GeriSeyahat Vembanad’da cenneti yaşadım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Vembanad’da cenneti yaşadım

Vembanad’da cenneti yaşadım

Geçen ay Hindistan’a giden Filiz Akın, 13 günde güneydeki Kerala’dan kuzeydeki Rajastan’a kadar beş eyalette toplam yedi şehir gezdi. Mumbai’de dünyanın en büyük açıkhava çamaşırhanesini gördü, Bollywood’taki şova hayran kaldı.

Jaipur’daki tarihi rasathane Jantar Mantar’a hayret etti, Varanasi’de Ganj kıyısındaki gece ayinini ağlayarak izledi. “Bu karmaşa ve yoksulluğa rağmen mutlu olmalarını takdir ettim, bence genç nüfusuyla geleceğin ülkesi Hindistan” diyor. Akın, ayurveda tekniğinin geliştirildiği Kumarakom’un ise su terapileri ve masajlarla mistik bir rahatlama merkezi olduğunu söylüyor.

Filiz Akın, seyyahlığa geç başlasa da genlerinde gezginlik olduğuna inanıyor. Bu özellik baba tarafından miras. İzmir’de yetişen iki amcası, tıp eğitiminin ardından dünyayı keşfe çıkmış, sonunda Amerika’da yaşamayı tercih etmiş. “Ben de meraklı bir çocuktum. Dünyada bizden farklı pek çok kültürün bulunduğunu, heyecan verici pek çok coğrafya olduğunu ilkokulda fark etmiştim. Bunları kendi gözlerimle ne zaman göreceğim, diye düşünürdüm...”

Yeşilçam’daki yoğun çalışma temposu, 1980 öncesinde yurtdışına çıkış işlemlerinin zorluğu nedeniyle uzun yıllar seyyahlık arzusu içinde kalmış. “1970’lerin sonunda, alerji tedavisi için Londra’ya gittiğimde yolum Paris’ten de geçmişti. Bu yolculuk, seyahat arzumu körükledi. 1980’lerin başında film festivaline katılmak üzere Atina’ya gitmiştim. Sonrasında, arzu ettiğim gezilere çıkmak için uzun yıllar beklemem gerekti.”

Son 20 yılda gönlünce gezmeye başladığını söylüyor Akın. Yılda ortalama iki yurtdışı, birkaç yurtiçi gezisi yapıyor. Avrupa ülkelerinin büyük bölümünü, ABD’nin başlıca büyük şehirlerini, Küba, Arjantin, Brezilya’yı, Afrika’da Mısır, Cezayir, Senegal’i, Uzakdoğu’da Tayland, Japonya ve Türki cumhuriyetleri görmüş. Şimdi hayallerini Güney Afrika, Çin, Maldivler ve Tahiti süslüyor. Yurtiçindeki gezilerinde ise “Anadolu’nun kültürel renkliliğini, çeşitliliğini” yaşamayı seviyor. Farklılıklara rağmen bir arada yaşamanın sırlarını anlamaya çalışıyor. Başta Göbeklitepe olmak üzere Mardin ve Urfa’yı merek ediyor.

Filiz Akın, her yolculuğun, tanıştığı her farklı kültürün kendisinde derin izler bıraktığını, değiştirdiğini, hatta bilgeleştirdiğini söylüyor. “Mısır’da 4500 yıl öncesinin teknolojisi, bilgi birikimiyle inşa edilen dev piramitleri gördüğümde heyecandan ağladım. Tapınağa açılan bir delikten yılın belirli bir gününde kral heykelinin üstüne gün ışığı düşürebilecek bilgiye sahip Mısırlıların bugünkü sefaleti beni insanlık adına çok etkiledi. Hintlilere onca yoksulluk içinde mutlu olmayı başardıkları için hayranlık duydum...”

RÜYA GİBİ OTEL

Geçen ay gittiği Hindistan’ı anlatırken, Robin Sharma’nın ünlü kitabına gönderme yapıyor: “Gördüm ki Ferrari’sini satanlar boşuna oraya gitmiyor. Müthiş bir ülke, müthiş bir kültür çeşitliliği. Arkadaşlarım geçirdiğim hastalık nedeniyle kırılganlaşan sağlığım açısından Hindistan’a gitmenin büyük risk olduğunu söylemişti. Bir ara vazgeçmiştim. İyi ki gitmişim. Bir yanda yoksulluk, diğer yanda tapınak, saray, tarihi yapılardaki, eski otellerdeki ihtişam... Kadınların zarafeti... Şaşırtan ritüeller... Kısacası masal gibi bir ülke...”
Gezi sırasında Filiz Akın’ın uğradığı kentlerden biri de Kerala Eyaleti’nin özel turizm bölgesi Kumarakom’du. Eyaletin en geniş gölü Vembanad kıyısındaki yerleşim, kuş cenneti ve ayurveda merkezleriyle tanınıyor. Balayı turizminde de önemli bir yere sahip. Akın, kenti lüks bir termal tatil köyüne benzetmiş. Huzur veren sakin, mistik atmosferinden etkilenmiş.
“Kaldığımız Lake Resort’ün villaları kanallarla çevriliydi. Mermer yollarında yürürken daha önce görmediğim çiçeklerle dolu bakır kaplar, güzel kokular arasında ilerliyorduk. Gece buna mumlar da eklenince su kenarındaki restoran, oturma alanları çok romantik oluyordu. Balkondan merdivenle küçük, çevreden görülmeyen bir havuza iniliyordu. Gece mehtapta, hafif yağmur çiselerken manzarası çok güzeldi. Otele girişimide genç kızlar alnımıza kırmızı bir boya sürüp, boynunuza çiçekten kolyeler taktı. Hemen meşhur masajlarını denedik. Yağı seçmek gerekiyor, yoksa pastırma çemeni gibi bir kokuyla karşılaşabilirsiniz. İki kızın, dört elle masajı çok güzel bir deneyimdi. Eğer birgün buraya yolunuz düşerse, kaşlarınıza dokundurmamanızı öneririm. Kullandıkları maddeler nedeniyle fırça gibi olup şekle girmiyor...”

CENNETE YOLCULUK

Vembanad Gölü’nde üstü saz kaplı geleneksel tekneyle çıktığı turu “cennete yolculuk” olarak değerlendiriyor Akın.
“Kıyıdaki Hint cevizi ağaçları, tropikal bitkiler, göl üstünde nilüfer benzeri dev yapraklar, yemyeşil bitkilerden oluşan yüzen adacıklar... Bir ara sahile kadar göl yüzeyinin yeşil yapraklarla kaplı olduğunu gördüm. Sanki teknemiz suda değil, kırın ortasında gidiyordu. Hatta adacıklardan biri eflatun çiçeklerle kaplıydı. Bir arkadaşım bu atmosferi Bora-Bora’ya benzetti.
Göl kenarındaki balık pazarında hiç bilmediğim türde balıklara, ıstakoz büyüklüğünde karideslere rastladım. Balıkçılar ağlarla, bizim sularımızdakinden farklı bir yöntemle avlanıyordu. Yakındaki pazarda elişi boncuklu takılar, rengarenk taşlarla süslü kalemler, taştan filler satılıyordu. Pazardaki ipekli, pamuklu renk cümbüşü, pırıltılar, takılar, Gem Palace gibi mağazalarda satılan yakut ve zümrütler gözalıcıydı. Tek sorun ısrarcı seyyar satıcılardı. Bunun formülünü de buldum. Hayır, istemiyorum demek yerine en iyisi hiç yoklarmış gibi davranıp, önünüze bakarak yürümek...”
Akın’ın hafızasında Kumarakom’dan kalan izlerden biri de dans tiyatrosu... “Oyuncuların rengarenk teatral makyajları, oyun sırasındaki abartılı göz hareketleri, zarif el figürleri, kullandıkları vücut dili ilgi çekiciydi. Hem bu dansları seyrettik hem de herbirinin anlamlarını anlattılar...”

EN SEVDİĞİ BEŞ YER
Bang Kong, Amalfi (İtalya), Karayipler, Luksor (Mısır), Jaipur (Hindistan)
Seyahatte ne okur
Rehber kitaplar, broşürler
Neyle seyahat eder
Uçak, gemi, otobüs
Nerede kalır
4-5 yıldızlı otellerde
Ne yer, içer
Güvenli yerel lezzetler
Kiminle seyahat eder
Eşi, arkadaşları
Çantasının vazgeçilmezleri
Kağıt, kalem, yağmurluk, ilaç, antiseptik mendil, gözlük, şapka, galoş
Gittiği yerden ne alır?
Özgün hatıralık objeler

NELERDEN ETKİLENDİM

* KADINLAR: Hindistan’ı kadınlar güzelleştiriyor. Renk, pırıltı konusunda çok yaratıcılar. En fakirinde bile rengarenk sariler, pırıltılar, alınlarında kaş arasında süsler, kulaklarında küpeler ayak bileklerinde halhallar... Zengin bölgelerde, ayak parmaklarında yüzükler... O kadar ince, uzun ve güzeller ki! Ruhlarındaki zarafet dışarıya yansıyor. * ERKEKLER: Gündüz hava çok sıcak. Erkekler pantolon yerine pareo gibi bir şey giyiyor. Sıcakta onu yukarıda düğümleyip etek gibi bir kılığa dönüştürüyor. Güneşten korunmak için taktıkları türban çok estetik. * TAPINAKLAR: Hindu tapınaklarının duvarlarına mitolojik öyküleri anlatan çok ayrıntılı resimler çizilmiş. Hiçbir inanış ve dini resimde bu kadar mutlu gülen dini kişiler görmedim. Aşk, kadın, doğurganlık çok kutsal... * ŞOVLAR: Mumbai’de izlediğim Bollywood şovu müthişti. Ne Lido ne Las Vegas şovları ne de Cirque du soleil... Hepsinin üstündeydi. * MUTLULUK: Çok yoksul bölgelerdekilerin bile, mutluluğu, ziyaretçilere gülümseyerek bakması, şakalaşması dikkat çekiciydi. Bunda öldükten sonra tekrar dünyaya geleceklerine inanmalarının etkisi olmalı. Sabırları, tevekkülleri insana şükretme dersi veriyor. * YEMEKLER: Yemeklerinde çok sayıda baharat karışımı kullanıyorlar. Marsalalı tavuk, Hint cevizi sütüyle yapılmış deniz mahsulleri pilavı ve çok acı mercimek yemeği her yerde karşıma çıktı. * TAC MAHAL: Ağra’daki Tac Mahal, bence insanlık tarihinde bir erkekten eşine sunulmuş en büyük aşk ilanı. Dantel gibi bir yapı. Beyazlığıyla güneş altında pırlanta gibi parlıyor. Kalbinizi aşkla, romantizmle titretiyor. * VARANASİ: Ganj kıyısındaki gece ayinini saldan izledik. Keşişler uzun sopaların ucunda, üzüm salkımı gibi sallanan, cam içinde yanan mumlar taşıyor. Yürürken zil, tef sesleri çıkarıyor. Mumların ışığı, ayin müziğinin ritmi, dini danslar izleyicide de trans etkisi yaratıyor. Dualar da eklenince çok etkileniyorsunuz. Kendimi ağlarken buldum. Kendi dinimde dua ederken, o huşu içinde, göz yaşlarımı silmeden çocuklardan satın aldığımız çiçek dolu kağıttan kapları, içindeki mumu yakıp sevdiklerimin sağlık ve başarısı için Ganj’ın sularına bıraktım.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle