"Uğur Cebeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Cebeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Cebeci

Yaşarken mutlaka

Hayatta denemek istediğiniz 10 şeyi sayarken belki aklınıza gelmeyebilir.

Ama mutlaka ilk 10 içinde olmalı. Fırsat yaratıp, para biriktirip, uzun rotada first class bir uçuş elbette unutulmaz olacaktır. Her dakikası çok sihirli geçecek anılarınız arasında geniş bir yer alacaktır.

Düşündüğüm gibi de oldu….
Emirates’in Atatürk Havalimanı’ndaki güzel lounge’undan çıkıp uçağa gittim. Mükemmel bir uçuşla Dubai’ye indim. Yeme içmeyi Singapur hattına ayırdığım için uçakta sadece tarhana çorbası içtim. Harikaydı.
Heyecan içinde first class bir uçuşla Singapur’a gidecektim. Ellerinde adım yazan görevliler, elektrikli araçlar... Kusursuz yönlendirmelerle kendimi Airbus A380’de buldum.
Dünyanın en büyük uçağı. Onu cenin halindeyken bilirim. A3XX adıyla doğduğu günden bu yana izledim. Defalarca test ve tanıtım uçuşlarına gittim. Ama Emirates’in first class’ında yarattığı muhteşem tasarımın içinde uçmak beni çok heyecanlandırdı.

BİR ODAM VAR

‘Süit’ diye adlanan odama geçtim. Uçağın ikinci katında. Elektrikli kapıları açık beni bekliyordu. Karşılamada kabin memurlarının “Hoş geldiniz” selamları gerçek bir zarafet örneğiydi. Neredeyse iki metrekare bir oda düşünün, 12-13 bin metre yükseklikte, size ait.
Koltuğuma oturdum. Karşımda dev bir ekran. Neredeyse evdekine yakın büyüklükte. Bir yanında abajur. Yatak başlarındaki gibi. Küçük bir mini bar. Kapağını butona basıp açtım. İçinde koladan sodaya kadar çeşitli içecekler vardı.
Karşımda ekranın yanında bir sepette çikolata dahil atıştırmalıklar yer alıyordu. Dergilerim, vazoda orkidem, koltuğumun yanında bembeyaz bir yorgan ve çarşaf hazır duruyordu. Camlar elektrikli bir sistemle açılıp kapanıyordu.
Kablosuz kumandayla koltuktaki çeşitli kademelerdeki masaj sistemini çalıştırdım. Keyfim doruğa çıkmıştı bile. Bir hostes yani kabin memuru geldi, kapımın önünde yere eğilip elindeki doğal malzemeden yapılmış torbadakileri çıkardı. Harika bir amenity kit vardı. Kokular, kremler, diş fırçası, tarak. Hepsi mükemmel bir deri çantadaydı ve ünlü markaların ürünleriydi. Sonra bana uygun bir pijama, terlik sunuldu.
TV’min altındaki çekmecede mektup kâğıtları, zarflar ve kalem bir otel odasındaki havayı sunuyordu. Uzaktan kumandayla kanallara baktım. Onlarca film vardı. Klasikler, güncel filmler... Hollywood’dan Bollywood’a uzanan bir seri zenginliği. Müzikler seçilmesi çok kolay ve yüzlerceydi. Kulaklığı taktım, mükemmel sesle hafif bir müziği sistemde aktifleştirdim. Bu arada bir kabin memuru geldi ve geleneksel Arap kahvesi mırrayı fincana koydu. Keyifle içtim.
Ekrana uçağın iki noktasındaki kameraları seçerek getirdim ve kalkışı izlemeye başladım...

TRAFİK ÇOK YOĞUNDU

Kokpitte üç ülkeden seçilmiş pilotlar vardı. Koştuk ve pistten kesilip yaşadığım en iyi tırmanışlardan biriyle yükseldik.
O uçuştaki toplam ağırlığı 530 ton civarındaki A380 kısa sürede irtifasına oturdu. Düz uçuşla birlikte ilk işim süitimin kapısını bir düğmeye basarak kapatmak oldu. Bütün first class doluydu. Sanırım bu doluluk bir başarı hikâyesiydi.
Kendimle baş başaydım. Kimsenin kolu kolumu itmiyordu. Kimsenin nefes kokusu etkilemiyordu. 12 bin metrede ben benleydim. Önümdeki mönüleri inceledim. Dünyanın iyi içkileri, özel serilerle yer alıyordu. Yemekler Arap mezelerinden harika çorbaya, etten tavuğa, deniz mahsullerine kadar her çeşitte en ünlü aşçıların değişik karışımları olarak karşıma çıkmıştı. Kabin memuru geldiğinde bana istediğim zaman, isteklerimi seçerek yemeğimi yiyebileceğimi söyledi. Ben de iyice şımarıp daha sonra yemeği alacağımı söyledim.
Uçaktaki duşa ya da daha doğrusu ‘The Emirates A380 Shower SPA’yı kullanıp kullanmayacağımı sordu. “Hemen” dedim. Sabaha karşı saat 05.00’e doğru duşa gittim. 12 bin metrede şakır şakır bir duş yaptım. SPA’nın en iyi şampuan vs malzemelerini kullandım. Tertemiz havlularla kurulandıktan sonra yanımdaki temiz çamaşırları giyip, dipdiri bir şekilde süitime döndüm.

ALÇALIYORUZ VE ÜZÜLÜYORUM

Singapur Changi Havalimanı için alçalmaya başlıyoruz. Bir rüya bitiyor. Yine yaşadığım en mükemmel birkaç inişten biri. Zorlanmadan zamanında reverse açılıyor ve duruyoruz.
Koca uçak ilk çıkıştan taksi yapıyor ve görkemli havalimanı köprüsüne yanaşıyoruz. Bir rüya bitiyor. Üzülüyorum. Keşke daha saatlerce uçsaydım. 7 saat neden çabuk geçti?
Gidiş-geliş bu zamanda 5 bin dolardan fazla bir bilet fiyatıyla uçuş… Paranın tam karşılığı, hiç abartısız, çok konforlu. En ufak bir talihsizliğe izin verilmeyen bir düzenleme… Keyfin doruğu… Dünyanın en iyi restoranında yemek, en iyi barından seçmeler, en iyi sinema, en iyi müzikler... Bütün en iyilerin ödülleri ile en iyi first class’ta yaşadım.
Kapıdan kapıya mükemmel bir seyahat. Ve her aşamada Emirates Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Genel Müdürü Bahar Birinci’nin varlığını hissetmek büyük bir güven. Dubai ve Singapur Changi Havalimanı’ndan uçarak geçmek. Business ve ekonomi yolcuları için de bir sürü ayrıcalık sunuyor Emirates.
Görüntüler, fotoğraflar ama anlatmaya yetmeyen satırlar. First Class bir süitte ne kadar muhteşem olabilir ki? İşte bu kadar. İnsan hayatında yapmak istediği 10 şeyin içine bunu almalı. Bu keyfin insan oğluna sunulabilecek en büyük keyif olduğu unutulmamalı...

Yemeklerin lezzeti uçuş irtifasından yüksek

Mönüden önce dereotlu havuç çorbasını seçtim. Sonra harika bir salata ve ardından Arap mezeleri eşliğinde tavuk yedim. Havyar ve diğer çeşitleri de tattım tabii. İçtiklerimi anlatamam. Belki suç olur... Biraz ara verip Arap tatlıları ve kahve aldım. İsteğim zaman, isteğimi isteyip yiyordum. Kendimi zor durdurdum. Lezzet, uçtuğumuz irtifadan yüksekti. Kabin memurlarının zarafeti, üniformaları, seçtikleri kokular koridorda peri kızlarından bir zincir oluşturuyorlardı. 7 saatten fazla bir uçuşta hiç kaybolmadılar. İlgileri hep aynı tebessümle sürdü. İnsan bu duruşta utanıyor, bir şey isterken ezilip büzülüyor.

X