Yalçın Bayer: Vergi kaçıranı ihbar ediyorum maalesef tık yok

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

Bütçe'nin açıkları ortada; neredeyse yamalı bohça... Trilyonlarca vergi kaybına karşı kimse sorumluluk duymuyor. Bürokrasi 'hımbıl', vatandaşın eli cebine gitmiyor. Okurumuz Mehmet Ferhat, ‘‘Öyle meslek erbabı var ki, sanki vergi vermemek için yemin etmiş’’ diyor. Bize telefonda açık yüreklilikle ilginç iddialarda bulunuyor:

‘‘Vergi dairelerindeki bazı memurlar maaşlarına ek 'işini bilenler' olarak devlete değil kendilerine çalışmayı adet etmiş durumdalar. Vatan Caddesi'nde Defterdarlığın 'İhbarlar ve Denetim Koordinasyon Gelir Müdürlüğü' var. Bu birim ne iş yapar?’’

Ne yaptıklarını anlatıyor.

‘‘Bunlardan bazıları ihbar yapılana giderek 'Hakkınızda ihbar var, denetim yapacağız. Ne var ki, bize şu kadar verirseniz ihbarı sümen altı ederiz' diyerek kişisel çıkarlar sağlarlar.’’

- Çok iddialı konuşuyorsunuz?

- 400 memurun hepsini tenzih ederim ama... Devletin alacağını takip yerine bazılarının, tespit edilecek parasal cezaya oranlanmış bir miktarı cebe atarak, yani rüşvet karşılığı devleti gelirinden yoksun bıraktıklarını biliyorum. Vergi kaçıranları sakin ihbar etmeyin demektir bu.

- Sizin başınızdan bir olay mı geçti?

- Bu birime ilki Eylül 1998'de -kayıt No: 32673-, diğer ikisi 10.8.1999'de -kayıt No'ları: 34153 ve 34155- olmak üzere üç ihbarda bulundum. Biri şarlatan bir kırıkçı (ama yıllık geliri 500 milyarın üzerinde), diğerleri bir doktor ile profesör... İhbar ediş, o ediş... Aradan geçen bunca zamana rağmen yanıt alamayınca araştırmaya başladım ve ihbar ettiğim kişilere vergi denetçilerinin gittiğini ama ihbarların örtbas edilerek sümen altına konulduğunu üzülerek öğrendim. Bu birime yılda 1500 civarında ihbar yapılıyor. 400 personele bölsen yılda adam başına azami 4 iş düşüyor. Bir dosya için 90 gün! İnsafsızlar... Anlaşılan o ki, vergi kaçağı ihbarları devlete getirmiyor ama devlet memurlarının ceplerini dolduruyor. İşin en trajik tarafı ise yapılan ihbarlardan % 50 kadarının 5 yıl içinde karara bağlanmadığından zamanaşımına uğraması... Bu arada, 'bunca adam ne yapıyor' dedirtmemek için küçük meblağlarla ceza uygulanıyor.

- Bakanlığı uyarmıyor musunuz?

- Maliye Bakanı'na, Gelirler Genel Müdürü'ne, İstanbul Defterdarı'na yazılı başvuruda bulundum. Tık yok.

ORMAN YAĞMACILARI

Kendisine ne iş yaptığını sorduk. ‘‘Ticaretle uğraşırım. Bir de yolsuzluk yapan, rüşvet ve haraç alan utanmazlarla mücadele ederim’’ dedi. Hemen Orman Bakanlığı'ndan söz etmeye başladı. Bugün DYP Artvin Milletvekili olan Hasan Ekinci gibi eli her zaman ormanın içinde olan orman mühendislerinin 'marifetlerini' kendisinin ortaya çıkardığını; Ekinci'yi, Acarlar'a devlet ormanını 'bağışlattırıp' havuzlu 5 villaya sahip olduğunu, dolayısıyla da bundan sonra kendisinin peşini bırakmayacağını söylüyor Ferhan Altan... Şimdiki Orman Bakanı Prof. Nami Çağan'ı, orman yağmasına karşı yürütülen mücadelede etkin bulmuyor. ‘‘Ormanları koruyan, dürüst ve şerefli ne kadar adam varsa görevden alıyor, yerine kasabalardaki tecrübesiz bürokratları getiriyor. Ormanları bizzat yok eden bakanlardır, müsteşarlardır, genel müdürlerdir, işletme müdür ve şefleridir. Bunlar Orman Kanunu'nun nasıl uygulanacağını unuttular. Sayın Çağan da neler olduğunun farkında bile değil... Farkındaysa Terkos'taki yağmaya el koysun, oradaki mühendis Nazmi Yaman'ı görevden alsın. Ayrıca ormanların nasıl yağmalandığını saygın bir ormancı olan Prof. Ertuğrul Acun'dan öğrenebilir.’’

Bilmem bu yazılara yanıt verilebilecek mi?

Zaruri bir açıklama

OKURLARIMIZ bilirler; bazı yazılarımızı bölgelere ve dış baskılara göre veririz. Bu, köşemizde daha çok yazının yer almasına da yol açar. Dolayısıyla vatandaşların sorunları birikmez, ilgilisine daha çabuk ulaşır, çözüm bulunur. Hemen hemen her gün yaptığımız bu kalıp değişikliklerinden birini henüz yeni fark eden bir meslekdaşımız, bunu 'Garip bir vaka' olarak nitelemiş dünkü sütununda... Bir takım anlamlar çıkartmaya kalkışmış... Olayın aslı şudur: 1 Ocak günü ilk kalıpta Türkiye'nin dış tanıtım ihalesiyle ilgili yazımız vardı. Ancak akşamüzeri bazı okurlarımız, 2000 yılı yan ödeme ve tazminatlarına ilişkin kararname üzerinde çalışan Bakanlar Kurulu'na, kira tazminat ödemeleri konusunda acil bir hatırlatma yapmamızı önerdiler. Biz milyonlarca memuru ilgilendiren ‘‘Lojman haksızlığı’’ yazısını kullandık. Ancak 1 Ocak tarihli gazetede, MP çekilişi dolayısıyla baskının çok olmasından ötürü kalıp farklılıkları olmuştur. Yine zaman zaman olduğu gibi internette eski kalıbın yazıları kalmıştır. Meslektaşımızın iddia ettiği gibi bir sansür söz konusu olmamıştır. Hatta bu memurların lojman sorununu, dünkü 'Zamcılar okusun' yazısının içinde bir kez daha kamuoyuna duyurduk. Bunun dışında anlamlar çıkartılmaya çalışılmasından üzüntü duyacağımızı bildirmek isteriz.

Emre'nin Kaya'ya yılbaşı kazığı

KAYA Çilingiroğlu ile dün bir konuyu görüşürken, sohbette bir ara vatandaşların devlete karşı sorumluluğu gündeme geldi. Biz de kendisine yukardaki vergi olayını aktardık. Meğer Çilingiroğlu çok dertliymiş... Anlattıklarını ilgiyle dinledik:

‘‘Yılbaşı gecesi Hülya'nın Antalya'da programı vardı. Ben de bir erkek arkadaşımla Ortaköy'deki Havana'ya gittim. Yılbaşı nedeniyle giriş 100 dolardı. Kredi kartımı verdim; baktım 200 dolara % 25 komisyon kesilmişti. 22 senedir gece gezerim, böyle bir kazık görmedim.’’

- Neden % 25 komisyon...

- % 17 KDV, % 8 de servismiş... O arada kulübün sahiplerinden Emre Ergani geldi; iyi senelerden sonra 'Sen dolandırıcılığa mı çıktın Emre! Seni Maliye'ye şikáyet edeceğim' dedim. Kredi kartına komisyon olur mu? Bunlar banka mı?

- Siz 200 dolara ne yediniz ne içtiniz?

- Oruçlu olduğum için iki bardak soda içtim. İçeri 1000 kişi soktular, 100 bin dolar kazandılar. Buna bir şey demiyorum ama % 25 komisyon ne demek? Aslında ben kredi kartımı çıkarmayıp nakit para verseydim, benden bu komisyonu alamayacaklardı. Ama bunlar benzinci gibi komisyon aldılar. Ne fatura var, ne bir şey...

LPG'ciler ile petrolcüler arasındaki trilyonluk kavgaya hükümet formül arıyor. LPG dönüşümü yapan sanatkarlar, olaya ekonomik ve çevresel açıdan bakıyor. Ankara'daki Yaldızlar firmasından Cengiz Yaldız, ‘‘Yoğun talep gören otogaz sektörünün gelişiminden en çok akaryakıt lobisi rahatsız oluyor’’ diyerek şöyle devam ediyor: ‘‘Tüm dünyada benzin, motorin ve fuel-oil gibi zararlı emisyonları üreten yakıtların kullanılmasına kısıtlama getirilirken, Türkiye'deki lobi hükümete baskı yapmak istiyor’’ diyor. Hükümet, LPG konusundaki kararını bir an önce açıklamalıdır.

Yazarın Tüm Yazıları