Viyana’nın düşündürdükleri

Haberin Devamı

Viyana’nın düşündürdükleri

VİYANA, danışmanlık şirketi Mercer tarafından yine dünyanın en yaşanılır şehri seçildi. Zürih’i, Auckland’ı, Münih’i, Düsseldorf’u ve diğer iki yüz küsur kenti geride bırakarak. Şaşırdık mı? Hayır.
Viyana, yıllardır bu tür araştırmalarda hep yukarılarda yer alan bir şehir. Peki, nedir Viyana’yı bu kadar farklı yapan? İzmir’in Viyana ve onun gibi ilk onda yer alan diğer kentlerin hangi yanlarını örnek alabilir? Çıkarılacak dersler nelerdir? Yapılmaması gerekenler var mıdır?
Bu konuda bir öncelikler listesi bile çıkarılabilir. İlgili STK’lar da katılır. Yeter ki, istensin. Nüfus 4 milyonu bulmuş olsa da yaşanılırlık konusunda İzmir’in daha hala şansı var diye düşünüyorum. Hedefleri koyup planlama yaparak.
Yerellikten çıkıp genele çevirilmiş olan bu seçim döneminde böyle tartışmalara pek yer yok farkındayım. Yine de Viyana örneğine şöyle bir bakalım isterseniz. Neyi özelmiş?
* Çok farklı bir müzik ve gece hayatı kültürü.
* Çok seçenekli alışveriş ortamı – Avrupa’nın en iyi bitpazarlarından biri orada.
* Müzeler, konser salonları, tiyatrolar.
* Yiyecek çeşitliliği, meşhur kahvesi, geleneksel peynirleri.
* Muhteşem mimari silüet.
* Güvenlik – Avrupa’nın suç oranı en düşük yerlerinden.
* 150 bini aşkın öğrenci.
* Dünyanın en iyi ulaşım ağlarından biri.
* Yerleşik demokrasi, barışçıl gösteriler.
* Avrupa’nın merkezinde bir buluşma noktası olması.
* En eski hayvanat bahçesi.
* Bağları.
* Uzun vadeli planlama, düzgün yapılaşma – niteliksiz bina oranı sadece %9.
İzmir’e baktığımızda göçle beraber yaşanmış olan telaşlı yapılaşmanın kentin üzerindeki en büyük gölge olduğunu görebiliyoruz. Eskiyi yıkıp geçmiş, yeniyi ise niteliksiz inşa etmiş bir ülkeyiz.
Bunun bir sonucu olarak da kentin ulaşım altyapısının sakat şekillendiğini söyleyebiliriz. Kaotik bir ülkenin yansımalarını her gün yaşıyoruz. Muhtemelen böyle listelerin ilk ellisine falan da giremeyeceğiz uzun yıllar.
Yine de iyi örneklere bakıp, daha yaşanılır bir İzmir hedeflemek mümkün. Yol zor ve uzun olsa da böyle bir rota tutturmak bile kazanç.
Bu anlamda da kentin önündeki ilk sınavlar İnciraltı ve Kültürpark alanları olacak.
Merakla ama biraz da endişeyle bekliyorum. Bu çok değerli iki alan egemen kültürün yapılaşma hırsına kurban gidecek mi? Son nefes alma alanları da kaybedilecek mi?
İnsan keşke daha yaşanılır bir kent olma yolunda bu alanlar İzmir’in yeni sembolleri olsa diyor. Öyle projelendirilse... Bu sefer de doğa kazansa... Son elli yılda yapılan çevre tahribatının özürü gibi...
İşte, bu mini bir devrim olur, bu kentte, hatta bu ülkede.

Yazarın Tüm Yazıları