilk gündem maddesinin reformlar olması geleceğe ilişkin umutlarımı arttırdı.

AK Parti reformlarla büyüdü. AK Parti aynı zamanda reformlarla Türkiye’nin önünü açtı. Vesayet kurumlarını reformlar sayesinde geriletti. Darbelerin inşa ettiği militarist sistemden reformların şekillendirdiği Türkiye yürüyüşünü başlattı.

Bu ülkede resmi bayramlardan ve kurtuluş günlerinden daha fazla darbeler, muhtıralar tarihi olduğu hatırlanınca özgürlükler ve reformların Türkiye’nin kutup yıldızı olduğuna inanıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın İnsan Hakları Eylem Planı’nı, önümüzdeki hafta ise ekonomi reformunu açıklayacak.

Hukuk reformu olmadan yapılacak ekonomi reformunun bir ayağı askıda kalırdı. Çünkü güçlü bir ekonomi için güçlü bir hukuk sistemi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı hukuk reformu, “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” temasını içeriyor. Bir başka deyişle insana dokunan, insan odağı olan reformlar demek daha doğru olur.

Reform paketinin detayları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanacak ama bir de reformların ruh ve felsefesi var. Ne yani, darbelerin ruhu oluyor da reformların olmaz mı?

GÜL: REFORMLAR SÜREKLİLİK GEREKTİRİYOR

Adalet Bakanı

Yazının Devamını Oku

Ermenistan’da neler oluyor?

Güne Ermenistan’da askerlerin Başbakan Paşinyan’ı istifaya davet eden açıklaması ile başladık. Nefeslerimizi tutup ne olacağını beklerken, Paşinyan’ın halkı sokaklara çıkmaya davet eden çağrısı geldi. Paşinyan eşzamanlı olarak genelkurmay başkanı Gasparyan’ı da görevden aldığını açıkladı. Ancak genelkurmay başkanı görevinden ayrılmadı.

Tüm dünyanın gözü Ermenistan’ın üzerindeyken Paşinyan, parlamentonun önüne giderek kendisini desteklemek üzere toplanan halkın başına geçip yürümeye başladı.

Demokrasi açısından önemli anlardan biriydi. Bu sırada polisin Paşinyan’dan, askerin ise darbecilerden yana olduğu haberleri gelmeye başladı.

Paşinyan bir gün önce “Karabağ savaşında Rus İskender füzelerini kullandık. Ama patlamadı” dediği için darbenin arkasında Rusya’nın olduğu yolunda yorumlar yapıldı.

İLK AÇIKLAMA RUSYA’DAN

İlk açıklama Rusya’dan geldi. Darbecilere güçlü bir destek beklenirken Rusya, “Ermenistan’da yaşananlar endişe verici” diye açıklama yaptı. Ama Rusya, Batılı ülkelere de Ermenistan’ın içişlerine karışmamaları yönünde mesaj vererek, “Yaşananlar Ermenistan’ın iç işi” değerlendirmesinde bulundu. Paşinyan’ın uğruna Azerbaycan’a savaş açtığı Fransa ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler ise sessiz kaldı. Aliyev’in deyimiyle bir kez daha Paşinyan’ın güvendiği dağlara kar yağdı.

Darbeye karşı çıkan ilk ülke Türkiye oldu. Dostunu düşmanını tanıdın mı?

DARBEYE İLK TAVIR TÜRKİYE’DEN

Ermenistan sokaklarında tanklar dolaşmadığı için bir süre darbe mi yoksa muhtıra mı tartışması yaşandı. Karabağ savaşında büyük bir hezimet yaşayan

Yazının Devamını Oku

Sizin Cumhurbaşkanı bizde olsa dünya şampiyonu oluruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir ziyaretinde Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nın açılışını yapmış, AK Parti İzmir Milletvekili Alpay’ın geçtiği kaleye penaltı atmıştı. Erdoğan penaltıyı kullandığı anın fotoğrafını paylaşıp, “Durmak yok. Gollere devam” notunu düşmüştü.

Alpay’ı Meclis’te görünce, “Sizi yeşil sahalarda çok izledik ama kaleye geçtiğinizi görmemiştik” dedik.

Milli takımın değişmez futbolcuları arasında yer alan Alpay, Altay’da başlayan futbol hayatını Beşiktaş ve Fenerbahçe’den sonra İngiltere Premier takımlarından Aston Villa’da sürdürmüştü. Alpay, Güney Kore, Japonya ve Almanya’da da başarılara imza atmıştı. Sahalarda fırtına gibi esen futbolcularımızdan biriydi.

Dünya üçüncüsü olduğumuz milli takımla kupayı kaldıran futbolcularımız arasında yer alan Alpay, başarılarla dolu bir futbol hayatından sonra yeşil sahalardan siyasete transfer oldu. Şimdi AK Parti İzmir Milletvekili olarak siyasette ter döküyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Alpay da her ne kadar siyasette de olsa, futbola olan ilgisini sürdürüyor.

“Cumhurbaşkanımızın futbola ilgisi nedeniyle aramızda özel bir diyalog var” diyor.

Alpay, İzmir’de Göztepe stadyumunun açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Siz spora her türlü desteği veriyorsunuz. Dünya çapında bir başarıyı da bizim size hediye etmemiz gerekiyor” demişti.

Alpay’a sözlerini hatırlatınca, “Futbol oynadığım dönemden birçok arkadaşım şimdi Avrupa’da federasyon başkanlığı ya da teknik direktörlük yapıyorlar. Hepsiyle ilişkilerimi sürdürüyorum. Cumhurbaşkanımızın futbola olan ilgisini takdir ediyorlar” diye konuştu.

SOUTHGATE NE DEDİ?

Yazının Devamını Oku

Seçim yasasında önemli değişiklikler var

AK Parti’de genel başkan yardımcısı Hayati Yazıcı başkanlığında yürütülen seçim yasasıyla ilgili değişikliklerde önemli ilerleme sağlandı.

İki hafta önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a alternatifli bir sunum yapılmış. Erdoğan’ın tercihleri doğrultusunda metin üzerinde çalışmalar yapılıyor. Taslağın son şekli Erdoğan’a sunulup onayı alındıktan sonra MHP’ye götürülecek. Ardından da diğer siyasi partilere sunulacak. MHP ile yapılacak çalışmadan sonra ise Meclis’in gündemine gelecek.

Yukarıda bir cümle ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan sunumdan söz ettim. Erdoğan, taslak üzerinde önemli değişiklikler yapmış. Şimdi onları paylaşacağım.

DEĞİŞİKLİKLER

1- Seçim barajı yüzde 7: 12 Eylül darbesinin ürünü olan yüzde 10 seçim barajı değişiyor. AK Parti’nin çalışmasında yüzde 7 ve yüzde 5 oranları öne çıkmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan sunumdan sonra ibre yüzde 7’ye döndü.

2- İttifak barajı olacak mı?

AK Parti’nin çalışmasında seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi yer alıyor. Bu oranın ittifaklar açısından da geçerli olması düşünülüyor.

MHP ise seçim barajının yüzde 7 ya da 5’e indirilmesi ancak ittifaka giren partiler için seçim barajının yüzde 10, 12 ya da 14 olmasını öneriyor.

TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ PAKETTEN ÇIKTI

Yazının Devamını Oku

Karayılan Gara’da mıydı?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’te Gara’da PKK’nın şehit ettiği 13 vatandaşımızla ilgili bilgi verdikten sonra “Allah şahittir, o Murat Karayılan’ı bin parçaya bölmezsek... Tekrar şeref sözü veriyorum” demişti.

Soylu daha önce de “Murat Karayılan’ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün” diye söz vermişti.

Soylu’nun Gara operasyonuyla ilgili konuşmalarında Murat Karayılan’ı hedef göstermesi, “Murat Karayılan Gara’daymış. Operasyondan kısa süre önce orayı terk etmiş” söylentisinin yayılmasına neden oldu. Önemli bir iddia olduğu için araştırdım. Ama doğru çıkmadı. Karayılan ve Cemil Bayık bir süredir Kandil’den başlarını çıkaramıyorlarmış. Daha çok Kandil’in İran kontrolündeki bölgesinde kalmayı tercih ediyorlarmış. İran’ın Gara’ya yaptığımız operasyonu kınaması beni şaşırtmamıştı. Çünkü İran, Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ı Türkiye’ye karşı koruyor.

KANDİL’DE

Murat Karayılan Gara’da değilmiş ama PKK’nın Kandil ve Sincar’dan sonra oluşturmak istediği alternatif komuta kontrol merkezi yerle bir edilmiş. PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, “Gara operasyonunun temel amacı HPG’nin komuta kontrol merkezini işlemez hale getirmekti. Bu operasyonda temel hedef gerillanın komuta kontrol merkezini etkisiz kılmaktı” demişti. Yeni kurulan telsiz sistemleri ortadan kaldırılmış. “PKK’yı 5 yıl geriletecek bir darbe vuruldu” deniliyor.

PKK, zorla kaçırıp operasyonun başında şehit ettiği 13 sivil vatandaşımızı ise 2 yıldır Gara’da “zindan” adını verdiği yerde tutuyormuş. Bir kez daha şehitlerimizin ruhu şâd olsun.

GARA’YA GİDEN MİLLETVEKİLİİçİşlerİ Bakanı Süleyman Soylu, Gara’ya giden milletvekilinin HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir olduğunu açıkladı. Soylu’nun açıklaması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Taşdemir hakkında soruşturma açtı. HDP milletvekili Taşdemir ise “Bunun kocaman bir yalan ve iftira olduğunu göstereceğiz” dedi. Bu durumda Taşdemir hakkında düzenlenecek olan fezlekeyi görmek gerekecek. Çünkü dokunulmazlığının kaldırılması istenirken, fezlekede Taşdemir hakkında yer alacak deliller önem kazandı.

SÜLEYMANİYE’DEKİ 

Yazının Devamını Oku

Gara’ya operasyon kararı nasıl alındı?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Örgütün Gara’da toplandığını takip ediyorduk. Özellikle son 5 ayda bu bölgede yoğunlaştıkları gözlendi” sözleriyle Gara’ya yapılan operasyonun önemini ortaya koydu.

PKK, Kandil’de baskı altına alınınca Sincar’ı aktif hale getirmiş. Sincar’a yönelik Türkiye’nin baskıları artınca da Gara’yı aktif hale getirmiş. Komuta kontrol merkezini Gara’ya taşımaya başlamış. Ayrıca Gara’nın Kandil ve Sincar’a göre daha avantajlı bir yönü var. Türkiye’ye 40 kilometre uzaklıkta ve şimdiye kadar operasyon yapılmamış. Gara’yı aktif hale getirerek, Türkiye’ye geçişleri kolaylaştırmış.

PKK sahada sıkıştıkça alternatif üretebilen bir terör örgütü. Türkiye’nin baskısıyla Bekaa’dan çıkarıldı ama ABD onları Kandil’e yerleştirdi. Kandil’de sıkışınca önce Sincar, sonra Gara’yı komuta kontrol merkezine dönüştürmeyi planladı. Ama bu kez başarılı olamadı.

Gara’ya son dönemlerde PKK’nın önemli isimlerinin gelip gittiği de tespit edilmiş.

DURAN KALKAN’IN İTİRAFI

PKK’nın ilk üç isminden biri olan Duran Kalkan, Gara operasyonunu, “Tarihin en ağır çatışmalarından biriydi” diye tanımladı. Terörist Kalkan, Türkiye’nin hedefini, “Gara operasyonunun temel amacı HPG’nin komuta kontrol merkezini işlemez hale getirmekti. Bu operasyonda temel hedef gerillanın komuta kontrol merkezini etkisiz kılmaktı” diye tanımladı.

Duran Kalkan bunu söylediğine göre demek ki Gara operasyonu hedefine ulaşmış.

SİVİLLERİN GARA’DA TUTULDUĞU İSTİHBARATI

5-6 yıldır PKK’nın elinde olan sivillerin Gara’da tutulduğu istihbaratı ekim ayında alınmış. Bilgi birkaç kaynak tarafından teyit edilince, Gara’ya yönelik operasyon hazırlıklarına başlanmış. Şubat ayı başında ise operasyonun düğmesine basılmış.

Yazının Devamını Oku

Akşener tarzı muhalefet

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, muhalefet lideri olmasına rağmen milli meselelerde, PKK ile mücadelede, Türkiye’nin yurtdışı operasyonlarında sorumlu bir muhalefet örneği veriyor.

O nedenle de muhalefette partisinin oylarını arttırıyor.

Akşener dünkü grup toplantısında konuşmasına, “10 şehrimizde şehit cenazelerimiz vardı. 10 şehrimize ateş düştü. Milletçe yüreğimiz yandı. Gara’da, lanet terör örgütü PKK’ya yönelik operasyon, milli bir meseledir” dedi. Ardından da “Üzerinde konuşan herkesin, sözlerine dikkat etmesi gerekir” diye uyarıda bulundu.

Kılıçdaroğlu PKK’ya PKK diyemiyor ama Akşener üstüne basa basa “Lanet terör örgütü PKK” dedi.

Aslında Meral Akşener, Kılıçdaroğlu’na göre daha sert bir konuşma yaptı. Erdoğan’ı ağır bir dille eleştirdi. Sözleri demir gülleler gibiydi. Ama Akşener, Türkiye’nin beka sorunu olan PKK ile mücadelede, milletinin ve devletinin yanında oldu. Ondan sonrası ise bir muhalefet liderinin eleştirileriydi.

KILIÇDAROĞLU TARZI MUHALEFET

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gara’da 13 şehidimizle ilgili olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan ayrıntılı bilgi aldıktan sonra, CHP Meclis grubunda konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından Gara şehitlerimizle ilgili bölümü birkaç kez okudum.

MİTHAT SANCAR’IN GERİSİNDE KALDI

1)Kılıçdaroğlu konuşmasında 5 yerde “terör örgütü” diyor. Ama tek bir yerde dahi “PKK” demiyor. Kuva-yı Milliye’nin partisi olan CHP Genel Başkanı olarak Kılıçdaroğlu en azından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın gerisinde kalmamalıydı. Mithat Sancar, “Bu bir katliamdır, uluslararası insancıl hukukun ağır ve vahim ihlalidir” dedi.

Yazının Devamını Oku

O milletvekili kim?

PKK’nın şehit ettiği 13 vatandaşlarımız ilgili görüşme nedeniyle Meclis gergindi. Meclis’e görüşmeler başlamadan önce gittim. İktidar kulisinde neredeyse kimse yoktu. Hatta görevlilere, “Milletvekilleri gelmedi mi?” diye sordum. “Geldiler. İçeri girdiler” dediler. Muhalefet kulisi ise hareketliydi.

BAHÇELİ ERKEN GELDİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, saat 15.00’te başlayan görüşmelere 16 dakika erken geldi. Bahçeli ile birlikte kulisteki MHP milletvekilleri Genel Kurul’a girdiler. Bahçeli görüşmeleri ön sıralardan sonuna kadar izledi.

KILIÇDAROĞLU KATILMADI

Muhalefet kulisinin girişinde Enis Berberoğlu ile karşılaşınca bir an ‘deja-vu’ yaşadım. Kemal Kılıçdaroğlu, oturum başlamadan 1 dakika önce Enis Berberoğlu ile birlikte geldi. Oturum başlamadan da Meclis’ten ayrıldı. Kılıçdaroğlu iki bakanla görüştüğü için midir, yoksa dostlarını kızdırmamak için mi orasını bilemedim ama oturuma kalmadı. Bakanlar konuşmadan Meclis’ten ayrıldı.

MECLİS GERGİNDİ

Kulislerin aksine Meclis Genel Kurulu’nda gergin bir hava vardı. 13 vatandaşımızın PKK tarafından şehit edilmesine rağmen Türkiye’nin bombardımanı sonucunda öldükleri ileri sürülmüştü. 13 sivili başlarına kurşun sıkarak katleden PKK’ya bir çift söz söyleyemeyen Hüda Kaya, çarpıtma çabalarına devam ediyor. Hüda Kaya görüşmeler sırasında da en ön sırada yerini almıştı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuşurken bir ara o tarafa doğru dönüp, “Ne gülüyorsunuz?” diye tepki gösterdi. Ama sırtı dönük olduğu için Hüda Kaya için söyleyip söylemediği anlaşılamadı.

BAKANLAR HAZIRLIKLI GELMİŞTİ

Milli Savunma Bakanı

Yazının Devamını Oku

Milli Eğitim Bakanı ile köy okulunda

Sınır köyü Gödekli’de ders zilini çalmak için Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’la Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan hareket ettiğimizde lapa lapa kar yağıyordu. Iğdır’a indiğimizde ise pırıl pırıl bir hava vardı. Ağrı Dağı olanca ihtişamıyla karşımızda duruyordu. Karlı yamaçlarına vuran güneş ışıklarını seyrederek Ağrı Dağı’nın eteklerinden Gödekli köyüne ulaştık.

Gödekli deyip geçmeyin, tam dört ülkenin sınırlarının kesiştiği bir yere kurulmuş. Karşınızda Ermenistan, az öteniz Azerbaycan ve İran. Pandemi nedeniyle neredeyse bir yıldır yüz yüze eğitimin yapılamadığı bir ortamda, köy okulunda ne hissedersiniz? İstiklal Marşımızın okunması, okul bahçesini dolduran çocukların cıvıltıları, Milli Eğitim Bakanı’nın ders zilini çalmasıyla yüz yüze eğitimin başlaması, dahası o çocukların gözlerindeki ışıltı... Okulu, çocukları, zil sesini ne kadar özlemişiz. Biz daha okuldan ayrılmadan sınıflardan çocukların cıvıltıları geliyordu. Milli Eğitim Bakanı ile oradan doğruca Türkiye-Ermenistan sınır kapısına geçtik. Aras Nehri’nin ayırdığı sınırdan Alican Hudut Karakolu’ndan Ermenistan tarafını seyrettik. Önceden buruk bir şekilde baktığım Ermenistan tarafını Karabağ zaferinden sonra farklı duygularla seyrettim. Hep izlenim aktaracak değilim. Milli Eğitim Bakanı ile yeni öğretim yılını da konuştuk. Onları da aktaracağım.

BURUK BİR SEVİNÇ

Milli Eğitim Bakanı’na önce ne hissettiğini sordum. “Hissettiğim şey aslında buruk bir sevinç” dedi. “Neden?” dedim. “Tüm öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin aynı anda neşe içerisinde başlayamamasından kaynaklanan bir burukluk” karşılığını verdi. Ardından ekledi: “Bazı çocuklarımın ‘Okullar lütfen açılsın’ diye gözüme baktığı anları hatırlıyorum ve onların sınıf seviyelerini açamadığım için bu burukluk derinleşiyor.” Ziya Selçuk onlara da söz verdi, “Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz açısından risk azaldığı anda biz muhakkak süratle açarız” dedi.

BAKANLAR KURULU’NU İŞARET ETTİ

Köy okulları açıldı. 1 Mart’ta ilkokulların tüm sınıfları ile 8. ve 12. sınıflar açılacak. Peki diğerleri? Milli Eğitim Bakanı yarın yapılacak kabine toplantısını işaret etti. “Salgın sürecinde yüz yüze eğitimle ilgili kararlar alınırken ülke ölçeğinde değil, yerel ölçekte adımların atıldığı ve okulların açıldığı uygulamaların Avrupa’da, Amerika’da ve dünyanın pek çok ülkesinde başarıyla sürdürüldüğünü görüyoruz. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın önceki hafta kabine toplantısının ardından ifade ettiği gibi, salgının seyrine bağlı olarak her ilin kendi koşulları doğrultusunda yüz yüze eğitimle ilgili kararı nasıl alabileceği konusunu bu haftaki kabine toplantısında yeniden değerlendirileceğiz. Yine, Bilim Kurulu’nun ve Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu verilerle bizim eğitime ilişkin ortaya koyduğumuz verilerin mukayeseli olarak ele alınması söz konusu olacak. Buna göre karar verilecek” diye konuştu. Zor bir karar. Ziya Selçuk, günlük verilere göre hareket edildiğini anlatıyor ama sonuç itibarıyla “Biz hazırız” diyor.

BÖLGESEL OLARAK AÇILABİLECEK Mİ?

Her bölgenin, hatta her şehrin verisi farklı. Peki verileri iyi gelen bölgelerde okullar açılabilecek mi?

Yazının Devamını Oku

PKK’nın sivil katliamı ve Biden’ın sınavı

Muhammed Omar, 9 aylık.

Bedirhan bebek, 11 aylık.Celin Naz Aydın, 3 yaşında.

Eren Bülbül, 16 yaşında.

Yasin Börü, 16 yaşında.

Sadece birkaçının ismini yazabildiğimiz bu bebekler, çocuklar, gençler PKK tarafından katledildi. Karnında kurşun deliği olan çocuklardan dolayı Öcalan’a “bebek katili” denildi. Buna rağmen Batı dünyası PKK ile ilişkisini sürdürdü. Suriye’de ise müttefikimiz ABD, 20 bin TIR dolusu silah verdi. PKK şimdi de bir süredir elinde olan 13 vatandaşımızı şehit etti.

BIDEN NE YAPACAK?

Şimdi ABD başta olmak üzere Batı’nın ne diyeceği önem kazandı. Çünkü Biden yönetimi, Yemen savaşında sivilleri öldürdüğü gerekçesiyle Suudi Arabistan’a olan desteğini kesti. Sivil katliamı konusunda müttefiki Suudi Arabistan’ı bile gözden çıkaracak kadar duyarlı olan Biden yönetimi, 13 sivil vatandaşımızı katleden PKK’yı yüksek sesli kınayıp, YPG ile işbirliğini sona erdirecek mi?

MACRON’UN SINAVI

YPG’li teröristleri Elysee Sarayı’nda kabul eden Fransa Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Seçim barajında iki alternatif

AK Parti ve MHP’de, seçim sistemi ve siyasi partiler yasasıyla ilgili çalışma yapıldı.

Ancak iki parti ortak çalışmalara başlamadı. Seçim yasasıyla ilgili çalışmalarda en çok seçim barajı merak ediliyor.

SEÇİM BARAJI DÜŞÜRÜLÜYOR

Türkiye’nin 12 Eylül ürünü olan yüzde 10 barajından kurtulması gerekiyor. Yüzde 10 olan seçim barajının yüzde 5 ya da 7’ye düşürülmesi düşünülüyor. Bu konuda tercih, liderlere bırakılacak. Erdoğan ve Bahçeli’nin tercihine göre yüzde 7 ya da 5 esas alınarak çalışılacak.

İTTİFAK BARAJI GELECEK Mİ?

Partiler artık seçimlere ittifaklar halinde giriyor. İttifak yüzde 10 barajını aşınca, ittifak ortağı partiler de barajı aşmış oluyor. İttifaklarla seçim barajı fiilen ortadan kalkmış oluyor. Yüzde 10 seçim barajı, baraj sorunu yaşayan partileri ittifaklara girmeye teşvik ediyor.

İTTİFAK BARAJI

Yüzde 10 seçim barajı ittifaklar için uygulanıyor. Bir de ittifaka girmeden kendi başına seçime giren partiler için geçerli oluyor. Örneğin, HDP ittifaklara girmedi ama 24 Haziran 2018 seçimlerinde 11.7 oranında oy alarak barajı aşmayı başardı.

İTTİFAK HESABI

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi için tehlike çanları çalıyor

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması üzerine sert bir tartışma ortamına girdik. Bir yanda kutuplaşma, diğer tarafta eylemler nedeniyle asıl tartışmamız gerekeni tartışamıyoruz. Oysa yüzde 1’lik, yüzde 2’lik dilimlerde Türkiye’nin en parlak öğrencilerini alan Boğaziçi Üniversitesi bir süredir ciddi bir gerileme içinde. Boğaziçi’ne gönül veren öğretim üyelerinin üzerinde kafa yorması gereken bir tablo duruyor önümüzde.

Boğaziçi eylemlerinin devam ettiği, birilerinin Boğaziçi üzerinden yeni bir Gezi çıkarmak için çaba gösterdiği bir zeminde, benim çığlığımın duyulmayacağından eminim. Ama Boğaziçi Üniversitesi gibi dünya standartlarında kaç üniversitemiz var? Sesimi kimse duymazsa duymasın. Ama karanlıkta bir mum yakmaya çalışacağım.

Boğaziçi Üniversitesi’nin LGBT ile DHKP-C, TKP-ML gibi terör örgütlerinin içine sızdığı eylemlerle, Kâbe resmine hakaretle değil, bilimle anılması gerekiyor. Çünkü Oxford da Harvard da Yale de terör örgütleriyle aynı fotoğraf karesinin içine girmek istemezler. Peki Boğaziçi bunu hak ediyor mu?

Boğaziçi Üniversitesi’nin dünya üniversiteleri sıralamasında yerine iki uluslararası, bir de ulusal veri ışığında bakacağız

THE VERİSİ

Times Higher Education sıralamasına bakıldığında Boğaziçi Üniversitesi son 5 yıldır adeta paraşütle yere çakılıyor.

2015 yılında 139. sıradayken 2021 yılındaki yeri 601-800 aralığında.

Elbette ki bu 2015 yılından birkaç gün önceden başlayan bir gerilime süreci.

2015 yılında 139. sırada olan Boğaziçi, 2016’da iki katından fazla bir düşüş yaşamış. 2016 yılında 401-500 aralığına gerilemiş.

Yazının Devamını Oku

Bugünkü kritik toplantı

Yeni anayasa ile seçim ve siyasi partiler yasalarındaki değişiklikler açısından bugün kritik bir gün.

Çünkü saat 14.00’te, AK Parti’nin en yüksek karar organı olan MYK toplantısı yapılacak.

MYK’yı önemli kılan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ile MHP Lideri Bahçeli’nin 4 Şubat Perşembe günkü görüşmeleri oldu.

Erdoğan görüşmede yeni anayasa ile seçim ve siyasi partiler yasasının ele alındığını ifade etti.

Bu görüşmenin ışığında bugün AK Parti MYK’da reform sürecinin yol haritası netleştirilecek.

REFORM PAKETİ

Reform süreciyle ilgili birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma, bir de yeni anayasa çağrısı söz konusu.

1- Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın hazırlıklarını yürüttüğü reform paketi. Her reformun kendine has bir ruhu vardır. Yeni reform paketini, “insana dokunan reformlar” diye tarif etmek mümkün. Reform mahiyetindeki 128 düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Meclis’ten çıkarılacak kanunlarla ya da yönetmelik ve idari düzenlemelerle hayata geçirilmesi planlanıyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Yazının Devamını Oku

Sosyal medya kullanıcılarının siyasi tercihleri

Twitter, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Boğaziçi eylemleri ve LGBT hakkındaki mesajlarını engelledi.

Sosyal medyanın son iki seçimdeki etkisi konuşuluyordu. Bu engelleme kararları, “2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Twitter nasıl bir rol oynayacak?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Artık seçimler liderler, partiler, adaylar ve bir de sosyal medya yarışına sahne olacak. Twitter ile siyaset arasında yaşanan bu gerilim nedeniyle Optimar araştırma şirketinin sosyal medya platformları ile parti eğilimleri arasındaki ilişkiye dair araştırmasını paylaşmak istedim.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar araştırmanın çalışması 12-20 Ocak tarihlerinde yapılmış. Yani yeni.

EN ÇOK HANGİSİNİ KULLANIYORUZ?

Araştırmada Facebook ile Instagram ilk iki sırada yer alırken, devlet başkanlarının ilk açıklamalarının adresi olmasına rağmen Twitter üçüncü sırada geliyor.

Facebook yüzde 32.2’yle ilk sırada gelirken, onu yüzde 32.1’le Instagram takip ediyor. Instagram yükselirken Twitter’da bir gerileme gözleniyor. Twitter yüzde 9.5’le üçüncü sırada geliyor. Onu yüzde 3.9’la YouTube izlerken, TikTok da araştırmalarda kendini göstermeye başladı. Araştırmaya katılanların yüzde 0.8’i TikTok’çu.

FACEBOOK’TA HANGİ PARTİ ÖNDE?

AK Partililer çoğunlukla Facebook’u kullanıyor. Onları MHP’liler takip ediyor. AK Partililerin yüzde 37.2’si, MHP’lilerin ise yüzde 35.2’si Facebook’çu. Bir anlamda cumhur ittifakı orada da sağlanmış durumda.

Yüzde 33.5’le CHP’nin üçüncü sırada geldiği Facebook’u yüzde 30.6’yla dördüncü olarak İYİ Partililer tercih ediyor.

Yazının Devamını Oku

Tek imama bağlı özel mahremmiş

Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra teğmenlik yıldızını Fetullah Gülen’in taktığı Serdar Atasoy’un bu güne kadar nasıl tespit edilemediği sorusunun peşine düştüm. Serdar Atasoy, 2020 yılında yapılan Yüksek Askeri Şûra’da tuğgeneralliğe terfi ettikten sonra Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı görevini üstlenmişti. FETÖ’cü askerlerin tespit edildiği ankesör soruşturmasında saptanan Atasoy, 27 Ocak’ta gözaltına alındıktan sonra itirafçı oldu. 6 gün sonra serbest bırakılan Serdar Atasoy, FETÖ’ye ilişkisine dair önemli bilgiler verdi.

Atasoy’un itiraflarıyla ilgili haber Fevzi Kızılkoyun imzasıyla dün Hürriyet’te yer aldı. O nedenle Atasoy’un ifadesinde verdiği bilgileri tekrar etmeyeceğim. Buraya bir nokta koyduktan sonra Serdar Atasoy şimdiye kadar nasıl tespit edilemedi ve bu noktaya kadar nasıl yükseldi sorusuna yanıt arayacağım.

AKAR: ‘HİÇBİR DOSYAYI BEKLETMEM’

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la görüşmelerimizde gündem maddelerinden birini mutlaka FETÖ’yle mücadele oluşturuyor. Akar, her defasında masasının üstünü göstererek, “FETÖ’yle ilgili hiçbir dosya beklemez. Geldiği an inceler, işlem yapılması için hemen savcılığa sevk ederim” diyor.

FETÖ’yle mücadelede ne kadar titiz davrandığını anlatan Hulusi Akar, mutlaka bir bilanço vermeyi de ihmal etmiyor.

Akar her defasında FETÖ’yle mücadelenin bitmediğini, kendisini gizlemeyi başaran örgütle mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

FETÖ’nün 40 yılda her türlü gizlenme yöntemlerini kullanmak suretiyle yerleştiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 40 günde temizlenmesi mümkün değil. Değil 40 gün, on yıllarca devam ettirilmesi gereken bir mücadele bu.


Yazının Devamını Oku