GeriÜnal Özüak 'Var'lıkta 'yok'luk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Var'lıkta 'yok'luk

HIRVATİSTAN maçından sonra ben ‘Yetmez ama evet’ derken medyamızın Milli Takımı güzelleme gülleri: ‘12 dev duvar’, ‘Devler yüksek uçtu’, ‘Devler ışık saçtı’, ‘Devler coştu’ yorumları yaptılar.

Kendilerini kandırmalarına, tabela yorumculuklarına, yağdanlık olma, yanlış koç seçen federasyona yaranma çabalarına lafım yok ama milli meselede kamuyu yanıltıyorlar.
Yok böyle bir şey; takım öyle kapasiteli ki böylesi ‘baştan aşağı yanlış’ kenar yönetimine rağmen Belçika, Hırvatistan vb. vasat takımlara kalite farkı atıyor. Sırbistan gibi ciddi rakiplere gelince deniz bitiyor. Mesele budur. Bogdan koçumuz 3 NBA oyunculu takımının kalitesinin farkında değil. Hala 2001 ‘Uh ah dev adam’ klibinin karpuzcuları Ömer Onan ve Hido abiliğinde ‘dayanışmalı savaşma’, ’yeni çaylak yıldız avcılığı’ filan gibi romantiklikler peşinde...

Akıl yaşta değil başta

Şurada on gün kaldı şampiyonaya: Tanjevic’in oynattığı basketbol kimselerde olmayan güçlü takım kapasitesini sahaya yansıtmaktan hâlâ çok uzak. Tanjevic bir kez daha, 73 yaşındaki Ivkovic’e ‘o hala yapıyorsa ben neden yapmayayım’ demesinin anlamsızlığını gördü. Çünkü Dusan akıllı adam. Elindeki malzemeden en iyi sistemi üretip malına uygun basketbol oynatıyor. Teodosic gelene kadar Nedovic oyunu kuruyor. Gelince birlikte Sırbistan’ı belkide şampiyonluğa taşıyacaklar. Aslarından yoksun Sırplar, basketbol oynarken biz ‘oyuncu loto’ yaptık. Yanlış başla, değiştir babam değiştir; Bogdan klasik oldu.
İkinci yarıda Kenan’ı oynatma macerasından sonra hatalar zinciri 26/23 yüzde 85 faul atan Sırpları serbest atış çizgisine yollayan, vurdu kırdılı savunmadan (!) medet ummayla devam etti. Katic ve Krstic 31 sayı atıp boyalı alan nasıl kullanılır dersi verdiler. Milli takım hazır değil, başroller belli değil, esas olanlar yanlış kullanımdan kapasitelerinin yüzde 30’unu sahaya yansıtabiliyorlar. Ama el hak Kenan’ın geleceğin yıldızı olduğunu gördük. Bogdan Hocam ‘sende hala iş kaldığına kendin inanıyor musun? Hadi hayırlısı. Var/yok papatya falı açacak, ‘var’lığımızla ‘yok’luğunu kapatmaya dua edeceğiz. Başka çaremiz yok..


X

Basketbol özelleşerek güzelleşir

Türkiye Kulüpler Basketbol Ligi kurulmalı.

Futbolun dört büyüğünün başkanları geçtiğimiz günlerde bir televizyonda Kulüpler Birliği Vakfı olarak kulüplerin kendi liglerine sahip çıkması gerektiğini anlatırken, Ali Koç bu konuda 10 yıl geç kalındığını söyleyince gözlerimin önünden basketbolun 20 yıllık kaybı geçti.

‘Davulun kulüplerin sırtında, tokmağın ise federasyonun elinde olması hastalıklı hali’ basketbolda 20 yıldır kanayan yaradır. Yeniden yapılanmanın halledilmesi gereken en önemli konusudur. 1991 yılında Avrupa’da profesyonel basketbol liglerinin koordinesini ve gelişmesini sağlamak amacıyla, İtalya, İspanya ve Fransa liglerinin önderliğinde, ULEB (Avrupa Basketbol Ligleri Birliği) kuruldu.1996 yılında Yunanistan ve Portekiz basketbol federasyonları da birliğe dahil oldu. Bugün ULEB’e üye ulusal federasyon sayısı, biz hariç 49’a ulaştı.

DERT DE DERMANDA AYNI

Profesyonel olmasına karşın geliri az, gideri çok basketbol şubesinin üzerine FiBA bağlantılı TBF (Türkiye Basketbol Federasyonu) karabasan gibi çöker. Kulüplerin elinden aldığı feragatname ile basketbol liglerine ait naklen yayın, sponsor, isim hakkı vb. tüm gelirlerin yanı sıra lige katılım ve oyuncu transferlerinden harçların tamamı TBF’ye gider.

Kulüpler seyahat, salon kiralama vb. tüm masraflarını kendileri karşılar. Tabii bu eksi bakiye verme durumunda şube kulübe yük olduğundan Fenerbahçe ve Anadolu Efes gibi cebinden harcayan kulüpler dışında, her sene taşıma suyla değirmen döndüren en az iki takım kepenk kapatır.

Sözümona özerklik ile konuyu yıllardır çözemedik. Milli takımların durumu ortada. Çözüm; Gordion düğümünü tam ortadan keseceksin... TKBL (Türkiye Kulüpler Basketbol Ligi) kurarak, geliri gideri kendine ait şirket yapılanması oluşturulmalı. Marka ticari değerini kendileri artırırlar. Oyuncu ve hakemlerini kendileri yetiştirirler.

SAHAYA AiT ŞEYLER SAHADA KALIR

Bu yapılanma kabul edilip hayata geçerse Basketbol Federasyonu da, kuruluş amacında belirtildiği gibi, sadece milli takımlardan ve maçların netice tesciliyle sorumlu, bir nevi noter olarak kamu görevini yapar. Aklın yolu birdir. Yıllar içinde profesyonelliğin içine çekilmiş, amatör olması gereken federasyonlar, prestij kaybına uğrayacaklarından, bu sporda devrim niteliğindeki radikal değişiklikleri, kendiliklerinden yapmazlar. Spor Bakanlığı’nın konuya el atması gerek.

Yazının Devamını Oku

Türk basketbolu yeniden yapılanmalı

Türkoğlu yönetimindeki basketbol federasyon kredisini tüketmek üzere.

Basketbolun vitrini milli takımlarda camların tuzla buz oluşunu seyretmekte olan Hidayet Türkoğlu başkanlığındaki 12 Dev Adam Basketbol Federasyonu için bu yazıyı yazmak şart oldu... Arvydas Sabonis ve Vlade Divac da Hidayet gibi süper NBA kariyerleri sonrası ülkelerinin federasyon başkanlığını yapmışlardı. ‘Neden olmasın’ dedik, sevindik. ‘Yıldız oyuncudan koç olmaz’ diye biliyordum. Orhun Ene örneği bu savı doğruladı. Meğerse federasyon başkanı da zor oluyormuş...

Dev Adamlar görev yaptıkları son 5 yılda Basketbol Federasyonu’nun bütün icraat postlarına, en ufak bir delik bırakmadan, ahbap ve dostlarını yerleştirdiler. Erkek ve kadın milli takımlarında yaptıkları Orhun Ene ve Ceyhun Yıldızoğlu görevlendirmeleri büyük hataydı. Bu yanlışların üstüne, deneyimli koç gerektiren altyapı milli takımlarının deneyimsiz ve kariyersiz teknik adamlara bırakılması tuz biber ekti.

MEHMET OKUR’A NEDEN HAVLU SALLATIYORSUNUZ?

Bizim çocuklar altyapı yaşlarında milli takımlarda başarılı olurlar, fakat A takım seviyesine geldiklerinde, yabancıların arkasında bankta oturdukları için kaybolup giderlerdi. U19’lardaki Arjantin maçında 3.4 saniye kala 1 sayı önde iken ne yapacağını şaşıran Derviş Gökhan Güney adlı oyunculardan daha çaylak olan koç yüzünden bu özelliğimizi de yitirdik. Mehmet Okur basketbolumuza hizmet için sahaya inmişken, genç uzunların mesela Arjantin maçının adamı Furkan Haltalı’nın onun NBA deneyimine en fazla ihtiyacı varken, Okur’a Ene’nin arkasında Kanada’da havlu sallatmanın ne alemi vardı..

5 yıldır süregelen başarısızlıklar yüzünden ister istemez geriye bakıyoruz; Turgay Demirel dönemini başarıyla sonlandırdılar ama kredilerinin ucundan yiyerek tüketmek üzereler. Yeniden göreve talip olmadan önce bugüne kadar yaptıkları büyük yanlışlarının, mesela şimdilik ilk ağızda akla gelen üçünü düzeltseler iyi olacak:

 

ACİLEN DÜZELTİLMESİ GEREKENLER

1- Yeni elden geçmiş, kütür kütür ayakta duran, basketbolun mabedi, Abdi İpekçi Spor Salonu’nu yıktılar indirdiler aşağı. Sözüm ona, yerine Milli Takımlar Spor Kompleksi yapacaklardı, yerinde yeller esiyor.

Yazının Devamını Oku

Bu milli takıma ağabey değil, koç lazımdı

Ene’nin yerine Obradovic’i getirseydik olimpik hezimeti yaşamazdık.

Ersan İlyasova hariç yaş ortalaması 25 olan, 23 yaşın altında üç oyuncusu bulunan toy bir takım ve koçları onlardan deneyimsiz olunca son 30 yılın en zayıf Yunan takımına farklı yenilme tatsızlığını yaşadık. Üstelik neredeyse 10 eksikleri vardı.

Aslında biz 20 gün önce kaybetmiştik bu maçı... 14 Haziran’da Obradovic “sahalara dönmek istiyorum” der demez, Basketbol Federasyonu’na “Obradovic’i 4 maçlık olimpiyat vize paketi için, elimizdeki ‘olabileceğin en iyisi’ milli takımın başına getirelim” teklifi yaptım.

“Aziz Yıldırım’la cehenneme dahi giderim” diyen Usta herhalde kırmazdı ricamızı. Yunanistan’ın başındaki rick Pitino gibi bizim bankta, sahadaki her oyuncuyu en iyi tanıyan duayen ‘Obrakadabra’ olsa çok fark ettirirdi! Orhun Ene gibi son 5 dakikayı, maça sonuna kadar kene gibi yapışan iki guard Calathes ve sloukas’a karşı oyun kurucusuz oynayıp harakiri yaparak rakibin ekmeğine yağ sürmezdi.

DOST-AHBAP iŞi OLMAMALIYDI

Milli turnuvaların yarını yoktur. Anı yaşar, durumdan vaziyet çıkarır, fırsatları değerlendirsin. ‘Geleceğin milli takımını hazırlamak’ özürü büyük safsata.

Milli takımlar kulüplerin yetiştirdiği en yetenekli profesyonel oyunculardan hedef turnuvaya göre yapılan doğru seçimlerle oluşur. En iyiyi seçer ve onu başarıya götürecek en iyi koça teslim edersin. Federasyonun doğrusu budur. Dost-ahbap ilişkisi ötesine geçip, spot piyasada risk analizi yapan operatör mantığıyla, bu güzide kadroyu başarıya taşımalıydılar.

Kanada’da bu yüksek vasıflı takıma bir usta eli değse, kadro kapasitesine göre oyun sistemini belirleyecek, vadinin en profesyonel koçuyla başarı olurduk. Obra fikri çok mu uçuk geldi? Peki o zaman Kanada Milli Takımı’nın ve eş zamanlı Toronto Raptors’un koçu nick nurse örneği ortadayken bizim Euroleague şampiyonu, yılın koçu Ergin ataman neden aklınıza gelmedi? İstanbul’da oturuyordu bu tatsızlık yaşanırken.

Dostluk, ahbaplık ahitlerine vefa göstererek at değiştirmemek tamam, ama dereyi geçemeyince garson ‘kalksa da masayı temizlesek’ diye gözünün içine bakar adamın. Dünyanın seçkin 12 takımı arasına girip, olimpiyat katılım onurunu kaçırdıktan sonra ‘yarınların takımını yaratıyoruz’ demenin mantığı yok. Hiç de olmadı zaten.

Yazının Devamını Oku

Yeter 'komşu' sıra bizde!

70 yıldır ilk kez olimpiyat elemelerinde üst üste 2 maç kazanmamız bu sefer bileti kapacağımızın işaretidir.

Orhun Ene’nin ‘düzensiz düzen’ sistemi Uruguay ve Çekya’yı kazasız geçmemizi sağladı.

Yarı finaldeki olası rakibimiz Yunanistan her ne kadar eski gücünde olmasa da bu podyumun çetin cevizlerindendir.

Esasında saha içi lideri Calathes, Sloukas ve ‘showman’ koç Pitino dışında bir numaraları yok. Ama yine de çok dikkat etmeliyiz. Baskılı oynarsak onları bu kez devirebiliriz.

Yazının Devamını Oku

Cedi her akşam böyle oynamaz

Milli oyuncuların mevcut sistemi oturaklı takımlara tutmayabilir.

A Milli Takım’ın elemelerde B Grubu’nu lider bitirmesi şart... Grup birincisi olamazsak çapraz eşleşmede dün Yunanistan’ı yenen NBA oyuncuları ile dolu favori ev sahibi Kanada ile yarı final oynamak hiç işimize gelmez. 30 yaş ortalamalı, Bruno Fitipaldo, Jayson Granger ve 37 yaşındaki ‘bodyguard’ kalıplı Esteban Batista gibi eski dostlarla dolu grubun en zayıf takımı Uruguay karşısında sonuna kadar gel git yaşamamızdan çıkarımlar yapmalıyız. Larkin’in yokluğunu dönüşümlü dolduran 4 çaylak oyun kurucumuzun toplam 13 sayı üretebildiğini not düşelim. Her akşam 27 sayı üretip bütün doğruları yapan Cedi Osman’ı bulamayabiliriz. Top paylaşımını organize ederek, sayıları dağıtmayı becermeliyiz.

HER HÜCUMDA BAŞKA BiR BEŞ

Orhun Ene’nin oynatmayı tercih ettiği ‘açık alanda koş, koş at, sürümden kazan’ basketboluyla çok zorlanacağız. Bu ‘sistemsiz sistem’ oturaklı takımlara tutmayabilir. Sanki hazırlık maçıymış gibi sık oyuncu değiştirip, farklı farklı beşleri oyuna sürüyor Ene. Bu türbülans ritmi bozuyor. Savunma yapmıyor gibiyiz nerdeyse. Jayson Granger ve Mathias Calfani hallaç pamuğu gibi attılar pota altımızı. Buğrahan ve Ömer Faruk Yurtseven şık ikiliklerle oyuna renk katıyorlar ama hücumu iyi olanın savunmada aksaması, hatta gamsızlaşması büyük zaaf. Furkan ve Ersan jetlag’i henüz atamamışlar ancak turnuva devamında çok lazım olacaklar.

 

Yazının Devamını Oku

Müze doldu taştı!

Kupakolik Anadolu Efes basketbolumuzun efendisi.

Kötü gidişatı çevirmek için Fenerbahçe’nin varını yoğunu sahaya koyacağını bilen Anadolu Efes, ‘En iyi savunma; hücumdur’ diyerek kontra giriş yaptı. Karşılıklı yıldız oyuncu isabetleriyle, kimse maçtan kopmadan, akıcı ve şık basketbol oynandı.

Taraflar savunmayı pek fazla kafaya takmadılar. Micic ve Larkin sakatlanıp kenara gelince Anadolu Efes’in makine intizamındaki hücumu bir süre aksadı ve Fenerbahçe 12-0’lık skor atağı yaptı. İkinci çeyrekte 8’de 0 üçlükle demirleri dövüyor olmasının eksiğini, savunmayı yeteri kadar sertleştirip oyunu dengeleyerek skor liderliğini 31-7’lik seriyle geri aldı Efes. Alıştığımız 3. çeyrek patlaması yayın gerisinden mükemmel şutlar ve geçiş hücumlarıyla bulunan şık sayılar getirdi Anadolu Efes’e.

‘Bitse de gitsek’ havasına erken girdi Fenerbahçe Beko. Üçer üçer saymaya başlayan Anadolu Efes’i nerdeyse bizim gibi ayakta alkışlayacaklardı.

BU FiLMi ÇOK GöRDÜK

Son çeyrekte canhıraş bir veda kalkışması daha yaptı ev sahibi ama Avrupa şampiyonu kadro Beaubois’nın ekstra katkısıyla geri dönüşe izin vermeden kupasını müzesine götürdü.

Gözüken şu; iki takım arasındaki kadro kapasitesiyle saha içi ve dışı yönetim yetkinlik makası öyle açılmış ki bu formatta ne kadar maç yapsalar hepsini Efes kazanır. Fenerbahçe’nin direnci yetmiyor. Ya baştan veriyor maçı ya da sonunda kaptırıyor. “Şimdiki zamanın gelecek vaadini gerçekleştirmek bize bağlıdır” der Kant. Aklının yarısı Sırbistan’da, diğeri yarısı NBA’deki Kokoskov’la Fenerbahçe’nin geleceği umut vadetmiyor. Avara kasnak yöneticilere uyularak Zeljko obradovic’in gönderilip zirvedeki takımın sıradanlaştırılmasına son verilmeli.

Hemen Misli.com'a üye ol, iddaa heyecanını Misli.com'da yaşa...

Yazının Devamını Oku

Başarmayı iste senin de olsun!

45 yıl önce Tuncay Bey’in (Özilhan) ilk lisansiye olduğum butik semt takımı Kadıköyspor’u satın alıp Efes Pilsen’i kurmasıyla başlayan başarı hikayesinin kutlamaları sürüyor...

Moda’da amatörce başlayıp profesyonel şampiyonluğa uzanan istikrarlı azmin öyküsü bu. Önceki maçta ilk yarıda attığı 40 sayı kadar fark yiyen Fenerbahçe aynı utancı yaşamamak ve seri avantajını geri almak hırsıyla baştan sert bilek güreşine girdi Anadolu Efes’le. Fenerbahçe amacına ulaşıp geri adım attıramadı rakibine. Efes makine düzeninde fazla kullanım sürümünden sağladığı şık (Toplamda 28’de 12, yüzde 43) üçlükler ve potaya gidişlerle bezediği ezberlediğimiz basketbolunu oynarken savunmada da dirençliydi.

KARŞILAŞMANIN SONU BİLDİĞİMİZ GİBİ...

Bu kez 41-37 biten ilk yarıdan sonra, 3. çeyrek kâbus yaşamamaya ekstra özen göstererek, geri adım atmadan, Melih üçlükleriyle ve potaya dalışlarla maçta kafa kafaya kaldı Fenerbahçe. Ancak Singleton-Melih gerilimi ve diskalifiyeler sonrası son 3.27’de Efes sinirsel gerilimde takım olarak sakin kalarak bu kez 22 farkla 2-0 yaptı seriyi. Tarihe karışan futbolun büyükleri ezeli rekabetinden sonra Avrupa’nın zirvesindeki Anadolu Efes-Fenerbahçe rekabeti sürdürebilir kalmalı. İş, maçı heyecanla izleyen Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’a düşüyor. Futbol benzeri bir operasyonu da basketbol şubesine de çekmesi gerekiyor herhalde.

<iframe width="1180" height="664" src="https://www.youtube.com/embed/0k4OCX6I6m8" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Hemen Misli.com'a üye ol, iddaa heyecanını Misli.com'da yaşa...

Yazının Devamını Oku

Yüzde 100 şampiyon farkı

Anadolu Efes Avrupa şampiyonluğunu rehavetinde olmayınca, Fenerbahçe de sezon içerisinde olmadığı kadar enerjik ve kazanma isteklisi olunca annemizin iginin final serisinin ilk maçında çok zevkli bir basketbol çıktı ortaya.

Nefis alkışlanası fantastik asistler ve yüksek ritim vardı karşılaşmada. İki takım da eksiksiz sayılabilecek kadrolarıyla kafa kafaya, yakın ara oynadılar ilk yarıda. Her iki tarafta da olağan şüpheli yıldız oyuncuların sezon sonu pik yapan performansları göz doyururken Fenerbahçe’nin ülkemiz basketbolu adına Avrupa’nın zirvesinde her zaman olması gerekliliği net ortaya çıktı.

ANADOLU EFES BUNU HEP YAPIYOR

İkinci devre başında sahada Fenerbahçe’den eser kalmayınca, göz açıp kapayana kadar Anadolu Efes’in takımsal kalite farkı ve kazanma kararlılığı skora yansıdı. Efes alışılmış ‘üçüncü koparma çeyreği’ni üçlükler eşliğinde oynayınca maç kırılma noktasına geldi. Efes atarak kaçtı, Fener yakalayamadı. Mükemmellik resitalini sürdüren Ş(a) hane Larkin’in yanına katılan Beaubois da hücum yoğuşmasını ve rengini arttırdı.

Fark açılmaya başlayınca Fenerbahçe başlangıçtaki oyun düzeninden iyice uzaklaşırken 40-11’lik bir seri yediler. Sinirlerin gerildiği ‘son traşı tamamlama çeyreği’nde Anadolu Efes dinginliğini korurken Fenerbahçe ‘bu iş burada bitmedi’ mesajı verme gayretindeydi...

Yazının Devamını Oku

Şampiyonluk çok yakıştı

Ataman, kariyerindeki Avrupa kupalarını dörtledi.

Anadolu Efes, süper yıldızlarına eklediği veteran milli gururları Pau Gasol ile son yılların en büyük bütçeli takımı ve savunma baronu Barcelona’yı Ergin Ataman’ın koçluk resitaliyle, oyunu gergef gibi dokumasıyla yenmeyi başarıp kupayı kaptı. Her yıldız oyuncunun yetkin koç olamayacağını yaşayarak öğrendi Jasikevicius.

Ataman, bana korkulu rüyalar gördüren Barça’nın pota altındaki sert kabuklu kalınlığını dönüşümlü oynattığı Sertaç, Pleiss, Dunston, Singleton ve Moerman gibi iyi savunmacı 4 numaralarla dengeledi. Üstelik adam adamayla karışık kombine alan savunmasıyla kafalarını karıştırdı.

Barcelona’nın belalısı Larkin’i ilk 5’te başlatarak hücumu önceleme tavrını baştan koydu Ataman. Barça hücumda bizi dışarı ittiğinden sayı bulma çaremiz asistlerle beslenen Sertaç’ın pota altına yüklenmesi oldu. Ribaundları alamayınca hızlı hücumumuz başlayamadı. Aksayan Larkin’in yerine Micic direksiyona geçerek takımı toparladı.

O SENE BU SENEYMiŞ

Barça’yı grupta yendiğimiz önceki maçların skor adamları larkin, Micic, Beaubois ve Simon 4’lüsünü üçlükleriyle devreye bir türlü devreye sokamadık. Köln çocuğu Tibor Pleiss’ın üçlükleriyle akışı başlatarak oyuna tutunduk. Adam ve alan kombine savunmamız Barça’nın hücum etkinliğini azalttı. Üçüncü çeyrekte akıllı seçimle Larkin ve Micic’le penetrasyonu ve tempoyu artırdık. Bu ikili ilk defa birlikte maç sonunda MVP seçildiler.

Boş vitese atınca aktı gitti takım. Berabere girdiğimiz, ruhumuzu ağzımıza getiren son 5 dakikayı Larkin’in olağanüstü katkısıyla şampiyona yakışır dinginlikle ve topun kıymetini bilerek oynayıp, 2 saat süren muhteşem maraton sonrası Avrupa şampiyonu olduk.

Hemen Misli.com'a üye ol, iddaa heyecanını Misli.com'da yaşa...

Yazının Devamını Oku

Final, Ergin Ataman'ın koçluk becerisinin ürünü

Önden görüp yazdığım gibi yarı final maçı tam bir hücum maçı oldu. Sonundaki krizi riskleri alarak çok iyi yöneten Ergin Ataman oyunun tamamını çok iyi kurguladı.

Maça oyuna yön veren sıcak elli üç kısa şutörle başlayınca bunun hayrını görerek Beaubois ve Simon’un 5’te 5 üçlük isabetleriyle skor liderliğini aldık.

Efes, rakibin yaratıcı dış oyuncusu olmayışından da yararlanarak, çok akıllıca, zaman zaman alana çalan, gömük orta şekerli savunma yaptı. İlk çeyrekte 10 sayılık farkı yakalayınca Larkin oyuna girerek hücum yüklenmesini, pozisyonları fazla zorlamadan paylaşımcı assitleriyle sürdürdü. Micic’in penetrasyon sonrası iç sayıları ve dış üçlükleri akşamın MVP’sine yakışacak kıvamdaydı.

Efes istediği basketbolu oynamanın verdiği öz güvenle ikinci yarıda başladığı beşle, gemi azıya aldı... Takım zincirlerinden boşanarak şiir gibi oynadı... CSKA oyun disiplininden uzaklaşıp sıkıştırmalı alan savunmamıza karşı demir dövünce arayı 20 farka çıkarıp ‘Bize müsaade’ dedik..

AYAKTA ALIŞKLAMALIYIZ

16 farkla girdiğimiz son çeyrekte baskı karşısında ritmimizi kaybeder gibi olduysak da, Micic içeri yüklenmelerine ağırlık verip çizgiye giderek onlardan daha fazla atarak ulaştık mutlu sona. Larkin, hataları sonrasında oyuna küsüp hatta koçuyla atıştığı noktada, Ataman gerçekten üst düzey koç olduğunu ispat ederek itidalini kaybetmeden kendisini tekrar oyuna sürdü ve onun sayesinde hedefe ulaştı. ‘Bu maçı kazanan şampiyon olur’ lafımı geri almıyorum fakat mükemmel bir basketbol seyrettiğimiz Barcelona-Milano maçının yüksek ritmi ve fizikselliği gözümü korkuttu doğrusu. Barça ile final zorlu olacak.

Yazının Devamını Oku

Bu maçı kazanan şampiyon olur

Yarı finalin diğer ayağında Barcelona ile Milano oynayacağı için bu maçı kazananın Euroleague’de yılın şampiyonu olacağını rahatça söyleyebilirim.

Tabii ki beklentimiz Anadolu Efes’in geçen senenin yarım kalmış hikayesini tamamlayıp, şampiyonluğa yürümesi.

2019 finalinde olduğu gibi CSKA Moskova’nın Anadolu Efes’e üstün geleceği ve bu maçın da favorisi olduğu görüşünde birleşiyor otoriteler. Efes o yenilgiden bu yana Vasilije Micic ve Shane Larkin gibi ligin en iyi oyun kurucularınca yönlendirilen aynı çekirdek kadroyla gelirken, CSKA’da o yılın Final Four MVP’si Will Clyburn’un yanına Toko Shengelia ve İffe Lundberg katıldılar. İki takım da hücumun kralı. CSKA Moskova 84.4, Anadolu Efes 84.1 ortalama sayı atıyorlar. Bu da bize; normal top kullanım sayılarına ikinci şans toplarını da ekleyen, yani hücum ribaundlarını alıp ekstra sayıya çevirenin ‘koş koş at sürümden kazan’ maçını kazanan taraf olacağını net anlatıyor.

AKIL VERMEK GİBİ OLMASIN AMA...

Geçiş hücumlarıyla hızlı ucuz sayılar kovalayıp, yarı saha sete sete kalmamak lazım. Anadolu Efes’in değişken alan savunmalarına karşı hücumda sıkıntı yaşadığını sağır sultan biliyor. İtioudis’in eli armut devşirmiyor tabii ki, ritmimizi düşürüp işi yarı saha basketboluna yıkarak kombine alan savunmasıyla ve zaman zaman tam saha zone press yaparak hücumu kilitlemeye çalışacak. Bu durumda Ergin Ataman; takımı çepere dizip, ‘attı pattı’ yaptırmaktansa, en az üç set hücumdan ikisinde potaya penetre sonucu içerden içeri veya içerden dışarı uygun boş adama asistler yaptırırsa, CSKA yaptığına yapacağına pişman olur.

İstatistikler Efes’in kazandığı maçların savunmasında başladığını, CSKA’yı 80 sayının altında tutanın maç kazandığını söylüyor ama kulak asma sen sevgili Ataman. ‘CSKA’ya attırmayacağım’ diye hücum gücünden ödün verip dört kişilik hücumlar yapma. Oyun planı; onlardan fazla atmak olmalı. Hesap çok basit; maç hücum maçı. İsabetli atan, çemberin sevdiği taraf final oynayacak

Yazının Devamını Oku

Kadın basketbolunun adı Fenerbahçe

Duygu Asena “... yok” derdi ama bugün kadın basketbolunun şampiyonluk kürsüsünde Fenerbahçe kadınlarının adı fena halde VAR.

Evine döndü ama orada da tutunamadı Galatasaray. Sarı kırmızılılar, kenardan oynanan ikili oyunlarla, ilk iki maçta kullanamadığı Holingsvorth’la boyalı alana yüklenme planı ile oyuna başladı. Buna karşın Fenerbahçe Öznur Kablo, sert savunmayla beslediği hızlı hücum ritmini artırarak girdi maça. Iagupova ve McBride mükemmel ve estetiği yüksek performanslarıyla Fenerbahçe hücumunu renklendiren oyuncular oldular. Hücum ribaundlarına el koyan Fenerbahçe çift haneli farklarla önde koşuyor, Galatasaray Pelin Bilgiç’in özel gayretiyle kopmamaya çalışılıyor şeklini aldı maç. Savunmayı alana döndürerek Fenerbahçe’nin ritmini bozmaya çalıştı ev sahibi ama sarı lacivertliler geri adım atmadı.

EVİNE DÖN GALATASARAY

Kovalamaca ikinci yarıda da sürdü ancak G.Saray oyunu kıracak atağı bir türlü yapamayınca Fenerbahçe oyundaki akıcılığını sürdürüp farkı artırdı. Son çeyrekte G.Saray’ın canhıraş kaos zorlaması da dengeli sarı lacivertlileri bozmadı ve fazlasıyla hak ettikleri şampiyonluğa uzandılar. Böylelikle F.Bahçe’nin şampiyonluk sayısı 15, G.Saray’ın 13 oldu. Son sözümüz şu; yeniden yapılanır mısın ne yaparsın bilmem ama ezeli rekabete bir an evvel geri dön G.Saray

Yazının Devamını Oku

F.Bahçe her yönüyle G.Saray'dan çok farklı

Basketbolda özlediğimiz Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti biraz olsun kadınlarda yaşanıyor! Oranın da kraliçesi sarı lacivertliler.

Güçlü kadrosuyla Avrupa şampiyonluğunun kıyısından Fenerbahçe dönen Öznur Kablo, play-off serisinin ikinci maçını da alarak durumu 2-0 yaptı.

McBride’ın sürüklediği hızlı hücumlarla atak girdi oyuna sarı lacivertliler. Bu süreçte Steinberga Galatasaray’ın direncini ayakta tutan isim oldu. Holingsworth ve Russell gibi iyi uzunları olmasına rağmen, koç beceriksizliğinden, pota altına yüklenmeyi beceremedi sarı kırmızılar. Kenar yönetim yetersizliği başta Pelin Bilgiç olmak üzere oyuncu emeklerine yazık ediyor.

McBride’ın elinden çıktıktan sonra tekrar top aldırmamak uzun süre akıllı seçim olarak misafirlerin işine yaradı. Ancak savunma enerjisini hücumda sayıya döndüremeyince Fenerbahçe Iagupova ile kaçarak 2. çeyrekte sadece 8 sayı atabilen Galatasaray’dan maçı ilk yarıda kaptı.

YENİ YÖNETİME KISSADAN HİSSE

Galatasaray sayı kısırlığı ve top kayıpları nedeniyle oyuna ortak olamazken, sağlam savunmasından beslenen Fenerbahçe isabet yağmurunu sürdürerek farkı katladı. Takıma bu ritmi kazandıran koç Victor Lapena’ya tebrikler. Öte yandan Galatatasaray’da seçilecek yeni yönetim kıssadan hisse çıkararak; kadınlarda ve erkeklerde fabrika ayarlarına döndürerek, itibarını tazelemeli şubenin.

Yazının Devamını Oku

Real Efes!

Euroleague’deki Dörtlü Final’de Türk varlığına İstanbul karar verdi.

Real Madrid’in ‘kral’ anlamındaki ‘real’ sıfatı, seri sonunda adını 4. kez son 4 takım arasına adını yazdıran Anadolu Efes’in omuzlarına çok yakıştı.

Maçı getiren son üçlüğü sokan Simon’un eline sağlık... Ve kazandıkları son iki maçta sakat olduğun için oynamayan Tavares’i kritik anlarda sahada tutarak bize açık saha oynama alanı açan koç Pablo Laso’ya; tuttuğun altın olsun!.. Tavares oynayınca biz de Sertaç Şanlı ve Bryant Dunston ile iki uzunlu beşlerle oynayarak dışardan isabetsiz olduğumuz gecede pota altı dengesini kurabildik. Sonuna kadar oynamasını sabırla beklediğimiz Larkin uzun süre sıfır çekerken, maçı ve geceyi kurtaran Singleton oldu.

Ergin Ataman da formsuzdu aslında. ‘Koş koş at’ hücum yapısıyla takımın ritmini yükseltip geçiş oyunlarıyla kolay sayılar bulacak şekilde kullanmak yerine ekibini yarı saha set basketboluna kasarak, rakibi Madrid’de galibiyete taşıyan 1-2-2 değişken alan savunmasına yine çözüm üretemedi...

ÜÇÜNCÜ ÇEYREĞİN EFENDİSİYİZ

Seride yüzde 58 üçlük sokan Beaubois yanında otururken, kırılma anlarında dökülen ve kendiyle savaşan Larkin’deki ısrar, az daha geceye mâl oluyordu. Güya savunmaya ağırlık veriyorduk ama köşelerden Trey Thompkins milyoner oldu.

3. çeyrekte rakibi yakalayarak öne de geçtik ama kıramadık maçı. Tüm olumsuzluklara rağmen son çeyreğe 2 sayı önde girdik. Micic ve Simon’un son dakika oynama becerileri veteran Llull ve Fernandez’e bu kez galip geldi. Madrid’de olduğu gibi oyunu çirkinleştiremeyince, 9 kez Dörtlü Final oynamış takım, tacı ve tahtı İstanbul’da bıraktı.

Köln’de takım oyunu kıvamında oynarsak, CSKA’yı yarı finalde eleyip final oynarız.

<iframe width="900" height="506" src="https://www.youtube.com/embed/nZCni-QphM8" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Olmadı yenisine bakalım

Yazık oldu bunca emeğe...

Kadınlar Euroleague’de kimin şampiyon olacağını, eş zamanlı olarak hem WNBA hem de Avrupa kulüplerinde oynayan basketbolcular belirler. WNBA’in en iyilerini kim alırsa o şampiyon olur.

Bugüne dek 3 kez final oynayan ve tarihine bir kez daha final yazdırma mücadelesine çıkan Fenerbahçe Öznur Kablo, normal sezonun MVP’si Alina Iagupova, Satou Sabally Kayla McBride, Jasmin Thomas ve Kiah Stokes’lu kadrosuyla bu sezonun en iyisi Rus ekibi UMMC Ekateringburg karşısında skoru sürekli eşitleyerek maça asıldı. Maçın en skorer oyuncusu olma unvanı Iagupova ile eski Fenerbahçe’li Allie Quigley arasında gidip geldi. Onların Brenna Stewart’ı gibi bizim Kayla McBride biraz daha skora katkıda bulunabilseydi rakiple baş edebilecektik. Skorerleri Brittney Griner’i içerde çok iyi kullandılar. Biz uzun iç adam yoksunluğundan dış atış isabetlerini tercih ederken onlar potaya dalışları yeğledi.

KAyLA’NIN ELi ISINDI AMA

İkinci yarıya hatalarla başladık ama Kayla’nın eli ısınınca maçı yakaladık. Yolu İstanbul’dan geçmiş bir başka yıldız Alba Torrens sırtladı rakibi. Sert savunma karşısında oyun kurgusu dışına çıkıp atışları fazla zorladık. Son çeyrekte Alina alıyordu maçı ama yazık oldu bunca emeğe.

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/Wj_qu4lWDUE" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

10.000 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Anadolu Efes bambaşka, Fenerbahçe zor lokma

Euroleague’deki iki takımımız da altın değerinde galibiyetler alarak yollarına devam etti.

Sıralamanın 7’ncisi, kâbus gibi bir sezon geçirmekte olan Real Madrid’e konuk olan 3’üncü Anadolu Efes, topun değerini bilerek, az kayıpla 100 üzerinde atma geleneğini sürdürdü. Euroleague’in topa en iyi yön veren dış oyuncularına sahip temsilcimiz, koç Laso’nun bütün akıl karıştırıcı taktiklerini boşa çıkartmayı başardı. Sıcak eliyle yanan Simon şefliğindeki başlangıç resitalimize rağmen nakavt yapamayınca Real geniş rotasyonla toparlandı. Üçlükte biz kuraklık yaşarken ev sahibi yağmur oldu yağdı ama ilk yarıda geri adım atmayınca maç elimizden kaçmadı. Üstelik Larkin ‘0’ sayıda kalmasına rağmen. İkinci yarıda ‘koş, koş, at’ temposuna dönüp pota altından top kullanma sayısını artırma jokerini çekti Ergin Ataman. Efes, attığını da sokmaya başlayınca skoru ele aldı.

NAFiLE ÇABALAR

LASO, Ataman’dan rol çalarak aşırı itirazdan oyundan atıldı. Tüm gayretine rağmen Real bir daha oyunu yakalayamazken Larkin de kendine gelip kontak açınca 25 farklı galibiyetle play-off’u garantiledik. Evinin efendisi, İtalyan koçlu Alman panzeri Bayern, karar maçında Fenerbahçe’yi sertlikle yıldırıp De Colo’yu bezdirerek sarı lacivertli takımı normal temposunun dışına itelemek istedi ama NAFİLE!...

Uzun, fiziksel ve sert beşle başladı Trinchieri. Biz dış isabetlerle, onlar olağan atıcılarıyla topu paylaştırarak, pota altına kullanmadan, çeper hücumlarıyla ‘kim sokarsa kora koruna’ girdi oyun. Bu tarzda Vesely çok yönlü pivot farkını sahaya yansıtmaya başlayarak ibreyi bize çevirdi. ‘Atamazsak attırmayız’ mantığıyla savunmaya yoğunlaşma seçimimiz son derece akılcıydı. Guduric’in de skora katılımıyla gerilimli geçen son çeyrekte de üstünlüğü elden bırakmayan Fenerbahçe, hem galibiyeti hem de ikili averajı aldı.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/RcdcPtIsEGA" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Memnun oldular ama yeterli olur mu bilinmez

Ekrem Memnun yönetimindeki Galatasaray, Bahçeşehir Koleji önünde çok değerli bir galibiyet aldı.

AVRUPA liglerinden elini ayağını çekip ligde tarihinde ilk defa küme düşme eşiğine gelince koçunu değiştiren ve kadın basketbolundan tanıdığımız, “Onların başında kalsa çok daha iyi olurdu” diye düşünmeden edemediğim Ekrem ile Memnun (!) olmayı arayan Galatasaray, mutlu yakın gelecek için ‘yetmez ama evet’ şeklinde rahat bir galibiyet aldı Bahçeşehir Koleji karşısında. Kapanan kulüplerle sıkıntılı bir dönemden geçen basketbolumuza yeni bir anlayış getirmiş Bahçeşehir Koleji hücumunu çok maksatlı transferi Stimac’la boyalı alana yüklenirken, taraflar birbirlerini yoklayarak geçirdiler ilk yarıyı.

BÜYÜK DÜŞÜNMEK GEREK

G.Saray durağan başlayınca Bahçeşehir Green ve Muratcan Yıldızlı ile maça iyice asıldı. Yılların eskitemediği Motum imza atışları ve Göksenin isabetli üçlükleriyle Galatasaray’ı sırtlayan oyuncular olurken, maç iyice ‘bir sizden, bir bizden, atan kazanır’ havasına büründü. İsmet Akpınar bekleneni veremezken, konuk Bahçeşehir Koleji doğru atışları bulamadı. Son kaos çeyreğinde Bahçeşehir, rakibinin Jordan Crawford ve Pierre Jackson’la şova dönüştürdüğü maç sonunu bitirme deneyiminin üstesinden gelemedi ve sahadan mağlup ayrılarak üst üste dördüncü yenilgisini aldı.

BÜYÜK YIKIM OLUR

Başkanlık seçimleri yaklaşan Galatasaray’ın yıllardır öğüt verdiğimiz ‘şubeye bağımsız başkan’ formülünü artık bu yıl hayata geçirmesi dilerim. İsim haklarının verilerek Galatasaray isminin önüne marka logosu gelmesinden daha büyük yıkımdır ‘küme düştüler’ damgası yemek.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/rj__tOMDX7M" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

250 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Kardeş payı yaptılar

Keşke iki takımımız da 4’lü finale kalabilseydi.

Birlikte yıllardır Avrupa parkelerinin dumanını atan perilerimizin ayak seslerini özlemişiz. En son 2017’de final oynayan Fenerbahçe yıllar sonra Salamanca’da yapılan Euroleague çeyrek final ikinci maçına ezeli rakibi Galatasaray karşısında ilk maçta sağladığı 17 sayı farklı avantajla başladı ama avantajın yanına galibiyet ekleyemedi.

FORMANIN HAKKINI VERDiLER

Erkek takımları küme düşme eşiğinde olan Galatasaray kadınları ise şube yönetiminin başta koç seçimi olmak üzere yapageldikleri sarmal hatalara aldırmadan formanın hakkını vermek için direnç koyup maçı aldılar ezeli rakipten.. İlk maçı takımı adına rekor kıran Alina Iagupova ve Stokes takımlarını sürüklerken Galatasaray Russell ve arkadaşları ile 2.çeyrekteki etkin oyunuyla soyunma odasına başa baş gitti.

GEREKSiZ TELAŞ YAPTILAR

İlk maçın 2. yarısında fark atan F. Bahçe gereksiz yere cebindeki farkı koruma stresini girerek momentumu elinde kaçırdı. Whitcomb, Prince ve Steinberga’nın performansları maçı G.Saray’a kazandırırken, daha az yabancı ile oynayacağı ligimiz şampiyonluğu için iddialarını artırdı. Geceyi ‘galiptir bu yolda mağlup’ şeklinde kapatan F.Bahçe’nin yarı finaldeki rakibi Ekaterinburg. Alba Torrens, Courtney Vanderdsloot gibi yolu bizden geçmiş asları Eksterinburg’un. Zor maç olacak ama bizim de iyi gecemize denk gelirse geçen yıl finaller oynamadığı için açık kalan hesabı kapatabiliriz.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/rj__tOMDX7M" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

250 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Efes otomatiğe bağladı

Lacivert beyazlılar ilk 4 yolunda kararlı bir şekilde yürüyor.

Maç başı 82 sayı ve 20 asist ortalamalarıyla Euroleague’in hücum efendisi olan Anadolu Efes, sert savunmasıyla da yüksek tempolu ve sete set yarı saha basketbolu oynayan takımlara karşı oyun tarzını kabul ettirmiş durumda. Lacivert beyazlılar adeta otomatiğe bağlamış bir şekilde ilk 4’e doğru yolculuklarını kararlı bir şekilde sürdürüyor.

Diğer taraftan rakip Valencia hiçte yabana atılacak bir takım değildi. İstanbul’a önemli rakipleri yenerek gelen, moralli ve skoru paylaşmasını iyi bilen bir takım. Valencia’nın maçın başındaki fazla yüzdeli üçlükleriyle geriye düşen Efes, her geçen maç daha da uzayan Sertaç Şanlı’nın olağanüstü performansı (20 sayı ile kariyer rekoru) ve Rodrigue Beaubois’ın şahane isabetleriyle devre bitmeden skoru yakaladı.

KÖŞE KAPMACA

Bu sezon Euroleague’de bütün takımlar topsuz taraftaki köşeye keskin nişancısını bırakıyor, o da ayağını kurup boş atış için topun kendine savrulmasını bekliyor.

Çok yaratıcı (!) bu taktik dün akşam Simon ve Singleton’un isabetleri dışında fazla yaramadı. Valencia pota altına Williams ve Dubljevic’le yüklenince ikinci yarı başında sıkıntı yaşadık. Ancak opsiyonları zengin Anadolu Efes, “Nasıl olsa bir yolunu bulurlar” şeklindeki inancımızı boşa çıkarmadı. Camı kırıp Shane Larkin kartını oynadı Ergin Ataman. Son çeyrekte maçın pasını alan, en iyi akşamında olmadığında bile maç almasını bilen Efes, geçen seneki açık hesabı kapatacak gibi görünüyor.

<iframe width="727" height="422" src="https://www.youtube.com/embed/UnTNEsLXXBY" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

250 TL'ye varan "Hoş geldin bonusu" sadece Misli.com'da! Hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Fazla atan kazandı!

Yapma ya demeyin!.. Netice anonsu değil bu, tamamen maçın kritiği, püf noktası...

“Atamayan kaybetti” de diyebilirdim. Dışardan üçlük sıkarak skor arayan iki takımdan Fenerbahçe, takım kimyasına daha uygun düşen geçiş oyunlarıyla oyunu temposunu artırmak yerine, sete set yarı saha basketbolu oynayarak top kullanım sayısında cimri davrandı. Anadolu Efes ise kaçırdığına aldırmadan, açık alan basketboluyla fazla top kullanıp sürümden kazandı.

 

KISALAR SAYESİNDE

Sezonun önemli bölümünde 75 sayıda kaldığı maçları kaybeden Fenerbahçe, bir kâbusa dönüşen bu durumu Guduric’in gelişiyle aşmış ve üst üste 10 maçını kazanmıştı. İşte Efes dün rakibini 74 sayıda tutup, o kâbusu yeniden hatırlattı. Guduric ise gecenin suskun adamıydı. Farsça’da ‘sayende’, ‘senin gölgende, senin yardımınla’ anlamına gelir. Anadolu Efes çok önemli bir maçını daha dış adamları sayesinde kazandı. İki takım da ağırlıklı olarak kısalar üzerinden oynadı. (Larkin veya kariyer rekoru kıran Micic)-Simon- Beaubois ile De Colo-Guduri-ulanovas 3’e 3 maç yaptılar adeta. Bu kompozisyonda uzunları Sertaç ve Dunston’u biraz daha iyi kullanan taraf avantaj sağladı.

FENERBAHÇE DEMiR DÖVDÜ

Fenerbahçe ilk yarıda 9’da1 üçlükle demir dövüp top kaybederken, saha içi paylaşımını iyi yapan Anadolu Efes maç başı atağıyla farkı 20 sayıya kadar çıkardı ve soyunma odasına 53-39 üstünlükle gitti. İkinci yarıda da Efes, toplamda 25’te 15 üçlük atıp kaçışını sürdürürken, nando De Colo karşılık vererek kovalamacayı sürdürmeye çalıştı ama nafile, akşam Efes’in olmuştu bir kere.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/Q5EgmoYwkE4" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku