Yalçın Bayer: Yeter! Söz milletin






Yalçın BAYER
Haberin Devamı

Çiftçiler: Bizi gübreciler soyuyor

ADANA Çiftçiler Birliği Başkanı Cumali Doğru'ya göre, çiftçi göz göre göre soyuluyor. Parası olmadığı için hiçbir şey alamıyor. Tarım ürünleri fiyatlarının % 25 arttığını, buna karşın gübre fiyatlarının % 300-450'ye fırladığını, bu nedenle çiftçinin gübre kullanamayacak hale geldiğini belirten Doğru, ‘‘Fiyatlar maliyet artı kár esasına göre değil tekelci bir zihniyetle o günkü talebe göre belirlenmektedir. Rekabet ortamının mevcut ithal kararnamesiyle engellendiği piyasada haksız kazanç vardır. Bu da fakir çiftçinin cebinden alınmak istenmektedir’’ dedi.

Gerçekten yürürlükteki gübre ithal kararnamesi rekabeti mi, tekelciliği mi teşvik ediyor? Doğru'ya göre, tekelciliği teşvik ediyor. Dünyada bol ve ucuz gübre var. Ancak taraflı ve ayrıcalıklı bir düşünceyle hazırlanan kararname, dışardan gübre girişini engelliyor.

Akaryakıt, zirai ilaç ve tohum fiyatları da gübreden farklı değil.

Ziraat Bankası'nın 1.4.2001'den geçerli olmak üzere kaynak maliyeti dikkate alınarak uygulanan faiz oranları için de Doğru şöyle konuşuyor:

‘‘Faiz oranları küçük ve orta boy tarımsal işletmelerde % 120, büyük ölçekli işletmelerde % 130 uygulanıyor. Vadesinde ödenmeyen kredilere ise yukarıda belirtilen faiz oranlarının % 50 fazlası üzerinden temerrüt faizi alınıyor. Böyle bir faiz oranı kaldırılabilir mi? Bu oranlar Halkbank'ın esnaf ve sanatkárlara uyguladığı % 55 yıllık faiz uygulamasına çekilirse, çiftçi-esnaf ayrımcılığı yapılmamış olur.’’

İşte korkunç artış

ÜRETİCİYE gübre satış fiyatları şöyle: (İlk rakam Aralık 1999, ikincisi de Nisan 2001 fiyatlarını ve artış oranlarını gösteriyor.)

Üre 56-205 % 366

A.Nitrat % 33 40-180 % 450

A.Sülfat % 21 35-135 % 385

20.20.0 68-210 % 308

15.15.15 68-215 % 316

DAP 18.46 95-280 % 294

GÜLÜMSEYİN

/Gülümseyin lütfen/Gülmüyorsunuz/Bulutlar toplanıyor/Yapraklar sararıyor ağaçlarda/Çiçekler açmıyor/Renkleri soluyor dünyanın/Gülmüyorsunuz/Kediler kaçışıyor önünüzden/Vazgeçiyor herkes/Perdeleri kapanıyor yüreklerin /Gülümseyin/Hiçbir maliyeti yok gülümsemenin.

Abdullah ŞEVKİ-ANKARA

Erçel, bağışını dolarla yapsın

İZMİRLİ işadamı Selçuk Yaşar kendisiyle söyleşi yapan Yener Süsoy'a el konulan bankası Yaşarbank'ın eski Genel Müdürü Erçel hakkında şöyle demişti: ‘‘Benim bankamı batıran Gazi Erçel'dir’’ Fena yakalanan Erçel'e okurlarımızın tepkisi müthiş. Kendisine, ‘‘Dolara çevirdiği parasındaki artışını -31 milyar TL- ÇYDD'ye bağışlamakla kendisini kurtaramaz. Erçel bağışını TL yerine niye dolar bazında yapmıyor?’’ diye soruluyor. Gerçekten ortada araştırılacak bir sürü soru var. Ankara'dan Mehmet Ulukaya şöyle diyor: ‘‘Erçel, 19 Şubat'taki MGK'da Anayasa'yı fırlatma olayının gerçekleştiği gün parasını 'tesadüfen' dolara çevirttiğine göre, talimatı saat kaçta verdi? MGK öncesi mi, sonrası mı? Halkbank bunu açıklamalıdır.’’ İstanbul'dan Orhan Birgel'in sorusu daha da ilginç: ‘‘Erçel, paramı arkadaşlarım çevirtmiş, diyor. Halkbank yol geçen hanı mı ki, kendi talimatı ya da imzası olmadan böyle bir şey yapılabiliyor?’’

Erçel'in Halkbank dışındaki bankalarda parası olup olmadığının mutlaka öğrenilmesi gerekmiyor mu? Bırakın kendi kárını, ya devletin yediği kazık ne olacak? Döviz talebinin başladığı sırada, 21 Mart'ta Başbakan'ın başkanlığında dalgalı kur sistemine geçiş kararının alındığı toplantıda Erçel şöyle konuşuyor: ‘‘Merkez Bankası'ndan 4 milyara yakın dolar talebi var. Ne yapacağız?’’

‘‘Ödenmesin’’ deniliyor ama dalgalı kura geçildikten sonra bir önceki kurdan ödeme yapılıyor. Beyler, insanın tüylerini ürperten bu olayda kimler malı götürdü? Dünyanın hiçbir yerinde bir Merkez Bankası Başkanı, ahlaken kendi milli parasını dövize çevirtemez. Erçel, bunun ne kadar ağır bir suç olduğunun hálá farkında değil.

Özrü kabahatinden büyük bir Merkez Bankası Başkanı hakkında daha ne bekleniyor? Başbakanlık, Cumhuriyet Başsavcılığı'na dosyayı bir an önce göndermelidir; ibreti álem için.

Sıradışı gazeteciyi dövdüler

ERZURUM'lu gazeteci Recep Çakmak'ı bilirsiniz. Tek başına fotokopi yaparak haftalık çıkardığı 'Temmuz' adlı dergisinde Erzurum'un belli tabuları yıkmaya çalışır. Toplumu 'aydınlatma'yı görev bilir.Ama kendisinden rahatsız olanlar da çoktur. Nitekim dün üç kişinin saldırısına uğrayarak çeşitli yerlerinden yaralandığını öğrendiğimizde failler yine meçhul kalacak diye düşündük. Vali Osman Derya Kadıoğlu ve Emniyet Müdürü Niyazi Palabıyık'ın, bu sıradışı gazeteciyi korumak görevleri değil mi?

Barutçu: Havaalanı yatırımları doğru

ÇİLLER döneminin Ulaştırma Bakanı ve Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu da, Çaycuma (Zonguldak) Havaalanı konusunda söyleyecekleri olduğunu bildiriyor. 1948'den beri yeri olan havaalanının 1993'te Özel İdare tarafından ihale edildiğini, daha sonra da askeri ve sivil kullanıma açıldığını belirten Barutçu, ‘‘Havaalanı yatırımı Filyos Kalkınma Projesi çerçevesinde limanla birlikte yapılmıştı. Ancak proje bitirilmediği için doğal olarak çalıştırılması mümkün olmadı. Bu vaziyette 1999'da Ecevit tarafından açıldı’’ dedi. Başlangıçta 1100 metre olan Gazipaşa Havaalanı pistini geldiklerinde 1825 metreye çıkarttıklarını belirten Barutçu, ‘‘Her yere havaalanı açmak THY'nin uçacağı anlamına gelmez. Bu alanlara RJ 100/70 tipi bölgesel uçaklar inebilir. THY'nin elinde bu uçaklardan var. Ayrıca, özel havayollarına bu imkánı verdik, ancak olmadı’’ iddiasında bulundu. Barutçu, 2000'de Çaycuma'ya 32 uçak indiğini, 407 milyon gelir sağlandığını, 5 kişinin çalıştığı alandaki harcamanın da 50 milyar lira olduğunu söylemekle bir yerde bu konudaki eleştirileri de doğrulamış oldu. Biz de uzmanlara dayanarak, üç tarafı dağlarla çevrili Gazipaşa'ya değil THY'nin ancak 15-20 kişilik pervaneli uçakların, o da rüzgár uygun olursa, inip kalkabileceğini anımsatalım.

Barutçu ayrıca döneminde Gökçeada, İğneada ve İzmir Mordoğan'daki balıkçı barınaklarına bir ölçüde savunma amaçlı olduğu için izin verdiğini söylerken, ‘‘Balıkçı barınaklarında istismar vardır. Programı, planı olmadan milletvekillerinin ricası üzerine bütçeye konulur. Sonra ortaya israf çıkar. Ben yap-işlet önerdim, hiçbir müteahhitten cevap alamadım. Balıkçı barınağını en geç iki yılda bitirmek lazım, yoksa dalga alıp götürüyor, paralar heba oluyor’’ dedi.

İndirim

BAZI milletvekili dostlarımız aradı. Ortaklaşa söyledikleri şu: ‘‘Bu parlamentoya düşmanlık nedir? Biz THY'ye % 70 değil, % 30 indirimle biniyoruz. Aynı şekilde sizler de öyle... Bu THY'nin genel bir indirimidir. Bunu okuyanların bize daha çok küfrettiğinden haberiniz var mı?’’

DSP Milletvekili Erol Al, Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova'dan ‘‘Telekom'daki gibi THY'den de tüm indirimlerin, kolaylıkların kaldırılmasını istemiş.

Yalova da ‘‘Haklısın, kaldıracağız’’ demiş.

Yazarın Tüm Yazıları