Türkiye'de Müzakere HaftasıBahçeli'den İmralı açıklaması: Terör bitsin de isterse sonumuz darağacı olsun
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Konuşmasında, Terörsüz Türkiye Komisyonu'nun İmralı'ya gidişiyle ilgili değerlendirmelere de yer veren Bahçeli, "Bakınız şu yaşımda mertçe haykırıyorum yeter ki Türk Milleti barış, huzur ve sükunet bulsun yeter ki terör hayatımızdan kalıcı olarak sökülüp atılsın bizim sonumuz da varsın dar ağacı olsun." dedi.
İşte MHP lideri Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları:
Haftalık olağan Meclis grup toplantımızın başında müstesna heyetinizi en kalbi duygularımla birlikte, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı,
Gönül ve kültür coğrafyalarımızda huzurlu ve onurlu bir hayatın mücadelesini veren bütün kardeşlerimizi selamların en güzeliyle selamlıyor, Allah hepsini var etsin diyorum.
Ne mutlu bizlere ki, Milliyetçi Hareket Partisi saha çalışmalarını inanmışlıkla ve olağanüstü bir gayret eşliğinde sürdürmektedir.
24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleriyle “Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları”nı yurt genelinde azim ve heyecanla devam ettiriyoruz.
Nitekim 23 Kasım 2025 tarihi itibariyle 81 il ve 953 ilçeyi kapsayan 9 bin 95 programla muazzam bir performans gösterilmiş, sizler başta olmak üzere dava arkadaşlarımız insanüstü bir emek sarf etmişlerdir.
Bu vesileyle hepinizi candan ve yürekten kutluyor, başarılı ve verimli çalışmalarınızın artarak devamını temenni ediyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi varsa huzur vardır, hedef vardır, güvenlik vardır, çözüm vardır, çare vardır, merhamet ve muhabbet vardır.
Bugün ayrıca partimizin kurucusu Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in doğumunun 108’inci yıl dönümüdür.
Merhum Türkeş Bey, Türk ve Türkiye sevdasında erimiş dava ve gönül insanıydı.
Devlet ve siyaset hayatımızda müstesna bir mevkii bulunan merhum büyüğümüzün fani ömrü fedakarlıkla ve emsalsiz mücadele içinde geçmişti.
Onu daha iyi anlamak, anlatmak ve tanıtmak için kurduğumuz Alparslan Türkeş Siyaset Akademisi Vakfı’nın faal bir şekilde varlığını muhafaza etmesi de ayrıca bilinmesi ve üzerinde durulması gereken mühim bir husustur.
Çok şükür Merhum Türkeş Bey’in iki emaneti, yani Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları emin ve ehil ellerdedir, kaldı ki layıkıyla temsil edilmektedir.
Dünden bugüne parlayan üç hilalin ışığı, inançla ifade ediyorum ki, geleceğe ümit saçmakta, milletimize güven vermektedir.
Tarih boyunca Türk milletini yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden kahraman ecdadımızı; aziz şehitlerimizi rahmet ve şükran duygularımla yâd ediyorum.
Bir ülkü etrafında toplanmak için bizlere liderlik etmiş, yol göstermiş, ömrünü Türklük ve Türkiye ülküsüne adamış Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e ve ebediyete intikal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum.
Muhterem Arkadaşlarım,
Hangi cihet ve niyetten bakarsanız bakanız, Türkiye’mizin ve aziz milletimizin tarihi bir eşikte olduğunu hemen fark etmeniz mümkün ve müyesserdir.
Hayat ve hadiselerin iç yüzüne nüfuz ettiğiniz takdirde görürsünüz ki; hiçbir başarı, hiçbir gelişme, hiçbir fetih veya fecir vuslatı külfetsiz ve zahmetsiz nasip olmamıştır.
İnanç ve itikat aydınlığımız; kahırdan nice lütufların doğacağını, bu kutlu doğuşla birlikte hüzünle bezenmiş güz mevsiminin huzurla bereketlenmiş gül bahçesiyle yer değiştireceğini müjdelemektedir.
İçi akrep dolu altın kabın etrafında el ovuşturup pay kapmanın telaşına düşen, iç alemi tanımadan dışıyla alakadar olan, öze ve içeriğe değil de görünen ve gösterilenle ilgilenen yağmacı aymazların bu müjdeye uzak ve yabancı kalacağı çok açıktır.
Meşhur bir atasözümüzde tarif ve tavzih edildiği üzere; “Yerden havaya toz kalkar. Havadan yere rahmet iner. Her kap kendisine sızar.”
Aynı mana derinliğine haiz ve malik olan Hz.Mevlana’nın şu sözü de kulaklarımızda çınlamalıdır: “Testinin içinde ne varsa dışarıya o sızar.”
20’inci yüzyılın parlak düşünce insanlarından birisi aynısıyla şöyle demişti: “Hareket halindeki cehaletten daha korkunç bir şey yoktur.”
Ülkemiz bir yandan yeni yüzyılı barış, huzur ve kardeşlikle ihata etmenin haklı ve şanlı mücadelesini sürdürüyorken, diğer yandan hareket halindeki cehalet, dalalet ve melanetle biteviye meşgul olmakta, daha doğrusu meşgul edilmektedir.
Bunun yürek yaralayan, iç karartan, moral ve motivasyon erozyonuna yol açan pek çok misali vardır ve bütün yönleriyle karşımızdadır.
Bir kaşık suda fırtına koparan seciyesiz ve seviyesiz zihniyetlerin Türkiye’nin önünü kesme faaliyetleri dikkatle tefrik ve tefsir edildiğinde ne demek istediğim kolaylıkla anlaşılabilecektir.
Siyasi hayatları boyunca devamlı istasyon değiştirerek ne kemiksiz menfaat düşkünü olduklarını belgeleyenler fitnenin silahına sarılmışlardır.
Terörsüz Türkiye hedefine cephe açan düzenbaz, fitnebaz ve madrabaz siyaset cambazlarının haysiyetlerindeki zaafı, hüviyetlerindeki zayıflığı görüyor, bunların alayının beş para etmez ciğerini yakından biliyoruz.
Fulya Soybaş
Nedim ŞENER
Ahmet HAKAN











