Yalçın Bayer: Depremler iklimi değiştiriyor

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

Erzurum Atatürk Üniversitesi, Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Yard. Doç. Salih Bayraktutan, ‘‘Dünyada fay hatları rahat durmuyor’’ diyor.

Kuzey Anadolu Fat Hattı üzerindeki çalışmalarıyla bilinen ve yörede 'Zelzele Salih' olarak anılan Bayraktutan ile önceki günkü Erzurum depremi üzerine konuşuyoruz:

‘‘Merkez üssü Erzurum'un 125 km. kuzeydoğusunda Oltu-Şenkaya ilçeleri arasında, 1983'teki Horosan depreminin yüzey kırığının kuzeydoğudaki devamı üzerinde meydana gelen deprem, benim tespitlerime göre, 4.8 aletsel büyüklüğündedir; Kandilli'nin açıkladığı gibi 5.5 değildir. Bu depremin öncüsü de 1 Aralık'ta Oltu'da oldu... Bu nedenle bu depremi bekliyorduk. Ayrıca bunlar her yıl Doğu'da olanların devamıdır.

- 7.4 şiddetindeki bir deprem Doğu'da olsaydı etkisi ne olurdu?

- Çok daha fazla can giderdi. Örneğin, Erzurum'daki binaların yüzde 70'i yıkılabilirdi. Erzurum, Adapazarı gibi yaşlı bir alüvyon tabakası üzerinde kurulu... Dadaşkent ve Yenişehir gibi Erzurum'un nüfusunun % 60'ını barındıran toplu konut bölgeleri, ne yazık ki fay hattının üzerinde... Biz bunları dönemin belediye başkanlarına söylememize rağmen dikkate alınmadı. Zemin çalışması yapılmadı. Son 30 yılda Türkiye'de yapılan toplu konutların tümü sağlam zeminler üzerine değil. Bu nedenle hangi şehirde olursa olsun, 6 şiddetindeki bir deprem hasara yol açacaktır.

- Doğu'da depreme karşı ne gibi çalışmalar yapılıyor?

- Giresun-Kahramanmaraş hattının doğusunda 6 rasathane bulunuyor. DPT'den 10 istasyonun daha kurulması için kaynak talebinde bulunduk. Rasathaneler sıklaştırıldığı oranda daha hızlı veri toplanabilir. Bunlarla sadece depremin yeri değil, yer kabuğunun birçok fiziki özelliği de tespit edebilecektir.

- Havaların depreme etkisi var mı?

- Deprem olduktan sonra iklim değişebilir, çünkü kırıklardan atmosfere sıcak gaz karışıyor. Bu nedenle hava biraz ısınıyor.

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘İneklerimiz bile aşağılanmaya başladı. Televizyonda reklam yayınlanıyor: ‘Alpler'den gelen esinti.' Yani nasıl oluyor? Süt, Alpler'den gelince süt de, Anadolu'dan gelince başka bir şey mi oluyor.’’

(Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği Başkan Yardımcısı Zeki Polat)

Pişman olacağız

ANKARA'da, hükümetin düzenlediği Enerji Konferansı'na katılan Kocaeli Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Taner Sıtkı Uyar'a, nükleer santrallar konusundaki görüşlerini soruyoruz:

‘‘Tüm dünya ülkelerinin yenilerini kurmadığı, kurmuş olduklarını kullanım ömründen önce kapatmaya başladığı ve sökülmesinin maliyetlerinin santralın kuruluş maliyetinin en az 7 misline ulaştığı günümüzde, nükleer santralların ülkemizde kurulmaması gerektiğini dile getirdim. Ülkemiz karar vericilerine, uzmanlık alanımdaki doğru ve taze bilgileri ulaştırdım. Bir akademisyen olarak üzerime düşeni yaptığım kanısındayım. Benim önerim, geçmişin sorunlu nükleer ve fosil teknolojilerine yatırım yapılmaması, öncelikle enerjinin etkin kullanımı ve rüzgár, jeotermal ve biyokütle enerji santrallarının kurulmasıdır. Üç ay gibi kısa bir sürede tesis edilebilen rüzgár santralları ile ülkemizin tüm elektrik enerjisi gereksinimi karşılanabilir. Beklentim ve de bence doğru olan nükleer santral kurma kararının gözden geçirilerek yanlıştan bir an önce geri dönülmesidir. Bugünden başlayarak da geleceğin yöntem ve teknolojilerini içeren bir stratejik enerji planlaması yapılmalıdır. Ülkemiz için ulusal değerlendirmeler yapmazsak dışarıdan gelen telkinlere açık oluruz. Dışarıdan gelen telkinlerde, telkini yapan ülkenin, firmanın, kuruluşun, kişinin çıkarınadır.’’

GREENPEACE Akdeniz Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu Melda Keskin: ‘‘İsveç'in 30 Kasım'da nükleer enerjiden vazgeçmeye yönelik bir parlamento kararının ardından ilk reaktörünü kapatma kararı alması, Türkiye'deki yetkililere ders olabilirdi. Ne yazık ki Türkiye, nükleer takıntıdan vazgeçme kararıyla son noktayı koydu. Bununla nükleer lobinin hálá Türkiye'yi avucunda tuttuğu anlaşılıyor. Enerji yetkililerimiz, enerji verimliliği ve yenilenebilir kaynaklara dayalı çağdaş bir enerji politikasından yoksunlar. Cumhurbaşkanı Demirel'in nükleer enerji promosyonu yapması da üzücüdür.’’



Yazarın Tüm Yazıları