GeriAhmet HAKAN Yanındayım Dilipak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yanındayım Dilipak

EN sert şekilde eleştirsem de... <br><br>“Kendini yenileyemedi” desem de...

Görüşlerine bazen itiraz etsem de...

Her zaman Abdurrahman Dilipak ile Vakit gazetesini ayrı tutmuşumdur...

Çünkü...

Abdurrahman Dilipak, asgari nezakete sahiptir... Küfür etmez... Utanma duygusunu asla kaybetmemiştir... Efendidir... Tartışmaya açıktır... Eleştiriye nasıl mukabele etmesi gerektiğini bilir...

Hepsinden önemlisi...

Elinden, dilinden emin olabileceğimiz bir adamdır Abdurrahman Dilipak...

İşte bu nedenle Dilipak’ı Vakit’ten ayrı tutarım...

* * *

Hakareti ve aşağılamayı bir mücadele yöntemi olarak benimseyen...

Cehaletiyle övünen, ayrıştırıcılığı hedefleyen, nefret ettirmekten zerre kadar çekinmeyen Vakit gazetesiyle mücadelem, tabii ki sürecek...

Ama bu gazetenin aşağılık üslubuna karşı duyduğum kin ve nefret, bir haksızlığı görmezden gelmeme neden olabilir mi?

Ben ki...

“Mazluma kimliği sorulmaz” diyenlerdenim...

Mazlum konumuna düşen Dilipak’tan mı kimlik soracağım?

Tabii ki hayır!

* * *

Mesele şu:

Abdurrahman Dilipak, eski Deniz Kuvvetleri Komutanlarından Güven Erkaya’nın ölümü üzerine bir yazı yazmış ve “Erkaya’ya hakkımı helal etmiyorum” demiş...

Bunun üzerine Güven Erkaya’nın yakınları Dilipak’ı mahkemeye vermişler... Mahkeme, Dilipak’ı suçlu bulmuş, ağır para cezasına çarptırmış... Dilipak’ın evine el konmuş... Sonunda da ev haraç mezat satılmış...

“Hakkımı helal etmiyorum” cümlesinin karşılığı bu kadar ağır bir ceza olabilir mi?

Eğer olursa...

Bu ceza vicdana sığar mı?

Benim vicdanıma sığmıyor...

Benim bildiğim ölünün arkasından konuşanı sadece ayıplarsınız, adamın evine barkına el koymazsınız...

* * *

Bir de şu var:

Önüne gelene hakareti meslek edinmiş bir yayın organı olan Vakit gazetesi, her gün hakkında açılan hakaret davalarına muhatap olmaktadır.

Ancak...

Mahkeme karar verse de Vakit’ten para almak, neredeyse deveye hendek atlatmaktan daha zordur...

Çünkü hakareti, aşağılamayı, küfrü meslek edinen bu gazete, para cezalarından yırtmanın çarelerini bulma konusunda mahirdir.

Adaleti aldatmak için çevirmedikleri dümen yoktur...

Alın size Abdurrahman Dilipak ile Vakit’i ayrı değerlendirmemiz için bir neden daha:

Biri dümen çevirerek her türlü para cezasından yırtarken, diğeri 30 yıllık birikimiyle satın aldığı evi kaybediyor!

Artıları ve eksileri ile ramazan hocaları

NİHAT HATİPOĞLU: Artısı: Sanki gözüyle görmüş gibi sahabe hayatını canlandırarak anlatması... Eksisi: Görselliğin bu denli arttığı bir çağda anlattığı öyküler için görüntü ihtiyacı çekilmesi...

ZEKERİYA BEYAZ: Artısı: 11 ay dinlenmiş olması... Eksisi: Bu dinlenmişlikle en olmaz konulardan bile müthiş polemikler çıkararak “Bu hoca reytinge oynuyor yahu” dedirtmesi...

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: Artısı: Ramazan dendiğinde akla ilk gelen isim olması... Bu açıdan marka olması... Ramazan pidesi etkisi yapması... Güllaç etkisi yapması... Eksisi: Karizmasının her yönünün artık ulusumuz tarafından çözülmüş olması...

MUSTAFA KARATAŞ: Artısı: Ciddiyeti... Vakarı... Kendini işine vermesi... Polemikten kaçması... Laubalilikten uzak durması... Eksisi: Karizma yoksunluğu....

ALİ RIZA DEMİRCAN: Artısı: Şehevi konuşma stiliyle milleti ekrana yapıştırma gücü ve enerjisi... Eksisi: Yeni dönemde biraz radikal kaçmaya başlaması...

SÜLEYMAN ATEŞ: Artısı: Dobra olması... Kesin konuşması... Tezini savunurken delirmesi... Açık olması... Anlaşılır olması... Eksisi: Bazen nobranlığa prim verip aksi olması...

Hoşuma gidenler

ÖMER ÇELİK RÖPORTAJI: AK Parti Milletvekili ve Başbakan’ın Danışmanı Ömer Çelik’in “Kürt açılımı” konusunda Akşam’da İsmail Küçükkaya’ya yaptığı açıklamaları, AK Parti’nin bütün sözcüleri okuyup ezberlemeli... Çünkü şu ana kadar parti içinde ne yapılmak istendiğini bu kadar güzel ve etkili bir şekilde ortaya koyan çıkmadı...

YİĞİT PÜLÜMÜR PLAJINDA: Yine Akşam... Bu kez Yiğit Karaahmet’i kutluyorum... Tunceli’de açılan plaja giden Yiğit, müthiş bir iş çıkarmış...Son günlerde okuduğum esprisi kıvamında, ironisi tadında, dili kıvrak, mukayeseleri yerli yerinde en iyi izlenim yazısıydı bu... Pülümür’de bir “yabancılaştırma efekti” gibi dolaşan Yiğit, keşke biraz gayret edip başka denizlere de gitse... 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku